
Enis Batur'un Doğu - Batı Divanı adlı kitabı 1997'de yayımlanmış, 444 sayfalık bir Edebiyat eseridir. Kitabın en çok işaretlenen cümleleri, sayfa bilgileriyle birlikte aşağıda.
Doğu - Batı Divanı'dan En Beğenilen Alıntılar
Kitaptan en etkileyici sözleri sizin için derledik; ama yine de en etkili söz, sizin beğendiğinizdir.
Ah, kimselerin vakti yok
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Durup ince şeyleri anlamaya
Olmak ya da ölmek belki de son ihtimaldi
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Anlaşılmaz oysa insan: Nasıl birdenbire başlayan yağmur uzaklaşıp gitmişse biz daha
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
şemsiyeyi açmadan.
Hayatım mı? İçimdeki her hayaletle yeniden öldüm ben.
📖 Sayfa 83 · Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Bulamıyordu ki kimse, en doğru kelimeyi.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
İçine girmeye çalıştığım resmin dışındayım ben.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
“Ne çok taşındık!
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Nasıl dolaştırdık bunca umudu, terkedilişi, kaybetme ve kaybolma duygusunu? ”
İki yol varmış senin önünde,
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
korkup geri dönmüşsün birinden
çok gecikmeden, öteki tanıdığın,
kaç kez cayıp ayrıldığın tehlikesizdir
sanmışsın. Senin yolun bitti şimdi.
Kalamayacaksın bunda, yitirmişsin
girişini berikinin: Bu senin
daracık sonsuz labirentin,
şu senin dayandığın hudut,
o senin korktuğun yol meğer ufukmuş"
Külrengi saçlarınızla yaşlı ve uykudan ağırlaşmış
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
oturduğunuzda ateşin başına, alın elinize bu kitabı
ve ağır ağır okuyun, dalıp gidin uzaklara eski uçarı
bakışlarınızın koyu gölgelerinden, düşler kurun
Çünkü sözler ve susku en keskin kılıçtan daha kancıl,
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
en sivri mızraktan daha kancık ve zorba uçup giderler
çadırdan: Hangi cümle Yıldırım’ın, hangi hareket
Aksak'tan: Uçsuz bucaksız ovada bekleşiyor herkes,
havayı kesiyor rüzgâr.
Kaynaklar hiç yazmamıştır acı ne kadar acıdır, ağrı neden kesilmeyecek gibi yerleşir daralan göğüs kafesine. Kırık sesini taşıyor kapalı pencerenin dışında vınlayan rüzgâr: Bir hüzne dalarken şu dağlar - dağlar nasıl dalar?
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Gün başlıyor.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Ortalığı konuşmalardan yıkamak istercesine,
genç oyuncu kalkıp müzik koyuyor ve pencerenin
camına dayıyor alnını: Servise yetişmek için
hızlı adımlarla yürüyen iki kadın, gazete serip
üzerine yatmış meczûba bakarak konuşuyorlar.
Git, meleğin tuttuğu kitabı al
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
ve yut onu: Ağzında bal tadı
bırakacak önce, içinde ağrılar,
kıvranacaksın sana yerleşen
harfler, heceler, cümlelerle -
geçmişse hakikat kanına, tohum
tutmuşsa organlarında: Gövden
için yepyeni bir çekirdek, acı
bir meyve, sarmaşık ve sürekli
bir yükseliş: Hayat böyle erir,
yavaş yavaş açılır önündeki
siyah üstüne siyah ufuktan
daha da siyah ötesi: Git,
meleğin tuttuğu kitabı tut
bir gün nasılsa yolumu yitirdim, bir daha onu bulamadım.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Güneşe yazsam sönecek
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
bir gün, geceye yazsam yıldızların arasında
nokta, virgül, soru işareti: Karanlık cam gibidir,
parlar ve kırılır diyor içimden karanlık bir ses
bir tek susku kalıyor elimde: Kaskatı alfabem.

Artık tamamlanmış hiçbir şeyi sevemem duygusuyla yaşıyorum. Herşey eksik, bunca yarım bırakılmışken...
