
Notlar 1, Kemal Tahir'in 1989 tarihli Araştırma-İnceleme alanında öne çıkan eseridir. Kitabın en çok işaretlenen cümleleri, sayfa bilgileriyle birlikte aşağıda.
Notlar 1'dan En Beğenilen Alıntılar
Deli Nietzsche, “ Gerçeğin verdiği sıkıntıdan gebermek için sanata sığınırız,” demiş. Ne akıllı herif!
📖 Sayfa 119 · Notlar 1, Kemal Tahir
Nitekim Batılı sanatta hümanizm, ne kadar dil dökülürse dökülsün, bütün acıma numaralarına rağmen insana hayvanca ve eşkiyaca düşmandır.
📖 Sayfa 265 · Notlar 1, Kemal Tahir
Politikacı her şeyi kendisine çalıştırmak ister, buna sadece muhtaç değildir, bu biricik köpoğlu zevkidir de…
📖 Sayfa 239 · Notlar 1, Kemal Tahir
— Endüstrileşmiş toplumlar halklarını okutmak zorundadırlar. Bunu ne pahasına olursa olsun kısa zamanda başarırlar. Çünkü, insanları ekmek paralarından tutarak zorlarlar.
📖 Sayfa 243 · Notlar 1, Kemal Tahir
Romantiklik, gerçekleri kavrama ölçülerini bir yana itip, bunların yerine subjektif isteklerimizin düşlerini, güçsüzlüklerimizi, yenilgilerimizi koymak, buna alışmak, bundan çıkar ummak, bu çıkmaza rahatça yerleşebilmektir.
📖 Sayfa 119 · Notlar 1, Kemal Tahir
Divan edebiyatında nesir olmaması. Osmanlılığın gerçekle hiçbir ilinti kuramadığını meydana koyan çürütülmez tanıktır.
📖 Sayfa 130 · Notlar 1, Kemal Tahir
İnsan çevresinin ürünüdür ama bir yandan da bu çevreyi sürekli olarak değiştirir. Çevresini değiştiren insanın kendisini de değiştirdiğini bilirsiniz. Şu halde,
📖 Sayfa 194 · Notlar 1, Kemal Tahir
— Gerçek hiçbir zaman pasif bir şey değildir. Aktiftir.
— Orta Çağ’da cinsel istek belli kişilere karşı değil, toplum zümrelerin belli tiplerine karşı söz konusu olabilirdi.
📖 Sayfa 139 · Notlar 1, Kemal Tahir
— İlk Çağlarda, evlenmek bir kişisel mesele değil, bir toplumsal meseleydi.
Bence roman, yaşamaya en çok benzeyen sanat koludur. Çünkü gerçek roman hiç bitmez. Her gerçek romanda romanın dramını taşıyan kişi ölse de, yaşamayı sürdüren birkaç kişi vardır.
📖 Sayfa 95 · Notlar 1, Kemal Tahir
Ben Malatya’da iken bir hamalla bir bakkal 0,05 TL için çekişiyorlardı. Bakkal 0,05 TL için lafı uzatmayı ayıplayınca:
📖 Sayfa 161 · Notlar 1, Kemal Tahir
Hamal, “ Yağma yok!” demişti, “Ben Omzumun etini yiyerek yaşıyorum!”
Halkı böyle konuşan bir memlekette uzun Ömürlü roman yazmak kolay değil!
Bütün bunaltılarımızda şuurlu şuursuz kaytarmalarımız yok mudur?
📖 Sayfa 291 · Notlar 1, Kemal Tahir
Tarihsel roman kötü bir türdür. Bilmeyeni yanıltır, bileni Üzer, tarihi uydurmalarlarla bozar, uydurmaları da tarihle.
📖 Sayfa 101 · Notlar 1, Kemal Tahir
İnsanın dramı kişiseldir ama, kişiliğinden değil, toplumsallığından gelir.
📖 Sayfa 184 · Notlar 1, Kemal Tahir
… dünyada hiçbir şey siyasetten daha çok değişmez.
