CANLI

Mitoloji Dünyasından Türk Mitolojisi 101: Selma Çolak'ın Derin Sözler

Türk Mitolojisi 101 - Selma Çolak kitap alıntıları ve sözleri

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak'ın 240 sayfalık eseridir. Türk Mitolojisi 101 sevenlerin en çok alıntıladığı sözler bu sayfada toplandı.

Yazar:Selma Çolak
Yayınevi:Say Yayınları
Sayfa Sayısı:240
Dil:Türkçe
ISBN:9786050209716
Okuma Süresi:6 sa. 48 dk.
Türler:Edebiyat, Efsaneler-Destanlar, Mitolojiler

Türk Mitolojisi 101'den En Beğenilen Alıntılar

Yani bozkurt, Türklerin hem anası hem de atası sayılıyordu.

📖 Sayfa 46 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Şamanizm; doğayı bir bütün olarak görür, her şeyi canlı kabul eder, bazı doğa unsurlarına kutsallık atfederdi.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

“Orman ve ağaç imgeleri, evrenin ve insanın yaratılışı hikayelerinde önemli bir yere sahip oldu.”

📖 Sayfa 20 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Eski Türklerde hükümdar tahta çıktığı zaman büyük bir ateş yakılırdı.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Aslında tüm bu canavarlar bireysel olarak insanın ve tüm insanlığın korkularının aynadaki farlı yansımalarıydı. İnsan bu yansımaları üretirken onlardan kurtulama yollarını da buldu. Onların gücü, cüssesi, karmaşıklığı ne kadar büyükse, insanın onları yenme umudu da bir o kadar büyüdü.

📖 Sayfa 163 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Ruhu, yani canı bir kuşa benzetiyorlardı. Can bedende bir kafesteydi; ölüm de o kuşun kafesinden, yani bedeninden uçmasıydı.

📖 Sayfa 143 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Orta Asya halkları arasında kartala bürküt denilirdi. İlk şamanın atası olan kartala da "Bürküt Ata" diye seslenilirdi.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Batı kültüründe Noel ile özdeşleşen çam ağacının Türk mitolojisinde de bir karşılığı vardır. Ünlü Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, çam ağacı süsleme geleneğinin Türklerden Avrupa'ya geçtiği savını dile getirmiştir.

📖 Sayfa 112 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Hak eden yiğitler itibar görmeyecek, onlar güçlülerin elinde oyuncak olurken ayak takımı da bey olacaktı.

📖 Sayfa 172 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

“Eski Türk inancında Umay, çocukları ve annelerini koruyan, doğumların gerçekleşmesini sağlayan kısaca başlıca görevi insanlığı ve onun soyunu korumak olan kutsal ruhtu. Umay isminin anlamı da doğrudan doğumla ilişkilidir; kelime anlamı plasenta’dır. Yakut, Kazak, Kırgız halklarından kadınlar özel bir plasenta gömme ritüeli yaparlar. Umay ile ilgili bu ritüel kültürümüzdeki göbek bağını bir yere gömme geleneğinden tanıdıktır.”

📖 Sayfa 88 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Erlik, Türk mitolojisinde yeraltı hükümdarı ve kötülüğün temsilcisidir. Ülgen ile temsil edilen iyi ruhların karşısındaki kötü ruhların başıdır. Erlik, Ülgen'in düalist kardeşidir.

📖 Sayfa 92 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Eski Türk düşüncesi, evrendeki her şeyin sahibi olarak gördüğü gökteki tanrıyı tanıyordu. Bu büyük tanrıya ulaşmak mümkün değildi, ama Türkler ona isteklerini söylemek, şerrinden korunmak için kurban keserek minnettarlığını göstermek, onunla bir şekilde iletişim kurmak istiyordu. Bunları yapabilmek için göklerde yaşayan tanrının yardımcılarına ihtiyaç vardı.

📖 Sayfa 73 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Ancak bu faydanın sınırını biliyorlardı, doğada yararlandıkları her unsur için teşekkür etmeyi ihmal etmiyorlardı.

📖 Sayfa 113 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

İnsan, her zaman kaostan çıkmak, yani var olmak, doğmak ister.

📖 Sayfa 18 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Evrenin ilk yaratıcısının dişil düşünülmesi diğer milletlerin mitolojik hikayesinde de yer bulan eski bir düşünceydi.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Utkuçı, "güler yüzle karşılayan" anlamına gelir.

📖 Sayfa 82 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

İlk demirci, yeraltının hâkimi Erlik'ti. Ancak Erlik örs ve çekicini kötülükler yaratmak için kullanıyordu.

