
İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan'ın 2018 tarihli Araştırma-İnceleme alanında öne çıkan eseridir. Eserden akılda kalan bölümleri, beğeni sırasına göre aşağıya derledik.
İmkânsız Özerklik'ten En Beğenilen Alıntılar
Kitaptan en etkileyici sözleri sizin için derledik; ama yine de en etkili söz, sizin beğendiğinizdir.
Mehmet Fuat Köprülü, 1926 tarihli "İnkılap ve Edebiyat" adlı yazısında dönemin edebiyatını şöyle eleştirir: "Son şiirlerimizin büyük bir kısmı, Avrupa edebiyatlarının soluk ve adi bir taklidinden, oralarda artık kıymetini kaybetmiş cereyanların manasız istitalelerinden [uzantılarından] ibarettir"
📖 Sayfa 127 · İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan
Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene
İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan
"Gülün tam ortasında ağlıyorum"
İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan
Tarihsel koşulları içinde değerlendirilmediğinde, Garip'in estetik seviyesi düşük ya da "imgesiz" bir şiir olduğu yorumu yapılabilir. Oysa Garip, estetik yanından daha öte tarihsel işleviyle önemli bir şiirdir. Garip'in bugün estetik açıdan başarısız bulunması, estetik karşıtı konumunda ne denli başarılı olduğunu gösterir.
📖 Sayfa 113 · İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan
[...] şiire bakışlarıyla Türkiye modernleşmesine aykırı konumdadırlar. Şiirin toplumsal sorunlara çözüm sürecinde bir araç olması beklenirken, İkinci Yeni'yi savunanlar şiirin bu uğurda işe yaramayacağını çünkü onun amacının farklı olduğunu belirtirler. Bu, açıkça estetik özerkliğin savunulmasıdır. Şiir, amacı kendinde olan ve başka bir şeye gerek duymadan kendisine yeten özerk bir yapı olarak kavranmaktadır.
📖 Sayfa 140 · İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan
Türkiye'de modern edebiyat kurumunun özerklik karşıtlığı, halk edebiyatının keşfi ve "divan edebiyatı"nın icadı ekseninde şekillendiğini, İkinci Yeni tartışmalarının başladığı anda açık biçimde görmek mümkündür. İkinci Yeni şairleri (en başta "Folklor Şiire Düşman" yazısıyla Cemal Süreya), modern şiir için halk edebiyatının kaynak olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, yaklaşık bir asırdır modern edebiyat tartışmalarında temel hareket noktası olan halk edebiyatının keşfi anlayışına karşı çıkarlar.
📖 Sayfa 128 · İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan
İkinci Yeni'ye gelinceye kadar, Türkçe şiirde dış dünyanın temsili olan bir şiir baskın eğilimken, İkinci Yeni dış dünyanın "nesnel" gerçekliğini bir yana bırakıp dünyayı kendi kavrayışı açısından anlatma yolunu tutar. Bu tutum, onun dilsel tercihine de yansır.
📖 Sayfa 148 · İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan
Aynen Turgut Uyar'ın "Akçaburgazlı Yekta" şiirindeki gibi, Cemal Süreya'nın şiirinde de cinsellik günah olmaktan çıkarılır:
📖 Sayfa 145 · İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan
Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
("Üvercinka" 38)
İkinci Yeni'yi eleştirirken kullanılan "imgeci" ya da "anlamsız" nitelemesi, İkinci Yeni şairlerinin nesneleri "uzlaşımsal" dille anlatmamasının sonucudur.
📖 Sayfa 148 · İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan
Elbette bireysellikten kaynaklanan farklılık söz konusudur ama "İkinci Yeni" adlandırmasına olanak veren ortak bir duyarlılık da kendini belli etmektedir. Bu ortak duyarlılık, bütün İkinci Yeni şairlerinin özerk bir şiir dilini kullanmalarıdır. Dolayısıyla İkinci Yeni şairlerini, bu nitelikleriyle aynı şemsiyenin altında toplamak olanaklıdır.
📖 Sayfa 133 · İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan
Edebiyat kurumu, "üretici ve dağıtıcı aygıtın yanı sıra, edebiyatla ilgili olarak belli bir zamanda hâkim olan ve eserlerin algılanışını önemli ölçüde belirleyen fikirlerdir"
📖 Sayfa 22 · İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan
Garip, 1937 ile 1945 arasında geleneğin radikal bir biçimde reddi yoluyla şiir görgüsünü köklü biçimde dönüştürmekle kalmamış, Batı'yı taklit etmeden modern şiir yazılabileceğini kanıtlamıştır.
📖 Sayfa 113 · İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan
Türkçe açısından yeni olan İkinci Yeni'nin dili "anlamsızlık"la suçlanırken, bu şiiri "anlam"landırmaya çalışanlar sıkça imge terimine başvururlar. İkinci Yeni, nesneleri uzlaşımsal biçimde değil, imgelemdeki haliyle anlattığı için imgelem büyük bir değer kazanır ve bu değer, metaforun şiir için vazgeçilmez olmasına yol açar. Karmaşık metafor kullanımı ve dilsel sapmalar şiir dilinin düzyazının dilinden kopmasına neden olduğu için artık şiir, bir öğretiyi aktarmakta değersiz hale gelir. Bu değersizleşmenin Türkiye modernleşmesi açısından makbul bulunmayacağı aşikârdır.
📖 Sayfa 146 · İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan
Edip Cansever "bir elma tadı gezdiriyorum kafamda" (Yerçekimli Karanfil 95) dediğinde, şairin dünyayı başka bir biçimde temsil etmek istediği açıktır. Oysa, Türkçe şiirde, metaforun böyle bir kuruluşunun pek örneği yoktur. Bu nedenle Cansever'in dünyayı kendi imgelemindeki biçimde anlatması, verili gerçekliğe bağlı kalarak beklenti ufkunu belirleyen okur açısından şaşırtıcıdır. Bu şiirin "anlamsız" bulunmasının nedeni de, şiirden bir anlam çıkarılamamasından daha öte, okurun beklenti ufkunun dışında kalmasıdır.
📖 Sayfa 149 · İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan
İkinci Yeni gibi bir tarzda, şairin kendinden önce belirlenmiş şiirsel araçlarla değil de, kendisinin biçimlendirdiği bir yapıyla dünyayı temsil etmeye yönelmesi, ancak şairin özerk olduğuna inanmasıyla olanaklı hale gelebilir. Şair, dünyayla karşı karşıya kaldığında ve gördüğü dünyayı dile geçirmeyi denediğinde birtakım kabul görmüş araçları kullanmak yerine her türlü bağlantıyı bir kenara bırakmayı tercih ediyorsa, hem özne olarak kendinin hem de yapıt olarak şiirinin özerkliğini talep ediyordur.
📖 Sayfa 137 · İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan
Sıkça Sorulan Sorular
İmkânsız Özerklik kimin eseridir?
İmkânsız Özerklik, Yalçın Armağan tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2018'de yayımlanmıştır.
İmkânsız Özerklik kaç sayfadır?
İmkânsız Özerklik, 172 sayfadır (İletişim Yayınları baskısı).
İmkânsız Özerklik'in en ünlü sözü nedir?
“Mehmet Fuat Köprülü, 1926 tarihli "İnkılap ve Edebiyat" adlı yazısında dönemin edebiyatını şöyle eleştirir: "Son şiirlerimizin büyük bir kısmı, Avrupa edebiyatlarının soluk ve adi bir taklidinden, oralarda artık kıymetini kaybetmiş cereyanların manasız istitalelerinden [uzantılarından] ibarettir"”