
Abdülkadir Halit'in Adab-ı Muaşeret adlı kitabı, din konusunda dikkat çekici bir bakış sunar. İlk kez 2006'da yayımlanmıştır. Aşağıda, Adab-ı Muaşeret'i okuyanların en çok paylaştığı cümleler yer alıyor.
Adab-ı Muaşeret'ten En Beğenilen Alıntılar
Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı altıdır: Ona rastladığın zaman kendisine selam ver, seni yemeğe davet ederse icabet et. Senden öğüt isterse öğüt ver. Aksırır da Allah'a hamd ederse 'yerhamükellah' (Allah sana merhamet etsin) de. Hastalanırsa kendisini ziyaret et. Ölürse cenazesinde hazır bulun.
📖 Sayfa 78 · Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
(Buhari, Cenaiz 2; Müslim, Selam 4-6)
Bir kimsenin selâmını getirip tebliğ edene “Aleyke ve aleyhisselâm” diye karşılık verilir. Bir mektubla selâm yazılmış olursa, ya dil ile veya yazı ile “Ve aleykesselâm” denilir.
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Hilm; yumuşak huylu, yavaş, uslu, sessiz, sakin olma, heycana kapılmayıp öfkeyi yenme, nefsine hakîm olup kızmama ve gücü yettiği halde affetme, hoşa gitmeyen şeyler karşısında sabredip tahammül gösterme, vakarlı, ağırbaşlı ve sekinet sahibi olmak gibi anlamlara gelen güzel bir ahlâktır.
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
"Dinimizin, örf ve adetlerimizin verdiği bir terbiye içerisinde nefsini korumayan kimse, ne kendisine ne de yurduna gereği gibi hizmet edebilir."
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
“Edep varsa ilim de var demektir. Fakat edebsiz bir insan kütüphaneler yutsa yine âlim sayılamaz."
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Edep varsa ilim de var demektir. Fakat edepsiz bir insan kütüphaneler de yutsa yine alim sayılmaz.
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Ahlak, nefiste iyice yerleşen bit melekedir ki fiil ve davranışlar, fikri bir zorlanmaya ihtiyaç olmaksızın bu meleke sayesinde kolaylıkla ortaya çıkar.
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Ben, haklı bile olsa münakaşayı terkeden kimseye cennetin kenarında bir köşkü garanti ediyorum. Şaka bile olsa yalanı terkedene de cennetin rotasında bir köşkü, ahlakı güzel olana da cennetin en üstünde bir köşkü garanti ediyorum.
📖 Sayfa 55 · Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
"Rahabe" fiilinden gelen merhaba sözü; "genişlik ve rahatlığa kavuştun, huzur içinde oturabilirsin" manasındadır.
📖 Sayfa 72 · Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Efendimiz (s.a.s.) hastaları ziyaret ettiğinde elini hastanın alnına kor, hastanın elini kendi eli içine alır, şefkatle hatırını sorar ve: “Geçmiş olsun, inşallah hastalığın günahlarını temizler.” buyurur ve hasta için dua ederdi. Buhari
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Tövbe ve istiğfar edildiğinde büyük günah 'büyük' değil, ısrarla işlenmeye devam edildiğinde ise, küçük günah 'küçük' değildir.
📖 Sayfa 38 · Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Hidayet rehberimiz Hazret-i Peygamber (sas): "İnsan öldüğü zaman bütün amelleri kesilir. Ancak şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i cariye, istifade edilen ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat." buyurmuştur.
📖 Sayfa 100 · Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
"Ey Allahın Rasulu. Seni boyle kim edeblendirdi"
📖 Sayfa 10 · Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
"Benim Rabbim edeblendirdi ve güzel terbiye verdi.
(Ahlakı ise Kuran'ı Kerimdi)
İşte Mürebbisi Allah olan Efendimiz s.a.v boyle edebin ufuk noktasındadır. Demekki edep öğrenmek isteyen O'na bakmalı ve O endam aynasında edebi kendi kametine uygun sekilde seyretmelidir.
Nevvas b Selman , Resulullah'dan ''iyilik'' ve ''günahın'' tanınmasını istemiş, Efendimiz de şu cevabı vermiştir: '' İyilik , güzel ahlaktır. Günah da içini rahatsız eden ve başkasının muttali olmasından korktuğun şeydir.''
