Bu maddedeki yazılar yalnızca bilgi verme amaçlıdır. Yazılanlar, hekim uyarısı ya da uzman önerisi değildir. Myom rahimin kendisi...
Bu maddedeki yazılar yalnızca bilgi verme amaçlıdır. Yazılanlar, hekim uyarısı ya da uzman önerisi değildir.
Myom rahimin kendisinin ya da damarlarının düz kaslarından ya da içindeki bağdokusundan, gelişen, doğurganlık çağındaki bayanların ortalama 2/5'inde görülen iyi huylu bir tümördür. Ençok 40 ve 50'li yaş gruplarındaki hanımlarda izlenmektedir. Çocuk istemi olan hanımlarda myom bulunması daha hususi ve dikkatli takip edeni gerektiren bir durumdur.
Risk faktörleri nedir ?
Myomların oluşması için türlü risk faktörleri araştırılmıştır. En mühim risk faktörleri; asla doğum yapmamış olmak, yumurtlamanın olmamasına bağlı olarak gelişen karşılanmamış östrojen yapımı, şişmanlık ve ırktır. İdeal vücut ağırlığının üstündeki her 10 kilogram için risk %10 çoğalmaktadır. Ak hanımlarda siyah ırka nazaran ortalama 4 kat daha sık görülmektedir. Myomu olan hastalarda çoğu zaman ailenin başka hanımlarında da miyom vardır.Bu da myomların gelişiminde bir takım kalıtsal faktörlerin rol oynamasına bağlıdır. Bir takım çalışmalarda myomu olan hanımlarda bir takım kromozomlardaki kırılmaların daha sık görüldüğü belirlenmiştir. Rahimde myom gelişimi riskini azaltan en mühim unsur ise doğum denetim hapı kullanımıdır.
Myom sebepleri nedir ?
Myom gelişimini başlatan faktörler hemen hemen kati olarak bilinmemektedir. Myom gelişimi ile hormonların bağlantısı bulunduğunu gösteren kanıtlar vardır :
1-Erişkinlik öncesi myom gelişimi çok nadirdir.
2-En sık rastlandığı dönem yumurtlamanın bozulmuş olduğu, östrojen üretiminin karşılanmadığı menopoz öncesi 40'lı yaşlardır.
3-Menopozdan sonrasında myomların büyümeleri durur ya da geriler.
4-Myomlara östrojen fazlalığına bağlı olarak gelişen başka hastalıklar şu demek oluyor ki yumurtlama bozuklukları, hiperplazi (rahim iç duvarının kalınlaşması) ve polipler birlikte rol alır.
5-Myomlar kadınlık hormonlarından progesteronun yüksek olduğu gebelik döneminde süratli büyürler.
6-Kadınlık hormonlarını baskılayan ve sanki menopoza benzer vaziyet yaratan ilaçlar myomları küçültür.
Myom türleri nedir ?
Myomlar rahimin değişik bölgelerinde bulunabilir. Rahimi tamamen büyüten myomlar olduğu şeklinde, rahim boşluğuna uzanan myomlar (submüköz myom), rahim duvarı dışına uzanan myomlar (subseröz myom) ve hem rahim duvarını kalınlaştıran hem de rahim boşluğuna doğru uzanan myomlar (intramural myom) gelişebilir. Bir takım hastalarda tek bir myom mevcutken bazılarında çok sayıda myom görülebilir. Myomlar çok büyük çaplara ulaşabilir ve bir takım durumlarda göbeğe kadar uzanan büyüklükte bir ur oluşturacak kadar büyürler. Rahim boşluğuna doğru gelişen myomlar rahim yüzeyini arttırdıkları ve düzensiz rahim duvarı dökülmelerine yol açtıkları için sayı (regl) kanamalarının artması, uzaması ya da düzensiz kanamalar olması şeklinde emare verebilirler. Myomların süratli büyümesi durumunda myomların damarları ile beslenmesi bozulur ve myomlarda dejeneratif değişimler ortaya çıkar. Bu dejeneratif değişimler kendini bilhassa ağrı-sancı ile ortaya çıkarır. Bir takım myomlar rahim duvarına ince bir sap ile bağlıdırlar ve bu sapın kendi çevresinde dönmesi (torsiyon) sebebiyle beslenmeleri bozulur ve ağrı-sancı şikayeti ve hatta daha ileri hallerde acil hastaneye başvurmayı gerektirecek emareler verebilirler. Rahim boşluğundan gelişen bir takım myomlar ise rahim ağzını geçerek hazneye (vajene) doğru uzanırlar (vajene doğmuş myom).
Myomlarda görülen emare ve şikayetler nedir ?
Düzgüsel hanım doğum muayenesinde myom tesbit edilen hastaların derhal endişelenmeleri ve korkulara kapılmaları gereksizdir. Hanımlarda oldukça sık görülen myomlar devamlı bir emare vermeyebilir. Myomu olan bayanların yalnız %20-30'unda myoma bağlı şikayetler ortaya çıkar. Bundan dolayı tüm myomların tedavi edilmesi gerekmemektedir, myomların çoğunda tertipli aralıklarla 6-12 ayda bir bayan doğum kontrollerinin yapılması yeterlidir.
Myom tedavisi iyi mi yapılır ?
Myomların klasik tedavisi cerrahi olarak çıkarılmalarıdır. Ama bu klasik tarif son zamanlarda (myoma bağlanan ve tıbbi yolla ilaç ve başka ameliyat haricinde kalan yöntemlerle düzeltilemeyen) yakınması olmayan hastaların ameliyat edilmemesi şeklinde özetlenmektedir.
Klasik olarak hemen aşağıdaki durumlarda myomların tedavisi gerekmektedir:
1-Myoma bağlı olarak kanama, ağrı-sancı ya da mesane (idrar torbası) ya da makata baskı olması
2-Menopoza girilmesine karşın myomda gelişme
3-İdrar yollarına baskı ve idrar akışında güçlük ortaya çıkması
4-Myomun kendi sapı çevresinde dönmesi (torsiyon)
5-Myoma bağlı olarak karın boşluğunda sıvı toplanması
6-Myomda bozulmaya bağlı (dejeneratif)değişimler ile ortaya çıkan akut karın tablosu (bulantı, kusma, karında duyarlılık, gaz çıkarmada güçlük)
7-Rahim ağzından hazneye uzanan myom (vajene doğmuş myom)
8-Myomun rahimi üç aylık gebelik büyüklüğünden daha çok büyütmesi
9-Çocuk olmasına myomun engel olduğu durumlar
Gebelik ve Myom
Gebeliklerin %3'ünde gebelikle beraber myom da tesbit edildiği bildirilmektedir. Gebelikle beraber myom bulunmuş olduğu hallerde myomun büyüklüğü ve rahimde yerleşmiş olduğu yere bağlı olarak düşükler, erken doğum, eşin (plasenta) erken ayrılması, doğum sonu kanama şeklinde problemler ortaya çıkabilir. Myoma bağlı kanamalar uzun sürerse kansızlığa yol açabilir. Bir sürü myomlu kadının hastaneye geliş sebebi uzamış, artmış ya da düzensizleşmiş sayı kanamaları ve kansızlıktır. Evladı olmayan hastalarda da myomlar büyüklüğü ve yerleşim yerine nazaran (bir takım araştırma sonuçlarına nazaran rahimin herhangi bir yerindeki herhangi büyüklükteki tüm miyomlar) çocuk olmasını güçleştiren bir niçin olarak karşımıza çıkabilir.
Myom Tedavisi
Myomların tedavisi cerrahidir. Myom cerrahi tedavisi öncesinde kadınlık hormonların baskılayıp sanki bir menopoz yaratarak myom çapında küçülmeye yol açan bir takım hormonal ilaçlar kullanılabir. Bu ilaçların myomları küçültücü tesiri geçicidir, bu ilaçlar bırakıldıktan bir kaç ay sonrasında myomlar eski çaplarına dönerler. Bundan dolayı bu ilaçlar fakat cerrahi girişim öncesi bu cerrahi girişimi kolaylaştıracaksa verilebilir. Bu ilaçların menopoza ve menopozun getirmiş olduğu sorunlara (ateş basması, uykusuzluk, haznede kuruluk, kemiklerde zayıflama ve benzeri etkisinde bırakır) yol açmaları sebebi ile devamlı kullanımı mümkün değildir.
Doğurganlığın korunmak istendiği hastalarda büyük bir genellikle rahim korunarak yalnız myom çıkarılabilir (myomektomi). Bu işlem myomun yeri, büyüklüğü ve hastanın genel şartları göz önünde bulundurularak açık ameliyat ya da endoskopik yöntemler (laparoskopi) kullanılarak gerçekleştirilebilir. Çocuk olmaması sebebi ile myomlara cerrahi işlem uygulanılacak kişilerde cerrahinin getireceği yarar ile oluşturacağı yan etkisinde bırakır iyice tartışılmalı ve ameliyata ona nazaran karar verilmelidir. Myomektomi ameliyatının istenmeyen tesirleri rahim boşluğunda bozulma, yapışıklık ya da karın içi yapışıklarla tüplerin etkilenmesidir. Bundan dolayı myomu olan ve çocuk isteyen hastalarda ameliyat öncesi tetkikler titizlikle yapılmalı (ultrasonografi, ilaçlı rahim filmi-HSG) ve ameliyatın yarar getireceği durumlarda cerrahi girişime karar verilmelidir.
Doğurganlık çağını geçmiş ya da daha çok çocuk istemeyen hastalarda ve rahimin korunmasının mümkün olamayacağı ileri derecede büyük myomlarda rahimin tümüyle alınması gerekebilir. Bu işlem de çoğunlukla açık ameliyat şeklinde yapılır, uygun vakalar kapalı ameliyat (laparoskopi- endoskopi) ile gerçekleştirilir. Ameliyat öncesi hastaya myomların bölgeleri, rahimin büyüklüğü, ameliyat şekli, ameliyat sonrası görülebilecek durumlar ve ameliyat sonucu gelişebilecek ihtimaller içinde durumlar oldukça detaylı bir biçimde açıklanmalıdır. Rahimi alınan hanımlar eğer doğurganlık yaşlarında ise ve yumurtalıklarında herhangi bir anormallik yoksa yumurtalıklar ameliyat esnasında alınmaz ve bu hastalarda ameliyat sonrası menopoz emareleri ortaya çıkmaz. Hastalara ameliyat sonrasında da meydana getirilen ameliyat ve ameliyat sonrası iyi mi bir takip planlandığı detaylı bir şekilde açıklanmalıdır. Rahimin alınması ameliyatı (histerektomi) yalnız doğurganlığı sonlandıran bir işlemdir, hastanın cinsel yaşamını sürdürmesine engel olmaz.
Myomu hanım doğum muayenesi esnasında tesbit edilen herhangi bir şikayeti olmayan ve doktorları tarafınca herhangi bir tedavi önerilmeyen hastaların endişelenmesine gerek kalmamıştır. Bu hastaların aslen tüm bayanların da uygulaması gerektiği şeklinde 6-12 ay aralıklarla tertipli bir biçimde hanım doğum muayenelerini yaptırmaları gerekmektedir. Hastaların çoğunda myomların vakit içinde fena bir hastalığa dönüşeceğine dair korkular vardır. Myomlarda kanser gelişimi (leomyosarkom) oldukça az (1000'de 1-3 cıvarında) bir ihtimaldir, bundan dolayı tüm myomların ameliyatla alınmasına gerek kalmamıştır. Hanımlarda oldukça sık görülen bir hastalık olması sebebi ile bayanların myomlarla ilgili emarelere dikkat etmeleri ve tertipli kontrolleri gereklidir.
Özet olarak ;
Myom emareleri:
· Düzensiz ya da çok fazla kanama ve buna bağlı kansızlık
· Karında kitle
· Ağrı-sancı ve komşu organ hastalıkları ( Mesane ve kalınca bağırsak alışkanlıklarının değişmesi, sık idrar ,kabızlık vb)
· Kısırlık, gebelik kaybı şeklinde doğurganlığın etkilendiği durumlar
· Myomun bozulmasına (dejenere olmasına) bağlı birdenbire ağrı-sancı vb yakınmalarıdır.
Myomun Tedavi Seçenekleri;
Myomda tedavi ne olursa olsun kişiselleştirilmelidir. Menapoza girecek bir bayan dahi rahminin korunmasını (risklerini bilerek ) isteyebilir ya da hemen hemen doğurganlık çağındaki bir bayan yine ameliyat olabilme riskini göze almayıp tüm rahmin çıkarılmasını isteyebilir.
· Cerrahi
-Açık
-Endoskopik( Laparoskopi ve Histeroskopi)
* Tüm rahim çıkarılabilir (TAH ya da LAVH)
* Yalnız myom çıkarılabilir (Myomektomi)
· İlaçla Tedavi (geçici küçülme ve düzelme sağlamasına karşın hususi durumlarda kullanılabilir.)
- GnRH analogları (geçici menapoz)
- Progesteron türevleri
- Levonorgesterol içeren rahim içi aletler ile kanamanın azaltılarak operasyon ihtiyacının azaltılması
· Başka: Bu yöntemlerden bir bölümü araştırma aşmasında olup gelecekte daha sık ve kolay uygulanabilecekleri düşünülmektedir;
- Myom damarlarının tıkanarak ya da yakılarak myomun küçültülmesi ya da şikayetlerin düzeltilmesi (selektif uteri arter embolizasyonu)
- Endoskopik yöntemlerle myom içinne girilerek elektrik akımı ile yakarak (elektromyolizis) ya da dondurularak (kriomyolizis) myomun yok edilmesi.
