
Judith Butler'in Cinsiyet Belası adlı kitabı, Gender Trouble özgün adıyla 2006'da yayımlanmış, 248 sayfalık bir Siyaset-Politika eseridir. Bu sayfa, Cinsiyet Belası'dan damıtılan en akılda kalan cümlelere ayrılmıştır.
Cinsiyet Belası'dan En Beğenilen Alıntılar
Nitekim belanın kaçınılmaz olduğu sonucuna vardım, yapılması gereken iş de en iyi nasıl bela çıkarılacağını, belaya en iyi nasıl çatılacağını bulmaktı.
📖 Sayfa 33 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
"Yani aşk bene kaçarak, yok olmaktan kurtulur."
Cinsiyet Belası, Judith Butler
Stratejiler her zaman, hizmetine koyuldukları amaçların ötesinde anlamlar taşır.
📖 Sayfa 48 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
“Sistem içinde konuşmak, konuşma imkânından mahrum kalmaktır.”
📖 Sayfa 197 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Kişi kadın doğmaz, kadın olur.
📖 Sayfa 43 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Simone De Beauvoir
"Hiçbir kadın kendi nezdinde tam bir özne olmaksızın ben diyemez."
📖 Sayfa 199 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Tanıdığımız ve yitirdiğimiz insanlar dahil dünyanın çeşitli özellikleri kendiliğin "iç" özelliklerine dönüşürler elbette, fakat bu dönüşüm içselleştirme üzerinden gerçekleşir.
📖 Sayfa 21 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Toplumsal cinsiyet, bütüncüllüğü daima ertelenen, herhangi bir anda asla tam anlamıyla olduğu şey olmayan bir giriftliktir.
📖 Sayfa 65 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Bu nedenle, açık bir koalisyon, mevcut amaçlara göre dönüşümlü olarak tesis edilip vazgeçilecek kimlikleri olumlayacak; tanımsal kapanımın normatif telosuna boyun eğmeksizin çoklu çakışma ve sapmalara izin verecektir.
Elinizdeki kitaba can katan bazı akademik gelenek ve tartışma-
Cinsiyet Belası, Judith Butler
lan sıraladıysam da niyetim bu kadar az sayfaya etraflı bir savun-
ma sığdırmaya çalışmak değil.....
****
Cinsiyet Belası, Judith Butler
Cinsiyet, söylemsellik öncesi bir anatomik oluşsallık olarak
kavranamaz. Cinsiyetin tanımı itibariyle aslında hep toplumsal cinsiyet olageldiği ortaya konacaktır.
***
Erkeklerin evrensellik yetisiyle doğmadıklarını, kadınların da doğar doğmaz tikelliğe düşmediklerini kavramamız gerekiyor. Erkekler evrenseli kendilerine mal etmiştirler ve kendilerine mal etmeyi hâlâ, her an sürdürürler. Bütün bunlar kendiliğinden olmaz, olabilmesi için yapılması gerekir. Yani bir edimdir, bir sınıfın diğerine karşı işlediği suç edimidir.
📖 Sayfa 198 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
****
Cinsiyet Belası, Judith Butler
"Kişi kadın doğmaz, kadın olur,"
****
Bir dişinin “Kendimi kadın gibi hissediyorum" ifadesi ya da bir erkeğin "Kendimi erkek gibi hissediyorum ifadesi bu ifadelerdeki iddiaların anlamsız ve gereksiz olmadığı önkabulüne dayanır. Belli bir anatomi olmak sorunsal görünmeyebilir, ama toplumsal cinsiyetli bir ruhsal mizaç ya da kültürel kimlik başarı addedilir.
📖 Sayfa 73 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Kadın "cinsiyettir" iddiasını tersine çevirerek kadının aslında ona atfedilen cinsiyet olmadığını, daha ziyade ötekilik kılığına bürünmüş eril cinsiyet olduğunu savunuyor.
Cinsiyet Belası, Judith Butler
Freud'a göre kişinin sevdiği
📖 Sayfa 122 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
birini kaybetme deneyiminde
ben ötekiyi benin yapısına katar,
ötekinin niteliklerini üstlenir
ve ötekiyi sihirli taklit edimleri
yoluyla "hayatta tutar."

