
Muhyiddin İbn Arabi'nin kaleme aldığı Fütuhat-ı Mekkiyye 9, hikmetli sözleriyle okurların sıkça başvurduğu bir eserdir. İlk kez 2013'te yayımlanmıştır. Bu derlemede Fütuhat-ı Mekkiyye 9'den en çok paylaşılan satırlar sizi bekliyor.
Fütuhat-ı Mekkiyye 9'den En Beğenilen Alıntılar
Bir kısmı diri, bu kısım, ölünün ta kendisi
📖 Sayfa 196 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
İçimizden ölü olan, ölümünü bilmez
Masum koruşan, susanın ta kendisi.
bu yolda ayıklık, bir sarhoşluktan sonra olabilir
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
İman taklittir. Bilen ile bir bileni taklit eden arasında ne büyük fark var!
📖 Sayfa 70 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Vakit, senin üzerinde hükmü olan şeydir.
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Arş, su üstündedir ve su özü gereği canlılığı kabul eder. Allah Teala her şeyi sudan canlı yapmıştır. Yoksa onlar, yeryüzünün yağmurla canlandığına inanmazlar mı? Ağaçların canlılığı, sulamaya bağlıdır. Hatta havada bile su vardır, yoksa tutuşurdu.
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
‘Fakat insanlar kendilerine zalimdir.' İnsanın dışında yaratıklardan hiç biri, kendine zulmetmekle nitelenmedi.
📖 Sayfa 46 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Cebrail zamanının en yakışıklısı olan Dıhye suretinde kendisine inmeye devam ederken hal diliyle kendisine şöyle demiştir: ‘Ey Muhammed! Benimle senin aranda ancak güzellik sureti vardır.’ Çünkü Cebrail peygamber ile Allah arasında bulunmaktaydı. Dıhye o kadar güzeldi ki, Medine’ye geldiğinde kadınlar ve erkekler kendisini görmeye çıkar, bir hamile kendisini görse onun suretinin güzelliğinden karnındaki düşürürdü.
📖 Sayfa 227 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Allah şeytanın insanları fakirlikle korkutacağını bildirmiştir.
📖 Sayfa 159 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Günahta sadece utanma duygusu bulunsaydı bile, yine de büyük bir ceza olurdu. Hatta utanma duygusu, cezalandırmadan daha acıdır.
📖 Sayfa 225 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Bize göre riyazet, nefsi bir ‘arza’ya, yani iyinin ve kötünün kendisini çiğnediği bir toprağa dönüştürmek demektir. Toprak, üzerinde gezinenleri ayırt etmez. Aksine iyiyi (birr), Efendisinin memnun olduğu hallere sahip olması nedeniyle, severek taşırken günahkârı Allah'ın kendisine yüklemesi nedeniyle taşır. Çünkü Allah, nimetlerine nankörlük edip onları yok sayarken ve sahiplerini unuturken bile, kendisini rızıklandırır. İyice düşünürsen, razı olunan şey, gerçekte riyazete döner.
📖 Sayfa 203 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Çünkü nefs, özü gereği iyiliğin fazlasını ister, çünkü asıl böyledir.
Bir kimse haram kılınan şeyi yerse, Allah’ın rızkını yemiş sayılmaz. Düşün ve hayatının kendisine bağlı olduğu şeye bak!
📖 Sayfa 151 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Benim hastalığım çaresiz hastalık, çünkü o.
📖 Sayfa 224 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Her halde beni nefsim hakkında uyarır
İlletim benden başkası değil, ben değil illetim
Ne faslım ve ne cinsim
Bilgiye de sahip değilim ki bileyim kimim ben
Zatım hakkında bilgisiz veya kafası karışık da değilim
Ben senin kast etdiğin değilim başkası da değilim
Fakat ben sevinirken ve neşelenirken üzülür gibiyim
Allah teala iki zıddı kendinde toplayandır, hatta iki zıddın ta kendisidir. Binaenaleyh Hak ‘Evvel’dir, Ahir’dir, Zâhir'dir ve Bâtındır,’ Bu nedenle de insan-ı kamili bu konumda yaratmıştır. Öyleyse insan da iki zıddın ta kendisidir. Çünkü insan, iki zıt ile ilişkisinde Hakkın aynıdır. İnsan, bedeniyle ilk, ruhuyla son, suretiyle zâhir, hükümlerinin nedenleriyle ise bâtındır.
