
Nihad Sâmi Banarlı'nın kaleme aldığı Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, hikmetli sözleriyle okurların sıkça başvurduğu bir eserdir. İlk kez 1984'te yayımlanmıştır. Aşağıda, Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri'ni okuyanların en çok paylaştığı cümleler yer alıyor.
Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri'den En Beğenilen Alıntılar
Osmanlı düşmanlığı Türkiye’nin yarım münevverlerine, sonra yarımın da yarısı olmuş ve nihâyet cehâlet sürüleri hâline konmuş zavallı evlâtlarına önce Avrupalılar, son olarak da Ruslar tarafından zerk edilmiş bir hastalıktır.
📖 Sayfa 157 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundaki sır, Türk gücü ile İslâm îmânının birleşmesinden doğan büyük kuvvette ve bu kuvvetin derîn bir siyaset, ülkücülük ve teşkîlatla birleşmesindedir.
📖 Sayfa 38 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Medeniyet, büyük bir ülkedeki her milletten her insana insanca muâmele etmek demekse, bunun yeryüzündeki en üstün örneğini vermiştik.
📖 Sayfa 195 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
bir milleti yeniden yüceltmek ve ona târihi büyüklüğüne yakışır bir “devamlılık” vermek için onun çocuklarını dünkü büyüklerinin dilini, vicdânını, îmânını anlayabilir, duyabilir, yaşayabilir bir seviyeye ulaştırmak da lazımdır
📖 Sayfa 36 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Henüz olgunlaşmamış insanda eğer bir değer hissediyorsanız ve o insan bu değerini hazmedecek seviyede değilse, ona iltifâtınızı fazla yaldızlı sözlerle söylemeyiniz.
📖 Sayfa 250 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Sonra o kendi kabiliyetinden, insanlık da böyle bir istîdâdın gelişmesinden mahrum kalır.
Kütlelere, onların yalnız maddî ihtiyaçlarını karşılayanlar değil, belki ruh ve vicdan dünyâlarını anlayanlar kendilerini sevdirebilir. Çünkü bütün yaşama ihtiyaç ve ihtiraslarına rağmen milletler, her şeyden çok bir ruh, fikir, vicdan ve mâneviyat topluluğudur.
📖 Sayfa 119 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Türklerde ise ilim ve sanat adamlarına saygı çok eski bir an’anedir. Hattâ Türk geleceğinde ilim, fikir ve keşif adamlarına hanlıklar, hazineler yanında ebedî ad, ebedî hayat verme anlayışı vardı. Destan kahramanı Oğuz Han, ilk deniz vâsıtasını îcad eden Türk’e adını vermiş ve bu isim yalnız büyük bir Türk kavminin değil, aynı zamanda geniş bir vatan toprağının da adı olmuştu.
📖 Sayfa 40 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Bir millette illet bir tek şahısta olmaz. Etraftakilerde olur. Büyüklerin veya büyük ideallerin etrâfını saran dalkavuklukta, irtikâpta, ihânette, kötüyü iyi, iyiyi kötü gösteren menfaatlerde olur.
📖 Sayfa 180 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
İnsan rûhunda en ayıpladığı dalâlet, hased’di. Hased’in pençesine düşen insan ne kötülükler yapabilir, kıskanmanın ve aşağılık duygusunun buhranları içinde ne bayağılıklara düşebilirdi.
📖 Sayfa 238 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
İnsan ister hâkim, ister devlet adamı, ister fen adamı, ister sanatkâr, ilâhiyâtçı, şâir, edib ve başka meslekten olsun, içinde bir bulunabildiği ölçüde insandır.
📖 Sayfa 200 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Şunu unutmayalım ki Osmanlı târihinin bâzı karanlık ve tâlihsiz sayfalarını nasıl ibretle ve üzülerek hatırlamak vazîfesinde isek, aynı târihin her şeye rağmen ağır basan aydın ve altın sayfalarını da Türk milletinin bügünkü ve yarınki nesillerine sonsuz bir övünçle tanıtmak ve sevdirmek vazîfesindeyiz.
