CANLI

Biz Rakı İçeriz: Vefa Zat'ın Yemek Üzerine Derin Sözler

Biz Rakı İçeriz - Vefa Zat kitap alıntıları ve sözleri

Vefa Zat'ın 2012'de yayımlanan Biz Rakı İçeriz adlı eseri, Yemek türünün önemli örneklerindendir. Türkçe baskısı Overteam Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Biz Rakı İçeriz sevenlerin en çok alıntıladığı sözler bu sayfada toplandı.

Yazar:Vefa Zat
İlk Yayın:2012
Yayınevi:Overteam Yayınları
Sayfa Sayısı:216
Dil:Türkçe
ISBN:9786054588046
Okuma Süresi:6 sa. 7 dk.
Türler:Yemek, Anlatı

Biz Rakı İçeriz'den En Beğenilen Alıntılar

-Bir de dut diyorlar, dut olmak nedir ki?
-Leylalık döneminden sonraki durum. Hayali fener gibi yürürken, küt diye yığılıverir. Dut gibi düşer...
-Ya hacamat olmak?..
-Aman... İşte öylelerine çok dikkat edeceksin. O tipler çok tantanacıdır, çenebazdır. Hiç çekilmez, sofrayı bozar, sohbete zehir katarlar... İçer içer zurna olup etrafa bulaşırlar. Hır çıkarmak isterler hep. Sataşırlar. Uymayan olursa da, ellerine geçirdiği her hangi bir şeyle bir yerlerini parçalarlar.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

"Önce insan, önce dost" derdi. Bu nedenle de, "Para insanın elinin kiridir, yıkarsın gider, işin içine para girdiği zaman, yani 'Önce para sonra insan' denildiği zaman gönül dostlarına ulaşabilmek, dostlarla kucaklaşabilmek imkansızdır" derdi.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Rakı sözcüğünün "Araki" ya da "Ariki" sözcüğünden üremiş olduğunu tahmin edenler var. Araki Arapçada "terleten" anlamına geliyor.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

İçelim ab-ı hayat-ı neş'e verir bedene, ne mutlu bunu icat edene...

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Bir de sofranın finalinde orta şekerli bir kahve içmenin çok faydaları vardır. Kahveyi tercih etmiyorsanız, damardan terbiyeli bir işkembe çorbası içerseniz, bu çorba yiyip içtiklerinizi bastırır, rahatlatır sizi.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

İnsan ister istemez içinden Nerelerden Nerelere!..." diye haykırıyor. Gerçekten de zaman denilen o inanılmaz mevhum nelere kadir. Ne güzel söylemiş bilge kişi, "Değişmeyen tek şey değişimdir" diye.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Burnuna değil, ağzına içeceksin, beynine değil karnına içeceksin, karnına yudumlayacaksın ama beynini de gereğinden fazla yormayacaksın. Yormamak için de aheste aheste yudumlayacak, hem de kararında kalıp dozunu aşmayacaksın. Rakıyı iyi tanımayan rezil, yeterince tanıyan vezir olur. Ancak, rezil olmamak için ne kadar özen gösteriyorsan, kendini vezir sanacak kadar da beynini yormayacaksın.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Türk toplumu bir yudum acı kahveyi pişirip içmek için koca bir kültür geliştirmiş. Madenden, ahşaptan, taştan, seramikten, kumaştan, el işlemelerinden. Ve sanatla taçlanan kahve kültürü toplumsal yapımıza renk katmış, anlam katmış.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Vur dibine be dostum, bu hayat böyle geçer, istesen de istemesen de dünya dönüyor zaten...

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

yaşam bir andır, o anın içinde de bütün güzellikler yaşanır.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Mor, yani mavi ispirto... Mavi ispirto müptelaları ona menekşe de derdi.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Tayyareyle sohbet edilebilir mi hiç?.. Onun için ne sohbet rakıya meze, ne de rakı sohbete... Adam kozmonot. Filmi koparmış...

