
Paul Kennedy'in 2005'te yayımlanan Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri adlı eseri, Araştırma-İnceleme türünün önemli örneklerindendir. Birtane Karanakçı çevirisiyle İş Bankası Kültür Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılmıştır. Siyaset severlerin Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri'den seçtiği en unutulmaz cümleler burada.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri'den En Beğenilen Alıntılar
Kissinger’ın dünya meselelerine yaklaşımı, tarihseldir ve tekativistti: Olaylar daha geniş çerçeveleri içinde görülmeli ve birbirine bağlanmalıydı; Büyük güçler ne yaptıklarına bakılarak değerlendirilmeliydi, ülke içi ideolojilerine göre değil; güvenlik için saltçı arayışlar ütopyacılıktı çünkü böyle bir şey başka herkesi salt güvensiz yapardı -insanın elde etmeyi umabileceği en iyi şey, dünya meselelerinde makul bir güçler dengesine dayalı nisbi güvenlik, dünya sahnesinin hiç bir zaman tam bir uyum içinde olmayacağını olgunlukla kabullenme ve pazarlık etmeye isteklilikti.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Komutanlar Napolyon’un özdeyişinden çok önce, bir ordunun midesi üzerinde yürüdüğünü biliyorlardı.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
To use Kennan’s very plausible geopolitical argument, there were only “five centers of industrial and military power in the world which are important to us from the standpoint of national security”—the United States itself, its rival the USSR, Great Britain, Germany and central Europe, and Japan—then it followed that by keeping the three last-named areas in the western camp and by building up their strength, there would be a resultant “correlation of forces” which would ensure that the Soviet Union was permanently inferior.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Bismarck’ın ünlü yorumunu, sözcükleri değiştirerek tekrarlarsak, bu güçlerin tümü de zaman ırmağı üzerinde yolculuk yapmaktadır; onu ne değiştirebilir, ne de yönlendirebilirler ama daha çok ya da daha az beceri ve deneyimle seyredebilirler.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Bir ulusun bugün için kudretli ve zengin olup olmaması, gücünün ve zenginliğinin büyüklüğüne ya da sağlamlığına değil; esas olarak, komşularının aynı şeylere kendisinden daha çok ya da daha az sahip olmasına bağlıdır.
📖 Sayfa 21 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Budala bir sultan Osmanlı Imparatorluğunu öylesine işlemez hale getirebiliyordu ki, aynı şeyi bir Papanın ya da Kutsal Roma Imparatorunun tüm Avrupa için yapması hiçbir zaman mümkün değildi.
📖 Sayfa 37 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
İnsanlığın kendisine yıkım getirecek kadar pahalı olan yeni bir Büyük Güç savaşına girme aptallığını göstermeyeceğini varsayanlara, belki de aynı inancın 19.yüzyılın büyük bir bölümünde de saygın olduğunu hatırlatmak gerekir (…)
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
The mix of motives which, despite certain reservations, pushed toward the decision to drop the bomb—the wish to save Allied casualties, the desire to send a warning to Stalin, the need to justify the vast expenses of the atomic project—are still debated today; but the point being made here is that it was the United States alone which at this time had the productive and technological resources not only to wage two large-scale conventional wars but also to invest the scientists, raw materials, and money (about $2 billion) in the development of a new weapon which might or might not work.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Napolyon'un aşırı gururu ve uzlaşmayı reddedişi, yalnızca kendi yıkılışına neden olmamış; en büyük düşmanına, kazanabileceği en büyük zaferi de getirmişti. Daha geniş görüşlü bir başka general, General Gneisenau, iğneleyici bir dille şu sonucu çıkarıyordu:
📖 Sayfa 181 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Büyük Britanya, herkesten çok bu alçağa (Napolyon) borçludur. Çünkü onun yarattığı olaylar sayesinde İngiltere'nin büyüklüğü, zenginliği ve refahı çok artmıştır. İngiltere, denizlerin kraliçesidir ve ne buradaki egemenliği ne de dünya ticareti açısından korkacağı tek bir rakibi yoktur.