📖 Sayfa 155 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Asıl adı Mehemmed olan Celâleddîn’in daha yaygın unvânı: Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’dir. Bu unvandaki mevlâ, efendi ve mevlânâ, efendimiz demektir. Ona Rûmî denilişi, sanat, îman ve düşünüş hayâtının o asırlarda Diyâr-ı Rûm diye anılan Anadolu’da geçmiş ve bu vatanda ebedîleşmiş olmasındandır.
📖 Sayfa 232 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Şehîd kelimesinin hafifçe uzayan “i” harfi sonunda “d” ile biten yumuşaklığı, vatan ve îman uğrunda ölüme koşanların, ölüme bir güzellik, bir yücelik ve bir yumuşaklık verenlerin mâcerâsına uygundu.
📖 Sayfa 134 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Dünyâda temiz işler görmüş, temiz bir ruh taşımış her vücut toprak olmayı, hele vatan toprağı olmayı karanlık bir örtü gibi değil, bir haz gibi tadabilir.
📖 Sayfa 207 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Türk çocuklarına Selçuk ve Osmanlı târihi, yeni baştan ele alınarak ve yalnız doğru taraflarıyla ve bir milleti ebediyete kadar ayakta tutacak kadar büyük ihtiharlarıyle okutulmadıkça, Türk milleti, Cumhûriyet yıllarının yarattığı korkunç ndan kurtarılamaz!
📖 Sayfa 160 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı

Sultan Abdülhamîd devrinde okkası otuz paraya satılan ekmeğin fiyatına on paralık bir zam yapmak îcab edince, hükümdârın, fırıncıların mümessillerini çağırıp:
📖 Sayfa 169 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Siz yine ekmeği otuz paraya satın, sattığınız her ekmek için istediğiniz on parayı ben vereceğim. Çünkü bir memlekette bunu bütün zarurî ihtiyaçların pahalılaşması gibi bir hareket kovalar. Halkımız bundan ızdırap çeker dediği, Türkiye’nin her devrinde ibretle anılacak bir tablosudur.
Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı asla tek bir âilenin suçu değildir.
📖 Sayfa 160 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Bizim müşterek cehâletimizin, müşterek dalâletimizin netîcesidir.
İngiltere İmparatorluğu da yıkılmıştır. İngilizler de dünya birinciliklerini yitirmişlerdir. Fakat bunun bütün suçunu kendilerine, Kraliçe Viktorya devrini yaşatan ve aslında hükümdar âilesine yüklemek küçüklüğünü göstermemişlerdir.
Bir dîne inanan milletler, o dîne kendi üslûblarıyla inanmaz ve ona kendi sanat ve vicdan dünyâlarından yeni hamleler katmazlarsa dinler canlılıklarını kaybedip yaratma ve yükselme kudretlerinden uzaklaşırlar.
📖 Sayfa 214 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Türk çocuğu ne yapsın?
📖 Sayfa 177 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Bir şey anlamıyor ki… Anlatıyorsun, yine de anlamıyor.
Çünkü önce anlaşma vasıtamız olan dil mahvedilmiş, işe yaramaz hâle konmuştur.
İyi tahsil, yüksek terbiye görmüştü. Yalnız sosyal bilgilerle değil fen bilgilerinde de derin kültürü vardı. Devrinin en büyük şâirleriyle yarışacak hattâ yarışı kazanacak kadar şiir sanatına ve sanat kültürüne sâhipti.
📖 Sayfa 81 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
(…) dünya tarihinde ilk defa cehâlet Türkiye’de ve bugün tam bir meslek ve ihtisas derecesine yükselmiştir.
📖 Sayfa 96 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
“İktidârımın vâsıl olduğu mertebeye ecdâdımın âmâli bile erişememişti”
📖 Sayfa 78 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Ey leşker-î Müfettihü’l-ebvâb vur bugün
📖 Sayfa 97 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Feth-i mûbini zâmin o tebşir aşkına!*
*(Ey kapıları açan ordu, vur bugün
O apaçık fethi haber veren müjde aşkına!)
