
Gün Doğuyor, Peyami Safa'nın 1938 tarihli Edebiyat alanında öne çıkan eseridir. Eserin en çok paylaşılan satırları, beğeni sırasına göre burada listelendi.
Gün Doğuyor'dan En Beğenilen Alıntılar
Rüstem bey, Rüstem bey. Bu millet ölmemiştir.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Onun son nefesi bile bir fırtınadır, senin elindeki endam aynasını da, seni de alır, uçurur.
Utandım da sana yalan söyledim. Sonra yalanımdan daha çok utandım.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
...sen daima benim ruhumun, vicdanımın enisisin.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Kendinizi üzmeyiniz, oldu oldu, olmadı olmadı.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Sonra hayat ayırdı bizi...
Gün Doğuyor, Peyami Safa
...gözleri yerine sanki bütün vücudu ağlardı.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Harpte insanın sevdiği renkler bile değişiyor.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Anadoluya gidiyorum. Bu kokmuş İstanbulda bir saat daha kalamam...
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Yere yapışan göğsümün içinde kalbimin
📖 Sayfa 73 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
toprağı dağıtacak gibi çarptığını duydum. Harbin dehşetine karşı bir tek ilâç harekettir. Böyle cenaze gibi uzanmış bir cesedin içinde beklemek, beklemek... Ne zor şey!
Kaçıyor değil mi? ;
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Vatana sövüyor değil mi? ;
Kuvvetliyi görünce yaltaklanıyor değil mi? .
Çünkü buna "Allah'ın kim?" diye sor; inkıraz devrinin tabiriyle: "Nefsi nefisim" diyecektir.
Avrupa'nın "" dediği budur, işte.
Utandım da sana yalan söyledim. Sonra yalanımdan daha çok utandım. Uykum kaçtı.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Bilmem kader bizi bir daha görüştürür mü ?
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Anadolu'ya gidiyorum. Bu kokmuş
Gün Doğuyor, Peyami Safa
İstanbul'da bir saat daha kalamam çünkü...
Kazara yaşıyoruz, değil mi?
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Öğrendim ki yaşamanın yaşamaktan başka bir hikmeti yoktur. Var derlerse inanmayınız.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Kadın her dalında başka bir meyve sarkan, nev’i şahsına münhasır bir ağaçtır.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Ne oldu ne bitti, benim bir şeyden haberim yoktu ki...
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Onun olduğu yerde ben yokum; benim olduğum yerde o yok.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Bizim vazifemiz manilere mani olmak...
Gün Doğuyor, Peyami Safa

Yeni Türkiye, benim kafamda, (O) nun Samsuna ayak bastığı tarihten başlar.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Ayın kaçı olduğunu hiç merak etmiyorum.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Sekizi veya on beşi olmuş, ne çıkar? Pazar veya Salı, bana ne? Hangi senede olduğumuzu bile düşünmüyorum.
Harpte bizi eski şahsiyetimize bağliyan bir adımız kalmıştır.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Onun şu kapıdan şimdi girdiğini görsem, yarın ölmeğe razıyım.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Dışarıdan «Ordumuz etti yemin» nevinden eski millî bir şarkı çalarak bir klarinet ve arkasından «Yaşasın ordu, yaşasın millet» diye bağıran bir kalabalık geçer.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Yüreğinizi kalesiz şehirler gibi hadisatın ve şuunun taarruzlarına açık bulundurmayınız.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Vatan insanın rahat nefes aldığı yerdir, beyim.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Biraz sonra buradan fırlayarak yıldırım gibi gitmeye mecburum.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Bahse girerim ki, harpte insanın sevdiği renkler bile değişiyor.
📖 Sayfa 50 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
Güneşe doğru yürüyebilir misiniz ?
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Bahse girerim ki harpte insanın sevdiği renkler bile değişiyor.
📖 Sayfa 50 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
MURAT — (Yarım dönerek) Öyle ise böyle konuşma, Ferruh.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
FERRUH — Bana adımı söyleme.
MURAT — (Tam dönerek) Niçin?
