CANLI

Cemal Kafadar'ın Kaleminden Anlamlı Sözler

Cemal Kafadar sözleri ve alıntıları

Cemal Kafadar'dan derlenen bu 100 söz, okurların yıllardır en çok paylaştığı satırlardandır.

En Beğenilen Cemal Kafadar Sözleri

Kendini tüketim tercihleriyle ifade ettiğine giderek inandırılan, aynı zamanda son yılların teknolojik imkânlarıyla, her harcaması izlenebilen ve hatırı sayılır bir ölçüye kadar yönlendirilebilen insanların “kendileri olmak” konusunda ne kadar bağımsız davranabildiğini sorgulamak gerekir. Cep telefonu ve internet yoluyla dünyanın her yerinde her an ulaşılabilen insanların kendilerini dünyadan yalıtma halini yaşayabildiklerinden şüphe etmek için çok sebep var.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Mevlana Celaleddin'in, inşaat yapılmak isteniyorsa Rumî hizmetkarların, yıkım yapılmak isteniyorsa da Türk işçilerin tercih edilmesi gerektiğini, çünkü "dünyanın imar edilmesinin Rumilere mahsus olduğu, Türklerin ise cihanı harab etmekle maksur oldukları"nı söylediği rivayet edilen 'de ise konu pek de dini kimlik meselesi değildir.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Aşklar da bakım istiyor öğrenemedin gitti

Seviş yolcu büyük sözler söyle ve hemen ayrıl
Uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Yakından baktığımızda sıradışı olmayan mı var? Hem, sıradışı olanı sıradanlığına da bakmadan anlayabilir miyiz?

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

NİZAM BOZULANA kadar Yeniçeriler muntazamdı. Toplumsal köklerinden koparıldıkları, evlenmelerine izin verilmediği için aile ve akrabadan yana dertleri yoktu. Üretim ve ticaret dünyasından uzakta, yalnızca hanedanın sadık köleleri sıfatıyla yerine getirdikleri askeri-idari görevleriyle meşguldüler. Ne zaman ki ticaret ve üretim faaliyetlerine girişmeye başladılar, askeri disiplinleri ve becerileri geriledi. Böylece, savaşa gitmektense ticaretleriyle meşgul olmayı yeğleyen, başkaldırmaya meyilli askerlerin elinde mağdur olan İmparatorluk da geriledi.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

1071 ile 1300 arasını "Selçuklu Anadolusu" deyimiyle karşılamayı adet haline getirmek, devleti tarihin çifte kahramanlarından biri addetme ve Malazgirt'in kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkan tek bir devlet altında bir ulus birliği (Anadolu Türk Birliği) görme tutkusundan kaynaklanır. Tabii bu, millet ve devlet eksenli tarihyazımıyla mutlu mesut yaşayan bir yararcılığın sonucu da olabilir.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Mutlu ulusların tarihi yoktur...

📖 Sayfa 15 · Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Yunus gibi ölüm gerçeği ve ahiret üzerine düşünmek isteyenler felsefeye yönelse gerektir, Karacaoğlan gibi hayat ve dünya üzerine düşünmek isteyen ise tarihe...

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Devletleri arasındaki husumet Venedikli ve Levantlı tüccarları uluslararası ticaretten pek alıkoymamıştır, buna zorlanmadıkları sürece. Bu sebeple, 1538'deki Preveze deniz savaşının hemen öncesinde bir grup Türk tüccar hâlâ Venedik'te faal durumdaydılar.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Şu yalan dünyaya geldim geleli
Tas tas içtim ağulan sağ iken
Kahpe felek vermez benim muradım
Viran oldum mor sümbüllü bağ iken

Karac'oğlan der ki bakın olana
Ömrümün yarısı gitti talana
Sual eylen bizden evvel gelene
Kim var imiş biz burada yoğ iken
🖋Karacaoğlan🖋

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

“Sıradan insanlar” deyiminin aldatıcı bir yanı var. “Seçkinlerden gayrısı, Tarih yapan, Tarih'e geçen insanlardan gayrısı” gibi bir şeylerin kastedildiği belli, ama sıradan herhangi birini ele aldığımızda o sıradışı olmuştur zaten.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

“Nedir bu dünyanın hali?

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Bu açıdan tarihçi, bir romancı veya bir tiyatro-sinema oyuncusu gibidir. Nasıl ki oyuncu kendini kâh mahpus kâh zindancı rolünde bulacak ve sıra hangisindeyse bu kişilikleri içinde bir yerlerde tanıyarak yansıtmağa çalışacaksa, tarihçi de hem aşıkı, hem maşuku, hem çöpçatanı, hem kıskananı anlamak için elinden geleni ardına koymayacaktır.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Tecrübe deyince muhakkak acı ve yanlış ve pişmanlık girer işin içine.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Ömrünün yarısının “talana gittiğini” hisseden bir adam, “şu dünyanın tasası daha kimleri öğüttü?” diye hayıflanmaktadır belki de.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Tarih, yok olanla değil bir zamanlar var olanla ilgilidir.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Duyguların da tarihi mi olur? derseniz, edebiyat okumanızı, mesela Oğuz Atay'ı okumanızı öneririm: '“Moralim bozuldu,' diyordu cahil herif; öyle plastik terlik giyen birinin morali olurmuş gibi.”

