CANLI

James G. Frazer'in 100 Kitabındaki Hatırlanan Cümleler

James G. Frazer sözleri ve alıntıları

James G. Frazer'in kaleminden dökülen sözler, okurların hafızasında yer etmiştir. Aşağıda 100 söz, hangi eserden alındığıyla birlikte listelendi.

En Beğenilen James G. Frazer Sözleri

"Japonyada ağaçların meyve vermesi için iki adam bir meyve bahçesine girer. Biri ağaca tırmanır, diğeri baltayla ağacın dibinde duruyor. Baltalı adam, ağaca gelecek yıl iyi ürün verip vermeyeceğini sorar ve vermezse onu kesmekle tehdit eder.
Buna dalların arasındaki adam ağaç adına bol bol vereceğini söyler. Bu bahçecilik tarzı bize tuhaf görünse de Avrupada da benzer uygulamaları görürüz..."

Altın Dal, James G. Frazer

Yeni olan her şey, vahşi insanda korku ve dehşet uyandırır.

📖 Sayfa 52 · Tabu, James G. Frazer

"Saghalien'in Aince'lar arasında hamile bir kadın doğumdan önceki iki ay boyunca ip eğiremez veya ip bükemez, çünkü böyle yaparsa çocuğun bağırsaklarının iplik gibi dolanacağını düşünür.."

Altın Dal, James G. Frazer

Babil dinsel literatüründe Tammuz, doğanın üretken enerjisinin vücut bulmuş hali olan büyük ana tanrıça İştar'ın genç eşi veya sevgilisi olarak görünmektedir.

📖 Sayfa 19 · Adonis, Attis, Osiris, James G. Frazer

Kesilmiş Saç ve Tırnakların atılması; bu batıl inancın temelinde ki genel düşünce, kişiyle , bir zamanlar bedeninin bir parçası olmuş yada herhangi bir şekilde ona çok yakın olmuş her şey arasında bulunduğu var sayılan sempatik bağdır.

📖 Sayfa 66 · Tabu, James G. Frazer

Tammuz'un her yıl ölerek neşeli dünyadan kasvetli yer altı dünyasına geçtiğine ve kutsal eşinin her yıl onun peşinden “dönüşü olmayan topraklara, kapısıyla üstündeki kilidin tozla kaplı olduğu karanlığın evine” gittiğine inanıldığını anlamaktayız.

📖 Sayfa 19 · Adonis, Attis, Osiris, James G. Frazer

Bu batıl inancın temelinde ki genel düşünce, kişiyle , bir zamanlar bedeninin bir parçası olmuş yada herhangi bir şekilde ona çok yakın olmuş her şey arasında bulunduğu var sayılan sempatik bağdır.

📖 Sayfa 66 · Tabu, James G. Frazer

"Dionysos'a geçelim. Bazen keçi bazen de boğa olarak temsil edildiğini gördük. Bir keçi olarak, hepsi onunla yakından ilişkili olan ve asağı yukarı tamamen keçi biçiminde temsil edilen küçük tanrılardan, Pans, Satyrs ve Silenuses'den neredeyse hiç ayrılamaz.
Böylece Pan, düzenli olarak heykel ve resimde bir keçinin yüzü ve bacakları ile tasvir edilmiştir. Satirler, sivri keçi kulakları, bazen çıkan boynuzlar ve kısa kuyrukları olan bir şekilde betimlenirdi..."

Altın Dal II, James G. Frazer

"Ayı öldüğünde etini yerler, karaciğerini ilaç olarak saklarlar ve derisini satarlar, bu deri genellikle altı ayak uzunluğunda siyahtır, ancak en uzunu on iki ayak uzunluğundadır.
Derisi yüzülür yüzülmez, canavarı besleyen kişiler onun için yas tutmaya başlar; daha sonra onlara yardım edenleri eğlendirmek için küçük kekler yaparlar..."

Altın Dal II, James G. Frazer

Kutsal insan, bir nimet kaynağı olduğu kadar, bir tehlike kaynağıdır da: yalnızca onu korumak değil, ondan korunmak da gerekmektedir. Bir dokunuşun altüst edebileceği kadar kırılgan kutsal bedeni, aynı zamanda, kendisine dokunacak her şeyin üstüne ölümcül etkisi ile boşalacak, güçlü büyüsel ve ruhsal bir elektrikle yüklü gibidir. Bu yüzden insan-Tanrı’nın ayrık tutulması, hem kendisinin hem de diğerlerinin güvenliği için zorunludur. 

📖 Sayfa 20 · Tabu, James G. Frazer

" Batıl korkular yoluyla etkisini gösteren düş güçünün ölümcüllüğü, tek bir ırkla sınırlı olmamıştır hiçbir zaman; vahşiler arasında yaygın olduğu görülmektedir.
Bu öngörü, inancın infaz ettiği bir ceza gibidir."

📖 Sayfa 20 · Tabu, James G. Frazer

Zaten insanoğlu her zaman mantıklı ve akıllıca davranmış olsaydı, tarih uzun bir ahmaklık ve suç günlüğünden iba­ret olmazdı.

