CANLI

Uluğ Bey: Tarih Üzerine Gleb Golubev'in Özlü Sözler

Uluğ Bey - Gleb Golubev kitap alıntıları ve sözleri

Uluğ Bey, Gleb Golubev'in Biyografi alanında öne çıkan eseridir. Okur oylarıyla sıralanan bu sözler, Uluğ Bey'den özenle derlendi.

Yazar:Gleb Golubev
Çevirmen:Abdrasul İsakov
Yayınevi:Türk Tarih Kurumu Yayınları
Sayfa Sayısı:150
Dil:Türkçe
ISBN:9789751623959
Okuma Süresi:4 sa. 15 dk.
Türler:Biyografi, Tarih, Edebiyat

Uluğ Bey'den En Beğenilen Alıntılar

Şahruh, Herat'a hükümdar olarak geldikten sonra çok sayıda bina kurarak şehrin imaret işlerine katkıda bulundu. Onun emriyle saraylar ve daha çok mescitle medreseler kuruldu.

📖 Sayfa 31 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

el-Harezmi "usturlap" dediğimiz gökcisimlerinin yüksekliğini tayin etmede kullanılan gözlem aracını geliştirdi. O zamanlar durmadan ilerlemekte olan zamanı gözlemleme için çok mühim olan Güneş Saatleriyle Alakalı Bir Nazariye adında ilginç bir eser yazdı.

📖 Sayfa 80 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Halil, "Üzerime gelmeselerdi hiçbir zaman elime silah alıp kan dökmeyecektim"; Şahruh ise "Oğlumun hazinesini talan etmeselerdi ve üzerime saldırmasalardı din kardeşlerime karşı gelmeyecektim" diyordu. Bu görüşmelerden sonra kısa süreli barış sağlanmış oldu; fakat bu sükünet uzun sürmedi. Çok geçmeden de-desinin kendisine bıraktığı tahtına çıkamadan Pir Muhammed bir katil fedai tarafından öldürüldü. Şahruh fırsattan yararlanarak Belh'i hakimiyeti altına aldı.

📖 Sayfa 32 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Gökyüzünde bir boğa boynunu kaşımakta
Diğeri boynuzuyla dünyayı taşımakta
Allahım kara yerle gökyüzü arasında
Sayıları belirsiz eşekler yaşamakta

*Ömer Hayyam

📖 Sayfa 115 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Saray şairi Sekkaki tumturaklı bir kaside okudu. Kaside bir hayli uzundu ve sonunu da beklenmedik şekilde kendisini överek bitiriyordu: "Dünyaya benim gibi bir şairin ve senin gibi bir alim hükümdarın gelmesi için, dünyanın daha çok dönmesi gerek."

📖 Sayfa 53 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Uluğ Bey yıldızları sayarken, Hoca Ahrar para sayıyordu.

📖 Sayfa 113 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

"Asırlardır her yanda yükseldi saraylar hanlar,
Ama göçüp gitti buradan nice beyler, sultanlar...
Harabeler arasında baykuş ötüyor şimdi
Gidenleri soruyor, matemler tutuyor şimdi"

Ömer Hayyam

📖 Sayfa 27 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Şahruh sadece dindar değil; okumayı da seven biriydi. Onun kütüphanesinde birçok nadir elyazmaları toplanmıştı. Kütüphanede uzman hattatlar, ressamlar bulunuyor ve kitaplar hazırlıyorlardı. Uluğ Bey için açılan bu yeni dünyada ona okumayı seven küçük kardeşi Baysungur rehber oluyordu.

📖 Sayfa 31 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Kadızâde yıldızların kaderleri üzerinde düşünür dururdu. Bundan dolayı başka bilim adamları onun hakkında konuşurken ona "Eflatun-ı Zaman", yani "Zamanının Eflatun"u derlerdi.

📖 Sayfa 82 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Kadızâde Rumi için sadece Timur'un akrabalarının ve Seyyidlerinin defnedildiği Şah-ı Zinde mezarığında yer hazırlandı. Seyyidler buna çok itiraz ettiler, ama Uluğ Bey bunda kararıydı. Uluğ Bey, hocasımın mezarına günümüze kadar ulaşan muhteşem bir türbe de yaptırdı.