📖 Sayfa 169 · Notlar 1, Kemal Tahir
Aç bir dünyada edebiyat ne yapabilir? Açlığı belki gideremez ama, insanlara neden aç olduklarını, bu açlığı hangi yoldan, hangi güçle yenebileceklerini gösterir.
📖 Sayfa 39 · Notlar 1, Kemal Tahir
Her sanat eseri, bir yargılamadır.
📖 Sayfa 117 · Notlar 1, Kemal Tahir
“Medeni” kelimesi hangi toplumlara göre kullanılmaktadır ve dünyada medeni ve medeniyet tek midir? Hele medeni nikah sözü, hepimizin yüzüne çarpılmak istenen en rezil bir hakaret sayılmak lazım gelir… Medeni nikah lafı ise ondan önce bütün nikahlar barbar anlamı çıkarır ki böyle bir haltı hangi sefil serserinin işlediği araştırılmalıdır.
📖 Sayfa 92 · Notlar 1, Kemal Tahir
Gerçeğini yalnız bir parçasını söylemek, gerçek üstüne hiçbir şey söylememektir.
📖 Sayfa 108 · Notlar 1, Kemal Tahir
Duygululukta saldıran sulusepken romanlar, kara sefaleti, korkunç insan bahtını, uzun maceralarla — o kadar uzun ki, hiçbir uyuşuk tembel okuyucu, onu aşıp gerçeğe erişmemeli — gerçek hayattan bizi uzaklaştırmalı…
📖 Sayfa 204 · Notlar 1, Kemal Tahir
Böylece sulu romantizim insanları, kendi gerçeklerinden ve çevrelerinin gerçeklerinden alıp kaçıran en büyük aptallığa götürür.

En sefil romantizim de, politikada yapılan romantizimdir. Politikada gerçeklerden kaçmak, kolaya sığınmak, durmadan değişen olayları kaba bir kalıba döküp, onları artık hiç değişmiyor veya yeni bir açıdan bakılamaz saymak. Fildişi Kulelerle, sadece ölüme çıkan karamsarlıklar da sefil romantizmin en belli başlı suç araçlarıdır. Ancak sonra romantizm avanaklığa bağlanan saflığa, sonu görmez diye çıkan uydurukçuğa dayanır.
📖 Sayfa 203 · Notlar 1, Kemal Tahir
Garip bir memleketiz. Fransız Hukuk-u Beşer beyannamesini, 50 yıl arayla izlemişiz. Buna karşılık matbaayı kullanmaktaki gecikmemiz 250 yıldır. Neden? Çünkü ne yazar, ne de okuyucu içinde bulundukları şartlarda genişlemeyi düşünmez.
📖 Sayfa 165 · Notlar 1, Kemal Tahir
Kitlelerin korkutulduğu yerde, Korkutanlar nasıl olur da, korkutmaktan korkmazlar.
📖 Sayfa 254 · Notlar 1, Kemal Tahir
Gerçeklerin dış görüntüleriyle yetinmek, gerçeklerden kaçmanın, yani kaytarmanın en sefil biçimidir.
📖 Sayfa 118 · Notlar 1, Kemal Tahir
Tolstoy’un romanlarındaki dünya, roman kişilerinin dünyası değil, kendisini dünyalara düzen vermekle görevli sayan bir Kral-Peygamberin dünyasıdır. Bu sebeple Tolstoy roman dünyalarını yaşanmış gerçekleri alıp bunları değiştirerek meydana getirmemiş, onlara kendi görüşünü yüklemek yanlışlığına düşmüştür.
📖 Sayfa 219 · Notlar 1, Kemal Tahir
İnsanlar gibi, toplumlarda, yenildikleri zaman romantik olurlar. Geçmişe sığınırlar.
📖 Sayfa 119 · Notlar 1, Kemal Tahir
Türkiye Batı’ya hiç benzemeyen bir toplumdur. (Anadolu Türk insanının tarihi, Batı insanı tarihinin geçtiği aşamalara uğramamıştır) Bu sebepten insanlarımızın olaylar karşısındaki davranışları, duygularını meydana vuruşları Batı insanınkine hiç benzemez.