📖 Sayfa 14 · Adonis, Attis, Osiris, James G. Frazer

"Müslüman halklarının yaz ortası şenliğini kutlaması özellikle dikkat çekicidir, çünkü Müslüman takvimi, tamamen ay takvimine dayanır ve araya eklemeler yapılmaz; bu nedenle, sıkı bir şekilde Ay'ın hareketlerine bağlı olan tüm Müslüman bayramları, Dünya'nın Güneş etrafındaki tüm devir süresi boyunca yavaşça kayar.."

Altın Dal II, James G. Frazer

Mısır ve Batı Asya halkları her yıl ölüp sonra yeniden dirilen bir tanrı şeklinde kişileştirdikleri yaşamın her yıl solup yeniden canlanmasını Osiris, Tammuz, Adonis ve Attis adlarıyla simgeleştirmişlerdi.

📖 Sayfa 19 · Adonis, Attis, Osiris, James G. Frazer

"Homeopatik büyü ilkesine dayalı bir tümör tedavisi, Birinci Theodosius'un saray hekimi Bordeaux'lu Marcellus tarafından tıp üzerine ilginç çalışmasında reçete edilir.
Reçete şöyledir: Bir mine çiçeği kökü alın, kesin ve bir ucunu hastanın boynuna, diğer ucunu da ateşin dumanına asın. Mine çiçeği dumanda kuruduğu için tümör de kuruyup yok olacaktır. Hasta daha sonra iyi hekime nankörlük ederse, becerikli adam mine çiçeğini suya atarak intikamını kolayca alabilir; çünkü kök nemi bir kez daha emdikçe tümör geri dönecektir..."

Altın Dal, James G. Frazer

İsrail'de yağmurun az yağması gibi fazla yağması da tanrının öfkesinin bir sonucu olarak görülmekteydi.

📖 Sayfa 36 · Adonis, Attis, Osiris, James G. Frazer

"İnsan, mazinin bir parçasıdır ve belleği gecenin bir rüyasıdır. "

📖 Sayfa 311 · Büyük Tufan, James G. Frazer

"Bir kraliyet unvanının rahiplik görevleriyle birleştirilmesi eski İtalya ve Yunanistanda yaygındı..."

Altın Dal, James G. Frazer

"Kuzey Almanya'nın çeşiti yerlerinde, hasadın son demeti bir insan büstüne dönüştürülür ve "Yaşlı Adam" olarak adlandırılır ve onu bağlayan kadının "Yaşlı Adama sahip olduğu" söylenir."

Altın Dal II, James G. Frazer

"Victorianın verlileri arasında ölülerden çok nadiren söz edilirdi ve o zamanlar asla isimleriyle anılmazdı; onlardan hafif bir ses tonuyla "kayıp olan" veya "artık olmayan zavallı adam" olarak bahsedilirdi..."

Altın Dal, James G. Frazer

Ben, onu seviyorum,
kendi güzelliğimi sever gibi
Onunla taparım hüznüme
Onunla sevişir , sakinleşip uyurum, yıkılırım.

Adonis, Attis, Osiris, James G. Frazer

Ölçüsüz davranılırsa savaşçıların yürüdüğü yolda dikenlerin biteceğine ve seferin başarıya ulaşmayacağına inanırlar.

📖 Sayfa 30 · Tabu, James G. Frazer

"Bali ve Lombok adalarında, hasat zamanı geldiğinde, tarlanın sahibi "ana/asıl pirinci" kendi elleriyle keserek ve onu her biri yüz sekiz demetten oluşan iki demet haline getirerek işe başlar. Demetlerden biri erkeği, diğeri ise kadını temsil eder ve onlara "karı koca" denir. Erkek demet, yaprakların hiçbiri görünmeyecek şekilde iplikle sarılırken, dişi demetin yaprakları bir kadının saç kıvırcığı gibi kıvrılmış ve bağlanmıştır..."

Altın Dal II, James G. Frazer

Adonis tapınmacılığı Babil ve Suriye'nin Sami halklarında görülmekteydi, Yunanlar da bunu İsa'dan önce yedinci yüzyıl gibi tarihte onlardan almıştı. Tanrının gerçek adı Tammuz idi: Adonis adı, ona tapanların onurlandırma unvanı olarak kullandığı, "efendi" anlamına gelen Sami dilindeki Adon'dan gelmektedir.

📖 Sayfa 17 · Adonis, Attis, Osiris, James G. Frazer

Toplumu ilgilendiren şey fikir değil davranıştır: davranışlar doğru ve iyi ise düşüncelerimizin iyi veya kötü olması önemli değildir.

📖 Sayfa 100 · Psişik İşler, James G. Frazer

Bir tabuya uymayışın getirdiği korkunç sonuçlar da böyle açıklanabilir; suçlu, elini kutsal ateşe sokmuştur, ateş de onu yakıp yok eder.

📖 Sayfa 16 · Tabu, James G. Frazer

Tehlikenin düşsel olması, daha az gerçek olmasını gerektirmez; düş gücünün insan üzerindeki etkisi, yerçekimi kadar gerçektir ve prusik asit kadar öldürücü olabilir.

📖 Sayfa 49 · Tabu, James G. Frazer

"Kendisi bir çiftçinin işini yaparken anlatılır; öküzleri sabana koşan ilk kişi olduğu bildirilir; önce sadece el ile çekilen sabanı öküzlerle koşturan ilk kişiydi ve bazı insanlar, bu gelenekte, tanrının sıkça tapıcılarına sunulduğu boğa şeklinin ipucunu buldu.
Bu şekilde sabanı yönlendirirken tohumları saçarak ilerleyen Dionysos'un, çiftçinin emeğini kolaylaştırdığı söylenir..."

