
Dücane Cündioğlu'nun 01 Yazıları adlı eseri, Felsefe-Düşünce türünün önemli örneklerindendir. Türkçe baskısı Kişisel Yayın. tarafından yayımlanmıştır. Okurların 01 Yazıları'dan seçtiği en etkileyici satırlar aşağıda sıralanıyor.
01 Yazıları'dan En Beğenilen Alıntılar
"Allah kimseyi dertsiz bırakmasın!" sözü, dert ve ızdıraptan yoksun kalıp gaflete duçar olan nefsin devran olmasını temenni etmektir.! Çünkü hareketin en mükemmeli dairevi olanıdır. Kişi başladığı yere dönmeyi başarabileceği bir yola çıkmalı.
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Sadece karşılıklı küfürleşmelerden ibaret bir tartışma kültürümüz var.
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Kimin, katırına kimin kayığına neler yüklemiş olduğuyla hiç ilgilenmedim.
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Derman arar idim derdime, derdim bana derman imiş!
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Burhan arar idim aslıma, aslım bana burhan ımış
Sağı solu gözler idim, bir dost yüzü görsem deyü,
Ben dışarıda arar iken, ol can içinde canan imiş!
(Samimiyetle söylenmiş sözlerden daha ikna edici hangi vasıta vardır bu dünyada?)
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Unutmayalım ki korku hiçbirşey, samimiyet herşeydir!
Bizi biz yapan içinde yaşadığımız dünya değil, zihnimizde yaşattığımız dünyadır! O halde önce hangi dünyayı örnek alacağımıza yine biz karar vermeliyiz.
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
inanın bayılıyorum şu tür çoğul kipiyle kullanılan ifadelere: "Gençlik dönemimizde hızlı sayılabilecek bir Marksist'tik!" !Tıpkı "Evladım! Bu paraları havadan kazanmadık, biz buralara kirin pasın içinden, oto tamirciliğinden geldik" der gibi.
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
En nihayet hayatı, hayatın gerçeklerini öğrenmiş bu orta yaşlılar ve yaşlılar için vakı ya da muhtemel bütün itirazlar kafa konforudur, fikir lüksüdür, ilim adamı hastalığıdır, aydın krizidir, entelektüel terörizmdir, sorun çıkarmaktır, can sıkmaktır, gençleri ayartmaktır; hasılı "Sen hala oralarda mısın?" yollu istihzalara layık kılı kırk yarma marazıdır
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
"Muhakkak ki biz elçilerimizi açık delillerle gönderdik ve onlarla beraber -insanların adaleti ikame edebilmeleri için- Kitab'ı ve Mizan'ı lütfettik; hır de kendisinde çetin hır sertlik, hem de insanlar için birçok menfaat bulunan Demir'i ihsan ettik." (Hadid, 25)
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Şeytan'ın ekonomik "kriz" halinde zuhur etmesini bahane etmeyiniz; ya ekonomik "refah" haline bürünüp sizi sarmalasaydı?
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Hayat devam ediyor ve onu ciddiye almayanlarca her zaman berbattı zaten ... Bu satırların yazarı Özallı yılları da gördü de ne oldu sanki? Devran hep aynı devran
Latin atasözü: "Hiç kimse sonradan dalalete düşmez!"
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Düşünce ve inançlarını samimiyetle savunan her insanın en nihayet saygıyla mukabele göreceğinden kuşku duyulmaması lazım geldiğini anlatmaya çalışıyorum.
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Bu bugüne kadar hep böyle oldu ve inançlarını samimiyetle müdafaa eden insanlar sonunda samimiyetlerinin mükafatı olarak saygıyla mukabele görürken, siyasi otoriteye yaranmak isteyen düşük ahlaklı kimseler belki bir süre itibar gördüler ama neticede layık oldukları derekeye inmekten kurtulamadılar.
Çünkü hiçbir vicdan, samimiyet ehlinin sadakati karşısında direnemez.
"Telefonunuz dinlenmiyor olabilir; ama siz yine de sizi dinlendikleri ihtimalini dikkate alarak konuşun!" (Kısacası: "Her hâlükârda temkini elden bırakmayın!")
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Ermenilerin soykırım iddiası ise, sadece kendilerinin öne sürdüğü asılsız bir iddiadır ve Türkiye ye karşı yapılmış büyük bir haksızlıktır. Ermenilerin gerçekte yapmak istedikleri şey, Yahudilerin yaşadıkları bu soykırımın insanlık üzerinde uyandırdığı etkiden kendilerini yararlandırmak, insanlığı kendilerine acındırmak istemeleridir.
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
bilginlerin olmadığı yerde, bilgeler olmaz; üstelik ortalığı bilgiçler kaplar. 'Bilgin' olmak içinse, yetenek yetmez, yeterlilik de gerekir; 'yeterlilik''se hiç kuşkusuz ta'lim ve terbiye işidir.
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Meşhur bir kıssadır; dervişin biri diğerine sormuş; "Ne yapıyorsunuz, günlerinizi nasıl geçiriyorsunuz?" diye; öteki de cevap vermiş: "Ne yapalım, bulduğumuzda yiyoruz, bulamazsak sabrediyoruz." Bunun üzerine soruyu soran demiş ki: "Bunu bizim Horasan'ın köpekleri de yapıyor!"
