CANLI

Dinler Tarihi Kitabından Alıntı Sözler — Mircea Eliade

Dinler Tarihi - Mircea Eliade kitap alıntıları ve sözleri

Dinler Tarihi, Mircea Eliade'nin 600 sayfalık eseridir. İlk kez 2005'te yayımlanmıştır. Kitabın en çok işaretlenen cümleleri, sayfa bilgileriyle birlikte aşağıda.

Yazar:Mircea Eliade
Çevirmen:Mustafa Ünal
İlk Yayın:2005
Yayınevi:Yeni Zamanlar Dağıtım
Sayfa Sayısı:600
Dil:Türkçe
ISBN:9789756213094
Okuma Süresi:17 sa. 0 dk.
Türler:Diğer İnançlar, Din (İslam), Tarih

Dinler Tarihi'den En Beğenilen Alıntılar

İran' da boğa kurbanı çok yaygın idi. Zerdüşt sonuna kadar buna karşı çıktı. MÖ. Üçüncü bin yılda, Ur kentinde hava tanrısı, boğa ile temsil ediliyordu. Anadolu'da olduğu gibi
eski Asur'da da "insanların üzerine yemin ettiği tanrı" (yani gök tanrı), boğa biçiminde tasvir edilirdi

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Açıkçası, saf dini olgu yomtur, hiçbir olgu da yanlızca ve tamamen dini değildir. Çünkü din, insan ile ilgili omasından dolayı, biraz soysyal, biraz dilbilimi, biraz ekonomi ile igili de ilgili olmak durumundadır.

📖 Sayfa 17 · Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Thor, Cermen kahramanlarının arketipi, tanrılar arasında yüce bir şampiyondur; Odin, bir çok savaşlarla ilgili olmasına rağmen, büyük bir gayret sarf etmeksizin, sırf "büyü­sel" gücü (aynı zamanda her yerde mevcut oluş, değişik formları isteme gücü, farklı zıtlıkları paralelleştirme yeteneği, onu "bağlama" gibi) sayesinde ülkeler fetheder

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Çocuklar, normal gelenekleri ölülerini yakmak olan insanlar tarafından bile defnedilir; bu uygulamadan ümit edilen şey, yerin rahminin onlara yeni bir hayat vereceğidir. Maori dilinde whenna kelimesi hem "yer, toprak", hem de "eş, plasenta" anlamına gelir. Ve hatta yetişkin ölü insanların (veya yakma uygulamasını gerçekleştiren insanlarca küllerinin) gömülmesi, aynı niyetlerle gerçekleştirilir. "senin annen, toprağa doğru emekle" der Rg Veda

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

İnsanın evrende bulunduğu durumun şuuruna ilk vardığı andan itibaren ortaya çıkan temel dini tutumlar, "tarihin" dinsel tecrübe üzerinde hiçbir etkisi olmadığı anlamına gelmez. Aslında bunun tam tersidir. İnsanın hayatındaki her şey, hatta onun fiziki hayatı, dini hayatta da bir yankı bulur. Avlanma, çiftçilik, madencilik vb. yöntemlerini keşfetmek, insanın sadece maddi hayatını değiştirmemiş, daha da ileri giderek insanın manevi, ruhi hayatını da etkilemiştir, belki de daha verimli hale getirmiştir. Böylelikle tarım, tarım öncesi dünyada bulunmayan vahiyler zincirine kapı açmıştır.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Suya dalmak (Hıristiyanların vaftiz töreni ve Hinduların Ganj ırmağına dalışlarında olduğu gibi -ç.n.), ilk şekle dönüşü, büsbütün tekrar yaratılışı, yeniden doğuşu simgeler. Çünkü suya dalmak, cinslerin ölümünü, ilk oluşun şekilsizliğinde tekrar meydana gelişi simgeler.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Filistin'de Tabor ve Gerizim Dağları da "merkezler' idi ve Kutsal Belde Filistin, yeryüzünün en yüksek yeri olarak kabul edilir ki, Tufan'dan etkilenmeyeceğine inanılır. Bir İbrani metni "İsrail Ülkesi selden batmayacaktır" der. Hıristiyanlara göre Golgota tepesi dünyanın merkezidir, zira burası kozmik dağın zirvesi ve Adem'in yaratılıp öldüğünde de gömüldüğü yerdir. İslam inancına göre, yeryüzünde en yüksek nokta, Kabe'dir, zira burasının "göğün merkezinde" olduğunu Kutup Yıldızı ispat eder."