Altın Dal II, James G. Frazer

"Üzüm salkımlarıyla birlikte asma ağacı, Dionysos'un en karakteristik tezahüratıydı, ancak genel olarak ağaçların tanrısıydı .
Bu nedenle neredeyse tüm Yunanlar, "ağaçtan Dionysos"a kurban kestikleri söylenir. Boeotiada onun başlıklarından biri "ağaçtaki Dionysos" idi."

Altın Dal II, James G. Frazer

Pek çok toplum, başı özellikle kutsal sayar; yaralanmaya ve saygısızlığa karşı çok duyarlı olan bir ruh barındırdığı inancıyla açıklanır bu durum bazen.

📖 Sayfa 60 · Tabu, James G. Frazer

"1718 yılında Bordeaux parlamentosu, düğümlü iplerle bütün bir aileyi perişanlığa yaydığı için birini diri diri yakmaya mahküm etti ve 1705'te iki kişi, Ashintilly'li Spalding'in evlilik
mutluluğunu bozmak için bir kadının yaptığı bazı tılsımlı düğümleri çaldıkları için İskoçyada ölüme mahkum edildi..."

Altın Dal, James G. Frazer

“…düş gücünün insan üzerindeki etkisi, yerçekimi kadar gerçektir ve prusik asit kadar öldürücü olabilir.”

📖 Sayfa 49 · Tabu, James G. Frazer

"Harman sırasında son mısır demetinden bir keçi heykeli yapılır; dört çubuk bacakları, iki çubuk boynuzları temsil eder. Son vuruşu yapan adam, keçiyi hala harman yapımakta olan bir komşunun ahırına götürmeli ve yere atmalıdır; suçüstü yakalanırsa keçiyi sırtına bağlarlar. Yukarı Bavyera'daki Indersdorf'ta da benzer bir gelenek gözlemleniyor; saman keçisini komşunun ahırına atan adam, keçi melemesini taklit eder; onu yakalarlarsa yüzünü karartırlar ve keçiyi sırtına bağlarlar..."

Altın Dal II, James G. Frazer

"Ginedeki Lagos'ta, her yıl ilkbahar ekinoksunun ardından iyi mahsuller elde etmek için genç bir kız canlı canlı infaz edilme geleneği vardı. Onunla birlikte koyunlar, keçiler, patateslerin yanı sıra mısır başakları ve muzlar, onun her iki yanına kazıklara asılırdı.
Kurbanlar, kralın haremhanesinde bu amaçla yetiştirilir ve onların zihinleri, büyücü adamlar tarafından öylesine güçlü bir şekilde etkilenirdi ki, kaderlerine neşeyle giderlerdi..."

Altın Dal II, James G. Frazer

"Çamın kutsallığının bir başka nedeni de yararlılığı olmuş olabilir. Fıstık çamının kozalakları, antik çağlardan beri yiyecek olarak kullanılan ve örneğin Roma'daki yoksul sınıflar tarafından yenen yenilebilir ceviz benzeri tohumlar içerir.
Dahası, bu tohumlardan bir şarap demlenir ve bu, eskilerin Dionysos'unkilerle karşılaştırdığı Kibele ayinlerinin sefahat doğasını kısmen açıklayabilir. Dahası, çam kozalakları, doğurganlığın sembolleri veya daha doğrusu araçları olarak görülüyordu..."

Altın Dal, James G. Frazer

"Romalı bir yazar, eski güzel zamanların dindarlığını, kimsenin cennetin cennet olduğunu düşünmediği veya Jüpiter'i umursamadığı bir çağın şüpheciliğiyle karşılaştırarak, eski günlerde soylu kadınların çıplak ayaklarla, dalgalanan saçlarla ve saf zihinlerle uzun Capitoline yokuşunu çıkarak yağmur için Jüpitere dua
ettiklerini söylüyor. Hemen ardından, diyor, "yağmur tıpkı kovadan boşalıyormuş gibi yağıyordu ve herkes sırılsıklam olarak dönerdi. Ama şimdi” diyor, "artık dindar değiliz, bu yüzden tarlalar kavruluyor..."

Altın Dal, James G. Frazer

"İsis'in yazıtlarda nitelendirdiği sıfatlardan bazıları, "Yeşilliklerin Yaratıcısı", "Yeşil tanrıça, yeşil rengi toprak yeşili gibidir",
"Ekmek Kadını, "Bira Kadını, "Bereketin Kadını" şeklindedir. Brugsch'a göre, "sadece dünyayı kaplayan taze yeşil bitki örtüsünün yaratıcısı değil, aynı zamanda tanrıça olarak kisileştirilen yeşil tahıl tarlasıdır..."

Altın Dal II, James G. Frazer

"...tohumun toprağa gömülüp yeni ve daha yüksek bir yaşama doğmak için yerleştirilmesi düşüncesi, insanın kaderiyle kolaylıkla bir karşılaştırma önerdi ve insan için mezarında belki de bilinmeyen daha aydınlık bir dünyada daha iyi ve daha mutlu bir varoluşun başlangıcı olabileceği umudunu güçlendirdi.
Bu basit ve doğal düşünce, Eleusis'teki Tahıl Tanrıçası'nın ölüm sırrıyla ve mutlu bir ölümsüzlük umuduyla ilişkilendirilmesini açıklamak için oldukça yeterli görünmektedir..."

