
İskender Pala'nın 2004'te yayımlanan Bakî adlı eseri, Biyografi türünün önemli örneklerindendir. Türkçe baskısı Kapı Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Bakî'ı bitirenlerin aklında kalan cümleler, aşağıda sayfa numaralarıyla sıralı.
Bakî'dan En Beğenilen Alıntılar
Benim sensin felekte çare-sâzım
Bakî, İskender Pala
Bana sensiz cihanda cân ne lâzım
Benim bu alemde çarem sensin
Bana sensiz dünyada yaşamak gereksiz.
Bâki kaIan bu kubbede bir hoş sadâ imiş.
Bakî, İskender Pala
Bu kubbede ebedî kaIan bir hoş ses imiş.
Bir lebi gonca, yüzü gülzâr dersen işte sen
Bakî, İskender Pala
Hâr-ı gâmda andelib-i zâr dersen işte ben...
Gülşen-i kûyinde me’vâ bulsa bir hûrî-veşün
Bakî, İskender Pala
İhtiyâr eyler mi bâg-ı Huld’ı âdem iy gönül
(300-4)
(Ey gönül! Hûri gibi bir güzelin, mahallesinin gülbahçesinde sığınacak bir yer
bulsa; adam, cennet bahçesini ister mi?)
Say ı servi bülendin yollar üstünde görüp
Bakî, İskender Pala
Hassaten der gönül: ‘ya leyteni küntü türab’
(servi boylu endamının gölgesinin yol üstüne düştüğünü görüp de gönlüm hassaten ‘keşke (üstüne gölgenin düstüğü) toprak olaydım der..)
Yarın dedin bir gün dedin ferdalara saldın beni.
Bakî, İskender Pala
Câhil komaz ki, Âlim kişi rahat ede.
Bakî, İskender Pala
Baş eğmezüz edaniye dünya-yı dun içün
Bakî, İskender Pala
Allah'adur tevekülümüz i'timadumuz
Gece tenha iken yatak o afeti koynuna aldıkça sanırım ki geceyi aydınlatan mehtap bulutun koynuna girer.
Bakî, İskender Pala
Mir'âta bakma bir iki gün eyle tecrübe Sabr eylemek firakına müşkil değil midir.
Bakî, İskender Pala
Bir iki gün aynaya bakma kendini tecrübe et
Ayrılığına dayanmak ne kadar zormuş, anla.
Gül bahçesinde diken yaralarından neler çektiğimi oranın bahçıvanı konumundaki inleyen bülbüle sorun, size sayıp döksün.
Bakî, İskender Pala
N’ola kim nefy-i ebed azm-i bülend oldunsa ey Bâkî
Bakî, İskender Pala
Bilesin ki cihân mülkü değil Süleymân’a bâkî
Şahâ! Azminde isbât-ı tehevvür eyledin ammâ
Buna çarh-ı felek derler, ne sen bâkî ne ben bâkî
Can acısının ne olduğunu, ancak sitemkar bir sevgiliye gönül kaptırıp da onun ayrılık derdiyle hastalanan bilebilir.
Bakî, İskender Pala
İsterse n'ola haste gönül yâre sarılmak
Bakî, İskender Pala
Mecrûh olıcak lâzım olur yâre sarılmak
.Hasta gönlüm sevgiliye sarılmak isterse şaşılır mı?
Çünkü açıldığında sarılması gerekir yaranın.
O leyla gibi olan güzel, ağlayışlar içindeki Baki 'yi çöllere salsa ne çıkar!.. Bilakis, Mecnun 'un gözyaşlarına çölün toprağı susamış değil midir?!..
Bakî, İskender Pala
Vaslım dilersin çün dedin lutf edeyin olsun dedin
Bakî, İskender Pala
Yarın dedin bir gün dedin ferdalara saldın beni
Çünkü kavuşmayı dilersin dedin, sana iyilikte bulunayım dedin. Yarın bir gün diyerek beni oyalayıp kavuşma ümidimi kıyamete bıraktın.
Kurban oIduğum sevgilim şimdi beni eziyet kıIıcıyIa öldürme.
Bakî, İskender Pala
Kurban Bayramı geIdiğinde bayrama kurban edersin..
Ayrılığın ( bedeninde açtığı) dağlama yarasının acısını gönlünden çıkarmak için lale, şimdi gül bahçesinde, gül gibi elinde bir kadeh tutuyor.
Bakî, İskender Pala
Geh ebr-veş giryan edip geh bad-veş püyan edip
Bakî, İskender Pala
Mecnun-i sergerdan edip sahralara saldın beni
Bazen nisan bulutu gibi bazen (hazan) rüzgârı gibi (sağa sola) koşuşturarak aşkından deliye dönmüş Mecnun gibi beni çöllere düşürdün.

Bâki kalan bu kubbede hoş bir sadâ imiş
Bakî, İskender Pala
Şam-i firakin ahiri subhi visaldir
Bakî, İskender Pala
(Bütün ayrılıkların sonu mutlak kavuşmaktir )
Baki Merhum
Aşk derdini başkalarından sormayın.
Bakî, İskender Pala
Aşkı çekmeyen onun ne olduğunu ne bilsin?
