CANLI

Sünnet-i Seniyye Risalesi Kitabından Alıntı Sözler — Bediüzzaman Said Nursî

Sünnet-i Seniyye Risalesi - Bediüzzaman Said Nursî kitap alıntıları ve sözleri

Bediüzzaman Said Nursî'un Sünnet-i Seniyye Risalesi adlı eseri, Din (İslam) türünün önemli örneklerindendir. Türkçe baskısı Söz Basım Yayın tarafından yayımlanmıştır. Kitabın en çok işaretlenen cümleleri, sayfa bilgileriyle birlikte aşağıda.

Yazar:Bediüzzaman Said Nursî
Yayınevi:Söz Basım Yayın
Sayfa Sayısı:384
Dil:Türkçe
ISBN:9789756438787
Okuma Süresi:10 sa. 53 dk.
Türler:Din (İslam), İnsan ve Toplum

Sünnet-i Seniyye Risalesi'den En Beğenilen Alıntılar

Meselâ: "Gaffâr" ismi, günahların vücudunu ve "Settâr" ismi, kusûrâtın bulunmasını iktiza ettikleri gibi; "Cemîl" ismi de, çirkinliği görmek istemez.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Meselâ: Yağmur namazi ve duasi bir ibadettir. Yağmursuzluk, o ibadetin vaktidir. Yoksa o ibadet ve o dua, yağmuru getirmek için değildir. Eğer sirf o niyet ile olsa; o dua, o ibadet hâlis olmadiğindan kabule lâyik olmaz.

📖 Sayfa 191 · Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Madem her insan gayet şiddetli bir surette uzun bir ömür ister,bekaya aşıktır.Ve madem bu fani ömrü baki ömre tebdil eden bir çare var ve manen çok uzun bir ömür hükmüne geçirmek mümkündür.Elbette,insaniyeti sukut etmemiş(alçalmamış) bir insan,o çareyi arayacak ve o imkanı bilfiile çevirmeye çalışacak ve tevfik-i hareket edecek.

İşte çare budur:Allah için işleyiniz,Allah için görüşünüz,Allah için çalışınız.Lillah,livechillah,liechillah rızası dairesinde hareket ediniz.O vakit sizin ömrünüzün dakikaları,seneler hükmüne geçer.

📖 Sayfa 55 · Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Sineğin ısırmasından kaçıp, yılanın ısırmasını kabul eder. Ve hâkeza..

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Birak ey bîçâre feryadi, belâdan kil tevekkül.
Zira feryad belâ-ender, hatâ-ender belâdir bil.

📖 Sayfa 18 · Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yilan olarak kalbi isiriyor.

📖 Sayfa 9 · Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiye'ye iltica edip feryat etmek gerektir. Fakat dinî olmayan musibetler, hakikat noktasında musibet değildirler. Bir kısmı ihtar-ı Rahmânî'dir.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Şîa-yi Hilâfet ise, Ehl-i Sünnet ve Cemaate karşi mahcûbiyetinden başka hiçbir haklari yoktur.

📖 Sayfa 44 · Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

مَالِكُ الْمُلْكِ يَتَصَرَّفُ فٖى مُلْكِهٖ كَيْفَ يَشَٓاءُ

Mülkün sahibi, mülkünde nasıl dilerse öyle tasarruf eder.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Hazreti Eyyûb (Aleyhisselam)'ın zâhirî yara hastalıklarının mukâbili bizim bâtınî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazreti Eyyûb'dan daha ziyâde yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünkü işlediğimiz her bir günah, kafamıza giren her bir şüphe, kalb ve ruhumuzda yaralar açar. Hazreti Eyyûb (Aleyhisselam)'ın yaraları, kısacık hayat-ı dünyeviyesini tehdit ediyordu. Bizim mânevî yaralarımız, pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdit ediyor. O münâcât-ı Eyyûbiye'ye, o hazretten bin defa daha ziyâde muhtacız.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Asil musîbet ve muzir musîbet, dine gelen musîbettir.