German aircraft production of a mere 36 planes in 1932 rose to 1,938 in 1934 and 5,112 in 1936, and the service’s 26 squadrons (July 1933 directive) rose to 302 squadrons, with over 4,000 front-line aircraft, at the outset of war.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Washington’daki pek çok kişiden ve Moskova’daki herkesten farklı olarak, Kissinger bu değişikliği olumlu karşılamaktaydı. Büyük güçlerin birbirlerini dengeleyerek ve hiçbirinin bir başkasına hükmetmeden oluşturduğu birliktelik, bir tarafın için kazanç olan şeyin öbürü için kesin kayıp olarak görüldüğü iki kutuplu bir durumdan daha güvenli bir dünya demek olacaktı.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
There were other indicators of British strength: the vast increases in the Royal Navy, equal in power to the next two largest fleets; the unparalleled network of naval bases and cable stations around the globe; the world’s largest merchant marine by far, carrying the goods of what was still the world’s greatest trading nation; and the financial services of the City of London, which made Britain the biggest investor, banker, insurer, and commodity dealer in the global economy
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Technologically, leading American firms like International Harvester, Singer, Du Pont, Bell, Colt, and Standard Oil were equal to, or often better than, any in the world; and they enjoyed an enormous domestic market and economies of scale, which their German, British, and Swiss rivals did not. “Gigantism” in Russia was not a good indicator of industrial efficiency; in the United States, it usually was.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
In order to afford the vast flow of imported foreign manufactures and to pay interest on the enormous foreign debt, the Russian state had to ensure that agricultural exports (especially wheat) were steadily increased, even in period of great famine, like 1891; the slow increase in farm output did not, in many years, imply a better standard of living for the deprived and undernourished peasantry.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Truman, devamla, B.D. politikasının, “özgür insanlara, onlara totaliter rejimleri zorla kabul ettirme amaçlı güden saldırgan hareketler karşında, kendi kurumlarını ve bütünlüklerini korumaları için yardım etmek” olduğunu söylüyordu.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy

According to one calculation, indeed, had these growth rates continued and a world war been avoided, the United States would have overtaken Europe as the region possessing the greatest economic output in the world by 1925. What the First World War did, through the economic losses and dislocations suffered by the older Great Powers, was to bring that time forward, by six years, to 1919.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Geniş bir askeri kuruluş, büyük bir anıt gibi, etkilenmeye yatkın gözlemcilere heybetli görünebilir; ama sağlam bir temele dayanmıyorsa (bu temel bizim örneğimizde ulusal ekonomidir), ilerde çökme riski taşır.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
The United States had nearly twice the population of Japan, and seventeen times the national income, produced five times as much steel, and seven times as much coal, and made eighty times as many motor vehicles each year. Its industrial potential, even in a poor year like 1938, was seven times larger than Japan’s; it might in other years be nine or ten times as large.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Kitap boyunca ileri sürülmüş olan şudur, uluslararası sistem açısından bakıldığında, zenginlik ve güç ya da ekonomik kudret ve askeri kudret, her zaman için nispidir ve madem ki tüm toplumlar karşı konulmaz bir değişme eğilimine açık durumdadır, o halde uluslararası dengeler, hiçbir zaman oldukları yerde duramaz; durabileceklerini varsaymak devlet adamlığı açısından budalalık olur. Uluslar arasındaki rekabetlerin düzen tanımaz ve yarışmacı nitelikli olduğu düşünülürse, son beş yüzyıldaki uluslararası meselelerin tarihi, çoğu kez harp tarihi ya da en azından harbe hazırlık tarihi olmuştur.
📖 Sayfa 630 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
15. yüzyılda Avrupa'nın 50-55 milyonluk nüfusuna karşılık, Çin'in 100-130 milyonluk hatırı sayılır büyüklükte bir nüfusu, olağanüstü kültürü, son derece bereketli ve sulanabilen 11. yüzyıldan beri mükemmel bir kanal sistemiyle birbirlerine bağlı ovaları, iyi eğitim görmüş bir Konfüçyüsçü bürokrasi tarafından çalıştırılan uyumlu, hiyerarşik yönetimi vardı.
