
Senai Demirci'nin 2006'da yayımlanan Elde Var İnsan adlı eseri, Deneme-İnceleme türünün önemli örneklerindendir. Türkçe baskısı Timaş Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Okurların yıllar içinde biriktirdiği en sevilen sözler burada bir arada.
Elde Var İnsan'dan En Beğenilen Alıntılar
Bu sırdandır ki, oğullar, babalarının omuzlarına 'babacan' bir dokunuşuyla hayatın sarp yolları için enerji toplar. Kızlar, analarının sarılışında söylenmemiş en tatlı sevgi sözlerini, dile gelmeyen en güzel tavsiyeleri duyarlar. Arkadaşlar musafaha ederek destek verirler birbirine.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
El insanın iç dünyasından dış dünyaya uzanan iradesinin ve niyetinin görüntüsüdür. "Kalem tutan el" ile "silah tutan el" bir savaş-barış karşıtlığının iki ucunu temsil eder.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Gandhi, ünlü sözünde, barışı ve savaşı, nefreti ve sevgiyi elin iki temel haretinde özetler: "Sıkılmış bir elle bir başka eli sıkamazsınız."
Güzel ruhlar, güzel kokuları sever. Belki tersi de doğru: Güzel kokular güzel ruhlara siner.
📖 Sayfa 60 · Elde Var İnsan, Senai Demirci
Miami Üniversitesi Dokunma Araştırmaları Enstitüsü di rektörü Tiffany Field'in anlattıkları ise, dokunmanın, beşikten mezara kadar hayatımızın her evresinde onarıcı etkilerinin olduğunu açıkça ortaya koyuyor. "Sokaklarda görmeye alıştığımiz saldırganlıgın çoğunun temelinde, yeterince dokunulmamak var" diyor Field. Öğrenciler ve öğretmenler arasındaki sırtını sivazlamak, başını okşamak gibi temaslar azaldıkça, okullarda saldırgan davranışların arttığına dikkat çekiyor.
📖 Sayfa 52 · Elde Var İnsan, Senai Demirci
Sen de biliyorsun ki insanlar gerçekte konuşmuyorlar. Konuşur gibi yapıyorlar. Öğrendikleri sözcükler var. Birbirlerine onları söylüyorlar. Gerçekte çok azı, çok az zaman için konuşuyor. Onlara da dikkat et, duygu sözcükleri yoktur. Birbirlerine söylemeleri gereken sözleri söylerler. Onun için de çoğunlukla birbirlerini dinlemezler. Gerçekte konuşmayan, gerçekte dinlemeyen insanlar iki önemli iletişim aracını da kaybettikleri için artık anlaşamaz hale gelirler. Koku ve dokunma. İşte gerçek iletişimin iki yolu. İnsanlar ikisini de unuttu.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Unuttuğumuz ne çok şey var.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Işığı algılamakla kalmayıp, ruhumuzun ışığını da yansıtan gözlerimiz.
📖 Sayfa 47 · Elde Var İnsan, Senai Demirci
Varedilen envai çeşit kokuyu ruhumuza taşıyan burnumuz.
Bizleri sözle yani anlamla tanıştıran kulaklarımız.
Cenneti ellerimizin altında hissettiren dokunma duyumuz.
Sözü dışarı, lezzeti içeri taşıyan dilimiz.
Işte hayatımızın beş köşesi...