Siz onu yine inleyen aşığa sorun ki,
Size hepsini bir bir anlatıversin.
Zülfüm hayalin kıl dedin sevdalara saldın beni.
Bakî, İskender Pala
Hattım hisabin bil dedin gavgalara saldın beni Zülfüm hayalin kil dedin sevdalara saldın beni
Bakî, İskender Pala
(Ey sevgili) bana yüzümdeki ayva tüylerinin hesabını bil dedin, beni türlü türlü kavgalara saldın. Saçlarımı hayal ettin dedin, beni sevdalara daldırdın.
Meyden safâ-yı bâtın-ı humdur garaz hemân
Bakî, İskender Pala
Erbâb-ı zâhir anlayamazlar murâdımız
(Şaraptan kastımız kalbimizin saflığı ve temizliğidir.
Her şeyi, gördükleri dış yüzüyle değerlendirip hüküm verenler, bizim meramımızı asla anlayamazlar.)
Yarın dedin birgün dedin ferdalara saldın beni.
Bakî, İskender Pala
Ey ela gözlü dilber! Naza kaptırmışsın kendini; aşığına acımıyorsun hiç; artık elinden feryat ki feryat!..
Bakî, İskender Pala
Aşkının gamıyla akıttığım gözyaşlarımın sırrını, sevgilinin yüzüne aşık olarak daima her yerde onu arayan bilebilir.
Bakî, İskender Pala
Söylemez küsmiş bana cânâne söylen söylesün
Bakî, İskender Pala
Neyledüm ol yâr-ı âlîşâna söylen söylesün
Nâz-ıla güftâra gelmezse helâk eyler beni
Ol cefâ vü cevri bî-pâyâna söylen söylesün
Derd-i aşkı gayrıdan sorman ne bilsün çekmeyen
Anı yine âşık-ı nâlâna söylen söylesün
Hârı zahmından neler çektüğümi gülzârda
Bâğbân- bülbül-i giryâna söylen söylesün
Baki’yâ dil durmasın güftâra takat kalmadı
Vaktidür ol husrev-i devrâna söylen söylesün
Gül gülse dâim ağlasa bülbül aceb degül
Bakî, İskender Pala
Zîrâ kimine ağla dimişler kimine gül
"Gül daima gülerken bülbül durmayıp ağlasa bunda şaşılaak ne ola ki?!.. Zira (ezelde) kimine "ağla!" demişler, kimine de "gül!"
Bâkî çemende haylî perîşân imiş varak
Bakî, İskender Pala
Benzer ki bir şikâyeti var rûzgârdan
Yusuf gibi izzette sen Yakub veş mihnette ben
Bakî, İskender Pala
Dil sakin-i beytü'l-hazen tenhalara saldın beni
Sen Hz. Yusuf gibisin, (etrafındakiler) sana kıymet veriyor ve ben ise Hz Yakup gibiyim, (senin ayrılığından dolayı) sıkıntılı haldeyim. Hüzün evinin sakini olan gönlümü ve beni, bir başıma tenhalarda yalnız bıraktın.
Nedür bu handeler bu işveler bu nâz u istiğnâ
Bakî, İskender Pala
Nedür bu cilveler bu şîveler bu kâmet-i bâlâ
Nedür bu pîç pîç ü çîn çîn ü hâm-be-hâm kâkül
Nedür bu turralar bu halka halka zülf-i müşg-âsâ
Nedür bu ârız u hadd ü nedür bu çeşm ü ebrûlar
Nedür bu hâl-i Hindûlar nedür bu habbetü's-sevdâ
Miyânun rişte-i cân mı gümiş âyine mi sînen
Binâgûşunla mengûşun gül ile jâledür gûyâ
Vefâ ummaz cefâdan yüz çevürmez Bâki âşıkdur
Niyâz itmek ana cânâ yaraşur sana istiğnâ
N’ola kim nefy-i ebed azm-i bülend olunsa ey Bâkî
Bakî, İskender Pala
Bilesin ki cihân mülkü değil Süleymân’a bâkî
Şâhâ! azminde isbât-ı tehevvür ettin ammâ
Buna fânî dünyâ dirler, ne sen bâkî ne ben bâkî
Baki sıfat verdin elem ettin gözüm yaşını yem
Bakî, İskender Pala
Kıldın garik-i bahr-i gam deryalara saldın beni
Bana, baki (ebedi anlamına gelen) bir isim verdin. Gözümün yaşını adeta bir yem gibi kullanarak beni gam denizinde boğmak için deryalara attın.
Şâm-ı firâkın âhiri subh-i visâldir.
Bakî, İskender Pala
Ayrılık akşamının sonu kavuşma sabahıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Bakî kimin eseridir?
Bakî, İskender Pala tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2004'te yayımlanmıştır.
Bakî kaç sayfadır?
Bakî, 80 sayfadır (Kapı Yayınları baskısı).
Bakî'ın en ünlü sözü nedir?
“Benim sensin felekte çare-sâzım Bana sensiz cihanda cân ne lâzım Benim bu alemde çarem sensin Bana sensiz dünyada yaşamak gereksiz.”