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Damıtık içkilerle fermante içkileri aynı anda yudumlamak doğru değildir. Ama sofranın finalinde, örneğin yemekte şarap içilmişse, kaliteli bir konyak çok iyi gider. Rakı sofralarının finalinde ise yeterince soğutulmuş birayla yapılır bu. Sevgili akşamcı rakı tiryakileri de bu tarza "rakıya birayla cila çekme" tabirini kullanırlar.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Sözün kısası rakı kişilikli bir içkidir, ambargo tanımaz.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Zaman zaman masa aralarında dolaşırken, bazen "Yalan", bazen de, "Şimdi uzaklardasın" şarkılarını mırıldanırdı büyük bir hüzünle.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Konular pek fazla uzatılarak sıkıcı hale getirilmez. Böylece rakı aheste aheste yudumlanırken, dostlarla hemdem olunur, dostluklara yelken açılır.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Günümüzde gerek yazılı gerekse görsel medyada "Anı Yaşa", "Kendi Kuralını Uygula"diye bangır bangır bağırılıyor. Anı yaşayıp hayatı en hızlı şekilde tüketen sevgili gençlerimize, kendi kurallarını uygulayan çocuklarımıza nasıl anlatabilirdim ki, salon adabı budur, sofra adabı şudur, telefonda konuşma (muhavere) adabı kuralları bunlardır diye. Anlatmaya kalksam kim dinlerdi ki beni. Hatta ironi yaptığımı sanıp gülerlerdi bana.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

İstanbul'da ilk kez Tanzimat Dönemi sonlarında açılmış olan gazinolar "Meyhanenin Alafrangası" olarak da anılmıştır. Gazino sözcüğü Türkçemize İtalyanca "kır evi" anlamına gelen "casino" sözcüğünden bozularak girmiştir.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Kırgızlar, "Kımız içen evin uçuğu (ufak bir hastalığı veya yarası) bile olmaz; bu içkiyi kullanmayı bilmeyenlere, "mayası bozuk"; sık sık hastalananlara ise, "Atası vaktiyle kımızdan kesmiş" dermiş.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Tabanca tabirini bitirim ve bıçkınlar konyak veya kanyak için kullanırlar. Küçük cep kanyağı için. Biliyorsun yeni yetmeler de "Coca cola"ya "Amerikan suyu" diyorlar; benzetme...

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Uskumrunun en lezzetli olduğu dönemler Kasım ayından Ocak ayına kadardır. Bu devrede ızgarası, dolması, pilakisi, buğulaması, kağıtta kebabı ve tuzlaması enfes olur. Kış boyunca depoladığı yağı ilkbaharda vermeye başlar. Bir de yumurtalarını dökünce kupkuru kalırlar. Yağlıyken "Lipari" olarak anılır ve liparisinden dolma yapılır. Yumurtalarını döktükten sonra "Çiroz" adını alır. Çirozu da kurutularak salatası yapılır. Kısacası uskumrunun tombuluna lipari, zayıfına çiroz denir.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Nur yüzlü, ahu gözlü ninelerimiz, "Kalbe giden yol lezzetten geçer" deyişini bir ömür boyu benimseyerek, "tadı damağımızda" kalması için nice lezzetler, nice harikalar yaratmışlardır.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Bizler, dünyayı titreten İkinci Dünya Harbi'nin masum ve yoksul çocuklarıydık. Belki inanmayacaksınız ama babam kunduracı olmasına rağmen altı yaşında ilk ayakkabımı giyebildim. O günlere kadar yalınayak başıkabak arşınladık Aksaray'ın ahşap evlerle dolu sokaklarını.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Brillat Savarin, "Zevkin Felsefesi" adlı eserinde, "Yeni bir yemeğin bunuşu, insanı yeni bir yıldızın bulunuşundan çok daha mutlu kılar," der.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Limon yaprağını hafifçe kırıp kokladınız mı hiç? Ya kabuğunu? Kestikten sonra içini? Nasıl ferah, nasıl taze, nasıl temiz bir kokudur o. "Koku" değil kokular demeliydim; çünkü farklıdır birbirinden üçü de. Yaprağı başka, kabuğu başka, meyvesi başka kokar. Çiçeği ise bambaşka. Peki limon çiçeği gördünüz mü hiç? Öyle zarif, öyle güzel öyle duygusaldır ki. İpek saçlara taç yapılası, sevda şiirleri yazılası...

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Bu gece bir düşümü gerçekleştireceğim, ama başım belaya girebilir, bana eşlik edebilir misin?

