
2012 tarihli Dolaylı Eylem, Ulus Baker'in en bilinen eserlerinden biridir. Birikim Yayınları baskısıyla 488 sayfadır. Siyaset okurlarının en çok işaretlediği satırlar, Dolaylı Eylem'den burada toplandı.
Dolaylı Eylem'den En Beğenilen Alıntılar
Sessizleştirilen adalet taleplerinin söz söyleyebilecek, yani yöneltilen bir soru olmaksızın gerçek anlamda ifade edilecek tek itirazı terennüm eder.
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Gerçek; anlamda altüst edilmiş dünyada doğru, bir yanlışlık, bir kaza anıdır.
📖 Sayfa 371 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
"Derrida “şiddetin söylenemeyen şey” olduğunu bir kez yazdıktan sonra niye konuşsundu ki? (...) Şiddet gerçekten söylenemeyen şeydir çünkü ona bir şeyi anlatmaktan umudu artık kestiğiniz anda başvurursunuz..."
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
"İçinde yaşadığımız toplumun iyi bir tarafı yok. Dünyanın iyi bir tarafı yok.
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Günümüze baktığımızda bir kötülük imparatorluğu tahayyül edebilirsiniz, yani modern dünyayı."
Ulus Baker / Dolaylı Eylem
Yaşamak zorunda bırakıldığımız bu dünyada mağduruz...
📖 Sayfa 585 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
“İnsanların görünmez olma rüyası, dünyanın yaşı kadar eski olan bu rüya kuşkusuz henüz gerçekleşme durumunda değil; ama bakıştan kaçıp kurtulma alanında büyük ilerlemeler katedilmiş durumda; o kadar çok uygulanıyor ki, önemi basit bir saklambaç oyununu fersah fersah aşıyor... Yapraklı kaskını başına geçiren ya da rengi çevreye uyan bir örtüyü üzerine alan asker çok yüksek anlamı olan bir iş yapar: Mim yaparken doğanın en esrarlı alanlarından birine nüfuz eder...”
📖 Sayfa 95 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Ölüp gidiyorlar hep, ama ölmeyi hiç beceremiyorlar.
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
"Televizyon yerine bulutları seyretmeye başladım. Oradaki yayın çok iyi, haberleri daha güvenilir, bir iki uçak dışında pek reklam almıyorlar ve akşamları gök gürültülü sürpriz programlar var. Filmler genellikle kırlangıçların hayatı üzerine ve belki biraz monoton ancak oldukça realist. "
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Bir Apollon heykeli bir tanrının portresi ya da büstü değil, tanrıya layık değerlerin insan bedeni biçiminde görülebilir hale getirilmesidir.
📖 Sayfa 104 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
“Neden, diye sormuştu Deleuze, her aşk, her yaşantı, her olay bizi yaralıyor, paramparça ediyor? “Neden bütün olaylar hep bir salgın, savaş, yaralanma ya da ölüm türünden?" Hiçbir zaman olayla eşitlenemiyoruz, diyordu Deleuze - hep ya çok erkeniz ya da çok geç kalıyoruz; ya çok aceleciyiz ya çok pasif, ya çok ilerdeyiz ya erişemeyecek denli uzakta. Ya şu: “Bana çok zayıf, kırılgan gelen hayatım, kayıp gidiyor elimden”; ya da bu:
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
“Hayata karşı zayıf olan ben kendimim, beni altüst eden, benimle hiçbir alakası olmayan biricik şeylerini ortalığa döküp saçan hayat.”
Ama ne yazık ki ülkemizde aptallar aptallara konuşur ve bu medya için yeterli bir durumdur...
📖 Sayfa 783 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Güven" ya birisine mutlak duyulacak bir duygudur ya da her an tuzla buz olmaya açık bir gerilim hâlidir...
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
“Hayata karşı zayıf olan ben kendimim, beni altüst eden, benimle hiçbir alakası olmayan biricik şeylerini ortalığa döküp saçan hayat.”
📖 Sayfa 1276 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Canlı varlık ölümü düşünemez. Spinoza'dan öğrendiğimiz bu düşünce olgusal değil varoluşa ilişkindir. Onun sayesinde ölüm oruçlarının ölüme değil, yaşama doğru gittiğini, yaşama ilişkin taleplere sahip olduğunu, onunla kenetlenip onu olumladığını öğreniyoruz. Çünkü yaşam dirençtir. Kendine bir süre biçmez, sonunu algılamaz, sona erdiğinde kendisi ortada bulunmaz...