Gelgelelim, kâinatla ilgili haberlerde sıklıkla N'li sorular sorulur ancak 'Kim?'e gelince durulur.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
.. geceleri ve yalnızken ağrılar şiddetleniyor, keskinleşiyor.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Elemin bittiği yerde lezzet, lezzetin bittiği yerde elem başlar.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Güneşin doğduğu ufkun berisinde sayısız bakış güneşleri doğar.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
O şiir ki, gözün gördüğünden ötededir; aklın anladığından âlâdır. Ancak o şiir, gözün görmesiyle yeniden yazılır, yeniden yankılanır, aklın anlamasıyla yeni ahenklere bürünür, yeni renklere ayrılır.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Bir kalem... Avuçlarına sıkı sıkıya tutunduğu elin hareketleriyle kara çizgiler bırakıyor ak kâğıt üstüne... Bir hayallin siyah gölgelerini düşürüyor kâğıda, bir düşüncenin harflere sızan aydınlığını taşıyor ellerin ayasından ve kalemin ince ucundan.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Koku, ele gelmeyen, göze görünmeyen ayartıcı bir sihirdir. İki ruh arasında akan şeffaf bir nehir gibidir. Tende tuzdur, ruhta ateştir.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Şuurumuzun kıyılarında nöbet tutan bir dalga sesi gibi. Koku. Menekşenin renginden derin. Toprağın kalbinden serin. Yağmurun toprağa değişi kadar yakın. Kıyısına yanaşır yanaşmaz bizi sınırsız ve sessiz bir deneyimin içine alan,
sessiz, sakin ve derin bir okyanus.
Bir bebek... Dünyadaki ilk çığlığının ardından nefes nefese tutunacak bir yer arıyor. Avuçlarına dokunan her şeyi hic tereddütsüz kavrıyor, tutuyor, sariyor. Dünyaya elleriyle tutunuyor.
Elde Var İnsan, Senai Demirci

Ah! Vatan! Misk gibi kokusu canlarda tüter.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Rüyamız..
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Işıktan çiçekler devşirdiğimiz ilkbaharımızdır.
Öyle ki insanı anlamak kuşları anlamaktan geçiyor gibi. 'Kuş misali' gelip geçtiğimiz şu dünyada her defasında kuşların dilinde, göçünde, uçuşunda arıyoruz kendimizi. Yoksa 'kuş uçmaz, kervan geçmez' nice ıssız, çorak, bereketsiz, hayatsız yer varken illâ da burada, kuşların kanat çırptığı bir dünyada, rengârenk kanatların şakırtıları altında yaşıyor olmazdık.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Bir varoluş kıvılcımının ucunda, bir hayat girdabının ortasında, beynimizin kıvrımlarında dolaşan düşüncelerle, kalbimizin taraçalarına sarılıp duran aşklarla, varlık-yokluk arasında sarkaçlanan kaygılarımızla, ruhumuza üflenmiş sonsuzluk arzusunun sarmalında, suya eğilen bir nilüfer çiçeği gibi ölüme doğru eğilerek sonsuzluğun girdabına katışıyoruz.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Tıpkı dibinde inciler saklayan dipsiz bir deniz gibidir yüzümüz. Ruhumuzun derinliklerinden kopup gelen her sır, yüreğimizin köşelerinden sızıp gelen her duygu hemen yüzümüzün detaylarına taşınır.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Evvelâ, Kur'ân şiirden müstağnidir; çünkü
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Kur'ân hiçbir şair hayalinin sahih
eyleyemeyeceği müjdeler indirir kalbimize.
İkinci olarak, Peygamber de şiirden müstağnidir; çünkü O'nun yaşayışı hiçbir sözün eteğine dokunamayacağı eşsiz bir ahenk ve renk sunar gönüllerimize. Kur'ân'ın ve Peygamber'in söz açtığı varlık âlemi ise, şiirin kuşatamayacağı iç içe derinlikler saklar, hiçbir şairin dile getiremeyeceği sonsuz ahenkleri besler.
Yaradılmış olan her şey, her zerresinde akıl almaz bir işlevselliğin ve estetiğin izini taşir.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Var edilen her şey evrenin şiirine bir dize yazar.
Bütün dizelerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan anlam, müthiş bir ahenkle bizleri kendisine katilmaya çağırır.
