
1969 tarihli İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu'nun en bilinen eserlerinden biridir. İlgi Kültür Sanat Yayınları baskısıyla 600 sayfadır. Tarih okurlarının en çok işaretlediği satırlar, İki Devrin Perde Arkası'dan burada toplandı.
İki Devrin Perde Arkası'dan En Beğenilen Alıntılar
Nihayet Niyazi Bey’in Resne Postanesi’ni basarak Yıldız’a, Abdülhamit’in Meşrutiyet’i kabul ve hürriyeti ilân etmesini isteyen bir telgraf çektiği öğrenilmiş, biraz sonra da Enver Bey’in emrindeki kuvvetlerle Niyazi Bey’e katıldığı duyulmuştu. O zaman padişah telgrafla Rumeli Müfettiş-i Umumîsi Hüseyin Hilmi Paşa’dan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin gerçek gücünü sormuş, aldığı yanıt şu olmuştu:
📖 Sayfa 33 · İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
“Zat-ı Hazreti Padişahilerine bildireyim ki bu bölgede benden başka herkes, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne dâhildir!”
Talat Paşa yurduna, ülkesine ve onun gelecek ve kalkınmasına da son derece bağlıydı. Ateşkes yıllarında kaldığı Berlin’den Teşkilât-ı Mahsusa çalışanlarına ve İttihatçılara yazdığı mektuplarda;
📖 Sayfa 176 · İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
“Vaktiyle Enver Paşa’yı kendinize bayrak yapmıştınız, şimdi hepinize düşen görev Mustafa Kemal Paşa’nın arkasından gitmek ve ülkeyi kurtarmaktır” diye öğüt veriyordu.
Abdülhamit olağanüstü zeki ve kurnazdı. Kime nasıl davranılacağını bilir, herkesin nabzına göre şerbet verirdi. Diğer padişahlar gibi nazırlarını saatlerce ayakta tutmaz, aksine oturturdu. Onlara sigara ve kahve ikram ederdi. Mütercim Rüştü Paşa pek sıkılgandı, Mithat Paşa ise padişahın huzurunda sigarasını yakıp içerdi.
📖 Sayfa 29 · İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
"Müslüman ve Türk kardeşlerim-
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
haksızlığa karşı koyan, bu milletin atalarının kanıyla sulanmış kutsal topraklarını düşmana vermek istemeyen bir milletle Allah beraberdir. Kesinlikle zafere ve bağımsızlığa kavusacagiz."
M.Kemal Atatürk
Türk ulusu mağrur ve hassastır.Her türlü savaşma gücünü kendi damarlarındaki kanda bulmaktadır.Çok çaresiz kalmadıkça başkasının yardımını isteyemez!
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
M.Kemal Atatürk
Türkler, dindar oldukları kadar, belki de ondan daha fazla vatanseverdiler. Tarihin hiç bir döneminde ve Türklerin kurduğu hiçbir devlette dinsel duygular Türklere milli benliklerini unutturmamıştır.
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Enver Paşa sözüne devamla:
📖 Sayfa 200 · İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
- Hüsamettin Bey, biz bir denizaltı ile ve Odesa yolu ile Rusya'ya geçeceğiz. Ben Kafkasya'ya, sonra da Moskova'ya uğrayacağım, arkadaşlar Berlin'e gidecekler, itilaf devletleriyle mücadelemiz, bundan sonra da devam edecektir. Moskova'dan kendimize yardım yaptıracağımızı ümit ediyorum. Bolşevikler bu kapitalist ve muzaffer devletlere düşmandırlar. Bizi tutacaklardır.
Hiç şüphe yok Enver ve Talat Paşalar mert,dürüst,namuslu ve idealisttiler.
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Zira Türk milleti,hele Anadolu Türk’ü,kolay kolay bağımsızlığından vazgeçemez.
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Harbiye Nazırı bulunan Müşir Şakir Paşa, Mustafa Kemal Paşa'yı çağırarak kendisine şark vilâyetlerindeki kargaşalığı bertaraf etmesi ve bilhassa o havalide faaliyette bulunan İttihat ve Terakki'cilerin hakkından gelebilmesi için vazife ve memuriyet verileceğini onun Üçüncü Ordu Müfettişi sıfatıyla o tarafa yini tekerrür ettiğini ve bu işi arzu edip etmediğini öğrenme maksadıyla kendilerini Harbiye Nezareti'ne dâvet eylediğını bildirmişti
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Talat paşa orduya çok önem veriyordu.Birçok kez yanındakilere;”Bu ülkede bütün yenilikleri ordu yapmıştır.Türk ordusu,Türk ulusunun ta kendisidir” derdi.
