
Kürşad Demirci'nin 1998'de yayımlanan Dinler Tarihinin Meseleleri adlı eseri, Araştırma-İnceleme türünün önemli örneklerindendir. Türkçe baskısı İnsan Yayınları tarafından yayımlanmıştır. İnanç meraklılarının Dinler Tarihinin Meseleleri'den seçtiği en etkileyici satırlar aşağıda.
Dinler Tarihinin Meseleleri'den En Beğenilen Alıntılar
Eliade'nin dinlerde tespitine yöneldiği ikinci önemli unsur dinsel paradigmalar veya arketiplerdir. Arketip anlayışı açısından gerek Jung, gerekse Campbell'le benzeşir. Bununla birlikte Eliade'de arketip tamamen kültürel tecrübelere dayanır. Her ne kadar arketipler veya paradigmalar ile kutsalın ilişkisini belirtmiyorsa da Eliade'ye göre her arketipin özünde mutlaka bir kutsal unsuru bulunmaktadır.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Spinoza'nın felsefesinde nebevî bilgi, filozofların bilgisinden daha aşağılardadır.
📖 Sayfa 54 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Bir anlamda din "yapmak istiyorum, ama yapmamalıyım" hissinin ürettiği kurgudur.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
...dinler yalnızca bazı ifadelerin oluşmasına katkıda bulunmuyor, fakat aynı zamanda dünya gündemini de belirliyor.
📖 Sayfa 7 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Dinlere katı bir tarihçi mantığıyla bakmanın dezavantajını dile getirerek Louis H. Jordan çalışmalar için daha geniş kapsamlı bir ifade olarak "Comparative Religion" tabirini teklif etmiştir... Amacı, dinleri yalnızca geriye doğru değil, aynı zamanda paralel bir şekilde yatay düzlemde de ele almayı öngörüyordu. İki veya daha fazla dini mukayese etmeyi esas alan Comparative Religion çalışmaları hermenötikin gündeme gelmesine önemli ölçüde katkıda bulunmuştur.
📖 Sayfa 11 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
"Dinler tarihi, insanlığın en temel sorularına verdiği cevapların zaman içinde nasıl değiştiğini ve dönüştüğünü anlamak için önemli bir araçtır. İnsanlar, varoluşun anlamı, ölümden sonra ne olduğu, iyi ve kötü gibi kavramlar hakkında farklı inanç sistemleri geliştirmişlerdir. Bu inanç sistemleri, toplumların sosyal, kültürel ve siyasi yapılarını derinlemesine etkilemiştir."
📖 Sayfa 8 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Rakip bir misyon dini (İslâm) ile karşılaşmasının gayri iradî olarak geç tarihte vuku bulmasının tüm dezavantajını (bazen de avantajını) yaşayan Hıristiyanların, bu sebepten dolayı o güne kadar diğer dinlere karşı gösterdiği kısmî kayıtsızlığa karşılık, Müslümanlar en erken devirlerden itibaren diğer dinlere yakından ilgi gösterdiler (ya da göstermek zorunda kaldılar).
📖 Sayfa 31 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Müslüman yazarlar (Milel ve Nihal kitaplarında) Hinduları genellikle Berahime şeklinde adlandırmışlardır. Bakillani ve Ebu'l-Meali'ye göre Berahime (Brahman) kelimesi Hz. İbrahim'in adından gelir. Fakat Şehristani onları düzeltir ve Berahime adının Hz. İbrahim'den değil Berahim adlı nübüvveti (peygamberliği) inkar eden birinden geldiğini söyler.
📖 Sayfa 31 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Budistler Arapça kaynaklarda Sümeniyye adıyla geçer. Bazı yazarlara göre Buda, Keldanî astroloğu veya Sabii, hatta Hızır'dır.