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Kültürel olduğu kadar fiziksel bir mekanı tanımlamak için (Roma'nın toprakları, giderek Doğu Roma'yla sınırlanmış topraklar, yani Bizans) kullanılan Rum ya da diyar-ı Rum tabiri, eski bir Arap-Fars kullanımından uyarlanmış ama sonra Türkçe konuşanlar tarafından ikamet ve büyük ölçüde de hükümet ettikleri bölgeye atıfta bulunacak biçimde genişletilmiştir.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Korsanlar arasında dinden dönme alışkanlığı yaygın olmuş olabilir: Anlaşılan o ki din değiştirenlerin aşağılanması alışkanlığı da yaygındır. (Bir Rum doğdu mu, bir Türk doğar) on yedinci yüzyıl korsanları arasında yaygın bir deyişti. Anlaşılan, Rumların kolayca "Türk olabilecekleri" ya da "Türk'e dönebilecekleri" -döneklere ve korsanlara dair eski İngiliz hikayelerinde sıkça karşılaşılan bir bileşik fiil ("to turn Turk")- ima edilerek onları küçük düşürmek amacıyla kullanılıyordu.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

aşklar da bakım istiyor öğrenemedin gitti.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Sohbetnâme adını verdiği günlüğün yazarı Seyyid Hasan, Evliya Çelebi'den birkaç yıl sonra, onun da hocası olan ve Çelebi'ye adını veren Evliya Mehmed Efendi'den Kur'an (okuma) dersi almıştı.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Yapan eden ben ile gözlemleyen ya da inceleyen ben arasında bir ayrışma vardır.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

On yedinci yüzyılın büyük düşünürü ve tarihçisi Kâtip Çelebi, herkesin tabiatında kendi tekliğini (bireyliğini) ve bağımsızlığını (“teferrüd ve istiklal”) yaşamaya eğilim olduğunu yazar, ama aynı zamanda başkalarının üstüne çıkmaya, reis olmaya da (“riyaset”) meylettiklerini söyler.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

1518'de Avlonyalı Yahudi tüccar Habraam Trinch'in verdiği dilekçe sayesinde, Ankona Şehir Meclisi “Türk'e tabi bütün Levantlı tüccarların” ödediği gümrük vergilerini yeniden düzenler. Müslüman tüccarlar bu ticari faaliyetin parçasıydılar. 1522'ye gelindiğinde, Ankonalı yetkililer “Türk ve diğer Müslüman tüccarlara” özel konaklama ve depo yerleri sağlamaya mecbur kalırlar.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

İnalcık'ın on beşinci yüzyıl Bursa kadı sicilleri üzerinde yaptığı incelemeler, tereke tanzimi sırasında şahsi eşyaları ya da ev eşyalarını sermayeden ya da nakitten ayırmanın âdet olduğunu ortaya koymuştur.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

“İnsan kalbi,” der Tanpınar, “başkalarının duygularına ancak kendi tecrübeleri nisbetinde açıktır.”

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

"Sen bilir misin benim nemsin? Gözümün nuru, sinemin servetisin.”

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

On yedinci yüzyıl, bir yandan da Sufi tarikatların ciddi meydan okumalarla karşılaştıkları bir yüzyıldır.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

'İnsan kalbi' der Tanpınar 'başkalarının duygularına ancak kendi tecrübeleri nisbetinde açıktır.'

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Tarih yok olanla değil bir zamanlar var olanla ilgilidir.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Yoğurdun bir zamanlar uyandırdığı köylü, taşralı, kaba saba, rüstik çağrışımları yerine şimdilerde, bilhassa son yirmi- yirmi beş yılda Batı dünyasında üretilir ve tüketilir olmasıyla, sağlıklı diyet, fitness ve kentli yaşamın vazgeçilmezi gibi nevpeyda anlamlar kazanmış olması, kimliklerin ve kimliğe işaret eden gösterenlerin esnekliği (plastisitesi) üzerine çok şey söyler. Belirli bağlamlarda ise tam tersine bu gösterenler insanların üzerine yapışır kalır.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

On altıncı yüzyılın ilk yıllarına ait belgeler gerçekten de Osmanlı tüccarların Orta İtalya çevresinde yüksek bir ticari faaliyet düzeyi tutturduklarını gösteriyor.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

