
Rasim Özdenören'in kaleme aldığı Red Yazıları, hikmetli sözleriyle okurların sıkça başvurduğu bir eserdir. İlk kez 1988'de yayımlanmıştır. Eserden akılda kalan bölümleri, beğeni sırasına göre aşağıya derledik.
Red Yazıları'dan En Beğenilen Alıntılar
Kısa vadede sonuç almayı hedefleyen çalışmalara güvenmiyorum ben.Kisa vadede sonuç almaya giden çalışmalar,ancak uzun vadedeki hedefleri gerçekleştirebilmenin bir aşaması olarak uygulamaya konulmuşşa değerlidir.
📖 Sayfa 55 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Zihinleri İslamla arındırmak, mevcut dış şartları yok sayarak İslâmı ve yalnız onu yaşamaya bağlıdır. Mesele onu yaşamaya hazır insanın var olup olmadığını noktasında yoğunlaşmaktadır.
📖 Sayfa 13 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Geçtiğimiz yüzyıl ortalarından başlayarak içinde bulunduğumuz yüzyılda kesin olarak batılı hayat tarzını yaşamayı seçen Türk toplumu ve genelde bütün İslâm âlemi, bu seçmesinin doğal ve kaçınılmaz sonucu olarak Müslümanca düşünme kalıplarını ve alışkanlıklarını da terk etmeye başlamıştır.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Eskiden mahalle dediğimiz şehrin bir bölümü, günümüzde tek bir apartmana sıgdırılmıştır.Arada su fark var ki eskiden aynı mahallede oturanlar birbirini tanırdı. Günümüzde ise aynı apartmanda oturanlar,kapı komşu olanlar bile birbirini tanımıyorlar.
📖 Sayfa 87 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Günümüz insanının kafa yapısı revaçtaki ideolojiler dolayısıyla iletilen mesajlara çok katlı perdelerin arkasından ulaşabilecektir.
📖 Sayfa 215 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Tasavvuf demek, dinin öngörüsüyle hakikate varmaya cehdetmek demektir. Kendini dinin hükümleriyle bağlı görmeyen, zaten bu yolun sahtekârıdır. Onların fiillerine bakarak tasavvuf hakkında yanlış kanaate saplanmaksa yanlışların en yanlışı olur.
📖 Sayfa 116 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Hakim kültür,sizi kendi rahatınıza bırakmaz fakat kendisine uymaya zorlar.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
İletişim araçlarının böylesine geliştiği bir ortamda insanlar iletişimsizlik krizi yaşıyor.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Eskiden mahalle dediğimiz şehrin bir bölümü, günümüzde bir tek apartmana sığdırılmıştır. Arada şu fark var ki, eskiden aynı mahallede oturanlar birbirlerini tanırdı. Günümüzde ise aynı apartmanda oturanlar, kapı komşu olanlar bile artık birbirlerini tanımıyor.
📖 Sayfa 128 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Bu sözlerin varacağı bir yer var:
📖 Sayfa 59 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
İnsan kendi kültürünün gereği olan davranış biçimini,kimsenin on yargısına aldırmadan yerine getirecek olursa, bu davranış biçimi başkasını da etkiler,onu da kendisi gibi hareket etmeye zorlar. Böylece Müslümanlar kendilerine düşen gerekleri yerine getirmeye başladığında başkalarının onları anlamak zorunda kalabileceği belli oluyor.
Bütün dünya, savaştan daha kötü bir savaş hali yaşıyor.
📖 Sayfa 26 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
İslâm'a ulaşma çabası İslâm dışı yöntemde aranırsa belki bir yerlere varılabilir ama o yerin İslâm'a ait olup olmadığı sorgulanmalıdır.
📖 Sayfa 26 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Kitlesel üretim ve kitlesel tüketim aşamasına gelmiş toplumlarda insan gövdesinin tüketimi özendiren bir ticaret metaı olarak kullanılması, bizzat insan gövdesinin bir ticaret metaı haline sokulmuş olması yüz kızartıcı bir olay sayılmalıdır.
📖 Sayfa 89 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Zikir... yani Allah'ı anmak ve ondan bir an bile gafil bulunmamak. Tasavvuf denilen vakıa işte bunun talimini yaptırıyor.