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Samsun kapısı, pontusçuların hikayeleriyle heyecan içinde idi. Bir çok facialar anlatılıyor, Rumların taşkınlığından bahsediliyordu. Bütün Karadeniz kıyılarındaki gayrimüslimler ayaklanmış. Pontus devletini kurmaya kıyam etmişlerdi. Bunlar köyleri kasabaları basan, ırza, namusa saldıran, mal serveti yağma eden bir takım zorbalardı. Bidayette halk şaşırmış, neye uğradığını anlayamamıştı. Asırlarca diz dize, omuz omuza beraber yaşadığı bu adamların bir gün şımarıp ayaklanacaklarını, dünkü efendilerine kafa tutacaklarını kim tahmin
📖 Sayfa 511 · İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
edebilirdi.
Talat Paşa vatanseverdi. Balkan Savaşı’na kadar askerlik yapmamış, fırsatı olmamıştı. Balkan Savaşı’nda orduya gönüllü kaydolunmuş ve er olarak eğitim görmeye başlamıştı. Yeri Edirne’ydi. Çadırlı ordugâhta Mehmetçiklerin içinde yaşamaktan adeta mutlu oluyordu.
📖 Sayfa 175 · İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Yıldız yağması, menfi tesirini yalnız Abdülhamit ve Türk milleti üzerinde göstermekle kalmamış, İmparatorluğun İçinde ve dışında yaşayan insanları derin bir sukutu hayale düşürmüştü, Bu hissi bize, hâlâ dillerde bir şarkı gibi söylenen, idealist bir insan, büyük sanatkâr Tevfik Fikret'in şu mısraları ne güzel anlatmaktadır:
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Yiyin efendiler, yiyin bu han-ı iştiha sizin,
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Bu hakkıdır gazanızın, evet o hak da elde bir! Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin"
Talat Paşa sadeliği, alçakgönüllülüğü severdi, resmi günlerde onun bir redingotla yetindiğini görürlerdi. Bu sadelik Sultan Reşat’ın hoşuna gitmezdi, emrindeki bakanların parlak üniformalar içinde şatafatlı elbiseler giymesini isterdi. Talat Paşa’nın bu haline kızıyordu. Enver Paşa’yla haber gönderip hepsinin böyle selamlığa gelmesini arzu ettiğini kesin bir dille bildirmişti. Talat Paşa yanıt olarak; “Osmanlı Devleti’nin bakanları görünüşe ve gösterişe sarf edecek paraya sahip değillerdir.
📖 Sayfa 176 · İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Bugün o Yahudilerin planları dahilinde kurulmuş olmasa da bir bağımsız Yahudi devleti bulunmaktadır ve Ben-i İsrail ile Arap dünyası arasında devamlı bir savaş durumu vardır. Bundan dolayıdır ki Arap dünyasını elinde tutan Ruslarla İsrail devletini destekleyen Amerika ve İngiliz bloku arasında üçüncü bir dünya savaşının tohumları Ortadoğu'da gömülüdür. Ortaya çıkacak bir savaşta Birleşmiş Milletler üyesi devletlerin dörtte üçü Yahudilere taraftar olacaktır. Diğer taraftan komünist liderler de Arapları, düşman blokun öncülerine karşı sürecektir.
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Türk milleti sonsuza dek yaşayacak,Müslümanlık asla yok olmayacaktır.Allah ulusumuzu ve ülkemizi yok etmesin,kişiler ölür,millet yaşar.İnşallah Türk ulusu sonsuza dek yaşayacaktır. Boğazlıyan Kaymakamı Kemal
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Ermeniler, birçok defalar Çarlık Rusya 'sının öncülüğünü yapmışlar,doğup büyüdükleri Anadolu üzerinde beraber yaşadıkları vatandaşları olan Türklerin yok edilmesine çalışmışlardı. Saf Ermeni halkını bu kötü yola sevk eden, onları ekmeklerini yediği bir ülkeye karşı nankörlüğe yönelten, gerçekte Ermeni Taşnak ve Hıncak komiteleriydi.