(...) resmi bir belgede Fatih Sultan Mehmed'in vezirlerinden bahsederken tipik tüccar unvanı olan “Hâce”nin rahatça kullanılması askeri sınıfın ticaret faaliyetine ne çok yanlış ne de istisnai bir şey gözüyle bakıldığını gösteriyor.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

On altıncı yüzyılın ilk yıllarına ait belgeler gerçekten de Osmanlı tüccarların Orta İtalya çevresinde yüksek bir ticari faaliyet düzeyi tutturduklarını gösteriyor. 1514'te Yanyalı Dimitri Kaliyori, Ankona gümrüğünden Yanyalı, Artalı ve Avlonyalı Rum tüccarlar adına gümrük resmi indirimi ister ve alır. Bu capitule aynı zamanda Osmanlı Rumlarının Ankona limanına getirdikleri kalemleri de tek tek saymaktadır; listenin başını çeken ipekliler ve sof dışında halı, deri ve balmumu da vardır.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Bu dünyaya ilişkin her şey zaten geçici ve harcıalem değil midir? Şu hayatta, nisbeten rahatça yaşamak nasib olmuşsa insana, eş dostla yarenliğin tadını çıkarmaktan daha önemli ne olabilir?

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Menâkıb tarzına iyice yakın bir başka eser de Melami mezhebinin “coşkun” deyişleriyle meşhur şeyhi Oğlan Şeyhi İbrahim Efendi'nin sözlerini ve sohbetlerini içeren, Sun’ullah Gaybî'nin kaleme aldığı kitaptır.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Acılardan, duygulardan bahsettin durdun; tarih mevzuunu aşkla karıştırmış olmayasın” diye soran okurlar olabilir. Fransız Devrimi üzerine bunca büyük tarihçi yazmışken, kendi kitabının nasıl olup da diğerleri arasında sivrildiği sorulduğunda, Michelet açık konuşmuştur: “Ben daha çok sevdim / j'aimais davantage.”

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Geliştirdiği için güzel şeydir tecrübe ama çoğu insanın ve çoğu toplumun çoğu tecrübesi acılarla örülmüştür. Kolonileri de kendisi gibi ufak bir Avrupa ülkesine hükmettiği için, yirminci yüzyılın fazla adı geçmeyen diktatörlerinden Salazar'ın “mutlu ulusların tarihi yoktur,” derken kastettiği budur.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Duyguların da tarihi mi olur? derseniz, edebiyat okumanızı, mesela Oğuz Atay'ı okumanızı öneririm.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Aynı dönemde birçok Yunan aydınının Yunanların kendilerini olarak nitelendirmelerinden rahatsız olmaları ve tüm enerji ve nüfuzlarını bunu "Helenler" ya da "Yunanlar" olarak değiştirmeye çalışmak için kullanmaları ironiktir.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Ne var ki idari tercihleri toplumsal göreneklerle karıştırmamak, bir tutmamak gerekir. Toplumsal göreneklerin kendilerine göre farklı bir mantığı vardı, başkalarını etiketlemek ya da aşağılamak konusunda çok daha serbest bir tavır sergiliyorlardı; zengin bir laf atma ve "makaraya alma" repertuvarı vardı ama akışkanlıkların da hakkı veriliyordu.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

On altıncı yüzyılın en önemli Halveti şeyhlerinden Sünbül Sinan Efendi'nin Tarikatnâme'sinde müride düşleriyle ilgili şu öğütler verilir: “Her ne düş görürse şeyhe 'arz eyleye; ta'bîr iderse dinleye, itmezse ta'bîri nedür dimeye... Ve şeyhden gayrıya vâkı'asın dimeye, meger şeyh ta'yîn idüp ta'bîre izin virdügi âdem ola, ana diye... Ve pîşkademden öndin vâkı'a 'arz itmeye, meger ol olmadugı meclisde ola yâhud danışa.”

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Osmanlı Müslümanları ile Yahudilerin imparatorluk topraklarıyla Ankona arasında sürdürdükleri sof ticaretinden olağan bir şey gibi (kadîmden vara geldükleri üzere) bahseden 1563 tarihli bir ferman, Venediklileri bu ticareti kesintiye uğrattıkları için bir güzel benzetir.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Tebaa olmaktan vatandaş olmaya geçişin önemli olduğunu, kişilerin otorite önünde benlik algılarında büyük dönüşümler yaşandığını, modern sanayi toplumlarında bireylerin yeni ve vazgeçilmez bazı özerklik ve özgürlük alanları kazandığını inkâr etmek, kolaycılığa, düpedüz nostaljiye kapılmak olur

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Şu yalan dünyaya geldim geleli
Tas tas içtim ağulan sağ iken
Kahpe felek vermez benim muradım
Viran oldum mor sümbüllü bağ iken

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

“Seveni biz de severiz. Bize âşık olana biz de âşık oluruz. Âşık olduğumuz kimseyi muradına erdiririz.”

