
2008 tarihli Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi'nin en bilinen eserlerinden biridir. Litera Yayıncılık baskısıyla 432 sayfadır. Bu sayfada Fütuhat-ı Mekkiyye 8'den seçilmiş alıntılar sayfa numaralarıyla yer alıyor.
Fütuhat-ı Mekkiyye 8'den En Beğenilen Alıntılar
Alemde hamd eden ve edilen (öven ve övülen) her varlık, Rahman’ın nefesinden zuhur eden Hakkın kelimeleridir. Rahman’ın nefesi ise, el-Bâtın isminin zuhurudur ve görünmeyen hüküm sahibidir. Öyleyse Allah, ez- Zâhir ve el-Bâtın’dır. Bu nedenle övgünün sonuçları O’na dönmüştür. Dolayısıyla Allah’tan başka hamd eden olmadığı gibi O’ndan başka hamd edilen de yoktur.
📖 Sayfa 396 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Sevgilide sevdiğinden başka birini düşünmesini sağlayacak bir akıl veya düşünce kalırsa, böyle bir sevgi saf değildir, sadece iç konuşmasıdır.
📖 Sayfa 181 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Şair şöyle der:
"Akılla düşünülen sevgide hayır yoktur."
Hakkında kuşkuya kapılınsın diye
📖 Sayfa 285 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Sevgisini gizleyeceğini iddia eden yalancıdır
Sevgi zorlayarak kalbe hakimdir
Örtünün sevgide yeri yoktur
Sevgi, her perdeyi parçalayan ve her sırrı ilan eden bir zorbadır.
Başka bir hastalık ise, insanlardan dolayı ameli bırakmaktır. Böyle bir davranış, sûfilere göre riya iken insanlar için amel yapmak Allah ehlinin büyüklerinin nezdinde -riya değil- şirkin ta kendisidir.
📖 Sayfa 151 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Şükür, bir nimete karşı olabilir, yoksa hakikatleri bilmeyen bazı insanların iddia ettiği gibi, belaya şükür olmaz. (Onlara göre) Allah nimetini intikamında intikamını ise nimetinde gizlemiştir. Bu durum, hakikatleri, yani işlerin hakikatlerini bilmeyenlerin işi karıştırmasına yol açmış, belaya karşı sabredebileceğim zannetmişlerdir ki, bu, yanlıştır.
📖 Sayfa 230 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Biz, Hakk'ın tükenmeyen kelimeleriyiz.
📖 Sayfa 196 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Allah, bu varlıklarda ortaya çıkmakla birlenmesini sevmiştir. O halde Allah bir’i sevse bile onu çokta zuhuruyla sever. Onunla niteleneni de sever. Öyleyse kim birlerse (tevhit) Allah onu sever. Allah birisini sevmezse, sevdiği şey olan tevhit onda zuhur etmediği için sevmemiştir.
📖 Sayfa 210 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
İnsan, alemdeki hakikatlerin toplamıdır.
📖 Sayfa 134 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Sevgi, vecd, özlem ve keder tek bir hakikâttir.
📖 Sayfa 287 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Peygamber rüyaları müjde ve ‘mübeşşire’ (deri anlamındaki beşer’den türetilerek müjde) diye isimlendirdi. Bunun nedeni, onların insanın derisindeki etkileridir. Çünkü Bunun sonucunda ise, deride bir etki ortaya çıkar ki bu zorunludur. Çünkü bu, Allah’ın doğaya yerleştirdiği doğal bir hükümdür. Öyleyse ancak böyle olabilir.
📖 Sayfa 329 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Meryem’in Cebrail’i beşer süretinde görmesi nedeniyle, Hz. İsa’nın ölüleri dirilten bir ruh ile beşeriliği kendinde nasıl topladığına bakınız! Çünkü ruh vasıtasıyla doğal cisimler hayat bulur.
📖 Sayfa 329 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Sevenin bir özelliği de, sevgilisi uğruna kendini kınamasıdır. Seven sevgilisinin üzerindeki hakları yerine getirmekten kendini aciz görür.
📖 Sayfa 270 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Sevgideki meşrepler, sevilenin değişmesiyle değişir.
📖 Sayfa 287 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Edepli insan hikmet ehlidir.
📖 Sayfa 69 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Mekânın kalbimde, artık nerede gizleneceksin?
📖 Sayfa 179 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi

Seven sevdiğine itaatkârdır.
