CANLI

Ahmed Refik'ten Dikkat Çeken Alıntılar

Ahmed Refik sözleri ve alıntıları

Ahmed Refik'in kitapları, okurlar tarafından sıkça alıntılanır. Bu sayfada 19 eserinden seçilen 100 söz, kaynaklarıyla birlikte listelendi.

En Beğenilen Ahmed Refik Sözleri

"Üçüncü Ahmed laleler ve sümbüller arasında kadınlarla dantel örme, dikiş dikme, Çırağan keyiflerine dalarken, İbrahim Paşa kadın etkisine engel oldu, hükümet yönetimini bizzat üstlendi. Daha doğru bir deyişle, Üçüncü Ahmed saltanat sürdü, İbrahim Paşa hükümeti yönetti.."

Lâle Devri, Ahmed Refik

"Murat Paşa'nın kahramanlığı inkar olunamazdı. Fakat menfaati, nüfuzu, ikbali için döktüğü kanlar, yaptırdığı zulümler her türlü faziletini unutturacak derecede idi..."

Ocak Ağaları, Ahmed Refik

“Rabbin bana bir nimeti varsa o da sensin!”

📖 Sayfa 13 · Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

"Devrin fazilet insanları Şeyhülislâmdan kazaskerlere kadar uzanan rüsvet çarkını gördükçe eski zamanları hatırlayarak;

Fazilet ehli, itibarlı olduğu için hayli mesut imiş Rüşvet yoktu eskiden zaman işte o zaman imiş

Diyerek dertlerini dökerlerdi..."

Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

"Menfaat duygusu, Türkiye'de diğer tüm duyguların üstesinden gelmişti. Dini gayret ise, sadece aldatıcı, görünüşte bir araç olarak, gerektiğinde menfaat sağlamak için kullanılıyordan başka bir şekilde gösterilmezdi.."

Lâle Devri, Ahmed Refik

"Sultan İbrahim, sarayda, şekerpareler, Telli Hasekilerie eğleniyordu. Samurlarla saraylar döşeniyor, amberlerle zevk ve neşe kuvvetini kazanmaya çalışıyordu. Halk, padişahın şevk ve ihtirasının esiriydi.
Sultan İbrahim'e samur yetiştirmek için dükkânlar basılıyor devletin en muktedir vezirleri ehemmiyetsiz sebepler vesile edilerek üfürükçü hocaların
kulübelerinde kuyu ipleriyle boğuluyordu. Bu hal, dayanılmayacak derecedeydi.."

Ocak Ağaları, Ahmed Refik

"Hava gayet soğuktu. El ayak tutmaz olmuştu. Düşman, malını değil, kendi canını bile kurtarmaya mecal bulamadı. Bölük bölük kaçmaya başladı.

Ferdinand bu hâli gördü. Kaçan askerleri durdurmak için adam gönderdi. Hiçbir tesiri olmadı..."

Kanije Gazileri, Ahmed Refik

Geliyordu ve yüreğime her rastlaşmamızda tazalenen bir elem aşılıyordu.

📖 Sayfa 17 · Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

"Ahaliyi açlıktan öldürerek ağzından lokmasını alan ağalar, umumi sefalete karşı eğlencelerde vakit geçirirler, kiraz mevsiminde boğaz içinde saadetle ömür sürerlerdi.."

Ocak Ağaları, Ahmed Refik

"Mimar Sinan, su yolunun inşasında gösterdiği maharetle İstanbul halkının şükranını celp etti. Fakat onun en güzide eseri ve ölmez abidesi Süleymaniye Camii idi..."

Mimar Sinan, Ahmed Refik

Tarih demek biz demektir. Türk ile tarih bir manaya gelir.

📖 Sayfa 18 · Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

Gözlerimden o hayal… gönlümden o emel de silindi gitti…

📖 Sayfa 15 · Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

"Ferdinand üzüldü. Gözleri yaşararak:

-Ben bu Türkler gibi ömrümde insan görmedim. Ne zaman kendilerine söz söylense, kılıçtan başka cevap vermiyorlar, dedi."

Kanije Gazileri, Ahmed Refik

Endamının hayalini gözlerimden silemem.

📖 Sayfa 15 · Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

"Bağlara fevkalade ehemmiyet verilirdi.
Kanuni devrinden evvel, Konya bağlarının sureti mahsusada bekçileri vardı. Bu vazife çavuşlar tarafından ifa olunurdu. Bekleme ücreti, dönüm başına bir akçeydi.."

Eski İstanbul (1553-1839), Ahmed Refik

"Yillar geçti. Türkler her gün Budin için yandılar ve Budin'in görkemli bağlarını şu destanla andılar:

Bülbül, ötme; yaz bahar oldu.
Bülbülün figanı göğsümű deliyor.
Gül alıp satmanın zamanı geldi.
Almış Nemçe (Almanlar) bizim nazlı Budin'i.

Çeşmelerde yıkanmak artık yapılmıyor. Camilerde namaz kılmak artık yapılmıyor.
İnşa edilmiş yerlerin çoğu harap oldu.
Almış Nemçe (Almanlar) bizim nazlı Budin'i..."

Viyana Önünde Türkler, Ahmed Refik

"Mohaç Ovası'nın mavi ufuklarında sipahi kılıçlarının yeni hilal gibi parladığını gördü.
Bali Bey sipahilerinin muhteşem hücumları, kûs ve nefir sedaları samiasında ebedi hatıralar tespit etti. Budin'in zarif sarayları, altın tahtlar, tarac olan saltanatlar, Türk satvetinin azameti karşısında boyun eğen krallar ve kraliçeler, hanlar ve serdarlar, bütün bu san ve zafer, debdebe ve ihtisam levhaları Sinan'ın üzerinde büyük bir tesir husule getirdi..."