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Semaverin üstündeki çaydanlıkta demlenen çay gibi ağır ağır, sindire sindire demlenilir. Raconu budur rakı içmenin. Bu nedenle rakı sofraları özenli sofralardır. Adabıyla içenler, rakıyı özenle hazırlanmış az miktarda mezeyle içerler. Rakıdan bir cura yudumladıktan sonra mezelerden çatalucu azar azar alırlar. Silip süpürürcesine mezelere girişmek rakı adabına uygun düşmez, görgüsüzlük sayılır.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Orta Asya Türklerine göre kımız, beşikten mezara kadar herkesin içkisi olup, birçok hastalığın, yaşlılık ve dermansızlığın yegane ilacı.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Dünya yansa kimin umurunda, zaman bu zaman yaşanması gereken, ve doya doya yaşanan...

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Anzarottan başka, rakıya, apeki, çarmak, çarmakçur, dem, duziko, düz, imam suyu, islim, istim, pırna, pirne, piriz, piyiz, piys ve süt de denir.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Rakınız kaymak, sofranız bereketli, sohbetiniz daim olsun.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

"Boşver delikanlı, boşver aldırma, bizde senin gibiydik gençliğimizde, gençliğin en güzel tarafı da bu hırçınlık galiba" dedi. Sağ elinin iki parmağı ile alnını kaşıdıktan sonra, "Finali görmeden, paçaları sıvamadan hiddetlenirdik, dalgalar duruldu artık. Ömrüm denizlerde geçti, rüzgarın sesi, dalgaların ninnisi, martıların çığlıklarıyla ömrümüzü harcadık" diye sözünü sürdürdü.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Biz rakı içeriz, öteki bütün içkilere rağmen. Belki de hepsine inat, "asıl" içkimiz rakıdır. Ama rakının tadını çıkarmak kolay değil. Her şeyden önce sofrada "adabını" ister rakı. Mezesine, sohbetine, karafına, bardağına özen ister. Biri eksik oldu mu tadı kaçabilir, sofraya küsebilir. Bütün arzusu kendinden keyif alınmasıdır. Ondan keyif aldıkça buyurgan dünyasına daha çok girersiniz. Kimilerine göre tehlikeli, kimilerine göre vazgeçilmezdir bu dünya. Rakı, bu topraklarda yaşamış, yaşayan birçok kültürün sentezi gibidir.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Kımız! Ata yadigarımız... Gençliğin, dinçliğin ve neş'enin tılsımı. Yiğidin cesaret, ozanın ilham kaynağı. Kısrak sütünden bir iksir. Geleneksel en eski Türk içkisi kımız... Anadolu'nun bağrından çıkmış geleneksel Türk Rakısı'nı konu alan bir kitapta "Aslan Sütü"nden bahsederken, "Kısrak Sütü"nü bir kenara itmeye gönlümüz pek razı olmadı. Zaten onu bir kenara itmeye gücümüz de yetmez. O zaman kendimizi inkar etmiş oluruz.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Dedim ya ayran değil bu. Akıntı çağanozu gibi döndürür adamı. Flispit eder, kandil eder, hayalet eder... Mastor olursun, matiz olursun, narkoza girersin. Vapur olur sallanırsın, uçak olur uçarsın. Yüküne göre de bazen uçak gibi yere çakılıverirsin. Kafanı gözünü patlatırsın.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Fatih Sultan Mehmet'in saltanat döneminden beri İstanbul'da meyhanelerin bulunduğu ve bunların Bizans döneminden kalmış oldukları çeşitli kaynaklarda yer almaktadır. Bu kaynaklardan bazıları, o dönemde İstanbul meyhanelerinin dünyaca ünlü olduklarını yazar.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Konunun önemine göre sözcükler özenle seçilir, olabildiğince düzgün ifadeler kullanılır. Sohbetin konusu sporsa, hele futbolsa, kısa kesilir, rakip takımın sevdalısına pek fazla yüklenilmez. Siyasetse eğer konu sıcak bir espriyle tatlıya bağlanır.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Yetişkin oğlunun rakı sofrasına oturması, rakı yudumlaması kimi babanın "gurur" kaynağıydı. Oğlu adam olmuştu, çünkü rakı içiyordu, rakı içebiliyordu artık! Rüştünü ispat, adamlığa ilk adımlar, yudumcuklarla... Ama rakının adabı buydu. kuralı vardı rakının, kuralları vardı içmenin.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Değişen ve gelişen içki kültürümüze rağmen, halen adabıyla içilebiliyor ancak. Meyhane gelenekleri korunamıyor belki, ama rakı adabı çağın gelişimine ayak uydurabiliyor. Evren değişiyor, yeniliyor kendini an be an, gün be gün. Yaşam koşulları da değişiyor. Tüm bu değişim ve gelişmelere rağmen, gelenek ve göreneklerimiz dünlerde kaldı diyebilir miyiz hiç?