📖 Sayfa 40 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Kilise Tekvîn ve jeolojik dönemler arasındaki ilişkileri veya Babilonya efsaneleri ile Tekvîn'de anlatılan kıssalar arasında olduğu varsayılan ilişkilerin yarattığı problemleri çözmek için "vision-theory" olarak adlandırılabilecek bir teori ortaya koymaya çalıştı. Buna göre Tanrı, yaratılış olayını Tekvîn'de peygamberler aracılığıyla insanlara anlatırken yaratılış safhasının bir anlamda özetini yapmış ve gerçek süreçleri kısaltmıştı. Hatta Tanrı yaratılış işlemini peygamberlere iletirken olmadık şeyleri de ekleyerek bir anlamda peygamberlere hayali vahiyler de indirmişti.
📖 Sayfa 93 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Stoacılar Polytheos'ın (çok tanrı) karşısına Spinoza'nın Natura'sına kaynaklık eden Logos'u koyarak dinin kökenini Logos kavramı üzerine üretilen farklı düşüncelere bağladılar. Onlara göre, en eski zamanlardan beri insanlar tabiatın içerisinde hissettikleri bu düzenliliği (Logos) felsefileştirerek dini düşünce haline çevirmişlerdir.
📖 Sayfa 16 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
İbn Yaşûş (1000 civarı), Tevrat'ın çoğunun Musa tarafından değil de Ezra tarafından yazıldığını ileri sürdü.
📖 Sayfa 48 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
.
📖 Sayfa 31 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Bizim burada yukarıdaki yazarlara örnek seçeceğimiz kişi 973'de Harezm'de doğan Türk menşeli Biruni'dir. Matematikten coğrafyaya kadar çok değişik konuda çalışmalar yapan Biruni'nin Dinler Tarihi'yle ilgili olarak klasikleşmiş iki eseri "el-Asâru'l-Bâkiye" ve "Tahkik mâ li'l-Hind"tir.
Mircae Eliade'nin amacı, dinlerdeki kutsal mefhumunu tespit edebilmektir; çünkü kutsal, tüm dini unsurları kendisine bağlayan bir üst unsurdur.
📖 Sayfa 113 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Spinoza her şeyden önce Eski Ahid'de Musa'nın adının üçüncü şahıs olarak kullanılmasının ,ancak metni yazan ikinci kişinin mevcudiyeti ile açıklanabileceğini ileri sürer.
📖 Sayfa 55 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Tevrat'ın son kısmında Musa'nın ölümünün anlatılması :zaman zaman metinler de rastlanılan ''bugüne kadar''ifadesi ve kimi coğrafi mekan adlarının Musa'dan çok sonra ortaya çıkması dolayısyla Tevrat'taki pek çok kısmın Musa'dan sonraki bir yazarca yazılmış olabileceğini savunur.

Spinoza'nın eleştiri mantığı onun deizme meyleden Tanrı fikriyle yakından ilişkilidir.Tabiata artistik bir şekilde tanrılık özelliği yükleyen Spinoza'ya göre ,tabiatı daha iyi anlamak için nasıl onun tarihi hakkında araştırma yapmak gerekiyorsa ,öylece Tanrı'yı anlamak için de onun tarihini yani kutsal kitabını araştırmak gerekmektedir.Kutsal kitabın tefsiri ,tabiatın tefsirinden farklı değildir:her ikisi de keşfedilmeye açıktır.
📖 Sayfa 54 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Freud iptidai dinde en önemli unsurlardan birisinin sihir olduğunu ileri sürerek kısmen Frazer'i çağrıştırır. Ona göre sihir, tipik olarak nevrotiğin mantık dışı düşünmesine ve dış dünyayı düşüncesiyle değiştirebileceğine inanmasına benzer. Iptidai insan da nevrotik gibi düşüncesi ile dış dünyayı değiştirmeye çalışır ki bunu da sihir sayesinde gerçekleştiriceğine inanır. Sihir ve nevroz arasında kurduğu ilişki açısından Freud Marett'e benzer.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Müslüman yazarlar, Budistler hakkında da bilgi verirler. Budistler Arapça kaynaklarda Sümeniyye adıyla geçer. Bazı yazarlara göre Buda, Keldani astroloğu veya Sabiî, hatta Hızır'dır.