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
"Geldik kaldık ve gittik amma ne içün
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Kerhen göçüverdik ermeden mânâye"
İnsan önce kendisinden yola çıkmayı öğrenmişse
📖 Sayfa 104 · Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
dönüp yine kendine varır.
"Servet cam gibidir" diyor Syrus: "Parlar ama kırılır".
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Bir gün nasılsa yolumu yitirdim, bir daha onu bulamadım. Kimse, bile isteye, evini yurdunu terketmez: Kişiyi saran koşullar, kuşatan vakit, sıkıştıran ötekiler hazırlar izlerin silinmesini. Neden sonra, nice çırpınışın ardından, yeniden kendi evini yapmaya kalkışır. Onu üzerine kuracağı yer kalmamışsa evini oradan oraya taşıyacaktır.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Yalnızca "bir ihtimal daha var" diye çevrilemez miydi diye düşünüyor insan. Ya öbür ihtimal, peki? Olmak ya da
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
olmamak, ölmek ya da ölmemek, var olmak ya da yok olmak, asıl düello iki silâha dönüşm üş iki kelimenin,
iki fiilin arasında olmalı.
Hekimler, hastane odaları, testler, oksijen tüpleri: Yaşarken delik deşik olmamalı gövde, insan hayata bunca onursuz bir hırsla geçirmemeli
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
tırnaklarını: Bazı senfoniler iyi ki bitmemiştir.
Saksı çatlar, kurur toprak, yaşarken ne çok ölüm gelip hayatımızda otağ kurabilir
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Kimim ben kimlerle yanyana bunca kimsesiz.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Büyük, ciddi bir prova gibi geçtik
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
hayatın içinden: Kundak ve kefen
diye alay ediyordu hepimizle en
genç olanımız: İlk o öldü, kaza
bir daha tekrarlanmayacak kadar
başarılı olmuştu. Düğünler, davalar,
onarılmaz kırgınlıklar ve boş umut
dolu yıllar hızla döndü makarada:
Kopan şeridi her defasında bile bile
bağladık bir daha kopacağı noktaya.
Büyüdü şimdi çocuklar: Kurban
seçtiğimiz göktaşları tutuşuyor da
gözümüzün önünde, musluklardan
büyülü ve korkunç bir sessizlik
işitiyoruz. Yangının ilk kıvılcımı:
Ah, elimizle biribirine sürttüğümüz
amansız taşlarda bekleyen son!
Her yıl vasiyetimi yazardım bir kağıda,
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
insan birdenbire ölebilir ve bıraktığı izler
sayısız kararsızlık doğurabilir korkusuyla
kalanlar için - soru işaretleriyle tıkabasa
dolu kalanları gördüydüm: Rahmetli benden
sonra tufan diye mi düşünmüştü, yoksa
aklına mı getirmek istememişti öleceğini,
Güç tohum, rahim toprak - ayrı ayrı sulanabilseler
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
biribirilerini beslerler de: Kökler karışır, çözülmez
bir kördüğüm dür ortak yaşanırken ağır ağı kurulan.
Ama bazı tanrıların gerçekten de gövdesiz yaşadıkları
doğruysa, yerleşir fı sesi odanın kuytu bir yerine:
saksı çatlar, kurur toprak, yaşarken ne çok ölüm gelip
Hayatımızda otağ kurabilir.
hiçbir ses boşlukta bir başına kalmadığına, kalmayacağına göre, size bu sorun için onca vakit ayırmış olmam garip görünmüş olabilir, haklısınız, ben de anlamamışımdır çoğu zaman sürüklenişimi hazırlayan gerekçeleri, kış da kıştı üstelik, kepenkleri çekip kopartıyordu bir geceyarısı penceremden, boşanıyordu gökkubbe bir an gelip camlara dimdik, ellerini kullanıyordu yağmurun şiddetine ilişkin kelimelerini pekiştirmek için, bir de gözlerini tabiî: gözlerinin dibinde bir yerde kıpırdanıyordu küçük hareketlerle simsiyah bulutlar sanki.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Unutma ki yapayalnızım burada ve kimse yok beni bu konuda anlayan, aklım sıvışıp gidiyor sanki öldüm demek olacak: Sussam
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
"Nerede ne zaman başlıyorsunuz bir kitaba
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
sözgelimi?" diye soruyor kadın. "Bilemiyorum"
iliyor şair: "Başlangıcı sonra farkediyor galiba
iıısan: İlerlemiş bir hastalık gibidir şiir: Hemen
hep gecikir teşhis". Birkaç aydır kitabı kuruyor.