📖 Sayfa 86 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

"Hocam, yolculuğunda senin ile beraber olmaya izin ver. Yolunuz, uzun ve tehli kelidir. Siz ise yaşlandımız." dedi yanında bulunan Ali Kuşçu.

Uluğ Bey, omuzlarını silkti ve eski bir sözle cevap verdi: "Eğer gökyü zü yay, kaderimiz, oksa, okçu Allah'ın kendisidir. Ondan nereye kaçabilirsin?"

📖 Sayfa 124 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

“Elbette, yıldızlar bilineni gizlemezler.”

Uluğ Bey, Gleb Golubev

"Zenginliği görmek istiyorsan Hindistan'a; huzur arıyorsan Mekke'ye git Bu ikisini de görmek istemiyorsan Semerkand'da kal."

Molla Câmî

📖 Sayfa 130 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

"Kendi evinde bile huzur bulamıyordu."

📖 Sayfa 98 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Bir akşam Uluğ Bey her zaman yaptığı gibi kuleye çıkmadı; tersine hücrelerin birine kapandı. Önüne topladıkları malzemeleri ve boş kağıt ile kalemini aldı. "Timur gölgedir." yazısını hatırladı. Hayır, Uluğ Bey hakkında böyle demeyecekler! Kalemi eline aldı ve büyük harflerle beyaz kağıda yazmaya başladı: "Hurafeler, sis gibi duman gibi yayılmaktadır. Kağanlıklar yıkılıyor, fakat bilim adamlarının eserleri ebedi kalacaktır."

📖 Sayfa 100 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

O da diğer kardeşleri gibi, din alimlerinin "İslam'ın beş şartı" dediği: Titizlikle sürekli kelime-i şehadeti, beş vakit namaz kılmasını, unutmadan zekatını vermesini, oruç tutmasını ve hacca gitmesini öğrenmişti. Bu, Hz. Adem'in cennet bahçelerine giden doğru yoldu. Bir Müslüman için bundan başka ne lazım olabilir ki?

📖 Sayfa 10 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Clavijo, kendini içki içmeyen biri olarak tanıtı. Çok ısrar etmelerine rağmen gün boyunca hiç içki içmedi. O her şeyi görmek, hatırlamak ve kralına bildirmek için gayret ediyordu. Bundan dolayı onun günlüğü tarihçiler için değerli bir kaynakur

📖 Sayfa 19 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Sahipkıran kaderle barışmak istemiyordu. Kader, onun en sevdiği oğlu Cihangir'i aldı. Timur da inadına üç torununa onun ismini verdi; fakat onlar daha küçüktüler ve dedelerine de benzemiyorlardı. Timur, Cihangir'in oğlu Muhammed Sultan'a umudunu bağlamıştı; ama ecel onu da yanında bırakmadı. Timur, çok inatçıydı. Epeyce düşündükten sonra kaderle gene oynamaya karar verdi. Dünyayı zapt eden kişinin nesli asırlar boyunca devam etmeliydi: Timur varisi olarak Cihangir'in ikinci oğlu Pir Muhammed'i seçti. Kararını da hemen açıkladı. Yeni varisin adını Cuma hutbelerinde anmaya başlandı.

📖 Sayfa 22 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

O, hayatının gözden damlamakta olan gözyaşı gibi ince, sağlam olmayan ipte asılı olduğunu hissetti. Timur'un torunuysan ne olmuş ki? Onun bedeni de başka herhangi birinin bedeni gibi hançer saplanacak kadar zayıftı.

📖 Sayfa 72 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

“Unutma, zalim gözler her an sana pusu kuruyor.”

Uluğ Bey, Gleb Golubev

Zaman geçiyordu ve yıldızlar ilminin tarihini inceleyen Uluğ Bey, kendisi de konuyla ilgili kitap yazmaya başladı. Kitabım konusu: Uluğ Beyin Gözüyle Ünlü Çin, Suriye, Yunan, Arap, Fars ve Harezm Muneccimleri idi. Eserin adı Uluğ Bey'in konuya ne kadar hakim olduğunu söylemeye yeterlidir. Kitap bize kadar ulaşmadı ve herhalde tamamlanmamış da olsa gerek.