📖 Sayfa 201 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Çünkü ateşin tanrılar katına haber ilettiği düşünülüyordu.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Başlangıcı olan bir dünyayı mutlaka bir son beklemekteydi.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

İnsan zihni iyi-kötü zıtlığını tanımlayıp kavradığında iyiyi gökyüzüne, kötüyü ise yeraltına yolladı.

📖 Sayfa 145 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Bir yaratılış mitine göre, Kayra Han insanı yaratır; fakat insan açgözlüdür, tanrıyı kandırmaya çalışır. Bunun üzerine Kayra Han insanı " Sana bundan sonra Erlik, şeytan desinler!" diyerek lanetler.

📖 Sayfa 92 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Şamanların başka bir hayvana dönüşmesine metamorfoz denilirdi.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

“Ağaçlar şekil itibariyle akrabalıkları ve soyları andırır. Ağacın gövdesinden çıkan dallar ayrı ayrı aileler gibidir ama kökleri ortaktır. Yeraltındaki bu kökler de ölmüş atalarla ilişkilendirilir. Çocuğu olmayan kadınların bir ağaçtan veya bir ağaç yoluyla çocuk dilemesi Türk coğrafyasının tamamında görülen yaygın bir gelenektir.”

📖 Sayfa 41 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

(...)
Dağların isimleri de atalar ve dağlar arasındaki ilişkiyi hatırlatacak şekilde konmuştur. Orta Asya'daki dağların isimleri "mübarek, mukaddes, büyük ata, büyük hakan" anlamlarına gelen sıfatlarla kurulmuştur. Han Tanrı, Buztağ-ata, Othon-Tengere, Kayrakan, Kuttağ gibi dağ isimleri buna örnektir.

📖 Sayfa 102 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Umay‘ın tam zıttı olan canavar Albastı‘ya Kara Umay’da denilir.



Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Bugün nasıl depremlerin sebebinin bilimsel bakış açısıyla yer hareketleri olduğunu biliyorsak, mitolojik zamanın Yunan halkı için bunun sebe­bi Poseidon'un üç dişli mızrağını yere vurması, İskandinav halkları için hileci Loki'nin yeraltındaki bir mağarada çektiği ıstırap, Altay Türkleri için dünyanın merkezine boylu boyunca bağlanmış bir balığın ya da dünyayı boynuzları üzerinde taşı­yan bir öküzün hareket etmesiydi.

📖 Sayfa 9 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

"Tengri" sözcüğünün anlamı gökyüzüdür. Gök Tanrı (Kök Tengri) ifadesi hem göğün kendisini hem de Tanrı'yı ifade eder.

📖 Sayfa 76 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

İşte o zamandan beri insanın kötülüğü dışından görülmese de içinde daima saklıdır.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Eski Türklerde kutsal kabul edilen kayın ağaçlarını gökten yeryüzüne Umay'ın indirdiğine inanılırdı.

📖 Sayfa 89 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Türk orduları tuğlarına taktık­ları kurt başlı bayraklarla savaşa gittiler, Oğuz Kağan Destanı'nda göreceğimiz üzere, bir kurdu manevi önder tayin ettiler.

📖 Sayfa 47 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Türk devletlerinde tüm gücü elinde toplamış tek bir tanrıya tapılıyordu. Büyük Türk dev­letlerinin büyük Gök Tanrı'sı devlet törenlerinde, yazışmalarında ve yazıtlarında mutlak güç olarak anılmaya başlamıştı. Bunun bir örneği, Göktürklerin önemli eseri Göktürk Kitabeleri'nde görülebi­lir. Kitabeler'e göre kaderi yazan, ömrü ve talihi veren o tanrıydı. Hükümdarlar onun inayeti sayesinde hükümdarlık konumuna ulaşıyorlardı.

📖 Sayfa 75 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

"Yada taşı" Türklere tanrısal bir şekilde ulaşan bir başka taştı.
Bu büyülü taş Tanrının Türklere armağanıydı ve hükümdarlar, kamlar tarafından kullanılabiliyordu. Taşın özelliği, tabiat olayları­na hükmedebilmesiydi.
Bir anlatıya göre, yada taşı Nuh Tufanı'ndan sonra Türklerin eline geçmişti. Nuh'un Gemisi Cudi Dağı'na oturduktan sonra, Nuh büyük oğlu Yafes'e "Cide" ya da "Yede" taşı denilen bir taş verdi ve onu doğuya yolladı. Yani yada taşı insanlığın ikinci baş­langıcından bu yana Türklerin mirasıydı.

📖 Sayfa 104 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Her şey, var olduğu andan itibaren sona yaklaşmaya başlar.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Türkler insanı iki boyutlu düşünüyorlardı: İlki insanın fiziksel bedeniydi, diğeri ise insanın yaşam enerjisi denilebilecek bir tür metafizik varlıktı. İnsanın canı, ruhu, tözü idi.