📖 Sayfa 15 · Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Bir mabud ki, zevalde defnoluyor; onu çağırmam, ona iltica etmem. Çünki nihayetsiz muhtacım ve âcizim. Âciz olan, benim pek büyük derdlerime deva bulamaz. Ebedî yaralarıma merhem süremez. Zevalden kendini kurtaramayan nasıl mabud olur?

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Her zamanın bir hükmü var. Şu gaflet zamanında musibet şeklini değiştirmiş. Bâzı zamanda ve bâzı eşhâsta belâ, belâ değil, belki bir lütf-u İlahîdir.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Güzel değil batmakla gâib olan bir mahbub.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

بٖى اَدَبْ مَحْرُومْ بَاشَدْ اَزْ لُطْفِ رَبْ

Edepsiz kişi Allah'ın lütfundan mahrum olur.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Cenâb-ı Hakk'ın insana verdiği sabır kuvvetini evhâm yolunda dağıtmazsa, her musîbete karşı kâfi gelebilir. Fakat vehmin tahakkümüyle ve insanın gafletiyle ve fâni hayatı bâki tevehhüm etmesiyle sabır kuvvetini mâzi ve müstakbele dağıtıp hâl-i hazırdaki musîbete karşı sabrı kâfi gelmez, şekvâya başlar. Âdetâ -hâşâ- Cenâb-ı Hakk'ı insanlara şekvâ eder. Hem çok haksız bir sûrette dîvânecesine şekvâ edip sabırsızlık gösterir.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Çünki zeval-i lezzet, elem olduğu gibi; zeval-i lezzetin tasavvuru dahi bir elemdir.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Bir maksud ki, fenada mahvoluyor; o maksudu istemem. Çünki fâniyim, fâni olanı istemem; neyleyeyim?..

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Elbette, böyle bir insanın Mâbudu, Rabbi, melcei, halâskârı, maksudu öyle bir Zat olabilir ki, umum kâinat Onun kabza-i tasarrufunda, zerrat ve seyyârat dahi taht-ı emrindedir. Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri (a.s.)

‎لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ

demeye muhtaçtır.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Önceki ümmetlerden öyleleri vardi ki, kendisi için hazirlanan çukura konuyor, sonra getirilen bir testere ile başinin ortasindan ikiye bölünüyordu. Bazisi da vardi, demir taraklarla taraniyor, vücudunda sadece et ve kemik kaliyordu. Bütün bu yapilanlar onlari dininden çeviremiyordu...

(Buhârî, menâkib 25, ikrâh 1; Ebû Dâvûd, cihâd 107)

📖 Sayfa 34 · Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Her insan geçmiş hayatini düşünse, kalbine ve lisânina ya "Ah!" veya "Oh!" gelir. Yani ya teessüf eder, ya "Elhamdülillâh" der.

📖 Sayfa 12 · Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Nîmetten in'ama geçsen, Mün'im'i bulursun. Hem her eser-i Samedanî, bir mektup gibi, bir Sâni-i Zülcelâl'in esmâsını bildirir. Nakıştan mânaya geçsen, esmâ yoluyla müsemmayı bulursun.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Allah için işleyiniz, Allah için görüşürünüz, Allah için çalışınız. "Lillâh, livechillâh, liechillâh" rızası dairesinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Mâdem ufûl edenlerden ve zevâl bulanlardan ruh elini çekti. Kalb dahî mecazî mahbublardan vazgeçti.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Ey insanlar! Fânî, kısa, faydasız ömrünüzü, bakî, uzun, faydalı, meyvedar yapmak ister misiniz? Madem istemek insâniyetin iktizâsıdır; Bâkî-i Hakikî'nin yoluna sarf ediniz. Çünkü Bâkî'ye müteveccih olan şey, bekânın cilvesine mahzar olur.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Kendine güvenen ve ebedî zanneden mağrur insan, zevâle mahkûmdur. Süratle gidiyor. Hâne-i insan olan dünya ise, zulümât-i ademe sukut eder. Emeller bekâsiz, elemler ruhta bakî kalir.