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Gerek Asiye Hatun hakkında gerekse genel olarak kadınlar hakkında o kadar az şey biliyoruz ki.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Osmanlı kültüründe “görsel” sanatların niteliği tartışılırken belki de işe Osmanlıların görmek'ten ne anladığı ile başlamak gerek.

Ayrıca, tabir, fal ve nücum gibi “bilimlere” başvurma eğilimi, siyaset tarihinin büyük devamlılık gösteren öğelerinden biridir.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Vahiy peygamberlere, keşif de ermişlere nasip olur, ama rüya nispeten eşitlikçidir, herkes tarafından görülebilir. Yine de tam anlamıyla “demokratik” olduğu söylenemez. İbn Arabi'ye atfedilerek yaygın olarak kullanılan bir tabirname, “daima nafakasını ve günlük yiyeceğini düşünen ve aklı ve fikri onunla meşgul olan” yoksulların rüyalarına fazla kulak asmamak gerektiğini yazar.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

“Sonuç olarak tarih; toplum(sosyoloji) ve insan bilimleri (psikoloji) arasında kendine salıncak kurmayı yeğledi."

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Tecrübe deyince muhakkak acı ve yanlış ve pişmanlık girer işin içine. Bizi geliştirdiği için güzel şeydir tecrübe ama çoğu insanın ve çoğu toplumun çoğu tecrübesi acılarla örülmüştür.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Bu uzun tarihe ait anlatılarda millet-merkezcilik devletçilikle desteklenir; gene Türklerle diğerleri arasında farklılıklar olmak şartıyla. "Modem Türkiye'nin doğuşu" denilen teleolojik perspektiften, Türk devletleri adeta bir huniden akıtılarak günümüze gelir: Malazgirt olur (Selçukluların tasarladığı şekilde) ve Türkler Küçük Asya'ya doluşurlar; ardından sırasıyla Anadolu Selçuklu Türk devleti, Osmanlı Türklerinin İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti gelir.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Günümüzde Ankara Meydan Savaşı, Türklerin İç Asya'dan Ortadoğu'ya doğru hareket ederek art arda devletler kurmalarını ve tabii yıkmalarını anlatan çizgisel bir hikayeyi yeğleyen ve bütün öteki kimlik katmanlarıyla onların tarihsel dönüşümlerini silmeye meyleden anlatılarda, esasen Osmanlı Türkleri ile Orta Asyalı Türkler arasındaki bir çarpışma olarak hatırlanır.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Kıtalar, bölgeler, ülkeler hep öyle oralarda var olan ve biz insanların, kavimlerin, milletlerin yerleşmesini bekleyeduran edilgen, kabul edici "boş topraklar" değil. ("Amerika" hep var mıydı?) Onlara, bir iletişim ve etkileşim içerisinde kimlik ve bu anlamda varlık kazandıran bizleriz. Tabii bir yandan bize kimlik ve varlık kazandıran o coğrafyada, Hacı Bayram Veli'nin diliyle, yoğrularak.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Muhtemeldir ki, Doğu'daki Osmanlı tüccarlarının çoğunluğunu Arap ve Ermeniler oluşturmaktaydı; Avrupalı kaynaklarda “Türkler” denildiğinde ya özgül olarak Türkçe konuşan kimselerin ya da genel olarak Osmanlı tebasının (hatta bazen Müslüman olmayanların) kastedilmesi meseleyi daha da karışıklaştırıyor.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Her tercih, her perspektif bir şeyleri daha iyi görmemizi sağlayabileceği gibi bir şeyleri de örter.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Karacaoğlan ise hayat doludur, malum, baharın gelip de çiçeklerle donattığı bir dağa baktığını, ya da bir biçimde hayatın orta yerinde durduğunu ifade edecek imgelerle lafa girmeyi sever. Bu efkârlı şiirinde bile, üzerinde ömrünün yarısını tükettiği ama demek ki öbür yarısının hala önünde uzanıp gittiğini düşündüğü bura'dan, ayaklarını sağlamca bastığı dünyadan öteye doğru sual eyler (daha doğrusu, sual eyleme işini bile okura havale eder).

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Hem unutulmamalı ki kimse rüyasını “olduğu gibi” bir başkasına gösteremez, ancak anlatır. Dolayısıyla elimizde rüyaların kendileri değil, görülmüş ya da uydurulmuş rüyaların, sözlü ya da yazılı anlatıları, yani çatılmış kurgulanmış metinler olabilir ancak.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Rüya yorumlanmadığı sürece bir şey söylemiş sayılmaz.