📖 Sayfa 186 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Öyle ki Allah kuluna harcamayı emretmiş, fakat serbest bırakmamıştır. Harcamada da Allah’ı vekil edinmeyi emretti. Çünkü Allah insana mal sahibini memnun edecek şekilde nerelere harcayacağını göstermiştir. Bu amaçla şeriatlar inmiş, insana malı harcayacağı yerleri belirtmiştir. Bu sayede insan, basiret üzere harcar ve infak eder. Vekilin emretmediği bir konuda arzusuyla infak eden, mal sahibinin malından zayi olan kısmı tazmin itmelidir. Çünkü o, esasta müflistir ve yetkiye sahip değildir.
📖 Sayfa 45 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Bilmelisin E sûfîlere göre vecd, kalbe ansızın gelip kişiyi kendinden
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
ve yanında bulunanlardan habersiz hale getiren hallerdir. Onlar vecdi
kalpte hüznün ürünü anlamında da kullanabilirler.

Nefsin bilgi alışı iki tarzda gerçekleşir: Birincisi, bir sebep vesilesiyle meydana gelen varlık özel yönden bilgiyi almış ise, almıştır. Onun tecelli edeni bilip bilmemesi durumu değiştirmez. Bilirse, Allah’ı bilenlerden olur; bilmezse, inayet ehlinden olur, fakat kendisine inayet edildiğini bilmez. Çünkü insanların çoğu, bu yönden verilen bilginin durumunu bilmez ve onu anlamaz. Çünkü bu yönden verilen bilgi, Allah’ın kendisine ayırdığı ve kendisine seçtiği özel kullarına verilmiştir.
📖 Sayfa 64 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Mutlak Hak, zatında bilinen ve meçhul olmayandır. Aynı zamanda bilinmez ve bilgi bakımından kuşatıla maz. Allah, bilgiyle ihata edilemez oluşunun (bilinmesi) yönünden bilinirken, bilginin kendisini kuşatamayışı nedeniyle de bilinemezdir. 0 halde O, bilinmediği yönden bilinendir. O’nu bilmek, kendisini bilmemenin ta kendisidir. Allah’tan başka, zıtları kabul etme niteliğine sahip kimse yoktur!
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Umut, âriflerin değil, müminlerin hallerindendir. Çünkü ârifler kendi işleri hakkında bir basirete sahiptir, dolayısıyla onlarda umut olmaz. Aynı şey, kendi durumu hakkında basireti olan herkes için geçerlidir. Nitekim Allah ‘onlar ölüme, hayata ve dirilmeye malik değillerdir.' buyurur. Kabirdeki kâfirler de ümitsizdir.
📖 Sayfa 198 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Her halin bir nefesi vardır. Bu nefes, kişinin kaçırmış olduğu bütün geçmiş nefesleri içerir. Başka bir ifadeyle, bu nefeslerin sahip olduğu bütün hükümleri içerir. Öyleyse (bu son) nefes, toplamın faydasına sahip olduğu gibi aynı zamanda başkalarından kendisini ayrıştıran (bir hükme) sahiptir.
📖 Sayfa 197 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Sonra, annelerin karınlarına yerleştik. Böylelikle rahimler bize vatan oldu. Doğarak o vatandan ayrıldık. Bu kez dünya bize vatan oldu. Orada vatanlar edindik. Sonra, sefer ve seyahat denilen yolculuklarla oradan da ayrıldık.
📖 Sayfa 328 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
İstişareyi zorunlu kılan sebep, Hakkın her varlıkta özel bir yönünün bulunmasıdır. Söz konusu yön, sadece o varlığa özgüdür ve başkasına ait değildir. Hak ona belirli bir konuda derece bakımından kendisinden üstün birisine ilham etmediği bir bilgi ilham edebilir. Örnek olarak Âdem’e isimlerin öğretilmesini verebiliriz. Hâlbuki Mele-i ala Allah katında Âdem’den üstündü. Buna rağmen Âdem’de onlarda bulunmayan bir bilgi vardı.
📖 Sayfa 51 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Salih müminler, himmet gücüyle etkindir ve bu en güçlü etkidir.
📖 Sayfa 157 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Şeriat fiili kendisine nispet ederek kulluğa bağlanmaktır.
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Âlemdeki her parça, yaratıcısının tespihini söyleyen ve neyi tespih ettiğini bilen, Hakkın celaline yaraşan şeyi bilen, bunu yapmaya güç yetiren, başka bir neden olmaksızın buna tam niyetlenendir. O halde bir sebepten var olan her şey, yaratıcısının büyüklüğünü müşahede etmekte, kalbi canlı ve emrini dinlemektedir.