Mimar Sinan, Ahmed Refik

"Kanije gazisi mektubu çıkarıp verdi. Bütün paşalar toplandılar, mektubu merakla okudular. Hasan Paşa'nın gazasına hayran oldular.
Az bir kuvvetle düşmanın koca ordu-suna bu kadar nasıl dayandı diye şaşırdılar.
Mektubu yüzlerine gözlerine sürdüler..."

Kanije Gazileri, Ahmed Refik

Ağlamak kabiliyetini kaybetmenin acısını, onun cenazesinde anladım.

📖 Sayfa 23 · Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

"Müthiş bir isyan, ağaların saltanatını da hayatını da alt üst etti. Kösem Sultan, valide taşlığının karanlık köşelerinde perde
bağlanıyla boğuldu. (1061) Ağalar birer birer tepelendi.."

Ocak Ağaları, Ahmed Refik

"Sadrazam Ahmet Paşa, devletin şan ve serefini arttıracak işlerle uğraşmaktan ziyade, Padişah'ın kuvve-i bahtyesini idame ettirecek ilaçlar tedarikiyle meşguldü.
Halkın senelerden beri verdiği vergiler yetişmiyormuş gibi, şimdi bir de samur ve amber vergisi konmuştu.
Padişah, her biri sekiz bin kuruşa, samurdan esvaplar yaptırıyor. Sultanahmet Meydanındaki İbrahim Paşa Sarayı'nı Telli Haseki için kâmilen samurla döşetiyordu..."

Ocak Ağaları, Ahmed Refik

Kendi hayatı baştan başa harap bir mimar.

📖 Sayfa 18 · Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

"Istanbul'da zelil ve hakir parçalandıkları sırada, Murat Paşa bu felaketten de kendisini kurtardı.
Arkadaşları telef olduğu sırada Budin'de hayli servet topladı. İstanbul'a geldiği zaman, servetinin beş altı bin keseyi bulduğu söyleniyordu. Kethüdasının rivayetine göre paşanın yalnız "samur fahir kürkleri” doksandan fazlaydı. Bazen kürkleri sermekten usanırdı..."

Ocak Ağaları, Ahmed Refik

"Ebussuud Efendinin vefatıyla hocalık mesleği artık eski saygı ve itibarını kaybetmişti.
Sultan Üçüncü Ahmed'in tahta çıkışına kadar arpalık kavgasıyla,mansıp kavgasıyla, rüşvetle, kötü işlerle, kuvvet ve dereceleri kirlenen ulemâ, şimdi bu zavallı milleti ilimlerine güvenerek idare etmek fikrini taşıyorlardı.
Hâlbuki onların ilimleri ahlaklarını bile temizlemeye yetecek bir mertebede değildi. Halk, hocaların ne olduklarını tamamen anlamıştı.."

Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

"Viyana'nın ilk Türk kuşatmasının üzerinden 154 yıl geçti. Bu süre zarfında Türkiye'yi yöneten sultanlar büyük bir şey yapamadılar. Bazıları sarhoş, bazıları deliydi. Bu dönemde büyük bir vezir yetişti: Sokollu Mehmet Paşa.
Devletin onurunu ve gücünü kurtardı. Fakat o ölünce Türkiye'nin idaresi cahil vezirlerin elinde kaldı. Anadolu'da isyanlar patlak verdi. Osman'ın oğullarının hiçbir nüfuzu kalmamıştı.
Paşalar ve kadılar hep para ile tayin edildi. Okumaya, yazmaya, ahlâk ve fazilete önem verilmedi..."

Viyana Önünde Türkler, Ahmed Refik

"Patrona ve takımı, çoğunlukla mevki peşinde koşan, ayakları çıplak kişilerden oluşuyordu. İstanbul'un hiçbir kesimi, başkentte karmaşa yaratan bu haydutları yenmek için cesaret gösteremiyordu. Bu cesaret, daha önce, birçok kez meydana gelen isyanlarda da gösterilememişti: Türkiye'de isyancı güçler her zaman geçmişten umutla, çıkar duygusuyla kandırılmış, bu güçlerin vahşi saldırılarına karşı her zaman bir taraf tutulmuştu.."

Lâle Devri, Ahmed Refik

"Halk aslında hocaların cahilliğinden şikâyetçiydi. Camideki vaazları müstehcen tâbirlerle doluydu, sosyal ve fikri hiçbir hakikati içermiyordu. Müslümanları camilere ve ibadete sevk edecek dinî ve hissî hiçbir tesiri yoktu. Hocaları anlamayanlar, hiç olmazsa hoş bir sâda ile okunan Kuran'ı dinlemek için camiye geliyorlardı. İbadet, camilerde yanık bir sesle
okunan ilahilerle bir daha cezbedici bir hassasiyete sebep oluyordu..."

Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

"Zira iş kılıca gelirse, Türk'ün önüne geçilmez, hâlimiz bellidir.."

Kanije Gazileri, Ahmed Refik

"Ağaların bu sefahati karşısında halk aç ve biilaçtı. Evlatlarını Girit'e, ateş karşısına gönderen Anadolu halkı, vüzeranın cehli ve hamiyetsizliği yüzünden aç kalıyor, eşkıya elinde baziçe oluyordu. Ocak ağaları devlet ve millet için bir musibetti. Anadolu'dan sürülerle koyun getiriyorlar, halktan ağır ağır vergiler topluyorlar; evlatlarından ve eşlerinden mahrum yaşayan halkı açlıktan bitiriyorlardı.."