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Çocuk oyunları , dansları ve ayinsel hareketlerin tümü ve oyuncakların çoğunun dini bir kökene sahip olduğunu biliyoruz. Bunlar daha önceden tapınma obje ve jestleri idi. Aynı şekilde müzik aletleri, ulaşım araçları, kutsal nesneler ve kutsal eylemler olarak ortaya çıkmıştır. Dinde hiçbir zaman yer almamış hiçbir hayvan veya önemli bitki türü yeryüzünde yoktur. Yani hayvan ve bitkiler dindeki "kutsal"da yerlerini mutlaka almışlardır.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Ouranus'u diğer gök tanrılardan ayıran şey, onun korkutucu doğurganlığı ve kendisinin yarattıklarından nefret etmesidir.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Mana, Malenazyalılara göre, gizemdir, ama belli insanlara ve genellikle ölülerin ruhlarına ve bütün ruhlara-canlara ait faal güçtür. Müthiş evreni yaratma işi, sadece Tanrı'nın manası tarafından yapılabilir; aile reisi de manaya sahiptir. İngilizler Maorileri yendiler, işgal ettiler, çünkü İngilizlerin manası daha
güçlü idi. Bir Hıristiyan misyonerinin tapınması, eski ritlerden daha yüksek manaya sahiptir. Hatta kışla, karargah helalarının bile belli bir manası vardır; onlar "insan bedeni ve bunların ifrazatları için "güç hazneleri"dir

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Bir kral, mutlak bir gücün merkezidir, çünkü bir kraldır ve başkaları ona yaklaşırken bir takım tedbir almak yada ön hazırlıkları yapmak zorundadır, ona doğrudan doğruya bakılamaz, dokunulamaz, konuşulamaz vs. Bazı bölgelerde yöneticiler toprağa dokunmamalıdır, zira kendinde yeri yok edebilecek güç bulunmaktadır; bundan dolayı her zaman halılar üzerinde yürümek durumundadır. Azizler, papazlar ve bü­yücü kişilerle ilgili gerekli tedbirler de aynı korku türündendir.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Bir mit, hiçbir şekilde "doğal" bir olayın mantıksız ve hayali bir yansıması gibi değerlendirilemez. Büyüsel-dinsel tecrübe alanında, daha önce de işaret ettiğim gibi, "doğa" asla "doğal" değildir. Tecrübi ve akılcı anlayışa göre, doğal bir durum veya süreç olarak görünen şey, büyüsel-dinsel tecrübede tanrının veya kutsalın tezahürüdür.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Yüce Tanrının Moğolca'daki adı, "gök" anlamına gelen tengri'dir (Buryatlarda tengeri; Volga Tatarlarında tangere; Beltirlerde tingir, Yakutlarda tangar ve Çuvaşlarda tura)

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Dünyada en yaygın olan dua, "gökte bulunan Babamız"a yapılan duadır. Büyük bir ihtimalle, insanların en eski duaları, aynı göksel babaya hitap edilen duadır. Şu cümle, Afrika Ewe
kabilesinin şu yöndeki şahadetini açıklar niteliktedir: "Nerede gök var ise, Tanrı da vardır."