📖 Sayfa 88 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Alemdeki her parça kendisinden neyin istenildiğini bilir. Öyleyse her şey, basirete sahiptir. İnsan bedeninin parçalarına varana kadar, her şey için bu durum geçerlidir. İman nuruyla baktığında, nur onun gözünde ortaya çıkar ve kendisi için hayırlı olan şeyleri keşf eder.
📖 Sayfa 135 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
'Tövbe günahını unutmandır.’ Bunu söyleyen şunu demek ister: Allah Teala senin tövbeni kabul ettiğinde, sana günahını unutturur ve bir daha onu hatırlatmaz. Çünkü günahını hatırlarsan, nahoş bir yapısı var iken, onu Hak ile arana yerleştirirsin. Bu durumda Hak ile arana uzaklığı dillendiren çirkin bir sureti yerleştirmişsindir. Günahı unutmanın yararı böyle bir duruma yol açmamaktır.
📖 Sayfa 227 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
İnsan her an yaratılışın vesileleriyle gerçekleştiği sebepleri görmekle Allah'ın birliğini görmekten gafildir.
📖 Sayfa 42 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Işığın gölgesi yoktur ve âlem ise bir gölge, Hak ise nurdur. Bu nedenle âlem tecelli esnasında silinir, çünkü tecelli nurdur. Nefsi görmek ise, bir gölgedir. Tecelliye mazhar olan kimse, Allah’ı görürken kendini görmez. Perde çektiğinde ise, gölge ortaya çıkar ve şahit ile haz alınır.
📖 Sayfa 158 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
İstidat, Allah’ın kalpte meydana gelmiş ipidir.
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Vakit, iki yokluk arasında yer alan bir durumdur.
📖 Sayfa 356 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi

her sarhoşun ayıklığı, sarhoşluğuyla
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
doğrudan orantılıdır. Öyleyse ayıklık, sarhoşluk ortadan kalktığında
kendisiyle yararlanılacak doğru bilgi getirmelidir
Bilmelisin ki, celal, kalplere heybet ve tazim duygusu veren ilahi bir
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
niteliktir. El-Celil ismi onunla zuhur eder.
Şekil kendi şekline ülfet eder (Benzer benzere bilir). Zıt zıddını
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
tanımaz. Dünya karışım, ahiret saflaşma yeridir
Yaratılmış âlemde kadından daha güçlüsü yoktur. Bunun nedenini, sadece âlemin niçin yaratılmış olduğunu, Hakkın âlemi hangi hareket ile var ettiğini ve onun iki öncülden meydana gelmesini bilen anlayabilir. Çünkü âlem bir neticedir. (Neticeyi elde etmek üzere) Nikah ilişkisi bir taleptir ve talep eden muhtaç, talebin konusu ise amaçlanan şeydir. Talep edilen şey, izzet sahibidir ve şehvet kendisine baskındır, çünkü ona ihtiyaç vardır.
📖 Sayfa 157 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Allah ise, kulunun tövbesi nedeniyle sevinir.
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Mahk, senin O’nda fani olman demek iken mahku’l-mahk ise senin
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
O’nda sabit olman demektir.
O halde O, bilinmediği yönden bilinendir. O’nu bilmek, kendisini bilmemenin
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
ta kendisidir. Allah’tan başka, zıtları kabul etme niteliğine sahip
kimse yoktur!
‘vecd’, kalbe ansızın gelen şey demektir.
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Rab, besleyendir ve beslemek hayatın sebebidir
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Nurların nurları, tecellilerdir. Hak onları örten perdeyi açsaydı,
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
hepimizi yakarlardı. Bunlar, zati nurlardır ve yayıldıklarında mümkünlerin
varlıkları ortaya çıkar.
Bilmelisin ki, heybet, kalbin bir halidir. Bu hali, Hakkın güzelliğinin
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
cemalinin kulun kalbine tecellisi verir.
Cennet görme ve tecelli yeridir. Allah ise orada dört nehir zikretmiştir:
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
‘Tadı bozulmamış su nehirleri, tadı değişmemiş sütten, şaraptan ve
saf baldan nehirler.’637 Buradan bilgi tecellisinin dört surette olabileceğini
kesin olarak öğrendik: su, süt, şarap ve bal.
her düşünce,
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
elçiliğinin kendisidir. Kalbin gözü kendisine düştüğünde, onu anlar.
iman tasdiktir ve tasdikin
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
yeri kalptir. Tasdik etkisi olan şeylerden ise, bu etki, organlarda gözükür.
Her şeyde O’nu O’nunla görürsün
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Ne ardı ne önü vardır hâlbuki
Ona uyarsın ve yönelirsin O’na
Maksadımız değil iken, İmamdır O
O’nu görünce bir dinginlik bulursun
Onunla özdeşleşirsin, vesselam!