📖 Sayfa 260 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Biz, gerçekte Allah’a değil, O’nun hükümlerine eşlik ederiz. Allah bizimle birlikteyken biz O’nunla birlikte değiliz. Allah bizi bilir, biz O’nu bilmeyiz. Bu nedenle ‘O bize eşlik eder’ denilirken ‘Biz O’na eşlik ederiz’ ifadesi gelmemiştir. Çünkü O, bizi O’nun için değil, bizim için korur. Bu gerçek nedeniyle, biz O’nu kendisi için değil, kendi adımıza talep ederiz. Biz O’nu talep ederken kendimiz için talep ederiz.
📖 Sayfa 76 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Allah seven herkesin gözünde sevilenlerde zuhur edendir.
📖 Sayfa 182 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
İnsan, sabrının kaynağının Allah olduğunu, yoksa sabrın kendinden, gücünden ve kuvvetinden kaynaklanmadığını bilir. Çünkü Allah ‘Sabret! Senin sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir’ der. Öyleyse sana ait olmayan bir şeyle mi iftihar edeceksin?
📖 Sayfa 230 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Muhabbet, seven için psikolojik bir niteliktir. Şöyle denilebilir: ‘Onun kaybolduğunu görmekteyiz.’ Şöyle deriz: Seven varlıktan kaybolmadıkça, muhabbetin kaybolması imkânsızdır. Seven ise varlıktan kaybolmaz. Dolayısıyla muhabbet kaybolmaz. Kaybolduğu düşünülen şey, sevenin belli bir sevilene bağlanmasıdır. İşte bu ‘özel ilişki’ ortadan kalkabilir ve belirli sevgiliye dönük bu ilgi yok olabilir. Bu durumda ise, muhabbet başka bir sevilene ilişir.
📖 Sayfa 197 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Bir rivayette, Allah’ın sevdiği ve sevmediği iki şahsın ihtiyaçlarını dile getirdikleri zikredilir. Allah bir meleğe sevmediği kulunun ihtiyacını hemen karşılamayı vahyeder. Böylece sevmediği kulunun dileğiyle meşgul olmak ve sesini duymak istemez. (Diğer kulu hakkında ise) meleğe şöyle der: Falanın ihtiyacını beklet! Çünkü ben onun sesini duymayı ve dilemesini seviyorum, çünkü onu seviyorum.’ Allah, karşılık vermeye gecikmesi esnasında sevdiği kuluna bu sırrı gösterseydi, onun bu konudaki sevincini hiçbir şey sığdıramazdı.
📖 Sayfa 273 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Sevgi sevenin kendisidir, başkası değil!
📖 Sayfa 197 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Sevenin bir özelliği de, sevdiğiyle arasına giren şeylerle arkadaşlıktan sıkılmasıdır.
📖 Sayfa 254 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Çünkü o, onun aynıdır ve bir şey kendinden uzaklaşamaz. sevgilisine kavuşmak ile arasında bir engeldir. Bu nedenle seven, yaratılmış olduğu için, kendisinden sıkılır.
İhtiyatlı davranış, Allah’ın kullarına saygıyı gerektirir. Çünkü (Allah’ın güçleri haline geldiği) bu şahıs, herhangi bir şahıs olabilir. Çünkü gerçek bilinmezdir, elle tutulur bir halde değildir ki belirginleşsin. Ehli ise onu bilir. Öyleyse yükümlü her insan, bütün müminlere (karşı saygıyı) gözetmelidir. Bir insan herkese saygılı davranırsa, gerçeği gözetmiş, kendini temize çıkartmıştır. Artık ona ‘niçin böyle yaptın?’ denilmez. Çünkü bu, güzel bir niyettir. Niyet (gösterildiği) yeriyle uygun düşerse, tamam!
📖 Sayfa 339 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Her hadisede O’nun yüzüne bak
📖 Sayfa 53 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Her surette O’na bakmayı sürdür!
Çünkü tecelli eden çok açıktır.
Kıyamet günü, yeryüzünün doğurma günüdür.
Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
‘Müslümanın rüyası, anlatmadığı sürece bir kuşun ayağındadır. Rüyasını anlatınca, gerçekleşir.’