📖 Sayfa 31 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
"Bîrûnî'nin Öhemerist açıklaması mükemmeldir. Bazı önemli insanlar ölümlerinden sonra aşırı saygı sonucu put haline getirilmiştir. Öte yandan insanların puta tapınışını, soyut düşünebilmedeki zorluğa bağlar. Putlar, yüksek fikirlerin algılanmasındaki zorluğun sonucudur."
📖 Sayfa 41 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Jung'un psikanaliz ve psikoloji görüşüne göre tüm semboller dinidir. Bunun ötesinde onun dini olarak gördüğü pekçok sembol de psikolojiktir. Hıristiyanlığı bir mitoslar bütünü olarak görmese de, mitoslar ona göre kollektif bilinçdışının gördüğü toplu rüyalardır. Bu konuda bir fikir ileri sürmemiş olsa bile kendinden sonrakilere açtığı yol açısından Jung'un agnostik olduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır. Onun inançlı bir hıristiyan olduğunu kabul etsek bile dini fenomenleri arketipleri indirgediği için Jung modern din çalışmalarında özellikle pozitivist görüşe ciddi olarak katkıda bulunmuştur.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
O’na göre, Kitâb-ı Mukaddes metinleri saçma ve çelişkili ifadelerle doludur. Tevrat’taki çelişkiler söz konusu olduğunda en sık başvurduğu örnek, Mısır kaçışında İsrailoğulları’nın sayısıyla ilgili verilen yanlış rakamlardır. Çıkış 12/38’de, İbranîlerin çölde sığırları nereden bulduğunu, eğer buldularsa niçin et yokluğundan şikayet ettiklerini sorgular.
📖 Sayfa 34 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
İbn-i Hazm Kitab-ı Mukaddes'in tahrif olduğu konusunda ısrarlıysa da, İslamî fikirlerle uyuşan bazı pasajlardan alıntı yapmakta tereddüt etmez.
📖 Sayfa 28 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Hegel'e göre din, insanı rahatsız edici hallerden uzaklaştıran hissi bir tecrübenin neticesidir. Tanrı, insanın kendini farketmesinin abartılmış halidir. Tanrı, yüceltilmiş insandır. Herhangi bir özel çalışma yapmamış olmakla birlikte Marx'ın dinlere Hegel'ci diyalektik tarihi süreç perspektifinden baktığı bilinmektedir.
📖 Sayfa 68 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Dini, insanın tabiattan kopuş sürecinin başlangıcı ile başlatır. Din insanın zayıflığını yansıtır ve afyondur. Capital'de işaret ettiği şekliyle Marx'ın dinlere bakış açısı tamamen tarihidir.
Şüphesiz erkek çocuğun annesine yönelik geliştirdiği arketipler, kız çocuğun geliştirdiği arketiplerden daha farklıdır. Erkek çocuğa annesi ile kurduğu ilişki iki şekilde etki eder: homoseksualite ve Don Juanizm. Homoseksualite, anneye bağlılığın sonucudur; Don Juanizm ise her kadında anneyi arama anlamına gelir.Kız çocukların geliştirdiği ar- ketipler ise genellikle eril tanrı imajlarında etkili olmuştur.
📖 Sayfa 109 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Biruni'nin Öhemerist (Euhemerism/Antropoteizm) açıklaması mükemmeldir. (Ona göre) bazı önemli insanlar ölümlerinden sonra aşırı saygı sonucu put haline getirilmiştir. Öte yandan insanların puta tapınışını, soyut düşünebilmedeki zorluğa bağlar. Putlar, yüksek fikirlerin algılanmasındaki zorluğun sonucudur.
