
Barrington Moore'nin imzasını taşıyan Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Araştırma-İnceleme alanının dikkat çeken yapıtlarındandır. Türkçede İmge Kitabevi etiketiyle yayımlanmıştır. Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri'ni bitirenlerin aklında kalan cümleler, aşağıda sayfa numaralarıyla sıralı.
Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri'den En Beğenilen Alıntılar
Japonya'nın Meici döneminin başlangıcında bir endüstri toplumu olma yolunda attığı ilk adımlar, toplumun tabanını oluşturan nüfustan daha fazla kaynak çekmeyi amaçlayan bildik yöntemlerdi. Sovyet Rusya'da olduğu gibi Japonya'da da Marksistlerin "ilksel kapitalist birikim" dedikleri, bu tarım toplumundan endüstri toplumuna atlamaya yetecek kapitalin toplanmasının bedelini daha çok köylüler ödediler. Ancak büyük ölçüde Meici yönetiminin endüstrileşmeyi gerçekleştirmek sorumluluğunu farklı kesimlere vermesi nedeniyle Japon deneyimi, Sovyet deneyiminden taban tabana zıttı bir yönde gelişti.
📖 Sayfa 328 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Her ne olursa olsun, değişme dürtüsü kırsal bölgelerden değil kentlerden gelecektir. Kırlarda olup bitenlerin önem kazanması, daha çok toplumsal değişmenin endüstrinin gelişmesinin ilk aşamalarında hâlâ nüfuzun ezici çoğunluğunu oluşturan kitlelere doğru yayılıp yayılmamasına bağlı olarak değişecektir.
📖 Sayfa 79 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Modern çağın erken evrelerinde de, çağdaş demokrasinin en önemli ön koşulu, taht ile soyluluk arasında, krallık erkinin ağır basmakla birlikte, soyluluğa oldukça geniş bir bağımsızlık alanı bıraktığı, belli bir dengenin kurulması olmuştur.
📖 Sayfa 486 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Rusya'da ve Çin'de güçlü yöneticiler çok geniş alanlara yayılmış ülkeleri boyundurukları altına alma yolunda kullandılar. İngiltere'de ise, yöneticilerinin bu alandaki başarılarının hayli sınırlı oluşu, bu ülkede sonunda zaferi parlamenter demokrasinin kazanması çok önemli bir katkıda bulunmuştur.
📖 Sayfa 34 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Gerçeği arayış, işbirliğiyle yürütülecek bir projedir.
📖 Sayfa 11 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
İngiltere'nin tarihin daha önceki bir evresinde gerçekleştirdiği demokratik çağdaşlaşma olmasaydı, Almanya'da ve Japonya'da benimsenen gerici yöntemler kolay kolay gerçekleşmezdi. Dünya hem kapitalist hem gerici deneyimlerden geçmemiş olsaydı, komünist yöntem belki hiç ortaya çıkamayacak, çıksa bile tümüyle farklı bir şey olacaktı.
📖 Sayfa 482 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Bir Kuzey Hindistan atasözü, ' bu dünyada üç kan emici vardır' diye başlar, " pire, tahtakurusu ve Brahman" diye sona erer..
Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Fransız toplumunun, İngiltere benzeri, kentli burjuvaları andıran bir toprak beyleri parlamentosu yaratabilmesi olası değildi. Çünkü Fransız monarşisinin gelişmesi, toprak sahibi yukarı sınıfların siyasal sorumluluklarının büyük bir bölümünü ellerinden almış ve burjuvazinin gelişme eğiliminin büyük bir bölümünü kendi amaçlarına uygun hedeflere yönelmişti.
📖 Sayfa 95 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Burjuva yoksa demokrasi de olmaz.
📖 Sayfa 487 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
On yedinci yüzyıl monarşisi zamanında Fransız burjuvazisi, İngiliz burjuvazisinin o tarihte gerçekleştirdiğinden farklı olarak, henüz ufukta görünmeyen bir endüstri kapitalizmine doğru ilerleyen, bunu yaparken kır kesimini de ardı sıra sürükleyen, dolayısıyla çağdaşlaşmanın başını çeken bir güç değildi. Tersine hâlâ büyük ölçüde kralın gözünden düşmemeye çalışıyordu, krallığın koyduğu düzenlemelere göre yaşıyordu ve dar bir alıcı kesimi için silah ve lüks mallar üretimine yönelmiş bulunuyordu.
📖 Sayfa 89 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
İngiltere'de demokrasinin gelişmesini belirleyen en önemli etmenler arasında, toprak sahibi soyluların ve gentry'nin tahta bağımlı olmamaları; bunların biraz da farklı ve güçlü bir ekonomik temele sahip bir kesim olan ticaret ve endüstri sınıflarının gelişmesine bir yanıt olarak ticarete yönelik tarımı benimsemeleri; köylü sorununun ortadan kalkması sayılabilir.