Ocak Ağaları, Ahmed Refik

“Bu şehir zenginler şehridir, fukara şehri değildir…”

📖 Sayfa 246 · Kösem Sultan, Ahmed Refik

"Kıbrıs Adası sürgün edilen şeyhlerle dolmuştu..."

Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

Cehalet zulmü fazilet kabul ettiriyordu…

📖 Sayfa 146 · Kösem Sultan, Ahmed Refik

Anlaşılıyor ki yalnız bilmek, şu fani alemde bahtiyar olmaya kafi gelmiyor.

📖 Sayfa 17 · Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

Genel ahlak değerleri, tamiri mümkün olmayacak derecede fesata uğramıştı. İlim ve marifetden mahrumiyet, Osmanlı ricalini en tehlikeli ihanetlere sevk ediyordu.

📖 Sayfa 122 · Felaket Seneleri (1648-1699), Ahmed Refik

"Sultan Ahmet Camii önünde, Dikilitaş'ın bulunduğu meydana eskiden "At Meydanı" denirdi. Burada Bizanslıların bir Hipodromu vardı. Burada gladyatör güreşleri ve at yarışları yapılırdı. İsmini buradan alan meydanda Türkler (Osmanlılar) Cirit oyunları, saray düğünleri, eğlence, toplantı ve hattå ayaklanmalar bu meydanda yapılmıştır..."

Osmanlı'nın Felaket Seneleri, Ahmed Refik

"Herkes Cinci Hoca'nın nüfuzuna ve büyüsüne tutkundu. Padişah, kuvvetini ve aklının dengesini yoluna koymak; Saray kadınları ise güzellikleriyle Padişah'a daha sirin görünmek için Cinci Hoca'nın nefesinden istifade ederlerdi.
Fakat asıl maddi istifadeyi Cinci Hoca yapıyordu. Saraydaki nüfuzundan faydalanarak devlet makamlarını istediği şekilde dağıtırdı. Üsküdar'da kendisine saraylar ve hamamlar yaptırır, şeyhülislâm'ın, ulemânın herkesin önüne geçerdi..."

Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

"Bazen köylerine dönen volcuların, öküzlerini çaylara salmış, kağnılar üzerinde çocuklarıyla beraber ot yedikleri görülüyor.
Bu beldelerin en büyük düşmanı açlık; köpekler bile mezarlara yeni gömülmüş ölülerle karınlarını doyuruyorlar..."

Kafkas Yollarında, Ahmed Refik

Yâri rind-i zamânedir sandım
Bahs-i vaslı terânedir sandım
Ehl-i hicrete fitne-i ağyâr
Ortada bir bahânedir sandım
Göz ucuyla kıyın kıyın bakışı
Dil olup kastı cânadır sandım.

Kadınlar Saltanatı, Ahmed Refik

"Hanımların iç giyim ve kıyafetleri, Üçüncü Ahmet döneminde çok renkli ve şıktı.
Örneğin Sultanlar, arkaları baştan aşağı incilerle süslü, düğmeleri elmaslı, uzun bir kaftan giyerlerdi. Sonra bellerine geniş ve elmaslarla süslü bir kemer takarlar, boynuna saf inci ve büyük zümrütlerle bezenmiş bir kolye, kulaklarına iri armut şeklinde elmas küpeler takarlardı. Ayakkabıların etrafı yakutlu güller ve inci dizileriyle süslenirdi. Saçlara takılan iğneler tamamen elmas ve zümrütlüydü. Özellikle yüzükler, benzersiz büyüklükte iri
elmas taşlarla bezenmişti..."

Lâle Devri, Ahmed Refik

"Anadoluda pek çok cahil "birkac akçe bulduğu saat" hemen bir memuriyet satın alır, sırasiyla derece kat ederek hocalar arasında mühim bir makama geçerdi.
Parası olmayan ilim ve marifet adamlarına ise:

-Var, hoca yardımcısı ve bağlısı ol! derlerdi..".

Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

"Türkler Budin'i aldıktan sonra Ferdinand'a da gözdağı verdiler. Onu her yıl İstanbul'a otuz bin altın haraç ödemeye zorladılar. Ferdinand her yıl adamlarıyla otuz bin altın gönderirdi. Budin'e uğrarlar, Budin valisinden muhafız alırlar ve yola çıkarlardı.."

Viyana Önünde Türkler, Ahmed Refik

"Avusturyalılar hiç engele uğramadan köprüden geçiyor ellerine düşen Müslüman kadınlarını zorla Hristiyan yapıyorlar, iffet ve namusuna merhametsizce tecavüz ediyorlardı. ahalinin bir kısmı Tuna'da gemilere binip canını kurtarıyor, çoluk çocuk hazin çığlıklarla feryat ediyorlardı. Düsman, silahsız, müdafaadan aciz Müslümanların hepsini kılıçtan geçiriyorlardı. Belgrad ahalisinden kadın erkek sekiz bin kişi kayıklara binmişler, Tuna üzerinden sefil bir hâlde firar ediyorlardı..."

Osmanlı'nın Felaket Seneleri, Ahmed Refik

"En mühimi, İstanbul'da pek çok kereler yangınların sigara yüzünden çıkmasıydı.
Bir sigara ile binlerce aile ocağı sönmüştü.
Pek çok kişiler bu yangınlarda telef olmuşlardı. Tütünün, evde uyku kaçırmak için, bir de "forsa nigahbanlığına nef'i" vardı. Binaenaleyh tütüne müptela olanlar çok olmakla beraber, aleyhtarları da az değildi.."