Akşam ezanı okunur, ortalıktan el ayak çekilir, köpekler havlamağa başlar, gün kararır, kafes deliklerinden içeriye küflenmiş bir mavi hava dolar. İşimi elimden bırakırım, gözlerim dalar.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Ben hep o gelecekmiş gibi, eşikte hep onun hayalini görerek yaşıyorum.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Bu sefer de ben yine karargâhla burası arasında muhabereyi çıplak tellerle temin ettim. Nasıl olur mu diyeceksiniz ? Keçi boynuzu yok mu, keçi boynuzu?... Hani şu çocukluğumuzda yediğimiz keçi boynuzu değil ha... Basbayağı keçinin boynuzu. İşte onları ormandaki ağaçlara mıhladım, çektiğim teller için mücerrit yerinde kullandım.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Anadoluya gidiyorum. Bu kokmuş İstanbulda bir saat daha kalamam, çünki...
📖 Sayfa 33 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
İnşallah. Muradım gelsin de ben her türlü sıkıntıya razıyım.
📖 Sayfa 84 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
O canlı gölgeler diyarı, şimdi bu ağaçlardan mürekkep, muattar, müzehher, müzehhep, mülevven, müşekkel, mücessem, münevver bir orman halinde.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Kendim de gitmek üzere iken yakalandım.
Gün Doğuyor, Peyami Safa

MURAT — Kafamızı çevirince bir de ne bakalım: Küçücük bir keçi... Bir keçi. Keçi yavrusuI Peşine düşmeğe karar verdik. Nereye giderse gidecektik. Hayvan çıngrağını öttüre öttüre, fundalıklar arasından ilerleyor, biz de onu adım adım takip ediyorduk. Gide gide bir mandıraya vardık. İhtiyar bir kadın bize ayran, yoğurtlu çorba ikram etti. Artık kurtulmuştuk. Çünkü mandıranın bulunduğu mıntıka, millî kuvvetlerin idaresi altında idi.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
FERRUH — Bu keçi, memlekete Ali Riza paşa kabinesinden daha fazla hizmet etmiş.
Hiç ağlamazdı o; fakat sıkılınca bütün vücudu terlerdi; gözleri yerine sanki bütün vücudu ağlardı.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
HALİME — Evlâdım, yaran ağır mı? Başın da ne var ?
📖 Sayfa 88 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
MURAT — Başımda sancılardan bir taç var. Hayatımın en güzel ağrılarını başımda taşıyorum. Keşke bu ağrılar hiç dinmese...
Asker karısı ve asker anası olmak zordur, yavrum. Onlar muharebede iki defa, üç defa yaralanırlar, bir defa ölürler. Asker karısı ve asker anası, onları düşünerek her gün yaralanır, her gün ölüp ölüp dirilir.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
İnsan harbe girdiği zaman yanlız elbise değiştirdiğini zannediyor. Halbuki... Bu kaputun kendine göre bir gayesi, verilmiş kararları, teşekkül etmiş bir iradesi, kendine göre bir şahsiyeti var. Senin ruhunun mesamelerinden geçerek içine doluyor.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Ben viskisini, şarabını, rakısını rahat içmek istiyen bir herifim. Beni ölünceye kadar idare edecek beş on kuruşum var. Nerede keyfim kaçmazsa orası vatanımdır; alnımın terini rahatça silen mendilim, bayrağımdır.
📖 Sayfa 81 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
Halime— Asker karısı ve asker anası olmak zordur yavrum . Onlar muharebede iki defa , üç defa yaralanırlar , bir defa ölürler.Asker karısı ve asker anası, onları düşünerek her gün yaralanır , her gün ölüp ölüp dirilir.
📖 Sayfa 10 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
Evlilik hayatımın yarıdan fazlası yalnız geçti.
📖 Sayfa 9 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
Bugün ayın kaçı ?
📖 Sayfa 43 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
SALÂHATTİN — Farkında değilim.
FERRUH — ... Bugün ayın kaçı yahu ?
M U R A T — ... Ben de farkında değilim. Ayın kaçı olduğunu hiç merak etmiyorum. Sekizi veya on beşi olmuş, ne çıkar? Pazar veya salı, bana ne ? Hangi senede olduğumuzu bile düşünmüyorum.