Cerrah sessizce ağlıyordu, gözlerinden taşan birkaç damla yaş yanağına doğru süzüldü. Bu arada, gözyaşının nedenini açıklamaya çalıştı, uzun uzun anatomiden ve fizyolojiden söz etti. 'Melek' bu açıklamadan tatmin olmamışa benziyordu.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
"Belki de," diye başladı cerrahın gözlerinin içine bakarak, "ruhun bedenine sığmıyordur da, dışarı sızıyordur."
Bazen bir maskedir yüz, bazen açık
Elde Var İnsan, Senai Demirci
bir mektup.
Ancak her sesten bir anlam bekleriz, her sesin bir ahenk taşımasını umarız. Yoksa işittiklerimiz ancak kocaman bir gürültü, rahatsız edici bir uğultu olurdu. Gerçekte, evrenin her hareketi, her kıpırtısı, her hışırtısı, her uğultusu tumturaklı bir söz gibi anlamla, aşkla bestelenmiş bir şarkı gibi ahenkle düşüyor kulağımıza.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Yaradılmış olan her şey, her zerresinde akıl almaz bir işlevselliğin ve estetiğin izini taşır. Var edilen her şey evrenin şiirine bir dize yazar. Bütün dizelerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan anlam, müthiş bir ahenkle bizleri kendisine katılmaya çağırır.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
"İnsana bir dil iki kulak verilmiştir ki, bir konuşsun iki dinlesin"
📖 Sayfa 76 · Elde Var İnsan, Senai Demirci
"Havada tuzak kokusu var", "Memleket burnumda tütüyor", "Para kokusu alıyorum" gibi ifadeler, koku hafızasının uzunluğuna ve genişliğine eşlik eden şuuraltı derinliğe
Elde Var İnsan, Senai Demirci
göndermeler yapar.
Dokunmanın olumlu etkileri sadece bedende kalmıyor. Dokunmalar sonrası gelen rahatlama dönemlerinde beyin fonksiyonları da hızlanıyor. Kırk kişi üzerinde yapılan bir çalışmada 10 dakikalık masajdan sonra insanların matematik yeteneklerinin geliştiği görülmüş. "Bütün bunları gördükten sonra," diyor Field, "her gün yemek yemenin ve egzersiz yapmanın yanı sıra belli dozlarda dokunmaya da muhtaç olduğumuza inanmaya başladım."
Elde Var İnsan, Senai Demirci
İnsanlar pek fark etmezler. Oysa, her ruh halinin kendine özgü bir kokusu vardır. Eğer insanlar koku duygularını kaybetmeselerdi, bunları da bilirlerdi. Ama birçok şey gibi bunu da kaybettiler.
Elde Var İnsan, Senai Demirci

Biz en iyisi uçmayı kuşlara bırakalım!
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Her çağda, ne idüğü belirsiz 'ebedi gençlik iksiri' peşine düşen insanın, sonsuz sevdaların izini süren insanın, yeryüzünde bulduklarının hiçbiri asıl aradığı değildir.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
'Sıkılmış bir elle bir başka eli sıkamazsınız.'
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Herkesin ağrısı kendinedir. Ağrı, paylaşılmaz, aktarılamaz. Bu yüzden, 'dayanılması en kolay ağrı, başkasının ağrısıdır'
Elde Var İnsan, Senai Demirci
"Ervâh-ı tayyibe revâyih-ı tayyibeyi sever"
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Görmek, konuşmak, işitmek bir bedel istemez;
Elde Var İnsan, Senai Demirci
uzaktan da görebilirsiniz, mesafeli de olsa
konuşabilirsiniz, sözü kâğıda dökebilirsiniz.
Ancak dokunmak ve koklamak mutlaka
yakınlık ister. Gerçekliğin en katı belirtisi olan
somutluk ve yakınlık, dokunmayı ve koklamayı
davet eder. Bu yüzden, işitmekten ve
görmekten beride kalır dokunmak ve
koklamak. "Bir işe burnunu sokmak" deyiminin çağrıştırdığı sınır ihlâli de, koklamanın bu
yakınlık bedelinden beslenir.