📖 Sayfa 30 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
“ bir devleti en alt barbarlık düzeyinden en yüksek zenginlik düzeyine çıkarmak için barış, rahat bir vergi sistemi ve adaletin kabul edilebilir biçiminde dağıtılmasından başka hemen hiçbir şey şart değildir…”
📖 Sayfa 46 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Pan-Arabizm, özellikle de aşırı İslam tutuculuğu tanrıtanımaz materyalizmle doğal olarak bağdaşacak şeyler değildi; yerel Marksçı aydınlar bu ikisini kaynaştırmaya çabalasala da.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
1800’de dünyadaki karaların %35’i Avrupalıların işgali ya da denetimi altında bulunuyordu; bu oran 1878’de yüzde 67’ye, 1914’te de yüzde 84’ün üzerine çıkmıştır.
📖 Sayfa 192 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Kural tanımaz bir uluslararası sistem içinde "yükselen" ve "çöken" güçlerin var oluşu, daima savaşa yol açar mı, açmaz mı, bu kesin değildir. Tarih literatüründe çoğunlukla "savaş" ve "Büyük Güç sistemi"nin el ele gittiği varsayılmaktadır
📖 Sayfa 630 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Above all, the French poured money into the modernization of their Russian ally, from the floating of the first loan on the Paris market in October 1888 to the critical 1913 offer of lending 500 million francs—-on condition that the Russian strategic railway system in the Polish provinces be greatly extended, so that the “Russian steamroller” could be mobilized the faster to crush Germany.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
“Çelişki” sözcüğü, Marksçı terminoloji içinde çok özel bir sözcüktür ve kapitalist üretim sistemi içinde ( iddiaya göre ) kendiliğinden var olan ve kaçınılmaz biçimde sistemin çökmesine sebep olacak gerginliklere işaret etmektedir
📖 Sayfa 574 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Nasyonal Sosyalist yönetimi altındaki Almanya’ya özgü korkunç ekonomik gelişme mantığına göre, insan gücü ve malzeme yağması için yapılacak bir savaş çok doğru bir şeydi.
📖 Sayfa 373 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Because of man’s innate drive to improve his condition, the world has never stood still.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Eskisine göre daha çalkantılı olan bu yeni koşullarda, Büyük Güç muhtemelen savunmaya iki kuşak öncesine göre çok daha fazla harcama yapmak durumunda kalacak, ancak gene de dünyanın kendisi için pek de güvenli bir çevre olmadığını görecektir. ( …) Nispi gerileme içindeki Büyük güçlerin bu duruma olan içgüdüsel tepkisi, “güvenlik” e daha çok para harcamak, böylelikle de potansiyel kaynaklarını “ yatırım” dan uzaklaştırarak, uzun vadeli açmazlarını şiddetlendirmek biçiminde ortaya çıkmaktadır.
📖 Sayfa 22 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Çağdaş meselelerle ilgili eserlerdeki son bölümlerin bir çoğu, ancak bir iki yıl sonra olaylar daha iyi anlaşıldığı için değiştirilmek zorunda kalınmıştır; bu bölümünde yara almadan kalması şaşırtıcı olacaktır.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy

Timsahların önüne yem atmak (deyim Churchill'indir), onlar tarafından yutulmaktan çok daha iyi görünüyordu
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
En aydınlatıcı istatistikler, uçak üretimi ile ilgili olanlardı ; çünkü hava egemenliği olmadıkça, orduların ve donanmaların etkili bir biçimde harekât yapmalarının imkânsız olduğunu herkes görüyordu; hava egemenliği ile yalnızca yapılan seferlerde zafer kazanmakla kalınmıyor, düşmanın savaş dönemi ekonomisine ağır darbeler indirilebiliyordu.
📖 Sayfa 422 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Tarihte yokluk ve düzensizliğin mahvettiği orduların sayısı düşmanlarınca mahvedilenlerden çok daha fazladır.