Osmanlı cihangirlerinin askerî ve siyasî zaferlerini besleyen kudretlerin başında, bu hükümdarların fikir, sanat ve kültür hayâtına verdikleri kıymetin himmeti vardır.
📖 Sayfa 39 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Cumhûriyet hükûmetleri, Türkiye’de güyâ Cumhûyeti tutturabilmek için Osmanlı’ya hücûmu amansız bir ana babaya sövme ve sövdürme politikası hâline getirmiştir. Türk çocukları kendi büyüklerine ağız dolusu sövmeyi, bu yıllarda kendi mekteplerinde kendi hocalarından öğrenmişlerdir.
📖 Sayfa 159 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Bir millet, dünyâyı fethe çıkmadan da, kendi vatanında göstereceği kültür, sanat ve medeniyet yükselişleriyle dünyânın gönüllerini fethedebilir.
📖 Sayfa 32 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Unutmak geri ve basit insan rûhunun tabiî hareketidir. Vefâlı ve iyi ruhlu insan ise unutmadığı, unutamadığı ölçüde insandır.
📖 Sayfa 162 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Neredeyse “Avrupalı olmak için tek çâre Türklükten kurtulmaktır!” diyenimiz olacak. Kaldı ki bu çâre tam değildir. Hem Anadolu’da yaşamak, hem Avrupalıyım demek olmaz. Bunun için Avrupa’nın göbeğinde bir şehre gidip kapılanmak doğrudur. Batı hayranlığında bu dereceye ermişlere doğru tavsiye budur.
📖 Sayfa 183 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
“Vazîfe ve memûriyetleri, herkese Sultan verir. Bunu yaparken ne zenginliğe ehemmiyet verir, ne boş ricâ ve dâvâlara… Yalnız liyâkate bakar, seciye arar, fıtrî kabiliyet ve istîdat düşünür.”; “Nâmussuz, tembel ve âtıl olanlar, hiçbir zaman yükselemezler.”; “Türklerin neye teşebbüs ederlerse muvaffak olmalarının, hâkim bir ırk hâline gelmelerinin ve gün geçtikçe büyümelerinin sırrı ve hikmeti burdadır.”
📖 Sayfa 126 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Güzellik gizli kalmaz; mutlak görünmek ister; kendini görecek gözler, kendini sevecek gönüller özler, arar ve bulur.
📖 Sayfa 255 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı

Osmanlı târihini kötülemekten zevk alanlara göre, biz, Osmanlılıktan, hattâ bütün İslâmlılıktan önce, âdeta millî ve medenî bir cennette yaşamışız… Sonra târihimiz kâbuslu bir uykuya dalmış… Bu müthiş uykudan ancak şimdi uyanıyoruz.
📖 Sayfa 152 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Eski Hind, İran ve Anadolu inanışlarında şarap içmek, –günah olmak şöyle dursun– bir îman, hattâ bir ibâdet sayılıyordu.
📖 Sayfa 251 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
“Her dinden, her mezhepten, her milletten, her insanı, insan olduğu ve Büyük Yaratıcı’dan bir ışık taşıdığı için sevmek” şeklindeki bir ordu ve ordu millet felsefesi, yeryüzünde yalnız Türkiye’de ve bu asırlarda görülmüştür.
📖 Sayfa 233 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
.
📖 Sayfa 241 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Niçin sıksık bakarsın böyle mir'ât-ı mücellâya
Meğer sen dahi kendi hüsnüne hayran mısın kâfir
Marksizm, komünizm, hattâ sahte adıyla sosyalizm ve nihayet faşizm… Bunların hiç birisi aklın yolu değildir. Yeryüzünde hiçbir millete bunlardan huzur, saâdet, refah ve hürriyet gelmemiştir. Ve azıcık okuryazar her insan çok iyi bilir ki bunların hepsinin modası da geçmiştir. Hepsi, iflas etmiş, bayat sahteliklerdir.