📖 Sayfa 104 · Notlar 1, Kemal Tahir
Lisan sadeleştircilerin elebaşısı Nurullah Ataç. Nurullah Ataç bu sahada, oturup kelimeler uydurduğunu da saklamıyor. Binaenaleyhn kendisine lisan uydurucusu da diyebiliriz. 
📖 Sayfa 47 · Notlar 1, Kemal Tahir
Balzac için zekâ Allah’ın en yüksek verisidir, Dostoyevski için şeytani bir güç…
📖 Sayfa 126 · Notlar 1, Kemal Tahir
Don Kişot, çağında sosyal gerçeklerin değiştiğini kestiremeyen yarı deli bir zavallı iken, daha sonraları Uydurmaların karşısına yiğitçe dikilmiş, sağduyu haline gelmiştir.
📖 Sayfa 127 · Notlar 1, Kemal Tahir
Gerçekçilik, bir kere ulaşınca yan gelip keyfe bakılacak bir tembellik durağı değil, her an didinmek isteyen, yeniden hak edilip kazanılacak bir sorumluluk meselesidir. 
📖 Sayfa 88 · Notlar 1, Kemal Tahir
Eşkiyalar artık bilinir ki iltizama sıvanmış ağaların halkı dehşete verip soyabilmek için besledikleri başıbozuk jandarmalardan başka bir şey değildir.
📖 Sayfa 261 · Notlar 1, Kemal Tahir
Balzac, “ Gerçek sanatçı çalışırken dinlenir, boş otururken yorulur, “ demiş.
📖 Sayfa 250 · Notlar 1, Kemal Tahir
Tolstoy’un günlüklerine yazdığı korkunç feryatlarında, en korkuncu bence şudur:
📖 Sayfa 217 · Notlar 1, Kemal Tahir
“ Çevremdeki insanları seveceğime, bütün insanlığı sevmeye yeltendim. Bana yardım et, Tanrım bana yardım et!”
Hem asker cuntacısı, hem Kemalist (1971’lerde), hem de Devrimci olmak mümkün değildir. Bunu mümkün sayanlar alıklardır. Sayar görünenler, dünyayı alık sanan Alıklardır.
📖 Sayfa 254 · Notlar 1, Kemal Tahir
… karamsar romantizmden daha berbat bir şey vardır ki o da, böyle davrananların hemen hepsinin kendilerini gerçekten gerçekçi saymaları, artık gerçekçi olmadıklarından bir an bile kuşkulanmamalarıdır.
📖 Sayfa 124 · Notlar 1, Kemal Tahir
Batılaşma bizim sanatımıza çok şey kazandırmıştır ama, bir kötülük etmiştir ki bütün kazandırdıklarını ortadan kaldırdı, sayılır. O da bizi iki gerçekli toplum haline getirmiştir. Evet, sanatta biz iki gerçekli toplum haline getirilmişizdir. Batılılaşmayı yanlış kullanarak çoğu batı gerçeklerini kendi gerçeğimiz saymaya başladık…
📖 Sayfa 96 · Notlar 1, Kemal Tahir
— iki gerçekli olmak, sanatımızı yüzyıldan beri iki çelişkili uç arasında savurdu durdu. 
Anna Karenina’da eskinin kötüler cezalarını mutlaka çekerler inancı bir kere daha açıkça ispatlanmak istenmiştir. Buradan işe başlayan Tolstoy giderek sanatı, dini gerçeklerin ispatçısı olarak kullanmak yanlışlığına kadar düşmüştür.
📖 Sayfa 223 · Notlar 1, Kemal Tahir
Böylece Tolstoy da sanat eseri değerini gittikçe kaybetmiş, bu dallara giydirilen bir hazır kaftan haline gelmiş, bu değişime asıl sanatçısı Tolstoy’un kendi içinde kendisi için cereyan ettiğinden, metafizik doktrinci Tolstoy, sanatçı Tolstoy’u hiç acımadan öldürebilmiştir.