📖 Sayfa 85 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Vurgulamaya gerek kalmadan ortada olan bir nokta şudur ki, savunma harcamaları/askeri güvenlik, toplumsal/tüketime yönelik ihtiyaçların getirdikleri ile büyüne için yatırımlar, kaynakların kullanımında bir rekabet üçgeni oluşturdukları için, bu gerilime tam bir çözüm getirmek mümkün değildir.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Although it did not suffer as dramatically as Germany and the United States, Britain’s ailing economy was shaken to its roots by the worldwide slump after 1929. Textile production, which still provided 40 percent of British exports, was cut by two-thirds; coal, which provided another 10 percent of exports, dropped by one-fifth; shipbuilding was so badly hit that in 1933 production fell to 7 percent of its prewar figure; steel production fell by 45 percent in the three years 1929–1932 and pig-iron production by 53 percent
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Economics, to paraphrase Clausewitz, stood in about the same relationship to combat as the craft of the swordsmith to the art of fencing.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
The “main battle tank” of the Italian army, when it entered the Second World War, was the Fiat L.3, of three and a half tons, with no radio, little vision, and only two machine guns—this at a time when the latest German and French tank designs were close upon twenty tons and had much heavier weaponry.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
In 1980, the American farm worker was producing enough food to supply sixty-five people, whereas his Russian equivalent turned out enough to feed only eight. This, in turn, led to the embarrassing Soviet need to import increasing amounts of foodstuffs.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
But the shock to the United States of the “loss” of China was altogether more severe than these challenges farther south. From the time of American missionary endeavors in the nineteenth century onward, enormous amounts of cultural and psychological (much less financial) capital had been invested by the United States in that large and populous land; and this had been blown up to even greater proportions by the press coverage of Chiang Kai-shek’s government during the war itself. In more than the religious sense, the United States felt it had a “mission” in China.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
In 1956, alarmed at the Hungarian decision to withdraw from the Warsaw Pact, Russia moved its divisions back into that land and suppressed its independence. In 1961, in an admission of defeat, Khrushchev ordered the erection of the Berlin Wall to stem the flow of talent to the West. In 1968, the Czechs suffered the same fate as the Hungarians twelve years earlier, though the bloodshed was less.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
With the traditional Great Powers fading away, US steadily moved into the vacuum which their going created; having become number one, it could no longer contain itself within its own shores, or even its own hemisphere. To be sure, the war itself had been the primary cause of this projection outward of American power and influence; because of it, for example, in 1945 it had sixty-nine divisions in Europe, twenty-six in Asia and the Pacific, and none in the continental United States.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Surely any outstanding political or economic quarrel between states could now be settled by reasonable men meeting around a table in Geneva. That again seemed a plausible supposition to make in 1919, but it was to founder on hard reality. The United States would not join the League. The Soviet Union was treated as a pariah state and kept out of the League. So, too, were the defeated powers, at least for the first few years. When the revisionist states commenced their aggressions in the 1930s, they soon thereafter left the League.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Because the German armed forces had rearmed so rapidly that they severely strained the economy, there was a massive temptation on Hitler’s part to resort to war in order to obviate such economic difficulties. As he well knew, the acquisition of Austria brought with it not only another five divisions of troops, some iron ore and oil fields, and a considerable metal industry, but also $200 million in gold and foreign-exchange reserves.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