📖 Sayfa 31 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
NOT: Antropoteizm ya da Temsîl, tanrının şeklen insana benzetilmesi tavrına verilen addır. Veya tersinden bakacak olursak, bazı insanların ya da varlıkların zaman içinde putlaştırılması ve onlara tapınılmasıdır.
Dinler tarihinde gerçek metod uygulamaları ancak yazılı metinler çerçevesinde oluşturulabilmiştir.
📖 Sayfa 15 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Modern anlamda Eski Ahid tenkidi tıp doktoru Jean Astruc (1684-1766) ile başlar.
📖 Sayfa 56 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Coomaraswamy tüm dinlerin aynı şeyi söylediğini, fakat endüstri çağından itibaren batının bu gerçeği göremeyerek dinlerin farklılığı üzerinde ısrar ettiğini ileri sürdü. Evrensel arketipleri kolayca sergilediği için kutsal sanatlara bakıldığında dinler arasındaki birlikteliğin daha açık olarak yakalanabileceğini iddia etti. Bu konunun incelenmesine ayırdığı Christian and Oriental Philosophy of Art adlı eserinde kutsal sanat içerisinde arketipleri en iyi yansıtan sanatsal objelerin ikonlar veya mandalalar olduğunu kabul eder, çünkü bu objeler kişiyi bir başka âleme taşıyan araçlardır.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Biruni'nin kendine has en önemli özelliği objektifliği ve karşılaştırmalı metodundaki başarısıdır.
📖 Sayfa 31 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Kulaktan dolma bilgiler yerine yazar bizzat gözleme dayalı araştırmalar yapmıştır.
"Kitâb-ı Mukaddes tetkiklerinin arkeolojiyle buluşması, arkeolojiyi kutsal kitaplardaki problemli noktaları çözmek maksadıyla bir silah olarak kullanmak isteyen Hıristiyan çevreleri zor durumda bıraktı."
📖 Sayfa 92 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci

Phänomenologie, din bilimleri üzerine analitik bir çalışmadır. Din fenomenolojisinin sınırlarını çizen bir tanımlama olarak fenomenolojinin dinin tarihi gelişmi ile uğraşmadığını ve dinin kökenini soruşturmadığını söyler. Ona göre din fenomenolojisi her şeyden önce kurban, ibadet, mit gibi kavramları konu edinir. Derinden incelendiğinde dinlerden alınan bu tür kesit kavramların gerçekte aynı nosyonlara sahip olduğu görülecektir.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Müslüman yazarlar dinlerin kökeni problemi ile uğraşmanın yerine İslâm dışındaki diğer dinlerin nasıl tahrif olduğu konusuyla ilgilenmişlerdir. Bundan dolayı müslüman dinler tarihçilerinin çalışma amacı tamamen olmasa bile esasta apolojiktir.
📖 Sayfa 17 · Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Schmidt, her şeyden önce iptidailer arasında tek bir tanrı fikrinin varolduğu konusunda tereddüt etmez. Fakat bu iptidai din ona göre tamamen orjinal ilahi dinle özdeş değildir. Bu ilk din henüz insanlar bir arada toplu olarak tek bir ırk halinde bulunurken mevcuttu. Zamanla insan zihnindeki evrimleşme süreci içerisinde tāli ilahlar ortaya çıkarıldı, bir sonraki aşamada ise bu tāli ilahlar tek tanrı inancına tamamen egemen oldular.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Durkheim'in ileri sürdüğü en önemli görüşlerden biri ilah kavramının dinin temeli olmadığıdır. Ona göre tanrı fikri iptidailer için ikincil bir öneme sahiptir. Iptidai din ya da totemizm içerisinde önem kazanan tek şey kutsal ve kutsal olmayanın ayırımıdır. Kutsal, klanı birbirine bağlayan biricik olgudur. Bireyin bu ortak tutumu yani kutsalı ön plana çıkarmasından başka hiçbir seçeneği yoktur, çünkü kutsala uymak klanın bireye yüklediği bir zorunluluktur.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Totemin gücünü gerçekte nereden aldığı açık değildir.