📖 Sayfa 115 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
"Kafamı, gözlerimi, sesimi, kısaca kendimi,inanclarima ters düşen herhangi bir işin buyruğuna vermem olanaksız.Antifaşist bir filmde bal gibi bir gestapo görevlisini oynayabilirim.Ama faşist bir filmde hayranlık duyulan bir anne yada bir sevgiliyi oynayamam".1
📖 Sayfa 52 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Simone Signoret,Özlemin eski tadı yok, Hürriyet Y.İst.1979,s389.

Günümüz hayat tarzı içinde insanlara kazandırılan çirkin alışkanlıklardan birinin "gürültü koparmak" olduğu kanısındayım. Kimin gürültüsü yüksek perdeden çıkıyorsa, sanki yalnız o, hakkı söylüyormuş gibi bir izlenim uyanıyor.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Diyanet İşleri Başkanlığı, her şeyden önce, kurulu düzenin bir müessesesidir. Ama böyle bir müessese temelde laikliğe aykırıdır. Şimdi, Türkiye'deki laikliğin eleştirisi zımnında; bu kurumun çelişkili bir tabana oturtulduğunu, yani bu kurumun Batı anlamında laik bir rejimde Başbakanlığa bağlı bir kuruluş olmasındaki tutarsızlığı ileri sürebilirsiniz. Fakat kurulu düzen içinde, bu kuruma özerklik verilmesini isteyip istememek büsbütün ayrı bir olaydır. Eğer bugünkü Diyanet'in özerk bir kurum olmasını gerçekten isterseniz, bu, gerçekten laik bir işleyişe talip olmakla eşanlama gelir.
📖 Sayfa 45 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Söz gelimi, 1970'li yıllarda, Türkiyede hacca gitmenin bazı bahanelerle fiilen ve resmen önlendiği, bu hususta kısıtlamalar getirildiği, o günleri yaşayanlarca unutulmamıştır, umarım.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Ben kendi payıma bundan yakınıyor değilim. Ve asla, hükümet keşke bu tür kararlar almasa da hacca daha çok kişi gidebilseydi demiyorum.
Çünkü, Müslüman ibadetini yaparken, amelini işlerken, bu ibadetini ve amelini yalnız ve ancak Allah'ın izni ve lütfuyla yerine getirebildiğinin farkında olmalıdır. Bunun dışında da kimsenin iznine, ihsanına, lütfuna muhtaç değildir.
"Kendini dinin hükümleriyle bağlı görmeyen, zaten bu yolun sahtekârıdır."
📖 Sayfa 116 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Eğer İslâm'ın hayata ve bireysel yaşantıya egemen kılınması söz konusu ise, bu sonuca ancak gene İslâm'ın öngördüğü yöntemle ulaşılır.
📖 Sayfa 28 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Özellikle müsteşriklerin kaleme aldığı yazılarda tasavvuf Yunan düşüncesine, yahut Budizm'e bağlanmaya çalışılıyor. Bu durum da, tasavvufun İslâm dışı bir uygulama gibi anlaşılmasına yol açmaktadır. Tasavvufun bazen "İslâm felsefesi" diye adlandırılması da, onun "bidat" sayılmasına yetmektedir.
📖 Sayfa 114 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Bu itibarla Müslümanın kendine ait konumunu Babil kulelerinden bakarak değil , kendi minaresinden bakarak belirlemesi gerektiğini söylemek yerinde olacaktır.
📖 Sayfa 52 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Kimilerinin mağlup görünmesine rağmen aslında galip , kimilerininse galip görünmesine rağmen aslında mağlup olabileceği gerçeği vardır.
📖 Sayfa 14 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Oysaki daha tanışmamıştık....
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Bu açıdan bakınca "mutasaavıf" diye görülmeyecek bir tek sahabi tasavvur edilemez. Açık veya gizli zikri, sahabilerine bizzat Peygamberimiz'in (s.a.v.) talim ettiğini ve sahabilerin kendi aralarında zikir halkaları kurduklarını biliyoruz. Bu gün de uygulanan "zikir" Peygamberimiz'in (s.a.v.) sünnetidir. Hatta sünnet-i müekkededir. Yani hiç terk etmediği sünnetleri arasındadır. Kaldı ki, tasavvuf "zikir"den ibaret bir şey değil. Daha doğrusu her şey "zikrin" içinde...