📖 Sayfa 142 · Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

"Coğrafyanın nasıl vatana dönüştüğü" konusunda iz bırakan yazılarıyla bilinen Remzi Oğuz Arık, çoğu erken dönem Cumhuriyet aydınının aklını kurcalayan soruya yönelik tutkulu arayışın en iyi örneklerinden birini veriyor:

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

(...) "Rum" kelimesi şimdi artık, daha sonra 1820'lerdeki Yunan Özgürlük Savaşı ve ertesinde güçlenecek yeni bir politik anlam kazanmıştı. 1826 tarihli Vaka-i Hayriye'nin bir anlatımı ise, Yeniçeri "zındıkları"nın "1820-21 yılındaki hain Rum gavurunun ayaklanışı sırasında" Yunanlı asilerle çok içli dışlı olduklarını söyleyerek onları yerin dibine batırır.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Diyar-ı Rum, "memalik-i devlet-i Osmaniye"den söz eden belgelerde kullanılan resmi dilin parçası değildi. "Rumî"ye gelince, bu kelimeyi hiçbir tahrir defteri ya da mahkeme kaydı, hazır bir kategori olarak kullanmıyordu. Biraz tarihdışı biraz da güncel olmak istersek, "Rumî"nin sivil toplum tarafından şekillendirilmiş bir kategori olduğunu söyleyebiliriz.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

On beşinci yüzyılın ikinci yarısıyla ilgili olarak, İnalcık'ın günümüze kadar gelmiş Bursa kadı sicilleri üzerindeki incelemeleri bu Osmanlı şehrinin Levant ticaret ağı içindeki dinamizmini çoktan ortaya koymuştu.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

(...) tarihli toplumlar ütopyadan çok distopyaya meyleder. “Öncesiz sonrasız şimdiyi tam tamına benimsemiş olsaydık,” Cioran'a göre, “tarih vuku bulmazdı ya da her halükârda ağır yük veya azapla eşanlamlı olmazdı”.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

İnsanlar bir zamanlar “Türk” veya “Hırvat” veya “Alman” veya “Japon” olmakla bizim şimdi olduğumuz kadar meşgul değillerdi.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Yunus'un aklında hep ölüm ve ahiret vardır, orayı anlamaya çalışır, cevapsız kalacağını bilse de mezar taşlarına sorar, ölümlü olmanın ne menem bir şey olduğunu idrak etmek için uğraşır, buralılara yani dünyalılara bu ince elemelerinden bir hisse çıkarır, selam verir, sonra da başını çevirip öteye bakan yoluna devam eder.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Bu noktada “Kemalist pozitivizm”in etkisinden de söz etmeliyiz; çoğu milliyetçi entelektüel, Osmanlı tarihini Türk ulus devletinin kaçınılmaz, muzafferane biçimde ortaya çıkış sürecinin arka planı olarak ele alır ve katı bir seçicilikle geçmişte sadece belli şeyler arar. Elbette, aynı teleolojik yönelim, kendi ulusal geleneklerine göre farklılık gösteren biçimlerde, geçmişte Osmanlı İmparatorluğu'nun birer parçası olmuş bütün ulus devletlerin tarih yazıcılığına hâkim olmuştur.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Türk arşivlerinin araştırmacılara açılması bu muazzam ve hâlâ yeterince kurcalanmamış koleksiyonlarda saklanan zenginlikler konusunda anlaşılır bir sarhoşluğa yol açtı. Bunca somut istatistiki verinin eskiden mumla aranırken artık kolayca ulaşılır hale gelmesi, toplumsal tarih soruları ile ilgilenen birçok Osmanlı araştırmacısının el yazması kütüphanelerine ve anlatısal ya da “edebi” kaynaklara olan ilgisini azalttı.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

(Osmanlılarla ilgili olarak) yazılı kaynaklarda ilk kez 1430'larda görünen ve kökü efsanevi Oğuz Han'a uzanan Kayı boyu, on beşinci yüzyıl sonlarına doğru kaynaklarımızın ezici bir çoğunluğu tarafından kabul görür. Kendileri de beylik sahibi, bazıları daha köklü ve bir zamanlar daha seçkin olan, birbirleriyle rekabet eden emirler arasındaki rakipleri, anladığımız kadarıyla Osmanlılara "sonradan gelen" gözüyle baktılar; hem (Kadı Burhaneddin için yazılan) 'de hem de Şikari'nin yazdığı Karamanlı yanlısı tarihte, Osmanoğulları (kayda değer bir kökene sahip olmayan) diye anılırlar.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Daha popüler bir düzeyde, birçok modern Türk adeti, sevimli kusurlar ya da kendine has'lıklar da çoğu zaman göçebelik kalıntısı olarak izah edilir, tıpkı akademisyenlerin Müslüman Türklerin her türlü "ortodoks olmayan" adetinde "şamanizm" izleri bulmaları gibi.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Modern Avrupa kültüründe kendini Roma ile özdeşleştirmek sadece Britanya'ya ait bir özellik değildir. Fransız siyaset söylemi, mesela, 1789 ihtilalinin öncesinde ve sonrasındaki birkaç on yıl boyunca kendi ülkesini Roma ile, "kötülük timsali" rakiplerini ise, en çok da Britanya'yı, Kartaca ile eşleştirmiştir. Ama on dokuzuncu yüzyılda "medenileştirici emperyal misyonu" sahiplenmek anlamında Romalılığı temsil bayrağını en hararetle taşıyan ve en sistematik şekilde devlet kültürüne ve eğitimine yerleştiren Britanya olmuştur.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