Alıntıdır-
Tabii yöntemlerle miyom tedavi edilir mi?
Miyom Hastalığı
Kanserleşme olasılığı oldukça az olması sebebiyle “iyi huylu†olarak kabul edilmesine karşın miyomlar, bayanların korkulu rüyası. Miyomlar bilhassa hamilelik yaşayan anne adaylarında daha sık görülür. Hamilelik döneminde meydana getirilen ültrason muayenelerinde her 100 hanımdan dördünce miyoma rastlanır. Peki, “iyi huylu “ olarak malum miyomlar karşısında ne yapmak gerekir?
Miyom, bir hastalık mıdır?
Miyomlar, rahimden lanan ve kanser olmayan iyi huylu tümörlerdir. Rahim bir kas kütlesidir ve bu kas dokusundan çıkan tümörlere miyom ismini vermekteyiz. Rahimde bu kas hacmi doğa tarafınca doğum esnasında kasılıp, evladı rahimden dışarı atmak için gereklidir.
Kimlerde miyom vardır?
Miyomlar hanım hastalıklarının en sık olanlarından biridir. Tahminlere nazaran tüm bayanların yüzde 20'sinde ve 35 yaş üstü bayanların yüzde 40'ında miyom mevcuttur. Bunların büyük çoğunluğunda hastanın hiçbir şikâyeti yoktur ve yalnız elle muayenede ya da ültrason muayenesinde ortaya çıkarlar.
Miyomlar, iyi mi karşımıza çıkar?
Miyomlar rahimden çıktıkları vakit ya rahmin dışına doğru büyürler ya da rahmin duvarının içinde bırakılırlar ya da da rahmin içine şu demek oluyor ki sayı olunan, kanayan rahim içi boşluğuna doğru büyürler. Bu miyom tiplerinden rahmin dışına doğru büyüyeni çoğu zaman pek şikâyet vermez fakat çok büyük oldukları vakit anlaşılabilirler. Rahmin içine doğru büyüyenler ise çok küçükken dahi sayı kanama düzensizlikleri yaratarak hastayı uyarırlar. Rahim duvarı içinde kalanlar ise sayı esnasında şiddetli ağrılara yol açabilirler.
Miyomların ne şeklinde emareleri vardır?
Miyomlarda idrar torbasına baskı olabilir ve idrar sıklığı şikâyeti olabilir. En sık rastlanılan şikâyet ise sayı kanamalarının artması ve uzamasıdır. İki sayı arası fazladan kanamalar çoğu zaman miyomlarda pek görülmez. Miyomların yarattığı bu kronik uzayan sayı kanamalarından dolayı çoğu zaman hastalarda kansızlık şartları mevcuttur. Miyomlar bununla birlikte kasık ağrıları-sancıları, ilişki esnasında ağrı-sancı, sayı esnasında ağrı-sancı ve sürekli bel ve ön bölge ağrısı-sancısı şeklinde şikâyetlere de yol açabilirler. Ama gene unutulmamalıdır ki miyomların ortalama yüzde 50'sinin çoğunda hastanın hiçbir şikâyeti yoktur ve tesadüfen bulunurlar.
Miyom tanısı iyi mi konur?
Miyomların kati bir oluşum sebebi yoktur. Ama çoğu zaman aileseldirler şu demek oluyor ki miyomu olan bir kadının annesinde, kardeşinde ya da anneannesinde miyom olma şansı yüksektir. Miyomlar çoğu zaman iyi huylu tümörler demiştik. Nadiren hızla büyüyen ve ağrı-sancı uyandıran bir takım miyomlarda kanserleşme riski fazla görülmüştür. Ama tüm miyomları düşünürsek miyomlardan kanser olma şansı yüzde 5'in daha altındadır ve bundan dolayı miyomlara yaklaşım çoğu zaman bunların kanserle ilgisi yokmuş gibidir.
Miyomun büyümesi mümkün mü?
Miyomların büyümesi kadınlık hormonu diye adlandırdığımız östrojenlerle beraber olur. Doğrusu vücutta östrojenin arttığı durumlarda mesela tüp bebek tedavilerinde ya da gebeliklerde miyomlar büyür, östrojenin azaldığı durumlarda da mesela menopoz sonrası küçülür ve büyümeleri durur. Bu nedenle miyomlu hastalara çoğu zaman östrojen içeren tedaviler verilmemektedir.
Gebelerde miyoma rastlanırsa iyi mi bir yol izleniyor?
Hamile hasta doktora ilk kez gittiğinde bir miyom bulunursa miyomun yeri, büyüklüğü ve geçmişte yapmış olduğu şikâyetlerle ilgili olarak gebeliğin devam edip, etmemesine karar verilir. Miyomlar gebelikte büyüyebilirler ve bu gelişme hususi bir takım durumlarda çok fazla hale gelmiş olarak, miyomun içindeki dokuların hayatını kaybetmesine yol açabilir.
Miyom büyümüş ise bu vaziyet hamile için riskli mi?
Evet, süratli büyüyen miyom, kan damarları besleyememektedir. Bu vaziyet aynı kalpteki kalp krizi ağrısı-sancısı şeklinde rahimde de ağrı-sancı yaratabilir ve hastalar ara sıra bu şekilde şiddetli ağrılarla gebelik esnasında hastaneye başvurabilirler. Miyomun dejenerasyonu (bozulması) diye adlandırdığımız bu vakada çoğu zaman tıbbi yaklaşımla çözmek mümkündür. Nadiren gebelik esnasında ameliyat gerekir ki bu durumda da erken doğum ve az riski ameliyattan dolayı artmıştır. Bu sebeple gebelikte miyomlara mümkün olmasıyla birlikte dokunulmamalıdır ve takip edilmelidir.
Her gebede miyom emareleri aynı mıdır?
Gebelikte miyomların yüzde 80'inde bir değişiklik gözlenmez. Bu anlattığımız şikâyetler yüzde10'undan daha az bir grupta oluşur. Bu sebeple bir gebede miyom görüldüğü vakit hiçbir şikâyet yokken gebeliği sonlandırmak lüzumlu değildir.
Miyom, kısırlığa niçin olur mu?
Miyomlarla kısırlık içinde bir bağlantı devamlı olarak tartışılmaktadır. Bizler tüp bebek uzmanları olarak bu mevzuda bilhassa çok geniş araştırma ve emek harcamalar yapmış bulunmaktayız. Günümüzde varılan nokta şudur ki: “Miyomlar çoğu zaman kısırlığa niçin olmazlar.†Ama miyomlar, rahmin bebeğin büyüyeceği iç boşluğunun şeklini değiştirecek bir haldeyse ve hastada da çocuk sahibi olamama problemi var ise bu gibi miyomların rahmin içine aşağıdan girilerek, ‘operatif histereskopi' denilen bir yöntemle kesilip, alınmaları gebelik şansını arttırmakta, az şansını azalmaktadır. Bu vaziyet bilhassa tüp bebek yaptırmak isteyen hastalarda önemlidir ve bu hastalarda rahmin içine doğru büyüyen miyomların alınması bir kaide haline gelmiştir.
Miyomun alınması koşul mıdır?
Rahim duvarının içinde olan ya da rahim dışına doğru büyüyenlerde, miyomun boyu 5 santimetre'in üstünde ise gene bu miyomların alınması önerilmektedir. Fakat dediğimiz şeklinde bu vaziyet fakat çocuk sahibi olmakta güçlük çeken şu demek oluyor ki infertilite (kısırlık) dediğimiz olgular için geçerlidir.
Miyomların, küçülme ya da kaybolma ihtimali var mı?
Miyomların östrojenlerle büyüdüğünü söylemiştik. Bu nedenle östrojenin az olduğu menopoz sonrası yıllarda miyomlar küçülmekte ve geriye kalan bir mesele teşkil etmemektedirler. Bu sebeple menopoza çok az kalmış insanlardaki miyomlarda şikâyet olsa dahi bir süre bekleyerek menopozun gelmesini beklemek ve ondan sonrasında bunun küçülmesini seyretmek daha doğru bir yaklaşım olarak görülmektedir.
Miyomun tedavisi nedir?
Bir süre önce de bahsettiğim şeklinde miyomların yüzde 50'sinin çoğunda bir şikâyet yoktur. Kısırlık, şiddetli sayı kanaması, uzayan sayı kanamaları, idrar sıklığı ya da kasık ağrıları-sancıları yoksa hiçbir şey yapmamıza gerek kalmamıştır ve bu tarz şeyleri 6 ayda bir takip etmemiz yeterlidir.
Kimler için miyom ameliyatı zorunludur?
Premenopoz dediğimiz yıllarda büyümekte olan miyomlarda büyük bölümü kez menopoza ulaşamadan hastanın şikâyetleri ve kanamaları çok arttığı için ameliyat lüzumlu olmaktadır. Ama miyomların büyüklüğü 7-8 santimetre'e geldiği vakit ise hiçbir şikâyet vermeseler de alınmalarında yarar vardır. Bununla birlikte süratli büyüyen miyomlarda ender de olsa kanserleşme riski olduğundan bunların da alınmasına sıcak bakmaktayız.
Bunun haricinde kısırlık problemi olanlarda rahmin içine doğru büyüyen miyomların alınması ve 5 santimetre üstündeki miyomların da çıkartılmasında yarar görülmektedir.
Miyom, rahimde bir ya da daha çok mıdır?
Miyomlar çoğu zaman aniden çok olur ve miyom ameliyatı esnasında hekimin bu tarz şeyleri tek tek alması uzun, zor ve kanamalı bir iş olmakla beraber tabiî ki rahmin korunması ihtiyaç duyulan durumlarda yapılmalıdır. Ben kendi pratiğimde aynı hastadan 40 tane miyom çıkarttığımı bilirim. Bu nedenle menopoz öncesi yıllarda ki hastaların miyomlarında çoğu zaman yalnız miyomların alınması kafi bir tedavidir. Ama ailesel bir mesele olan miyomların alınması durumunda gelecekte yine yeni miyomların çıkma şansının ve hastanın bundan dolayı ameliyat olma şansının da yüzde 20'lerde bulunduğunu vurgulamakta yarar vardır.
Bir takım durumlarda rahmin alınması da gerekiyor mu?
Bu mevzuda kimi zaman son kararın hastaya bırakılmasını tavsiye ederim. Bir takım hastalar rahimlerinin alınmasını tercih etmekte yeni ameliyat ihtimallerini göze alabilmek istememektedirler. Ama hasta ailesini tamamlamış ve menopoza da az seneler kalmışsa miyomların değildir de rahminin alınması daha doğru bir yaklaşım olarak görülmektedir. Menopoz sonrası miyomlarda ise herhangi bir değişme yoksa ameliyat lüzumlu değildir.
Prof. Dr. Teksen Çamlıbel
Miyom (Myoma Uteri, Fibromyoma, Fibroid)

Myomlar rahim ve rahim ağzında görülen düzgüsel dışı düz kas dokusu büyümeleridir. Myomlar rahimde, myometriumda (kas tabakası) bulunan düz kas hücrelerinin anormal büyümesi ile oluşur. Büyük bölümü vakit aniden fazla sayıda myom olur.
Myomlar her dört ila beş hanımdan bir tanesinde görülür. Çoğu zaman 30-40 yaşlarında görülen myomlar, menapoz sonrasında küçülür. Myomlar genellikle tedavi gerektirmez.
Kimi zaman çok fazla kanama, ağrı-sancı, tazyik hissi, kısırlık, az ve erken doğuma yol açabilir. Myomların cerrahi yolla giderilmesi bu problemleri ortadan kaldırır.
Sebepleri
Artmış östrojen düzeyi
Myomların kati sebebi bilinmemekle birlikte, östrojenin (kadınlık hormonu) myomların büyümesine yol açmış olduğu düşünülmektedir.
Gebelik esnasında daha çok östrojen salındığından myomlarda gelişme görülür. Menapoz döneminde ise östrojen düzeyi azalır ve myomlarda küçülme görülür.
Kalıtım
Ailesinde bilhassa anne ve anneannesinde myom olan kişilerde myom gelişme şansı fazladır.
Myom tipleri
Myomlar çoğu zaman rahimde, nadirende rahim boynunda görülür. Myomlar subseröz (rahimin dış tabakasında), intramural (rahimin orta tabakasında) ve submüköz (rahimin iç tabakasında) olabilir.
Bulgular
Pek çok myom asla bulgu vermez. Hastaların üçte birinde anormal vajinal kanama, tazyik hissi, kasık ağrısı-sancısı yakınmaları vardır.
Anormal Kanama
Anormal kanama myomu olan hastalarda en fazla görülen yakınmadır. Büyük myomlar rahim içinde sayı döneminde dökülen yüzeyi arttırdıkları için fazla ve uzun devam eden sayı kanamasına niçin olurlar.
Myomların endometriuma (rahimin iç tabakasına) bası yapmasından dolayıda kanamalar görülür. Anormal kanama rahim kanseri şeklinde nedenlerden de oluşabileceği için hastalara ayrıntılı araştırma yapılmalıdır.