... kadınlar "bir" olmayan, çoklu cinsiyettır...
Cinsiyet Belası, Judith Butler
Benim için ‘siyaset denen şey’ marjinaliğe getirilen ve herhangi bir açıklamanın üretiminde örtük olan yasaktır. Bu açıdan bakıldığında bir birtakım ikili karşıtlıkların tercih edilmesi ... yalnızca bir entelektüel strateji değildir.
📖 Sayfa 61 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Öte yandan kadınlar aynı zamanda, her daim eril olan öznenin basit olumsuzlaması ya da "Öteki"si olarak kavranamayacak bir "farklılık"tır. Önceden de belirttiğimiz gibi ne öznedirler, ne de öznenin Ötekisi; daha ziyade ikili karşıtlık ekonomisinden farklılıktırlar, bu ekonomi de eril olanın monolojik açılımına yarayan bir hiledir.
Cinsiyet Belası, Judith Butler
****
Cinsiyet Belası, Judith Butler
Söz konusu söylem de evrensel rasyonalitenin dili gibi görünen ikili yapıları
esas alır. Yani kısıtlama, o dilin tahayyül edilebilir toplumsal cinsiyet alanı olarak kurduğu şeye içkindir.
****
Erkeklerin evrensellik yetisiyle doğmadıklarını,kadınların da doğar doğmaz tikelliğe düşmediklerini kavramamız gerekiyor.Erkekler evrenseli kendilerine mal etmişler ve kendilerine mal etmeyi hala,her an sürdürürler.Yani bir edimdir,bir sınıfın diğerine karşı işlediği suç edimidir.
📖 Sayfa 198 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Kadınların "cinsiyet" ile özdeşleştirilmeleri, hem Beauvoir hem de Wittig'e göre kadınlar kategorisi ile kadın bedenlerinin görünür de cinselleştirilmiş özelliklerini örtüştürmek, dolayısıyla erkeklerin sahip olduğu farz edilen özgürlük ve özerkliği kadınlara bahşetmemektir.
📖 Sayfa 70 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
"Kadın miti" ve bu mitin kadınların gasp edilmiş bilinç ve bedenleri
Cinsiyet Belası, Judith Butler
üzerindeki maddi etkileri ve tezahürleri. Yani bu işaret ezilmeden önce
mevcut değildir ... cinsiyet "dolaysız bir veri", "duyumsanabilir bir veri"
olarak görülür, "fiziksel özellikler" de doğanın bir parçası olarak. Fakat bizim fiziksel ve doğrudan bir algı olduğuna inandığımız şey aslında sofistike ve mitsel bir inşadan ibarettir, "hayali bir oluşum"dur.
Freud'a göre kişinin sevdiği birini kaybetme deneyiminde ben ötekiyi benin yapısına katar, ötekinin niteliklerini üstlenir ve ötekiyi sihirli taklit edimleri yoluyla "hayatta tutar". Arzulanan ve sevilen ötekinin yitimi, ötekiyi kendiliğin yapısının içinde barındırmayı hedefleyen özel bir özdeşleşme edimi vasıtasıyla giderilir: "Yani aşk bene kaçarak, yok olmaktan kurtulur" .
📖 Sayfa 122 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
“Evlilikte kadın bir kimlik sayılmaz, çeşitli klanları birbirinden ayıran, hepsini ortak ama kendi içinde farklılaşan babasoylu bir kimliğe bağlayan ilişkisel bir terim sayılır yalnızca.”
📖 Sayfa 97 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
“Kadınlar kategorisini tutarlı ve istikrarlı bir özne olarak inşa etmek, toplumsal cinsiyet ilişkilerini istemeyerek de olsa düzenleyip şeyleştirmek anlamına gelmez mi? Halbuki bu tür bir şeyleştirme feminist amaçlara tümüyle zıt değil mi?”