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Diğer taş'ların büyük bir kısmı, "aşk taşları" veya evlilik taşları" olarak bilinir ve dolayısıyla da erotik gücü olduğuna inanılır. Atina'da hamile kadınlar Nymphs (Periler) tepesine giderler ve huzurlu bir loğusalık geçirmek için Apollo'ya niyazda bulunarak kayaya sürtünürlerdi. İşte size, anlamın değiştiği mükemmel bir örnek: verimlilik taşı, doğum-kurtuluş taşı oluyor. Taşlarla ilgili benzer inançlar Portekiz' de de görülebilir -bir kadın, taşlara sırf dokunmakla, gü­venli bir doğum yapabilir.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Yerin olduğu gibi ve özellikle torak olarak ilk tezahürlerinden birisi, onun "analığı", onun bitmek tükenmek bilmeyen ürün verme gücü idi. Ana tanrıça veya verimlilik tanrı(ça)sı olmadan önce, Yer, insanlara kendini bir Ana, Tellus Mater olarak sundu. Daha sonra zirai kültlerin gelişmesi, aşama aşama üretim ve hasadın Yüce Tanrıçası fikrini şekillendirerek, en sonunda Yer-Ana'nın bütün izlerini yok etti. Eski Yunan'da Gaia'nın yerini Demeter almıştır. Bununla birlikte, bir takım antik etnoloji ile ilgili belgeler, Yer-Ana kültünün kalıntılarını açığa çıkarır.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Hammurabi Kanununda ona "anunnaki'nin Kralı" olarak dua edilir; onun en yaygın unvanı şunlardır: il şame (Gök Tanrı), ab şame (Gök Baba), şar şame (Gök Kral. Krallığın kendisi gök ten gelir.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Min, Ba'al, Hadad, Teşub ve Büyük Tanrıçaların kocaları olan diğer gök gürlemesi ile ilgili boğa tanrılara tapınmalarına esas olan şey, onların göksel özelliği olmayıp verim arttırıcı ve bereketlendirici imkanıdır. Onların kutsallığı, büyük Yer Ana ile kutsal evliliğinden dolayıdır. Onların göksel özelliği, hayat getirici işlevlerinin değeri olarak kabul edilir. Gök, esas olarak şimşeğin "gürlediği", bulutların toplandığı,toprağın verimliliğinin tayin edildiği yerdir.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Belli bitkilerin büyüsel ve tedavi edici gücü, aynı zamanda, söz konusu bitkinin göksel bir ilk örneğinden veya ilk kez bir tanrı tarafından toplanmış olan bir bitkiden meydana gelir. Hiçbir bitkinin değeri kendiliğinden olmaz; onun değeri , bir ilk örnekle olan bağlantısında veya bitkiyi, kutsal dışı çevresinden uzaklaştırmak suretiyle kutsal yapan fiiller veya sözler dizisinin tekrarındadır.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Gökyüzü, gerçek tabiatı gereği yıldızlı bir kubbe ve atmosferik bölge olarak mitolojik ve dini bir değere sahiptir. "Yükseklik", "yüksekte oluş", sınırsız uzay, bütün bunlar aşkın olanın, kutsal yüce olanın tezahürleridir. Atmosferik ve meteorolojik "hayat", bitmeyen bir mit olarak görünür. Tarihteki en erken uygarlıkların Yüce Tanrıları gibi, ilkel ırkların Yüce Varlıkları da gök ile, hava ile ve hava olayları ile -az veya çok- organik bir ilişkide bulunduklarını gösterirler

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Przyluski'nin doğru bir biçimde işaret ettiği gibi, bir mikrokozm hakkında bildiğimiz en eski "kutsal mekanlar"; taş, su ve ağaçlardır.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Bir orta çağ Alman kelime bilmecesi, kökleri Cehennemde, zirvesi Tanrının tahtında, dalları da bütün dünyayı kaplayan bir ağaçtan bahseder ki, bu ağaç da Haç'tır. Aslında Hı­ristiyanlara göre Haç, dünyanın dayanağıdır. Doğu hikayelerinde Haç, insan ruhunun Tanrı'ya doğru uzandığı bir köprü veya merdivendir. Bu sanki "dünyanın merkezinde" durur gibidir; o, gök, yer ve cehennem arasında bir yoldur, caddedir. Bazı versiyonlarda haçın tahtası, aynı yedi göğü temsil eden kozmik ağaçlar gibi, yedi çentik bulunur.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Mahãnirvana Tantra, oldukça eski ve çok bilinen "Brahma'dan bir bitkinin yaprağına kadar tüm evren bir'dir, O'ndan ibarettir." şeklindeki Hint deyişini nakleder.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Aynı şekilde, Altay ve Fin-Ogur halkları da otları koparmanın çok büyük bir günah olduğunu düşünüyorlardı, çünkü otu koparmak, insanın saçını veya sakalını yolduğu zaman acıttığı gibi, toprağı incitir idi. Sunularını bir hendeğe bırakan Votyaklar, bu işi Sonbaharda yapmamaya azami dikkat ederlerdi, çünkü bu mevsimde Yer, uykudaydı. Çeremisler yerin hasta olduğuna inanırlar ve böyle zamanlarda yere oturmazlardı. Gerek tarımcı, gerek tarımcı olmayan halklar arasında nadiren de olsa, Yer Ana ile ilgili daha bir çok işaretler bulunmaktadır