Altın Dal II, James G. Frazer

"Siyam keşişleri, her yerde ruhlar olduğuna ve herhangi bir şeyi zorla yok etmenin bir ruhu mahrum bırakacağına inanarak, "masum bir insanın kolunu kırmadıkları gibi" bir ağacın dalını da kırmazlar.."

Altın Dal, James G. Frazer

"Daha sonra öğreneceğimiz gibi, modern Avrupada büyük Yaz Ortası festivali her şeyden önce bir âşıklar ve ateş festvali olmuştur.
Başlıca özelliklerinden biri, el ele şenlik ateşlerinin üzerinden atlayan veya alevlerin üzerinden birbirlerine çiçek atan aşıkların eşleşmesidir. Ve bu mistik mevsimde aşk ve evlilikle ilgili birçok işaret çiçeklerden alınır.
Gül ve aşkın zamanıdır..."

Altın Dal, James G. Frazer

"Ukrayna'da Aziz George Günü'nde (Nisan'ın yirmi üçü), cüppeli rahip, yardımcılarıyla birlikte, ekinlerin yeşillenmeye başladığı köyün tarlalarına çıkar.
Bundan sonra genç evliler, ekinlerin büyümesini teşvik edeceği inancıyla ekili tarlalara çiftler halinde uzanırlar ve birkaç kez üzerlerinde yuvarlanırlar..."

Altın Dal, James G. Frazer

Yazılı edebiyat düşüncenin ilerleyişini öyle hızlandırır ki fikirlerin sözlü gelişimini ölçülemeyecek derecede geride bırakır.

Altın Dal 1, James G. Frazer

"Doğu Akdenize kıyısı olan topraklar kadar geniş çapta ve ciddiyetle kutlanmamıştır. Misir ve Batı Asya halkları, Osiris, Tammuz, Adonis ve Attis adlarıyla, yıllık çürüme ve yeniden canlanmayı, özellikle bitki yaşamını, her yıl ölen ve ölümden yeniden dirilen bir tanrı olarak temsil ettiler..."

Altın Dal, James G. Frazer

"Bir Gine zenci sabahları ağrıyan kemiklerle uyanırsa, ruhunun uykuda başka bir ruh tarafından dövüldüğünü düşünür.
Ya da henüz ölmüş bir kişinin ruhuyla buluşup onun tarafından götürülebilir; bu nedenle Aru Adaları'nda bir evin sakinleri, içinde bir ölüm gerçekleştikten sonra gece uyumazlar, çünkü ölen kişinin ruhunun hala evde olduğuna inanırlar ve onunla bir rüyada karşılaşmaktan korkarlar..."

Altın Dal, James G. Frazer

"Mısırda tarım yılının bir sonraki büyük operasyonu, sel sularının tarlalardan çekildiği kasım ayındə tohumların ekilmesidir.
Antik çağın birçok halkında olduğu gibi Mısırlılarda da tohumun toprağa verilmesi ciddi ve kederli bir ayin karakterini üstlenir..."

Altın Dal II, James G. Frazer

"Pirincin insan gibi bir ruh tarafından canlandırıldığına inanan Endonezyalılar, doğal olarak ona hemcinslerine gösterdikleri hür- met ve saygıyla davranırlar. Böylece çiçek açmış pirince hamile bir kadına davrandıkları gibi davranırlar; pirincin ruhunu, düşük yapıp tahıl vermeyeceği kadar korkutmasınlar diye, tarlada ateş etmekten veya yüksek sesler çıkarmaktan kaçınırlar ve aynı nedenle pirinç tarlalarında ölülerden ya da iblislerden söz etmezler..."

Altın Dal II, James G. Frazer

Banjar’lar, krallarında yağmur ya da güzel hava yaratma gücü varsayarlar. Havalar iyi gittiği sürece onu tahıl ve sığır hediyelerine boğarlar. Fakat uzun kuraklık ya da yağmur ürünü bozma tehlikesi gösterince, hava koşullan değişinceye kadar
onu aşağılar, döverler

Altın Dal, James G. Frazer

"Geleneksel alışkanlıkların ve resimli törenlerin kaybolmasından doğal olarak biraz üzüntü duyabiliriz. Eski ve resimli törenlerin ve garip adetlerin kaybolması konusunda doğal bir üzüntü hissedebiliriz. Bu törenler, genellikle sıkıcı ve sıradan olarak kabul edilen bir çağda, eski zamanın tazeliğini ve lezzetini korumus dünyanın ilkbaharının bir nefesini taşımış olabilirler..."

Altın Dal, James G. Frazer

"Roma kralı ve kraliçesi, şehirde diğer herkesin yaya olarak gittiği yerde, dört zeytin taçlı at tarafından çekilen bir araba üzerinde yol alırdı. Altın işlemeli veya pullara süslenmiş mor kaftan giyerler, sağ ellerinde defne dalı, sol ellerinde kartal başlı bir fildişi asa taşırlardı.
Alınlarında defne yapraklarından bir çelenk olur ve yanakları kırmızı boya ile boyanırdı. Başlarının üzerinde ise, meşe yapraklarının benzerliğinde yapılmış ağır bir altın taç bir köle tarafından tutulurdu..."