📖 Sayfa 49 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
“Eğer cinsiyetin değişmezliğine itiraz edilirse belki de ‘cinsiyet’ denen bu inşanın da toplumsal cinsiyet denli kültürel bir inşa olduğu; hatta belki de ‘cinsiyet’in aslında zaten başından beri toplumsal cinsiyet olduğu, yani cinsiyet ile toplumsal cinsiyet arasındaki ayrımın aslında ayrım falan olmadığı ortaya çıkar.”
📖 Sayfa 52 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
****
Cinsiyet Belası, Judith Butler
Wittig'e göre cins, kişileri belirtmekle, tabiri caizse "vasıflandırmakla" kalmayıp ikili toplumsal cinsiyetin evrenselleştirilmesini sağlayan kavramsal bir episteme oluşturur.
****
Yasağın var olması onun işliyor olduğu anlamına gelmez. Yasağın var olması daha ziyade ensest arzularının, eylemlerinin, hatta yaygın toplumsal pratiklerinin tam da o tabunun erotikleştirilmesi sonucu üretildiğine işaret eder.
📖 Sayfa 101 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Bu formülleştirme ne kadar paradoksal görünürse görünsün, diyeceğiz ki: Kadın fallus olmak, yani Öteki'nin arzusunun imleyeni olmak için dişiliğinin asli bir kısmını, yani tüm niteliklerini maskelenme yoluyla rededecektir. Çünkü kadın, olmadığı şey için sevilmeyi ve arzulanmayı bekler. Ama arzusuna gelince, arzusunun imleyenini aşk talebinin yöneldiği kişinin bedeninde bulur. Şüphesiz bu imleyici işlevi yüklenmiş organın fetiş değeri aldığını unutmamak gerekir.
📖 Sayfa 109 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
“Kadınların ‘cinsiyet’ ile özdeşleştirilmeleri, hem hem de ’e göre kadınlar kategorisi ile kadın bedenlerinin görünürde cisimleştirilmiş özelliklerini örtüştürmek, dolayısıyla erkeklerin sahip olduğu farz edilen özgürlük ve özerkliği kadınlara bahşetmemektir. İşte bu nedenle cinsiyet kategorisi yok edildiğinde, kadın düşmanı bir kapsamlama edimiyle kişinin -kendi kaderini tayin eden ’nun- yerine geçmiş olan bir nitelik, yani cinsiyet de yok edilmiş olacaktır. Bir başka deyişle, yalnızca erkekler ‘kişi’dir ve dişil olan dışında toplumsal cinsiyet yoktur…”
📖 Sayfa 70 · Cinsiyet Belası, Judith Butler

Cinsiyet ile toplumsal cinsiyet arasındaki ayrım ilk
Cinsiyet Belası, Judith Butler
başlarda "biyoloji kaderdir" ifadesine itiraz getirmek için kullanıl-
mıştı, aynı zamanda da cinsiyet biyolojik anlamda ne denli geri
çevrilemez görünürse görünsün toplumsal cinsiyetin kültürel ola-
rak inşa edildiği, dolayısıyla ne cinsiyetin nedensel sonucu ne de
onun kadar sabit bir şey olduğu savı için de kullanılmaktadır.
Cinsiyet, sabit bir kimlik değil bedene kazınmış bir hikâyedir.
Cinsiyet Belası, Judith Butler
Materyalist feminist bir yaklaşım bize ezilmenin nedeni ya da kaynağı sandığımız şeyin aslında yalnızca ezenin dayattığı işaret olduğunu gösterir: "kadın miti" ve bu mitin kadınların gasp edilmiş bilinç ve bedenleri üzerindeki maddi etkileri ve tezahürleri. Yani bu işaret ezilmeden önce
📖 Sayfa 78 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
mevcut değildir ... cinsiyet "dolaysız bir veri", "duyumsanabilir bir veri" olarak görülür, "fiziksel özellikler" de doğanın bir parçası olarak. Fakat bizim fiziksel ve doğrudan bir algı olduğuna inandığımız şey aslında sofistike ve mitsel bir inşadan ibarettir, "hayali bir oluşum.
''Ataerkil yasayı belirlenimci bir ilahi irade* olarak değil, kendine karşı başkaldırıların temelini hazırlayan, sürekli gaf yapan bir sakar olarak görmeliyiz.''
