
Halil Cibran'ın Musiki adlı eseri, Felsefe-Düşünce türünün önemli örneklerindendir. Türkçe baskısı Kafekültür Yayıncılık tarafından yayımlanmıştır. Bu derlemede yer alan sözler, kitabı okuyanların ortak beğenisini yansıtıyor.
Musiki'den En Beğenilen Alıntılar
Sabayı dinlediğimizde, kederli kalplerimiz, göğüs kafesimizin içinde dans etmek için uyanır. Çünkü Saba, insana acılarını unutturan neşeli bir ezgidir. O vakit şarap ister canı, tuhaf bir keyifle içer ve sanki bu neşenin şarabının, ezgiyle rekabet etmeye çalıştığını biliyormuş gibi, kadehini bir kez daha doldurur.
Musiki, Halil Cibran
İnsan hayattaki eşini seçer ve ruhları evlilik bağıyla birleşir, böylece yaradılıştan beri bilgelik tarafından kalplerine yazılı olan gerçekleşir.
Musiki, Halil Cibran
Musiki tanrıların cennetinde bir huriydi, Âdem’in soyundan gelen birine bağlanıp ona kavuşmak için göklerden indi. Bunu öğrendiklerinde öfkelenen Tanrılar, korkunç bir rüzgâra onun peşine düşmesini emrettiler. Rüzgâr da havada dağıtıp şu ölümlü dünyanın dört bir bucağına serpti parçalarını. Ruhu ise hiç ölmedi, insanoğlunun kulağında hep yaşadı.
Musiki, Halil Cibran
Nihavent, aşıkların ayrılmasını ve memleket hasretini ete kemiğe büründürür adeta. Her şeyden üstün tutulurken çekip giden birinin son bakışını tasvir eder.
Musiki, Halil Cibran
Öyle görünüyordu ki sen Âdem’in Hava’nın dudaklarına kondurduğu o ilk öpücüğün tekrarıydın, nesilden nesle devredip yeniden hayat bulan ama aynı zamanda her şeyi sarmalayıp canlandıran başka öpücükler yollamaktan vazgeçmeyen bir yankıydın.
Musiki, Halil Cibran
“Ah” küçücük bir kelime, ama çok şey söylüyor.
Musiki, Halil Cibran
Musiki gerçekten ruhların dilidir ve ezgiler kalbin kirişlerini titreten tatlı esintilerdir.
Musiki, Halil Cibran
Duyguların kapısını çalıp hafızayı uyandıran o usta parmaklardır musiki. O vakit hafıza,
geçmişinin, gecelerin kefenlediği o güçlü olaylarını mezarlarından çıkarıverir.
Nihavent, âşıkların ayrılmasını ve memleket hasretini ete kemiğe büründürür adeta. Her şeyden üstün tutulurken çekip giden birinin son bakışını tasvir eder. Arzuyla yanan bir göğsün, duyduğu keskin acıdan inlemesini anlatır
Musiki, Halil Cibran
"Kâlp yoluyla ve duyguların ürpermesiyle arınmıştır bu dualar."
Musiki, Halil Cibran
Musikisiz mutluluk, dili kesilmiş bir genç kıza benzer. Musiki dünya üzerindeki tüm milletlerin dilidir.
Musiki, Halil Cibran
Çoban için, kavalı, sonsuza dek kalbinde yaşayan değerli bir dost, aynı zamanda birlikte demleneceği nazik bir arkadaş gibidir. Kaval, vadilerin korkunç sessizliğini içinde insan yaşayan bahçelere dönüştürür, ıssızlıklarını heyecan verici ezgilerle yener ve havayı incelik ve tatlı bir sihirle doldurur.
Musiki, Halil Cibran
"Musiki dünya üzerindeki tüm milletlerin dilidir."
Musiki, Halil Cibran
Bu “ah” küçücük bir kelime, ama çok şey söylüyor.
Musiki, Halil Cibran
Musiki, son nefesten olma, ruhu soluktan, aklı kalpten ibaret bir bedendir.
Musiki, Halil Cibran
Gözyaşları kimi zaman sözcüklerin yerini alır..
Musiki, Halil Cibran
Saba, gurur ve neşeden titreyen kır çiçeklerine şöyle bir dokunup geçen doğu rüzgârının esintileri gibidir.
Musiki, Halil Cibran
“Ruhumun sevdiği varlığın yamacına oturdum ve sözlerine kulak verdim. Öyle, dikkatle, tek kelime bile etmeden dinlerken, sevdiceğimin sesinde, kalbimi titreten ve ruhumu tensel kılıfından çıkaran bir güç hissettim. O vakit ruhum, bedenin daracık hücresinden çıkıp, ne sınır ne ölçü tanıyan bir boşlukta, evreni bir rüya gibi seyre dalarak yol almaya başladı.
Musiki, Halil Cibran
Ben, kulaklarımı başka her türlü sözden uzak tutan sözlerinin anlamını yitirirken, bir garip büyü sevdiğimin sesine karışıp duygularımı alt üst etti.
Bu musikiydi, dostlarım”
“Ezgilerin yumuşaklığı yüce bir sonsuzluğun var olduğuna dair inancımı güçlendiriyor. “
Musiki, Halil Cibran
Sıkça Sorulan Sorular
Musiki kimin eseridir?
Musiki, Halil Cibran tarafından yazılmıştır.
Musiki kaç sayfadır?
Musiki, 60 sayfadır (Kafekültür Yayıncılık baskısı).
Musiki'nin en ünlü sözü nedir?
“Sabayı dinlediğimizde, kederli kalplerimiz, göğüs kafesimizin içinde dans etmek için uyanır. Çünkü Saba, insana acılarını unutturan neşeli bir ezgidir. O vakit şarap ister canı, tuhaf bir keyifle içer ve sanki bu neşenin şarabının, ezgiyle rekabet etmeye çalıştığını biliyormuş gibi, kadehini bir kez daha doldurur.”