📖 Sayfa 115 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Kendi "küçük sorunlarını" halledememiş olmamızın hıncını, kendimizi büyük sorunlara adamış gibi gösterip böbürlenerek çıkartmaya çalışırız sanki.
📖 Sayfa 100 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Müslümanlar elinde bir balta ile putun önünde dikiliyor, saldırabilirler evet ama elinde baltayı gören put sahipleri baltayı size karşı da kullanabilirler...Ama öyle bir iş yapınız ki o put, sahibinin içine sinmez hale gelsin ve kendi putunu kendi devirsin.
📖 Sayfa 30 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Eğer İslam'ın hayata ve bireysel yaşantıya egemen kılınması söz konusu ise, bu sonuca ancak yine İslam'ın öngördüğü yöntemle ulaşılır.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Gündelik hayatımızın her alanında materyalist bir tablo ile karşı karşıyayız. Böyle bir hayat içerisinde Allah rızası,hasbilik, öte dünya endişesi kimseyi fazla irgalamiyor.Yarin diye düşünülen şey çoğumuz için öte dünya kaygısı olmaktan çıkmıştır.Yarin sorusu coklarimiz için tatil hazırlığından ibaret hale gelmiştir.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Bir mücadelenin gerçek anlamını kavramadan, mahiyetini layıkıyla bilmeden, taraflardan birinin yanında yer almak, kör dövüşüne katılmaktan daha anlamlı değildir.
Red Yazıları, Rasim Özdenören

"Ben Islâm'ın hükümlerini kendi yaşantıma ne kadar hakim kılmışsam İslâm, cemat halindeki yaşantımıza da o ölçüde yansıyacaktır."
📖 Sayfa 2812 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
"Bu kitap, içinde yaşadığımız dünyayı Müslümanca bir konumda durarak seyretmeyi, değerlendirmeyi, eleştirmeyi, sorgulamayı deniyor. İslam'a ait olmayan kavramlarla düşünmeyi reddediyor."
İslam, siyaset usulünde de kıskançtır. Kendine ait ve kendine mahsus usullerin dışında bir usulü taklit etmez. Onun siyaset usulleri kendine yeterli ve başka bir usule muhtaç değildir.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Hayatta, hiç diz çökmemiş biri için, rahle önünde oturmak sıkıntılı bir iştir. Oysa Müslümanın diz çökerek oturması onun gündelik tavrındandır ve onun edep ve görgü kuralının bir parçası sayılır. Kaldı ki, öteki bütün eşyaların kullanılışı da birbiriyle ahenkli tarzda bir konum geliştirmiştir. Günümüzün müslümanları masada rahatlıkla oturmaktadır, fakat acaba ve meselâ masada çalışan, masada yemek yiyen bir İmam-ı Azam'ı tahayyül etmek söz konusu mudur?
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Allah’tan korkmayan insan her şeyden korkar, Allah’tan korkan içinse onun korkusundan başka bir korkuya yer yoktur.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Şimdiye kadar Batı, hem kendini, hem kendi dışında kalan dünyayı kendi kavramlarına göre sorguladı. Şimdi, içinde yaşadığımız dünyayı İslâm'ın öngörülerine göre sorgulamanın sırasıdır.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Çağdaşlık sözüyle amaçlanan asıl hedef,günün şartlarına,günün emri vakilerine boyun eğmemizin sağlanmasıdır. Çağdaşlık sözüyle,çağdaş sapıklıkların,çağdaş sapkınlıkların gereklerine boyun eğmemiz kolaylaştırılmış oluyor.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Ağzım var öyleyse faniyim, demek hiç de yanlış olmayacak. Yemek yiyorum öyleyse faniyim, geçiciyim, ölümlüyüm. Ağzım, kendi kendime yeterli olmadığımı hatırlatıyor bana. Kendi dışımdaki başka şeylere ihtiyacımı, onlara bağımlılığımı, onlar olmaksızın yaşayamayacağımı hatırlatıyor.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
...
