
Nuriye Çeleğen'in 2004'te yayımlanan Hanımların Gözüyle Bediüzzaman adlı eseri, Anı-Mektup-Günlük türünün önemli örneklerindendir. Türkçe baskısı Nesil Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Kitaptan derlenen sözler, okurların beğeni sırasına göre listelenmiştir.
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman'dan En Beğenilen Alıntılar
Ayşe Apa şu an o kadar çok üzülüyor ki o zaman bir âlim olarak bilip sahip çıktıkları 'nin bu kadar büyük bir kişi olduğunu anlayınca "Ah, bilseydim o zaman daha çok, sık gidip pencereden bakardım." diyor.
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
Saide Nur: Ressam. Risale'yi tanıdıktan sonra resim yapmayı bırakıyor. Resim yapmasının, ruhundaki arayıştan kaynaklan dığını söylüyor. Risale'yi tanıyınca ruhundaki arayış son bulup tatmine ulaşıyor. "Risale ilham verdi." diyor. Artık ilhamları ruh dünyasına resimden değil, Risale'den geliyor. İlk olarak " okuyor ve çok ağlıyor. "Risale'yi okuyunca 'nin Kur'an'ı çok iyi kav rayan bir âlim olduğunu anladım." diyor. Onu çok sevdiği ni söylerken adının da benzediğini ifade edip Risale'yi tanıdıktan sonra ismine bir de nuru ilave ederek benzerliği daha da artırıyor.
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
Ayşe Apa, bu farklı insanı ()küçük dünyasında hafızasına kaydetmiş. Yıllar sonra bile pek çok resim kendisine gösterildiğinde camide gördüğü zatı tanımış, şahitliğini de doğrulamış. Küçük Ayşe'nin o pencereden hafızasında kayıtlı resim şu:
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
"Camide sobasını kendisi yakardı. Sarığını sarar, ezan okurdu."
"O zaman bir heyecan dalgası vardı. 'ye büyük sevgi duyuluyordu. Annem, okuma yazma bilmezdi. Ben risaleleri ezberler, anneme okurdum. Risaleler bana çok tesir ederdi. O günden sonra risaleleri her gün okuyor ve çok istifade ediyorum. Çocuklanma da şuurlu, imanlı, dinlerine bağlı yetişmeleri için Nur'ların hakikatleriyle yetiştiriyorum."
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
Ayşe Apa, 'nin camide kalış hikâyesini de şöyle anlatıyor: "Babalarımız duymuş ki Kosturma'da esir Müslümanlar var. Hemen gidip onları kefaletle evlerine misafir almışlar. Pek çok Müslüman'ı evlerinde misafir etmişler. Bediüzzaman evde kalmadığı için onu camide misafir etmişler."
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
Bediüzzaman'ın bu misafirliği iki yıla yakın sürmüş. Üç yıla yakın olan esaretin iki yılını Tatarların bu camisinde geçirmiş.
Bizim efendi çok müsrifti; elinde bir şey durmazdı. Ona ' 'ni veriyor! Bir de Vesvese Risalesi'ni verip 'Bunu da hanımına götür.' diyor. Benim de çok vesvesem vardı. Namazı defalarca kılardım! Bu eseri okudum ki vesvese, cehaletten geliyormuş. Cehalet onu davet, ilim onu tard ediyormuş. Bir de eşime, vesvesem için, 'Nas Suresini çok okusun.' demiş. Ben bu risaleyi ve Nas Suresini okuyarak vesveseyi yendim.
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
Evet, büyük zatlar dünyada bir "hoş seda"dan başka bir şey bırakmamışlardır. Acaba bıraksalardı büyükler arasında yer alırlar mıydı? Rabia Hanım'ın Konya'da bodrum katındaki evini görünce bu büyük zatlar hatırımıza geldi. O da bu kaideye riayet edenlerdendi. Kayınbiraderi 'nin "Faniyim, fâni olanı istemem." prensibiyle yaşıyordu. Rutubetten yer yer dökülmüş evinin duvarında "Dost istersen Allah yeter." levhası asılıydı. Bundandır ki o, Hakiki Dostla ünsiyet içinde yalnız yaşıyordu.
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
Rusya'da şu an hanımlardan, belki de erkeklerden de yi görmüş olup da hayatta olan tek kişi, Ayşe Apa. Fakat Rusya'da öyle hanımlar tanıdık ki o hanımlar Bediüzzaman'ı görmemişler, ama Bediüzzaman'ın fikirlerini hayatlarına öyle geçirmişler ki onlardan bahsetmemek mümkün değil! Bu hanımların hepsi, Bediüzzaman'ın eserleriyle İslâm'ı tanımışlar.
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
Sürgünler, takipler, tahkikatlar... Ortada, saklanmak istenen bir gerçek vardı: Nurlar... Lâkin göz kapatmakla gece olur muydu? Güneş, hiç balçıkla sıvanır mıydı? İşte, buna en güzel misal Hatice Yıldız Anne idi. Çünkü
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
onun beyi, 'nin nurunu söndürmek isteyen bir vazifeli iken o, onun nurunu gizliden gizliye yayan bir fedaiydi.