Altın Dal, James G. Frazer

"Avrupa'nın "Buğday annesi" ve "Arpa annesi" varsa, Amerika'nın "Mısır annesi" ve Doğu Hint Adaları'nın "Pirinç annesi" vardır.."

Altın Dal II, James G. Frazer

"Avusturyanın bazı bölgelerindeki yaşlı köylüler hâla orman ağaçlarının canlı olduğuna inanır ve özel bir neden olmadıkça ağaç kabuğunda bir kesik yapılmasına izin vermezler; ağaçların, kesikleri yaralı bir adamın incinmesinden daha az hissetmediğine inanırlar. Bir ağacı devirirken ondan af dilerler..."

Altın Dal, James G. Frazer

Tüm ölülerin ruhlarının kötücül olduğuna ve tek eğlencelerinin, yaşamlarına zarar vermek olduğuna inanılırdı...

Tabu, James G. Frazer

"... eski Alman yasalarının, dikili bir ağacın kabuğunu soymaya cüret edenlere verdiği acımasız cezadan anlaşılabilir.
Suçlu, göbeği kesilerek ağacın soyduğu kısmına çivilenir ve tüm bağırsakları gövdesine dolanana kadar ağacın etrafında ve çevresinde dolaştırılırdı. Cezanın amacı, suçlunun canını bir ağaç canı ile değiştirerek doğal dengeyi korumaktı. Bir cana bir can!.."

Altın Dal, James G. Frazer

“Frazer görüşlerini şöyle özetliyor: ‘Her şey olup bittikten sonra, bizim yabanılla olan benzerliklerimiz, ondan farklılıklarımızdan çok daha fazladır; onunla ortaklaşa sahip olduğumuz ve bile isteye elimizde gerçek ve yararlı olarak tuttuğumuz şeyleri ise yabanıl atalarımıza borçluyuzdur.’”

Altın Dal 1, James G. Frazer

"Aino halkı, Druidler gibi, ökse otunu neredeyse her hastalığa karşı bir çözüm olarak görmekte ve antik İtalyanlar gibi kadınlara uygulandığında onlara çocuk sahibi olmalarında yardımcı olduğuna inanmaktadır. Yine, ökse otunun "her şeyi iyileştiren" ya da her derde deva olduğu yolundaki Druid görüş Senegaľdeki Walos'un benimsediği bir düşünceyle karşılasinbilir..."

Altın Dal II, James G. Frazer

"Mahküm edilen suçlular, Keltler tarafından beş yılda bir düzenlenen büyük bir festivalde tanrılara kurban edilmek üzere ayrılmıştır.
Bu tür kurbanlar ne kadar çoksa, toprağın verimliliğinin o kadar yüksek olduğuna inanılıyordu. Eğer yeterli sayıda suçlu kurban sağlamak mümkün olmazsa, savaşta ele geçirilen esirler eksikliği gidermek için kurban edilirdi..."

Altın Dal II, James G. Frazer

Bir çağın fikirlerini başka bir çağa uygulayarak, en eskiyi zihinsel evrenin en son ürünleriyle yorumlayarak geçmişi yeniden kurmak mümkün değildir. Bu şekilde devrim yapılabilir ama tarih yazılamaz.

📖 Sayfa 97 · Psişik İşler, James G. Frazer

"Frigler'in neden diğer ağaçlara değil de üzerinde çama taptığını ancak tahmin edebiliriz.
Belki de vadilerdeki sonbahar ormanlarının solmakta olan ihtişamının üzerindeki yüksek tepelerin sırtlarını kaplayan, değişmez ama kasvetli yeşil tepelerinin görüntüsü, onların gözlerine orayı daha ilahi bir yaşamın, muaf bir şeyin merkezi olaral işaretlemiş gibi görünmüş olabilir..."

Altın Dal, James G. Frazer

"Fas'ta, çocuksuz çiftlerin, yaz ortası şenliğinin üzerinden atlayarak soy sahibi olabileceğine inanılır. İrlandada ise, yaz ortası şenliğinin üzerinden üç kez atlayan bir kızın yakın zamanda evlenip çok sayıda çocuğun annesi olacağına dair bir inanış bulunmaktadır. Flamanlarda, kadınlar yaz ortası şenlik ateşlerinin üzerinden atlayarak kolay bir doğum sağlamayı umarlar.
Fransa'nın çeşitli bölgelerinde, bir kızın dokuz ateşin etrafında dans etmesinin o yıl içinde evleneceğine inanılır.."

Altın Dal II, James G. Frazer

Almanya'nın bazı bölgelerinde de görülürdü.Yukarı Harz Dağları'ndaki kasabalarda, alt gövdelerinin kabukları soyulmuş uzun köknar ağaçları açık yerlere dikilir, sarı ve kırmızıya boyanmış çiçekler ve yumurtalarla süslenirdi.
Bu ağaçların etrafında gündüzleri gençler, akşamları ise yaşlılar dans ederdi..

Altın Dal, James G. Frazer

"Avrupadaki antik dönem Aryan topluluklarının dini tarihinde ağaçlara tapınma önemli bir rol oynamıştır. Bu oldukça doğal bir durumdur. Zira tarihin başlangıcında Avrupa, dağınık
açıklıkların yeşil bir okyanustaki adacıklar gibi göründüğü, uçsuz bucaksız ilkel ormanlarla kaplıydı.."