Cinsiyet Belası, Judith Butler
****
Cinsiyet Belası, Judith Butler
İlişkisel ya da bağlamsal bakış açısına göre kişinin ne "olduğu", hatta
toplumsal cinsiyetin ne "olduğu" her zaman, içinde belirlendiği inşa edilmiş ilişkilere bağlıdır. Değişken ve bağlamsal bir fenomen olarak toplumsal cinsiyet tözel bir varlığı değil, kültürel ve tarihsel açıdan özgül ilişki kümeleri arasındaki göreli yakınsama noktasını ifade eder.
****
Dil görünür, duyulur, dokunulur, tadılır kelimelerden oluşan bir cennettir.
📖 Sayfa 202 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
"Erkeklerin evrensellik yetisiyle doğmadıklarını, kadınların da doğar doğmaz tikelliğe düşmediklerini kavramamız gerekiyor. Erkekler evrenseli kendilerine mal etmişler ve bunu her an sürdürürler. Yani bir edimdir, bir sınıfın diğerine karşı işlediği suç edimidir."
Cinsiyet Belası, Judith Butler
Mantığın tam da kendi soykütüğü sayesinde yok edilmesi, ona dayanan psikolojik kategorilerin de sonunu getirecektir.
📖 Sayfa 71 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
şöyle yazıyor:
Cinsiyet Belası, Judith Butler
Cinsiyetler arası eşitsizlik kişinin niteliği olarak durağanlaştınldığında
toplumsal cinsiyet biçimini alır; kişiler arasında bir ilişki olarak hareket
ederken ise cinsellik biçimini...
Dayatılan cinsiyet “şeyleştirmelerinden” kurtulmak "ben" sözünü tümüyle dillendirmeyi gerektirdiğinden kadınların toplumsal cinsiyetlerinden konuşarak kurtulduklarını söyleyebiliriz. Cinsiyetin toplumsal şeyleştirmeleri daha önceki bir ontolojik gerçekliği, yani cinsiyetle gelen işaretten önce tüm şahısların öznellik beyan etmek suretiyle dil kullanma açısından sahip oldukları fırsat eşitliğini maskeler veya çarpıtır.
📖 Sayfa 199 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
. Yapmamız gereken şey ise çağdaş hukuki yapılann
Cinsiyet Belası, Judith Butler
doğurduğu, doğallaştırdığı ve hareketsizleştirdiği kimlik kategori-
lerinin bir eleştirisini bu kurulu çerçeve içinde geliştirmektir.
Kadın olmak, biyolojik bir gerçeklik değil; kültürel bir inşa sürecinin sonucudur.
Cinsiyet Belası, Judith Butler
Toplumsal cinsiyeti "inşa" eden "kültür" böyle bir yasa ya da yasalar dizisi üzerinden kavrandığında toplumsal cinsiyet, eskiden "biyoloji kaderdir" formülasyonunda olduğu denli belirlenmiş ve sabitlenmiş oluveriyor. Bu sefer biyoloji değil, kültür kader oluyor.
Cinsiyet Belası, Judith Butler
Platon İle başlayıp Descartes, Husserl ve Sartre ile devam eden felsefi gelenekte, ruh (bilinç, zihin) ile beden arasındaki ontolojik ayrım daima siyasi ve ruhsal tabi kılma ve hiyerarşi ilişkilerini destekler. Zihin bedene boyun eğdirmekle kalmaz, zaman zaman cisimliliğinden tümüyle azat olma fantazileri kurar.
📖 Sayfa 60 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Annenin kız çocuğundan ayrılması durumunda sonuç ikisi
Cinsiyet Belası, Judith Butler
için de melankolidir, çünkü ayrılma asla tümüyle tamamlanmaz.

Zihin bedene boyun eğdirmekle kalmaz, zaman zaman cisimliliğinden tümüyle azat olma fantazileri kurar.
Cinsiyet Belası, Judith Butler
Gerçekten de, feminizmin içindeki parçalanma ve feminiz-
Cinsiyet Belası, Judith Butler
min temsil ettiğini iddia ettiği "kadınlar"ın paradoksal bir biçimde
feminizme muhalefet etmeleri, kimlik siyasetinin zorunlu sınırları-
na işaret etmektedir.