📖 Sayfa 326 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Akıldan daha taklitçi biri yoktur. Akıl, ilahi delil sahibi olduğunu zanneder, hâlbuki fikir kaynaklı delile sahiptir. Çünkü fikrin delili, dilediği her yere onu sürükler. Akıl adeta kör, hatta -Hak bakımından- körün ta kendisidir.
📖 Sayfa 85 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Dostluk makamını talep eden insan, kafiriyle-müminiyle, itaatkârıyla-günahkârıyla Allah’ın bütün yaratıklarına iyilik yapmalıdır. Bunun yanı sıra, Hak insanlara nasıl davranmışsa öyle davranmalıdır, gücü yetse bile (haksızlık yapmamalıdır). Hak, insanların hepsine merhamet ve lütufla davranır.
📖 Sayfa 292 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Gerçekte tevhide ancak içten ve dıştan susularak ulaşılır. Her ne ki konuşur, var eder. Var ettiğinde ise şirk koşar. Susmak ise, bir yokluk niteliğidir. Bu durumda varlığın birliği O’na ait olarak kalır.
📖 Sayfa 84 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi

Benim sevgim benden irade ettiğin şeydedir.
📖 Sayfa 278 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Senin sevgin benim için yeni bir yaratılış gibidir.
Doğru sözlü adamların rüyası da doğrudur
📖 Sayfa 321 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Doğru sözlü olmayanın, rüyası doğru çıkmaz
Seven, uzaklığın sevilmesinde yakınlığı sevmesinden daha yetkin bir sevgiye sahiptir.
📖 Sayfa 258 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Zünnun’un şöyle dediğini aktarır: ‘Tavaf ediyordum. Hüzünlü bir ses duydum.
📖 Sayfa 246 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Meğerse o Kabe’nin örtülerine yapışmış bir kadının sesiydi. Kadın şu mısraları okuyordu:
Sevgilim, Sen bilirsin
Sevgilim, Sen bilirsin
Bedenimin ve ruhumun erimesi Sırrımı ifşa ediyor
Ey azizim! Sevgiyi gizledim
Ama gönlüm ona dar geliyor
Arzu güzellik ve parlaklık arasındadır
📖 Sayfa 258 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Güçlü adamlar ona direnebilir
Kalbi zayıflar ondan acizdir
Nimet ve nazda kalbi (zayıflamış olan)
Ayrılıkla birlikte benim değişmem
Vuslatta kucaklaşmamdan daha tatlıdır
Çünkü vuslatta ben nefsimin kuluyum
Ayrılıkta ise Mevla’nın kulu!
Sevgiliyle meşguliyet her bakımdan
Kendi halimle ilgilenmekten daha iyi gelir
Hayâl mertebesinde manâlar, bilginin süt şeklinde bedenlenmesi gibi bedenlenir. Nispederin - nefste veya cisimde varlıkları bulunmasa bile- belirlenmesi de böyledir.
📖 Sayfa 140 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Örnek olarak, ruhların kendileriyle göründükleri farklı şekillerdeki cisimlerde görünmesidir. Söz gelişi Cebrail’in Dıhye veya meleklerin bir kısmının Bedir günü zerre suretlerinde görünmesini verebiliriz.
Her mutluluk sahibine kemâl verilmemişken her kemâl sahibi mutludur.
📖 Sayfa 37 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Nefes, nefes alıp verenlerden her birinin ruhudur. Kendisine geçtiği kişide nefes ruh haline gelirken ötekinin nefesi diğerinde ruh olur. Bu durum, her biri hakkında ‘bir olmak’ diye ifade edilir ve her biri, ‘ben sevdiğimim ve sevdiğim benim’ diyebilir. Doğal suretlerde ruhani sevginin sonu budur.
📖 Sayfa 204 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
‘Falan niçin geldi, niçin gitti vb. Kısaca gereksiz şeyleri sormak söz hastalıklarındandır. insanın kendisi yokken ailesinin yaptıklarını soruşturması bu kapsama girer. insan yaptığı her işin -iyi bile olsa- herkes tarafından öğrenilmesini istemez. Soru soran kişi onu öğrenmekte ısrar ederse, soru sorulana zarar verir, onu istemediği şekilde konuşmaya veya yalan söylemeye zorlar. Konuşmazsa, soru soranın içinde kırıklık meydana gelir ve şöyle der: ‘Onun gözünde değerim olsaydı, sorduğum şeyi benden saklamazdı.’ Böylelikle sevgisindeki samimiyeti eksilir.