📖 Sayfa 176 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Târihte büyük îman devirleri, büyük buhran devirlerinin ardından gelir ve bâzen onlarla birlikte doğar
📖 Sayfa 228 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Eski kaynaklar, Yavuz’un büyük âlim İbn-i Kemal ile at üzerinde yan yana giderken, İbn-i Kemal’in atının ayağından sıçrayan çamurların, hükümdârın üstünü başını çamur içinde bırakmasıyla, vukûa gelen nâhoş hadiseden İbn-i Kemal’in çok müteessir olduğunu ve hattâ derin korku duyduğunu yazarlar. Fakat pâdişah, derhal büyük âlimin gönlünü almış, “bir âlimin atı ayağından sıçrayan bu çamurdan iftihar duyduğunu” söylemiş, hattâ öldüğü zaman tabutunun üzerine bu çamurlu kaftanın konulmasını vasiyet edecek kadar yüksek anlayış gösterilmiştir.
📖 Sayfa 50 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
“İnsan, gençliğinde aşk şiirleri söyler. Yıllar ilerledikçe ilimsiz şiirin temelsiz duvar gibi çökeceğini anlayarak kendini ilmin deryâlarına bırakır. Fakat böyle bir ilim ve tefekkürle olgunlaştıktan sonra, bir gün yeniden anlar ki, şiir, ancak ve en çok aşk için söylenebilirmiş.”
📖 Sayfa 267 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Türk nesilleri bir gün yine Oğuz Kağan’ın, Osman Gazi’nin, Fâtih’in, Yavuz’un, Kanûni’nin torunları olduklarını hatırlayacaklar ve bu defa anavatanlarında yeniden büyük rüyâlar, büyük ilim, sanat, kültür ve medeniyet rüyâları göreceklerdir.
📖 Sayfa 15 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
(…) bir kadın edîbimizin çok doğru söylediği gibi, insan zekâ ve vicdânının târih boyunca keşfettiği en yüce varlık “Allah”tır. Allah’ı bulup onun varlığına ve kudretine inanmak beşer zekâ ve mâneviyâtının en üstün buluşu olmuştur.
📖 Sayfa 227 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Namık Kemâl anlatıyor:
📖 Sayfa 59 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Mevsuk rivâyetlerdendir ki, Molla Gürani, şehzadenin* meclisine ilk girdiği gün, yanında bir sopa götürür. Çocuk, onun ne olduğunu merakla sorunca: "Pederiniz serkeşliğinizi işitmişler. Eğer yine okumak istemezseniz, emrettiler, sizi bu sopa ile yola getireceğim."
Uğrunda canlar fedâ edilen, hayalleriyle rüyâ ve misal âlemlerinde dolaşan, yüz ve vücut güzelliklerinde Tanrı nûru ve Tanrı sanatından çizgiler düşünülen nice güzel, nice nazlı vücutlar zamanla toprak olmuyorlar mı?
📖 Sayfa 206 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Kafalarında sağlam bir dil ve kültür yoluyla elde edilmiş yüksek bilgi, terbiye ve tefekkür yerleşmeyen insanlar, diyelim ki başka sâhalarda çalışacaklardır.
📖 Sayfa 275 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Nasıl çalışacak, hangi kafa ile, hangi kültürle düşünecek ve ne yaratacaklar? Robot insan olmaktan nasıl kurtulacaklar? Üstün insanlığı, hattâ sâdece insanlığı, kimden, hangi dille öğrenecekler?
Her vatan, o vatanda yaşamış ve yaşayan duygu, düşünce, îman ve sanat adamlarının hizmetleri ve eserleriyle süslenir; böyle eserlerin maddî ve mânevî temelleri üzerinde yükselir.
📖 Sayfa 212 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Bir vatan, gözlere maddî bir varlık gibi görünürse de onun millî ve medenî mîmârîsinde onu kuran ve yücelten millet büyüklerinin derin mâneviyâtı vardır.