Tolstoy’da her şey son derece gerçek... Gerçekten daha gerçek... Her şey son derece hesaplı... Her şey o kadar gerçeğe göre hesaplı ki, romanlarında romancısız gerçekler, tek başlarına yaşıyor gibiler... Tolstoy’un romanlarında, atlamalar düşüp kalkmalar, yeri geçip gökyüzüne çıkmaları yok. (Şiir yok.) ahlaksızlık bile hesaplı bir ahlak düzeni içinde... İnsan ruhlarına Tolstoy, yukarıya doğru, Cennete- Gökyüzüne doğru girmiyor, aşağıya doğru (Cehenneme -Yerin dibine doğru ) giriyor. Tozlu romanları en eski şairlerin tek düzenli ölmez destanlarına benziyor.
📖 Sayfa 220 · Notlar 1, Kemal Tahir

Günümüzde Batı ve Batılı güdümünde olan toplumlar, kendilerini geçmişlerinden soyutlayarak dış görüntüleri ile tanımlayıp sonuçlar çıkarma çabası içinde. Ölçü dış görüntü olunca, ibre Batıdan yana ağır basıyor, bir patalya gibi Batı’nın peşine bağlanmaktan başka seçenek kalmıyor.
📖 Sayfa 13 · Notlar 1, Kemal Tahir
Tolstoy, «Kendimi dinlemesini öğrenmek istiyorum,, sözünü günlüğüne yazdığı zaman 19 yaşındaydı. Öldüğü 83 yaşına kadar hep bunu öğrenmeğe çabalamış-durmuştur.
Notlar 1, Kemal Tahir
Bir toplumda, hangi nedenlerle olursa olsun, dil sürekli çalkantılar geçirmekte ise, bütün fikirler ve gerçek duyguları mutlaka zedelenir, toplum kişileri ve zühmreleri arasında anlaşma gecikir , kimi zamanda, hemen hemen imkansız hale gelir.
📖 Sayfa 91 · Notlar 1, Kemal Tahir
Tarihten kaçmak, namustan, doğruluktan, bilgiden kaçmaktır.
📖 Sayfa 256 · Notlar 1, Kemal Tahir
( Sanat Üstüne )
Roman ve konu. Denge meselesi. Çok büyük sosyal konular romanda kişi dramını bozabilir. (Savaş ve Barış’ta olduğu gibi)
📖 Sayfa 98 · Notlar 1, Kemal Tahir
Yabancılaşmak Batı insanının taşıdığı korkunç hastalıktır. Batı insanı kendisini, kendi kişisel dramına kolayca hapseder. Kendi çizdiği tebeşir çizgisine mahkumdur. Bunu anlatan batı romanında insan dramı bu temele dayanır.
📖 Sayfa 95 · Notlar 1, Kemal Tahir
Oysa Türk insanı toplumun gerçekten ayrılmaz parçasıdır. Deli olmadıkça kendisini yakın çevresinden kesinlikle ayıramaz. Ne kadar derin ve büyük yalnızlık duyarsa duysun, çevresindeki insanların ilgisinden uzak olamaz. Bu hal o kadar olağan, o kadar anlaşılmıştır ki, ciğerlerine hava alıp boşaltması kadar doğaldır.
Roman her şeyden önce bir romancı meselesidir. Romanda romancı her şeyden önce gelir.
Notlar 1, Kemal Tahir
Günümüzle sıkı ilintisi olmadıkça hiçbir tarih olayı bizi gerçekten sarmaz, duygulandırıp düşündürmez.
Notlar 1, Kemal Tahir
Sanatta katiyyen politika olmaz. Politikada sanat, eh, bu büyük bir ayıp sayılmayabilir!
📖 Sayfa 256 · Notlar 1, Kemal Tahir
( Sanat Üstüne )
- " (…) Gerçekçilik, en açık gerçekleri yeniden araştırma gücüdür."
Notlar 1, Kemal Tahir
Memleketin bütün düşünürleri, sahici aydınlarını hapse atıp bütün cahilleri, onların öncüsü olan bütün ayaktakımını tutacaksın! Önce onların önü sıra gidip dururken sonunda kendini rezil takımının dümen köpüğünde göbek atar bulacaksın!