.. kâinatın sesine kulak vermiş bir
Elde Var İnsan, Senai Demirci
mü'minin yazdığı gibi, "kulaktaki zar, nur-u
iman ile ışıklandığı zaman, kâinattan gelen
manevî nidaları işitir; hal diliyle yapılan zikirleri, teşbihleri kavrar." Rüzgârların terennümlerini, bulutların naralarını, deniz dalgalarının nağmelerini, yağmurun indirilen bir söz olduğunu, kuşun ve ağacın bizimle
konuştuğunu işitir. Kâinat ilâhî bir senfoni
oluverir. Ne güzeldir inanıp da kâinatın sözüne ve sesine can kulağı kesilmek. Ne talihsiz bir
sağırlıktır varoluşun anlamını bilmemek!
Zaman düz uzun bir çizgi içinde bir kesit değildir, sadece 'şimdi'dir, her ân 'yeni'dir, her ânın tarihi özel ve ayrıdır.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
"Ah, minel aşk!' Yani ki: 'Ah, aşktan (çektiğim].
📖 Sayfa 95 · Elde Var İnsan, Senai Demirci
"Ah!" ve 'Aşk'ın tek hecelik bir ünleme dökülebilirliği şairin imdadına yetişir. Sözü uzatmaya ihtiyaç duymaz ve der ki: "Aşk 'Ah!'tan ibarettir." Peki ya şair aşkın tarifini kolayca yüklediği 'Ah!'ın kendisini tarif etmeye kalksaydı neler der diz? Yani ağrıyı, sancıyı, sızıyı anlatmak için hangi nidayı seçerdi. Fazla yorulmayın, "Ah!'ı yine 'Ah!" anlatır. Öyleyse meşhur sözü başlıkta olduğu gibi yazmaklığımız münasip düser: Ah, minel ah! Yani ki: "Ah, ah'tan (çektiğim]"
Bir ipeğe dokunuştaki sır, insanın ipeğe atfettiği kıymetten gelir; oysa ipek, ipek giyene bir şey katmaz.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
'Göklerde ve yerde olan ""her şeyin O'nu teşbih edişi'ne kulak asmayanlar, ıssız ve anlamsız, sözsüz ve dudaksız, ketum ve eylemsiz, nidasız ve hitapsız bir gürültü olarak algılıyorlar evreni.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
"Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, bir önyargıyı parçalamak atomu parçakmaktan daha zor."
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Siz olsanız hangisine müşteri olurdunuz? Kaba görünümlü ve hareketleri estetik yoksunu bir bedende uzun bir ömür sürmek mi? Görünümü son derece zarif ve fonksiyonel olarak eşsiz bir zarafete sahip bir bedende nispeten kısa bir ömür mü?
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Dost meclisine yüz süreriz; dosta karşı
Elde Var İnsan, Senai Demirci
hatalıysak varmaya yüzümüz yoktur. Gün olur,
yüze geliriz; gün olur, yüz buluruz.
Yüz ifadelerini okumada kadınlar erkeklerden daha hassastır.
Elde Var İnsan, Senai Demirci

Yüz çevirdiğimiz de olur, yüzüstü kaldığımız
Elde Var İnsan, Senai Demirci
da. İşin içinden yüzümüzün akıyla da çıkabiliriz, yüzkarasıyla da kalabiliriz.
Hiçbir insan acı ve ağrının incitmesinden
Elde Var İnsan, Senai Demirci
kaçama-mıştır. İnsanın doğumu ağlayarak
başlar; ölümü acılı ve ağrılı olur. Ölüm ve
doğum arasındaki ince-uzun çizgide, acı ve
ağrı insanı defalarca yoklar.
Yaşarsın, yaşadığının izi kalır.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Yaşamazsın, içinde sızı kalır.