Red Yazıları, Rasim Özdenören
" Hiçbir şey olmamış, olması da mümkün görünmeyen, kendine özgü kişiliğini yitirmiş, yeni bir kişilik de elde edinememiş insanların iç dünyasının dışa vurumu... Ülkemizi ziyaret eden bir yabancının burada Müslümanlar mı yaşıyor, sorusuna takılıp kalacağını düşünüyorum. "
Dostoyevski, Babil Kulesi göğe yükselmek için değil, fakat göğü yere indirmek maksadıyla inşa edilmiştir, diyordu. Günümüzdeki turizm olayı da, insanların masum seyahat ihtiyaçlarının giderilmesi için değil, fakat tüketim ekonomisinin uzantısı olan birtakım sapıklıkların ve sapkınlıkların meşrulaştırılması için ortaya çıkartılmıştır. Kendi asli işlevini yitirmiş, türetilmiş, yapay bir ihtiyaç haline getirilmiştir.
📖 Sayfa 127 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Günlük küçük dertlerimizi önemsemez görünüp kendimizi"büyük sorunların" adamı olarak göstermek çoğumuzun zaaflarındandır.
📖 Sayfa 100 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
"Adalet, kardeşlik, eşitlik, özgürlük gibi kavramlar yalancıların elinde kurban edilmiştir. Bugün artık bu kavramlara inanılmıyorsa , kabahat bu kavramların yanlışlığında değil, bu kavramları batıl niyetlerini gerçekleştirmek için kullanan adamlardadır."
Red Yazıları, Rasim Özdenören
İnsanlar, doğarken Hz. Adem’in saffetli haliyle doğuyor ama yaşadıkları günlerin hinoğlu hinlikleri hep saf kalmayı onlara pahalıya mal etmeye başladıkça onlar da mürailiğe, riyakarlığa başvurmak zorunda kalıyorlar.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
"Ya Rabbi, senin adına yalan yemin edileceğini bilmiyordum"
📖 Sayfa 167 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
İslam siyaset usulünde de kıskançtır. Kendine ait ve kendine mahsus usullerin dışında kalan hiçbir usulü taklit etmez ve başka usullere başvurmaz. Onun siyaset usulleri kendine yeterli ve başka bir usule muhtaç değildir.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Siyasetin nasıl yapılacağı mekteplerde öğretilmez. Mekteplerde öğretilenler ölü şeylerdir.
📖 Sayfa 35 · Red Yazıları, Rasim Özdenören

Eğer bağdaş kurarak oturma alışkanlığı Batı kültüründe de bulunsa idi yalnız Ökçün değil bugün bu topraklar üstünde yaşayan çoğu kimse bağdaş kurarak oturmayı "çağdaşlığın" sembolü diye benimsemeye hazır olacaktı.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Temelde materyalist görüşten hareket eden sosyalizm, aslında ve nihaî hedefte maddeyi terk etmeyi öngörüyor. Yani materyalizm sonuçta soyut bir zihnî olgu, bir düşünme biçimi halinde kalıyor: mistik bir büyülenmedir bu.
📖 Sayfa 75 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Bütün tepkileri ekonomik güdülenim çevresinde, o da doğrudan doğruya her ferdin kendi cebini ilgilendirdiği oranda tepki vereceği biçimde oluşturulmuştur.
📖 Sayfa 156 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Oysa yiğitlik ve gözü peklik tutarsız sayılmayı göze alarak hakikat araştırıcılığından vazgeçmemek olmalıdır.
📖 Sayfa 119 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
İnsan, kendi kültürünün gereği olan davranış biçimini, kimsenin önyargısına aldırmadan yerine getirecek olursa, bu davranış biçimi başkasını da etkiler, onu da kendisi gibi hareket etmeye zorlar.
📖 Sayfa 59 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Günümüzde boşanma oranının artmış olması, aslında ailenin küçülmüş olmasıyla da ilgilidir. Aile küçülmüş olmakla beraber, aile fertleri arasındaki iletişim son kerte zorlaşmıştır. Ailede, otorite boşluğu meydana gelmiştir. Günübirlik "aile kavgaları" boşanmayla sonuçlanmaktadır.