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Hilm; yumuşak huylu, yavaş, uslu, sessiz, sakin olma, heyecana kapılmayıp öfkeyi yenme, nefsine hâkim olup kızmama ve gücü yettiği halde affetme anlamına gelir
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Vicdanlara bakan Yüce Allah'tır. Herkesi vicdanındaki duygularından dolayı mükâfatlandırır veya azap eder.
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Haset eden, Allah'ın yaptığı taksim ve takdire rıza göstermiyor, onun iradesine karşı geliyor demektir. Adeta, Allah'ın (cc) bize gizli kalan hikmeti ile, mülkünde gerçekleştirdiği adalete kzımakta, onu tenkit etmektedir. Bu ise, kişinin tevhidin özüne ters düşmesinden, dolayısıyla imanının zedelenmesinden başka bir şey değildir. Ayrıca, Bediüzzaman -'ın o veciz ifadeleri içerisinde düşünecek olursak, "Kaderi tenkit eden , başını vurur, kırar. Rahmete itiraz eden rahmetten mahrum kalır."
📖 Sayfa 223 · Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Bilimin, akıllarını tam olarak kullanmayanların elinde yıkıcı bir güce dönüşebilme ihtimali bulunmaktadır.
📖 Sayfa 110 · Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Bir tatlı söz, bir kusur bağışlama, peşinden incitme gelen maddî yardımdan (sadakadan) çok daha iyidir. Zira Allah ganî ve halîmdir
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit

Sır, karşı konulmaz bir güç kaynağı ve bozguna uğratılamayan bir ordu gibidir. Sır bir namustur; onu koruyan ister kendisine isterse de başkalarına ait olsun namusunu korumuş olur. Onu fâş eden ise, şeref ve haysiyetini açıkta bırakmış ve ona değerince itibar etmemiş sayılır.
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Karşılaşan iki kişiden küçük olan büyüğe, az olan topluluk çok olan topluluğa, gençler yaşlılara, biniti üzerinde olanlar yayalara, yürüyenler oturanlara, arkadan gelenler
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
önden gidenlere selâm verirler.
Allah, "küçük günahlar kısa zamanda çoğalır, dolayısıyla büyük günahlara dönüşür" diye onları küçük günah işlemekten sakındırmıştır.
📖 Sayfa 37 · Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Sanıyorum, zannediyorum demekten sakınınız. Çünkü sanı, sözün en yalan olanıdır.
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Hz. Muhammed (s.a.v)
İnsan, alaya aldığı kişinin Allah yanındaki ağırlığını ölçebilecek kapasitede değildir. Onun için kimse dış görünüşe bakıp da gözün kestiğini horlamaya, aşağılamaya ya da eğlenmeye cüret etmemelidir.
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Bir cemiyeti meydana getiren fertlerin servet ve meslek bakımından değişik derecelerde olmaları, hikmet ve ihtiyaç gereğidir. Herkes Allah'ın taksimine razı olmalıdır.
📖 Sayfa 32 · Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Nevvas b. Seman (r.a), efendimizden "iyilik" ve "günahın" tanımını istemiş. Efendimiz de şu cevabı vermiştir:
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
İyilik güzel ahlaktır. Günah da içini rahatsız eden ve başkasının muttali olmasından korktuğun şeydir.
Makam-ı Mahmud, en geniş manada muhtaçlara el uzatma makamının en zirvesidir.
📖 Sayfa 20 · Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar . O sadece sizin kalplerinize ve amellerinize bakar.
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Peygamberler miras olarak ilimden başka bir şey bırakmamışlardır.
📖 Sayfa 114 · Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Peygamberimiz şahsına yapılan kötülüklerden dolayı hiç bir şekilde intikam almayı düşünmemiştir. Ayrıca o, insanların en az kızanı, en çabuk razı olanı ve bağışlayanı idi.