📖 Sayfa 53 · Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Kiyâmet günü insanlar beyaz, bembeyaz, has unun çöreği gibi bir yerde toplanacaklar. Orada hiç kimsenin bir işareti (evi, baği vs.) olmayacak.

(Buhârî, rikak 44; Müslim, münâfikîn 28)

📖 Sayfa 33 · Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Acaba Hâlık-ı Semâvat ve Arzdan başka hangi sebep var ki, en ince ve en gizli hâtırât-ı kalbimizi bilecek?

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Acaba Hâlık-ı semavat ve arz'dan başka hangi sebep var ki en ince ve en gizli hatırat-ı kalbimizi bilecek ve bizim için istikbali, âhiretin icadıyla ışıklandıracak ve dünyanın yüz bin boğucu emvacından kurtaracak?

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

birinci maksadımız, günahlardan gelen mânevî, ruhî yaralarımızın şifasını niyet etmeliyiz. Maddî hastalıklar için ubûdiyete mâni' olduğu zaman iltica edebiliriz. Fakat mu'terizane, müştekiyane bir surette değil, belki mütezellilane ve istimdâtkârâne iltica edilmeli. Mâdem onun rubûbiyetine razıyız, o rubûbiyeti noktasında verdiği şeye rıza lâzım. Kaza ve kaderine itirazı işmam eder bir tarzda "Ah! Of!" edip şekvâ etmek; bir nevi kaderi tenkiddir, rahîmiyetini ittihamdır. Kaderi tenkid eden, başını örse vurur kırar. Rahmeti ittiham eden, rahmetten mahrum kalır.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Acaba Hâlık-ı semâvât ve arz’dan başka hangi sebep var ki, en ince ve en gizli hâtırât-ı kalbimizi bilecek ve bizim için istikbâli, âhiretin îcadıyla ışıklandıracak ve dünyanın yüz bin boğucu emvâcından kurtaracak, -hâşâ- Zât-ı Vâcibü’l-vücud’dan başka hiçbir şey, hiçbir cihette O’nun izni ve iradesi olmadan imdat edemez ve halâskâr olamaz.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Cenâb-i Hakk'in insana verdiği sabir kuvvetini evhâm yolunda dağitmazsa, her musîbete karşi kâfi gelebilir.

📖 Sayfa 13 · Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Maddî musîbetlere de büyük nazariyla ehemmiyetle baktikça büyür. Merak vasitasiyla o musîbet cesetten geçerek kalbde de kökleşir, bir mânevî musîbeti dahi netice verir, ona istinâd eder, devam eder.

📖 Sayfa 17 · Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. "Lillah, livechillah, lieclillah" rızası dâiresinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer.

Sünnet-i Seniyye Ris.

📖 Sayfa 33 · Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Elhâsıl: Nasıl şükür, nîmeti ziyâdeleştiriyor; öyle de şekvâ, musibeti ziyâdeleştirir. Hem merhamete liyâkatı selbeder.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i Elf-i Sâni diyor ki: "Ben seyr-i sülûk-i ruhanîde görüyordum ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'dan mervî olan kelimât nurludur, sünnet-i seniyye şuaı ile parlıyor. O'ndan mervî olmayan parlak ve kuvvetli virdleri ve halleri gördüğüm vakit, üstünde o nur yoktu. Bu kısmın en parlağı, evvelkinin en azına mukâbil gelmiyordu. Bundan anladım ki; sünnet-i seniyyenin şuaı, bir iksirdir. Hem o sünnet, nur isteyenlere kâfidir, hâriçte nur aramağa ihtiyaç yoktur."