Ağrı-sancı
Myomlar hızla büyümeye başladığında, kan akımı yetersiz kalır ve dejenere olarak yok olurlar. Bu gelişme kramp tarzında hissedilen ağrıya niçin olur.
Baskıya bağlı yakınmalar
Büyük myomlar mesane (idrar torbası), üreter (idrar yolu) ve rektum (makat) şeklinde organlara bası yaparak türlü yakınmalara niçin olur. Azalan mesane kapasitesine bağlı olarak idrara sık gitme yakınması olur.
Eğer myoma bağlı bası düzeltilmezse böbrekler zarar görebilir. Rahimin alt bölgesindeki myomlar kalınca barsaklar ve rektuma bası yapar. Böylelikle barsak hareketleri güçleşir, kabızlık ve hemoroidler (basur) oluşabilir.
Myomlar ve kısırlık
Rahim içinde bulunan myomlar kısırlığa niçin olabilir. Kısır hastaların yüzde 2-3 ünde kısırlık sebebi myomlardır.
Myomlar endometriumda (rahimin iç tabakası) değişikliklere niçin olduğundan, döllenen yumurtaların rahme tutunmasını engelleyebilir. Bunun ötesinde Fallop tüplerine bası yaparak, spermin yumurtaya erişmesini ve dolayısı ile döllenmeyi engeller.
Myomlar çıkarıldıktan sonrasında elde edilmiş gebelik oranları hasta yaşı, gebeliğe engel olan başka sebeplerin bulunmasına, yumurtlama durumuna ve tüplerin durumuna bağlı olmasına karşın çoğu zaman yüksektir.
Myomlar ve az
Myomu olan hanımlarda az oranları %40 şeklinde yüksek oranlarda olabilir. Döllenme ve döllenen embryoların rahme tutunması gerçekleşse dahi gebelikte artan östrojene (kadınlık hormonu) bağlı olarak dahada büyüyen myomlar düşüklere neden olur.
Endometrial doku ve rahmin kanlanmasındaki değişikliklerde erken düşüklere niçin olur. Myomlar bununla birlikte erken doğumada niçin olabilir. Myomların cerrahi ile çıkarılmasından sonrasında, evvel myoma bağlı az meydana getiren hastaların yüzde 80'i sıhhatli çocuk sahibi olur.
Myomlar ve kanser
Myomu olan hastarda kanser gelişme riski (1/10000) onbinde birdir. Bilhassa menapozdan sonrasında myomlarda birdenbire gelişme görülmesi kanser şüphesini doğurur. Bu şekilde durumlarda rahim çıkarılmalıdır.
Tanı
Rahat jinekolojik muayene ile myomların tanısı konulabilir. Myomlar erken gebelik, yumurtalık tümörleri ve barsak tümörleri ile karışabildiğinden hastalara ne olursa olsun ayrıntılı araştırma yapılmalıdır.
Myomların tanısında hemen aşağıdaki yöntemler kullanılır. Ultrason yüksek frekanstaki ses dalgalarını kullanarak üreme organlarının görüntülenmesini sağlar.
Fakat myomlar 1 santimetre'den ufak ya da çok büyük ise ultrason ile araştırma sıhhatli netice vermeyebilir.
Bilgisayarlı Tomografi ile rahmin üç boyutlu görüntüsü elde edilir, myomların tanısında bu yönteme çoğu zaman gerek duyulmaz.
Magnetik Rezonans myomların tanısında nadiren başvurulan bu yöntem myomun büyüklüğü ve yeri hakkında düşünce verir.
Histerosalpingografi (HSG-rahim filmi) ismi verilen araştırma ile rahim ve fallop tüplerine verilen hususi bir boya ile bu yapılar değerlendirilir.
Rahim ve tüplerdeki anormalliklerin tanısına olanak veren bu yöntem ile myomlarında tanısı konur.
Diagnostik Histeroskopi incelemesinde histeroskop denen teleskopik aygıt ile rahim içi değerlendirilir. Lokal anestezi altında uygulanabilen bu yöntem ile bununla birlikte myomlar çıkartılabilir.
Diagnostik Laparoskopi ile myomların tanısı konur, ve tedavisi yapılabilir. Karından laporoskop denilen teleskopik aygıt ile girilerek pelvik yapılar değerlendirilir. Genel anestezi altında meydana getirilen işlem esnasında histeroskopide uygulanabilir.
Tedavi
Tertipli Takip
Tüm myomların cerrahi ile çıkarılmasına gerek kalmamıştır. Ağrı-sancı, tazyik hissi, düzensiz ve çok fazla kanama yakınmaları olmayan hastaların tertipli kontrolleri yapılarak myom boyutları takip edilir. İleride gebelik düşünen hastalar ya da menapoza girecek hastalar böyle takip edilir.
Cerrahi
Yakınmalara neden olan ve hızla büyüyen myomlar cerrahi olarak çıkarılmalıdır. Rahim bırakılarak yalnız myomların çıkarıldığı ameliyatlara myomektomi denir. Myomun yeri ve büyüklüğü cerrahi işlemin tipini belirler.
Cerrahi Histeroskopi
Rahimde yerleşen myomlar cerrahi histeroskopi ilede çıkarılabilir. Rahme yerleştirilen histeroskop ile yalnız rahim içinde yerleşen myomlar çıkarılır. İşlem kolaydır ve komplikasyon ender görülür.
Cerrahi Laparoskopi
Cerrahi laparoskopi rahimin dış duvarında yerleşen myomların çıkarılması için uygulanabilir. İnce bir kesiden laporoskop ile karın içine girilir, ve myomlar çıkarılır. Hastalar çoğu zaman iki gün içinde iyileşir.
Laparatomi
Myomlar çok büyük ya da çok sayıda ise başka yöntemelere nazaran daha büyük bir girişim olan laparatomi uygulanabilir. Hastanın cerrahiden sonrasında iyileşmesi dört ila altı haftayı bulur. Laparotomi geçiren hastalar ileride doğum yaparlarsa sezeryan yapılması gerekebilir.
Myomların çikarılması için uygulanan işlemlerin riskleri
Myomektomi esnasında dikkat edilmesi gerekenler; kanamanın minimal düzeyde olması ve ileride kısırlığa yol açabilecek yapışıklıkların oluşmamasıdır.
Myomektomi sonrasında bir takım hastalarda yine myom oluşabilir ve ileriki yıllarda histerektomi (rahimin alınması) gerekebilir.
Histerektomi
Hızla büyüyen ve yakınmalara neden olan myomları olan, ileride gebelik düşünmeyen hastalara histerektomi (rahmin alınması) uygulanabilir.
Myomların Tıbbi Tedavisi
GnRH analogları diye adlandırılan bir grup ilaç myomların boyutlarını küçültmek için kullanılabilir. Bu ilaçlar uzun soluklu kullanıldığında kemik yitirilmesine neden olur.
Bu ilaçlar cerrahi öncesinde myomları küçültmek için kullanılabilir. Menapoz benzeri yan etkisinde bırakır oluşturan bu ilaçlar sıcak basması, vajinal kuruluk ve kemik yitirilmesine niçin olur.
Myomların dondurulması: Krioterapi
Yale üniversitesi Hanım Hastalıkları ve Doğum Kısımı'nün yaptıkları bir çalışmada myomların geriye kalan ameliyatla alınmasının lüzumlu olmadığı, dondurularak tedavi edilebilecekleri yayınlandı. Amerikan üreme Sağlığının 1996 senesinde Bostonda meydana getirilen toplantısında bu calışmanın ilk neticeleri bildiri edildi.
Bu tedavide myom üstüne hususi bir prob ile ulaşılarak -196 C soğukluktaki bir sıvı nitrojen membaı ile myomlar dondurulabiliyor ve canlılıklarına son verilerek ufalmaları sağlanabiliyor. Bu tedavi yardımıyla myomların ameliyatla alınmalarına gerek kalmıyor, kan kaybı ve disiplinli ameliyat riskleri ve ameliyat sonrası yapışıklıklar şeklinde komplikasyonlardan kaçınılmış oluyor.
Bu çabalama halen devam etmekte. Aynı hekimler ile Cincinati'de düzenlenen 1997'deki senelik kongrede yine bu mevzuyu münakaşa imkanı bulduk ve çalışmalararının devam etmekte bulunduğunu, bir süre sonrasında tamamlanacağını ve sonuçlarının çok başarı göstermiş bulunduğunu öğrendik. Bakarsınız yakın bir gelecekte myomlarım ameliyatla iyi mi alınacağından çok, iyi mi dondurulabileceğini tartışacağız.
Bu maddedeki yazılar yalnızca bilgi verme amaçlıdır. Yazılanlar, hekim uyarısı ya da uzman önerisi değildir.
Myomlar rahim ve rahim ağzında görülen düzgüsel dışı düz kas dokusu büyümeleridir. Myomlar rahimde, myometriumda (kas tabakası) bulunan düz kas hücrelerinin anormal büyümesi ile oluşur. Büyük bölümü vakit aniden fazla sayıda myom olur.
Myomlar her dört ila beş hanımdan bir tanesinde görülür. Çoğu zaman 30-40 yaşlarında görülen myomlar, menapoz sonrasında küçülür. Myomlar genellikle tedavi gerektirmez.
Kimi zaman çok fazla kanama, ağrı-sancı, tazyik hissi, kısırlık, az ve erken doğuma yol açabilir. Myomların cerrahi yolla giderilmesi bu problemleri ortadan kaldırır.
Sebepleri
Artmış östrojen düzeyi
Myomların kati sebebi bilinmemekle birlikte, östrojenin (kadınlık hormonu) myomların büyümesine yol açmış olduğu düşünülmektedir.
Gebelik esnasında daha çok östrojen salındığından myomlarda gelişme görülür. Menapoz döneminde ise östrojen düzeyi azalır ve myomlarda küçülme görülür.
Kalıtım
Ailesinde bilhassa anne ve anneannesinde myom olan kişilerde myom gelişme şansı fazladır.
Myom tipleri
Myomlar çoğu zaman rahimde, nadirende rahim boynunda görülür. Myomlar subseröz (rahimin dış tabakasında), intramural (rahimin orta tabakasında) ve submüköz (rahimin iç tabakasında) olabilir.
Bulgular
Pek çok myom asla bulgu vermez. Hastaların üçte birinde anormal vajinal kanama, tazyik hissi, kasık ağrısı-sancısı yakınmaları vardır.
Anormal Kanama
Anormal kanama myomu olan hastalarda en fazla görülen yakınmadır. Büyük myomlar rahim içinde sayı döneminde dökülen yüzeyi arttırdıkları için fazla ve uzun devam eden sayı kanamasına niçin olurlar.
Myomların endometriuma (rahimin iç tabakasına) bası yapmasından dolayıda kanamalar görülür. Anormal kanama rahim kanseri şeklinde nedenlerden de oluşabileceği için hastalara ayrıntılı araştırma yapılmalıdır.
Ağrı-sancı
Myomlar hızla büyümeye başladığında, kan akımı yetersiz kalır ve dejenere olarak yok olurlar. Bu gelişme kramp tarzında hissedilen ağrıya niçin olur.
Baskıya bağlı yakınmalar
Büyük myomlar mesane (idrar torbası), üreter (idrar yolu) ve rektum (makat) şeklinde organlara bası yaparak türlü yakınmalara niçin olur. Azalan mesane kapasitesine bağlı olarak idrara sık gitme yakınması olur.
Eğer myoma bağlı bası düzeltilmezse böbrekler zarar görebilir. Rahimin alt bölgesindeki myomlar kalınca barsaklar ve rektuma bası yapar. Böylelikle barsak hareketleri güçleşir, kabızlık ve hemoroidler (basur) oluşabilir.
Myomlar ve kısırlık
Rahim içinde bulunan myomlar kısırlığa niçin olabilir. Kısır hastaların yüzde 2-3 ünde kısırlık sebebi myomlardır.
Myomlar endometriumda (rahimin iç tabakası) değişikliklere niçin olduğundan, döllenen yumurtaların rahme tutunmasını engelleyebilir. Bunun ötesinde Fallop tüplerine bası yaparak, spermin yumurtaya erişmesini ve dolayısı ile döllenmeyi engeller.
Myomlar çıkarıldıktan sonrasında elde edilmiş gebelik oranları hasta yaşı, gebeliğe engel olan başka sebeplerin bulunmasına, yumurtlama durumuna ve tüplerin durumuna bağlı olmasına karşın çoğu zaman yüksektir.
Myomlar ve az
Myomu olan hanımlarda az oranları %40 şeklinde yüksek oranlarda olabilir. Döllenme ve döllenen embryoların rahme tutunması gerçekleşse dahi gebelikte artan östrojene (kadınlık hormonu) bağlı olarak dahada büyüyen myomlar düşüklere neden olur.
Endometrial doku ve rahmin kanlanmasındaki değişikliklerde erken düşüklere niçin olur. Myomlar bununla birlikte erken doğumada niçin olabilir. Myomların cerrahi ile çıkarılmasından sonrasında, evvel myoma bağlı az meydana getiren hastaların yüzde 80'i sıhhatli çocuk sahibi olur.
Myomlar ve kanser
Myomu olan hastarda kanser gelişme riski (1/10000) onbinde birdir. Bilhassa menapozdan sonrasında myomlarda birdenbire gelişme görülmesi kanser şüphesini doğurur. Bu şekilde durumlarda rahim çıkarılmalıdır.
