CANLI

Fütuhat-ı Mekkiyye 9 Kitabından Alıntı Sözler — Muhyiddin İbn Arabi

Fütuhat-ı Mekkiyye 9 - Muhyiddin İbn Arabi kitap alıntıları ve sözleri

Muhyiddin İbn Arabi'nin kaleme aldığı Fütuhat-ı Mekkiyye 9, hikmetli sözleriyle okurların sıkça başvurduğu bir eserdir. İlk kez 2013'te yayımlanmıştır. Bu derlemede Fütuhat-ı Mekkiyye 9'den en çok paylaşılan satırlar sizi bekliyor.

Yazar:Muhyiddin İbn Arabi
Çevirmen:Ekrem Demirli
İlk Yayın:2013
Yayınevi:Litera Yayıncılık
Sayfa Sayısı:465
Dil:Türkçe
ISBN:9789756329528
Okuma Süresi:13 sa. 11 dk.
Türler:Din (İslam), Tasavvuf-Mezhepler-Tarikatlar

Fütuhat-ı Mekkiyye 9'den En Beğenilen Alıntılar

Bir kısmı diri, bu kısım, ölünün ta kendisi

İçimizden ölü olan, ölümünü bilmez
Masum koruşan, susanın ta kendisi.

📖 Sayfa 196 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

bu yolda ayıklık, bir sarhoşluktan sonra olabilir

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

İman taklittir. Bilen ile bir bileni taklit eden arasında ne büyük fark var!

📖 Sayfa 70 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Vakit, senin üzerinde hükmü olan şeydir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Arş, su üstündedir ve su özü gereği canlılığı kabul eder. Allah Teala her şeyi sudan canlı yapmıştır. Yoksa onlar, yeryüzünün yağmurla canlandığına inanmazlar mı? Ağaçların canlılığı, sulamaya bağlıdır. Hatta havada bile su vardır, yoksa tutuşurdu.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

‘Fakat insanlar kendilerine zalimdir.' İnsanın dışında yaratıklardan hiç biri, kendine zulmetmekle nitelenmedi.

📖 Sayfa 46 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Cebrail zama­nının en yakışıklısı olan Dıhye suretinde kendisine inmeye devam eder­ken hal diliyle kendisine şöyle demiştir: ‘Ey Muhammed! Benimle senin aranda ancak güzellik sureti vardır.’ Çünkü Cebrail peygamber ile Allah arasında bulunmaktaydı. Dıhye o kadar güzeldi ki, Medine’ye geldiğin­de kadınlar ve erkekler kendisini görmeye çıkar, bir hamile kendisini görse onun suretinin güzelliğinden karnındaki düşürürdü.

📖 Sayfa 227 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Allah şeytanın insanları fakirlikle korkutacağını bildirmiştir.

📖 Sayfa 159 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Günahta sadece utanma duygusu bulunsaydı bile, yine de büyük bir ceza olurdu. Hatta utanma duygusu, cezalandırmadan daha acıdır.

📖 Sayfa 225 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Bize göre riyazet, nefsi bir ‘arza’ya, yani iyinin ve kötünün kendisi­ni çiğnediği bir toprağa dönüştürmek demektir. Toprak, üzerinde gezi­nenleri ayırt etmez. Aksine iyiyi (birr), Efendisinin memnun olduğu hallere sahip olması nedeniyle, severek taşırken günahkârı Allah'ın kendisine yüklemesi nedeniyle taşır. Çünkü Allah, nimetlerine nankörlük edip onları yok sayarken ve sahiplerini unuturken bile, kendisini rızıklandırır. İyice düşünürsen, razı olunan şey, gerçekte riyazete döner.
Çünkü nefs, özü gereği iyiliğin fazlasını ister, çünkü asıl böyledir.

📖 Sayfa 203 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Bir kimse haram kılınan şeyi yerse, Allah’ın rızkını yemiş sayılmaz. Düşün ve hayatının kendisine bağlı olduğu şeye bak!

📖 Sayfa 151 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Benim hastalığım çaresiz hastalık, çünkü o.
Her halde beni nefsim hakkında uyarır

İlletim benden başkası değil, ben değil illetim
Ne faslım ve ne cinsim

Bilgiye de sahip değilim ki bileyim kimim ben
Zatım hakkında bilgisiz veya kafası karışık da değilim

Ben senin kast etdiğin değilim başkası da değilim
Fakat ben sevinirken ve neşelenirken üzülür gibiyim

📖 Sayfa 224 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Allah teala iki zıddı kendinde toplayandır, hatta iki zıddın ta kendisidir. Binaenaleyh Hak ‘Evvel’dir, Ahir’dir, Zâhir'dir ve Bâtındır,’ Bu nedenle de insan-ı kamili bu konumda yaratmıştır. Öyleyse insan da iki zıddın ta kendisidir. Çünkü insan, iki zıt ile ilişkisinde Hakkın aynıdır. İnsan, bedeniyle ilk, ruhuyla son, suretiyle zâhir, hükümlerinin nedenleriyle ise bâtındır.