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Evet sünnet-i seniyyeye ittiba', mutlaka gâyet kıymettardır. Hususan bid'aların istilâsı zamanında sünnet-i seniyyeye ittiba' etmek daha ziyâde kıymettardır.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

1 - Yani: Yalnız biri iste, başkaları istenmeye değmiyor.

2 - Biri çağır, başkaları imdada gelmiyor.

3 - Biri taleb et, başkalar lâyık değiller.

4 - Biri gör, başkalar her vakit görünmüyorlar, zeval perdesinde saklanıyorlar.

5 - Biri bil, marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faidesizdir.

6 - Biri söyle, ona aid olmayan sözler malayani sayılabilir.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Eğer şu fâni dünyada beka istiyorsan; beka, fenadan çıkıyor. Nefs-i emmare cihetiyle fena bul ki, bâki olasın.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

İstemem, arzu etmem, tâkat getirmem müfarakati...

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Kendine güvenen ve ebedî zanneden mağrur insan, zevâle mahkûmdur. Sür'atle gidiyor. Hâne-i insan olan dünya ise, zulümât-ı ademe sukut eder. Emeller bekasız, elemler ruhta bâki kalır.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Evet, herkim ki rahmetin nihayetsiz denizini bulsa, elbette bir katre serab hükmünde olan cüz'-i ihtiyarına itimad etmez; rahmeti bırakıp ona müracaat etmez...

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

يَا بَاقٖٓى اَنْتَ الْبَاقٖى

cümlesi bu hakîkatı ifade ediyor. İnsanın hadsiz mânevî yaralarını tedâvi etmekle beraber, fıtratındaki gâyet şiddetli arzu-yu bekayı onunla tatmin ediyor.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

İnsanın fıtratında bekaya karşı gâyet şedid bir aşk var. Hattâ her sevdiği şeyde kuvve-i vâhime cihetiyle bir nevi beka tevehhüm eder, sonra sever. Ne vakit zevâlini düşünse veya görse, derinden derine feryat eder. Bütün firaklardan gelen feryadlar, aşk-ı bekadan gelen ağlamaların tercümanlarıdır. Eğer tevehhüm-ü beka olmazsa muhabbet edemez.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

"Onun zâtından başka herşey helâk olup gidicidir. Hüküm ve hükümranlık Onundur; siz de Ona döndürüleceksiniz." Kasas Sûresi, 28:88.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Cenâb-ı Hak hadsiz kudret ve nihâyetsiz rahmetini göstermek için insanda hadsiz bir acz, nihâyetsiz bir fakr derceylemiştir. Hem hadsiz nukûş-u esmâsını göstermek için insanı öyle bir surette halketmiş ki, hadsiz cihetlerle elemler aldığı gibi, hadsiz cihetlerle de lezzetler alabilir bir makine hükmünde yaratmış. Ve o makine-i insaniyede yüzer âlet var. Herbirinin elemi ayrı, lezzeti ayrı, vazifesi ayrı, mükâfatı ayrıdır.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Şu dâr-ı dünya, meydan-ı imtihandır ve dâr-ı hizmettir; lezzet ve ücret ve mükâfât yeri değildir. Mâdem dâr-ı hizmettir ve mahall-i ubûdiyettir; hastalıklar ve musibetler, dinî olmamak ve sabretmek şartıyla o hizmete ve o ubûdiyete çok muvafık oluyor ve kuvvet veriyor. Ve herbir saati, birgün ibâdet hükmüne getirdiğinden şekvâ değil, şükretmek gerektir.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Meselâ: Utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının ıttılâından çok hicab ettiği zaman, melâike ve rûhâniyatın vücudu ona çok ağır geliyor. Küçük bir emare ile onları inkâr etmek arzu ediyor.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Tâ ki, nur-u îmân ile ve Kur'ân'ın mehtâbıyla istikbalimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâb etsin.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

اَللّٰهُمَّ ارْزُقْنَا اِتِّبَاعَ السُّنَّةِ السَّنِيَّةِ

"Allahım bize Sünnet-i Seniyyeye ittiba etmeyi nasip et."