📖 Sayfa 83 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Büyük bilim adamının hayatını inceleyen akademik V. V. Barthold, bu mücadelenin özünü şöyle anlatıyor: "15. yüzyıl Orta Asya'sında iki dünya görüşü çekişme halindeydi. Birinin başında Semerkand'ı kırk yıl yönetmiş Timur'un torunu Uluğ Bey bulunuyordu. Diğerinin başında onun genç çağdaşı Nakşibendi tarikatının şeyhi Hoca Ahrar vardı ki o, Uluğ Bey'in ölümünden iki yıl geçtikten sonra dini otoritesiyle Timur soyundan gelen hükümdarları kullanarak kırk yıl ülkeyi idare etmiştir

📖 Sayfa 112 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Timur'un torunu olan Uluğ Bey; avlanmayı, şiiri, müziği, neşeli eğlenceleri çok severdi; fakat o, büyük bilim adamı oldu ve katilin kılıcı onun kafasını kesene kadar yıldızların gizli kaderleri hakkında düşündü.Kılıç o kadar keskinmiş ki beş asır geçmesine rağmen, şimdi bile onun kemiğinde izleri görülmektedir.

Uluğ Bey, Gleb Golubev

Birkaç gün sonra Uluğ Bey, Herat'ta babasının yanındaydı. Şahruh oğlunu soğuk kabul etti. O her şeyden önce sükûneti, mollalar, Seyyidler ve dervişler ile dini konularda sohbet etmeyi severdi. Bütün gün mescitte ibadet eder ve askeri işler onu ilgilendirmezdi; fakat şimdi şeref meselesiydi. Timur'un dediklerine uymayan Halil, Semerkand'da tahttaydı. Halil, tahtı kimseye bırakmak istemiyordu.

📖 Sayfa 30 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Astronomi en eski bi limlerdendi. Arkeologlar ilkel insanların yaşadıkları mağaralardan Büyü kayı yıldızını anımsatan resimler bulmuşlardı. Astroloji, ihtiyaçtan dolayı ortaya çıkmıştır. Tohumları zamanında atabilmek için uygun zamanın gelmesini önceden hesaplamaları gerekiyordu. Balıkçılar denizde, avcılar ıssız bozkırlarda yolunu güneşe ve yıldızlara bakarak buluyorlardı. Eski Mısırlılar yılın bereketli geçmesini sağlayan Nil'in taşmasını, Siriyus'a bakarak öğreniyorlardı. Onlar bu yıldıza Sotis de diyorlardı.

📖 Sayfa 78 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Dönemin alaycılarından biri "Eğer ben Sekkaki gibi bir şair olsam, camiyle ilgili şöyle şiir yazardım ve caminin girişine asardım."

Duydum ki helal olmayan paralarla bir cami yaptırmışsın
Vicdan azabı çekmiyorsan yazıklar olsun sana
Sefahat yoluyla yetimlerin karnını doyuran kadın gibi,
Hem iyilik yapmışsın yazık hem de zina

📖 Sayfa 62 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

hanların devlet işlerine karışmasını önlemek için onlara şerefli esir muamelesi yapıyor ve kimseyle görüşemeyeceği kapalı bir yerde tutuyordu. Onların tutulduğu saraya "Han duvarı" deniliyordu. Güzel olmasına karşılık duvarları da sağlamdı.

📖 Sayfa 46 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Hz. Ali Radiyallahu anh dedi ki: "İnsanlar bir yolcudur. Insanların seferi analarının karınlarında başlar. Onların mekân ve maksatlan bu dünyadakı hayatlandır. Onların hayatı yola benzer. Geçirilen her sene kalınabilecek bir kervansaray, her ay bir fersah, her gün sanki bir yol işareti, her nefes de o yoldaki adımdır. Adımlar seni ölüme yaklaştırır. İnsanın bu vaziyeti, gemi içerisinde seyreden ve nereden nereye gittiğini tam olarak bilmeyen gariban yolcunun hali gibidir."