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Harpten çok çekiniyor, sulh yolu ile halledilmeyecek bir şey olmadığına kani bulunuyordu. Osmanlı İmparatorluğu'nu teşkil eden anasır içinde sinsi oldukları kağ, kurnaz ve çok becerikli olan Yahudilerden endişe duyuyordu Padişah, Rum'un, Ermeni'nin, Arap veya Arnavut'un kıyamı, dan korkmuyordu. “Bunları,” diyordu, “kuvvetle, silâhla bastırabilirim, fakat Yahudiler daima zengin ve zeki olacaklardır, onlarla mücadele kolay değildir!” Arkadaşım Süvari Yüzbaşısı Zinnun, Selânik'te Alatini Köşkü'nde Abdülhamit'le bir dert ortağı gibi hasbıhal etmiş bilâhare de bütün bunları bana anlatmıştı.
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu

-Genç kuşakları ahlak dışı yönlendirmelerle yozlaştırmalı.
📖 Sayfa 56 · İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
-Aile hayatını yıkmalı.
-İnsanlara yeteneksizler, bilgisizler hükmetmeli.
-Kutsallığa saygıyı yıkmalı, saygıyla anılan kimseler hakkında ahlaksızca olaylar uydurmalı.
-Sınırsız bir lüks, baş döndürücü modalar yaratmalı, çılgınca tüketime alıştırılmalı.
-Kalabalıkların vakitleri, eğlenceler, oyunlarla oyalanmalı, herkes düşünmekten alıkonulmalı.
...
İttihat ve Terakki yöneticileri, Birinci Dünya Savaşı’na uluorta girmemişlerdir. Hiç kimse sonucu bilinmeyen bu macerayı hoş görmemiştir. Rus limanlarının bombardıman edildiği haberini aldığı zaman Sadrazam Prens Sait Halim Paşa hüngür hüngür ağlamış ve;
📖 Sayfa 131 · İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
“Bu kundakçılıktır, bu alçaklıktır. Başımızı ateşe yaktılar, yazık oldu Osmanlı Devleti’ne!” diye bağırmıştı.
Bizim İstiklal Savaşımızın en şerefli, en iftihara değer tarafı halkın hiç bir taraftan emir almadan, kendi inisiyatifiyle aralarında üstünlük veya amirlik gözetmeden, kendiliklerinden teşkilatlanmaları, kardeş gruplarla işbirliği yapmaları, hep birden büyük davaya elbirliğiyle yardımlarıdır. İşte bir milletin savaşı bu demektir. Bunun da kahramanları vardır. Bunlar alelade vatandaşlardır. Ne yakalarında yıldız, ne omuzlarında sırma veya bir takım işaretler vardır. Bunlar yıldızsız, sırmasız, hatta tüfeksiz milli kahramanlardır. Bunları bilmek, öğrenmek, haklarını vermek lazımdır.
📖 Sayfa 545 · İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
“Demek ki İttihat ve Terakki söyledikleri kadar güçlü bir cemiyetmiş,bir gün bizi oturduğumuz yerde de öldürebilir”diyordu
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Saltanat devrinin nasıl bir Çerkez Hasan'ı var idiyse, Meşrutiyetin de bir Yakup Cemil'i olmuştur. İttihat ve Terakki'nin bir numaralı zorbası olan bu eli tabancalı, asi adamın mevcudiyeti, "devlet içinde devlet olan adam" denilmeye yakışır bir durumda idi. Astığı astık, kestiği kestik olan Yakup Cemil'i devrin ne Harbiye Nazırı, ne Dahiliye Nazırı, ne de herhangi bir devlet ricali zapt edebilmiş, herkes bin bir korku ve dehşet içinde titreyerek: "Aman bana çatmasın da, kime musallat olursa olsun!" diye düşünmüş ve kendisinden fevkalade çekinmiştir.