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Modern dünya da ancak böyle yaşanıyor. Sanatçı artık yoksul, beş parasız, dışlanmış, marjinal, azınlıkta; Kafka'dan beri böyle görüyoruz. Bir tür acıyla özdeşleşiyoruz. Acı da kötülüktür.
📖 Sayfa 406 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker

Neden, diye sormuştu Deleuze; her aşk, her yaşantı, her olay bizi yaralıyor, paramparça ediyor? Neden bütün olaylar hep bir salgın, savaş, yaralanma ya da ölüm türünden?
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Şimdi şöyle bir kanı var; sanatla uğraşan veya güzelle uğraşan kişi iyidir, iyi kişidir, dolayısıyla kötülükten ve kötü kişi olmaktan uzaktır ve kötülüğün ötesindedir, yani bir tür “sanatçı/şair melaikedir” gizli yargısı vardır burada. Şunu sormak istiyorum: Sanatçı olmaklık veya şair olmaklık kötülük yapmamanın sigortası olabilir mi?
📖 Sayfa 1064 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
“Her şey, dostlar arasında ortaktır; bilgeler Tanrıların dostlarıdır; her şey Tanrılara aittir; öyleyse her şey bilgelere aittir.”
📖 Sayfa 53 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Şikayet ve itiraz daha çok modern toplumların kulak verilmeyen yakınması olarak çıkar karşımıza.
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
"Neden, diye sormuştu Deleuze, her aşk, her yaşantı, her olay bizi yaralıyor, paramparça ediyor? “
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Bana çok zayıf, kırılgan gelen hayatım, kayıp gidiyor elimden...
📖 Sayfa 1276 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Bakış tarzı olarak mitoloji demek ki doğası itibarıyla bir yorumdu: Tanrıların ve kutsal güçlerin yapıp ettiklerinin insan diline adapte edilmesi...
📖 Sayfa 104 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Doğa her şeyden önce kullanılacak bir varlık değil, kendini ifade etmesi sağlanacak bir varlıktır.
📖 Sayfa 26 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
" Televizyon olmadığı için pencereden bulut seyretmeye başladım. Oradaki yayın çok iyi, haberleri daha güvenilir, gelip geçen bir iki uçak dışında pek reklam almıyorlar ve asıl önemlisi akşamları gök gürültülü sürpriz programlar var. Filmler genellikle kırlangıçların hayatı üzerine ve belki biraz monoton, ancak oldukça realist ,,, "
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
...yoksa içinde yaşadığımız toplumun iyi bir tarafı yok. Dünyanın iyi bir tarafı yok.
📖 Sayfa 400 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Neden Spinozacı olduğumu sorarsan, tarihin hiçbir noktasında o herif kadar “düşünme” ile “inanış”, “çaba” ile “arzu”, “iktidar” ile “üretim kuvveti” arasındaki farkı o kadar yalın bir biçimde anlatan birine daha rastlamadım. Buna göre her düşünme bir oluş, bir direnç halidir - yani kudretimizin, dünyayla başetme ve üretim güçlerimizin bir artışı. “Parti”, şu ya da bu konjonktürde bir ihtiyaç haline gelebilir - ama ona boyun eğmenin, kurallarını ve örgütünü oluşturmanın aslında “üretmek” olmadığını da iyi anlamak gerekiyor.
📖 Sayfa 313 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
İçinde yaşadığımız toplumun iyi bir tarafı yok. Dünyanın iyi bir tarafı yok. Günümüze baktığımızda bir kötülük imparatorluğu tahayyül edebilirsiniz, yani modern dünyayı.
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Aile bir anlamda “tinsel bir yatırım” bir “işletme”dir.
📖 Sayfa 128 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
diz çök, dua et, inanırsın
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Nietzsche 'nin "Tanrı öldü" sözünün ardından Heidegger' in "biz acaba bir tanrıya hâlâ katlanabilir miyiz?" sorusunun damgaladığı modern dünyayı daha derinden etkiliyor : inanmak arzusu nedir?
-insana bugün inanmak diz çökmekten daha kolay
"...içinde yaşadığımız toplumun iyi bir tarafı yok. Dünyanın iyi bir tarafı yok. Günümüze baktığımızda bir kötülük imparatorluğu tahayyül edebilirsiniz, yani modern dünyayı.."