(...) unutulmamalı ki kimse rüyasını “olduğu gibi” bir başkasına gösteremez, ancak anlatır. Dolayısıyla elimizde rüyaların kendileri değil, görülmüş ya da uydurulmuş rüyaların, sözlü ya da yazılı anlatıları, yani çatılmış kurgulanmış metinler olabilir ancak. Bu nedenle tarihî rüyalar edebiyat tarihinin de ilgi alanına girerler.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Kadınların tarikat ehli arasında hiç olmazsa anne, eş, kardeş vb. olarak yer aldığı ve bu rolleriyle de tasavvuf geleneklerinin oluşmasına ve yayılmasına katkıda bulundukları unutulmamalı.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Kadınların tarihi, önceleri siyasal yanı ağır basan geçici bir moda olarak görüldüyse de, giderek usta tarihçilerin elinde, bir cinsin ayrı bir tarihini yazmaktan çok tarihi cinsiyetlendirme (“gendering”) programının çerçevesine oturtuldu.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

(...) 1645'te Girit Savaşı'nın patlak vermesine kadar süren uzun barış döneminin Osmanlı-Müslüman dış ticaretinde bir zirve olduğunu bile söyleyebiliriz, üstelik de arka planda paranın ayarının düşürülmesi (tağşiş), yüksek enflasyon, “gerileme”nin en dikkat çekici belirtileri olan Celali ve kapıkulu isyanları varken. Osmanlı “gerilemesi” çerçevesinde ele alınan olgular yumağının öne çıkarılan yönlerinden biri, yani Osmanlı parasının değerinin düşmesi, ihracatı olsa olsa körüklemiştir.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Eldeki bilgiler on altıncı yüzyılda daha kapsamlıdır ve Osmanlı-Türk tüccarlarının daha geniş bir coğrafi alanda faaliyette bulunduklarını gösterir. Örneğin, İmparatorluğun doğusundaki faaliyetlerini ciddi biçimde incelemeye zemin hazırlayacak dolaylı bulgular vardır. Muhtemeldir ki, Doğu'daki Osmanlı tüccarlarının çoğunluğunu Arap ve Ermeniler oluşturmaktaydı; Avrupalı kaynaklarda “Türkler” denildiğinde ya özgül olarak Türkçe konuşan kimselerin ya da genel olarak Osmanlı tebasının (hatta bazen Müslüman olmayanların) kastedilmesi meseleyi daha da karışıklaştırıyor.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

İlerki tarihlerde şehirlerde zenaat ve ticaretle meşgul olmaları çok dikkat çekmiş ve dükkâncı-yeniçeri imgesi Osmanlı gerileme döneminin standart bir resmi haline gelmişse de, kul ocaklarına mensub devşirmelerin çoğunun çocukluklarını geçirdikleri tarımsal alandan tamamen kopmadıkları da unutulmamalıdır.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

"Evvel Hû, Âhir Hû, Zâhir Hû, Bâtın Hû"

📖 Sayfa 182 · Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Müslümanlar her zaman 'diler (bir yerin 'i anlamında, ama tabii kelimenin "sakin olmak" anlamı da var), Müslüman olmayanlarsa bazen (yerleşik). En geç on sekizinci yüzyılda, bu ayrım standart kullanım halini almıştı ve bir başkası daha devreye sokuldu. Bir Müslümana aynı belgede ikinci kez ya da (ilave) bir referans vermek gerektiğinde, erkek ya da kadın olan bu kişiden (yukarıda adı geçen) diye bahsediliyordu; Müslüman olmayan birisi söz konusuysa, ikinci gönderme (beriki) tabirini kullanacaktı - ille de bir değersizleştirme değilse de bir farklılaştırma.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

On yedinci yüzyılın önde gelen Sufi entelektüellerinden biri, Yunus Emre'nin (ö. 1320-21?) şiirlerinden biri üzerine yaptığı yorumda "emre" için şu açıklamayı verir:
Başka bir deyişle yü andıran yan anlamlar taşıyordu.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