📖 Sayfa 212 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı

(…) Avrupalı, târih şuurunun ve milliyet duygusunun önemini kavramıştır, târihi bizim gibi bir “köhne meta” saymaz, kültür değerlerinin üzerine titrer, onları âdeta taassup derecesinde sâhiplenir.
📖 Sayfa 10 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Çok kuvvetli bir târife göre:
📖 Sayfa 215 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Tasavvuf, Allah’ın ahlâkı ile ahlâklanmak demektir.
Bir taraftan Sümerlilerin, Etililerin Türk olduklarını söyleyerek kendimize en eski çağlara âit bir ayırıyoruz. Öte yandan Türk milletinin dünya târihi ve dünya coğrafyası üzerinde kurduğu en büyük eser olan Osmanlı târihine karşı âdeta bir kin ve nefret havası yaratıyoruz.
📖 Sayfa 151 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Vur! pençe-i Âlî`deki şemşîr aşkına
Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Gülbang-ı âsümânı tutan pîr aşkına
Ey leşker-i müfettihü`l-ebvâb vur bugün
Feth-i mübîni zâmin o tebşîr aşkına
Son savletinle vur ki açılsın bu sûrlar
Fecr-i hücûm içindeki tekbîr aşkına!
Şunu unutmayalım ki Osmanlı tarihinin bazı karanlık ve talihsiz sayfalarını nasıl ibretle ve üzülerek hatırlamak vazifesinde isek; aynı tarihin her şeye rağmen ağır basan aydın ve altın sayfalarını da Türk milletinin, bugünkü ve yarınki nesillerine, sonsuz bir övünçle, tanıtmak ve sevdirmek vazifesindeyiz.
Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Esasen kadına karşı bu saygı ve incelik, Osmanlı sarayının an'aneleri arasındaydı. Tarihçi Gibbons, Osmanlı sarayının kadınlara gösterdiği tarihi saygı ve anlayışa ehemmiyetle dikkat etmiştir. İngiliz tarihçisi, önce meşhur seyyah İbn-i Batuta'nın Türkler ve kadınları hakkındaki şu dikkate değer görüşlerini nakleder:
Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Orada hayretle gördüm ki Türkler indinde kadın büyük saygıya mazhar oluyor. Kadınların mevki ve rütbesi erkeklerin üzerinde görülüyor. O kadar ki: Kadınları erkekleriyle beraberken görenler, erkeği kadına hizmet eden bir kimse mevkiinde sanır.
.
📖 Sayfa 142 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Sultan Abdülhamid devrinde okkası otuz paraya satılan ekmeğin fiyatına on paralık bir zam yapmak icab edince, hükümdarın fırıncıların mümessillerini çağırıp: "Siz yine ekmeği otuz paraya satın. Sattığınız her ekmek için istediğiniz on parayı ben vereceğim. Çünkü bir memlekette ekmek fiyatına zam yapılırsa, bunu bütün zaruri ihtiyaçların pahalılaşması gibi bir hareket kovalar. Halkımız bundan ızdırap çeker." dediği, Türkiye'nin her devrinde ibretle anılacak bir 'halkı gerçekten düşünme' tablosudur.
Ben hangi masallarda uyurdum küçükken?
Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Unuttum!
Kaç def'a, kaç âfetten ömür gördü de tehdid?
Unuttum!
İlk oynadığım süslü oyuncak nice şeydi?
Unuttum!
Kaç sevgili el okşayarak alnıma değdi?
Unuttum!
Benzim ne zaman bilmediğim bir hisle sarardı?
Unuttum!
Hiç sevmediğim kimseler, elbette ki vardı...
Unuttum!
Mehtâbı ben ilkin nereden vecd ile süzdüm?
Unuttum!
Âh annemi bilmem ki neden, kaç kere üzdüm?
Unuttum!
Kaç def'a kaç âfetten ömür gördü de tehdid!
Unuttum!
En sevdiğim, en sonra dönüp gelse, derim; Git!
Unuttum!
