
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız'ın Dergi alanında öne çıkan eseridir. Klasik edebiyat okurlarının en çok işaretlediği satırlar, Atsız Mecmua'dan burada toplandı.
Atsız Mecmua'dan En Beğenilen Alıntılar
Mehpare Hanım'la ilgili 11 Ağustos 1935 tarihli bir gazetede çıkan duyuruda kendisinin ismi "Mehpare Tevfik" olarak geçmektedir. Demek ki bu tarihten önce aynılmış bulunmaktadırlar. bkz. "Haftalık Radyo Programı," Cumhuriyet, 11/08/1935, s. 9. 55 Ahmet Naci Kum, Muallim Atabeyll Naci. Atsız Mecmua'da iki yazısı bulunmaktadır.
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Komünistler “millet”i kabul etmedikleri için ve bu kelimeden ürkmeleri dolayısı ile “halk” kelimesini kullanırlar. Aşırı sosyalistlerde de aynı eğilim vardır. Fakat bu iki kelime eş anlamda değildir. Şemseddin Sami “halk” kelimesinin “Kamusı Türkî” adlı mühim eserinde “insanlar, cemiyeti beşeriyye, umum, cemaat, güruh, kalabalık” diye açıklar.
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Yılmaz Öztuna'nın da belirttiği gibi, "Atsız'ı ırkçılığa sürükleyen, Türkiye'deki azınlıkların ırkçılığı olmuştur." Dolayısıyla Atsız daha 1920'lere varmamışken bile sınırlarını bilmeyen, şuursuz, belki temelsiz fakat dönemin şartları ve kendi kıstasları açısından samimî bir milliyetçi olmuştu.
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
“Mektebde aceb kim tanımaz Mîr’i Nihâl’i
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Bâzusu kavî Türkçülüğü hayli yamandır.”
Sabahattin Ali
“Türk olmak bir imtiyaz değil, bir mesuliyettir.”
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Sözün kısası: Biz çobandan bilgine kadar bir bütün halinde Türk milletiyiz. Türk milleti siyasî sınırlarla ölçüştürülmesine imkân olmayan, Adalar Denizi’nden ve Tuna’dan Altaylar’ın ötesine kadar uzanan geniş dünyada yaşayan yaratıcı millettir. Bu köklü millet, bir takım maskaraların tabirleri ve taktikleriyle, dillerinin zorla değiştirilmesiyle ve bozulmasıyla, yurtlarından sürgün edilmekle bölünmez, yok olmaz.
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Atsız'ın mezuniyet tezinin ismi "Divan-ı Türkî-i Basit, Gramer ve Lügati"ydi. Devlet hesabına okuduğu için mezuniyetinin ardından sekiz yıllık zorunlu çalışma yükümlülüğü bulunuyordu. Ancak Köprülüzâde Fuat'ın araya girmesiyle bu mecburî hizmeti affedildi ve 25 Ocak 1931'de Darülfünun Edebiyat Fakültesi'ne asistan oldu.
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Atsız'ın kız kardeşinin nişanında Sabahattin Ali o civarda oturan Nazım Hikmet'in yanına gideceği sırada Atsız oracıkta, Nazım Hikmet'in "İki Serseri" şiirine bir nazire yazmıştı:
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Üç serseri var, biri sen, biri ben, biri Sabahattin Ali denilen deli.
Sen dalları bulutlara ulaşmak isteyen bir ağaç.
Ben kendimi buğday ambarında sanan bir aç.
Sabahattin Ali denilen deli her önüne gelen ekmeğe bulaşan bir bulamaç.
Türk milleti nedir, kimler Türk’tür diye sorulacak.
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Türk milleti, Türk kökünden gelenlerle Türk kökünden gelmiş olanlar kadar Türkleşmiş kimselerden meydana gelen topluluktur.
