
Haluk İpekten'in 1996'da yayımlanan Divan Edebiyatında Edebi Muhitler adlı eseri, Araştırma-İnceleme türünün önemli örneklerindendir. Türkçe baskısı Meb Kitapları Basımevi tarafından yayımlanmıştır. Aşağıdaki sözler, okurların en çok beğendiğinden başlayarak sıralanmıştır.
Divan Edebiyatında Edebi Muhitler'den En Beğenilen Alıntılar
…şiiri geçim vasıtası yapan şairler, daha ziyade korundukları ve bol para aldıkları şahıslar etrafında toplanmışlardır. Şairlerin bu şekilde birleşmeleri sadece kendilerini himaye eden şahsiyete bağlı olmuştur, yoksa Avrupa’da edebî mekteplerin ortaya çıkışında görüldüğü gibi, bir fikir etrafında toplanma, veya edebiyatta yeni bir akım yaratma gibi düşüncelerin tesiri olmamıştır.
📖 Sayfa 254 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
Olmayu devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
Meclislerinde şairleri ve âlimleri toplayan şahıslardan biri de Fenâri- zâde Muhyiddin Ef. idi… Haftada iki defa bahçesinde âlimler ve şairleri toplar, onları ağırlar, sohbetlerde bulunur, şiirlerini dinlerdi. Tabii bu meclislerde içki bulunmazdı. Muhyiddin Ef., son derece dindar bir şahıstı. Toplantılarda şevke gelip, kendisi de bir şiir söyleyecek olsa, derhal kalkar, abdest alır, ağzmı gül suyu ile yıkardı.
📖 Sayfa 230 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
Sekiz yıllık Padişahlığı devrinde Osmanlı İmparatorluğunun durumu daha da bozulmuştur. Saltanatı zamanında dış siyasette başarı kazanılamadığı gibi, iktisadi durum da sarsılmış, bunun neticesi olarak Anadolu’da Celali isyanları memleketi yıllarca harabeye çevirmiştir. Bu isyanlar, ancak S. Ahmed I. zamanında Kuyucu Murad Paşanın sert tedbirleri ile bastırılabilmiştir.
📖 Sayfa 131 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
S. Süleyman’ın uzun saltanatı devrinde edebiyat hiç bir devirde görülmemiş derecede hızlı bir gelişme gösterdi. Saltanatının ilk yıllarından itibaren kendi de şair olan ve şairlerin koruyucusu olarak tanınan Kanuni’nin etrafında geniş bir şair topluluğu meydana geldi. Eli kalem tutan, bir hüneri olan her şahıs, şiiriyle biraz meşhur olmaya başlayan her şair memleketin dört bir tarafından, hünerini göstermek, şiirlerini sunmak, Padişahın gözüne girip beğenisini kazanmak ve himayesine sığınabilmek için İstanbul’a koşuyordu.
📖 Sayfa 81 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
Daha önceki padişahlar devrinde olduğu gibi, dışarıdan Osmanlı ülkesine S. Kanuni devrinde de yabancı şairler gelmişlerdir. Fakat yabancılara gösterilen aşırı hayranlık artık bu devirde görülmemiştir. Çünkü Osmanlı ülkesinde de büyük alimler, şairler, san’atkarlar yetişmiş bulunuyordu.
📖 Sayfa 117 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
Türk Edebiyatı’nda meşhur olan ve pek çok nazire yazılan La’l, Güneş, Ab, Kasr, Şikâr redifli kasidelerin asıl sahibi Niyâzi’dir. Ahmed Paşa’nın kasideleri ona naziredir.
📖 Sayfa 16 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
S. Mehmed'm cülusunda Baki, artık sanatının zirvesine erişmiş, imparatorluğun her yanında şiirleri okunan bir şairdi. Hayli ihtiyarlamıştı. Şeyhülislâm olmak emelinden bir türlü vazgeçemiyordu. Yeni bir Padişahın gelmesiyle ümitleri tazelenmişti.
📖 Sayfa 132 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
Mahmud Paşa, Fatih S. Mehmed’in takdirini kazanmış bir vezirdi. Padişah gibi âlim ve şairleri korur, adına yazılıp sunulan her eser için bin düka altını ihsanda bulunduğu rivayet edilirdi. Medresesindeki danişmendlerine iki dülbend, bir sof, beşyüz akçe verirdi. Medresede her cuma gecesi verdiği yemekte pilava altından nohutlar katarmış. İstanbul, Edirne, Bursa, Ankara gibi vilayetlerde çok hayratı vardır. Halk tarafından da çok sevilmiş bir vezirdi. Halk arasında şöhreti Mahmud Paşa-yı Veli olarak yayılmıştır.
📖 Sayfa 31 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
Osmanlı hanedanından ilk şiir söyleyen ve şairlere aşırı bir ilgi gösteren odur.
📖 Sayfa 21 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
İmparatorluğun siyasi gelişmesi yanında Osmanlı ilmi de Kanuni devrinde büyük bir ilerleme gösterdi. Devletin sınırları genişledikçe ilmi müesseseleri ihtiyacı karşılayamaz duruma gelmişti. Bilhassa müsbet ilimlerde bu eksiklik kendini hissettirmeye başladı. Kanuni bu eksikliği gidermek için Süleymaniye Külliyesini yaptırdı. Fatih S. Mehmed’in kurduğu Sahn-ı Semâniye medreselerinde tefsir, hadis, fıkıh, kelam, edebiyat ve ilahiyat gibi manevi ilimler okutulurken Sahn-ı Süleymaniye’de matematik okutulan dört medrese bir darül hadis ve bir tıb medresesi kuruldu.