Dolaylı Eylem, Ulus Baker

“Protesto” kendisi ne soru sorulmadan bir birey ya da topluluğun, bir grup ya da "harekef’in “cevap” verişidir.
📖 Sayfa 19 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Siyaset alanında kendini görülmez kılandan nefret edilir.
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Sorular var; toplama kamplarından sonra şiir yazılabilir mi? Ama madem felsefe yapılabiliyor, şiir neden yazılmasın?
📖 Sayfa 401 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Neden Spinozacı olduğumu sorarsan, tarihin hiçbir noktasında o herif kadar "düşünme" ile "inanış", "çaba" ile "arzu", "iktidar" ile "üretim kuvveti" arasındaki farkı o kadar yalın bir biçimde anlatan birine daha rastlamadım. Buna göre her düşünme bir oluş, bir direnç halidir - yani kudretimizin, dünyayla başetme ve üretim güçlerimizin bir artışı. "Parti", şu ya da bu konjonktürde bir ihtiyaç haline gelebilir - ama ona boyun eğmenin, kurallarını ve örgütünü oluşturmanın aslında "üretmek" olmadığını da iyi anlamak gerekiyor.
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Amaç her zaman gizli, saklı ve fark edilmez olmaktadır.
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Kolayca anlaşılabilir ki din kadar ''pragmatik'' bir yaşantı şimdiye kadar icat edilmedi.
📖 Sayfa 103 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Sorun, ölümün ve ölümsüzlüğün “bireysel olarak algılanmamış olmasıdır.”
📖 Sayfa 91 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
İnsan dili, herhangi bir hakikati dile getirmek için dile gelenin hakikatini bilmelidir.
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
...hep ya çok erkeniz ya da çok geç kalıyoruz; ya çok aceleciyiz ya çok pasif, ya çok ilerdeyiz ya erişemeyecek denli uzakta.
📖 Sayfa 1276 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
İnsanın ilerlemesiyle teknik ilerleme birbirleri ne uygun hale getirilemezler. Biri için çaba gösterirsek diğerini feda etmek zorundayız; her durumda bir yol ayrımı çıkıyor karşımıza.
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
neden, diye sormuştu deleuze, her aşk, her yaşantı, her olay bizi yaralıyor, paramparça ediyor? ''neden bütün olaylar hep bir salgın, savaş, yaralanma ya da ölüm türünden?'' hiçbir zaman olaya eşitlenemiyoruz, diyordu deleuze - hep ya çok erkeniz ya da çok geç kalıyoruz; ya çok aceleciyiz ya çok pasif, ya çok ilerdeyiz ya erişemeyecek denli uzakta. ya şu: ''bana çok zayıf, kırılgan gelen hayatım, kayıp gidiyor elimden''; ya da bu: ''hayata karşı zayıf olan ben kendimim, beni altüst eden, benimle hiçbir alakası olmayan biricik şeylerini ortalığa döküp saçan hayat
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Günümüz insanı ise, soru sormaktan çok cevap verir, uyar, uyum gösterir... Ta ki kendi sorularını soracak adımı atana kadar... İnsanların kendi sorularını henüz hiç sormamış olduklarını söylemek istemiyorum elbette
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Hiçbir şeyi tuhaf karşılamıyorum artık... Şaşılacak hiçbir şey yok ve bizi afallatması gereken daha ufak tefek meselelere dönmemizin vakti geldi...
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Susmanın tuhaf bir diyalektiği var: Mesela ben “geçmiş” konusunda hep susmayı yeğlerim...
📖 Sayfa 932 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Susmanın bile bir diyalektiği var: Mesela ben "geçmiş" konusunda hep susmayı yeğlerim. O yüzden cv'mi bile yazmakta zorluk çekerim.
📖 Sayfa 352 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker

Hiçbir zaman olaya eşitlenemiyoruz, diyordu Deleuze - hep ya çok erkeniz ya da çok geç kalıyoruz; ya çok aceleciyiz ya çok pasif, ya çok ilerdeyiz ya erişmeyecek denli uzaklıkta.
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Ya şu: " Bana çok zayıf, kırılgan gelen hayatım, kayıp gidiyor elimden";
ya da bu: "Hayata karşı zayıf olan ben kendimim, beni altüst eden, benimle hiçbir alakası olmayan biricik şeylerini ortalığa döküp saçan
hayat...