📖 Sayfa 186 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Öyle ki Allah kuluna harcamayı em­retmiş, fakat serbest bırakmamıştır. Harcamada da Allah’ı vekil edin­meyi emretti. Çünkü Allah insana mal sahibini memnun edecek şekilde nerelere harcayacağını göstermiştir. Bu amaçla şeriatlar inmiş, insana malı harcayacağı yerleri belirtmiştir. Bu sayede insan, basiret üzere har­car ve infak eder. Vekilin emretmediği bir konuda arzusuyla infak eden, mal sahibinin malından zayi olan kısmı tazmin itmelidir. Çünkü o, esasta müflistir ve yetkiye sahip değildir.

📖 Sayfa 45 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Bilmelisin E sûfîlere göre vecd, kalbe ansızın gelip kişiyi kendinden
ve yanında bulunanlardan habersiz hale getiren hallerdir. Onlar vecdi
kalpte hüznün ürünü anlamında da kullanabilirler.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Nefsin bilgi alışı iki tarzda ger­çekleşir: Birincisi, bir sebep vesilesiyle meydana gelen varlık özel yön­den bilgiyi almış ise, almıştır. Onun tecelli edeni bilip bilmemesi durumu değiştirmez. Bilirse, Allah’ı bilenlerden olur; bil­mezse, inayet ehlinden olur, fakat kendisine inayet edildiğini bilmez. Çünkü insanların çoğu, bu yönden verilen bilginin durumunu bilmez ve onu anlamaz. Çünkü bu yönden verilen bilgi, Allah’ın kendisine ayırdığı ve kendisine seçtiği özel kullarına verilmiştir.

📖 Sayfa 64 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Mutlak Hak, zatında bilinen ve meç­hul olmayandır. Aynı zamanda bilinmez ve bilgi bakımından kuşatıla maz. Allah, bilgiyle ihata edilemez oluşunun (bilinmesi) yönünden bi­linirken, bilginin kendisini kuşatamayışı nedeniyle de bilinemezdir. 0 halde O, bilinmediği yönden bilinendir. O’nu bilmek, kendisini bilme­menin ta kendisidir. Allah’tan başka, zıtları kabul etme niteliğine sahip kimse yoktur!

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Umut, âriflerin değil, mümin­lerin hallerindendir. Çünkü ârifler kendi işleri hakkında bir basirete sa­hiptir, dolayısıyla onlarda umut olmaz. Aynı şey, kendi durumu hak­kında basireti olan herkes için geçerlidir. Nitekim Allah ‘onlar ölüme, hayata ve dirilmeye malik değillerdir.' buyurur. Kabirdeki kâfirler de ümitsizdir.

📖 Sayfa 198 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Her halin bir nefesi vardır. Bu nefes, kişinin kaçırmış olduğu bütün geçmiş nefesleri içerir. Başka bir ifadeyle, bu nefeslerin sahip olduğu bütün hükümleri içerir. Öyleyse (bu son) nefes, toplamın faydasına sa­hip olduğu gibi aynı zamanda başkalarından kendisini ayrıştıran (bir hükme) sahiptir.

📖 Sayfa 197 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Sonra, annelerin karınlarına yerleştik. Böylelikle rahimler bize vatan oldu. Doğarak o vatandan ayrıldık. Bu kez dünya bize vatan oldu. Orada vatanlar edindik. Sonra, sefer ve seyahat denilen yolculuklarla oradan da ayrıldık.

📖 Sayfa 328 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

İstişareyi zorunlu kılan sebep, Hakkın her varlıkta özel bir yönünün bulunmasıdır. Söz konusu yön, sadece o varlığa öz­güdür ve başkasına ait değildir. Hak ona belirli bir konuda derece ba­kımından kendisinden üstün birisine ilham etmediği bir bilgi ilham edebilir. Örnek olarak Âdem’e isimlerin öğretilmesini verebiliriz. Hâl­buki Mele-i ala Allah katında Âdem’den üstündü. Buna rağmen Âdem’de onlarda bulunmayan bir bilgi vardı.

📖 Sayfa 51 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Salih müminler, himmet gücüyle etkindir ve bu en güçlü etkidir.

📖 Sayfa 157 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Şeriat fiili kendisine nispet ederek kulluğa bağlanmaktır.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Âlemdeki her parça, yaratıcı­sının tespihini söyleyen ve neyi tespih ettiğini bilen, Hakkın celaline ya­raşan şeyi bilen, bunu yapmaya güç yetiren, başka bir neden olmaksızın buna tam niyetlenendir. O halde bir sebepten var olan her şey, yaratıcı­sının büyüklüğünü müşahede etmekte, kalbi canlı ve emrini dinlemek­tedir.