İstanbulluların şehirli, medeni veya Rumi olmaktan anladığı şey ne kadar farklı olursa olsun, yoğurt onlar için de benzeri çağrışımlar yapar. Ayaş'ta büyüyen, İstanbul'da çeşitli saray hizmetlerinde Osmanlı olan Esad Muhlis Paşa (1780- 1850) bu konudaki görüşünü Farsça yazmayı tercih etmiştir:

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Osmanlı araştırmalarında, erken modern dönem Levant ticaretine bakarken Venedik ve Cenova'ya Bursa perspektifini de eklemek suretiyle, yeni, Heyd-sonrası bir çerçeve oluşturan Profesör İnalcık olmuştur. İnalcık sadece konuyu etraflıca belgelendirmek suretiyle bu Osmanlı kentinin, Müslüman tüccarların da büyük ölçüde katıldıkları uluslarası ticaretin önemli bir merkezi olduğunu kanıtlamakla kalmamış, aynı zamanda bu tüccarların imparatorluk (memalik-i mahruse) dışındaki ticari faaliyetlerinin de yeni bir araştırma alanı olduğuna işaret etmiştir.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Daha şakacı ve yenilikçi bir otobiyografi de Za'îfî'nin Sergüzeşt’idir. Za'îfî bunda manzum olarak yetişkinlik yıllarını ve önce ticaret sonra ilmiye sahasında başarılı bir kariyer uğruna verdiği mücadeleleri sinik bir bakışla anlatır. Bu eserde herhangi bir şeyin deşildiği söylenebilirse, o da şairin kendisi değil, şairimiz gibi değerli bir adamı ödüllendirecek kadar adil olmayan toplumdur.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Fatih Sultan Mehmet'in Bursa ile Antalya arasında düzenli kalyon seferleri düzenlenmesi yolundaki, son derece ticari bir zihniyetin ürünü olan buyruğunda bir fevkaladelik görünmüyor. Bu seferlerden kâr edenler arasında çeşitli tüccarların yanı sıra iki vezirin de adı geçiyor.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Arapçadaki özgün anlamıyla suhba'nın, yani dostluk ve yoldaşlığın seyir defteridir. Suhba, Türkçede onunla akraba fakat anlam değişikliğine uğramış “dostlarla hasbıhal” anlamındaki sohbet değildir; Sohbetnâme'de bu anlamdaki sohbetlerin, yani söyleşmelerin, dolaylı ya da dolaysız, kaydı yoktur.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Okuduklarından ve rüya defterini kaleme alış biçiminden Asiye Hatun'un oldukça iyi bir öğrenim görmüş olduğunu tahmin edebiliriz. (Üsküp gibi on bin haneye ki bunun hepsi Müslüman değildir.70 mektep, 9 dârülkurrâ ve 6 medrese düşen bir şehirde, hele bir âlim kızı için, bu hiç şaşırtıcı olmamalı. Asıl şaşırtıcı olan, kadın-erkek Osmanlıların eğitimi hakkında ne kadar az şey bildiğimiz.)

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Ancak en azından hicretin altıncı yüzyılından başlayarak önce Mekke'de sonra başka şehirlerde kadınlara has ribatların kurulduğu biliniyor. Makrizî'nin yazdıklarından, Kahire'de H.684/M. l285'te kurulan Sitti Zeynep zaviyesinin Timur devrinin çalkantılarına kadar canlılığını sürdürdüğü ve vakfının özellikle dul ve terk edilmiş kadınları barındırdığı anlaşılıyor.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Hanedan otobiyografi yazmaktan kaçınmış olabilir, ama bu Osmanlı toplumunun örnek aldığı bir şey değildi. Bu konuda Osmanlı entelektüellerinin Arap ve Acem edebiyatından Gazali, İbni Sina ve Nasır-ı Hüsrev otobiyografileri gibi erken dönem örnekleri tanıdıkları açıktır.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

On sekizinci yüzyıl sonlarına doğru ise, "Anadolu" kelimesi daha geniş bir kullanım alanı kazandı; Suriye'nin kuzeyinden gelirken, insan artık ille de diyar-ı Rum'a değil, Anadolu'ya ayak basabiliyordu.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Grekçe (doğu) kelimesinin Türkçeleşmiş biçimi olan Anadolu, yüzyıllar boyu kemikleşmiş kurumsal terminolojide kullanılmıştı; "Anadolu vilayeti" (Küçük Asya'nın orta ve ortabatı kısımları) ya da "Anadolu defterdarı" (aynı görevin Rumeli'deki versiyonu ile çift teşkil edecek biçimde) gibi.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

İyi bir Rumî entelektüel, Rumilerin Acemlerle Arapları geçtiğini söyleyerek övünebilir, fakat Arap ve Fars klasiklerini iyice sindirmiş olmanın gerekliliğinden hiçbir zaman şüphe duymaz ve sahiplendiği bu geleneklerde döneminin örnekleriyle rekabet ederdi.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Rum, ortak bir edebi dili paylaşan bir topluluğun ikamet ettiği bir kültürel uzamdı; Türkçeyi ve Türkçe yazan birkaç Ermeni şairi de içerirdi (Diyarbekirli Mesihi, mesela).