📖 Sayfa 70 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Mitolojik bakış açısına sahip insanlar doğayı modern insan gibi, yani bizim gibi algılamıyorlardı. Doğanın bir parçası olmaya günümüz insanından çok daha yakınlardı. Parçası olduklarını hissettikleri bu sistemin diğer bileşenleriyle ilişki kurmayı da önemsiyorlardı.

📖 Sayfa 112 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Evren bir düzen içindeydi, bazen bu düzen kötüler tarafından bozulurdu, ancak düzeni kuracak bir orta dünyalı er yada geç meydana çıkar, kaosu yine kozmosa çevirirdi. Bu denge savaşı başlangıçtan beri sürüyordu.

📖 Sayfa 71 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Ağaç, Türklerin en eski kutsallarından biriydi. Yaratılış anlatılarının en eskisinin ağaçla ilgili olduğu düşünülüyordu. İlk kişi Erlik'in ihanetinden sonra yeniden insan yaratmaya karar verdiğinde, tanrı bir ağaca başvurdu ve ağacın dokuz dalından insanı yarattı. Böylece insan, tanrının emriyle ve ağaç vasıtasıyla var oldu. İnsan bu kadim bağlantıyı nasıl unutabilirdi?

📖 Sayfa 108 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Orta Asya halkları arasında kartala bürküt denilirdi. İlk şamanın atası olan kartala da "Bürküt Ata" diye seslenilirdi.

Kartal ve özellikle çift başlı kartal, Şamanizm etkisi yitirildik­ten sonra daha çok güç, kudret ve hükümdarlık sembolü olarak benimsendi. Örneğin, Selçukluların ünlü çift başlı kartalı, bu mito­lojik simgenin yeniden anlamlandırılıp kullanılmış halinden başka bir şey değildi.

📖 Sayfa 142 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Kadınları, özellikle lohusaları ve dolayısıyla ailenin ve neslin devamını tehdit eden bu ruhun [albastının] hakkından gelmenin bazı yolları vardı. Albastı demir malzemelerden, tüfek sesinden ve kırmızı renkten korkardı. Ayrıca şamanlar onunla nasıl hesaplaşacağını, onu nasıl kovacaklarını bilirlerdi:

"Ey, Albastı zalim
Koy ciğerini yerine
Zavallının canını iade et,
Sözümü tutmazsan
Bana hürmet etmezsen,
Gözlerini çıkarırım..."

📖 Sayfa 156 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

İlk kopuzu o yapmış, ilk kopuzu o çalmış, ilk şarkıyı o yazmıştı. Dolayısıyla ilk ozandı, ozanların piriydi.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Türklerin en başından beri monoteist, yani tek tanrılı olduklarını kabul edenler, Şamanizm etkisinin Türkle­rin inancına sonradan eklendiğini ve bu sebeple çok tanrılı gibi görünen bir yapıya büründüğünü söylerler.

📖 Sayfa 75 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Batı kültüründe Noel ile özdeşleşen çam ağacının Türk mitolojisinde de bir karşılığı vardır. Ünlü Sümerolog Muazzez İlmiye ÇIĞ, çam ağacı süsleme geleneğinin Türklerden Avrupa'ya geçtiği savını dile getirmiştir.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Dağın, ormanın, ağacın, gölün, ırmağın, evlerin, hayvanların koru yucuları iduk yirsub (kutsal yer su) olarak anılırlar ve toprak ananın bir parçasıdırlar.

📖 Sayfa 66 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Yeraltının kötü ruhları insanın canını çalıp kendileriyle birlikte götürüyorlardı, bu da insanı hasta ediyordu.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

"Güneş tuğumuz, gök çadırımız olsun!"

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Yıldırımın düştüğü yere gidip o yöndeki bulutları kontrol ediyorlardı. Gökte yağmur taşıyan "dişi bulutlar" görü­lüyorsa bu iyi haberdi; o sene süt çok bol olacak demekti. Tam tersi durumda da endişeye gerek yoktu; bu da av hayvanları bol olacak demekti.

📖 Sayfa 124 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Türkler atı sosyal, ekonomik, askeri alanda kullanıyordu; dibi alanda ise ruhları taşıyor, şamanları gökyüzüne çıkarıyordu.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Mitololojik figürler zamana, coğrafi ve sosyal değişikliklere karşı koyamazlar.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Türkler için belki de en önemli dağ Ötüken Dağı'ydı. Altay Dağı ise bugün bile kutsallığından söz edilen, çeşitli gizemli vakaları gerçekleştiği ulu bir dağ olarak önemini koruyor.

