
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, klasik edebiyat dünyasına Charles Dickens'in kazandırdığı özel bir eserdir. Türkçe baskısı Milli Eğitim Basımevi tarafından yayımlanmıştır. Klasik edebiyat okurları için Antikacı Dükkanı - 2. Cilt'ten derlenen en akılda kalan sözler burada.
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt'ten En Beğenilen Alıntılar
— Çünkü toprak altında yatanların hâtırası çabuk unutuluyor. Önce; sabahleyin, öğle üzeri ve akşamlan gelip bakarlar. Arası çok geçmeden daha seyrek, günde bir defa, haftada bir defa gelirler; sonra ayda bir, daha sonra pek uzun ve belirsiz fasılalarla gelirler ve nihayet hiç gelmez olurlar.
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
Yalnız gökyüzünde müzik ve meleklerin kanatlarının sesi vardı.
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
İnsanlar akıllarını kullanıp öğrenmeye çalışmıyorlar, içinde hiçbir şeyin büyümesine izin vermiyorlar...
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
Bizi bırakma Nell! Gökyüzü ne kadar nurlu da olsa, bizden ayrılma Nell!
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
İyi olsun, kötü olsun; hayatımızda her şey bize tezatlar halinde tesir eder.
📖 Sayfa 190 · Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
Onu gülerken görmek; öldükten sonra dirilmek, cennete yaklaşmak gibi bir şeydi.
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
Çünkü toprak altında yatanların hatırası çabuk unutuluyor...
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
ölümü takibeden boşluk, üzgünlük ve bezginliği, en iradeli insanlara ârz olan perişanlığı bilmiyenlér; yokluğu her an hissedilen, sevilen bir yakın için duyulan kederi; cansız cisimlerle hatırdan çıkmıyan bu insan arasındaki rabıta ve münasebeti, ve her eşyanın bir âbide ve her odanın bir mezar kesildiğini bilip nefsinde tecrübe etmiyenler; ihtiyar adamın üzgün ve perişan bir hâlde aradığını bulamıyan bir insan rahatsızlığı ile, nasıl vakit geçirdiğini anlıyamazlar.
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
"Allah bize acısın. Şu müşkül zamanımızda bize yardımcı olsun."
📖 Sayfa 73 · Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
Ben yumuşak kalpli budalanın biriyim!
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
"Fakat dostum maneviyatım üzerinde ağır bir yük hissediyorum. Beni kaplayan hüzün, ümit ve mantık tanımıyor."
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
“Annemden sonra; Düşüp dizimi kanattığım zaman koşup öpeyim geçsin! diyen kimse yoktu."
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
Beni kaplıyan hüzün, ümit ve mantık tanımıyor...
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
"...her zaman hep aynı idi. Hayata karşı sevgi ve alâkası kalmayan, kalbi kırılmış bir insan!"
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
İnsanlar akıllarını kullanıp öğrenmeye çalışmıyorlar. İçinde hiçbir şeyin büyümeyip her şeyin çürüdüğü derin toprakları altüst eden bizim gibi insanlar, bu gibi şeyleri hakkiyle düşünebiliyor.
📖 Sayfa 187 · Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
"Akşam olmuştu. Şimdi etrafta dolaşan daha az insan vardı. Bütün etrafta aynı alâkasızlık, kalplerinde aynı yalnızlık ve gariplik hissiyle, hâlâ bir aşağı, bir yukarı dolaşıyorlardı."
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
Kitap benim aynamdır; bana bütün hayatımı gösterir.
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
Uyku beni terk etti; uyku hep onunla beraber!
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
"Bize yol gösterebilirsen ne âlâ; göstermezsen bizi yolumuzdan alıkoyma!"
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens

Zararsız bir neşe ve iyi huyun cennette gömlek yakasından daha büyük bir günah olduğuna inanmıyorum. Takan da bir, takmıyan da...
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens
Sıkça Sorulan Sorular
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt kimin eseridir?
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, Charles Dickens tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1991'de yayımlanmıştır. Türkçeye Behlül Toygar çevirmiştir.
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt kaç sayfadır?
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt, 423 sayfadır (Milli Eğitim Basımevi baskısı).
Antikacı Dükkanı - 2. Cilt'in en ünlü sözü nedir?
“— Çünkü toprak altında yatanların hâtırası çabuk unutuluyor. Önce; sabahleyin, öğle üzeri ve akşamlan gelip bakarlar. Arası çok geçmeden daha seyrek, günde bir defa, haftada bir defa gelirler; sonra ayda bir, daha sonra pek uzun ve belirsiz fasılalarla gelirler ve nihayet hiç gelmez olurlar.”