Tanı
Rahat jinekolojik muayene ile myomların tanısı konulabilir. Myomlar erken gebelik, yumurtalık tümörleri ve barsak tümörleri ile karışabildiğinden hastalara ne olursa olsun ayrıntılı araştırma yapılmalıdır.
Myomların tanısında hemen aşağıdaki yöntemler kullanılır. Ultrason yüksek frekanstaki ses dalgalarını kullanarak üreme organlarının görüntülenmesini sağlar.
Fakat myomlar 1 santimetre'den ufak ya da çok büyük ise ultrason ile araştırma sıhhatli netice vermeyebilir.
Bilgisayarlı Tomografi ile rahmin üç boyutlu görüntüsü elde edilir, myomların tanısında bu yönteme çoğu zaman gerek duyulmaz.
Magnetik Rezonans myomların tanısında nadiren başvurulan bu yöntem myomun büyüklüğü ve yeri hakkında düşünce verir.
Histerosalpingografi (HSG-rahim filmi) ismi verilen araştırma ile rahim ve fallop tüplerine verilen hususi bir boya ile bu yapılar değerlendirilir.
Rahim ve tüplerdeki anormalliklerin tanısına olanak veren bu yöntem ile myomlarında tanısı konur.
Diagnostik Histeroskopi incelemesinde histeroskop denen teleskopik aygıt ile rahim içi değerlendirilir. Lokal anestezi altında uygulanabilen bu yöntem ile bununla birlikte myomlar çıkartılabilir.
Diagnostik Laparoskopi ile myomların tanısı konur, ve tedavisi yapılabilir. Karından laporoskop denilen teleskopik aygıt ile girilerek pelvik yapılar değerlendirilir. Genel anestezi altında meydana getirilen işlem esnasında histeroskopide uygulanabilir.
Tedavi
Tertipli Takip
Tüm myomların cerrahi ile çıkarılmasına gerek kalmamıştır. Ağrı-sancı, tazyik hissi, düzensiz ve çok fazla kanama yakınmaları olmayan hastaların tertipli kontrolleri yapılarak myom boyutları takip edilir. İleride gebelik düşünen hastalar ya da menapoza girecek hastalar böyle takip edilir.
Cerrahi
Yakınmalara neden olan ve hızla büyüyen myomlar cerrahi olarak çıkarılmalıdır. Rahim bırakılarak yalnız myomların çıkarıldığı ameliyatlara myomektomi denir. Myomun yeri ve büyüklüğü cerrahi işlemin tipini belirler.
Cerrahi Histeroskopi
Rahimde yerleşen myomlar cerrahi histeroskopi ilede çıkarılabilir. Rahme yerleştirilen histeroskop ile yalnız rahim içinde yerleşen myomlar çıkarılır. İşlem kolaydır ve komplikasyon ender görülür.
Cerrahi Laparoskopi
Cerrahi laparoskopi rahimin dış duvarında yerleşen myomların çıkarılması için uygulanabilir. İnce bir kesiden laporoskop ile karın içine girilir, ve myomlar çıkarılır. Hastalar çoğu zaman iki gün içinde iyileşir.
Laparatomi
Myomlar çok büyük ya da çok sayıda ise başka yöntemelere nazaran daha büyük bir girişim olan laparatomi uygulanabilir. Hastanın cerrahiden sonrasında iyileşmesi dört ila altı haftayı bulur. Laparotomi geçiren hastalar ileride doğum yaparlarsa sezeryan yapılması gerekebilir.
Myomların çikarılması için uygulanan işlemlerin riskleri
Myomektomi esnasında dikkat edilmesi gerekenler; kanamanın minimal düzeyde olması ve ileride kısırlığa yol açabilecek yapışıklıkların oluşmamasıdır.
Myomektomi sonrasında bir takım hastalarda yine myom oluşabilir ve ileriki yıllarda histerektomi (rahimin alınması) gerekebilir.
Histerektomi
Hızla büyüyen ve yakınmalara neden olan myomları olan, ileride gebelik düşünmeyen hastalara histerektomi (rahmin alınması) uygulanabilir.
Myomların Tıbbi Tedavisi
GnRH analogları diye adlandırılan bir grup ilaç myomların boyutlarını küçültmek için kullanılabilir. Bu ilaçlar uzun soluklu kullanıldığında kemik yitirilmesine neden olur.
Bu ilaçlar cerrahi öncesinde myomları küçültmek için kullanılabilir. Menapoz benzeri yan etkisinde bırakır oluşturan bu ilaçlar sıcak basması, vajinal kuruluk ve kemik yitirilmesine niçin olur.
Myomların dondurulması: Krioterapi
Yale üniversitesi Hanım Hastalıkları ve Doğum Kısımı'nün yaptıkları bir çalışmada myomların geriye kalan ameliyatla alınmasının lüzumlu olmadığı, dondurularak tedavi edilebilecekleri yayınlandı. Amerikan üreme Sağlığının 1996 senesinde Bostonda meydana getirilen toplantısında bu calışmanın ilk neticeleri bildiri edildi.
Bu tedavide myom üstüne hususi bir prob ile ulaşılarak -196 C soğukluktaki bir sıvı nitrojen membaı ile myomlar dondurulabiliyor ve canlılıklarına son verilerek ufalmaları sağlanabiliyor. Bu tedavi yardımıyla myomların ameliyatla alınmalarına gerek kalmıyor, kan kaybı ve disiplinli ameliyat riskleri ve ameliyat sonrası yapışıklıklar şeklinde komplikasyonlardan kaçınılmış oluyor.
Bu çabalama halen devam etmekte. Aynı hekimler ile Cincinati'de düzenlenen 1997'deki senelik kongrede yine bu mevzuyu münakaşa imkanı bulduk ve çalışmalararının devam etmekte bulunduğunu, bir süre sonrasında tamamlanacağını ve sonuçlarının çok başarı göstermiş bulunduğunu öğrendik. Bakarsınız yakın bir gelecekte myomlarım ameliyatla iyi mi alınacağından çok, iyi mi dondurulabileceğini tartışacağız.
Myomlar
Değişik nedenlerle jinekologa giden bir çok kadının arkadaşlarına belli bir miktar da korkarak "bende ur varmış" söylediğine birçoğumuz tanık olmuşuzdur. Halk içinde ur olarak adlandırılan bu vaziyet aslen myomdur. Fibroid ya da leiomyoma ismi da verilen myomlar, düz kas ve bağ dokusu içeren iyi huylu (kanser olmayan) kitlelerdir. Uterusun (rahim) kalınca duvarı 3 tabakadan oluşur. Bunlardan biride en içte olanı endometrium ismini alır ve sayı siklusu süresince değişimler gösterir ve eğer gebelik olmaz ise dökülerek sayı kanaması ile beraber atılır.. Ortadaki kas tabakasına myometrium denir. Uterusun en kalınca tabakasıdır ve istemsiz çalışan düz kaslardan oluşur.Bu kaslar sayı kanaması esnasında rahim içinde biriken kanı, doğum esnasında ise bebek ve plasentayı rahim dışına atmak için kasılır.. Uterusu dışarıdan çevreleyen zar tabakasına ise seroza adı verilir. Bu katman rahimi başka organlardan ayırır ve yerinde tutunabilmesi için yardım bağları oluşturur. Hamile olmayan bir kadının rahminin büyüklüğü kişinin yaşı ve geçirmiş olduğu gebelik sayısına nazaran değişkenlik gösterir. Averaj ağırlığı 80 gram kadardır.
Myomlar işte bu myometrium tabakasını oluşturan düz kaslardan köken alan iyi huylu tümörlerdir.Yalnız kas hücresi içermezler. Aslen myom daha gerçekçi bir tanımla bağdokusu tarafınca bir arada tutulan düz kas hücreleridir. Büyüklükleri toplu iğne başından karpuz ebatlarına kadar değişkenlik gösterir. Hanım pelvisinde en sık görülen tümördür. İyi tarafı derhal devamlı iyi huylu olması ve kansere dönme olasılığının dikkatsizlik edilebilecek kadar az olmasıdır. Hastaların %75'i kendisinde myom olduğundan dahi habersizidir. Fena tarafı ise her 4-5 hanımdan birinde ortaya çıkmasıdır. Büyüklüklerinin çok değişken olması sebebi ile bu oranın aslen gerçeği yansıtmadığı, dikkatli bir araştırma yapılacak olursa myom görülme sıklığının %80'den daha çok bulunacağı ileri sürülmektedir.Tek bir tane olabileceği şeklinde sayılamayacak kadar o kadar da olabilir.Her bir myom kitlesine myom çekirdeği ya da myom nüvesi ismi verilir.Genel anlamda aniden fazla sayıda olma eğilimindedir.Myomlar çoğunlukla 30-40 yaşlar içinde ortaya çıkar ve replasman tedavisi almayanlarda menopoz sonrası küçülür. Erişkinlik öncesi görülmesi son aşama nadirdir.
Myomlar genel anlamda aniden fazla sayıda olma eğilimindedirler. Kimi zaman tek bir myom nüvesi belirgin derecede büyüyebilir ve çok büyük boyutlara ulaşabilir. Bu şeklinde hastalarda da büyük olasılıkla bir kaç milimetrelik dahi olsa başka myom nüveleri de mevcuttur. Myomlar rahimde büyümeye niçin olurlar. Myomlu bir rahimin büyüklüğü ifade edilirken gebelik cesameti tanımı kullanılır. Gebelik esnasında hangi haftada rahimin ne kadar büyümüş olduğu bilinmiş olduğu için myomlu bir rahimin muayenesinde de bu bilgiden yararlanılır ve rahim büyüklüğü mesela 10 haftalık ya da 14 haftalık gebelik cesametinde şeklinde tanımlanır.
Sebepleri
En sık görülen pelvik kitle olmasına karşın asla kimse myomların niçin ve iyi mi ortaya çıktığına açıklayamamıştır. Bir takım hanımlarda asla görülmez iken bir takım hanımlarda devamlı yeni myomların çıkma sebebi de belirsizdir.
Sebepleri tam olarak binmese de bir çok doktor bu kitlelerin kadınlık hormonu olan östrojen tesiri ile geliştiğine inanırken küçümsenemeyecek sayıda başka bir grupta östrojen ile ilgili olmadığını düşünmektedir. Myom ve östrojen hakkında malum gerçekleri şöyleki sıralayabiliriz:
Myomlar yüksek düzeyde östrojen bulunduran hanımlarda gelişse de laboratuar bulguları myomu olan bayanların birçoğunda östrojen düzeylerinin düzgüsel bulunduğunu göstermektedir. Bundan dolayı myom gelişiminde büyük olasılıkla östrojen tek görevli değildir. Östrojen düzeylerinin çok yükseldiği gebelik esnasında bu kitlelerin büyümesini bir takım yazarlar östrojene değildir, gebelik esnasında rahime giden kan miktarının büyük oranda artması ve neticede myomların fazla miktardaki kana çözüm olarak büyümelerine bağlamaktadırlar.
Bir takım çalışmacılar da başka bir kadınlık hormonu olan progesteron'un da myom gelişiminde görevi bulunduğunu ileri sürmektedirler. Meydana getirilen bir takım klinik deneylerden elde edilmiş sonuçlar progesteron ile tedavi edilmiş kadınlardan çıkartılan myomlarda daha çok sayıda hücre bulunduğunu ve bir takım hastalarda progesteronu bloke eden ilaçlar kullanıldığında myomların küçüldüğünü göstermektedir. Bu bulgulara karşın myom ile progesteron arasındaki ilişki açık değildir.
Türleri
Myomlar lokalizasyonlarına bağlı olarak değişik türde şikayetler yaratırlar. Bundan dolayı de rahimde yerleştikleri bölgelere nazaran sınıflandırılırlar.
Submuköz Myom:
Derhal uterusun içini döşeyen endometrium tabakasının altında yerleşmiştir. Büyüdükçe endometriumu içeri doğru iter. Bu itilme sayı düzensizliklerine niçin olabilir.Bir süre sonrasında myom rahim boşluğuna doğru büyümeye başlar ve orijinal yerine ince bir sap ile bağlı kalır. Büyümeye ya da sarkmaya devam eder ise rahimden dışarıya hatta vajinadan vücut dışına sarkabilir.Myom hareket ettikçe sapının çevresinde dönebilir ve sayı aralarında kanamaya niçin olabilir. Bu şekilde myomlarda enfeksiyon da ortaya çıkabilir.
İntramural Myom:
Uterusu oluşturan kas tabakasının (duvarın) içinde yer edinen myomlardır. Myom nüvesi büyüdükçe rahim de büyür.
Subseröz Myom:
Uterusun dış yüzünden köken alan ve dışarı doğru büyüyen myomlardır. Genel anlamda kanama problemi yaratmaz.
Saplı Myom:
Herhangi bir subseröz ya da submüköz myom büyümeye devam edip de rahim ile bağlantısı yalnız ince bir bağ ile sağlanır ise bu durumda saplı myomdan söz edilir.Eğer myom kendi çevresinde döner ise sapı şu demek oluyor ki dolayısı ile kan bağlantısı da bozulur ve myom nüvesinde yozlaşma meydana gelir. Eğer myomun sapı geniş bir tabana oturmuş ise buna sessile tipte myom ismi verilir
İnterligamentöz Myom:
Uterusu yerinde tutan ve ligaman ismi verilen bağların içinde gelişen tümörlerdir.Bunların cerrahi ile çıkartılması son aşama güçtür.