Lévi-Strauss dini fenomenlerin zihinde varolan birtakım a priori kalıplara uygun olarak şekillendiğini düşünür. Ona göre zihindeki temel a priori kalıp ise zıtlıkları yakalayan kalıptır. Bu düşüncesiyle Levi-Strauss Jung'la paralellik gösterir. İnsan zihin dünyasındaki a priori kalıplara uygun olarak çevresindeki tüm nesneleri zıtlık katmanı içerisinde algılamıştır. Bu algılayış biçimi iptidai insanın düşünce sistemini yansıtır.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Eliade'nin amacı dinlerdeki kutsal mefhumunu tespit edebilmektir; çünkü kutsal tüm dini unsurları kendisine bağlayan bir üst unsurdur. Kutsalın tarih içerisindeki tezahürüne hierofani adını verir. Kutsalı analiz edebilmek için öncellikle hierofani'nin tespit edilmesi gerekmektedir. Hierofaniler ise mitoslarda kendini gösterir; böylece Eliade kutsalın keşfine mitoslardan başlamaktadır.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Jung'a göre, bilincin en önemli katmanlarından biri olan Ego da arketipsel bir niteliğe sahiptir. Farklı ve birbirine zıt duyguları bireyin yaşamını sürdürmesi için dengeleyen ve kişinin bütünselliğini oluşturan ego katmanı, arketip olarak Mesihlik imajında ortaya çıkar.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Tanrı ve insan arasındaki ilişkiyi oluşturan kurum temelde ritüellerdir.Öte yandan Smith ilahların organizasyonunun aile ilişkileri esas alınarak yapıldığını ileri sürerek dini düşüncenin sosyal yanına da dikkat çekmiştir. Ona göre din sosyal yapıların yüceltilmesidir.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Lang bu görüşlerini özellikle The Making of Religion adlı kitabında işler (London, 1900). Burada pek çok örnek vererek politeist inanç içerisinde tanımı tam yapılamayan bir tanrı inancının varlığından bahseder. Bu ulu tanrı ne ölmüş bir atanın ruhudur, ne de bir hayalettir. Iptidai insan bu tanrıyla olan münasebetini anlamlandırma çabasında bulunurken de farkında olmadan mitosları üretmiştir.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Fakat Durk-heim Avusturalya yerlilerinden edindiği izlenimle totemin gücünü mana adı verilen mistik bir güçten aldığını söyler. Totemdeki ikinci güç ise manadan daha farklı olarak yukarıda işaret edildiği üzere kutsallık veya tabudur. Mana bir anlamda tabunun sürdürülmesini sağlayan kudrettir.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
...
Her şeyden önce tanrı fikrinin ikinci plana itildiği bir din sistemi mevcut görünmemektedir. Öte yandan Durkheim'in gerek mana gerekse tabu kavramlarını ortaya koyarken faydalandığı pekçok antropolojik gözlemin yanıltıcı olduğu ancak yenilerde anlaşılmıştır.