📖 Sayfa 88 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Alemdeki her parça kendisinden neyin istenildiğini bilir. Öyleyse her şey, basirete sahiptir. İnsan bedeninin parçalarına varana kadar, her şey için bu durum geçerlidir. İman nuruyla baktığında, nur onun gözünde ortaya çıkar ve kendisi için hayırlı olan şeyleri keşf eder.

📖 Sayfa 135 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

'Töv­be günahını unutmandır.’ Bunu söyleyen şunu demek ister: Allah Teala senin tövbeni kabul ettiğinde, sana günahını unutturur ve bir daha onu hatırlatmaz. Çünkü günahını hatırlarsan, nahoş bir yapısı var iken, onu Hak ile arana yerleştirirsin. Bu durumda Hak ile arana uzaklığı dillendi­ren çirkin bir sureti yerleştirmişsindir. Günahı unutmanın yararı böyle bir duruma yol açmamaktır.

📖 Sayfa 227 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

İnsan her an yaratılışın vesileleriyle gerçekleştiği sebepleri görmekle Allah'ın birliğini görmekten gafildir.

📖 Sayfa 42 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Işığın gölgesi yoktur ve âlem ise bir gölge, Hak ise nurdur. Bu nedenle âlem tecelli esnasında silinir, çünkü tecelli nurdur. Nefsi görmek ise, bir gölgedir. Tecelliye mazhar olan kimse, Allah’ı görürken kendini görmez. Perde çektiğinde ise, gölge ortaya çı­kar ve şahit ile haz alınır.

📖 Sayfa 158 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

İstidat, Allah’ın kalpte meydana gelmiş ipidir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Vakit, iki yokluk arasında yer alan bir durumdur.

📖 Sayfa 356 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

her sarhoşun ayıklığı, sarhoşluğuyla
doğrudan orantılıdır. Öyleyse ayıklık, sarhoşluk ortadan kalktığında
kendisiyle yararlanılacak doğru bilgi getirmelidir

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Bilmelisin ki, celal, kalplere heybet ve tazim duygusu veren ilahi bir
niteliktir. El-Celil ismi onunla zuhur eder.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Şekil kendi şekline ülfet eder (Benzer benzere bilir). Zıt zıddını
tanımaz. Dünya karışım, ahiret saflaşma yeridir

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Yaratılmış âlemde kadından daha güçlüsü yoktur. Bunun nedenini, sadece âlemin niçin yaratılmış olduğunu, Hakkın âlemi hangi hareket ile var ettiğini ve onun iki öncülden meydana gelmesini bilen anlayabi­lir. Çünkü âlem bir neticedir. (Neticeyi elde etmek üzere) Nikah ilişkisi bir taleptir ve talep eden muhtaç, talebin konusu ise amaçlanan şeydir. Talep edilen şey, izzet sahibidir ve şehvet kendisine baskındır, çünkü ona ihtiyaç vardır.

📖 Sayfa 157 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Allah ise, kulunun tövbesi nedeniyle sevinir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Mahk, senin O’nda fani olman demek iken mahku’l-mahk ise senin
O’nda sabit olman demektir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

O halde O, bilinmediği yönden bilinendir. O’nu bilmek, kendisini bilmemenin
ta kendisidir. Allah’tan başka, zıtları kabul etme niteliğine sahip
kimse yoktur!

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

‘vecd’, kalbe ansızın gelen şey demektir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Rab, besleyendir ve beslemek hayatın sebebidir

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Nurların nurları, tecellilerdir. Hak onları örten perdeyi açsaydı,
hepimizi yakarlardı. Bunlar, zati nurlardır ve yayıldıklarında mümkünlerin
varlıkları ortaya çıkar.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Bilmelisin ki, heybet, kalbin bir halidir. Bu hali, Hakkın güzelliğinin
cemalinin kulun kalbine tecellisi verir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Cennet görme ve tecelli yeridir. Allah ise orada dört nehir zikretmiştir:
‘Tadı bozulmamış su nehirleri, tadı değişmemiş sütten, şaraptan ve
saf baldan nehirler.’637 Buradan bilgi tecellisinin dört surette olabileceğini
kesin olarak öğrendik: su, süt, şarap ve bal.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

her düşünce,
elçiliğinin kendisidir. Kalbin gözü kendisine düştüğünde, onu anlar.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

iman tasdiktir ve tasdikin
yeri kalptir. Tasdik etkisi olan şeylerden ise, bu etki, organlarda gözükür.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Her şeyde O’nu O’nunla görürsün
Ne ardı ne önü vardır hâlbuki
Ona uyarsın ve yönelirsin O’na
Maksadımız değil iken, İmamdır O
O’nu görünce bir dinginlik bulursun
Onunla özdeşleşirsin, vesselam!