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

“Kadının olmadığı diyara güneş doğmaz, erkeğin olmadığı yerde kadın doğurmaz”

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Rakıyı iyi tanımayan rezil, yeterince tanıyan vezir olur. Ancak, rezil olmamak için ne kadar özen gösteriyorsan, kendini vezir sanacak kadar da beynini yormayacaksın.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

[…] Oysa ki gerçekler sadece görünüşlerde değil, ayrıntılarda gizliydi. Mütecessis olması gerekiyordu insanın ayrıntılara girebilmesi için. Oysa ki tecessüs sözcüğü bile ne yazık ki ‘merak’ olarak telaffuz ediliyordu çoğu zaman, çoğu yerde. Pek tabii ki merak anlamına da geliyordu, ama bu merak öğrenme merakıydı, ayrıntıya girerek gerçeğe ulaşabilme merakıydı.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

“Rakı sofrasının fingirnozu çiroz salatası, muhabbet tellâlı da ançüez ezmesidir” Onlar iştahı açıp kamçılarken, rakı beyni açar, gönlü açar, dilini çözer adamın çilingirin kullandığı maymuncuk misâli. Ayık kafada toplumsal baskılardan dolayı gizlediği gerçek karakterini bir anda oturtur masanın göbeğine. Adam iyi ise yaşanan anlar güzelleşir, yaşamın anlamı ortaya çıkar, kötüyse eğer vay halimize. Bir ‘an’ın içine gizlenmiş olan yaşamın anlamı, yaşamın tadı yine bir anda zehir olur.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

“Kimilerine göre tehlikeli, kimilerine göre vazgeçilmezdir bu dünya.”

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Rakı servisi yaptığım konuğuma, “Rakınız kaymak, sofranız bereketli, sohbetiniz daim olsun efendim” dileğinde bulunarak girerdim hizmete. Çünkü yaşamın gerçeğine ancak sohbetlerle ulaşılabileceğine inanırdım. Halen de aynı inanca sahibim… Bana göre rakısı da mezesi de bahanedir, aksesuardır sadece. Belki de bunun için bizden öncekiler, “Müdavele-i efkârdan esrarı hakikat doğar” diyerek otururlarmış çilingir sofralarına ve “gerçeğin sırrına söyleşerek ulaşmaya çalışırlarmış”…

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

“Rakı aheste aheste içiliyor, lezzet ala ala… Babacan tavırlı Aydın Boysan hocamın dediği gibi, semaverin üstündeki çaydanlıkta demlenen çay gibi ağır ağır, sindire sindire demlenilir. Raconu budur rakı içmenin. Bu nedenle rakı sofraları özenli sofralardır, özel sofralardır. Âdâbıyla içenler, rakıyı özenle hazırlanmış az miktarda mezeyle içerler. Rakıdan bir cura yudumladıktan sonra mezelerden çatalucu azar azar alırlar. Silip süpürürcesine mezelere girişmek rakı âdâbına uygun düşmez, görgüsüzlük sayılır.”

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

“Rakı çok yavaş içilen bir içki, diğer içkilere oranla içim süresi çok daha uzun. Rakı âdâbı gereği, sohbetler de hem uzuyor, hem de koyulaşıyor. Böylece sofrayı paylaştığımız kişiyi tanıyabilmemiz kolaylaşıyor haliyle. İçki “mihenk taşı” (denek taşı) zaten. Sofrada aheste aheste demlenirken birlikte oturduğumuz kişinin ahlâkı, değeri ortaya çıkıyor bir çırpıda. Ölçebiliyoruz onun öz değerlerini kolaylıkla. Rakı sofraları uzun sürdüğü için de kişinin ayarını anlayabilmek, gradosuna ulaşabilmek daha da kolaylaşıyor.”

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Bugünlerde Beyoğlu’nun hiçbir barında ya da kafesinde böylesine zengin bir içki listesi bulamayız. Ne oluyor bizlere acaba? Nerelerden nerelere geliyoruz.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Onun için ne sohbet rakıya meze, ne de rakı sohbete...