Gözlerin habersiz olduğu gülüşler anlamsız kalır, bakışın desteklemediği sözler yalan gibi durur, gözlerin ilgi göstermediği düşünceler sönük ve önemsiz durur. Gözlerin konuştuğu dil her yerde aynıdır; herkes aynı şeyi anlar ve anlatır gözlerle. Dudağın söylemediğini anlatır, dilin dönmediğini ifade eder, kalbin sakladığını açık eyler.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Zindanlara ebedî aydınlıklar düşüren güneştir
Elde Var İnsan, Senai Demirci
rüya.
"Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!"
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Asıl sağırlık, işittiğimize 'kulak asmamak' olmalı ki, kâinatın müziğini duymak kulağımızın açık durmasından ötede bir duyuşu gerektiriyor.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
İşitmenin hayatımıza nüfuz etmiş bu derin
Elde Var İnsan, Senai Demirci
anlamına rağmen, pek çok insan, bir tercih
yapmak zorunda kalsa, gözünü
kaybetmektense kulaklarını kaybetmeyi tercih
eder. Oysa sesin ve sözün yeri, ışığın ve
rengin yerinden daha temelli olsa gerek
hayatımızda.
Elimizin Altında Bir Cennet: Dokunmak,
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Dokunmak, Dokunmak.
Ahh! Vatan! Misk gibi kokusu canlarda tüter.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Var edilen her şey evrenin şiirine bir dize yazar. O şiir ki, gözün gördüğünden ötededir; aklın anladığından âlâdır.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Ağrıyla ilgili ilginç bir detay da, kadınları ve
Elde Var İnsan, Senai Demirci
erkekleri eşit olarak etkilememesidir. Hatırı
sayılır sayıda ve kalitede araştırma, kadınların
ağrı, acı ve sancıyla daha iyi baş edebildiklerini gösteriyor. Erkekler ise, acıyı büyütmeye, bir
yaşama sorunu görmeye eğilimliler. Kadınlar,
başka aktivitelere dalarak, olumlu
duygulanımlara kapılarak, başkalarından
yardım isteyerek ya da dua ederek ağrıyla baş
edebiliyorlar, daha az olumsuz duygulanım yaşıyorlar.
Modern çağ, çok sayıda insanın kronik
Elde Var İnsan, Senai Demirci
ağrılarına tanıklık ediyor. Kronik ağrılar
şimdilerde arttı mı, yoksa insanlar ağrılarını
daha kolay mı ifade eder hale geldi? Bunu
cevaplamak zor görünüyor.
Ağrı, insanlık tarihinin bütün değişimlerine, gel-gitlerine, savaş ve barışlarına eşlik etmiş ve hiç değişmeden kalmıştır. Bu yüzden tarihte hiçbir olayın insanlığı ağrı kadar etkilediği söylenemez.
Elde Var İnsan, Senai Demirci
Zamanın hiçbir kesitinde dümdüz bir akış yoktur; zaman bir nehir gibi hep yokuş
Elde Var İnsan, Senai Demirci
aşağı, kıvrılarak akar. Her an, bir dağ zirvesi
gibidir; var olduğu noktaya kadar tırmanırız ve
varır varmaz yokuş aşağı inmeye başlarız. Saat sarkacının resmettiği gibi, zaman, eğri bir çizgi üzerinde hiç durmadan salınır.
Sıkça Sorulan Sorular
Elde Var İnsan kimin eseridir?
Elde Var İnsan, Senai Demirci tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2006'da yayımlanmıştır.
Elde Var İnsan kaç sayfadır?
Elde Var İnsan, 192 sayfadır (Timaş Yayınları baskısı).
Elde Var İnsan'ın en ünlü sözü nedir?
“Bu sırdandır ki, oğullar, babalarının omuzlarına 'babacan' bir dokunuşuyla hayatın sarp yolları için enerji toplar. Kızlar, analarının sarılışında söylenmemiş en tatlı sevgi sözlerini, dile gelmeyen en güzel tavsiyeleri duyarlar. Arkadaşlar musafaha ederek destek verirler birbirine.”