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Bu defa diğeri sormuş: Peki siz ne yapıyorsunuz!"
Horasan dervişi fevkalade arifane bir cevap vermiş: "Biz bulursak dağıtıyoruz; bulamazsak şükrediyoruz!"
Kalabalık, bir Arapça sözcüğün Türkçe bir ek alarak üretilmiş hali: galebe-lik! Kalabalık, galebe çalanların var ettiği canavar...
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
"vakıf olmak (bir şeyi anlamak)" ile 'vakfe yapmak' (bir yerde durmak)" arasında ne gibi bir alaka vardır?
"Ben kendi analizlerim doğrultusunda bulduğum doğruları söylerim. Bu dogruların kimlerin işine yaradığı, kimlerin konumunu meşrulaştırdığı beni ilgilendirmez" denebilir mi
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
"Zirveler zırvalarla yıkılmaz!"
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu

İnsanları birbirine bağlayan ve bağlar görünen nesnenin menfaatten başka bir şey olmadığını biliyordum.
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Kalabalıklar, gerçek muhatabın kendisinin kesinlikle içinde olmadığını zannettiği meçhul bir güruhun adı değil miydi?
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
"Bir adamın zihninde, uyuşmaları imkansız bunca zıt fikirler birbirini yalanlar ve çatışıp dururlarken, yanyana yaşamaya da devam ederlerse, artık o adamın kafası ve vicdanı nasıl biri?ey olur tasavvur edilsin!
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Zirvelerin zırvalarla yıkılamayacağı bir hakikat olmakla birlikte uzun süre eteklerde dolaşmanın, sakinlerine, zirveye ulaşma yeteneklerini kaybettirdiği de ne yazık ki bir vakıa.
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Şaşkına dönmek, esasen utanılacak bir durum değildir. Bilakis şaşkına dönmek, şaşkına dönebilecek bir mizaca sahip olmak fazilettir. Sorun, şaşkına dönmekten/döndürülmekten değil, bu şaşkınlığın hazzıyla yetinmekten; her daim başkalarının kendisine "numara" yapmasını beklemekten kaynaklanır.
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Ma'lumdur ki tek başına isti'dad (yetenek) kafi değildir; bir de o is'tidadın terbiye edilmesi, eğitilmesi icab eder. Bu nedenledir ki erbab-ı hikmet, yetenekli buldukları talebeyi ders halkalarına alırlar ama o talebenin -gerekli temel bilgileri edinmedikçe- Hikmet vadisine girmesine izin vermezlerdi.
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Canlılar içinde insandan gayrı 'ahlak' sahibi olabilme yetisi taşıyan başka bir varlık yok!
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
''Benim neslimin büyük günahı tarihini bilmemek, tarihine inanmamak ve bilhassa tarihinde kendinden bir şey devam ettiğine inanmamaktı."
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Salih Zeki, "Yurdumuzda ilimle uğraşmak, körler çarşısında ayna satmaya benzer" demiş ...
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
ilim ve fikir sahasındaki fukaralıklarımızın başlıca sebebi, hiç kuşku yok ki mirasçısı olduğumuz medeniyetin bilgi hazinelerinden mahrumiyetimizdir.
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Bu toprakların çocukları "herkesleşme"ye davet ediliyor; ehlileştirilmek ve omurgasızlaştırılmak isteniyor; iddia ve dava sahibi olmalarından hoşlanılmıyor; beylik, sözlerle, boş gevezeliklerle, parlak sloganlarla zihinleri iğdiş edilmeye çalışılıyor, kutsalları birer birer ellerinden alınıyor/alınmak isteniyor.
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Ne kadar anladığı meşkuk olmakla birlikte yabancı dilde okuduğu birkaç kitabı hemen hikmetin anahtarı haline getiren aculların ağız kalabalıklığı yüzünden kendimize vakit ayırmadık, kendimiz üzerinde düşünmedik, kendimizi tanımaya çalışmadık, kendimize saygı duymadık. Öyle ki bu memleketin evlatları akıllarının erdiği günden beri kendileriyle savaşıp durmayı bilgiçlik sayar oldular. Ayakları bir manevi vatan üzerine basmadı, basamadı bir türlü ... En nihayet böylelikle sadece hüviyetimizi değil, haysiyet ve şahsiyetimizi de kaybettik.
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu
Sıkça Sorulan Sorular
01 Yazıları kimin eseridir?
01 Yazıları, Dücane Cündioğlu tarafından yazılmıştır.
01 Yazıları kaç sayfadır?
01 Yazıları, 292 sayfadır (Kişisel Yayın. baskısı).
01 Yazıları'nın en ünlü sözü nedir?
“"Allah kimseyi dertsiz bırakmasın!" sözü, dert ve ızdıraptan yoksun kalıp gaflete duçar olan nefsin devran olmasını temenni etmektir.! Çünkü hareketin en mükemmeli dairevi olanıdır. Kişi başladığı yere dönmeyi başarabileceği bir yola çıkmalı.”