📖 Sayfa 71 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
"Devrimci şiddet, bir dereceye dek özgür bir toplumun kurulmasına, barışçı yoldan yapılan reformlar kadar yardımcı olabilir;
Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
gerçekten İngiltere'de daha barışçı bir değişiklik sürecine hazırlık olarak şiddet kullanıldı.."
Köylülerin artan direnişi, Parisli Baldırıçıplakları yiyeceksiz bıraktı, dolayısıyla Robespierre'in halk desteğini yitirmesine yol açtı ve radikal devrimin sona ermesine neden oldu. Burjuva devrimini Baldırıçıplaklar yaptı, köylüler bu devrimin tam nereye kadar gidebileceğini belirledi.
📖 Sayfa 149 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Bu satırların yazarı, bir demokrasinin gelişmesini, birbirleriyle sımsıkı bağlantılı üç şeyin: 1) keyfi yöneticilerin denetlenmesi, 2) keyfi kurallar yerine, adil ve rasyonel kurallarının konulması, 3) bu kuralların oluşturulmasında tabandaki halkın da bir pay edilmesi için, öteden beri süren ve daha hiçbir biçimde tamamlanmış bulunmayan bir savaşım olarak görmektedir.
📖 Sayfa 482 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Uzun süren duraksamalardan (tereddütlerden) sonra vardığım sonuç, Amerikan İç Savaşı'nın, haklı olarak "kentli kapitalist demokrasi" ya da "burjuva kapitalist demokrasisi" denebilecek bir akımın devrimci saldırılar dizisinin sonuncusu olduğudur. Hemen belirtilmesi gereken bir nokta, güneydeki plantasyon köleciliğinin endüstri kapitalizminin gelişmesini köstekleyen bir nitelik taşımadığıdır. Dahası, bunun tam tersine, plantasyon köleciliğinin Amerikan endüstrisini, büyümesinin erken evrelerinde desteklediği söylenebilir.
📖 Sayfa 152 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Japonya ile Çin arasındaki zıtlık ise, bundan daha az çarpıcı olsa bile daha az aydınlatıcı değildir. Japonya'da yöneticiler, çağdaşlaşma süreci içinde köylüleri ayaklanmaya yönelten eğilimlerin ortaya çıkmasını, bir dereceye dek Japon köylü toplumunun Çin'dekinden farklı ilkelere göre örgütlenmiş olmasından yararlanarak denetleyebildiler. Bu yoldaki başarıları Japonya'yı, daha sonra Almanya'da olduğu gibi, sonu faşizme varan gerici bir çağdaşlaşma yoluna sokabilmelerini de sağladı.
📖 Sayfa 252 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Ekonomik başarıların aynı zamanda yıkım getirici olabileceğine dikkati çekmek amacıyla Moore, 19. yüzyıl Almanyası ve Japonyası diktatörlüklerinin ve aynı zamanda yüzyılın köle plantasyonlarına izin veren Birleşik Devletlerin ekonomik başarılarına bakılmasını ister.
📖 Sayfa 15 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Fransa'da demokrasinin sonunda zafere ulaşması için, bazı kurumların yolunun önünden kaldırılmaları gerekiyordu.
📖 Sayfa 147 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
İngiltere'de toprak sahibi yukarı sınıfların etkili bir kesimi, koyun yetiştirmek için "insan" değil "toprak" istemekteydi. Alman Junker'leri ise insan, daha kesin olarak belirtmek gerekirse, dış satım için yetiştirdikleri tahılı üreten "toprağa bağlı insan" istiyorlardı. Bu iki ülkenin daha sonraki tarihlerinin gösterdiği farklılığın kökleri bu yalın farka dayanır.
📖 Sayfa 533 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Batının öteden beri savunduğu özgür ve rasyonel toplum düşünün bir hayal olarak kalıp kalmayacağını kimse bilemez. Ama eğer geleceğin insanları bugünün zincirlerini kıracaklarsa, bu zincirleri hangi güçlerin ürettiğini iyi anlamalıdırlar.
📖 Sayfa 585 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Japonya'da çağdaş dünyanın gelişi, tarımsal üretimde artışı da beraberinde getirdi; ama bu artış, daha çok pirinci, kapitalist ve feodal düzeneklerin karışımı bir yolla köylülerden çeken bir küçük mülk sahipleri sınıfı yaratmak yoluyla gerçekleştirildi.
📖 Sayfa 345 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Bir değerler sistemini sürdürebilmek ve aktarabilmek için insanlar yumruklanır, itilir kakılır, tutukevine yollanır, toplama kamplarına atılır, kandırılır, rüşvetle satın alınır, kahraman yapılır, gazete okumaya özendirilir, bir duvar dibine dikiltilip kurşunlanır, hatta bazen onlara sosyoloji öğretilir.