Hayatlar geri duruyor artık: İmgeleminde yüzen
yüzler, kesitler, sanrılar bırakıyorlar yerlerini
harflerin ve boşlukların yarattığı pürüzlere.
"Vazgeçtiğim kelimeler": Gülümsüyorlar, uzun
bir sessizlikte aynı anda karar kılmadan önce.

O gün bugündür yağmur şu yaşlı,
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
eldeğmemiş adamın içinden başlar.
Her gece buraya geliyorum aslında,
📖 Sayfa 61 · Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
seni göreceğimi umduğumdan falan değil, içeride ışık yanıyor ve bana çok iyi geliyor bu.
Yalnızlık paylaşılmaz mı demiş?
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Sevmem kestirip atmayı böyle ben.
Bölünmez değildir bir kere yalnızlık;
bir kısmını başkalarıyla bölüşürsün,
başkalarının yanındayken tek başına
taşırsın bir kısmını, en cüsseli parçayı
kendi kendisiyle paylaşır gene de insan.
Sorun çekirdekteyse, ona çözüm yok bakın
yaşadığımız çaresiz
📖 Sayfa 410 · Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
kaybolmuşluk duygusunu dindirmeye
yetmiyor söktüğünüz alfabelerle
kılavuzların gülünç açıklamaları
Yaşamaya çalışanların
📖 Sayfa 373 · Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
ölmeye çalışan birini anlamaları olanaksız.
Geceyansından sonra yoruluyor kadınlar,
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
salonun dibine çekilip alçak sesle, kimbilir
kaç kez denenmiş bir çıkmaz sokağın dışında
bekliyor, takılar üzerine konuşuyorlar.
benimkisi de açık örtük bir bölünüşün ortasında ıssız geçit, duruyor.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
bilmek çoğu kez sanmak ve aldanmaya hazır olmaksa, gerçeğin çoğu kez doğru olup olmadığını da biliyorum.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
öteki ben bendim belki, bu ben başkasıdır hep: biri yaşarken bilmem öteki nasıl yazmış- ne aynı yer, ne aynı zaman, ikisi birden bir üçüncüde kördüğüm: gitmiş, kalakalmış.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
kalmadı adını koyabileceğim kimse ve nesne.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
ben hep böyle uzun uzun bakıyorum fotoğraflara, ürperiyor zamanın içinde derbeder dolaşan zihnim ve tenim, inleyerek indiğim şimdiki zaman sert bir sesle yırtılıyor.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
"düzgün konuşanları ikimiz de çok severdik"
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Ada
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Yalnızlık paylaşılmaz mi demiş?
Sevmem kestirip atmayı böyle ben.
Bölünmez değildir bir kere yalnızlık;
bir kısmını başkalarıyla bölüşürsün,
başkalarının yanındayken tek başına
taşırsın bir kısmını, en cüsseli parçayı
kendi kendisiyle paylaşır gene de insan.
korunun arkasına sinmiş yapayalnız, altedilmez, tam korku: bir sapakta verilebilecek en ürpertici karar yollardan birini seçmektir gibi gelmiştir bana -kederle gülümsüyor o an- herhalde ondan adım atamadım eşiğe vardığımda, hiçbir zaman
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
sönmeden sigaram bir daha yakıyorum: mor gökyüzüne doğru heyecanlı körük.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur

şairim yarım yüzyıldır ben: bu ülkenin unutulmuş unutkan kelimeleriyle yaşadım -aynı hayattan geçip giderken siz.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
darmadağın ettiğim yüzlerce yüzle yüzleşemem ki şimdi ben.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
doğru değil herşeyin bende ikiye bölündüğü, doğru olan her şeyin kendiliğinden bölündüğü bir yerden herşeye her an bakılabileceği. bir ev seçip ona gözümüzü diktiğimizde, diyor merleau-ponty, bakışımız gider o evde oturur. buradayım şimdi, bakışlarım bomboş. hem de ötedeyim, atımın üzerinde: nereden nereye gittiğimi bilmeksizin yoldayım gece gündüz. bir ışık görsem uzakta dağılacak ortasından çıkamadığım karanlık, bir iz bulacak olsam belli ki süreceğim onu ilk noktaya kadar, bir kök var elimde onu salacak topraklar cansız, içine girmeye çalıştığım resmin dışındayım ben.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
"Doğru değil her şeyin bende ikiye bölündüğü,
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
doğru olan her şeyin kendiliğinden bölündüğü
bir yerden her şeye her an bakılabileceği.