Paraziter Myom:
Büyüyen myom nüvesi başka bir organa yanaşıp buna yapışırsa bir süre sonrasında rahim ile arasındaki bağlantı kopabilir ve myom yeni bağlandığı dokudan beslenmeye başlayabilir. Bu durumda parazitik myomdan söz edilir.
Gerçekçi olmak gerekirse myomların derhal hepsi aslen aniden fazla anatomik lokalizasyonda mevcuttur. Mesela myomun büyük bir bölümü şntramural olmasına karşın submüköz ya da subseröz komponenti de vardır. Bu durumun istisnası saplı subseröz myomlardır.
Tanı
Jinekolojik muayene esnasında en sık fark edilen tümörler myomlardır. başka bir nedenle karın boşluğunun açıldığı ameliyatlar esnasında da rahatlıkla fark edilebilirler.Ama bir çok myom başka bir nedenden dolayı meydana getirilen muayene esnasında talih eseri fark edilir ya da daha sık rastlanılan şekilde hiçbir vakit farkına varılmaz.
Son 20 senedir yaygın şekilde kullanılan ultrasonografi myomlardaki en mühim tanı aracıdır. Yumurtalıklara yakın bulunan myom nüveleri over tümörleri ile karıştırılabilir.
Myomların ayırıcı tanısında düzgüsel gebelik, yumurtalık bölgesinde kitle, adenomyozis, uterusa ait biçim bozuklukları, komşu organ tümörleri, vajinal kanamaya neden olan başka durumlar gözönünde tutulmalıdır.
Emareler
Myomların büyük bölümü emare vermemesine karşın %25 vakada bir takım şikayetler yaratır. Bunlardan biride en sık görüleni çok fazla ve anormal vajinal kanama, ağrı-sancı ve karın şişliğidir.
Fazla kanama:
Myomlu bayanların ortalama %30'unda sayı kanamaları normalden fazla olur. Fazla kanamaya neden olan submüköz tipte myomlardır.Kitle büyüdükçe endometrium dokusunu iter ve dolayısı ile bu dokunun yüzölçümü artar. Kanamaya uygun alan fazlalaştığı için kanamanın miktarı da artar. İlk ilk başlarda kanamanın süresi değişmez iken yalnız kaybedilen kanın miktarı fazlalaşır. Bir süre sonra yavaş yavaş süre de uzamaya başlar. Bu fazla kanamalar bir süre sonrasında kansızlığa şu demek oluyor ki anemiye niçin olur. Bir takım myom türleri ise kanama fazlalığı ile beraber ara kanamalara da yol açabilir. Myomlu hastaları doktora gitmeye yükümlü eden en mühim bulgu bu kanama bozukluklarıdır. Myom ile beraber kanamalar o denli fazla olabilir ki şahıs neredeyse saatte bir ped değişiklik yapmak zorunda kalabilir. Bu şekilde kanamalar yaşayan bir bayan düzgüsel günlük aktivitelerinde bulunmak istemeyebilir, işe gitmekten kaçınabilir ve saoyal korkular gelişebilir. Doğrusu myom kadının toplumsal yaşamını da etkileyebilen bir hastalıktır.
Myomda kanamanın olası sebepleri:
Ağrı-sancı:
Myomda ağrı-sancı ender görülen bir emaredir. Genel anlamda sayı kanaması esnasında kramp tarzında olur. Burada uzun seneler süresince sayı kanamaları ağrısız olan hanımda aniden bire ağrıların olması teşhiste myomu akla getirmelidir. Sancılı sayı görenlerde ise ağrının şiddetinin artması ya da şeklinin değişmesi düşündürücüdür. deneysel emek harcamalar myomlarla beraber görülen ağrıların mekanizmasının doğum sancılarına benzediğini düşündürmektedir. Myom çekirdeği sanki yabancı bir cisimmiş şeklinde davranır ve rahim bu yabancı cismi atmak için kasılır. Şahıs bu kasılmaları ağrı-sancı olarak algılar. İleri derecede büyümüş bir myom etrafındaki dokulara ve sinirlere baskı yaparak da ağrıya yol açabilir. Burada daha çok bel ağrısı-sancısı tarzında yakınmalar görülür. Dejenere olan ya da çevresinde dönerek kanlanması bozulan myom birdenbire ve bıçak saplanır tarzda ağrıya neden olur. Bazen ise sayı kanamalarından bağımsız ağrılar-sancılar olabilir fakat bu son aşama nadirdir.
Karın şişliği:
Myom büyüdükçe başka organları iter ve bu da her türlü rahatsızlığa niçin olabilir.Mesaneye bası yaparsa sık idrara çıkma, rektuma (barsağın son olarak kısmı) bası yaparsa kabızlığa yol açabilir. Nadiren oldukça fazla büyüyen myom idrar yollarında tıkanma ve idrar yapmada güçlük problemi yaratabilir.Gene barsaklardaki basıya bağlı olarak gaz problemi görülebilir.
Kısırlık:
Myomlar kadının hamile kalmasını ya da hamile kaldıktan sonrasında rahimin gebeliği taşımasını zorlaştırabilirler. Tubaları iterek spermin ve yumurtanın geçişini güçleştirebilir ya da endometrium düzenini bozarak döllenmiş yumurtanın rahime yerleşmesini engelleyebilir.Myom büyümeye devam ettikçe üstündeki endometrium tabakası gerilir ve kanlanması bozulur. Bu durumda gebelik ürününün rahimde yerleşse dahi kafi derecede kanlanması mümkün olmaz ve düşükle sonuçlanabilir. Tüm bu engelleri aşıp büyümeye süregelen bir gebelik ürünnü bekleyen başka bir dezavantaj da myom sebebi ile bebeğe yeteri kadar büyüyecek yer kalmamasıdır.Bu durumda ise gebeliği bekleyen en muhtamel son az ya da erken doğumdur.
Myom ile gebeliğin bir arada bulunmuş olduğu durumlarda bir başka mesele da myom sebebi ile doğum esnasında rahimin yeteri kadar kasılamamasıdır. Bebek doğum kanalına uygun şekilde giremez ve bu şekilde hastalarda büyük olasılıkla sezaryen gerekir. Doğum kanalını tıkayan myom varlığında ise sezaryen tek doğum şeklidir. Doğumdan sonrasında ise rahim kasılmalarının etkisiz olması sebebi ile fazla oranda kanama görülebilir.
Myomlar genel anlamda hem hamile kalmak hem de gebeliğin idamesi ve doğum için mesele oluşturmazlar. Ama eğer bir mesele meydana gelir ise bu disiplinli bir mesele olacaktır. Myomun kısırlığa yol açtığından söz edebilmek için kısırlığı açıklayacak başka hiçbir sebep olmaması gerekir. Doğrusu infertilite araştırmasında meydana getirilen tüm tetkikler myomlu infertil hastalarda da yapılmalıdır.
Komplikasyonlar
Büyük bölümü myom emare vermemesine karşın bir takım komplikasyonların varlığında bilhassa ağrı-sancı ve kanama bulguları artar. Myomların komplikasyonları şunlardır:
Torisyon:
Myomun sapı çevresinde dönmesi ve sapının sıkışarak kanlanmasının bozulmasıdır. Bu durumda ilkin myomdan dışarıya sıvı kaçışı olur ve bu ağrıya niçin olur. Eğer vaka uzarsa myom sapından koparak batın boşluğuna düşebilir ve burada kendisine beslenecek uygun bir ortam bularak büyümeye devam edebilir (parazitik myom).
Enfeksiyon:
Myomun ülsere olması ve daha sonrasında enfekte olmasıdır. Ağrı-sancı ve kanama yapar.
Kansere dönüşüm:
Myomlu hanımlarda kafalarını kurcalayan en mühim sual hastalığın kansere dönerek dönmeyeceğidir. Myomlu bayanların %0.5'inde ileri dönemlerde leiomyosarkom denilen kanser türü görülür. Ama bir çok araştırmacı bunun mevcud myomlardan köken almadığını, kendi başına ve öbürlerinden bağımsız olarak geliştiğini ileri sürmektedirler. Eğer varlığı malum myom süratli büyümeye başlarsa, ağrı-sancı ve ateş görülüyorsa ayrıntılı incelenmesi gerekir.
Soysuzlaşma:
Myomun düzgüsel hücre yapısının değişikliğe uğramasıdır. Mesela menopozdan sonrasında myom küçülür ve atrofik yozlaşma olur. Gebelikte rahimin süratli büyümesine bağlı olarak myomun kanlanması hafifçe derecede bozulur ve hafifçe nekroz olur. Hastada ağrı-sancı, ateş, bulantı ve kusmalar olabilir. Myom içine hafifçe kanamalar olabilir. Gebelikte görülen bu farklılıklara kırmızı yozlaşma ismi verilir. Myomlarda en sık görülen yozlaşma ise hyalen dejenerasyondur. Mikroskopik bir değişimdir. Myom çekirdeği içinde kalsiyumun biriktiği kalsifik yozlaşma da oldukça sık rastlanılan bir durumdur.
Asit:
Saplı subseröz myomların karın zarını irrite etmesi ile karın boşluğunda sıvı birikimi olur.
Karın içi kanama:
Myomun üstündeki damarlardan birinin yırtılması sonucu kanama olabilir. Son aşama nadirdir.
İnversiyon: Saplı bir submüköz myomun çekmesine bağlı olarak rahim eldiven parmağı şeklinde tersyüz olabilir. Tehlikeli fakat ender görülen bir durumdur.
Tedavi
Myomu olan bir sürü hanımda eğer belirgin bir yakınma yaratmıyorsa tedavi gerekmez. Yalnız takip kafi olur. Bu şeklinde durumlarda her 6 ayda bir muayene ve ultrason ile hastanın takip edeni ve farklılık saptanır ise tedavi gereklidir. Tedavi tıbbi ya da cerrahi olabilir.
Myomlarda tedavi gerektiren durumlar şunlardır: Kanama:
Tedavi, bilhassa de cerrahi tedavi için en mühim sebep anormal kanamalardır. Eğer adetler oldukça fazla ve pıhtılı oluyor ise bu vaziyet anemiye yol açacağından ne olursa olsun tedavi edilmesi gerekir.
Birdenbire gelişme:
Denetim alt kısmındaki myomun birden büyümeye başlaması hususi ilgi gerektiren bir durumdur. Eğer bu gelişme menopozdan sonrasında olmuş ise ne olursa olsun araştırılması gerekir. Bu durumda doktor altta yatan fena huylu bir hastalık olmadığını teyid etmelidir. Bu maksatla küretaj yapılabilir. Myomlardaki birdenbire gelişme yalnız kansere bağlı olarak gelişmez. Gebelik ve myom içine kanama şeklinde durumlar da büyümeden görevli olabilirler.
Ağrı-sancı ve bası bulguları:
Eğer bu emareler dayanılamaz düzeylere ulaşır ise tedavi lüzumlu hale gelmiş anlamına gelir.
Myomun yeri:
Kimi zaman myom nüvesi ya da nüvelerinin lokalizasyonu cerrahi olarak çıkartılmalarını gerektirir. Bilhassa 40 yaşından büyük hanımlarda overlere yakın yerleşimli myomlar over tümörleri ile karışabileceğinden alınmalıdır.
Myom tedavisinde en sık tercih edilen tedavi yaklaşımı cerrahidir.Seçilecek cerrahi yöntem hastanın yaşı, toplumsal şartları, çocuk isteği, şikayetlerin tipi ve sertliği şeklinde faktörlere bağlıdır. Bu faktörlere nazaran rahimin tamamen alınması (histerektomi) ya da yalnız myomların çıkartılması (myomektomi) alternatiflerinden bir tercih edilir.
Myom tedavisinde başka tedavi yaklaşımları içinde myom çekirdeklerini çıkarmadan, laser ile yakmak, sıvı nitrojen ile dondurmak, hormon baskılayıcı ilaç kullanarak küçülmelerini sağlamak sayılabilir. Bu baskılayıcı ilaçlar hanımda yapay menopoz yaratarak myomları küçültmeyi amaçlamaktadır.Deneysel tedavi sistemlerinden-,metotlarından biri de laparoskopi eşliğinde myom çekirdeğine elektrik akımı vererek myolizis yapmaktır. Bu şekilde tedavi yaklaşımları kısa süreli rahatlamalar getirebilir ama bilhassa hormon tedavisi sonrasında, tedavi esnasında küçülen myomlar ilaç kesildikten sonrasında hızla büyüyebilir ve eski durumundan daha fena hale gelebilir. Bir takım ekoller cerrahi öncesinde 3-6 ay kadar hormon tedavisi vererek myomları küçültmeyi ve böylece cerrahi esnasında işlemi kolaylaştırmayı ve kanama miktarını azaltmayı önermektedirler.
Myomun en kati ve garantili tedavisi bugün için cerrahidir.
Myomların gebelikte ortaya çıkardığı riskler nedir?
Gebelikte myomların ortaya çıkardığı riskler ön planda uterus içinde bulunmuş olduğu mıntıkaya, ikinci planda myomun büyüklük ve sayısına bağlıdır.