Asker karısı ve asker anası olmak zordur, yavrum. Onlar muharebede İki defa, üç defa yaralanırlar, bir defa ölürler. Asker karısı ve asker anası, onları düşünerek her gün yaralanır, her gün ölüp ölüp dirilir.
📖 Sayfa 10 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
Biliyorsun kİ her ne vesile ile olursa olsun sözümün kesilmesi beni kudurtur.
📖 Sayfa 34 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
Asker karısı ve asker anası olmak zordur yavrum. Onlar muharebede İki defa, üç defa yaralanırlar, bir defa ölürler. Asker karısı ve asker anası, onları düşünerek her gün yaralanır, her gün ölüp ölüp dirilir.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
RÜSTEM — ... Bana vatan neresidir diye
📖 Sayfa 79 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
sorar mısınız ? Sorsanıza.., rica ederim sorunuz
FERRUH — Neresidir?
R Ü S T E M — Vatan insanın rahat nefes aldığı yerdir, beyim. Şöyle derin derin... Oh...
Gün doğuyor, hepimize gün doğuyor, büyük bir yarına gün doğuyor.
📖 Sayfa 96 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
Asker karısı ve asker anası olmak zordur, yavrum. Onlar muharebede İki defa, üç defa yaralanırlar, bir defa ölürler. Asker karısı ve asker anası, onları düşünerek her gün yaralanır, her gün ölüp ölüp dirilir.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
«Gitsene Anadoluya, gitsene, ne duruyorsun?» Ağlar gibi sordu: «Nasıl gideyim?» Bu sefer de ben durdum : «Nasıl mı?» dedim. «Basbayağı...
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Şimdi bu yolda nasıl gidiyorsan... İki ayaktan başka hiç bir şey lâzım değil.»
HALİME — Nasıl ağlamayım, evlâdım. Baban gitti, gelmedi; ağabeyin gitti, gelmedi. Asker karısı ve asker anası, olarak, ömrümde birinci defadır ki iki şeye de ve ikisine birden kavuşuyorum : Hem zafere, hem evlâdıma.
📖 Sayfa 88 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
En çok bana ait olduğunu zannettiğim şey , benim benliğimdir. Benim içimde her şey , bütün itiyatlarım , bütün isteklerim ve korkularım , her şey , bütün huyum değişebilir; fakat ben , ben kalırım , değil mi?
📖 Sayfa 49 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
...karanlığı söken öyle bir aydınlık fışkırır ki..
Gün Doğuyor, Peyami Safa

Harp meydanında bir çiçeğin ne olduğunu bilirsin insanı hemen ordan alır , sulh zamanında , evinin cumbasında , annenin her gün suladığı fesleğen, karanfil saksılarının başına götürür.Patlıyan topları duymazsın . Kulağında evinin sesleri vardır .
📖 Sayfa 65 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
HALİME — Yine seninle başbaşa kaldık, kızım. Ah, şimdi Muratçığım bir geliverse...
📖 Sayfa 83 · Gün Doğuyor, Peyami Safa
SEYHAN — Onun şu kapıdan şimdi girdiğini
görsem, yarın ölmeğe razıyım
Harp meydanında bir çiçeğin ne olduğunu bilirsin. İnsanı hemen oradan alır, sulh zamanında, evinin cumbasında, annenin her gün suladığı fesliğen, karanfil saksılarının başına götürür. Patlıyan topları duymazsın. Kulağında evinin sesleri vardır.
Gün Doğuyor, Peyami Safa
Sıkça Sorulan Sorular
Gün Doğuyor kimin eseridir?
Gün Doğuyor, Peyami Safa tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1938'de yayımlanmıştır.
Gün Doğuyor kaç sayfadır?
Gün Doğuyor, 96 sayfadır (Cumhuriyet Halk Partisi Gösterit Yayını baskısı).
Gün Doğuyor'un en ünlü sözü nedir?
“Rüstem bey, Rüstem bey. Bu millet ölmemiştir. Onun son nefesi bile bir fırtınadır, senin elindeki endam aynasını da, seni de alır, uçurur.”