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Keltler, göksel fırtına tanrısı olan Taranis'e inandılar (Keltçe'de taran; İrlanda dilinde torann, "gök gürlemesi" demektir). Baltık dilinde Perkunas (şimşek) ve eski Slavca'da
Perun (Lehçede piorun "gök gürlemesi" ile karşılaştırınız) da aynı şekilde kendilerini fırtınalarda gösteren yüce gök tanrılar idi.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Bir tanrı(ça)nın ağaçta tezahür etmesi, bütün Yakın Do­ğu'nun plastik sanatında görülen bir motiftir; bu motif, bütün Hindu-Mezopotamya-Mısır-Ege bölgesinde de bulunabilir. Ço­ğunlukla, bazı verimlilik tanrısının tezahürlerini temsil eder. Evren kendini Tanrının yaratıcı güçlerinin bir tezahürü olarak gösterir.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Hayatın insan ve ağaçlar arasındaki mistik paylaşımı, her yerde iyi bilinen bir olaydır: Her hangi türdeki bir ağacın çiçekleri solar veya düşerse, bir kahramanın her hangi bir tehlikeyle veya ölümle tehdit edildiğine dair bir işaret olarak kabul edilir. Avrupa'nın başka halk inançları da insanların bir ağaçtan geldiği mitine işaret eder.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Sümerce'deki tanrı terimi dingir ile ifade edilmiş olup göğün tezahürü anlamında "parlak, parıldayan" demektir. Dingir kelimesi Akadça'ya "parlak, parıldayan" anlamında ellu olarak tercüme edilmiştir

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Mitler, simgeler ve gelenekler bir bakıma "yaşayan fosillerdir" ve bazen bir tek fosil, bütün bir organizmayı tekrar bir araya getirmek için, bize yeterli olabilir.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Çiçekli bir rizom, gerçekten meydana gelen yaratılışı belirtir: "suların üzerinde sabırla gerçekleşen varoluş gerçeği." Çiçek ve su motiflerinin ağaç ve kadın motifleri ile birlikte bulunması, Büyük Tanrıça ile bir tutulan kozmik ağaç tarafından simgelenen bitmek bilmeyen yaratılış düşüncesinden dolayıdır.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Aslında Meksikalılar, güne­şin ebediliğini, mahkumları hiç durmadan ona kurban etmek
suretiyle, temin ederler. Öyle ki, kurbanların kanı, güneşin kaybolan enerjisini yenileyebilir. Fakat bu dinde her zaman karanlık bir korku bulunur ki, o da dönem dönem bütün evrenin çökeceği korkusudur. Mamafih, güneşe çok kan takdim edilir, güneş bir gün mahvolacaktır. Vahiy, evrenin gerekli ahenginin bir parçasıdır.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