📖 Sayfa 16 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

"Ben, torumum Pir Muhammed Cihangir'in yerime geçecek halefim olmasanı talep ediyorum. O, tahta Semerkand'da tutmak, askeri ve sosyal meselelere benim gibi özen göstermeli. Siz ise ona itaat etmeli ve onun hakimiyetini güçlendirmek için ömrünüzü bile feda ederek ona hizmet etmelisiniz ki dünyada karışılık olmasın ve benim bunca yıllık emeğim boşa gitmesin."

📖 Sayfa 26 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Sonunda özgürdü! On sekiz yaşına gelmişti ve tek başına Semerkand'ı yönetecekti

📖 Sayfa 37 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Hakimiyet Şahruh'un elindeydi; fakat o Semerkand'da kalmak istemedi. Bütün ömrünü ibadet ederek geçirdiği Herat, onu bekliyordu. Semerkand'a oğlu Uluğ Bey'i hükümdar olarak bırakarak kışın kendisi Herat'a döndü. Uluğ Bey sözde hükümdar olarak işe başladı.

📖 Sayfa 33 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Uluğ Bey kendi bildiği gibi yaşamak istiyordu. Onun çevresinde ise hükümdarlarının şeriat kurallarıyla yaşamasını isteyen ve buna engel olacak her şeyi etkisiz hale getirecek kimseler yaşıyordu.

📖 Sayfa 48 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

17. yüzyıl Avrupası'nda Yıldızlar Kitabı'ndan bilim adamları hayranlıkla bahsediyordu. Bu eseri tercüme ederek Paris'te ve Londra'da yayımladılar. Sadece İngiltere'de kitap on beş yılda üç defa tekrar yayımlandı. Ünlü bilim adamı Laplas, tablolarla tanıştıktan sonra Uluğ Bey için "Büyük Gözlemci" demiştir.

📖 Sayfa 133 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Aşağılama çok ileri gitmişti; ama Uluğ Bey sabretti. O, gücün şimdi babasının tarafinda olduğunu biliyordu. Ondan ikiyüzlülüğü öğrendi. "Bükeme diğin bileği öp" atasözünü de hatırladı.

📖 Sayfa 74 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Her yerde ordunun arkasından küçük Muhammed Taragay da göç ediyordu. Tüm torunları arasından Timur nedense bu zayıf, nazik çocuğa bağlanmıştı. Saraydakiler, emirin bu bağlılığını fark ederek ona "Muhammed Uluğ Bey, Uluğ Bey" demeye başladılar. Zamanla bu lakap öylesine yerleşti ki çocuğun öz adını tamamen unuttular. Böylece Muhammed Taragay, Uluğ Bey olarak tarihe geçti.

📖 Sayfa 2 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

"Sonsuza dek unut zulmü, zalimlik vakti değil"

📖 Sayfa 57 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Timur, "Once tedbirini al, sonra Allah'a tevekkül et." atasözü gereği yürümeye alışmıştı. O doğrudan kaleye saldırmayarak sanki kaçıyormuş gibi askerlerini doğuya doğru çekti. Bayezid, Timur'un kaçtığını düşünerek onu kovalamaya başladı. Timur'un askerleri ise diğer yoldan tekrar dönerek Ankara Kalesi'ni zapt ettiler. Geri dönen Bayezid, Timur'la ıssız kırlarda savaşmak zorunda kaldı. Savaş Osmanlı ordusunun hezimeti ile sonuçlandı. Binlerce kişi esir alındı. Sultan Bayezid de esir edildi.

📖 Sayfa 15 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Uluğ Bey'in çalışmaları da Çin astronomları için birçok yeni bilgiler sunmuştur.

📖 Sayfa 133 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

"Zenginliği görmek istiyorsan Hindistan'a; huzur arıyorsan Mekke'ye git
Bu ikisini de görmek istemiyorsan Semerkand'da kal."

📖 Sayfa 130 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Uluğ Bey'in rasathanesinin ve orada yapılan çalışmaların değerini çağdaşları yeterince anlamamıştır.

📖 Sayfa 114 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Genelde bina girişine Kur'an'dan ayetler, Allah'ın yüceliğini öven yazılar yazılırdı. Uluğ Bey ise "Ilim tahsil etmek her müslümana farzdır." hadisini yazdırmıştı.