.jpeg)
Duyma gücüne görme gücü takdim edilseydi, onu imkansız sayardı. Aynı şey görme gücü ile diğer güçler arasında da geçerlidir.
📖 Sayfa 315 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
yardım eden, yardım edilenin
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
ona olan ihtiyacını bilir. Her durumda, Rahman’ın nefesi yardımda
vardır.
Allah için ummak gerçekleşmek demektir
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Allah’a
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
giden yol ise, kıyasla öğrenilmez. Çünkü Allah ‘Her gün bir iştedir’
608 ve her nefes bir istidattadır. Öyleyse ‘Allah’a karşı örnekler verip
durmayın’609, Çünkü ‘Allah bilir de siz bilemezsiniz.’610
zikrederken, kimin
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
diliyle zikrettiğini bilmelisin. Okuduğunda ise, kimin diliyle okuduğunu,
ne okuduğunu ve kimden aktardığım bilmelisin.
Öyleyse bilgi talibi, deniz suyu içen birine benzer, ne kadar içerse,
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
susuzluğu o kadar artar!
Arzunun sarhoş ettiği ile şarabın sarhoş ettiği ayrı:
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Biri ayılır, diğeri sarhoş kalır
Pişmanlık tövbenin ta kendisidir. Pişmanlığı tövbe
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
yapan, sonra da kendisini et-Tevvab ve er-Rahim diye niteleyen Allah’a
hamd olsun! et-Tevvab, bütün günahlarda kullarına merhamede dönen
demektir. Bu sayede günahkâr kuluna pişmanlık verir ve kulun kendisine
dönmesiyle kul da Allah’a döner.
Kabzın en üstünü, O’na doğru olandır
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Sebepler arasında en büyük perde, kendinsin! Hâlbuki kendin,
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Allah’ı bilmenin sebebidir, çünkü Allah’ı ancak kendinden bilebilirsin
(kendini bilen Rabbini bilir). Allah bilinmeyi irade etmişken, senin ortadan
kalkman mümkün değildir. Öyleyse Allah seni kendinden siler.
İnsanların hürmeti, insanı yok edecek zehirli bir etkiye sahiptir.
📖 Sayfa 326 · Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
O’ndan başka sevilen yok!
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Selma, Leyla, Zeynep: hep perde
Onlar üzerine çekilmiş örtüler sadece
Nesir karşısında âşıkların şiiri zikretti onları
Leyla’nın Mecnun’u veya öncekiler gibi
Bişr ile Hind gibi, daraldı gönlüm onların yâdından
Koku adamlarından bir grup gördük.Abdulkadir el-Cili de onlardandı ve kişiyi kokusuyla tanırdı.Arkadaşım Ebu Bedr bana şöyle bildirdi:
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
İbn Kaid el evani kendisine gelmiş ki İbn kaid bu yolda nefsine ait bir pay görüyordu.Abdulkadir kendisini üç kez koklamış sonra şöyle demiş.Seni tanımıyorum.Bu onun hakkında bir terbiye idi.Nefes hükmü seven aşıklarda ortaya çıkan bir şeydir.Bu onların makamı ve mertebeleridir.
Setr, Hakkın seni silen ve fani eden şeyden seni gizlemesidir.
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
Allah örtüleri ve perdeleri niye çeker?
Kilitlenmişe ulaşılsın diye
Bazen, onları düşünmek çekingenlik verir
Ya da doğanın gerektirdiği bıkmadan dolayı
Düşünürsen, içerdiği ibretleri esasta
Gayeler ve umutlar onun içindir
gayb ilimlerini ruhlar kalplere indirir. Onları bilen,
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi
kendilerini edeple karşılar ve edeple bilgileri alır. Tanımayan ise, gayb
bilgisini alır, fakat kimden olduklarını bilemez.
Sıkça Sorulan Sorular
Fütuhat-ı Mekkiyye 9 kimin eseridir?
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, Muhyiddin İbn Arabi tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2013'te yayımlanmıştır. Türkçeye Ekrem Demirli çevirmiştir.
Fütuhat-ı Mekkiyye 9 kaç sayfadır?
Fütuhat-ı Mekkiyye 9, 465 sayfadır (Litera Yayıncılık baskısı).
Fütuhat-ı Mekkiyye 9'in en ünlü sözü nedir?
“Bir kısmı diri, bu kısım, ölünün ta kendisi İçimizden ölü olan, ölümünü bilmez Masum koruşan, susanın ta kendisi.”