“güven” ya birisine mutlak olarak duyulacak bir duygudur ya da her an tuzla buz olmaya açık bir gerilim halidir...
📖 Sayfa 926 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Ölümün ölüm olarak bir olasılık gibi düşünülmesinin saçma olduğu doğrudur. O, kesinliğin ta kendisidir. Ancak pre-modern dünyada "öleceğini bilmek" ahlaki bir yükümdür. Modern dünyada ise, "susup bekleme"nin deneyimi.
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Kötülük denilen şey özsel midir? Oysa yaygın olarak hiç kimse kendini kötü olarak algılamaz, tanımlamaz. Kötülüğü ötekine ait bir öz olarak görür.
📖 Sayfa 1056 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
“Yaşam tarihin hemen önemli bütün dönemlerini belirleyen formlar üretir”. Ama bir süre sonra formlar yaşam için deli gömleğine dönüşürler. Yaşam ise hep bir akış olduğu içindir ki bu formları çatlatır ve yeniden kendi bağrında üretir başka formları.
📖 Sayfa 1127 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Ekonomi bilgisinin kıt olması Türk aydınının şanındandır - ki buna özellikle iktisatçı denen adamlar örnek gösterilebilir.
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Ölüm yalnızca kötü bir karşılaşmadan ibarettir... Benim varoluşumu çözüp dağıtan olaya ölüm adını veririm.
Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Kötülüğü bir tür özsellik haline getirmek, sadece hayatın bir parçası değil, ağırlıkla dinsel düşüncenin bir ürünü.
📖 Sayfa 398 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Ve bu kez de Maurice Blanchot’nun bir lafını hatırlıyorum: “Ölüp gidiyorlar hep, ama ölmeyi hiç beceremiyorlar...”
📖 Sayfa 355 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Tam böyle bir tablo, ikinci sorum da Heidegger’le bağlantılı. Heidegger’in, sanat için, daha çok şiir için öne sürdüğü bir argüman var: Şiir, varlığın dile gelmesidir; şiir, varlıkla, dolayısıyla hakikatle bağlantılı bir şeydir. Buradan baktığımızda, edebiyatın, bu arada edebiyatçıyı, şairi de hesaba kattığımızda, kötülük meselesini nasıl açıklayabiliriz? Şiirin hakikatin dili olduğu anlayışı, şairin kötülük de yapan biri olduğu fenomeniyle nasıl olanaklıdır?
📖 Sayfa 1069 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Hafıza, artık geleneğe olanak vermeyecek ölçüde kısa. Metropol yaşamının dayattığı hafızayı ben biraz balık hafızasına benzetiyorum. Hani akvaryumun camına dokunursunuz, biraz gidip durur... Balığın hafızasının üç saniye sürdüğü söylenir. Büyük balığın da hafızası aynı kısalıkta olduğu için, küçük balık üzerindeki ilgisi çabuk bitebiliyor Allahtan. Bir tür doğa dengesi kurulur böylece. İşte, metropolde bizim öznelliğimizi tanımlayan da benzeri türden bir kısa hafızaya ya da bölük-pörçük hafızalara sahip olmamızdır.
📖 Sayfa 1156 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Dostoyevski tipinin her yere çok acil gitmesi lazımdır hep; bir tür aciliyete yakalanmıştır... Hep aciliyet duyguları örülüyor bu romanın içerisinde. Ama eninde sonunda ana formül şudur: Aşağı iniyor ve metropole özgü gündelik bir olayla karşılaşıyor; sokakta bir ölü köpek var ya da bir at devriliyor Nietzsche’de olduğu gibi; ya da bir kedi tekmeleniyor.
📖 Sayfa 1243 · Dolaylı Eylem, Ulus Baker
Sıkça Sorulan Sorular
Dolaylı Eylem kimin eseridir?
Dolaylı Eylem, Ulus Baker tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2012'de yayımlanmıştır.
Dolaylı Eylem kaç sayfadır?
Dolaylı Eylem, 488 sayfadır (Birikim Yayınları baskısı).
Dolaylı Eylem'in en ünlü sözü nedir?
“Sessizleştirilen adalet taleplerinin söz söyleyebilecek, yani yöneltilen bir soru olmaksızın gerçek anlamda ifade edilecek tek itirazı terennüm eder.”