📖 Sayfa 51 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

1403 yılında Timur'un çok sevdiği ve varisi yapmayı düşündüğü torunu Muhammed Sultan aniden hastalanarak vefat etti

📖 Sayfa 15 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Yıl 365 gün 6 saat 9 dakika ve 10 saniyedir. Uluğ Bey daha 15. yüzyılda elinde bulunan basit cihazlarla ancak 58 saniyelik yanılmayla bunu tespit etmişti.

📖 Sayfa 102 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Hurafeler,sis gibi duman gibi yayılmaktadır. Kağanlıklar yıkılıyor;fakat bilim adamlarının eserleri ebedî kalacaktır.

Uluğ Bey, Yıldızlar Kitabı'nı böyle yazmaya başladı.

📖 Sayfa 100 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Timur nedense bu zayıf, nazik çocuğa bağlanmıştı. Saraydakiler, emirin bu bağlılığını fark ederek ona " Muhammed Uluğ Bey " demeye başladılar. Zamanla bu lakap öylesine yerleşti ki çocuğun öz adını tamamen unuttular. Böylece Muhammed Taragay, Uluğ Bey olarak tarihe geçti.

📖 Sayfa 2 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Bilim insanları yalnız kalmışlardı ve onların sesleri halka ulaşmıyordu.

📖 Sayfa 56 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Timur, kara kara düşünüyordu: "Bir çok ülkeyi zapt ettim. Devletimin sınırlar bin fersah oldu. Yaşlandım; ama devleti kime emanet edeceğim?"

📖 Sayfa 15 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Aslında, Uluğ Bey'in büyüdüğü ortam, ondan sıradan bir derebeyi çıkarmalydı. Onun kardeşleri de böyle oldular; fakat Uluğ Bey büyüyünce bambaşka bir kimliğe büründü.

📖 Sayfa 52 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

“Acaba kendi yollarıyla sessizce dolaşan yıldızlar dünyasında bilmediğimiz daha ne var?”

Uluğ Bey, Gleb Golubev

“Güzellikler alemi senin
emrinde duruyor.”

Uluğ Bey, Gleb Golubev

O, bir askeri sefer esnasında doğdu... Timur'un ordusu Kafkaslar'ı zapt etmek için ilerliyordu. Her zaman olduğu gibi, Sahipkıran'ın sadece büyük oğulları değil; hanımları, cariyeleri, oğullarının hanımları ve küçük yaştaki torunları da ona eşlik ediyordu. Oğlu Şahruh'un hamile hanımı Gevherşad'ın bile evde bırakılmasına izin verilmemişti.

📖 Sayfa 1 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

"Anlaşıldı mı?" diye sordu Timur, etrafına bakarak. Her şey Al-lah'tandır. O isterse dünya yeşerir. Sadece kör olanlar, dünyanın karanlık olduğunu düşünürler. O isterse yemyeşil donattığı dünyayı çöle çevirir.

📖 Sayfa 14 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Semerkand'daki Yıldız Sarayı'nın ünü Çin'e kadar ulaşmıştır. Bununla ilgili misyoner cizvit Gaubil'e ait ilginç kayıtlar bulunuyor. 17. yüzyılda yaşayan Gaubil, Pekin'de kurulan rasathane inşaatına katılmıştır. Çin astronomlarının yazdıklarını okuyan misyoner, ilginç bulduğu şeyleri kendi defterine de kaydetmiştir: "Lamalar ve Tibet rahiplerinde astronomi ile ilgili eski kitaplar bulunmaktadır. Çinlilerin bu alanda öğrendikleri, batıdan yam Semerkand çevresinden buraya gelmiştir."

📖 Sayfa 132 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Ahalinin söylediğine göre, eskiden âlimler kuleden yıldızları gözetlerlermiş.

"Neden?" diye, merak etti genç Uluğ Bey.

"Geleceği öğrenmek için, sultanım!" diye cevap verdiler.

"Bu mümkün mü?"

"Elbette. Yıldızlar bilineni gizlemezler."