Bilhassa submüköz ya da intramural yerleşimli olanlar tekrarlayan düşüklere, erken doğum tehdidine, fetusun düzgüsel yerleşimi olan kafa aşağı haricinde anormal bir pozisyonda yerleşmesine, plasentanın erken ayrılmasına (ablasyo), uterusun kasılmasını engelleyerek doğum sonrası kanamaya niçin olabilirler. Yukarıda sayılan durumların büyük bölümü sezaryen ile doğum gerektirdiğinden myomu olan anne adaylarında sezaryenle doğum olasılığı artar.
Myomlar östrojen hormonuna bağlı olarak gelişme gösterdiklerinden gebelikte artan östrojen salgısının etkisiyle büyümeye eğilimlidirler. Bilhassa ilk tanı konulduğunda 6 santimetre. ve daha büyük olan myomlar gebelikte daha çok gelişme eğilimi gösterirler.
Kimi zaman süratli gelişme neticesinde myom yeterince beslenemediğinden dolaşımı aksar ve mayomda yozlaşma ("bozulma") denen vaziyet ortaya çıkar. Bu vaziyet kendini karında ve bilhassa de myomun bulunmuş olduğu bölümde ağrı-sancı şeklinde belirgin eder. Bu ağrı-sancı bir takım durumlarda apandisit, plasentanın erken ayrılması ve erken doğum tehdidi şeklinde durumlarla karışabilir.
Myomda yozlaşma en sık 20-22. haftalar içinde görülür ve doğum eyleminin başlamasına niçin olabilir.
Gebelik öncesinde myom tanısı konması durumunda ne yapılır?
Gebelik döneminde en sık mesele yaratan myomlar submüköz nitelikli olanlar olduğundan bu şekilde myomlar saptandıklarında çoğu zaman hamile kalınmadan cerrahi yolla çıkarılması tercih edilir. Bu sebeple histeroskopi (vajinadan ulaşım) ya da açık cerrahi (karın yolundan ulaşım) uygulanabilir.
İntramural ya da subseröz olanlar arasından ise bilhassa kanama ve başka disiplinli emarelere niçin olanlar ve büyük ölçekli olanlar çıkarılmalıdır.
Myom çıkarılması için uygulanan operasyonlar ameliyat sonrası yapışıklık ve buna bağlı olarak da tüplerde tıkanıklığa yol açabileceklerinden gebelik öncesi dönemde myom operasyonu yapma sonucu verilirken çok dikkatli olunur.
Daha önceki bir gebelikte myoma bağlı olarak ortaya çıkmış olduğu fikredilen bir durumun varlığında (önceki gebelikte başka nedene bağlanamayan erken doğum, plasentanın erken ayrılması şeklinde), yeni bir gebelik öncesinde myomun çıkarılması uygundur.
Gebelikte myom tanısı konduğunda ne yapılır?
Gebelik döneminde myom tanısı konmuş anne adayları tüm gebelik süresince daha yakından takip edilir. Myomu olan anne adayının her karın ağrısı-sancısı şikayetini ne olursa olsun doktoruna bildirmesi gerekir. Myoma bağlı oluşabilecek istenmeyen durumların bebek ve anne adayına minimum zarar verecek şekilde tedavi edilebilmesi açısından anne adayının bu mevzuda hassas olması önemlidir.
Gebelikte myoma bağlı olarak oluşan en sık istenmeyen vaziyet yozlaşma ("bozulma") ve buna bağlı olarak oluşan ağrıdır. Bu, ortalama %10 oranında gözlenir. Başka ağrı-sancı sebepleri (apandisit, plasentanın erken ayrılması (ablasyo), erken doğum tehdidi şeklinde) de araştırıldıktan sonrasında, dejenerasyona bağlı olduğu fikredilen ağrı-sancı, ağrı-sancı kesici ile tedavi edilir. Bölgesel ısı ya da buz uygulamalı de destek sunar.
Devam eden bir gebelikte myom çıkarma operasyonları çok nadir olarak uygulanırlar.
Doğum kanalını tıkayan ya da uterusun kasılmasını engelleyerek eylemi yavaşlatan myomların varlığında sezaryen gerekir, sezaryen esnasında myomun alt segmenti kapattığı gözlendiğinde bebek rutin olarak uygulanan yatay kesiyle değildir klasik uterus insizyonuyla (dikey kesiyle) çıkarılır.
Daha evvel myom operasyonu geçirmiş tüm anne adaylarında bilhassa çok şiddetli ağrı-sancı ve başka bulguların varlığında az bir olasılık olsa da uterus rüptürü (uterusun yırtılması) de ayırıcı tanıda düşünülmelidir.
Sezaryen operasyonu esnasında myom çıkarılması çok fazla kanamaya niçin olabileceğinden tercih edilmez.
Bir süre önce myomektomi operasyonu (myom çıkarılması) geçirmiş anne adaylarında doğum şekli iyi mi olmalıdır?
Operasyon esnasında uterusun iç tabakası hasar görmüşse düzgüsel doğumda oluşan uterus kasılmalarında uterusun yırtılma riski söz mevzusu olabileceğinden sezaryen ile doğum tercih edilir. Başka durumlarda anne talibi düzgüsel doğum yapabilir, fakat uterusta yırtılma düşündüren en küçük bir bulguda dahi sezaryene dönülebileceğini bilmelidir.
Myomlar işte bu myometrium tabakasını oluşturan düz kaslardan köken alan iyi huylu tümörlerdir.Yalnız kas hücresi içermezler. Aslen myom daha gerçekçi bir tanımla bağdokusu tarafınca bir arada tutulan düz kas hücreleridir. Büyüklükleri toplu iğne başından karpuz ebatlarına kadar değişkenlik gösterir. Hanım pelvisinde en sık görülen tümördür. İyi tarafı derhal devamlı iyi huylu olması ve kansere dönme olasılığının dikkatsizlik edilebilecek kadar az olmasıdır. Hastaların %75'i kendisinde myom olduğundan dahi habersizidir. Fena tarafı ise her 4-5 hanımdan birinde ortaya çıkmasıdır. Büyüklüklerinin çok değişken olması sebebi ile bu oranın aslen gerçeği yansıtmadığı, dikkatli bir araştırma yapılacak olursa myom görülme sıklığının %80'den daha çok bulunacağı ileri sürülmektedir.Tek bir tane olabileceği şeklinde sayılamayacak kadar o kadar da olabilir.Her bir myom kitlesine myom çekirdeği ya da myom nüvesi ismi verilir.Genel anlamda aniden fazla sayıda olma eğilimindedir.Myomlar çoğunlukla 30-40 yaşlar içinde ortaya çıkar ve replasman tedavisi almayanlarda menopoz sonrası küçülür. Erişkinlik öncesi görülmesi son aşama nadirdir.
Myomlar genel anlamda aniden fazla sayıda olma eğilimindedirler. Kimi zaman tek bir myom nüvesi belirgin derecede büyüyebilir ve çok büyük boyutlara ulaşabilir. Bu şeklinde hastalarda da büyük olasılıkla bir kaç milimetrelik dahi olsa başka myom nüveleri de mevcuttur. Myomlar rahimde büyümeye niçin olurlar. Myomlu bir rahimin büyüklüğü ifade edilirken gebelik cesameti tanımı kullanılır. Gebelik esnasında hangi haftada rahimin ne kadar büyümüş olduğu bilinmiş olduğu için myomlu bir rahimin muayenesinde de bu bilgiden yararlanılır ve rahim büyüklüğü mesela 10 haftalık ya da 14 haftalık gebelik cesametinde şeklinde tanımlanır.
Sebepleri
En sık görülen pelvik kitle olmasına karşın asla kimse myomların niçin ve iyi mi ortaya çıktığına açıklayamamıştır. Bir takım hanımlarda asla görülmez iken bir takım hanımlarda devamlı yeni myomların çıkma sebebi de belirsizdir.
Sebepleri tam olarak binmese de bir çok doktor bu kitlelerin kadınlık hormonu olan östrojen tesiri ile geliştiğine inanırken küçümsenemeyecek sayıda başka bir grupta östrojen ile ilgili olmadığını düşünmektedir. Myom ve östrojen hakkında malum gerçekleri şöyleki sıralayabiliriz:
- Erişkinlik öncesinde vücut hemen hemen östrojen salgılamazken görülmezler
- Östrojen içeren doğum denetim hapları şeklinde ilaçların tesiri ile büyürler
- Vücudun fazla oranda östrojen ürettiği gebelik esnasında süratli gelişme gösterirler
- Östrojenin azaldığı ve hatta tamamen yok olduğu menopoz sonrası dönemde küçülürler
- Menopoz sonrası yeni myom çıkması son aşama nadirdir.
- Dışarıdan östrojen alan hanımlarda büyürler
Myomlar yüksek düzeyde östrojen bulunduran hanımlarda gelişse de laboratuar bulguları myomu olan bayanların birçoğunda östrojen düzeylerinin düzgüsel bulunduğunu göstermektedir. Bundan dolayı myom gelişiminde büyük olasılıkla östrojen tek görevli değildir. Östrojen düzeylerinin çok yükseldiği gebelik esnasında bu kitlelerin büyümesini bir takım yazarlar östrojene değildir, gebelik esnasında rahime giden kan miktarının büyük oranda artması ve neticede myomların fazla miktardaki kana çözüm olarak büyümelerine bağlamaktadırlar.
Bir takım çalışmacılar da başka bir kadınlık hormonu olan progesteron'un da myom gelişiminde görevi bulunduğunu ileri sürmektedirler. Meydana getirilen bir takım klinik deneylerden elde edilmiş sonuçlar progesteron ile tedavi edilmiş kadınlardan çıkartılan myomlarda daha çok sayıda hücre bulunduğunu ve bir takım hastalarda progesteronu bloke eden ilaçlar kullanıldığında myomların küçüldüğünü göstermektedir. Bu bulgulara karşın myom ile progesteron arasındaki ilişki açık değildir.
Türleri
Myomlar lokalizasyonlarına bağlı olarak değişik türde şikayetler yaratırlar. Bundan dolayı de rahimde yerleştikleri bölgelere nazaran sınıflandırılırlar.
Submuköz Myom:
Derhal uterusun içini döşeyen endometrium tabakasının altında yerleşmiştir. Büyüdükçe endometriumu içeri doğru iter. Bu itilme sayı düzensizliklerine niçin olabilir.Bir süre sonrasında myom rahim boşluğuna doğru büyümeye başlar ve orijinal yerine ince bir sap ile bağlı kalır. Büyümeye ya da sarkmaya devam eder ise rahimden dışarıya hatta vajinadan vücut dışına sarkabilir.Myom hareket ettikçe sapının çevresinde dönebilir ve sayı aralarında kanamaya niçin olabilir. Bu şekilde myomlarda enfeksiyon da ortaya çıkabilir.
İntramural Myom:
Uterusu oluşturan kas tabakasının (duvarın) içinde yer edinen myomlardır. Myom nüvesi büyüdükçe rahim de büyür.
Subseröz Myom:
Uterusun dış yüzünden köken alan ve dışarı doğru büyüyen myomlardır. Genel anlamda kanama problemi yaratmaz.
Saplı Myom:
Herhangi bir subseröz ya da submüköz myom büyümeye devam edip de rahim ile bağlantısı yalnız ince bir bağ ile sağlanır ise bu durumda saplı myomdan söz edilir.Eğer myom kendi çevresinde döner ise sapı şu demek oluyor ki dolayısı ile kan bağlantısı da bozulur ve myom nüvesinde yozlaşma meydana gelir. Eğer myomun sapı geniş bir tabana oturmuş ise buna sessile tipte myom ismi verilir
İnterligamentöz Myom:
Uterusu yerinde tutan ve ligaman ismi verilen bağların içinde gelişen tümörlerdir.Bunların cerrahi ile çıkartılması son aşama güçtür.
Paraziter Myom:
Büyüyen myom nüvesi başka bir organa yanaşıp buna yapışırsa bir süre sonrasında rahim ile arasındaki bağlantı kopabilir ve myom yeni bağlandığı dokudan beslenmeye başlayabilir. Bu durumda parazitik myomdan söz edilir.
Gerçekçi olmak gerekirse myomların derhal hepsi aslen aniden fazla anatomik lokalizasyonda mevcuttur. Mesela myomun büyük bir bölümü şntramural olmasına karşın submüköz ya da subseröz komponenti de vardır. Bu durumun istisnası saplı subseröz myomlardır.
Tanı
Jinekolojik muayene esnasında en sık fark edilen tümörler myomlardır. başka bir nedenle karın boşluğunun açıldığı ameliyatlar esnasında da rahatlıkla fark edilebilirler.Ama bir çok myom başka bir nedenden dolayı meydana getirilen muayene esnasında talih eseri fark edilir ya da daha sık rastlanılan şekilde hiçbir vakit farkına varılmaz.
Son 20 senedir yaygın şekilde kullanılan ultrasonografi myomlardaki en mühim tanı aracıdır. Yumurtalıklara yakın bulunan myom nüveleri over tümörleri ile karıştırılabilir.
Myomların ayırıcı tanısında düzgüsel gebelik, yumurtalık bölgesinde kitle, adenomyozis, uterusa ait biçim bozuklukları, komşu organ tümörleri, vajinal kanamaya neden olan başka durumlar gözönünde tutulmalıdır.
Emareler
Myomların büyük bölümü emare vermemesine karşın %25 vakada bir takım şikayetler yaratır. Bunlardan biride en sık görüleni çok fazla ve anormal vajinal kanama, ağrı-sancı ve karın şişliğidir.