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Duyma gücüne görme gücü takdim edilseydi, onu imkansız sayardı. Aynı şey görme gücü ile diğer güçler arasında da geçerlidir.

📖 Sayfa 315 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

yardım eden, yardım edilenin
ona olan ihtiyacını bilir. Her durumda, Rahman’ın nefesi yardımda
vardır.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Allah için ummak gerçekleşmek demektir

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Allah’a
giden yol ise, kıyasla öğrenilmez. Çünkü Allah ‘Her gün bir iştedir’
608 ve her nefes bir istidattadır. Öyleyse ‘Allah’a karşı örnekler verip
durmayın’609, Çünkü ‘Allah bilir de siz bilemezsiniz.’610

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

zikrederken, kimin
diliyle zikrettiğini bilmelisin. Okuduğunda ise, kimin diliyle okuduğunu,
ne okuduğunu ve kimden aktardığım bilmelisin.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Öyleyse bilgi talibi, deniz suyu içen birine benzer, ne kadar içerse,
susuzluğu o kadar artar!

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Arzunun sarhoş ettiği ile şarabın sarhoş ettiği ayrı:
Biri ayılır, diğeri sarhoş kalır

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Pişmanlık tövbenin ta kendisidir. Pişmanlığı tövbe
yapan, sonra da kendisini et-Tevvab ve er-Rahim diye niteleyen Allah’a
hamd olsun! et-Tevvab, bütün günahlarda kullarına merhamede dönen
demektir. Bu sayede günahkâr kuluna pişmanlık verir ve kulun kendisine
dönmesiyle kul da Allah’a döner.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Kabzın en üstünü, O’na doğru olandır

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Sebepler arasında en büyük perde, kendinsin! Hâlbuki kendin,
Allah’ı bilmenin sebebidir, çünkü Allah’ı ancak kendinden bilebilirsin
(kendini bilen Rabbini bilir). Allah bilinmeyi irade etmişken, senin ortadan
kalkman mümkün değildir. Öyleyse Allah seni kendinden siler.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

İnsanların hürmeti, insanı yok edecek zehirli bir etkiye sahiptir.

📖 Sayfa 326 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

O’ndan başka sevilen yok!
Selma, Leyla, Zeynep: hep perde
Onlar üzerine çekilmiş örtüler sadece
Nesir karşısında âşıkların şiiri zikretti onları
Leyla’nın Mecnun’u veya öncekiler gibi
Bişr ile Hind gibi, daraldı gönlüm onların yâdından

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Koku adamlarından bir grup gördük.Abdulkadir el-Cili de onlardandı ve kişiyi kokusuyla tanırdı.Arkadaşım Ebu Bedr bana şöyle bildirdi:
İbn Kaid el evani kendisine gelmiş ki İbn kaid bu yolda nefsine ait bir pay görüyordu.Abdulkadir kendisini üç kez koklamış sonra şöyle demiş.Seni tanımıyorum.Bu onun hakkında bir terbiye idi.Nefes hükmü seven aşıklarda ortaya çıkan bir şeydir.Bu onların makamı ve mertebeleridir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Setr, Hakkın seni silen ve fani eden şeyden seni gizlemesidir.
Allah örtüleri ve perdeleri niye çeker?
Kilitlenmişe ulaşılsın diye
Bazen, onları düşünmek çekingenlik verir
Ya da doğanın gerektirdiği bıkmadan dolayı
Düşünürsen, içerdiği ibretleri esasta
Gayeler ve umutlar onun içindir

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

gayb ilimlerini ruhlar kalplere indirir. Onları bilen,
kendilerini edeple karşılar ve edeple bilgileri alır. Tanımayan ise, gayb
bilgisini alır, fakat kimden olduklarını bilemez.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

Sıkça Sorulan Sorular

Fütuhat-ı Mekkiyye 9 kimin eseridir?

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2013'te yayımlanmıştır. Türkçeye Ekrem Demirli çevirmiştir.

Fütuhat-ı Mekkiyye 9 kaç sayfadır?

Fütuhat-ı Mekkiyye 9, 465 sayfadır (Litera Yayıncılık baskısı).

Fütuhat-ı Mekkiyye 9'in en ünlü sözü nedir?

“Bir kısmı diri, bu kısım, ölünün ta kendisi İçimizden ölü olan, ölümünü bilmez Masum koruşan, susanın ta kendisi.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Fütuhat-ı Mekkiyye 9 — Muhyiddin İbn Arabi. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4