Eski İstanbul (1553-1839), Ahmed Refik

"Barbaros Hayrettin Paşa ile beraber Korfo Seferi'nde bulundu. İtalya sahillerinde Pulye şehrine kadar gitti. Türk donanmasının denizlerde de hakimiyetini görmek şerefine nail oldu. Padişahın nikabından hiçbir zaman ayrılmadı. Sinan bütün seferlerde bulundu, ordunun geçeceği yollarda köprüler yapmak vazifesinde temeyyüz etti..."

Mimar Sinan, Ahmed Refik

Kötü başladı, çok kötü yürüyor.

📖 Sayfa 22 · Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

“Cehalet, Anadolu halkını esaret altında eziyordu…”

📖 Sayfa 241 · Kösem Sultan, Ahmed Refik

"Gülbaba, Budin'de ölen ilk Türk'tür. Orada onun için güzel bir türbe inşa edildi. Gülbaba'nın türbesi çok meşhurdu. Macarlar bile bu türbeyi ziyaret ederlerdi.

Türkler Budin'i camiler, medreseler ve okullarla doldurdu. Budin Türkleri arasında birçok şair de yetişmiştir. Bilime ve bilgiye önem verildi..."

Viyana Önünde Türkler, Ahmed Refik

..Bazen Üçüncü Ahmed de coşkuya kapılır:

"Eğer aşk mekânlarını dolaşmak istiyorsan ey kalp,
Çiçek bahçesinden çiçek bahçesine yürü, bülbülün peşinden git..."

Lâle Devri, Ahmed Refik

Bana zulmeden hayır görmez…

📖 Sayfa 222 · Kösem Sultan, Ahmed Refik

"Kahvelerden başka İstanbul'da meyhaneler de çoktu. Evliya Çelebiye göre: "Hele Galata demek meyhane demektir ki, allahümme afina". Boğaz sahillerinde de pek çok meyhaneler vardı.
İçki âlemine düşkünlük fazlaydı. Birçokları içkilere arslan sütü derlerdi.
Şaraba en fazla yeniçeriler düşkündü. On altıncı asırda bu tiryakilik yıllarca devam etti.."

Eski İstanbul (1553-1839), Ahmed Refik

"Gerçekten de yabancı ülkelerden gelen elçilere "devletin onuru" büyük bir gösteriş ve ihtişamla sunuldu, sarayın süs ve takıları sergilendi; ancak ülkenin geleceğini güçlendirecek siyasi ve sağlam önlemler alınamadı.
On üç yıldan fazla bir süre hükümet yönetimiyle uğraşan Damat İbrahim Paşa, sosyal ve entelektüel reformları yeterince gerçekleştiremediği için mevkiini koruyamadı. Böylece birkaç yıl sonra, Patrona Halil'in isyanı, üç kahveci ve birkaç manavın başkaldırısı Osmanlı tahtını sarsarak Üçüncü Ahmed'in görkemli vezirini ve zenginliğe boğulmuş çevresini kanlar içinde yıkıma uğrattı..."

Lâle Devri, Ahmed Refik

"Bahçelerin zarafeti de sarayların ihtişamıyla uyumluydu.
Her bahçede birçok ağaçlık alanlar, koruluklar ve fıskiyeler vardı. Saray erkânı bu ağaçlar altında suların sesi eşliğinde keyifli zaman geçirirlerdi..."

Lâle Devri, Ahmed Refik

"Mimar Sinan, (1588-996) vefat etti.
Yaşı, yüzü geçmişti. Koca Sinan vatanına bıraktığı muazzam abideye imzasını koymayı az gördü; onun en mütevazı bir köşesine aziz vücudunu gömdürdü.

Koca Sinan, artık bütün asarına veda etmişti..."

Mimar Sinan, Ahmed Refik

"İstanbul içinde mesela Süleymaniye, Ayasofya ve Edirnekapısı semtlerinde vezirlerin ve kadı askerlerin sarayları vardı. En mühim yapıları camiler ve medreseler teşkil ediyordu.
Bunların etrafında toplanan evler, meyve ağaçlarıyla dolu, büyük bahçeler ortasındaydı. İlkbaharda zarif renklerle açılan badem, erik ve şeftali ağaçlarının, pencerelerden sarkan mor salkımların, henüz filizlenen asmaların arasında, basit şekilleriyle yükselen bu evlerde oturmak bir zevkti.."

Eski İstanbul (1553-1839), Ahmed Refik

"Avusturya ordusu şehre girer girmez her tarafi yağma ediyor, bütün şehir ateşler içinde yanıyordu. O derece ki Evlül'ün üçüncü günü sabahı şehir bir yangın yerine dönüyordu ve oturacak bir ev de kalmıyordu.
Fakat Macarlar asıl felaketi zaferden sonra görmüşlerdi. O sene açlık ve sefalet Macaristan'ı harap etmiş, Macarların birçoğu da açlıktan ölmüstü. Avusturya idaresi, Macarlara Türkleri aratmıştı.."

Osmanlı'nın Felaket Seneleri, Ahmed Refik

"Ibrahim Paşa'nın ve sonuç olarak Üçüncü Ahmed'in düsüşüne yol açan 1730 isyanı, Orta Asya'da meydana gelen siyasi değişikliklerin bir sonucuydu. Üçüncü Ahmed ve Veziri Sadabat'ta keyif sürerken, Büyük Petro fabrikalarda çalışarak ve işçilik yaparak Rus halkını kurtardı. Halkına Asya'da yeni zenginlikler bulmanın yollarını gösterdi.

Ancak İstanbul'un etkileyici şairleri:

"Halk, devletin itibarıyla,
halk huzur ve güvende,
Yetenek sahipleri yücelikte,
dūnya tamamen aydınlık!"