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Zamanla "Rumî" ile "Rum"un öteki anlamı arasında daha ince bir ayrım ortaya çıktı; "Rum", ülkeden ziyade kişi ya da topluluklara uyarlandığında, eskiden Bizans şimdi Osmanlı topraklarında yaşayan "Yunanları" (ya da bazen, daha da geniş anlamda, Grek Ortodoks Kilisesi ahalisini) imliyordu. İki kelime arasındaki benzerlik belli ki kimseyi gocundurmuyordu.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Milliyetçiliğe/ulusalcılığa karşı olan ya da küreselleşme çağında ulus-devletlerin çöküşünü (yanılsamasını?) hoşnutlukla karşılayan birçok kimse bile, tarih yazarken hala başlıca analitik kategori olarak ulusal kimlikleri kullanıyor. Etnik-ulusal birimler ve onların kültürleri (bu söylemin kurucu dilini kullanmak gerekirse 'la tanımlanan ) tarih araştırmasının başlıca analitik birimi olduğu sürece, Türkler tabii ki İç Asyalı göçebelerin ve savaşçıların soyundan gelirler ve kültürleri de bu çifte özü yansıtır: göçebelik ve militarizm.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Ulus-devlet modelinin aşınmasına en çok örnek gösterilen Avrupa Birliği bizzat aşınmış görünüyor. Çaresiz bir o yana bir bu yana salınıp duracak mıyız? İnsanlığın geçmişi, "kendi geçmişimiz", bize küreselleşme ve milliyetçileşme ikilemine ya birini ya diğerini mutlaklaştıran, her ikisinin kendinden emin ve küstah hallerini dayatan çerçevenin dışından bakmamızı sağlayabilecek nice hikaye sunuyor; en azından farklı yerelliklerin mümkün olduğunu, bir yer'in insanı olmanın çok farklı şekillerde yaşanabileceğini gösteren hikayeler.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

Hem kimliğe dair soruları, biz kimiz onlar kim sorularını, büyük anlatılar üzerinden cevaplamağa çalışmak şart değil. Ufak insanların bu konuda ne düşündüğünü, devletler tepelerine çökmeden kimlerle ve ne şekillerde kendilerini "biz" addettiklerini takip etmekte yarar var. O mükemmel "Kim osurdu? Garip osurdu" meseli, toplumun kendi dışlayıcı yanını da gayet net gördüğünü ve bununla dalga geçebildiğini gösterir.

Kendine Ait Bir Roma, Cemal Kafadar

İslamiyet'te, Hıristiyanlık'ta olduğu gibi keşişçesine toplumdan uzaklaşmanın yüceltilmediği, dolayısıyla kendilerine din bilimleri, din hizmetleri gibi alanlarda meslek seçenlerin, hatta mutasavvıfların bile evlenip çoluğa çocuğa karışmasının garipsenmediği bilinir. Ancak İslamiyet'te Allah yolunda bekârlığın hiç olmadığını söyleyemeyiz.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

İbn Arabi'ye atfedilerek yaygın olarak kullanılan bir tabirname, “daima nafakasını ve günlük yiyeceğini düşünen ve aklı ve fikri onunla meşgul olan” yoksulların rüyalarına fazla kulak asmamak gerektiğini yazar.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Birey edebiyatının birbiriyle ilintili çeşitli kategorilerinin gelişiminin vebağlantılarının izini sürmek, Osmanlı kültüründe ben ve toplum arasındaki kaypak sınırların tarihini anahatlarıyla çizmek anlamına gelir. Kanuni sonrası dönemde, birinci ağızdan anlatıların çoğalması, “fakirin başına gelenler”i kâğıda dökmedeki çekincelerin görece olarak geride bırakılması şunu ima eder; ben'in sınırları gerçekten de yeniden çizilmişse ve bir bireyleşme sürecinden bahsedilebiliyorsa bu süreç tarikat ya da meslek grubu gibi genişçe organizmaların parçası olmak ile çelişen bir şey değildir.

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar

Cinsiyet dahil, toplumsal olan her şeyin tarihsel olduğunu, zaman içinde hem biçim hem anlam değiştirerek evrildiğini söylemek, her şeyin imkân dahilinde olduğu anlamına gelmez. Bizzat kendi yazdığına göre, Hannah Arendt totaliterlik üzerine yaptığı çalışmalarda şunu göstermeye gayret etmiştir: “totaliterlik olgusu ... her şeyin mümkün olduğu kanaatine dayanır.”

Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Cemal Kafadar
Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Her sözün altında alındığı eser belirtilmiştir.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4