Altın Dal, James G. Frazer

"Caroline Adaları'ndan biri olan Ponape'de, göbek kordonu bir kabuğun içine yerleştirilir ve daha sonra, anne babanın çocuğu için seçtiği mesleğe uygun şekilde kordon bir yerlere bırakılır; mesela onun iyi bir dağcı olması isterlerse göbek ipini bir ağaca asarlar.."

Altın Dal, James G. Frazer

Medeniyeti düşününce içim ürperdi, gördüm ki hakim olduğu ülkede bile yalnızva birkaç kişi tarafından sırtlanmış, ne kadar da zayıf bir temel üstüne inşa edilmiş.

İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük, James G. Frazer

"Celebes'te bir kadın doğum yaptığında, doktoru veya ebeyi getiren haberci, yanında her zaman demirden yapılmış bir şey taşır, örneğin bir bıçak ve bunu doktora teslim eder. Doktor, bu şeyi doğum bitene kadar evinde tutmak zorundadır; ardından geri verirken belli bir miktar para alır. Doğrama bıçağı ya da her neyse, kadının ruhunu temsil eder, bu kritik zamanda ruhunun bedeninin dışında, içinde olduğundan daha güvenli olduğuna inanılır. Bu nedenle doktor nesneye büyük özen göstermelidir; çünkü o kaybolursa, kadının ruhu da kesinlikle onunla birlikte kaybolur
diye düşünürler..."

Altın Dal II, James G. Frazer

...insanlar erzaklarını pişiremiyorlar, aç ve üşür bir halde yaşıyorlarmış. Bir kırlangıç onlara merhamet etmiş ve Tengri'den, yani Gök'ten onlar için ateş çalmış. Fakat Tengri kuşa sinirlenmiş ve yayıyla ona ok fırlatmış. Ok kuşun bedenini ıskalamış, ama kuyruğunu delip geçmiş; işte bu yüzden kırlangıçların kuyrukları ortadan ikiye ayrıkmış. Bu kırlangıç insanlara ateşi getirmiş, o zamandan beri insanların keyfi yerindeymiş, üstelik insanlar hiçbir kırlangıcın canını da yakmamışlar. Benzer sebepten ötürü insanlar kendi barınaklarına bir kırlangıç yuva yaptığında memnun olurlarmış.

📖 Sayfa 140 · Ateşin Kökenine Dair Mitler, James G. Frazer

"Huichol Kızılderilileri, yılanların sırtlarındaki güzel işaretlere hayran kalır. Bu nedenle, bir Huichol kadını dokuma veya nakış islemek üzereyken, kocası büyük bir yılanı yakalar ve onu yarık bir sopayla tutarken, kadın bir eliyle sürüngenin tüm sırtını okşar; sonra aynı eli alnına ve gözlerine geçirir, böylece ağda yılanın sırtındaki işaretler kadar güzel desenler işleyebilir..."

Altın Dal, James G. Frazer

"Avrupa'nın eski halklarınıı meşe ağacına gösterdikleri saygının ve ağaç ile gökyüzü tanrılari arasınlaki bağlantının, meşenin Avrupa ormanlarındaki diğer ağaçlara kıyasla daha sık yıldırıma maruz kalmasından kaynaklanmış olabileceği öne sürülen teori, mantıklı bir açıklama olarak kabul edilebilir.
Ağacın bu özelligı mitolojik bir teori taşımayan bilim adamları tarafından son yıllarda yapılan bir dizi gözlemle kanıtlanmış görünüyor..."

Altın Dal II, James G. Frazer

Dahası, bu törenin bir bölümü, bir şarkı eşliğinde yapılan danstan oluşur, bu şarkıda kafası kesilen adamın ölümünden duyulan üzüntü dile getirilir ve af dilenir. "Kızma," derler, "kafan burada bizimle diye; eğer biz daha şanssız olsaydık, şimdi bizim başlarımız senin köyünde sergileniyor olacaktı. Kurbanı, seni yatıştırmak için sunduk; artık huzur bul ve bizi rahat bırak. Neden bize düşman oldun? Dost kalsaydık daha iyi olmaz mıydı? O zaman kanın dökülmez ve kafan kesilmezdi."

📖 Sayfa 32 · Tabu, James G. Frazer

Medeni toplumlardaki en eğitimli insanlar, vahşi cehaletinden arta kalanların ardında ne ölçüde varlığını sürdürdüğünden habersizlerdir.

İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük, James G. Frazer

Her tecrübe o ayak basılmamış dünyanın ışıklarını yayan ve ne zaman hareket etsem ebediyen benden uzaklaşan bir köprüdür.

İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük, James G. Frazer

Aslında dünyaya kalıcı damgalarını vuran büyük dini ideallerin her zaman eril düş gücünün ürünleri olduğu görülür. Erkekler tanrıları yapar ve kadınlar onlara tapar.