📖 Sayfa 129 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Kendini dinin hükümleriyle bağlı görmeyen, zaten bu yolun sahtekarıdır.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
1970'li yıllarda sokakta dövüşmek için can atan gençlerden kaç tanesi, Amerika'nın yahut Rusya'nın yahut her ikisinin müştereken hazırladığı bir senaryoda, basit bir figüran olarak kullanıldığının farkındaydı? Bunlardan, gerçekte merak ediyorum, kaç tanesi, her gün gazetelerin, radyonun, televizyonun bu kavga için tırnak sürttüğünü biliyordu?
📖 Sayfa 53 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Hayatımız boyunca geçirildiğimiz eğitimden bize belletilenleri gerçekte çoğu kez irdelemeden, bazı önyargılarla şimdi bulunduğumuz yere geldik. Kafanızda çoğu şey ikonlastırıldı.Bilimsellik çağdaşlık gibi laflar o kadar çok ve çeşitli vesilelerle önümüze sürüldü ki artık bunları reddi mümkün olmayan, reddettigimiz takdirde kinanacagimizdan ürktüğümüz ,tutarsizlikla suclanacagımızı sandığımız peşin kabullerimiz arasında yer aldı.Oysa yiğitlik ve gözü peklik tutarsız sayilmayi göze alarak hakikat arayıcılığınından vazgeçmemek olmalıdır.
📖 Sayfa 119 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Konunun tartışma ortamında tutulması, toplumu o davranış türünün tartışılabilecek bir konu olduğu fikrine alıştırır ve sonunda o davranış türünün meşruiyet kazanmasına kadar ulaşılabilir.
📖 Sayfa 147 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Müslümana, çağdaş olmaktan bahsedenlerin onu çağın sapkınlıklarına davet ettiğini söylemek mümkündür. Müslümanın hedefinin başında ve sonunda Allah'ın rızasını egemen kılma isteğinin bulunduğu bilinirse bunun dışında kalan her şeyin onun hayatında bir takım düzmece fikirlerden daha fazla yer tutmadığı anlaşılmış olur.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Evde bizi bekleyen kadın, sevmeyi ve sevilmeyi özleyen biri değil, bir yazarın dediği gibi, başkaları tarafından hasetle seyredilmeyi isteyen biri olup çıkmıştır.
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Kendi "küçük sorunlarını" halledememiş olmamazın hıncını, kendimizi büyük sorunlara adamış gibi gösterip böbürlenerek çıkartmaya çalışırız sanki.
📖 Sayfa 99 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Evimiz bu durumda, anonim hayattan kurtulup maskelerimizi ve anonim rolümüzü bir kenara atabileceğimiz bir mekân olmalı.
📖 Sayfa 113 · Red Yazıları, Rasim Özdenören
Fakat aynı gazeteleri, aynı radyoyu, aynı televizyonu bu kez evimizde izlemeye başlıyoruz. Evimiz, artık geçmişin kocasını bekleyen ev kadınına sahip değil. Ev içi hayatı da ev dışı anonimliğini sergileyen minyatür bir örnek hâline gelmiştir. Evde bizi bekleyen kadın sevmeyi ve sevilmeyi özleyen biri değil, bir yazarın dediği gibi, başkası tarafından hasetle seyredilmeyi isteyen biri olup çıkmıştır.
" Günümüzde bir tür insan "çağdaş" olmayla aklını bozmuştur."
Red Yazıları, Rasim Özdenören
Sıkça Sorulan Sorular
Red Yazıları kimin eseridir?
Red Yazıları, Rasim Özdenören tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1988'de yayımlanmıştır.
Red Yazıları kaç sayfadır?
Red Yazıları, 207 sayfadır (İz Yayıncılık baskısı).
Red Yazıları'nın en ünlü sözü nedir?
“Kısa vadede sonuç almayı hedefleyen çalışmalara güvenmiyorum ben.Kisa vadede sonuç almaya giden çalışmalar,ancak uzun vadedeki hedefleri gerçekleştirebilmenin bir aşaması olarak uygulamaya konulmuşşa değerlidir.”