Cennetin çiçekleri arasında koşup tanrıl...
Cennetin çiçekleri arasında koşup tanrıların nektarından içtiler ve öpüşmeleri tıpkı gün batımında dünyanın gökyüzüyle birleşmesinden önce dokunduğu kızıl ufuklar kadar güzeldi.Ormus'un okşayışları denizin üzerinden esip geçen,kimi zaman öfkeli,kimi zaman şevkatli rüzgara mı benzetelim ?
Peki ya Vina'nın bu haşin okyanusa verdiği ateşli,arzular ve cilveli karşılıklar ..İşi iyice ileriye götürüp tüm aşıkların ulaşmaya çabaladığı ilahi bir aşktan dem vurarak yükseklerde bir yerden bize bakan ve bu dünyevi çiftin koşulsuz tutkusuyla kalplerinin açıklığını , parlayan aynalarını çevirdikleri yüce bir aşık olduğuna mı kanaat getirelim ?
Hayır, bu ayrılıklar ve yeniden kavuşmalarla dolu derin fakat dengesiz bir aşkın hikayesi,ardında daha büyük sıkıntılar bulunan engellerin tanımladığı sonsuz bir mücadeleyle dolu bir aşk.
Bir engelli koşucunun aşkı.Belirsizliğin çatallı,bozuk patikaları,şüphe ve ihanetin dolambaçlı labirentleri , dönüşü olmayan bu aşk çok çetrefilli yollardan buralara kadar geldi ve bilinmeyenin yarattığı heyecan duygusu ile devam edecek.
Salman Rushdie - ” Ayaklarının Altındaki Toprak ”
YORUMLAR