Bir ev seçip ona gözümüzü diktiğimizde, diyor
Merleau-Ponty, bakışımız gider o evde oturur.
Buradayım şimdi, bakışlarım bomboş. Hem de ötedeyim, atımın üzerinde: Nereden nereye gittiğimi bilmeksizin yoldayım gece gündüz.
Bir ışık görsem uzakta dağılacak ortasından çıkamadığım karanlık, bir iz bulacak olsam belli ki süreceği onu ilk noktaya kadar, bir kök var elimde onu salacak topraklar cansız, içine girmeye çalıştığım resmin dışındayım ben.
(...)Her sözcüğün bir nesneye karşılık geldiğine inanmış, sözle duygu arasındaki bağın matematiksel olması gerektiğini söyleyenlerle dilin oluşumunu uylaşıma dayandıranlar arasındaki dallı budaklı tartışmayı kendince çözmüş, varlığından kuşkulanmadığı dili kendi mesleğinin terimbilgisine oturtmayı sorun edilmişti.(...)
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
( Gri Tavırlar )
olmak ya da olmamak, ölmek ya da ölmemek, var olmak ya da yok olmak, asıl düello iki silâha dönüşmüş iki kelimenin, iki fiilin arasında olmalı. yıllar geçti, unutmadım "sözcüklerin hamleti" dediğimi: şiirin karşı kefesinden seslenen sessizliği gördümdü ben, öylesine hızlı sallandı terazim: çıktım odamdan sokaklara o an, döndüm sokaklardan odama kan içinde, içimde: olmak ya da ölmek belki de son ihtimaldi.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
tutuşturmuyorsa şiirler kitabı tutan elleri, okunaksız demektir kurbanın çığlığı da cellâdın sesi kadar.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Susuyorlar sonra, birdenbire,
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
onları kapının arkasından duyabilecek biri varmış duygusu ortalarına iniyor sanki.
Korkak ve gizli, küpesiz bir korsanım ben, geceden geceye kazandığım tek şey: İçine gömüldüğüm şey tansı definedir.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
ben bendeki kayboluşun nicedir emrindeyim.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
şimdi dönüp baksak, sinsi bir tuzaktır hayat: tarihler ve şehirler, insan isimleri ve belli durumlarda benimsenmiş gri tavırlar, keskin duranla eğilip bükülen içiçe geçmiştir sanacak aramızdan onu anlamaya çalışacak olan.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
anlaşılmaz oysa insan: nasıl birdenbire başlayan yağmur uzaklaşıp gitmişse biz daha şemsiyeyi açmadan.
içine girmeye çalıştığım resmin dışındayım ben.
📖 Sayfa 123 · Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
durmadan içimizde zonklayan birini söküp atmamak için ağrıyı korkudan fazla sevmek gerekir.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
insan önce kendisinden yola çıkmayı öğrenmişse dönüp gene kendine varır.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
dilinin ucunda aksak müziğiyle gezinen eksik bir mısraydı artık hayatı.
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur
Sıkça Sorulan Sorular
Doğu - Batı Divanı kimin eseridir?
Doğu - Batı Divanı, Enis Batur tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1997'de yayımlanmıştır.
Doğu - Batı Divanı kaç sayfadır?
Doğu - Batı Divanı, 444 sayfadır (Kırmızı Kedi baskısı).
Doğu - Batı Divanı'nın en ünlü sözü nedir?
“Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya”