CANLI

Otuzuncu Lem’a Kitabından Alıntı Sözler — Bediüzzaman Said Nursî

Otuzuncu Lem’a - Bediüzzaman Said Nursî kitap alıntıları ve sözleri

Otuzuncu Lem’a adlı eser, Bediüzzaman Said Nursî tarafından yazılmıştır. Bu derlemede Otuzuncu Lem’a'dan en çok paylaşılan satırlar sizi bekliyor.

Yazar:Bediüzzaman Said Nursî
Yayınevi:Rnk
Sayfa Sayısı:128
Dil:Türkçe
ISBN:9786059699402
Okuma Süresi:3 sa. 38 dk.
Türler:Din (İslam), Kültür

Otuzuncu Lem’a'dan En Beğenilen Alıntılar

İlâçlara hâsiyetleri veren ve tesiri halk eden ancak o Şâfî-i Hakiki'dir.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Lillahi'l-hamd Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan'ın feyzi ile sırr-ı kayyumiyet noktasında azîm hadsiz bir hikmet, bir gaye göründü. Ve onun ile "tılsım-ı kâinat" ve "muamma-yı hilkat" tabir edilen bir sırr-ı İlahî anlaşıldı.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

"Bir şey bütün elde edilmezse bütün bütün elden kaçırılmaz."

📖 Sayfa 89 · Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Arının hilkatine teveccüh eden fiilin fâili olmak için, o arının şerait-i hayatiyesini ve cihazatını ve kâinatla münasebatını temin edecek ve bilecek kadar pek büyük bir iktidar ve ihtiyar lâzım geldiğinden o cüz'î fiili yapan zatın, ekser kâinata hükmü geçmekle ancak o fiili öyle mükemmel yapabilir.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Her adam her meseleyi her cihette anlamaz. Fakat herkes her meseleden bir derece hisse alabilir. "Bir şey bütün elde edilmezse bütün bütün elden kaçırılmaz." kaidesiyle, "Bu manevî bahçenin bütün meyvelerini koparamıyorum." diye vazgeçmek kâr-ı akıl değildir. İnsan ne kadar koparsa o kadar kârdır.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Evet, insan bilmediği şeye düşman olduğu gibi, eli yetişmediği veyahut tutamadığı şeylerin adavetkârâne kusurlarını arar, âdeta düşmanlık etmek ister.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Hayat bir şeye girdiği vakit, o cesedi bir âlem hükmüne getirir; cüz ise küll gibi, cüz'îye dahi küllî gibi bir câmiiyet verir.

📖 Sayfa 81 · Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Sâni'-i Zülcelal, ism-i Hakîm'in muktezasıyla her şeyde en hafif sureti, en kısa yolu, en kolay tarzı, en faydalı şekli ehemmiyetle takip ettiği gösteriyor ki israf, abesiyet, faydasızlık fıtratta yoktur. İsraf ise ism-i Hakîm'in zıttı olduğu gibi iktisat, onun lâzımıdır ve düstur-u esasıdır.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Bu kâinatın Hâlık-ı Zülcelal'i Kayyum'dur. Yani bizatihî kaimdir, daimdir, bâkidir. Bütün eşya onunla kaimdir, devam eder ve vücudda kalır, beka bulur. Eğer kâinattan bir dakikacık olsun o nisbet-i kayyumiyet kesilse kâinat mahvolur.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

İsm-i Kuddüs'ün cilve-i a'zamından gelen tanzif ve nezafet, bütün kâinatın mevcudatını temizliyor, güzelleştiriyor. Beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla hiçbir şeyde hakiki nezafetsizlik ve çirkinlik görünmüyor.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Bu kâinat ve bu Küre-i Arz, daim işler bir büyük fabrika ve her vakit dolar boşalır bir han, bir misafirhanedir.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Her şey, hususan zîhayat, gayet manidar bir kelime, bir mektup, bir kaside-i Rabbanîdir, bir ilanname-i İlahîdir. Umum zîşuurun mütalaasına mazhar olduktan ve hadsiz mütalaacılara manasını ifade ettikten sonra, lafzı ve hurufu hükmündeki suret-i cismaniyesi kaybolur.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Sâni'-i Zülcelal'in gayet latîf, nâzenin, mutî, musahhar bir sahife-i icraatı ve emirlerinin bir vasıta-i nakliyatı ve zayıf bir perde-i tasarrufatı ve latîf bir midad-ı (mürekkep) kitabeti ve en nâzenin bir hulle-i icadatı ve bir mâye-i masnuatı ve bir mezraa-i hububatı olan "esîr" maddesi...

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Ferdiyet cilvesi, kâinat yüzünde öyle bir sikke-i vahdet koymuştur ki kâinatı tecezzi kabul etmez bir küll hükmüne getirmiştir. Bütün kâinata tasarruf edemeyen bir zat, hiçbir cüzüne hakiki mâlik olamaz.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Saadet-i ebediyenin anahtarı olan imanın kuvvetleşmesi ehemmiyeti çok azîmdir. İmam-ı Rabbanî Ahmed-i Farukî diyor ki: "Bir küçük mesele-i imaniyenin inkişafı, benim nazarımda yüzler ezvak ve kerametlere müreccahtır."

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Evet günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir manevî yılan olarak kalbi ısırıyor.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Her bir mevcu dun zerreleri dahi yıldızlar gibi sırr-ı kayyumiyetle kaim ve o sır ile beka ve devam ediyorlar.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

“Beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla, hiçbir şeyde hakikî nezafetsizlik ve çirkinlik görünmüyor.”

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

İmam-ı Rabbani Ahmed-i Faruki diyor ki: "Bir kücük mesele-i imaniyenin inkişafı, benim nazarımda yüzler ezvak ve kerametlere mureccahtır."

📖 Sayfa 392 · Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Evet, bu kâinatın Sâni'-i Hayy-ı Kayyum'u, bu kadar hadsiz enva-ı nimetiyle kendini zîhayatlara bildirip sevdirdiğine mukabil, elbette zîhayatlardan o nimetlere karşı teşekkür ve sevdirmesine mukabil sevmelerini ve kıymettar sanatlarına mukabil medh ü sena etmelerini ve evamir-i Rabbaniyesine karşı itaat ve ubudiyetle mukabele edilmelerini ister.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Malûm ve bedihîdir ki intizam ile gayeleri ve hikmetleri ve faydaları takip etmek, ihtiyar ile irade ile kasd ile meşiet ile olabilir, başka olamaz. İhtiyarsız, iradesiz, kasıdsız, şuursuz esbab ve tabiatın işi olmadığı gibi müdahaleleri dahi olamaz. Demek bu kâinatın bü tün mevcudatındaki hadsiz intizamat ve hikmetleriyle iktiza ettikleri ve gösterdikleri bir Fâil-i Muhtar'ı, bir Sâni'-i Hakîm'i bilmemek veya inkâr etmek, ne kadar acib bir cehalet ve divanelik olduğu tarif edilmez.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre hâdisatın tazyikatından kurtulabilir.

📖 Sayfa 12 · Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Rehber-i ekber,
muallim-i ekmel
ve dellâl-ı a'zam
ve tılsım-ı kâinatın keşşafı
ve âyine-i Samedanî
ve Habib-i Rahmanî olan
Muhammed aleyhissalâtü vesselâm.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Demek, zihayatların en mühim netice-i hilkati ve en büyük gaye-i fıtratı, Zat-ı Kayyum-i Ezeli'nin kendi nazarına kendi acaib-i sanatını ve verdiği rahimâne hediyelerini ve ihsanlarını arz etmektir.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Evet, izzet-i azamet ister ki esbab perdedar-ı dest-i kudret ola aklın nazarında fakat vahdet ve celal ister ki esbab, ellerini çeksinler tesir-i hakikiden.

📖 Sayfa 69 · Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Acaba dünya sarayını ısındıran Güneş sobasına veyahut lambasına ne kadar odun ve kömür ve gaz yağı lâzım olduğu hesap edilsin. Her gün yanması için –kozmoğrafyanın sözüne bakılsa– bir milyon Küre-i Arz kadar odun yığınları ve binler denizler kadar gaz yağı gerektir. Şimdi düşün; onu odunsuz, gazsız daimî ışıklandıran Kadîr-i Zülcelal'in haşmetine, hikmetine, kudretine Güneş'in zerreleri adedince "Sübhanallah, mâşâallah, bârekellah" de.

📖 Sayfa 28 · Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Saadet-i ebediyenin anahtarı olan imanın kuvvetleşmesi ehemmiyeti çok azîmdir. İmanın bir zerre kadar kuvveti ziyade olması, bir hazinedir. İmam-ı Rabbanî Ahmed-i Farukî diyor ki:

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Rehber-i ekber, muallim-i ekmel ve dellâl-ı a'zam ve tılsım-ı kâinatın keşşafı ve âyine-i Samedanî ve Habib-i Rahmanî olan Muhammed aleyhissalâtü vesselâm...

عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ الصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ اْلاَيَّامِ وَذَرَّاتِ اْلاَنَامِ

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Nakkaş-ı Ezelî'si, bu kâinatla ve bu kâinatın her bir sahifesiyle ve her bir satırıyla, hattâ harfleri ve noktalarıyla kendini tanıttırmak ve kemalâtını bildirmek ve cemalini göstermek ve kendisini sevdirmek için en cüz'îden en küllîye kadar her bir mevcudun müteaddid lisanlarıyla cemal-i kemalini ve kemal-i cemalini tanıttırıyor ve sevdiriyor.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Şahsiyet-i maneviye-i Muhammediye (asm), kâinatın manevî bir güneşi olduğu gibi, bu kâinat denilen Kur'an-ı Kebir'in âyet-i kübrası ve o Furkan-ı A'zam'ın ism-i a'zamı ve ism-i Ferd'in cilve-i a'zamının bir âyinesidir.

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Bir sineğin hakk-ı hayatını rahîmâne muhafaza eden bir rahmet, bir hikmet, acaba haşri getirmemekle, umum zîşuurların hadsiz hukuk-u hayatlarını ve nihayetsiz mevcudatın nihayetsiz hukuklarını zayi eder mi?

📖 Sayfa 19 · Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla hiçbir şeyde hakiki nezafetsizlik ve çirkinlik görünmüyor.

📖 Sayfa 17 · Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

كُلُوا وَ اشْرَبُوا وَ لاَ تُسْرِفُوا

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî

Sıkça Sorulan Sorular

Otuzuncu Lem’a kimin eseridir?

Otuzuncu Lem’a, Bediüzzaman Said Nursî tarafından yazılmıştır.

Otuzuncu Lem’a kaç sayfadır?

Otuzuncu Lem’a, 128 sayfadır (Rnk baskısı).

Otuzuncu Lem’a'nın en ünlü sözü nedir?

“İlâçlara hâsiyetleri veren ve tesiri halk eden ancak o Şâfî-i Hakiki'dir.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Otuzuncu Lem’a — Bediüzzaman Said Nursî. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4