şeklindeki şiirleriyle lalenin canlı renklerine bakarak her yeri şafak renginde gördüler, fakat gerçek bu değildi

Lâle Devri, Ahmed Refik

". Türkler Konstantin'iyle ismini yalnız Arapça kitaplarda okurlardı. Onların bu şehre verdikleri- isim, İstanbul'du. Rumca "boli" şehir demekti Oraya giden Rumlara: "Nereye?" diye sordukları zaman, "sehire" demek olan "İstanboli" kelimesini duymuşlar, artık ondan sonra şehire bu adı koymuşlardı. Çünkü o zamanki Rumlar, bugünkü Rumlar gibi, İstimboli demezlerdi. İzmit'te böyle Eskiden Yunanistan'a Orta Asya'dan gelen Torların şivesince İstanboli derlerdi. İznik ve İznikmit, öyle oldu; çünkü buraların da Rumca isimleri Nike, Nikomidya idi. Türkler İznikmit adını İzmit'e çevirmişlerdir..."

Türkler ve Kraliçe Elizabeth, Ahmed Refik

"Kanuni Sultan Süleyman zamanına gelinceye kadar, İstanbul'da kahvehane yoktu. Kahvehane, ilk evvel, Kanuni zamanında, 1554'te açıldı.."

Eski İstanbul (1553-1839), Ahmed Refik

"Sultan İbrahim hapsedildi. Ulemâ bununla da yetinmedi. Sultan İbrahim'in katledilmesi için fetva da verdiler. Bu fetva cok manidardı. Gerçekten Sultan İbrahim devrinde pek cok fenalıklar olmuştu. Haksız yere adam öldürmeler, israflar, el koymalar halkı hayatından bezdirmişii. Hiç kimse canından malından emin değildi. Ulemâ bunların hiçbirini dikkate almamıştı. Onların en çok dikkat ettikleri şeyler; arpalıklar. mansıplar, kadılık ve medreselerdi.
Bunların ehil olmayan kimselere verilmesini. Sultan İbrahim'in katli için önemli bir sebep sayıyorlardı..."

Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

Kulağında bir ceviz büyüklüğünde, üç köşeli, kenarları yakutlu iki kıymetli elmas kūpe vardı. Kösem Sultan'ın bu küpesi Mısır'ın bir senelik gelirlerine denkti…

📖 Sayfa 185 · Kösem Sultan, Ahmed Refik

"Tüm bu hizmetlere rağmen, Sokullu'nun düşmanları kinlerini yenemediler. Bir gün Sokullu konağında devlet işleriyle meşgulken, divane tavırlı bir Boşnak içeri girdi.
Bu adam Sokullu'yu gördüğünde genellikle ondan para isterdi. Sokullu da genellikle bu isteği geri çevirmezdi. Ancak o gün yine karşısında aynı adamı görünce, para isteyeceğini düşündü.

Elini cebine soktuğu anda, tam parayı çıkarıp vereceği sırada, adam kolundan çıkardığı hançeri çekti. Çavuşlar onu tutmaya çalıştı, ancak yakalayamadılar. Hançeri hızla Sokullu'nun göğsüne sapladı..."

Sokullu Mehmet Paşa, Ahmed Refik

"İkinci Selim, içki tüketimine fazlasıyla düşkündü. Sonunda vücudu içkiden çok zarar gördü.
Kısa bir hastalığın ardından hayatını kaybetti.."

Sokullu Mehmet Paşa, Ahmed Refik

"İstanbul'un en güzel bahçeleri lalelerle süsleniyor, birçok evin pencerelerindeki saksılarda lalelerin renk ve biçimleri sanatı aydınlatıyordu. Hatta, lale yetiştirmek için bahçeler düzenlendi, kitaplar yazıldı. İstanbul'daki lale türleri her geçen gün artırıldı. Bunun için yarışmalar bile düzenlendi.
Boğaziçi ve Kağıthane kıyılarını süsleyen İmparatorluk saraylarının bahçeleri, Yeni Saray'ın en özel bir noktası, rengarenk lalelerle süslendi. İmparatorluk Sarayı'nın lale bahçesi, tüm İstanbul'da en renkli bir çiçek demeti olarak kabul edilebilirdi.."

Lâle Devri, Ahmed Refik

"Sadrazamın koyduğu düzene göre, halk ve esnaf, yüksek sınıfa özgü kürkler giyemeyecekti. İbrahim Paşa'nın en çok dikkatini çeken kadın kıyafetleriydi. Bu nedenle, kadınların kıyafetlerini sınırlandırmak istedi.
Kadınlar, uzun yaka fermuarlı ferace giymeyecek, belirli bir uzunluktan fazla eşarp, belirli bir miktarın üzerinde kurdele kullanmayacaklardı..."

Lâle Devri, Ahmed Refik

"O devirde evine kuyu kazdırmak bir meseleydi. Devlet ileri gelenlerinden başkaları evlerine kuyu kazdıramazlardı. Evlerine kuyu kazdırmak murat eyledikleri zaman, "marifeti şer'iyle ve nazır ve ehli hibre marifetiyle" kuyu kazılacak yerler keşif ve muayene olunur, başkalarının kuyusuna gelen suya zarar vermeyeceği anlaşıldıktan sonra müsaade edilirdi..."

Eski İstanbul (1553-1839), Ahmed Refik

"Son asırlarda Türk milletinin cehaletinin ,idrakindeki darlığın, sosyal hayatımızdaki sefaletin tek sebebi hocalardı.
Hocaların cehaleti bu millet için bulaşıcı bir hastalık gibiydi.
Bu hastalığın kesinlikle tedavi edilmesi lazımdı. Zihniyetleri ise sonsuza kadar "alay konusu olacak bir derecedeydi..."

Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

"Köprülüzade bu itimada hakikaten layıktı.
Kendi menfaatlerinden başka bir şey düşünmeyenleri birer birer azletmiş, hiç kimseye karşı iki yüzlülükle hareket etmemişti.."

Osmanlı'nın Felaket Seneleri, Ahmed Refik

". İkinci Selim, devlet yönetiminde yetersizdi. Vaktinin çoğunu zevk ve içki içerek geçiriyordu. Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetimi tamamen Sokullu'nun eline geçmişti. Zaten Sokullu, İkinci Selim'in damadıydı. Bu nedenle Sokullu'yu devirmek için herhangi bir güç bulunmuyordu..."

Sokullu Mehmet Paşa, Ahmed Refik

Vardım ki bağlarda bağban ağlar
Sünbüller perişan güller kan ağlar
Şeyda bülbül terk edeli bu bağı

Kangı dağda bulsam ben ol hazalı
Kangı çölde sürsem çeşmigazalı
Yavrusun yitirmiş ceylan misali
Gezer çölden çöle yoktur durağı

📖 Sayfa 43 · Kafkas Yollarında, Ahmed Refik

"Dördüncü Murat zamanında Kağıthane en ünlü mesire yerlerinden biri haline geldi.
İstanbul'un zevk ve eğlence düşkünleri, ilkbaharın ay ışıklı gecelerinde ve pek çok günlerini sarı, pembe ve mor çiçeklerle süslü, hoş kokulu çayırlar üzerinde Kağıthane'de geçirirlerdi.."

Lâle Devri, Ahmed Refik

Zevk ve sefaya bu kadar düşkün olan padişah aynı zamanda servet toplama konusunda da büyük bir hırs sahibiydi. İbrahim Paşa padişahın bu iki özelliğini büyük bir dirayetle idare ediyor hatta bu iki zit temayülü fena bir tesir hasıl etmesine meydan vermiyordu. Ahaliden vergiler alınıyor, umumi menfaatlerle ilgili masraflar azaltılıyor, böylece böylece büyük bir servet biriktiriliyordu.

Lale Devri, Ahmed Refik

"Her paşanın görevli olduğu vilayetlerde piyasayı denetlemek, hediyeleri toplamak, ithalat ve ihracatı incelemek gibi görevler onlara aitti. Doktorlar, vergi toplayıcılar ve tercümanlar çoğunlukla Yahudiler arasından seçilirdi. Ticaretle ilgili her şey onların elinden geçerdi. Türkiye'de Kanuni Sultan Süleyman döneminden bu yana Yahudi etkisi bir sorun olarak görülüyor du..."

Lâle Devri, Ahmed Refik

"Kâğıthane'nin, bilhassa, suları İstanbul'ca pek beğenilirdi. Kanuni Sultan Süleyman zamanında İstanbul'a getirilen Kırkçeşme suları Kağıthane'den getirilmişti.."

Eski İstanbul (1553-1839), Ahmed Refik

"İstanbul, Sokullu'nun sadareti zamanında en mesut günlerini yaşardı. Dışarıda zaſerden başka havadis duymazdı İçeride ise azamet ve depdebe, servet ve ihtişam gözlerini kamaştırırdı..."

Eski İstanbul (1553-1839), Ahmed Refik

"Aslında ulemâdan çoğunun bakışlarla tat almaktan başka bir kasıtları yoktu.
Hocalar şehvet hislerini bile tasavvufa ve hikmete uyduruyorlardı. Ulemânın gözünde bu gibi işler ayıp sayılmazdı. Devrin ulemâsından Çivizâde'nin, geçmişte Anadolu Sadrazamı iken genç bir çocukla yaptığı rezalet mahkemelere kadar düşmüştü..."

Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

"Ulemânın bütün meşguliyetleri Şeyhülislämlık, Arpalık Kadılık, makam, Sadrazamlık, medreseleri tahrik etme, rüşvet ve çalıp çırpmaktan ibaretti. Bütün bunların yanında ilmin hiçbir kıymeti yoktu. Hocalar mevkilerini muhafaza edebilmek için sadrazamlara alet olurlar veya sadrazamları tesirleri altına alırlardı.."

Osmanlı’da Hoca Nüfuzu, Ahmed Refik

Açılış töreninde devlet erkânı hemen hemen tamamen hazırdı. Devlet erkânına ziyafetler verilmişti.

Lale Devri, Ahmed Refik

"Sabahları güzel İstanbul pembelikler içinde mest ve mahmur uyanmaya başladığı zaman, Mimar Sinan'ın ince hislerini zarif bir şekilde gösteren narin minareler üzerinde Türk ruhunun hazin nağmeleri ilahi bir terane ile uzak ufuklara aksederdi:
Geceleri camilerin yeşil ve mor çinili duvarlanında akisler bırakan kandillerin lem'aları gözleri kamaştırırdı. Mimar Sinan'ın dehası İstanbul ufuklarının hututunu bile değiştirmişti. Her eseri, mesudane bir hayatın insani bir şefkatin merkeziydi..."

Mimar Sinan, Ahmed Refik

Osmanlı sanat zevkini yıllarca işgal eden lalelerdi. Hiçbir devirde lalelin bu derece revaç bulduğu görülmemişti.