📖 Sayfa 116 · İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük, James G. Frazer

"Şimdiye kadar anlatılan durumlarda, tanrı kral veya rahip, sağlığının bozulmasına veya ilerleyen yaşına dair gözle görülür bir belirti veya ilerleyen yaşın, artık ilahi görevlerini yerine getirme yetisine sahip olmadığı konusunda halkı tarafından uyarılana kadar görevde kalmalarına izin verilir; ancak böyle belirtiler ortaya çıktığında öldürülürler.
Bununla birlikte, bazı halklar, en ufak bir çürüme belirtisini bile beklemenin güvensiz olduğunu düşünmüş ve kralı henüz tam yaşam gücü içindeyken öldürmeyi tercih etmiş görünüyorlar..."

Altın Dal, James G. Frazer

Biz görmesek bile dağlar da ölüyor ; güneşin altında veya üstünde hiçbir şey sabit ve baki değildir. Dalgaları ya da yıldızların hareketini engelleyemediğimiz gibi ahlaki evrimin ilerlemesini de engelleyemeyiz...

İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük, James G. Frazer

Batıl inanç kasvetli kapısından geçenlere hakikaten ağır bir bedel ödetir.

İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük, James G. Frazer

Ruh genellikle uçup gitmeye hazır bir kuş olarak kabul edilir..

Altın Dal 1, James G. Frazer

"Bu insan kurban etmelerin amacı ekinlerin büyümesini desteklemektiyse -ve küllerinin savrulması da bu görüşü destekliyor gibi görünüyor- belki de kırmızı tahılın ruhunu temsil etmeye en uygun kurbanlar olarak kızıl saçlı kurbanlar seçilmişti.
Çünkü bir tanrı yaşayan bir kişi tarafından temsil edildiğinde, insan temsilcisinin ilahi aslına sözde benzerliğine göre seçilmesi doğaldır..."

Altın Dal II, James G. Frazer

Tamamen batıl inanca yani gerçek-dışılığa dayanan hiçbir kurum kalıcı olamaz. Bu kurum gerçek bir insani ihtiyaca cevap vermiyorsa temelleri yaşamın doğal akışının derinliklerine kadar inmiyorsa yok olmalıdır, hatta ne kadar erken yok olursa o kadar iyidir.

📖 Sayfa 13 · Psişik İşler, James G. Frazer

"Böylece kadınların getirdiği uğursuzluğu ortadan kaldırırız; yağmur yeniden gelebilir. Ülke arındırılmıştır!"

📖 Sayfa 27 · Tabu, James G. Frazer

"İngilterede bir serçe öldüren veya yuvasına musallat olanın, bir yıl içinde mutlaka bir kemiğinin kırılacağı veya korkunç bir felakete uğrayacağına inanılır; bazen ineklerin kanlı süt vereceğine inanılır..."

Altın Dal II, James G. Frazer

Kamboçya ormanlarında, Ateş Kralı ve Su Kralı diye bilinen gizemli iki kral yaşar. Ünleri büyük Çin Hindi yarımadasının güneyinde yaygındır; fakat Batıya doğru gidince bu ün çok zayıflar.

Altın Dal, James G. Frazer

Her medeni ülkede bir kısım, çoğunluk olmasa da halen entelektüel vahşilik evresinde yaşamaktadır.

İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük, James G. Frazer

"Karpuz yerken, ağzınızdan tükürdüğünüz
çekirdekleri tohum olarak ayırdığınız çekirdeklerle karıştırmamalısınız; çünkü tükürdüğünüz çekirdekler çiçek açsa da çiçekler tıpkı çekirdekler ağzınızdan düştüğü gibi dökülmeye devam edecek ve bu çekirdekler hiçbir zaman meyve vermeyecektir.
Bavyeralı köylüsü, bir meyve ağacının aşısının yere düşmesine izin verirse, o aşıdan çıkan agacın meyvesini zamansız dökeceğine inandıran da tam olarak aynı düşünce dizisidir..."

Altın Dal, James G. Frazer

Günahı Tanrı bağışlayabilir ancak Doğa bağışlayamaz...Doğanın gerçekleri her zaman insan teorilerinin dar sınırlarını aşacaktır...

İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük, James G. Frazer

Bazıları ( ilkel düşüncede) insanının ruhunun gölgesinde olduğunu düşünürken bazıları da onun suda ya da aynada olduğuna inanırlardı. .. yansıma - ruh insanın dışında olduğu için gölge gibi tehlikelere açıktı. ... Eski Yunan inancında sudaki ruhların, kişinin yansımasını (ruhunu) suyun altına çekmesinden ve onun ruhsuz kalıp ölmesinden korkarlardı. Sudaki yansımasını görme sonucu zayıflayıp ölen güzel Narkissos klâsik öyküsünün köküni buydu belki de..

📖 Sayfa 144 · Altın Dal 1, James G. Frazer

... insan şeklinde bedenleşmiş bir tanrı fikri bize garip görünebilse de, ilk insan için o kadar ürkütücü bir şey değildir: o, insan-tanrıda ya da tanrı-insanda, tam bir inançla kendisinde de olduğunu ileri sürdüğü, aynı doğaüstü güçlerin insandan daha yüksek bir derecesinden başka şey görmemektedir.”

Altın Dal 1, James G. Frazer

İlkel insan, güneşi doğuracağını, onun doğuşunu hızlandırıp geciktirebileceğini hayal ederdi. Güneş tutulmasında Ojebway'ler, birilerinin güneşi söndürdüğüne inanırlardı. Bunun için de havaya ucu ateşli oklar atarlar, böylece güneşin sönmekte olan ışığını yeniden yakacaklarını umut ederlerdi.