Fazla kanama:
Myomlu bayanların ortalama %30'unda sayı kanamaları normalden fazla olur. Fazla kanamaya neden olan submüköz tipte myomlardır.Kitle büyüdükçe endometrium dokusunu iter ve dolayısı ile bu dokunun yüzölçümü artar. Kanamaya uygun alan fazlalaştığı için kanamanın miktarı da artar. İlk ilk başlarda kanamanın süresi değişmez iken yalnız kaybedilen kanın miktarı fazlalaşır. Bir süre sonra yavaş yavaş süre de uzamaya başlar. Bu fazla kanamalar bir süre sonrasında kansızlığa şu demek oluyor ki anemiye niçin olur. Bir takım myom türleri ise kanama fazlalığı ile beraber ara kanamalara da yol açabilir. Myomlu hastaları doktora gitmeye yükümlü eden en mühim bulgu bu kanama bozukluklarıdır. Myom ile beraber kanamalar o denli fazla olabilir ki şahıs neredeyse saatte bir ped değişiklik yapmak zorunda kalabilir. Bu şekilde kanamalar yaşayan bir bayan düzgüsel günlük aktivitelerinde bulunmak istemeyebilir, işe gitmekten kaçınabilir ve saoyal korkular gelişebilir. Doğrusu myom kadının toplumsal yaşamını da etkileyebilen bir hastalıktır.
Myomda kanamanın olası sebepleri:
- Endometrium yüzeyinin büyümesi
- Rahimdeki damarlanmanın artması
- %50 oranında bununla beraber görülen endometrial hiperplazi.
- Uterus kasılmalarının etkisizliği sebebi ile ufak damar ağızlarının kapanamaması
- Submüköz myomlarda etrafdki endometrium dokusunda ülser olması
Ağrı-sancı:
Myomda ağrı-sancı ender görülen bir emaredir. Genel anlamda sayı kanaması esnasında kramp tarzında olur. Burada uzun seneler süresince sayı kanamaları ağrısız olan hanımda aniden bire ağrıların olması teşhiste myomu akla getirmelidir. Sancılı sayı görenlerde ise ağrının şiddetinin artması ya da şeklinin değişmesi düşündürücüdür. deneysel emek harcamalar myomlarla beraber görülen ağrıların mekanizmasının doğum sancılarına benzediğini düşündürmektedir. Myom çekirdeği sanki yabancı bir cisimmiş şeklinde davranır ve rahim bu yabancı cismi atmak için kasılır. Şahıs bu kasılmaları ağrı-sancı olarak algılar. İleri derecede büyümüş bir myom etrafındaki dokulara ve sinirlere baskı yaparak da ağrıya yol açabilir. Burada daha çok bel ağrısı-sancısı tarzında yakınmalar görülür. Dejenere olan ya da çevresinde dönerek kanlanması bozulan myom birdenbire ve bıçak saplanır tarzda ağrıya neden olur. Bazen ise sayı kanamalarından bağımsız ağrılar-sancılar olabilir fakat bu son aşama nadirdir.
Karın şişliği:
Myom büyüdükçe başka organları iter ve bu da her türlü rahatsızlığa niçin olabilir.Mesaneye bası yaparsa sık idrara çıkma, rektuma (barsağın son olarak kısmı) bası yaparsa kabızlığa yol açabilir. Nadiren oldukça fazla büyüyen myom idrar yollarında tıkanma ve idrar yapmada güçlük problemi yaratabilir.Gene barsaklardaki basıya bağlı olarak gaz problemi görülebilir.
Kısırlık:
Myomlar kadının hamile kalmasını ya da hamile kaldıktan sonrasında rahimin gebeliği taşımasını zorlaştırabilirler. Tubaları iterek spermin ve yumurtanın geçişini güçleştirebilir ya da endometrium düzenini bozarak döllenmiş yumurtanın rahime yerleşmesini engelleyebilir.Myom büyümeye devam ettikçe üstündeki endometrium tabakası gerilir ve kanlanması bozulur. Bu durumda gebelik ürününün rahimde yerleşse dahi kafi derecede kanlanması mümkün olmaz ve düşükle sonuçlanabilir. Tüm bu engelleri aşıp büyümeye süregelen bir gebelik ürünnü bekleyen başka bir dezavantaj da myom sebebi ile bebeğe yeteri kadar büyüyecek yer kalmamasıdır.Bu durumda ise gebeliği bekleyen en muhtamel son az ya da erken doğumdur.
Myom ile gebeliğin bir arada bulunmuş olduğu durumlarda bir başka mesele da myom sebebi ile doğum esnasında rahimin yeteri kadar kasılamamasıdır. Bebek doğum kanalına uygun şekilde giremez ve bu şekilde hastalarda büyük olasılıkla sezaryen gerekir. Doğum kanalını tıkayan myom varlığında ise sezaryen tek doğum şeklidir. Doğumdan sonrasında ise rahim kasılmalarının etkisiz olması sebebi ile fazla oranda kanama görülebilir.
Myomlar genel anlamda hem hamile kalmak hem de gebeliğin idamesi ve doğum için mesele oluşturmazlar. Ama eğer bir mesele meydana gelir ise bu disiplinli bir mesele olacaktır. Myomun kısırlığa yol açtığından söz edebilmek için kısırlığı açıklayacak başka hiçbir sebep olmaması gerekir. Doğrusu infertilite araştırmasında meydana getirilen tüm tetkikler myomlu infertil hastalarda da yapılmalıdır.
Komplikasyonlar
Büyük bölümü myom emare vermemesine karşın bir takım komplikasyonların varlığında bilhassa ağrı-sancı ve kanama bulguları artar. Myomların komplikasyonları şunlardır:
Torisyon:
Myomun sapı çevresinde dönmesi ve sapının sıkışarak kanlanmasının bozulmasıdır. Bu durumda ilkin myomdan dışarıya sıvı kaçışı olur ve bu ağrıya niçin olur. Eğer vaka uzarsa myom sapından koparak batın boşluğuna düşebilir ve burada kendisine beslenecek uygun bir ortam bularak büyümeye devam edebilir (parazitik myom).
Enfeksiyon:
Myomun ülsere olması ve daha sonrasında enfekte olmasıdır. Ağrı-sancı ve kanama yapar.
Kansere dönüşüm:
Myomlu hanımlarda kafalarını kurcalayan en mühim sual hastalığın kansere dönerek dönmeyeceğidir. Myomlu bayanların %0.5'inde ileri dönemlerde leiomyosarkom denilen kanser türü görülür. Ama bir çok araştırmacı bunun mevcud myomlardan köken almadığını, kendi başına ve öbürlerinden bağımsız olarak geliştiğini ileri sürmektedirler. Eğer varlığı malum myom süratli büyümeye başlarsa, ağrı-sancı ve ateş görülüyorsa ayrıntılı incelenmesi gerekir.
Soysuzlaşma:
Myomun düzgüsel hücre yapısının değişikliğe uğramasıdır. Mesela menopozdan sonrasında myom küçülür ve atrofik yozlaşma olur. Gebelikte rahimin süratli büyümesine bağlı olarak myomun kanlanması hafifçe derecede bozulur ve hafifçe nekroz olur. Hastada ağrı-sancı, ateş, bulantı ve kusmalar olabilir. Myom içine hafifçe kanamalar olabilir. Gebelikte görülen bu farklılıklara kırmızı yozlaşma ismi verilir. Myomlarda en sık görülen yozlaşma ise hyalen dejenerasyondur. Mikroskopik bir değişimdir. Myom çekirdeği içinde kalsiyumun biriktiği kalsifik yozlaşma da oldukça sık rastlanılan bir durumdur.
Asit:
Saplı subseröz myomların karın zarını irrite etmesi ile karın boşluğunda sıvı birikimi olur.
Karın içi kanama:
Myomun üstündeki damarlardan birinin yırtılması sonucu kanama olabilir. Son aşama nadirdir.
İnversiyon: Saplı bir submüköz myomun çekmesine bağlı olarak rahim eldiven parmağı şeklinde tersyüz olabilir. Tehlikeli fakat ender görülen bir durumdur.
Tedavi
Myomu olan bir sürü hanımda eğer belirgin bir yakınma yaratmıyorsa tedavi gerekmez. Yalnız takip kafi olur. Bu şeklinde durumlarda her 6 ayda bir muayene ve ultrason ile hastanın takip edeni ve farklılık saptanır ise tedavi gereklidir. Tedavi tıbbi ya da cerrahi olabilir.
Myomlarda tedavi gerektiren durumlar şunlardır: Kanama:
Tedavi, bilhassa de cerrahi tedavi için en mühim sebep anormal kanamalardır. Eğer adetler oldukça fazla ve pıhtılı oluyor ise bu vaziyet anemiye yol açacağından ne olursa olsun tedavi edilmesi gerekir.
Birdenbire gelişme:
Denetim alt kısmındaki myomun birden büyümeye başlaması hususi ilgi gerektiren bir durumdur. Eğer bu gelişme menopozdan sonrasında olmuş ise ne olursa olsun araştırılması gerekir. Bu durumda doktor altta yatan fena huylu bir hastalık olmadığını teyid etmelidir. Bu maksatla küretaj yapılabilir. Myomlardaki birdenbire gelişme yalnız kansere bağlı olarak gelişmez. Gebelik ve myom içine kanama şeklinde durumlar da büyümeden görevli olabilirler.
Ağrı-sancı ve bası bulguları:
Eğer bu emareler dayanılamaz düzeylere ulaşır ise tedavi lüzumlu hale gelmiş anlamına gelir.
Myomun yeri:
Kimi zaman myom nüvesi ya da nüvelerinin lokalizasyonu cerrahi olarak çıkartılmalarını gerektirir. Bilhassa 40 yaşından büyük hanımlarda overlere yakın yerleşimli myomlar over tümörleri ile karışabileceğinden alınmalıdır.
Myom tedavisinde en sık tercih edilen tedavi yaklaşımı cerrahidir.Seçilecek cerrahi yöntem hastanın yaşı, toplumsal şartları, çocuk isteği, şikayetlerin tipi ve sertliği şeklinde faktörlere bağlıdır. Bu faktörlere nazaran rahimin tamamen alınması (histerektomi) ya da yalnız myomların çıkartılması (myomektomi) alternatiflerinden bir tercih edilir.
Myom tedavisinde başka tedavi yaklaşımları içinde myom çekirdeklerini çıkarmadan, laser ile yakmak, sıvı nitrojen ile dondurmak, hormon baskılayıcı ilaç kullanarak küçülmelerini sağlamak sayılabilir. Bu baskılayıcı ilaçlar hanımda yapay menopoz yaratarak myomları küçültmeyi amaçlamaktadır.Deneysel tedavi sistemlerinden-,metotlarından biri de laparoskopi eşliğinde myom çekirdeğine elektrik akımı vererek myolizis yapmaktır. Bu şekilde tedavi yaklaşımları kısa süreli rahatlamalar getirebilir ama bilhassa hormon tedavisi sonrasında, tedavi esnasında küçülen myomlar ilaç kesildikten sonrasında hızla büyüyebilir ve eski durumundan daha fena hale gelebilir. Bir takım ekoller cerrahi öncesinde 3-6 ay kadar hormon tedavisi vererek myomları küçültmeyi ve böylece cerrahi esnasında işlemi kolaylaştırmayı ve kanama miktarını azaltmayı önermektedirler.
Myomun en kati ve garantili tedavisi bugün için cerrahidir.
Myomların gebelikte ortaya çıkardığı riskler nedir?
Gebelikte myomların ortaya çıkardığı riskler ön planda uterus içinde bulunmuş olduğu mıntıkaya, ikinci planda myomun büyüklük ve sayısına bağlıdır.
Bilhassa submüköz ya da intramural yerleşimli olanlar tekrarlayan düşüklere, erken doğum tehdidine, fetusun düzgüsel yerleşimi olan kafa aşağı haricinde anormal bir pozisyonda yerleşmesine, plasentanın erken ayrılmasına (ablasyo), uterusun kasılmasını engelleyerek doğum sonrası kanamaya niçin olabilirler. Yukarıda sayılan durumların büyük bölümü sezaryen ile doğum gerektirdiğinden myomu olan anne adaylarında sezaryenle doğum olasılığı artar.
Myomlar östrojen hormonuna bağlı olarak gelişme gösterdiklerinden gebelikte artan östrojen salgısının etkisiyle büyümeye eğilimlidirler. Bilhassa ilk tanı konulduğunda 6 santimetre. ve daha büyük olan myomlar gebelikte daha çok gelişme eğilimi gösterirler.
Kimi zaman süratli gelişme neticesinde myom yeterince beslenemediğinden dolaşımı aksar ve mayomda yozlaşma ("bozulma") denen vaziyet ortaya çıkar. Bu vaziyet kendini karında ve bilhassa de myomun bulunmuş olduğu bölümde ağrı-sancı şeklinde belirgin eder. Bu ağrı-sancı bir takım durumlarda apandisit, plasentanın erken ayrılması ve erken doğum tehdidi şeklinde durumlarla karışabilir.
Myomda yozlaşma en sık 20-22. haftalar içinde görülür ve doğum eyleminin başlamasına niçin olabilir.
Gebelik öncesinde myom tanısı konması durumunda ne yapılır?