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Rakı kişilikli bir içkidir, ambargo tanımaz.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Osmanlı orduları İstanbul’u muhasara altına aldıkları günlerde, Bizans askerlerini zinde tutup, yüreklenmelerini arttırmak için sur diplerine salaş meyhaneler kurulmuştu. Ayrıca, muhasara süresince Ceneviz tekneleri Yunan adalarından İstanbul’a sürekli olarak şarap taşımışlardı. Kısaca söylemek gerekirse, İstanbul daha Bizans döneminde, özellikle Galata bölgesindeki meyhaneleriyle ünlüydü. Ancak, Fatih Sultan Mehmet’in saltanat döneminde tamamen kontrol altına alındı. Ayrıca, Osmanlı döneminde de içki denilence akla gelen önce şaraptı, giderek rakı ağır basmaya başladı.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Sevgiyle kalın, hayat onun üzerinde dönüyor çünkü...

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

"Yeni bir yemeğin bulunuşu, insanı yeni bir yıldızın bulunuşundan çok daha mutlu kılar."

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

“Rakı kadehinin yarısına kadar çok soğutulmuş su konur, sonra kadeh hafifçe yana yatırılarak üzerine yavaşça dört santilitre kadar rakı ilave edilir. Bu işlem çok yavaş olarak yapılır. Daha sonra kadeh dudak payı kalacak şekilde yine çok soğuk suyla yavaşça doldurulur. Böylece kadehin dip ve üst kısmında yer alan su berrak kalırken, orta kısımda kalan rakının rengi süt beyazına dönüşür. Alt ve üst kısımda kalan su rakıya karışmaz. Kadeh elde hafifçe sallanınca, orta bölümde yer alan rakı fıkır fıkır göbek atmaya başlar hemen.”

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Şu da bir gerçektir ki, insan dilinin altında gizlidir.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Tayyar Baba’nın diğer meyhanecilerden farkı yoktu. Eli açık, gönlü bol, gözü tok bir insandı. Her meyhaneci gibi “Önce insan, önce dost” derdi. Bu nedenle de, “Para insanın elinin kiridir, yıkarsın gider, işin içine para girdiği zaman, yani ‘Önce para sonra insan’ denildiği zaman gönül dostlarına ulaşabilmek, dostlarla kucaklaşabilmek imkansızdır” derdi.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

“Bilecik ve Dimitrikopulo rakıları Atatürk’ün en sevdiği rakılardan ikisidir. Pek tabii ki bir üçüncüsü de Atatürk’e maledilen efsanevi etiketli Kulüp Rakısı’dır.”

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

İnsan ister istemez içinden "Nerelerden Nerelere!..." diye haykırıyor. Gerçekten de zaman denilen o inanılmaz mevhum nelere kâdir.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Ayrıca, şunu da vurgulamam gerekir ki, bardakla kadeh arasında az da olsa bir farklılık vardır. Bir bardağın kadeh olabilmesi için belirli bir içkide özellikle kullanılması gerekir.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Gerçekten ağız tadıyla nefis bir Çiroz Salatası yemek istiyorsanız, Yeşilköy’deki Ogün’ün meyhanesine gidin. Bana hak vereceksiniz. Ama, lütfen bu sır aramızda kalsın.

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat

Sıkça Sorulan Sorular

Biz Rakı İçeriz kimin eseridir?

Biz Rakı İçeriz, Vefa Zat tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2012'de yayımlanmıştır.

Biz Rakı İçeriz kaç sayfadır?

Biz Rakı İçeriz, 216 sayfadır (Overteam Yayınları baskısı).

Biz Rakı İçeriz'in en ünlü sözü nedir?

“-Bir de dut diyorlar, dut olmak nedir ki? -Leylalık döneminden sonraki durum. Hayali fener gibi yürürken, küt diye yığılıverir. Dut gibi düşer... -Ya hacamat olmak?.. -Aman... İşte öylelerine çok dikkat edeceksin. O tipler çok tantanacıdır, çenebazdır. Hiç çekilmez, sofrayı bozar, sohbete zehir katarlar... İçer içer zurna olup etrafa bulaşırlar. Hır çıkarmak isterler hep. Sataşırlar. Uymayan olursa da, ellerine geçirdiği her hangi bir şeyle bir yerlerini parçalarlar.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Biz Rakı İçeriz — Vefa Zat. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4