Kıbrıs ve Anadolu işte böyle görünür ve görünmez yollarla, bağlarla kenetlidir. Bizden Kıbrıs'a giden tas gibi, orada dökülen kan da, burcu burcu, anavatanda tüter..
Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Ve bir kere eski bozkurtların çocuklarının gözünde kan tütmesin.. Ve söz yeni Namık Kemal'lere düşüp denilmesin ki:
Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır.
Fakat ben şuna inanırım ki, bir milleti yeniden yüceltmek ve ona târihî büyüklüğüne yakışır bir "devamlılık" vermek için onun çocuklarını dünkü büyüklerinin dilini, vicdânını, imânını anlayabilir, duyabilir, yaşayabilir bir seviyeye ulaştırmak da lâzımdır.
Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Hz. Süleyman'ın, küçük bir çocuğun annesi olduklarını iddia eden iki kadın karşısındaki adaleti dillere destandı. "Çare yok, bu yavruyu ikiye böleceğiz. Yarısı senin, yarısı senin olacak" deyince, çocuğun sahte annesi bu adalete razı olmuş, fakat hakiki anne feryadı basmıştı. "Hayır, çocuğumu parçalamayınız, onu bütün olarak bu kadına veriniz, ben davamdan vazgeçtim, yeter ki evladım parçalanmasın" diye parçalanmıştı. Süleyman çocuğu hakiki annesine vermişti.
📖 Sayfa 161 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Düşüp üstüne ağlamak dilerim
📖 Sayfa 254 · Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Söyle ey Tanrı! Dizlerin nerede?
Nitekim, İstanbul fâtihi, böyle köklü bir terbiye ile, cihâna Tanrı güzelliğinden akisler saçan yeryüzü güzelleri önünde, onlara sâhip ve hâkim olmayı değil; belki hiçbir dünya sarayında görülmemiş bir ruh inceliğiyle; sevilen kadına kul, köle olmayı, vurgun ve mahkûm olmayı güzel bulan bir gönül büyüklüğüne ulaşmıştı. Ülkeler fetheden hükümdârın bir gönül fethetmekteki saâdeti ve üstünlüğü idrâk edişindeki ruh büyüklüğü de onun kendinden evvel ve kendinden sonra aynı tahta oturmuş büyük ecdâdının ve büyük evlâdının tarihi özellikleri arasındadır.
Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
"Âlemün n'eyleyeyim bâğ u bahârın sensüz
Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Bana sen ruhları gül-zâr ile hoşdur âlem"
diye sevgilisine hüzünle seslendiği, "Sensiz bu dünyanın bağını, baharını nideyim? Bana dünya, senin gibi, yanakları gül bahçesi bir sevgiliyle güzeldir." diyerek, sevgilisiz, bahardan zevk almadığını söylediği de olurdu.
Yeni Türkiye'nin kurucusu Atatürk, Osmanlı İmparatorluğu aleyhinde hudûdu aşan yazıları gördükten sonra, bu İmparatorluğun büyüklüğünü belirtmek ve ona gereken saygıyı diriltmek için Profesör Afet İnan'a bir konferans hazırlatmıştı. Ertuğrul'un Hatıra Defterine Afet İnan da şunları yazmış: "Büyük Türk - Osmanlı Devletinin kurucusunun öncüsü olan aziz, ulu Türk, Ertuğrul Gazi'yi rahmetle anarım."
Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı
Sıkça Sorulan Sorular
Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri kimin eseridir?
Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Nihad Sâmi Banarlı tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1984'te yayımlanmıştır.
Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri kaç sayfadır?
Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, 287 sayfadır (Kubbealtı Neşriyatı baskısı).
Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri'nin en ünlü sözü nedir?
“Osmanlı düşmanlığı Türkiye’nin yarım münevverlerine, sonra yarımın da yarısı olmuş ve nihâyet cehâlet sürüleri hâline konmuş zavallı evlâtlarına önce Avrupalılar, son olarak da Ruslar tarafından zerk edilmiş bir hastalıktır.”