Gebelik döneminde en sık mesele yaratan myomlar submüköz nitelikli olanlar olduğundan bu şekilde myomlar saptandıklarında çoğu zaman hamile kalınmadan cerrahi yolla çıkarılması tercih edilir. Bu sebeple histeroskopi (vajinadan ulaşım) ya da açık cerrahi (karın yolundan ulaşım) uygulanabilir.
İntramural ya da subseröz olanlar arasından ise bilhassa kanama ve başka disiplinli emarelere niçin olanlar ve büyük ölçekli olanlar çıkarılmalıdır.
Myom çıkarılması için uygulanan operasyonlar ameliyat sonrası yapışıklık ve buna bağlı olarak da tüplerde tıkanıklığa yol açabileceklerinden gebelik öncesi dönemde myom operasyonu yapma sonucu verilirken çok dikkatli olunur.
Daha önceki bir gebelikte myoma bağlı olarak ortaya çıkmış olduğu fikredilen bir durumun varlığında (önceki gebelikte başka nedene bağlanamayan erken doğum, plasentanın erken ayrılması şeklinde), yeni bir gebelik öncesinde myomun çıkarılması uygundur.
Gebelikte myom tanısı konduğunda ne yapılır?
Gebelik döneminde myom tanısı konmuş anne adayları tüm gebelik süresince daha yakından takip edilir. Myomu olan anne adayının her karın ağrısı-sancısı şikayetini ne olursa olsun doktoruna bildirmesi gerekir. Myoma bağlı oluşabilecek istenmeyen durumların bebek ve anne adayına minimum zarar verecek şekilde tedavi edilebilmesi açısından anne adayının bu mevzuda hassas olması önemlidir.
Gebelikte myoma bağlı olarak oluşan en sık istenmeyen vaziyet yozlaşma ("bozulma") ve buna bağlı olarak oluşan ağrıdır. Bu, ortalama %10 oranında gözlenir. Başka ağrı-sancı sebepleri (apandisit, plasentanın erken ayrılması (ablasyo), erken doğum tehdidi şeklinde) de araştırıldıktan sonrasında, dejenerasyona bağlı olduğu fikredilen ağrı-sancı, ağrı-sancı kesici ile tedavi edilir. Bölgesel ısı ya da buz uygulamalı de destek sunar.
Devam eden bir gebelikte myom çıkarma operasyonları çok nadir olarak uygulanırlar.
Doğum kanalını tıkayan ya da uterusun kasılmasını engelleyerek eylemi yavaşlatan myomların varlığında sezaryen gerekir, sezaryen esnasında myomun alt segmenti kapattığı gözlendiğinde bebek rutin olarak uygulanan yatay kesiyle değildir klasik uterus insizyonuyla (dikey kesiyle) çıkarılır.
Daha evvel myom operasyonu geçirmiş tüm anne adaylarında bilhassa çok şiddetli ağrı-sancı ve başka bulguların varlığında az bir olasılık olsa da uterus rüptürü (uterusun yırtılması) de ayırıcı tanıda düşünülmelidir.
Sezaryen operasyonu esnasında myom çıkarılması çok fazla kanamaya niçin olabileceğinden tercih edilmez.
Bir süre önce myomektomi operasyonu (myom çıkarılması) geçirmiş anne adaylarında doğum şekli iyi mi olmalıdır?
Operasyon esnasında uterusun iç tabakası hasar görmüşse düzgüsel doğumda oluşan uterus kasılmalarında uterusun yırtılma riski söz mevzusu olabileceğinden sezaryen ile doğum tercih edilir. Başka durumlarda anne talibi düzgüsel doğum yapabilir, fakat uterusta yırtılma düşündüren en küçük bir bulguda dahi sezaryene dönülebileceğini bilmelidir.
Ameliyatsız Miyom Tedavisi
Hanımefendilerin korkulu rüyası miyomdan geriye kalan ameliyatsız akustik tedavisiyle kurtulmak mümkün. Açık ameliyat, laparoskopi (kapalı ameliyat), rahim damarlarının tıkanması (embolizasyon) şeklinde cerrahi tedavilere nazaran daha kısa sürede, karında kesi ve anesteziye gerek olmadan meydana getirilen ameliyatsız akustik miyom tedavisinde miyom ses dalgaları ile ısıtılarak yok ediliyor.
Her dört hanımdan birinde bulunan miyom; sayı kanama düzensizliği, kısırlık, ağrı-sancı, sık idrara çıkma, kabızlık hatta rahmin kaybedilmesine sebep olabilir.
Açık ameliyat, laparoskopi (kapalı ameliyat), rahim damarlarının tıkanması (embolizasyon) şeklinde cerrahi seçeneklere bir yenisi eklendi: Ameliyatsız Miyom Tedavisi.
Bütün ülkelerde bir sürü yerde ameliyatsız miyom tedavisi uygulanmaktadır. Bu tedavide hastanın baştan doğru seçilmesi, tüm tedavi aşamalarının doktor tarafınca takip ve denetim edilmesi gerekir. Türkiye'de hemen hemen çok yeni uygulamaya geçen bu yöntem kapalı ameliyat laparoskopiye nazaran benzer maliyetlerle uygulanabilmektedir.
Ameliyatsız Akustik Miyom Tedavisi
Magnet Rezonans rehberliğinde ses dalgalarının fokuslanması (MR-HIFU) işlemi çok sayıda hastada başarı ile uygulanmıştır.Narkoz ve ameliyat gerektirmeyen bu yöntem, doğru seçilmiş vakalarda ümit verici gelişimleri bununla beraber getirmiştir. Bütün ülkelerde 80 merkezde uygulanmaktadır.
Çağıl Teknoloji ve Konforlu Yöntem
Ses dalgaları (akustik enerji) miyom içine hedeflenir ve ufak bir alana fokuslanır. Miyom dokusu yüksek enerji 60-70 °C´ye kadar ısınma yolu ile tahrip edilir. Çevre doku ya da ten hasar görmez. Hedefi çok kırılgan bir biçimde görebilmek için magnetrezonans tomografisi (MRT) sürekli olarak kullanılır. Böylece tedaviyi planlamak, hedef dokuyu tespit etmek ve miyom çevresindeki mühim organları (örneğin sinirleri) korumak mümkün olmaktadır. MRT vücuttaki ısı değişimlerini gösteren tek muayene yöntemidir. Sürekli görüntü veren bu ısı haritası ile lüzumlu ısıya ulaşılması ve bunun aşılmaması sağlanır. Bununla birlikte dokunun yeterince tahrip edilip edilmediği denetim edilir. Bu işlem radyasyonsuzdur ve hemen görüntü sağlar. İşlem esnasında hafifçe bir ağrı-sancı kesici ya da sakinleştirici uygulanır. Yaşam kalitesinin arttırılması, harcamaları azaltılması, ağrı-sancı hissinin azlığı, aslolan işlemin 2 saat kadar sürmesi, hastanın hastaneden çıkıp düzgüsel hayatına geri dönebilmesi şeklinde nedenlerle iyi seçilmiş vakalarda tercih sebebidir.
Bu Yöntemin üstünlükleri Nelerdir:
Hastaların %25 şu demek oluyor ki her dört hastadan fakat birisi için akustik tedavi gerçek bir opsiyondur.
Akustik Tedavi Seans Kaç Saat Sürer? Hastaya Narkoz Ya da Yatıştırıcı Verilir Mi?
Tecrübeli uzmanlar eşliğinde akustik tedavi ortalama 4 saat sürer. Bu süre kapalı ameliyata nazaran daha uzundur. İşlem süresince damar yolu ile yatıştırıcı uygulama edilir.
Hastaların İzlemesi Ihtiyaç duyulan Yol:
Hanım Hastalıkları Uzmanı
Hanımefendilerin korkulu rüyası miyomdan geriye kalan ameliyatsız akustik tedavisiyle kurtulmak mümkün. Açık ameliyat, laparoskopi (kapalı ameliyat), rahim damarlarının tıkanması (embolizasyon) şeklinde cerrahi tedavilere nazaran daha kısa sürede, karında kesi ve anesteziye gerek olmadan meydana getirilen ameliyatsız akustik miyom tedavisinde miyom ses dalgaları ile ısıtılarak yok ediliyor.
Her dört hanımdan birinde bulunan miyom; sayı kanama düzensizliği, kısırlık, ağrı-sancı, sık idrara çıkma, kabızlık hatta rahmin kaybedilmesine sebep olabilir.
Açık ameliyat, laparoskopi (kapalı ameliyat), rahim damarlarının tıkanması (embolizasyon) şeklinde cerrahi seçeneklere bir yenisi eklendi: Ameliyatsız Miyom Tedavisi.
Bütün ülkelerde bir sürü yerde ameliyatsız miyom tedavisi uygulanmaktadır. Bu tedavide hastanın baştan doğru seçilmesi, tüm tedavi aşamalarının doktor tarafınca takip ve denetim edilmesi gerekir. Türkiye'de hemen hemen çok yeni uygulamaya geçen bu yöntem kapalı ameliyat laparoskopiye nazaran benzer maliyetlerle uygulanabilmektedir.
Ameliyatsız Akustik Miyom Tedavisi
Magnet Rezonans rehberliğinde ses dalgalarının fokuslanması (MR-HIFU) işlemi çok sayıda hastada başarı ile uygulanmıştır.Narkoz ve ameliyat gerektirmeyen bu yöntem, doğru seçilmiş vakalarda ümit verici gelişimleri bununla beraber getirmiştir. Bütün ülkelerde 80 merkezde uygulanmaktadır.
Çağıl Teknoloji ve Konforlu Yöntem
Ses dalgaları (akustik enerji) miyom içine hedeflenir ve ufak bir alana fokuslanır. Miyom dokusu yüksek enerji 60-70 °C´ye kadar ısınma yolu ile tahrip edilir. Çevre doku ya da ten hasar görmez. Hedefi çok kırılgan bir biçimde görebilmek için magnetrezonans tomografisi (MRT) sürekli olarak kullanılır. Böylece tedaviyi planlamak, hedef dokuyu tespit etmek ve miyom çevresindeki mühim organları (örneğin sinirleri) korumak mümkün olmaktadır. MRT vücuttaki ısı değişimlerini gösteren tek muayene yöntemidir. Sürekli görüntü veren bu ısı haritası ile lüzumlu ısıya ulaşılması ve bunun aşılmaması sağlanır. Bununla birlikte dokunun yeterince tahrip edilip edilmediği denetim edilir. Bu işlem radyasyonsuzdur ve hemen görüntü sağlar. İşlem esnasında hafifçe bir ağrı-sancı kesici ya da sakinleştirici uygulanır. Yaşam kalitesinin arttırılması, harcamaları azaltılması, ağrı-sancı hissinin azlığı, aslolan işlemin 2 saat kadar sürmesi, hastanın hastaneden çıkıp düzgüsel hayatına geri dönebilmesi şeklinde nedenlerle iyi seçilmiş vakalarda tercih sebebidir.
Bu Yöntemin üstünlükleri Nelerdir:
- Aslolan işlem 2 saat kadar sürer.
- Karında kesi ve anesteziye gerek kalmamıştır.
- Ayaktan tedavi yapılabilir.
- Hastaların işlem sonrası hamileliklerinde sorun yaşanmadığına dair çok sayıda rapor mevcuttur.
- İyileşme zamanı kısadır. Hasta hızla düzgüsel hayata dönebilir.
- Hastanın yaşam kalitesi en maksimum düzeyde korunmaktadır.
- Akustik Tedavi Hangi Miyom Hastalarına Uygulanabilir?
- Miyom şikayetleri (semptomlar) var ise
- Miyomun boyut ve pozisyonu MR-HİFU aletinin ulaşacağı mesafede ise
- Myom adedi 5 in altında ise
- Miyom büyüklüğü 10 santimetre ve 10 santimetre altında ise
- Hasta ameliyatsız tedavi yöntemini tercih ettiğinde
- Fena huylu tümörler
- Hamilelik
- Akut enfeksiyonlar
- 5 den fazla miyom (kısmi kontrendikasyon)
- 10 santimetre'den büyük miyomlar (kısmi kontrendikasyon)
- Ses dalgalarının geçmesine engel durumlar (Barsak, büyük ameliyat yaraları, miyomun uzakta ya da arka rahim yüzünde olması (kısmi kontrendikasyon)
- Saplı miyomlar (kısmi kontrendikasyon)
- Kontrast madde alerjisi (kısmi kontrendikasyon)
- MR yapılmasına engel başka durumlar
Hastaların %25 şu demek oluyor ki her dört hastadan fakat birisi için akustik tedavi gerçek bir opsiyondur.
Akustik Tedavi Seans Kaç Saat Sürer? Hastaya Narkoz Ya da Yatıştırıcı Verilir Mi?
Tecrübeli uzmanlar eşliğinde akustik tedavi ortalama 4 saat sürer. Bu süre kapalı ameliyata nazaran daha uzundur. İşlem süresince damar yolu ile yatıştırıcı uygulama edilir.
Hastaların İzlemesi Ihtiyaç duyulan Yol:
- Jinekolojik değerlendirme
- MR çekilerek miyomun bu yöntemle tedavi ye uygun olup olmadığının değerlendirilmesi
- Tedavi sonrası 6., 12. ve 18. aylarda jinekolojik ve gerekirse MR ile muayeneleri
Hanım Hastalıkları Uzmanı
Sebep: Sayfa düzeni.
Tabii yöntemlerle miyom tedavi edilir mi?
Miyom Hastalığı
Kaynak:msxlabs.org
YORUMLAR