📖 Sayfa 11 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

O tecrübeli bir hükümdardı; entrikacı olduğu için öldürülmedi. Sanıldığı gibi onu kin için öldürmediler. Hayır! Uluğ Bey, büyük bir bilim adamı olduğu ve engellere aldırmadan kendi yolunda yürüdüğü için öldürüldü. Onun bu mücadelesi, eski zamanlardan beri aydınlığın karanlıkla, gerçeğin yalanla, ilmin dinle, ilerlemenin gerilemeyle mücadelesidir.

📖 Sayfa 112 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Uluğ Bey'in yetenek ve aklını da annesinden başka kim daha iyi bilebilirdi; fakat kader onları ayırmıştı. Uluğ Bey daha bebekken ondan ayrıldığı için, bu üstün kabiliyetli kadına karşı evlat duygusu taşımıyordu. Gevherşad için de oğlu yabancı birisiydi. Şimdi o, Uluğ Bey'e bakarak onu akıllı ve tehlikeli, tahtı ele geçirmeyi hedefleyen rakibi olarak görüyordu. Bu korkunç duygu zamanla büyüyerek sonunda annelerinin emriyle iki kardeşi karşı karşıya getirecek ve Uluğ Bey'in ölümünün asıl suçlusu yapacak, yaşlanan kadını da taht için kanlı savaşlar yapmaya itecekti.

📖 Sayfa 45 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Timur'un verdiği buyruklar, açıklığı ve öz sözlülüğüyle fark edilirdi.Bu buyruklara kimse karşı gelemezdi.Devletin herhangi bir köşesinde bir şey olursa Timur, bunu hemen öğrenirdi.Her yerde onun adamları vardı.Bütün yollarda sefil kıyafetler içinde dervişler dolaşır ve duyduklarını, gördüklerini ona bildirirlerdi.

📖 Sayfa 9 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Biz, genç şehzadeden büyük bir bilim adamının nasıl doğduğunu bilmiyoruz. Bu araştırmacıları zor durumda bırakan sorulardan biridir. Aslında, Uluğ Bey'in büyüdüğü ortam, ondan sıradan bir derebeyi çıkarmalıydı. Onun kardeşleri de böyle oldular; fakat Uluğ Bey büyüyünce bambaşka bir kimliğe büründü.

📖 Sayfa 52 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Bir akşam Uluğ Bey her zaman yaptığı gibi kuleye çıkmadı; tersine hücrelerin birine kapandı. Önüne topladıkları malzemeleri ve boş kağıt ile kalemini aldı " Timur gölgedir. " yazısını hatırladı. Hayır, Uluğ Bey hakkında böyle demeyecekler! Kalemi eline aldı ve büyük harflerle beyaz kağıda yazmaya başladı: " Hurefeler, sis gibi duman gibi yayılmaktadır. Kağanlıklar yıkılıyor; fakat bilim adamlarının eserleri ebedi kalacaktır.... "

📖 Sayfa 100 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Çocuğa Muhammed Targay ismini verdiler. Muhammed, daha büyümeden, birçok yeri gezmiş oldu. Onun beşiği Ermenistan'ın taşlı yollarında, Mezopotamya'nın sazlı düzlüklerinde, İran'ın dağ geçitlerinde askerlerin arkasından geldi. Sonra " Ugrug " adını verdikleri hanın atlı araba katarı Semerkand'a gönderildi. Ugrug gerekli hazırlıklarını gördükten sonra tekrar askerlerin ardından yetişmek için Kafkasya'nın yolunu tuttu.

📖 Sayfa 2 · Uluğ Bey, Gleb Golubev

Sıkça Sorulan Sorular

Uluğ Bey kimin eseridir?

Uluğ Bey, Gleb Golubev tarafından yazılmıştır. Türkçeye Abdrasul İsakov çevirmiştir.

Uluğ Bey kaç sayfadır?

Uluğ Bey, 150 sayfadır (Türk Tarih Kurumu Yayınları baskısı).

Uluğ Bey'in en ünlü sözü nedir?

“Şahruh, Herat'a hükümdar olarak geldikten sonra çok sayıda bina kurarak şehrin imaret işlerine katkıda bulundu. Onun emriyle saraylar ve daha çok mescitle medreseler kuruldu.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Uluğ Bey — Gleb Golubev. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓
“

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4