"Üstad ( ) esaretten çıktıktan sonra Van'a geldi, Atatürk'ün verdiği makamı almadı. 'Ben vatanımı göreceğim." diye Van'a gitmişti.
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
"Bize 'yi anlat." dediğimizde coşan bir hatip gibiydi!
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
"Onu nasıl anlatayım? Onu anlamak için kitaplarını okuyun." diyordu.
Zümera: Altmış yaşında. Gazeteci. Risale'yi tanıyınca örtünmüş Zaten bu hanımların hepsinin karda ortak bir noktaları var. Risale hayatlarına girdiği anda örtünüyorlar ve namaza başlıyorlar. Risale'yi Türkçesinden okuyor. Bilmediği bir dili okuyor ve anlıyor! Anlama konusunda da şöyle diyor
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
"Bunları benim kalbim anlıyor."
Abdülmecit Efendi'nin (Nursi/Ünlükul) ne derece sarsıldığı, şu şiirinde açıkça hissedilmekte.( )
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
Ey mezarcı!.. O makamda bize de kaz, bir mezar...
Olalım, nazik; Said'in komşusu leyl û nehar.
Ey mezarcı!.. Göm, bizi de şu Said'in kabrine...
Firkatin dayanamaz, nurcu olanlar kahrine....
Dar-ı dünyada Said'i bizden ettinse cüda,
Dar-ı ahirde beraberce hasret, ey Hüda!..
Dünkü hal oldu, hayal; geçti, visal; geldi, zeval...
Bizleri üstadımızla haşret, ya Zülcelal!
" 'ye rahat vermediler. O zamanlar Bediüzzaman'la görüşen; Kur'an, Risale okuyan, hapse girerdi. Yasaklar devriydi. Sık sık arama olurdu. Jandarmalar gelmişti. En mahrem yerlere kadar aradılar."
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
"Ne arıyorlardı?"
"Risale. Hiçbir şey bulamadılar. Babamı alıp götürdüler. Tekrar serbest bıraktılar. Yine bir gün jandarmalar evi arıyorlardı. Üstad'ın babamda bir şeceresi vardı. Üstad vermişti."
Tatarlar, öz eleştirilerini de yapıyorlar: "Ne zaman ki İslâmî yaşam gevşedi, içimizde hainler çıktı. Tatarların devleti olan Kazan devleti yıkıldı."
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
"Ben bir buçuk yaşında iken öksüz kalmışım. Üstad da ( ) beni kucağına alır, tespihiyle oynatır, eğlendirirmiş. Abdülmecit Efendi, o zaman 20 yaşlarındaymış. Kendisi 'Üstad, bu çocuğu niye kucağına alıyor ki?.. Üstüne abdest eder diye aklıma gelirdi!' diyor. "Abdülmecit, bu büyüyünce sen alacaksın.' demiş. İşte, büyüdük; kader, kısmet oldu, aldı!
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
Üstad Hazretleri, Isparta için "Taşıyla, toprağıyla benim vatanım." derken güzel bir gerçeği de ifade etmiş. Isparta'nın kazaları, köyleri bile Risale-i Nur'la nurlanmış. Gül suyuyla abdest alan erenleri, Nur'la da hakikat dersini almışlar.
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
Ayşe Apa, bu mahalledeki camide kalırken caminin penceresinden ona bakan ve ara sıra yemek götüren birisi. O zaman 10-12 yaşlarındaymış. Şimdi 99 yaşında olduğunu söylüyor. Yetmiş beş yaşlarında bir görün tüye sahip ve hafızası çok yerinde! İstanbul'dan geldiğimizi söylediğimizde kuşlar gibi şakıyor. Çocuklar gibi sevinip "Mustafa (Sungur) nasıl, Mustafa nasıl?" diye soruyor. "Ona sağlık diliyorum; Allah nasip etti, görüştük." diyor. Hemen, Sungur Ağabey'in hediye ettiği tespihati gösteriyor.
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
için gurbetli, esaretli günler Ruslara esir düşmekle başlar. Doğuda esir düşen Bediüzzaman, Moskova'nın kuzeyindeki Kosturma şehrine gönderilir. Bugünkü şartlarda bile esir düştüğü yerden Kosturma'ya, en az bir haftalık bir tren yolculuğuyla ulaşılır. O günkü şartlarda yaralı bir esir nasıl ve ne kadar çilelerle ulaşmıştır, Kosturma'ya, bilmek mümkün mü?
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen
Sıkça Sorulan Sorular
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman kimin eseridir?
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, Nuriye Çeleğen tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2004'te yayımlanmıştır.
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman kaç sayfadır?
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman, 160 sayfadır (Nesil Yayınları baskısı).
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman'ın en ünlü sözü nedir?
“Ayşe Apa şu an o kadar çok üzülüyor ki o zaman bir âlim olarak bilip sahip çıktıkları 'nin bu kadar büyük bir kişi olduğunu anlayınca "Ah, bilseydim o zaman daha çok, sık gidip pencereden bakardım." diyor.”