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Sünnet-i Seniyye, saâdet-i dâreynin temel taşıdır ve kemâlâtın mâdeni ve menbaıdır.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

"Ey insanlar! Ey müslümanlar! Böyle hadsiz bir şefkatiyle sizi irşad eden ve sizin menfaatiniz için bütün kuvvetini sarfeden ve mânevî yaralarınız için kemâl-i şefkatle getirdiği ahkâm ve sünnet-i seniyyesiyle tedâvi edip merhem vuran şefkatperver bir zâtın bedihî şefkatini inkâr etmek ve göz ile görünen re'fetini ittiham etmek derecesinde O'nun sünnetinden ve tebliğ ettiği ahkâmdan yüzlerinizi çevirmek, ne kadar vicdansızlık, ne kadar akılsızlık olduğunu biliniz!

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Nasılki bir tabib, doktorluk noktasında bir nâmahremin en nâmahrem uzvuna bakar ve zaruret olduğu vakit ona gösterilir. Hilâf-ı edep denilmez. Belki edeb-i tıb öyle iktiza eder, denilir. Fakat o tabib, recüliyet ünvanıyla yahut vaiz ismiyle yahut hoca sıfatıyla o nâmahremlere bakamaz. Ona gösterilmesini edep fetva veremez. Ve o cihette ona göstermek, hayâsızlıktır.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Hakikî mahbub, hakikî matlub, hakikî maksûd, hakikî Mâbud; yalnız O'dur...

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Mâdem şu masnuât, elfazdır, kelimât-ı kudrettir; mânalarını oku, kalbine koy.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et. Fâni ol! Daire-i mülkünde ve malındaki eşyayı, Mahbub-u Hakikî yolunda feda et. Mevcudatın ademnüma akibetlerini gör. Çünki şu dünyadan bekaya giden yol, fenadan gidiyor.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. Herbirinin, bütün divan-ı eş'arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Çünkü; zevâle mahkûm, hakikî güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Elhâsıl: İnsan çendan fânidir. Fakat beka için halkedilmiş ve bâki bir zâtın âyinesi olarak yaratılmış ve bâki meyveleri verecek işleri görmekle tavzif edilmiş ve bâki bir zâtın, bâki esmâsının cilvelerine ve nakışlarına medâr olacak bir suret verilmiştir. Öyle ise böyle bir insanın hakikî vazifesi ve saâdeti: Bütün cihazatı ve bütün istidadatıyla o Bâki-i Sermedînin dâire-i marziyâtında esmâsına yapışıp, ebed yolunda o Bâki'ye müteveccih olup gitmektir.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Ey insanlar! Fâni, kısa, faidesiz ömrünüzü; bâki, uzun, faideli, meyvedar yapmak ister misiniz? Mâdem istemek insaniyetin iktizasıdır, Bâki-i Hakikî'nin yoluna sarfediniz. Çünkü Bâki'ye müteveccih olan şey, bekânın cilvesine mazhar olur.

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî

Sıkça Sorulan Sorular

Sünnet-i Seniyye Risalesi kimin eseridir?

Sünnet-i Seniyye Risalesi, Bediüzzaman Said Nursî tarafından yazılmıştır.

Sünnet-i Seniyye Risalesi kaç sayfadır?

Sünnet-i Seniyye Risalesi, 384 sayfadır (Söz Basım Yayın baskısı).

Sünnet-i Seniyye Risalesi'nin en ünlü sözü nedir?

“Meselâ: "Gaffâr" ismi, günahların vücudunu ve "Settâr" ismi, kusûrâtın bulunmasını iktiza ettikleri gibi; "Cemîl" ismi de, çirkinliği görmek istemez.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Sünnet-i Seniyye Risalesi — Bediüzzaman Said Nursî. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4