📖 Sayfa 152 · İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Nâzım Paşa odalarından fırlamışlardı. Nâzım Paşa, Enver’i görünce şaşırmış ve “Bu ne cesaret, burada ne arıyorsunuz asi herifler” diye bağırmaya başlamıştı. Enver, paşayı selâmlamış ve “Vatanı satanlara ordu izin vermeyecektir” demişti. İşte tam bu sırada, yanında duran Yakup Cemil kolunu paşanın arkasından çevirip sağ şakağına tabancayı yaklaştırarak onu vurmuş ve yere sermişti. Enver öfkeyle, “Eyvah, ne yaptınız, bu cinayete ne gerek vardı?” diye bağırınca, hâlâ tabancasından duman çıkan Yakup Cemil, Nâzım Paşa’ya bir kurşun daha sıkarak, “Bu herife lâf anlatılır mı?” diye cevap vermişti.
📖 Sayfa 108 · İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Her insan bu vatanın nasıl kurtulduğunu bilmeli ve onun kahramanlarına saygı göstermelidir.
📖 Sayfa 385 · İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Senelerdir tanıdığım Enver Paşa’yı, bu üç önemli kararında yanı başında bulunarak görmüştüm. O şaşılacak derecede birbirinin aynı insandı. O, değişmeyen Enver Paşa’ydı, onun en beğendiğim karakteri idealist olmasıydı. Sık sık Tevfik Fikret’in şu mısrasını tekrar ederdi:
📖 Sayfa 183 · İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
“Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin.”
O kadar yalnız gitti ki, Türk illerinde, en güç koşullar ve en kötü durumlarda da Türk’ün eskiden beri düşmanı olan Ruslara karşı savaşırken bile, Türkiye’den oralara gitmiş yalnız o vardı ve hak bellediği yolda da şehit oldu. Allah rahmet eylesin.
Yıldız yağması, menfi tesirini yalnız Abdülhamit ve Türk milleti üzerinde göstermekle kalmamış, İmparatorluğun içinde ve dışında yaşayan insanları derin bir sukutu hayale düşürmüştü. Bu hissi bize, hala dillerde bir şarkı gibi söylenen, idealist bir insan, büyük sanatkar Tevfik Fikret'in şu mısraları ne güzel anlatmaktadır:
📖 Sayfa 88 · İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Yiyin efendiler, yiyin bu han-ı iştiha sizin,
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Bu hakkıdır gazanızın, evet o hak da elde bir!
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Ordu,siyasetten daima uzak kalmalıdır.
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Düşün ki yüzbaşı, saltanat makamımıza bu iki Yahudi, rüşvet verme cesaretinde bulunmuşlardı. ‘Terk edin burayı, vatan parayla satılmaz’ diye bağırmıştım. İçeri giren saray adamlarına da her ikisini almalarını söylemiştim. İşte bundan sonra Yahudiler bana düşman oldular. Şimdi burada Selanik’te çektiklerim, Yahudilere yurt göstermeyişimin cezasıdır!”
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Enver ve arkadaşları Babıali Baskın' yla yaptıkları girişim sayesinde kötü bir antlaşmayı parçalamışlar,Edirneyi kurtarmışlar,Bulgarlardan öç alarak,hiç olmazsa Birinci Balkan Savaşı devrinin yüzkarasını,iki meydan savaşının lekesini temizlemişlerdi.Fakat tam alınlarının terini sildikleri zaman,ufukta dünya savaşı tehlikesi kendini göstermişti.
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu
Sıkça Sorulan Sorular
İki Devrin Perde Arkası kimin eseridir?
İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Tansu tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1969'da yayımlanmıştır.
İki Devrin Perde Arkası kaç sayfadır?
İki Devrin Perde Arkası, 600 sayfadır (İlgi Kültür Sanat Yayınları baskısı).
İki Devrin Perde Arkası'nın en ünlü sözü nedir?
“Nihayet Niyazi Bey’in Resne Postanesi’ni basarak Yıldız’a, Abdülhamit’in Meşrutiyet’i kabul ve hürriyeti ilân etmesini isteyen bir telgraf çektiği öğrenilmiş, biraz sonra da Enver Bey’in emrindeki kuvvetlerle Niyazi Bey’e katıldığı duyulmuştu. O zaman padişah telgrafla Rumeli Müfettiş-i Umumîsi Hüseyin Hilmi Paşa’dan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin gerçek gücünü sormuş, aldığı yanıt şu olmuştu: “Zat-ı Hazreti Padişahilerine bildireyim ki bu bölgede benden başka herkes, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne dâhildir!””