Altın Dal 1, James G. Frazer

"Kadınlar ektiğinde mısırın sapı iki üc başak verir, yuccanın kökü iki üç sepet dolusu ürün verir ve her şey orantılı olarak çoğalır.
Şimdi bu neden? Basitçe, çünkü kadınlar nasıl doğuracaklarını bildikleri gibi ektikleri tohumu nasıl üreteceklerini de biliyorlar. O zaman eksinler; biz erkekler bu konuda onlar kadar bilgi sahibi değiliz.."

Altın Dal, James G. Frazer

...ateşin kökenine dair mitler -çoğu gerçekliği saptıran fantastik özellikler taşımasına rağmen- bünyesinde muhtemelen gerçeklik teşkil eden önemli bir unsur barındırmaktadır, ayrıca tarihin ortaya çıkışından önceki sayısız çağlara uzanan insan geçmişinin karanlığını aydınlatmamıza yardımcı olan bir ipucu sunmaktadır.

📖 Sayfa 289 · Ateşin Kökenine Dair Mitler, James G. Frazer

Çin’de kâğıttan ya da odundan yapılmış, yağmur tanrısını temsil eden kocaman bir ejder, törenle çevrede gezdirilir; ama bunun sonucunda yağmur gelmezse, ejdere sövülür sayılır ve parça parça edilir.

Altın Dal, James G. Frazer

"Eskiler, değerli taşların büyülü niteliklerine büyük önem verirlerdi; bu tür taşların sadece süs olarak takılmadan çok önce muska olarak kullanıldığı ileri sürülmüştür. Yunanlar ağaç benzeri işaretler sergileyen bir taşa ağaç akik adını vermişler ve bu taşlardan ikisi pullukta öküzlerin boynuzlarına veya boyunlarına bağlanırsa mahsulün
kesinlikle bol olacağını düşünmüşlerdir..."

Altın Dal, James G. Frazer

"Çiçek hastalığı ortalığı kasıp kavurduğunda, Formos vahşilerinin hastalık iblisini bir dişi domuzun üzerine sürerek vebadan bu şekilde kurtulduklarına inanarak hayvanın kulaklarını kesip yaktıkları söylenir..."

Altın Dal II, James G. Frazer

“Doğru ve yanlışa dair ilkelerin değişmez ve ebedi olduğu görüşü eskidir ve artık geçerli değildir.”

📖 Sayfa 12 · Tabu, James G. Frazer

İNSANLIK ÖLÇEĞİNDE AŞAĞI olmak kimi zaman kendisiyle hiçbir ilişkisi olmayan aşağılanma ile karıştırılır. Benzer şekilde, hayvanların yaratılışında karınca, at, fil ve köpek ölçekte insana kıyasla daha aşağıdadır fakat onlar aşağılanmamıştır. Ve onları aptal, tembel, vahşi ve benzeri sıfatlarla nitelemek iftira atmak olurdu;çünkü bu mahlukların birçoğu bir dereceye kadar zeka, cesaret ve sevgi göstermektedir,bu pek çok insanı utandırmalıdır...

İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük, James G. Frazer

“Başlangıçta, doğaüstü şeylere, insandan o kadar da üstün gözüyle bakılmıyordu; çünkü insan tarafından korkulabiliyor ve isteğini yapmaya zorlanabiliyordu. Düşüncenin bu aşamasında dünya büyük bir demokrasi olarak görülmektedir..."

Altın Dal 1, James G. Frazer

Birisini öldürmüş bir adam , belirli bazı törenleri gerçekleştirene kadar kirli sayılır.

📖 Sayfa 32 · Tabu, James G. Frazer

"Yeni İrlanda'da kızlar dört ya da beş yıl küçük kafeslere kapatılıır, karanlıkta tutulur ve yere ayak basmalarına izin verilmez.."

Altın Dal II, James G. Frazer

Küçük zihinler büyük düşünceleri kavrayamaz; onların kısıtlı algısı ve dar görüşüne göre hiçbir şey kendilerinden daha büyük ve önemli değildir.

İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük, James G. Frazer

Çünkü yazılı edebiyat düşüncenin ilerleyişini öyle hızlandırır ki fikirlerin sözlü gelişimini ölçülemeyecek derecede geride bırakır.

Altın Dal, James G. Frazer

Hâyâl de insanı yerçekimi kadar etkiler; en az siyanür asidi kadar öldürücüdür.

Ruhun Tehlikeleri ve Tabu, James G. Frazer

"Arnavutlukta, tarlalar veya bağlar çekirge veya böcekler tarafından harap edilirse, bazı kadınlar dağınık saçlarla bir araya gelir, böceklerden birkaçını yakalar ye onlarla birlikte bir cenaze alayında boğulacakları bir pınara veya dereye yürürler, burada canlıları boğarlar.
Sonra kadınlardan biri, "Ey bizi yaslı bırakan çekirge ve böcekier, bizi terk edin" şarkısını söyler ve ağıt tüm kadınlar tarafından koro halinde tekrarlanır. Böylece birkaç çekirge ve böceğin cenaze törenini kutlayarak hepsinin ölümüne yol açmayı umuyorlar..."

Altın Dal II, James G. Frazer
Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Her sözün altında alındığı eser belirtilmiştir.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4