
Klasik edebiyat alanında yazılmış önemli eserlerden biri olan İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin'in kaleminden çıkmıştır. Kitap 240 sayfadır. Aşağıdaki alıntılar, İstanbul'dan Ne Haber'i okuyan binlerce kişinin favorilerinden oluşuyor.
İstanbul'dan Ne Haber'den En Beğenilen Alıntılar
“Bilindiği gibi Istanbul yedi tepe üzerine kurulmuş bir şehirdir. Zamanında şehri bu biçimde kuranlar büyük yanlış yapmışlar meğer. Yıkma işleri ilerleyince eski kurucuların bu yanlışları ortaya çıktı. Böyle alçaklı yüksekli, yamruyumru şehir olur mu a efendim? Neymiş o tepeler, çukurlar… Şehir dediğin dümdüz olmalı.”
📖 Sayfa 56 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Bir Karadenizlinin İstanbul'a ilk gelişiymiş. Kış günü Köprü'de giderken karşıdan gelen bir şey görüyor. Ama bu gördüğünü bildiklerinden hiçbirine benzetemiyor. Başında çiçekli, tüylü uzun şapka, sırtında kürk. Kısa etek, baldır bacak açık. Yüksek ökçeli iskarpin. Karadenizli yanındaki arkadaşına soruyor:
📖 Sayfa 175 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
–İlyas Reyiz, haçan bu garşidan gelen nedur?
– Karidur.
– Uy... Bu kari midur?
– Karidur.
– Ne deysun, bu bildiğümüz kari midur?
–Karidur.
Karadenizli elini dizine vuruyor:
– Desene biz bunca yıl kari diye çuvallan yataymişuz!
Hiç kimse durup dururken muhalif olmaz. Ne diye muhalif olacakmışız? Ne zorumuza? Ne kadar muhalif varsa, hepsi de zorla muhalif yapılmıştır.
📖 Sayfa 181 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
1946'da, 1950'de bu millet Demokrat Parti'nin kaşına gözüne âşık değildi. Ama Halk partisi zorla, hem de nasıl zorla, metazori, hatta sopayla, dipçikle döverek insanları muhalif yaptı.
Apartmanımızda çok rahatız!. Yalnız çöpleri koyacak yer bulamıyoruz. Sokak kapısının önüne bırakırsak ceza yazıyorlar. İçeri alsak doldu, koyacak yer yok.
İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Göksu bir sevda deresidir. Derenin Kandilli'ye bakan yamacındaki tepenin adı da Sevda Tepesi'dir.
İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Yaptığın bütün bayağılıklar gazetelere geçer de, okuyanlar imrenir.
📖 Sayfa 107 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Oktay Rifat, "Büyük balık küçük balığı yer demişler/ bok yemişler" diye şiir yazmıştı da, şiire böyle pis kelime girmez denilmiş, kıyamet kopmuştu. İnsaf! İçinde yaşıyoruz. Şiire başka ne girer?
📖 Sayfa 239 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Ümit avunmasına alışık kimseleriz ama, onun bile avutacak kadar sağlamını bulamıyoruz.
📖 Sayfa 27 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
İstanbul şehrinin iki yakası köprülerle birleşir ama İstanbul halkının büyük çoğunluğunun iki yakası bir araya gelemez.
📖 Sayfa 42 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Sen olmasan ey nihal-i ümit
📖 Sayfa 26 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Beyhudedir izdiyad-ı ömrüm.
Ah şu unutmak! İnsanlarda unutma yeteneği olmasa hayat ne kadar ağırlaşır. Bereket versin, çekilen azaplar ve çileler zaman süngeriyle belleklerden silinir, unutulur. Bu sayede yeni bir yaşama gücüyle hayat çarklarının arasına yeniden atılmak mümkün olur.
📖 Sayfa 41 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Hastalarımız için lazım olan ilaçtan eczanelerde bulamıyormuşuz. Taslanacak ne var bunda? Derdi veren Tanrı, devasını da verir elbet. Allah ömür verince, ilaçsız da yaşar hasta!
İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Münasebetsiz Mehmet Efendi padişaha ne demiş:
📖 Sayfa 233 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
– Sultanım efendim, zurna çalmasını bilir misiniz?
– Bilmem. Neden sordun?
– Ben de bilmem de...
Bektaşi, Hoca'ya demiş ki:
📖 Sayfa 125 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
– Allah'ı bana tarif etsene.
Hoca başlamış:
– Ne yeryüzündedir ne gökyüzündedir. Ne yaşar ne ölür. Ne yer ne içer. Ne doğar ne doğurur.
Bektaşi,
– Anlaşıldı anlaşıldı, demiş, sen şuna yok diyeceksin ama dilin varmıyor...
“Geçen pazar günü akşam geç vakit Köprü iskelelerinde vapurlardan çıkanları seyrettim. Kaşlar çatık, suratlar asık, konuşmalar homurtu, azar halinde. Sinirler gerilmiş, öfkeler kabarmış. Kıvılcımlı gözler etrafta çatacak adam arıyor. Canım desen, canın çıksın diyerek gırtlağına sarılacak. Yaz gezintisinden, pazar eğlencesinden değil de, Tanrı korusun, tutsak kampında zoraki çalışmadan dönüyorlar sanki.”
📖 Sayfa 53 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
İşte tam bir gövde gösterisi... Bereket, gösteri siyasi olmadığından başları belaya girmemiş.
📖 Sayfa 86 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Ah şu unutmak! İnsanlarda unutma yeteneği olmasa hayat ne kadar ağırlaşır.
📖 Sayfa 41 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Cesaret dağında korku rüzgarı esmez.
İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Yüreğim gövdeme sığmıyor
İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Gövdem odama
Odam evime sığmıyor
Evim dünyaya
Dünyam evrene sığmıyor....

Acemi kaptan gemiyi karaya oturtunca, "Deniz bitti!" demiş.
📖 Sayfa 63 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Siz hiç şimdiye kadar namuslu bir memurun, doğru bir işçinin, aklı başında birinin, terleyerek kazanan bir sanatçının, yazarın, barda, turistik otelde, kulüpte kazıklandığını gördünüz mü? Ama şaşkınlara sözüm yok. Siz ne diyorsunuz? Kazık, dünyanın en büyük lüksüdür. Bizim ne haddimize öyle yerlerde kazıklanalım... Bizim kazıklanabileceğimiz yerler de bize göredir.
📖 Sayfa 235 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Günün birinde gümbür gümbür bir ses duyulursa, bu sizin şimdiki kükreyişinizin yankısı olacaktır. Yeşil elbise aslan postu değildir. Onu çıkardınız mı, altında kendiniz kalırsınız.
📖 Sayfa 105 · İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin
Sıkça Sorulan Sorular
İstanbul'dan Ne Haber kimin eseridir?
İstanbul'dan Ne Haber, Aziz Nesin tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2021'de yayımlanmıştır.
İstanbul'dan Ne Haber kaç sayfadır?
İstanbul'dan Ne Haber, 240 sayfadır (Nesin Yayınevi baskısı).
İstanbul'dan Ne Haber'in en ünlü sözü nedir?
““Bilindiği gibi Istanbul yedi tepe üzerine kurulmuş bir şehirdir. Zamanında şehri bu biçimde kuranlar büyük yanlış yapmışlar meğer. Yıkma işleri ilerleyince eski kurucuların bu yanlışları ortaya çıktı. Böyle alçaklı yüksekli, yamruyumru şehir olur mu a efendim? Neymiş o tepeler, çukurlar… Şehir dediğin dümdüz olmalı.””