📖 Sayfa 324 · Notlar 1, Kemal Tahir
Tarihin hiçbir çağında organize iş olmadan toplumsal yaşayış olmamıştır. Ama insanlar ilk çağlarda bunun farkında değillerdi. Bu sebeple de toplumsal yaşayışın temelinde organize iş yerine mitleri,maji'leri, tabuları görürlerdi. Olup bitenleri ilâhların ve kahramanların isteklerine bağlarlardı. Toplumsal iş anlayışına varamadıkları için çalışmayı insanoğlunun başına gelen genel bir ceza ya da bazı toplumsal kategoriler için (köleler, köylüler, serfler için) olağan kader sayarlardı.
Notlar 1, Kemal Tahir
(...)Maskara, dolandırıcı, sefil yazarların da okurları vardır, hem de çok vardır, bunlar en önde kendilerini bile bilmeyen kara cahil okurlardır.
📖 Sayfa 368 · Notlar 1, Kemal Tahir
( Kitap Düşmanlığının Temeli )
Bir toplumda gerçekten bilgili, namuslu, akıllı insanlar varken, idarenin çeşitli nedenlerle bilgisiz, rezil, yarı deli bir takımın elinde kalması olağandır. Bahtsızlık bu acıklı durumun uzunca sürmesidir.
📖 Sayfa 368 · Notlar 1, Kemal Tahir
( Kitap Düşmanlığının Temeli )
Sözün ve davranışların milletle beraber olup olmadığını, milletin birlik olduğumuz takımı, bu takımın her an biraz daha milletin dertlerine kök salıp salmaması belirler. Bu ( ) olup olmadığımızı da ancak milletin derinlerine saldığımız köklerin reaksiyonlarıyla anlarız.
📖 Sayfa 341 · Notlar 1, Kemal Tahir
( Millet İçin - Milletle Beraber )
Yeri kapanmış yaralara karşı farkında olmadan düşmanlık duyarız. Onları alaya almamazlık edemeyiz. Ama, gene de taze yaralardan kat kat ağır bir acılığı vardır bu alayın...
📖 Sayfa 340 · Notlar 1, Kemal Tahir
( Faydalı İnsan )
Aç bir dünyada Edebiyat ne yapabilir? Açlığı belki gidermez ama insanlara neden aç olduklarını, bu açlığı hangi yoldan, hangi güçle yenebileceklerini gösterir, onlara davranma , atılma korkusuzluğu verir.
📖 Sayfa 39 · Notlar 1, Kemal Tahir
Sanatın herkesce kabul edilmiş gerçeklerle önemli bir ilintisi olamaz.
Notlar 1, Kemal Tahir
İleri diye bağırmak ne ileriliktir,ne ilerlemektir,ne de nereye ilerlemenin doğru olduğunu göstermiş olmaktır.
Notlar 1, Kemal Tahir

Gerçekçi romanın Türk toplumundaki fonksiyonu, masal dünyalarının olağanüstü olaylarına dalıp, kendi çetin gerçeklerinden kaçan insanlarımızı gerçeklerimizle ilgilendirmek olmalıdır.
Notlar 1, Kemal Tahir
Dostoyevski'nin, Balzac'a göre özelliği, kişilerini toplumun içinde,toplumun meseleleriyle yaşatırken, haklarında hiçbir hükme varmıyor görünmesidir. Kişilerinden en çok bağlandığını bile kendince yargılamaktan kaçınır. Dostoyevski için kişileri densiz çocuklar, öteki insanlar tarafından anlaşılmamış yalnızlardır. Tıpkı kendisi gibi.
Notlar 1, Kemal Tahir
Batılaşmaya yöneldiğimizden beri tarihimizi sadece unutmaya çabaladık,onu,haksız yere,bilir bilmez suçladık da...
Notlar 1, Kemal Tahir
Sıkça Sorulan Sorular
Notlar 1 kimin eseridir?
Notlar 1, Kemal Tahir tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1989'da yayımlanmıştır.
Notlar 1 kaç sayfadır?
Notlar 1, 392 sayfadır (İthaki Yayınları baskısı).
Notlar 1'ın en ünlü sözü nedir?
“Deli Nietzsche, “ Gerçeğin verdiği sıkıntıdan gebermek için sanata sığınırız,” demiş. Ne akıllı herif!”