Peki Atsız ile Mehpare Nihal'in ayrılmaları Bedriye Sabit yüzünden midir? Bunun kesin bir cevabını bulup çıkarmak neredeyse imkânsızdır. Bununla birlikte Hüseyin Nihal-Mehpare çiftinin evliliklerinin birçok badire atlattığı, sınava tabi tutulduğu kesindir. Atsız Mecmua'nın kapanması, Atsız'ın asistanlıktan çıkarılması, Malatya sürgünü ve dört aylık bir ayrılık...
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
“Henüz Namık Kemal unutulmamış, Gökalp’ın kemikleri çürümemiştir.”
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Sabahattin Ali, Terkib-i Bend'de zikrettiği bazı isimleri tanıttığı kısımda Atsız için şunları söylemektedir: "Aynı mektep ve aynı fakülteden sevgili bir çocuktur. Haşin, sert görünüşü altında altın gibi bir kalbi ve ismi gibi kadın olan bir ruhu vardır... Müthiş Türkçüdür. Kendisine mektepte bu hasletinden dolayı 'Oğuz Beyi' derdik. Âşık olmayı budalalık telâkki eder, fakat âşık olmaktan hiç geri kalmaz."
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Atsız'ın bazı yazdıkları sanki gönderme veya imalar içermektedir. Meselâ derginin son sayısındaki "Ayrılık” başlıklı şiirinde "Ayın on dördü gökte yavaşça yükselince" demekte ve bir erkekle bir kızın ayrılıklarını anlatmaktadır. Malûm olduğu üzere "Bedriye" ve "Tolunay" eş anlamlıdır ve "ayın on dördü", "ayın on dördü ile ilgili olan" mânâsına gelmektedir. Atsız'ın "Şehitlerin Duası" hikâyesindeki ana karakter de tıpkı Bedriye Sabit gibi bir şehit kızıdır.
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Boratav da 1988'de talebelik yıllarını anlatırken İstiklâl Harbi'nin etkisiyle "milliyetçiliğe savrulduğunu” söyleyecekti." İdeolojik kamplaşma ve kutuplaşmanın az, hatta fikirler arasındaki sınırların belirsiz olduğu yıllar için bunun ne kadar önemli olduğu tartışmalıdır. 1920'ler ve 1930'lar, savaşın etkilerinin dinmediği, halkın toparlanma, rejimin tutunma çabasında olduğu senelerdi. O yüzden bir şekilde "milliyetçi" olan Hüseyin Nihâl ve Pertev Nailî için buluştukları ortak paydalar daha mühimdi. Pertev Nailî, "Boratav" soyadını da Atsız'ın ona taktığı bir addan almıştı.
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Araplarla aramızda bir dava oldu mu, mutlaka Arapları haklı buluyorsunuz. Türk - Arap savaşı olursa "din kardeşime silah çekmem" diyorsunuz.
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
İki şairin kalemleri de bazen birbirlerine yaklaşmaktadır. Sabahattin Ali'nin 1933'te, Atsız'ın da 31 Mayıs 1944'te, ikisinin de hapisteyken kaleme aldıkları şu iki dörtlük oldukça benzerdir.
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Sabahattin Ali:
Burda çiçekler açmıyor,
Kuşlar süzülüp uçmuyor,
Yıldızlar ışık saçmıyor,
Geçmiyor günler, geçmiyor.
Atsız: Burda güneş açmıyor,
Ümit kuşu uçmuyor,
Yol yok, kervan göçmüyor;
Dakikalar geçmiyor
Türklük, bir kan meselesi değil; bir şuur meselesidir.
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Rıza Nur'un Türk Tarihi, Atsız'ın o yıllarda en fazla etkilendiği kitaptı. Sade ve akıcı bir üslupla kaleme alınan kitap, okuyanlarda Türklük sevgisi yaratması bakımından Atsız'a göre, Rıza Nur'un Türkçülüğe "en büyük" hizmetiydi.