"Kadınlar" arasında onların ezilmesini önleyen bir ortaklık var mıdır, yoksa "kadınlar" arasındaki bağı kuran şey ezilmelerinden mi ibarettir?
📖 Sayfa 47 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Neticede yasa kendi kendini güçlen-
Cinsiyet Belası, Judith Butler
dirmeye yönelik stratejilerini rasyonalize edebilmek için bastırıl-
mış arzu mefhumunu üretiyordur.
"Kadınlar"ın içeriğinin ne olacağım önden varsaymayan koalis-
Cinsiyet Belası, Judith Butler
yon politikaları üretme yönünde kimi girişimlerde bulunulmuştur.
Ortada kişilerin sahip olduğu söylenebilecek "bir" toplumsal cinsiyet mi vardır, yoksa "ben erkeğim, ben kadınım" sözlerinin ima ettiği gibi toplumsal cinsiyet kişinin olduğu söylenebilecek özsel bir nitelik midir?
📖 Sayfa 53 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Zaten "cinsiyet" nedir ki? Doğal mıdır, anatomik midir, kromozomlarla mı alakalıdır, yoksa hormonal mıdır?
📖 Sayfa 51 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Cinsel hiyerarşi toplumsal cinsiyeti üretir ve pekiştirir.
📖 Sayfa 17 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Toplumsal cinsiyeti üretip pekiştiren şey heteroseksüel normatiflik değil, heteroseksüel ilişkilerin ardında yattığı iddia edilen toplumsal cinsiyet hiyerarşisidir.
Toplumsal cinsiyet kimliğim melankolik bir yapı olarak ele aldığımızda, "bünyeye katma"yı toplumsal cinsiyet özdeşleşmesine
Cinsiyet Belası, Judith Butler
varma yolu olarak değerlendirmek mantıklıdır.
Dişile özgü haz, kültürün öntarihi olarak ya da ütopik geleceği olarak kültürün "dışında" mı yer alır? Eğer öyleyse böyle bir mefhumun cinselliğin inşa koşullarını mesele edinen çağdaş mücadelelere ne gibi bir yararı dokunur?
📖 Sayfa 85 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Freud ben idealinin ahlaki aşırılıklara varabileceği konusunda bizi uyarır, en uç noktasında intihara sebep olabileceğini yazar.
📖 Sayfa 128 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
İnsan kavramı neleri kapsar neleri dışarda bırakır..¿
Cinsiyet Belası, Judith Butler
... Cinsiyet değişmeksizin olgusaldır, toplumsal cinsiyet ise edinilmiştir, cinsiyet değiştirilemez -en azın dan Beauvoir öyle zannediyor- fakat toplumsal cinsiyet, cinsiyetin değişken kültürel inşasıdır, cinsiyetli bir bedenin vesile olduğu sayısız ve açık kültürel anlam imkanlarıdır.
📖 Sayfa 191 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Bu cinsiyet mefhumunu kuran cinselliğin konuşlandırılma tarzıdır...
Cinsiyet Belası, Judith Butler
Heteroseksüel zihin kendisi için eşcinselliğin değil ensestin en büyük yasağı temsil ettiğini onaylamayı sürdürür. Dolayısıyla, heteroseksüel zihnin düşüncesine göre eşcinsellik heteroseksüellikten başka bir şey değildir.
📖 Sayfa 91 · Cinsiyet Belası, Judith Butler
Sıkça Sorulan Sorular
Cinsiyet Belası kimin eseridir?
Cinsiyet Belası, Judith Butler tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2006'da yayımlanmıştır. Türkçeye Başak Ertür çevirmiştir.
Cinsiyet Belası kaç sayfadır?
Cinsiyet Belası, 248 sayfadır (Metis Yayıncılık baskısı).
Cinsiyet Belası'nın en ünlü sözü nedir?
“Nitekim belanın kaçınılmaz olduğu sonucuna vardım, yapılması gereken iş de en iyi nasıl bela çıkarılacağını, belaya en iyi nasıl çatılacağını bulmaktı.”