📖 Sayfa 22 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Bay Ülgen ifadesinde geçen ""bay "zengin" anlamına gelir. Farklı kaynaklarda Ülgen'in anlamının "büyük, ulu", "uluyer", "ulugün" olabileceği de söylenir.

📖 Sayfa 80 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Türkler ölüme "canın bedenden uçması, göğe yükselmesi", cennete de "Uçmak" diyorlardı. Ruhu, yani canı bir kuşa benzetiyorlardı. Can bedende bir kafesteydi; ölüm de o kuşun kafesinden, yani bedeninden uçmasıydı

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Umay, eril olduğu düşünülen en büyük tanrının yanındaki denge unsuru olan kutsal dişiyi temsil ediyordu.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Şamanlar kıyafetlerinde geyikten bir parça taşırlardı, çünkü inançları doğrultusunda geyiğin bir gücü olduğuna inanıyorlardı. Türklere komşu halklardan biri olan Samoyedlere göre her şama­nın bir ren geyiği vardı. Geyik ölünce şaman da ölürdü. Şamanın oğlu babasının bir heykelini yapar ve başına da geyik boynuzları geçirirdi.

📖 Sayfa 135 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Gök ve yer mükemmel bir uyum içindeydi. Öyle ki Türkler bu uyumu devletlerine de yansıtmak istediler. Devleti bir mikro-evren gibi düşünüp merkezine de Ötüken'i oturttular. Türk hakanlarının otağı işte bu merkezde bulunmalıydı. Mikro-evrenin merkezindeki bu hakanlar, makro-evreni düzenleyen göklerdeki tanrıdan kut almışlardı, yani onun izniyle hükümdar olmuşlardı. Onların görevi, gökteki mutlak hakimiyet gibi, yeryüzünün tamamını fethederek mutlak hakimiyeti sağlamaktı.

Oğuz Kağan Destanı'ndan "Güneş tuğumuz, gök çadırımız olsun!" cümlesi Türkler için bir motivasyon cümlesiydi.

📖 Sayfa 61 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Kayra Han (veya Kayra Kan, Kayrakan) için "bir görünüp bir kaybolan tanrı" şeklinde sansasyonel bir tanımlama yapmak doğru olacaktır.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Altıncı yüzyılda Göktürk hakanını ziyarete gelen elçiler ateşlerin ortasından geçirilerek saraya alınırdı. Bugün de ateşin temizleyici özelliği Hıdırellez'de yakılan ateşle yaşamaya devam ediyor.

📖 Sayfa 116 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Oğuzlar hariç diğer tüm halklar "kurt" anlamına gelen börü kelimesini kullanırdı. Gökselliğini, yani kutsallığını ifade etmek için de gökbörü tamlamasını kullanırlardı. "Gök Tengri" adından hatırlayacağımız üzere, "gök" kelimesi tanrıyı betimleyen bir ifadeydi. Gökbörü ifadesi onun göğe ait olduğunu vurguluyor, ayrıca rengini de belirtiyordu. Hikâyelerde geçen kutsal kurtlar göğün rengi mavi olurdu.

📖 Sayfa 131 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Dokuz,Türkler için kutsal rakamlardan biridir ve pek çok kaynakta birçok farklı şekilde karşımıza çıkar.Yaratılışta dokyz farklı alem yaratılır.İnsanlık dokuz ağaç dalından yaratılır.Ülgen’in ve Erlik’in dokyz kız ve erkek çocuğu vardır.Oğuzlar dokuz boya ayrılır.Dokuz,birçok halk anlatısında tekrarlanan bir motiftir.

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Cangıl Mirza'nın hikayesi kendisiyle evlenmek isteyen kişilerin etrafında dönüyordu. Bu kadın kahramanın en büyük derdi, ısrarla kadınlara verilen rollere sokulmak istenmesine rağmen bunları reddetmesi ve büyük bedeller ödemesiydi.

📖 Sayfa 188 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Oğuz Kağan Türklerin kahramanı, Oğuz Atası, aynı zamanda Türkleri bir araya getiren ilk büyük Türk devletinin hakanı, komutanıydı.

📖 Sayfa 190 · Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak

Sıkça Sorulan Sorular

Türk Mitolojisi 101 kimin eseridir?

Türk Mitolojisi 101, Selma Çolak tarafından yazılmıştır.

Türk Mitolojisi 101 kaç sayfadır?

Türk Mitolojisi 101, 240 sayfadır (Say Yayınları baskısı).

Türk Mitolojisi 101'in en ünlü sözü nedir?

“Yani bozkurt, Türklerin hem anası hem de atası sayılıyordu.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Türk Mitolojisi 101 — Selma Çolak. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓
“

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4