İndra, her zaman bir boğa ile temsil edilir. Onun İran'daki benzeri Vrthraghna, Zerdüşt'e bir boğa olarak, bir aygır olarak, bir koç olarak, bir teke ve bir yaban domuzu, "bir çok erkek ve savaşçı ruhun, kanın ilk güçlerinin simgeleri" olarak görünür. İndra da bazen koç (meşa) diye anılır. Bu aynı hayvan tezahürleri aynı şekilde, İndra'da kendini büyük ölçüde görebileceğimiz Ariler öncesi tanrı Rudra'da da bulunur.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Jüpiter olaylara fiziki olarak müdahale etmez. Dumezil, Jüpiter'in bu büyüsel gücünü Roma tarihinden bir olayı ele alarak ortaya koyar; henüz Capitol'un kontrolü altındaki Sabineler, telaş içindeki bütün Roma ordusunu imha etmek için tehdit eder ve Romulus Jüpiter' den özür diler: "Romalıların korkusunu lütfen durdur, onların utanç verici kaçışını durdur!" O anda, sanki bir mucize gibi, tekrar cesaretlenirler ve karşı saldırıya geçerler. Ardından da kenti fethederler. Jüpiter bu olaya "büyüsel" gücü ile, ruhani güçlerine doğrudan katılarak müdahale etmiştir.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Bantular şöyle der: "Tanrı, insanı yarattıktan sonra, ona daha fazla ilgi, dikkat göstermez." Ve Negrilloeler de tekrar tekrar "Tanrı bizden uzak" derler! Afrika Ekvotaryasının düzlüklerinde yaşayan Fang halkı , din felsefelerini aşağıdaki şarkıda vurgularlar:

Nzame (Tanrı) yukarıda, insan aşağıdadır.
Tanrı Tanrıdır, insan da insan.
Her biri evdedir, her biri kendi evindedir

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Kutsallık, öncelikle hakikattir. Bir kimse ne kadar dindarsa, hakikate o kadar yakındır ve anlamsız bir değişimin gerçek dı­şılığından ne kadar uzaklaşırsa, o kadar hakikate yakın olur. Bundan dolayı da insan, tüm ömrünü "kutsamaya" meyillidir. Hiyerofaniler evreni, ayinler-ibadetler de hayatı kutsar. Bu kutsama, hayatı, ayine, ibadete dönüştürmek suretiyle dolaylı bir biçimde de olabilir. "İnsan için açlık, susuzluk ve inziva, kurban için diksã kutsaması aynıdır

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Mit, bütün nitelikleri aşan ve tüm zıtlıkları birleştiren tanrı(ça)nın gerçek yapısını, her hangi bir rasyonel tecrübenin ortaya koyabileceğinden daha ayrıntılı bir biçimde ortaya koyar. Bu mitik tecrübenin bir sapkınlık olmadığı, insanlığın hemen hemen bütün dini tecrübelerinde, hatta katı bir gelenek olan Yahudi-Hıristiyan geleneğinde bile bulunması gerçeği ile ispat edilir. Yahve hem müşfik hem de öfkelidir; Hırtistiyan mistiklerinin ve ilahiyatçılarının Tanrısı hem mutedil hem de korkunçtur;

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Kısaca belirtmek gerekirse, su, bütün potansiyeli simgeler; o, fons et origo, yani muhtemel bütün varoluşun kaynağıdır. Uzun Vedik geleneği özetleyen bir Hindu metini şöyle der: "Su, sen bütün şeylerin ve bütün varlıkların kaynağısın" Sular, bütün dünyanın temelidir; bitki hayatının özüdür, aynı amrta gibi, sonsuzluğun iksiridir; uzun hayatı ve yaratıcı enerjiyi sağlar, bütün tedavilerin esasıdır, vb Vedik din adamları şöyle dua ederlerdi: "Su bize iyilikler getirsin!" "Aslında sular tedavi edicidir; sular, bütün hastalıkları bizden uzaklaştırır ve iyileştirir"