📖 Sayfa 148 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Onlar, Allah’ın zatı hakkında tefekkür ettikleri için, bilgiden mahrum kalmıştır. Çünkü onlar, Allah’ın zatı hakkında düşünmeyle ilgili yasaklarında Allah’a ve peygamberine asi olmuş, kelamın ve O’nun tek ilah olmasını incelemenin sınırını aşarak, gereksiz konuları incelemeye varmışlardır. Söz konusu kişi, içinde teorik gücüne yaraşır şekilde kendisine ibadet ettiği bir Rab inşa etmiştir. Öyleyse o, gerçekte aklına ibadet etmektedir.
📖 Sayfa 361 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Makam amellerden kazanılır
📖 Sayfa 351 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Çalışma ve gayretle elde edilir
[...]
Peygamberin ayakları şişerdi şükür için
Yorulurdu ve gayret ederdi
Bilmelisin ki, nefes, teneffüs edenin bâtınından başka bir şey değildir.
📖 Sayfa 378 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Sevenin başka bir özelliği de, gamını gizlemektir.
📖 Sayfa 253 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Sevgi, sevilene karşı yapılan davranışın O’na yaraşmadığını ona kabul ettirir
(üzüntünün kaynağı budur).
Kıyamet günü Allah’ın kullarına karşı içlerinden büyüklük taslayanlar, adeta zerre ve küçük şeyler gibi diriltilecektir. Bunun nedeni, dünyada onların gösterdiği büyüklük ve yüceliktir. İşte bu, onların ruh ve bedenlerindeki erimenin tarzıdır.
📖 Sayfa 218 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Allah’ın bazı kullarında bulunan gözleri vardır. Onlar, bu gözler vasıtasıyla asayı asa iken yılan olarak görür. Bu ise (gerçekte) ilahi bir idrak iken, bizde hayalidir.
📖 Sayfa 52 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi

Bütün varlıklar ’da kün (ol) veya el ile veya iki el ile zuhur et miştir. Amâ ise böyle değildir. özel olarak nefes vasıtasıyla ortaya zuhur etmiştir. Nefesin kaynağı ise dir. Sevgi, sevilen uğruna hareket etme özelliğine sahiptir. Nefes, bağlanılan kimseye dönük özlem hareketidir. Bu teneffüste onun adına bir haz gerçekleşir. Allah, ‘Bilinmez bir hâzineydim, bilinmek istedim’ der. Bu sevgiyle teneffüs gerçekleşmiş, böylelikle nefes ortaya çıkmıştır ki, o da amâ olmuştur.
📖 Sayfa 138 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Sevgi, her perdeyi parçalayan ve her sırrı ilan eden bir zorbadır.
📖 Sayfa 285 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Hz. Peygamber keşfin doğruladığı bir hadiste şöyle der: 'Allah bir şeye tecelli ederse, o şey O'nun karşısında huşu eder.'
📖 Sayfa 122 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
İnsandaki her gücün dolaşacağı ve kendisini aşamayacağı bir alanı vardır. Bir güç kendi alanını aşarsa hata eder ve yanılgıya düşerek doğru yoldan sapmayla nitelenir.
📖 Sayfa 60 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Ya senin için keşfte bir tecelli meydana gelir ve bu sevgi ona ilişir. Ya da bir şahıs görürsün ve onu senin içinde bulduğun vecdi görme esnasında bulursun. Anlarsın ki, o kişi senin sevgilindir. Fakat sen onun farkında değilsindir. Bir şahıs zikredilir, şendeki arzuyla ona bir meyil bulursun kendinde. Bu durumda onun senin özlediğin kişi olduğunu anlarsın. İşte bu, nefslerin gayb perdesinin ardından eşyayı öğrenmesinin en gizli sırlarındandır.
📖 Sayfa 176 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Cehennem herhangi bir iyiliğin bulunacağı yer olamayacağı gibi cennet de kötülüğün bulunacağı bir yer değildir.
📖 Sayfa 66 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Allah insanı ve bütün halifeleri, suretine göre yaratmış, kendine benzemeyi olumsuzlayarak ‘O’nun benzeri bir şey yoktur’ diye buyurmuştur. insan Allah’a yönelip tövbe ettiğinde, bu mertebede nefsi aydınlanır.