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
“Neden, neden kölem olan milletler,
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Bana demir vursunlar?”

Şöyle diyor Atsız: "Türklüğümü hem evde, hem de ilkokul sıralarında duymaya başladım. Babam Bahriye subayı olduğu gibi hısım akraba arasında da pek çok subay vardı ve o zaman üniforma, milliyetçiliğin özelliği gibi bir his bırakıyordu."
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Demek ki kendisini ve çevresini fark etmeye başladığı ilk yıllarda böyle bir muhitin içindeydi. Nitekim zamanın ruhu Hüseyin Nihâl kadar onun yetiştiği muhiti de şekillendirmekteydi.
Biz fırka ve şahsiyetlerin ebediyetine kani değiliz. Her şeyden üstün, her şeyden önce bir Türkiye vardır...
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
“Atmacalar yuvasında şimdi serçeler bulunuyordu.”
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Sabahattin Ali'nin 8 Eylül 1934 tarihli Ayşe Sıtkı'ya yazdığı mektubu çok manidar ve dikkat çekicidir: "İmansızlarla karşı karşıya geçip kavga etmeyi, hatta bozuşmayı dahi arzu etmem, fakat onları alıp bağrıma da basmam. İmkân hasıl olduğu takdirde hepsini imha ederim ve bunu onlara karşı hiçbir kin beslemeden, bir hiddet duymadan, gayet tabii olarak yaparım... Hatta ahbaplığımı bile bozmadan... Mesela Nihal'i..."
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
O kişi, kurum, kuruluş ve fırkaların ebedî olmadığına inanıyordu. Bunlar millet ve ülke mefhumları karşısında geçici meselelerdi. Nasıl içinde bulunduğu üniversitenin "daha iyisi kurulması şartıyla" kapatılması fikrindeyse belli ki Ocaklar için de aynı tavra sahipti. Ocaklar artık işlevini yitirmişti. Aslî vazifesini yerine getiremiyor, faaliyeti yalnızca Cumhuriyet bayramlarında verdiği balolarla sınırlı kalıyordu.
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Sabahattin Ali'ye gönderilen bir mektup Pertev Nailî'nin fikrî dönüşümünü görmek açısından önemlidir. Ayşe Sıtkı 18 Mayıs 1934'te aynen şunları yazmaktadır: “O askerlik taraftarı Pertev abi bir alehtar olmuş ki görme, hepimizi gölgede bırakıyor. Münakaşa ederdik de bazen, o düğünden bahseder gibi harbi tasvir ederdi."
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Hüseyin Nihâl sırf kendi gayretiyle, kendi azmiyle "Atsız" olmamıştır. Oynadığı sokaklarda, ders dinlediği sınıflarda, uyuduğu koğuşlarda ve nihayet yıkılmakta olan bir imparatorluğun her karışında yoğrulmuş ve pişirilmiştir. İşte, mezkûr tarihte ilk sayısı çıkan Atsız Mecmua bütün bunların bir mahsûlüdür.
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
“Fikirler hürmete lâyıktır.”
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız
Sıkça Sorulan Sorular
Atsız Mecmua kimin eseridir?
Atsız Mecmua, Hüseyin Nihâl Atsız tarafından yazılmıştır.
Atsız Mecmua kaç sayfadır?
Atsız Mecmua, 665 sayfadır (Ötüken Neşriyat baskısı).
Atsız Mecmua'nın en ünlü sözü nedir?
“Mehpare Hanım'la ilgili 11 Ağustos 1935 tarihli bir gazetede çıkan duyuruda kendisinin ismi "Mehpare Tevfik" olarak geçmektedir. Demek ki bu tarihten önce aynılmış bulunmaktadırlar. bkz. "Haftalık Radyo Programı," Cumhuriyet, 11/08/1935, s. 9. 55 Ahmet Naci Kum, Muallim Atabeyll Naci. Atsız Mecmua'da iki yazısı bulunmaktadır.”