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Zeus'un silahı yıldırımdı. Yıldırım ve şimşeklerle dövülen yerler, enelysia, Zeus'un kutsal yeri olurdu. Zeus'un unvanlarının tümünün anlamı gayet açık olup hemen hepsi onun fırtına, yağmur ve verimlilik ile doğrudan ilişkisinin delilidir.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Evrensel bir hakim olarak Varuna, kozmik düzenin ölçülerini gözetleyendir. Bundan dolayı O, her şeyi "görür" ve yapılan hiçbir kötülük ondan kaçamaz ama gizlenebilir; bu
da şöyle olur: Eğer bir kimse ibadet ederken kendini isyankar ve günahkar hissederse, işlediği günahları zikreder, ona nasıl karşı geldiğini, nasıl günahkar olduğunu belirtir. Varuna, insanların tövbelerini, yeminlerinden dolayı "muteber" saymak suretiyle teminat altına alır.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Her halükarda, bütün insanların, özellikle ilkellerin, manaya inanmadıkları gerçeği ile ve aynı şekilde, az veya çok her yerde bulunmasına rağmen, büyünün dinden asla uzak olamayacağı gerçeği ile ilgili bir teori geçersizdir. Aslında büyü, herhangi bir şekilde, her yerde "ilkel" toplulukların ruhi hayatına baskın olmaz; büyü, aksine, daha geliş­miş toplumlarda oldukça yaygındır. Örnek olarak Avustralya'nın Kurnai ve Fuegiaları'nı gösterebilirim. Bunların arasında büyü nadiren uygulanır; Eskimo, Koryak, Aiunu ve Samoyed komşu kültürlerinde pek yaygın değildir, oldukça az bilinir.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Borobudur mabedinde ve kutsal yerlere yapılan haclarda oldu­ğu (Mekke, Hardwar, Kudüs, vs.) gibi, bazı mabetlerin karma­şık büklümleri, varoluşunun "merkezi"ne doğru kendine bir yol arayan zahidin çileleri vardır. Bu yol çok tehlikeli ve me­şakkatlidir, çünkü bu kutsaldışından kutsala, gerçek dışından hakikate ve sonsuzluğa ve Ölümden hayata, insan oluştan tanrıya geçiş ritidir. "Merkez"e ulaşmak için, bir kutsallık, bir giriş/geçiş merasimi gerekir.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Hint Okyanusunda Nicobar Adalarında, tohumlar, hamile kadınlar tarafından ekilirse, hasadın bol olacağına inanılır. Gü­ney İtalya'da, hamile bir kadın tarafından yapılan her şeyin başarılı olacağı, ektiği her şeyin cenin (fetus, fetal) gibi hızlı büyüyeceği inancı hakimdir.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Tufan mitlerinin büyük bir kısmı, bir tek kişinin nasıl kurtulduğunu ve ondan yeni bir ırkın nasıl meydana gelip çoğaldığını anlatır. Erkek olsun kadın olsun, kurtulan bu kişi, bazen kameri bir hayvanla evlenir ve bu hayvan da o ırkın atası olur. Örneğin, bir Dyak masalı bir kadının, "kameri bir hayvan" olan büyük bir boğa yılanının ölümüne neden olan tufandan tek başına nasıl kurtulduğunu ve bir köpekle (veya bazı versiyonlarda bir kö­peğin yanında bulunan yanan bir çubukla) çiftleşmek suretiyle yeni bir insanlık doğurduğunu anlatır.

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Roger Caillois'un kısa ama muhteşem kitabının (L'Homme et le sacre} başında işaret ettiği gibi "Aslında, genel kutsal hakkında söylenebilecek faydalı tek şey, terimin tanımlanmasında gizlidir: yani onun, kutsaldışının zıddı olmasıdır. Bunun açık bir ifadesi ortaya konulmaya kalkışıldığında bir takım zorluklarla karşılaşılır. Ne kadar temel olursa olsun, hiçbir formül olguların labirentvari karmaşıklığını çözemez."

Dinler Tarihi, Mircea Eliade

Sıkça Sorulan Sorular

Dinler Tarihi kimin eseridir?

Dinler Tarihi, Mircea Eliade tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2005'te yayımlanmıştır. Türkçeye Mustafa Ünal çevirmiştir.

Dinler Tarihi kaç sayfadır?

Dinler Tarihi, 600 sayfadır (Yeni Zamanlar Dağıtım baskısı).

Dinler Tarihi'nin en ünlü sözü nedir?

“İran' da boğa kurbanı çok yaygın idi. Zerdüşt sonuna kadar buna karşı çıktı. MÖ. Üçüncü bin yılda, Ur kentinde hava tanrısı, boğa ile temsil ediliyordu. Anadolu'da olduğu gibi eski Asur'da da "insanların üzerine yemin ettiği tanrı" (yani gök tanrı), boğa biçiminde tasvir edilirdi”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Dinler Tarihi — Mircea Eliade. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4