📖 Sayfa 36 · Lale Devri (1718-1730), Ahmed Refik

"Ayasofya Camii'nin tamiri ve etrafının tathiri o sene hitama erdi. Caminin son zamanlara kadar muhafazası temin olunduğu gibi, etrafı da hemen kamilen temizlendi. O tarihten itibaren camiye muttasıl hiçbir ev yapılmadı.
Hatta başka camilere muttasıl evler de ortadan kaldırıldı.."

Mimar Sinan, Ahmed Refik

"O dönemde bahar günleri güzelliklerle dolu geçerken,geceleri de Çırağan eğlenceleriyle renklenirdi. Çırağan eğlenceleri Yeni Saray'ın bahçelerinde yapıldığında, sarayın sarışın hasekileri ve cariyeleri de katılırdı.
Gece, ayın gümüş ışıkları Boğaz'ın sakin sularına elmas gibi parıltılar saçtığında, Saray'ın Lale Bahçesi renk renk ışıklarla dolardı. Tüm lalelerin arasına çeşitli renklerde şekerler konur, araları kandiller ve mumlarla süslenirdi. Sonra, tüm cariyeler kahkahalar atarak, siyah ve kumral saçlarını dökerek laleler arasında koşuşturur, şeker kapma yarışına girerlerdi..."

Lâle Devri, Ahmed Refik

"Üçüncü Murat Saraya girdi ve gece olduğunu hiç düşünmeden babasının tahtına oturdu.
Aynı gece, beş küçük kardeşini dilsizlerin eline vererek onları boğdurdu.

Ertesi sabah taç giyme töreni düzenlendi ve sonrasında İkinci Selim ile boğulan beş şehzadenin cenazeleri saraydan çıkarıldı..."

Sokullu Mehmet Paşa, Ahmed Refik

"Kanuni Süleyman'ın krallar mağlup ettiği sahralarda Sultan Mehmed'in azimsiz askerleri kılıç çekmeden firar ediyordu.
Düşmanın, Varadin'e taarruz etmesi herkesi heyecana düşürüyordu.
Ordu sular ve çamurlar içinde güzergâhına insan cesetleri bırakarak, her adımında kuvvetinin kırıldığını hissederek kaçıyordu. Bu sefilce hezimet, senelerden beri kan ve ateşten başka bir şey görmeyen askerlerin kalbinde intikam hisleri doğuruyordu..."

Osmanlı'nın Felaket Seneleri, Ahmed Refik

"Diyojen'in tahta bir kasesi vardı; suyu onunla içerdi. Bir gün, küçük bir çocuğun suyu eliyle içtiğini gördü ve tahta kasesini attı.

Bir başka gün, elinde bir fenerle sokak sokak dolaşıyordu. Ona "Ne arıyorsun?" diye sordular. Diyojen şu yanıtı verdi: "İnsan arıyorum!"

Ege Havzası ve Yunan, Ahmed Refik

"Şairleri bile Kafkasya'ya, eski tarihî topraklara Türk'ü davet ediyor:

Semalardan seçilmez Türk'ün mavi bayrağı
Yine eski şanıyla Türk yurduna dikilsin
İşte Turan, işte yurt, işte Türk'ün otağı
Yabancıya düşemez duruyorken sen özün Tarihlerde hep senin reşadetin, hünerin
Yıldırımın, fırtınan okunurken sen niçin

Avrupaʼya karşı bir

Yersiz, yurtsuz esir tek boyun büküp durasan Yüzyıllarca ezildin, ayaklandın yetişir;
Yüzyıllarca ağlarsan
Yüzyıllarca hıçkırdın duyulmadı hiç sesin
Şimdi haykır ve bağır bitmemişken nefesin..."

Kafkas Yollarında, Ahmed Refik

"Ölmez abidelerle süslenecek beldelerin; kılıçla, celadet ve hamasetle fethi lazımdı.
Sinan, bu mübeccel vazifeyi bihakkın ifa etti. Kanuni Süleyman ordusuyla Rodos ve Belgrad önlerine geldi. Rodos'ta Yunan sanatının nefis eserlerini gördü. Parlak ve canlı bir medeniyetin incelikleri hassas aklında intibah eserleri vücuda getirdi. Genç Sinan için hakiki intibah bu suretle başladı.."

Mimar Sinan, Ahmed Refik

"Osmanlılar aleyhine hemen bütün Hıristiyan hükümetler ittifak etmişlerdi. İslamiyet'i kılıçlarının kuvvetiyle asırlardan beri yaşatan, fakat kendileri çağ dışı medeniyetin ilim ve fenninden habersiz yaşayan Osmanlılar, din taassuplarının ve faydasız gururlarının cezasını görüyorlardı..."

Osmanlı'nın Felaket Seneleri, Ahmed Refik

"Bütün bu ahval gösteriyor ki, Türkler idare ve asayiş hususunda İstanbul'a son derece bağlılık göstermişlerdi. Şairler İstanbul'un güzelliklerini terennüm ederler, devlet erkânı bu enfes beldeyi ecnebi gözlere göstermeye bile kı yamazlardı.."

Eski İstanbul (1553-1839), Ahmed Refik

"Bu dönemde Türkiye'de tıp, ilkel bir durumdaydı. Ancak bazı hastalıkların tedavisi, diğer ülkelerde görülmeyen bir yöntemle yapılıyordu.
Örneğin, çiçek hastalığı için aşılama çok etkili bir şekilde uygulanıyordu. Aşılama yöntemi Türkiye'de keşfedildiği için, çiçek hastalığından kimsenin korkusu yoktu. Birçok kadın aşı yapma sanatında uzmandı. .."

Lâle Devri, Ahmed Refik

Bir millet kendisine kötülük edenleri hiçbir vakit unutamaz. Zaman içinde bulunan çevrenin ve baskının tesiri ile bu hataları geçici bir suskunlukla geçiştirir. Fakat tarih vatan adına işlenen bu cinayetleri sonsuza kadar nefretle hatırlar.