📖 Sayfa 93 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Yani kadının Yusuf'a dönük sevgisi kalbinde örtü haline geldi. Bu, kalbin üzerini kaplayan ince deri demektir. Öyleyse o, kalbi kuşatan örtü gibidir.
📖 Sayfa 173 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Kays Leyla’ya dönerek şöyle demiş: ‘Benden uzak dur! Seni sevmek, beni senden uzaklaştırdı.’
📖 Sayfa 179 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Ârif, Hakk'ın nidasını yaratıkların dillerinden duyar.
📖 Sayfa 158 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Serap suyu arayanın gözündedir. Böylelikle insan, o yerde aradığını bulamadığında, bu kez kendine döner. Allah’ı kendinde bularak, suyla -ya da susuzluğunu gideren şeyle- yardım etmesi için Allah’a sığınmıştır. Allah her neyle onun susuzluğunu giderirse, su denilen şey odur.
📖 Sayfa 30 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Bilmediğim yönden bağlandım sevdiğime
📖 Sayfa 177 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
‘Bilmiyorum’ diyenin kim olduğunu da bilmem
Halimde hayrete düştüm, düşüncem şaştı
Hayretler bende ve durumum hakkında şaştı
Sevdiğimi bilmiyorum, adını da bilmem
Gönlümün içerdiğinin kim olduğunu da
En sonunda yüz örtüsünden bana göründü
Dolunayın gecenin bulutundan gözükmesi gibi
Dedim ki, onlara, ‘kimdir bu güzel?’ denildi:
Kalp gözünün kızıdır, Sadr’ın kardeşinin kızı
Onu ve kaynağını yüceltmek üzere tekbir getirdim
Gecem onunla kadir gecesi gibi bereketlendi
Allah, bizi bilgisine göre mutlu ettiklerinden kılsın!
Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Sevgili seven için belirginleşmez çünkü aşırı yakınlık, bir perdedir. Buna mukabil seven, sevginin izlerinin sevgilisinin hayalinde hakim olacak sûretini kendisine giydirdiğini görür. Bunun üzerine, dıştan onu arar. Fakat zahirin, bâtının latifliğinden yoksun olması nedeniyle, içindeki suretten kendisine sarılabileceği (dışta) bir şey bulamaz. Seven, sevgiliden alıp nefsinde yükselttiği manayla birliktedir. Bu mânâ, sevenin kendisindedir, fakat onun kendisinde bulunduğunu bilemez. Sevgiliyi ise ancak bu mânâ'yla talep eder.
📖 Sayfa 286 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
Senin sahip olduğun ışık, benim
📖 Sayfa 120 · Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi
karşımda bulunduğun için kazanılmıştır. Böylece ben olmadığımı öğren. İşte ben, gölgesiz ışığım, sen ise -mümkün olduğun için- karışık ışıksın. Bana nispet edilirsen, seni kabul ederim. Yokluğa nispet edilirsen, o da seni kabul eder. Sen varlık ve yokluk arasında olduğun gibi iyilik ve kötülük arasındasın. Gölgenden yüz çevirirsen, imkân halinden yüz çevirmiş olursun. Bu durumda ise beni tanımaz ve bilemezsin. Çünkü senin ilahın, Rabbin ve yaratanın olduğum hakkındaki yegâne delilin mümkün olmandır. Bu ise, senin gölgeni görmendir.
Sıkça Sorulan Sorular
Fütuhat-ı Mekkiyye 8 kimin eseridir?
Fütuhat-ı Mekkiyye 8, Muhyiddin İbn Arabi tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2008'de yayımlanmıştır. Türkçeye Ekrem Demirli çevirmiştir.
Fütuhat-ı Mekkiyye 8 kaç sayfadır?
Fütuhat-ı Mekkiyye 8, 432 sayfadır (Litera Yayıncılık baskısı).
Fütuhat-ı Mekkiyye 8'in en ünlü sözü nedir?
“Alemde hamd eden ve edilen (öven ve övülen) her varlık, Rahman’ın nefesinden zuhur eden Hakkın kelimeleridir. Rahman’ın nefesi ise, el-Bâtın isminin zuhurudur ve görünmeyen hüküm sahibidir. Öyleyse Allah, ez- Zâhir ve el-Bâtın’dır. Bu nedenle övgünün sonuçları O’na dönmüştür. Dolayısıyla Allah’tan başka hamd eden olmadığı gibi O’ndan başka hamd edilen de yoktur.”