But it was in its industrial expansion that Germany really distinguished itself in these years. Its coal production grew from 89 million tons in 1890 to 277 million tons in 1914, just behind Britain’s 292 million and far ahead of Austria-Hungary’s 47 million, France’s 40 million, and Russia’s 36 million. In steel, the increases had been even more spectacular and the 1914 German output of 17.6 million tons was larger than that of Britain, France, and Russia combined.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Bunu böylece ifade etmek kaba bir merkantalizm gibi gelebilir ama askeri güce destek sağlamak çoğu kez zenginliğe, zenginliğe erişmek ve onu korumak çoğu kez askeri güce ihtiyaç duyar.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy

Şuna da işaret etmek yerinde olur ki, 1985 yılında dünya askeri harcamaları toplam 940 milyar dolara ulaşmıştı; bu da dünyamız nüfusunun sahan yoksul yarısının tüm gelirinin bayağı üzerine çıkıyordu.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Ironically, yet predictably, the more that colonialism penetrated underdeveloped societies, drew them into a global network of trade and finance, and brought them into contact with western ideas, the more this provoked an indigenous reaction; whether it came in the form of tribal unrest against restrictions upon their traditional patterns of life and trade or, more significantly, in the form of western-educated lawyers and intellectuals seeking to create mass parties and campaigning for national self-determination, the result was an increasing challenge to European colonial controls.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Given the fact that 78 percent of Russian population (1926) remained in a bottom-heavy agricultural sector, which was still overwhelmingly in private hands, there seemed to Stalin only one way for the state to raise money and simultaneously increase the switch from farming to industry: that is, by the collectivization of agriculture, forcing the peasants into communes, destroying the kulaks, controlling the output from the land, and fixing both the wages paid to farm workers and the (far higher) prices of food for resale.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Orta Doğu’daki Islamic Fundomentalism, rahatsızlık yaratan bir durumdu ve hıncını (İran’daki gibi) Amerika yanlısı gruplardan olduğu kadar, yerel komünistlerden de çıkaracak gibiydi.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Her şeyden önce, Vietnam askeri ve ekonomik verimlilikteki çok büyük üstünlüğün her zaman ve kendiliğinden askeri yeterliğe dönüşmeyeceğini hatırlatmak bakımından yararlı ve düşündürücü oldu.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Askerî güce destek sağlamak için zenginliğe, zenginliğe erişmek ve onu korumak için askerî güce ihtiyaç vardir.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Hollanda eyaletinin 1651'deki borcu 153 milyon florindi- ülkenin ekonomik gücü ve faizlerin geri ödenmesi konusunda gösterilen özen sayesinde, kredi sistemi hiçbir zaman çökme tehlikesi içine girmedi. Bu, zengin devletlerin bile askeri harcamaların bedelinden ürktüklerini göstermekle birlikte şunu da doğrulamıştır ki, savaşta başarı insanın kesesinin durumuna bağlı olduğu sürece, Hollandalılar öbürlerinden her zaman için daha uzun süre savaş halinde kalabileceklerdir.
📖 Sayfa 103 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Savaşın bundan sonraki 20 yılı içinde, hem Fransa'nın hem İngiltere'nin karşısındaki stratejik açmaz işte buydu. Balina ve fil örneği, her ikisi de kendi bölgesinde en büyük varlıktı. Ancak ne İngiltere'nin denizyollarını denetim altında tutması tek başına Avrupa'daki Fransız hegemonyasını ortadan kaldırabiliyordu, ne de Napolyon'un kara üzene deki üstünlüğü İngilizleri teslim olmaya zorlayabiliyordu.
📖 Sayfa 164 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Sanayi Devrimi, fabrikalarda ve madenlerde binbir güçlükle çalışan ve sağlıksız, kalabalık, derme çatma kentlerde yaşayan yeni proletaryaya korkunç acılar vermiştir.
📖 Sayfa 173 · Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy
Sıkça Sorulan Sorular
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri kimin eseridir?
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, Paul Kennedy tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2005'te yayımlanmıştır. Türkçeye Birtane Karanakçı çevirmiştir.
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri kaç sayfadır?
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri, 798 sayfadır (İş Bankası Kültür Yayınları baskısı).
Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri'nin en ünlü sözü nedir?
“Kissinger’ın dünya meselelerine yaklaşımı, tarihseldir ve tekativistti: Olaylar daha geniş çerçeveleri içinde görülmeli ve birbirine bağlanmalıydı; Büyük güçler ne yaptıklarına bakılarak değerlendirilmeliydi, ülke içi ideolojilerine göre değil; güvenlik için saltçı arayışlar ütopyacılıktı çünkü böyle bir şey başka herkesi salt güvensiz yapardı -insanın elde etmeyi umabileceği en iyi şey, dünya meselelerinde makul bir güçler dengesine dayalı nisbi güvenlik, dünya sahnesinin hiç bir zaman tam bir uyum içinde olmayacağını olgunlukla kabullenme ve pazarlık etmeye isteklilikti.”