Baltacı ve Büyük Petro, Ahmed Refik

"Budin eyaleti yüz elli yıldan fazla bir süre Türklerin elinde kaldı.O zamandan beri Macaristan üç parçaya bölündü: Birincisi Türklerin yönetimindeki Budin eyaleti, ikincisi Türklerin yönetimindeki Erdel Prensli ği ve üçüncüsü Ferdinand'ın yönetimindeki Orta Macaristan Krallığı.."

Viyana Önünde Türkler, Ahmed Refik

Padişahın hazinesi, milletin malı demektir.

📖 Sayfa 20 · Lale Devri (1718-1730), Ahmed Refik

"Sokullu'nun sadrazamlık döneminde, Türklerin en parlak dönemleri yaşandı. Türk hâkimiyeti Hazar Denizi sahillerinden Cezayir kıyılarına, Viyana'nın önünden Umman Denizi'ne kadar uzanıyordu. Bu imparatorluğun tamamını, zekâsı ve kararlılığıyla yöneten kişi Sokullu Mehmet Paşa idi..."

Sokullu Mehmet Paşa, Ahmed Refik

"Yıllarca süren, ardı arkası kesilmeksizin devam eden düşman hücumları, kalplerde korku meydana getirdi.
Bu hücumlar neticesinde Osmanlı Devletinin nizamı kökünden bozuldu."
Osmanlı Devletinin asırlardan beri en mühim kalesini teşkil eden Belgrad'ı da düşman eline geçmişti. Belgrad'ın kaybıyla Osmanlılık 173 senelik mefahirini (iftihar kaynağını) felaket enkazı altına gömüp çekiliyordu..."

Osmanlı'nın Felaket Seneleri, Ahmed Refik

"Avusturyalılar hiddetlerine kapılarak Osmanlıların teslim olmalarına ehemmiyet vermediler. Rast geldiklerini kılıçtan geçirdiler.
O suretle ki askeri muhafazayı teşkil eden üç bin kisiden ancak yüz kişi kalabildi.
Kumandanın başı uzun bir sarığa takılarak Viyana kapısında teşhir edildi. Hristiyanlardan kırk esir kurtarıldı. Türklerin kadınları ve cocukları Avusturya beylerine satıldı .."

Osmanlı'nın Felaket Seneleri, Ahmed Refik

"Zavallı Erzurum halkı!
Asurlardan beri Osmanlı serhatlerini bekler, cesur padişahlarımıza bütün mevcudiyetleriyle "kulluk" ederlerken şimdi Ermeni çetelerinin zulümlerine uğramışlar, çolukları çocukları, çıplak ve perişan âileleriyle evlerinin, sönen ocaklarının enkazı altında morarmış, tefessüh etmiş naaşlar halinde yatıyorlar..."

Kafkas Yollarında, Ahmed Refik

"Türk bombayı bilmezdi, Türkiye'ye
bombayı sokan, hattâ padişahlarının vücudunu ve sarayını bomba ile ortadan kaldırmaya çalışan, Ermeni komiteleriydi.
Yıldız bombası patladığı zaman, ne kadar Türk ölmüştü! Müthiş bir infilak ortalığı sarsmış, havada etten, bacaktan, koldan mürekkep bir kasırga peyda etmişti.."

Kafkas Yollarında, Ahmed Refik

"İstanbul'un Türkler eline geçişi, Avrupa'yı birbirine kattı. Bizans'taki âlimler, hep Avrupa'ya kaçtılar. Hatta Romalılardan kalma en eski kitapları da beraber götürdüler.
Avrupalılar eski zamanlarda medeniyetin ne kadar ilerlemiş olduğunu bu kitapları okuyarak anladılar. İşte tarihte Renaissance (Rönesans) bundan doğdu..."

Türkler ve Kraliçe Elizabeth, Ahmed Refik

"Sultan Süleyman devrine gelinceye kadar çeşmelerin suyu hep boşa akardı. Gece gündüz akan çeşmelerden sokaklar ekseriya batak haline gelirdi. Nihayet burma musluklar icat edildi. Hem sokaklar çamurdan kurtarıldı, hem de suların ziyan olmasına meydan verilmedi. Bu suretle artan suyu, isteyenler, hayrat çeşmeler yaptırırlar, oralara akıtırlardı. Fakat burma lülerin, yani muslukların icadı, birçoklarının işine gelmedi. Bazı mahallelerde imam ve cemaat:
"Akan su bağçelerimize ve bostanlarımıza akmak içün bu su bize verilmiştir. Yabana akarsa aksun. Burma lülelere rızamız yoktur.."

Eski İstanbul (1553-1839), Ahmed Refik

"O dönemin kahvehaneleri havuzlar, fıskiyeler ve çiçeklerle süslüydü. Kahvehaneler ruhunu dinlendirmek isteyenler için en sakin köşelerdi. Orada, fıskiyelerden akan billur sulara karşı lale ve sümbüllerin kırmızı ve mavi, sarı ve pembe renkleri görülür, çardaklardan sarkan mor salkımların dalları altında mutlu saatler geçirilirdi.
Kahvelerde saz çalınır, Anadolu aşk türküleri ve aşk destanlarının saf hüzünleri hüzünle
dinlenirdi. Uzun bir savaştan sonra halkın zevk ve dinlenmeye hasret kalması doğaldı.."

Tarihte Kadın Simaları, Ahmed Refik
Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Her sözün altında alındığı eser belirtilmiştir.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓
“

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4