📖 Sayfa 13 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Çağdaşlaşma süreci sırasında, köylü yaşam koşullarının, genellikle onları demokratik kapitalizmin bugün artık doruk noktasını geride bırakmış gibi görünen bu tarihsel oluşumun müttefiki yaptığı durumlar enderdir. Eğer köylü devrimleri dalgası, önümüzdeki yıllarda dünyanın geri kalmış bölgelerine doğru yayılmayı sürdürürse, alacağı biçim demokratik kapitalizm olması zayıf bir olasılıktır.
📖 Sayfa 557 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Emperyalist politikalar İngiltere'de gelişmiş bir kapitalizmin yarattığı tümüyle yeni bir olgu olmaktan çok, serbest ticaret politikasının bir alternatifi, hatta onun bir uzantısı idi.
📖 Sayfa 69 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Profesör Alexander Gerschenkron'un belirttiği gibi, Nazi öğretisinin temel ögelerini Junker'lerin, kendi denetimleri altında bulunmayan küçük çiftlik bölgelerinin köylü desteğini kazanmak için, 1894'te kurdukları Tarımcılar Birliği yoluyla yaptıkları, genellikle başarılı girişimlerde son derece açık bir biçimde görülebilir. Führer yüceltmesi, korperatif devlet düşüncesi, militarizm ve Nazilerin "yağmacı" ve "üretici" kapital ayrımıyla büyük benzerlik gösteren Yahudi düşmanlığı gibi düşünceler, köylüler arasındaki kapitalizm düşmanı duygulara seslenmede kullanılan araçlardı.
📖 Sayfa 519 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
On sekizinci yüzyılın İngiliz toprakbeylerinden, on altıncı yüzyıl Alman Junker'inden ve yirminci yüzyıl Rus komünistlerinden farklı olarak Japon yönetici sınıfları, var olan köylü toplumunu yıkmadan, tuttukları yolda ilerleyebileceklerini gördüler. Geleneksel toplumsal yapı içinde yapılanlar beklenen sonuçları vermemiş olsaydı, Japon toprakbeyi, köyü korumaya öteki ülkelerin toprakbeylerinden hiç de daha hevesli olmazdı diye düşünüyorum.
📖 Sayfa 373 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Bourbon monarşisinin hüküm sürdüğü Fransa'da, İngiltere'deki gibi ticari tarıma yönelen toprak sahibi bir üst sınıf yerine, daha çok köylülerin sırtına yüklenen yükümlülükler yoluyla onlardan koparabildikleri ile yaşayan bir soylulukla karşılaşırız. Fransa'da köylü mülkiyetinin yıkılışını değil, gerek devrim öncesinde gerek devrim sonrasında bu mülkiyetin yavaş yavaş sağlamlaştığını görmekteyiz. Fransa'da ticaret ve manufaktürde İngiltere'nin gerisinde kalmıştır.
📖 Sayfa 71 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Dolayısıyla İngiltere'de, Almanya'da ve Japonya'da olduğu gibi toprak sahibi yukarı sınıfların gerici amaçlarına hizmet edecek kitlesel bir köylü deposu yoktu. Aynı biçimde, İngiltere'de Rusya'daki ve Çin'deki köylü devrimlerinin kitlesel temelleri de ortadan kalkmıştı. Son derece farklı nedenlerle, Birleşik Devletler de, köylü sorunlarının yarattığı siyasal rahatsızlıklardan kurtulabildi. Fransa ise kurtulamadı ve Fransız demokrasinin on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllardaki istikrarsızlığın nedenlerinden biri de bu olgudur.
📖 Sayfa 494 · Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore
Sıkça Sorulan Sorular
Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri kimin eseridir?
Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Barrington Moore tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2003'te yayımlanmıştır. Türkçeye Şirin Tekeli çevirmiştir.
Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri kaç sayfadır?
Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, 707 sayfadır (İmge Kitabevi baskısı).
Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri'nin en ünlü sözü nedir?
“Japonya'nın Meici döneminin başlangıcında bir endüstri toplumu olma yolunda attığı ilk adımlar, toplumun tabanını oluşturan nüfustan daha fazla kaynak çekmeyi amaçlayan bildik yöntemlerdi. Sovyet Rusya'da olduğu gibi Japonya'da da Marksistlerin "ilksel kapitalist birikim" dedikleri, bu tarım toplumundan endüstri toplumuna atlamaya yetecek kapitalin toplanmasının bedelini daha çok köylüler ödediler. Ancak büyük ölçüde Meici yönetiminin endüstrileşmeyi gerçekleştirmek sorumluluğunu farklı kesimlere vermesi nedeniyle Japon deneyimi, Sovyet deneyiminden taban tabana zıttı bir yönde gelişti.”