Kitab-ı Mukaddes'in bilimsel anlamda cleğerlendirilişinin yol açtığı problemleri kilise, pozitivizme katı bir şekilde taviz vererek yeni bir hermenōtik yolla saf dışı etmeye çalıştı. Buna göre vision-theory anlamında olmasa da Kutsal Kitabın her şeyi söylemediği kabul edildi. Kilise, arkeoloji araştırmalarını onayladı, hatta bu tavrını aklamak için bugün hala popüler bir şekilde kullanılan 'Biblical Archeology' terimini icat etti.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Öyle görünüyor ki, din kavramı, bundan sonra yalnızca sıradan bir merakın uyandırdığı araştırma konusu ve belli bir imanın kabulü olmayacaktır.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Dil ve din arasındaki bağıntıyı derinden keşfetmesi Müller'i ister istemez mitos araştırmalarına yöneltmiştir. Hind-Avrupa mitoslarını çok iyi bilen Müller bütün mitosları güneşle ilişkilendirmiştir. Mesela Grek mitolojisinde, Apollo Defne'yi sevmekte, Defne de ondan kaçmakta ve kaçarken bir defne ağacına dönüşmektedir. Bu mitos, Müller'e göre bize şunu söyler: Apollo orijinalde güneşi sembolize etmekte, Defne de şafağı, böylece bu mit, güneş ve şafağın birbirini kovalamasını sembolleştirmektedir.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Şüphesiz erkek çocuğun annesine yönelik geliştirdiği arketipler kız çocuğun geliştirdiği arketiplerden daha farklıdır. Erkek çocuğa annesi ile kurduğu ilişki iki şekilde etki eder: homosexualite ve Don Juanizm. Homosexualite anneye bağlılığın sonucudur; Don Juanizim ise her kadında anneyi arama anlamına gelir. Dini bir fenomen olarak mesela self castration (kendini hadım etme) ritlerinde homosexualite duygusu ağır basar. Koruyucu fenomenler ise Don Juanizmin bir uzantısıdır. Kız çocukların geliştirdiği arketipler ise genellikle eril tanrı imajlarında etkili olmuştur.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Bir anlamda din "yapmak istiyorum, ama yapmamalıyım" hissinin ürettiği kurgudur. Freud Illusion'da dini, bilinçdışının ürettiği bir yanılsama olarak kabul eder.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Öte yandan Robertson Smith'den derlediği antropolojik verileri kullanarak ontojenik gelişme ile filojenik gelişme arasında paralellik kurar. Buna göre bireyin geçtiği üç Libido aşaması -narsisizm, dışarıya yönelme (anne ve babaya eğilim) ve olgunluk süreci- insanlığın üç tarihsel devrine denk düşer: Animistik dönem (narsisizm), dini dönem (dışarıya yönelme) ve bilimsel dönem (olgunluk süreci).

Hugh Miller Testimony of the Rocks (1857) adlı kitabında bu fikri savundu ve fikirleri oldukça popüler hale geldi. Fakat Pan-Babolonya okulu ile ilişkisi olanF. Delitzsch bu teoriyi şiddetle eleştirdi. Çünkü O'na göre Tanrı'nın "özet yapan biri" olduğuna dair Tevrat'ta herhangi bir örnek yoktu. Diğer Pan-Babilonyacılar da bu teoriyi saçma buldular.
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci
Kanada'lı Jeolog J.W Dawson, H.Miller'in görüşünü reddettiyse de, Kitab-ı Mukaddes'teki ayetleri olağanüstü abartılmış sembolik bir dille yorumlayarak Tekvin'deki yaratılış ve Jeolojik bulguları uzlaştırmaya çalıştı.
Sıkça Sorulan Sorular
Dinler Tarihinin Meseleleri kimin eseridir?
Dinler Tarihinin Meseleleri, Kürşad Demirci tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1998'de yayımlanmıştır.
Dinler Tarihinin Meseleleri kaç sayfadır?
Dinler Tarihinin Meseleleri, 144 sayfadır (İnsan Yayınları baskısı).
Dinler Tarihinin Meseleleri'nin en ünlü sözü nedir?
“Eliade'nin dinlerde tespitine yöneldiği ikinci önemli unsur dinsel paradigmalar veya arketiplerdir. Arketip anlayışı açısından gerek Jung, gerekse Campbell'le benzeşir. Bununla birlikte Eliade'de arketip tamamen kültürel tecrübelere dayanır. Her ne kadar arketipler veya paradigmalar ile kutsalın ilişkisini belirtmiyorsa da Eliade'ye göre her arketipin özünde mutlaka bir kutsal unsuru bulunmaktadır.”