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
“Haberiniz olsun kimisi vardır yavaş öfkelenir, öfkesinden çabuk döner; kimisi vardır çabuk öfkelenir, öfkesin-
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
den çabuk döner. İşte bunlar birbirlerini dengeler. Haberiniz olsun onlardan bir kısmı da vardır, çabuk öfkelenir, öfkesinden yavaş döner. Bilesiniz bunların en hayırlısı ağır
öfkelenen, öfkesinden çabuk dönendir; en şerlileri de çabuk öfkelenip öfkesinden yavaş dönendir... Bilesiniz! Öfke âdemoğlunun kalbinde bir kordur. Gözlerinin kızarmasını,
avurtlarının şişmesini görmüyor musunuz? Kim, öfkeden bir başlangıç hissederse, yere (toprağa) temas etsin...” Buhari
O (sav) , Allah (cc) ahlakıyla ayaklanmış ve ümmetinin de aynı ahlakla ayaklanmasını emir buyurmuştu. Bunu öğreneceğimiz iki ana kaynak vardır ; onlar da Kur'an ve edebi Resulullah diyeceğimiz sünnet.
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
"İnsanlar birbirlerini iyilikle uyarmaya ve hallerini düzeltmeye çalışırlar. Birbirlerinin vicdanına hâkim olmaya çalışamazlar. Vicdanlara bakacak olan ancak Yüce Allah'dır." ️️
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Sineler, sırlar için birer sandukça olarak yaratılmışlardır. Akıl onların kilidi, irade de anahtarıdır. Bu kilit ve anahtarda arıza olmadığı sürece, sandukçanın içindeki cevherleri kimsenin bilmesine imkan yoktur…
📖 Sayfa 155 · Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
O , Miraç seyahatinden Rabbimizin bir hediyesi olarak bize turfanda bir hediye getirmiştir. Bu hediye namazdır. Namaz da müminin miracıdır. Bunu da Cenab-ı Hakk bize en kamil ve mükemmel manada ihsan etmiştir.
📖 Sayfa 20 · Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Bir defasında Hz. Muaviye (r.a.), İbnu’z-Zübeyr ve İbn Amir (r.a.)’in yanlarına geldi. İbn Amir ayağa kalktı, İbnu’z-Zübeyr oturdu (kalkmadı). Hz. Muaviye (r.a.), İbn Amir’e: “Otur,
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
zira Resûlullah (s.a.s.)’in: “İnsanların kendisi için ayağa kalkmalarından hoşlanan kimse ateşteki yerini hazırlasın.” buyurduğunu işittim dedi.
Cenab-ı Hakk O'nu bütün insanlara örnek olacak bir edeple yaratmış, öylece edeplendirmiş ve terbiyeli kılmıştır. Yoksa Peygamberlik gibi ağır bir vazifenin altından nasıl kalkabilirdi... Eğer bu terbiye olmasaydı ve muhal farz O'ndan da , bizim gibi hatalar meydana gelseydi , bunlar O'na münhasır kalmayacak ; O'nun en küçük hatası milyarlarca insana aksedecekti. Onun içindir ki , Rabbi O'nu hususi bir terbiye ile terbiye etmiş ve bizler için misal kılmıştı.
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
Bunlardan başka büyüklerin ellerini dindarlıklarına saygı ve ikram için öpmek de caizdir. Âlimlerin ve diğer büyüklerin huzurunda yerleri öpmek ise haramdır. Bunu yapanlar ve yapılmasına razı olanlar günaha girmiş olurlar. Bu, bir nevi putlara yapılan ibadeti andırır. Bir Müslüman
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit
için asla caiz değildir.
Sıkça Sorulan Sorular
Adab-ı Muaşeret kimin eseridir?
Adab-ı Muaşeret, Abdülkadir Halit tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2006'da yayımlanmıştır.
Adab-ı Muaşeret kaç sayfadır?
Adab-ı Muaşeret, 247 sayfadır (Rehber Yayınları baskısı).
Adab-ı Muaşeret'in en ünlü sözü nedir?
“Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı altıdır: Ona rastladığın zaman kendisine selam ver, seni yemeğe davet ederse icabet et. Senden öğüt isterse öğüt ver. Aksırır da Allah'a hamd ederse 'yerhamükellah' (Allah sana merhamet etsin) de. Hastalanırsa kendisini ziyaret et. Ölürse cenazesinde hazır bulun. (Buhari, Cenaiz 2; Müslim, Selam 4-6)”