📖 Sayfa 81 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
S. Bayezid devrinde yine mühim bir eserin sahibi İdris Bitlisi’yi görüyoruz. Akkoyunlu sarayında divan kâtibi iken OsmanlIlara sığınan İdris, S. Bayezid'in emri ile Heşt Bihişt adını verdiği farsça bir tarih yazmıştır. Bilhassa giriş kısmında OsmanlIların ilk zamanlarına dair verdiği bilgiler bakımından bu eser çok mühimdir.
📖 Sayfa 50 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
İstanbul’da, hizmetinde daimi 185 şairi bulunurdu. 30 şair, şair ulufesi alırdı. Bu şairler Padişah başta olmak üzere devrin hemen bütün ileri gelenleri tarafından korunur, câizeler, ihsanlar alırlardı. Bu sebepten, bu devirde, başta asrın iki büyük şairi, Ahmed Paşa ve Necati Bey olmak üzere pek çok şair yetişmiştir.
📖 Sayfa 28 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
Fatih S. Mehmed devrinde başlayan edebiyat ve kültür hareketi Kanuni S. Süleyman saltanatı yıllarında daha büyük bir hamle yapmış oluyordu. Bu devir, İmparatorluğun siyasi alanda en muhteşem devri olduğu gibi kültür ve edebiyat bakımından da en yüksek devri olmuştur. Bizzat Kanuni, devrinin belli başlı şairleri arasmda sayılmıştır.
📖 Sayfa 82 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
Bu devirde, çizmeci olduğu için Huffi mahlası ile şiirler yazan bir şair, âlim ve şairlerle düşüp kalkarak bilgisini ve kültürünü ilerletmiş, müfti ve müderris olmuştur. Aslında ümmi idi. Fatih Mehmed, böyle deftersiz, kitapsız, müderrislik yapan, şiirler yazan bir şair bulunduğunu işidince, şaşırmış ve kendisini görmek istemiştir. Huzuruna getirilen Huffı’ye şiirlerini okutup dinlemiş, kabiliyetini takdir ederek iltifat etmiş, ihsanlarda bulunmuştur.
📖 Sayfa 40 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten

Bu devrin büyük âlimi Kemâlpaşa-zâde’nin de bir Osmanlı Tarihi yazdığmı görüyoruz. Anadolu kazaskeri Mü’eyyed-zâde’nin himâyesi ve tesiriyle S. Bayezid tarafından bir Tevârih-i Al-i Osman yazmağa memur edilmiş ve bu iş için kendisine 30 bin akçe ihsan edilmiştir. Ayrıca S. Bayezid, sık sık hediyeler ve câizeler verirdi. Bu teşvik ve himâye neticesinde mükemmel bir Osmanlı Tarihi meydana getirmiştir.
📖 Sayfa 49 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
S. Selim’in şehzadeliğinde yanında bulunan Ayşe Hubbi Hatun, Manisa’da şehzade tarafından çok makbul tutulmuş ve kocası Şemsi Ç. öldükten sonra da maiyyetindeki şairlerle beraber İstanbul’a getirilmiş ve eski itibarını muhafaza etmiştir… Mihri, Zeyneb Hatun gibi kadın şairler içinde en fazla şöhret bulanı Hııbbî Hatun olmuştur.
📖 Sayfa 121 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
S. Bayezid’ın beğenmeyip, iltifatını esirgediği ikinci şair Likâyi, İstanbul’da bezzazistanda sahhaftı. Şiiri zamanında beğenilmemiştir. Fakat Ahmedi’nin Yusuf u Züleyha’sına nazire demeğe heves etmiş ve eserini tamamladıktan sonra Padişah’a sunmuştur. S. Bayezid, kitabı göz den geçirmiş ve “ehil olmayan bu güne emr-i muazzama mübaşeret etmesün” diyerek reddetmiştir.
📖 Sayfa 59 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
S. Selim’in 1574’de ölümü üzerine Manisa’daki sancağından gelip tahta oturmuştur. Devrinde eskiden görülen askeri başarılar görülmemiş, buna karşı saray kadınlarının devlet idaresine müdahaleleri artmış rüşvet alıp verme günlük hadiselerden olmuştur. Padişahın zevk ve eğlenceye düşkünlüğü, kadere, uğursuzluğa inanışı ve bilhassa rüya tabirlerine meraklı olması sebebiyle Sarayı rakkaseler, hokkabazlar, müneccimler ve rüya tabircileri doldurmuştur.
📖 Sayfa 125 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
İstanbul’da yaşayıp, Kanuni'nin ihsanını görmüş şairlerden biri de Enveri Mehmed’dir. Bit pazarındaki dükkanında oturur, mürekkep yapıp satar, düğünlerde ateşbazlık ederek geçinirdi. Bir zaman dükkanını kapayarak 'Nakkaş Haydar’ın evinde kahya oldu. Sonra bırakıp tekrar dükan açtı. Bir zaman da humbaracılar kethüdası oldu. Okuyup yazması yoktu. Zamanı şairlerinden Kıyasi, hakkında latife yollu bu beyti demiştir:
📖 Sayfa 109 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
O bir cehl-i mürekkepdir mürekkeb satmadır kârı
Cihanda Enverî gibi siyah-kâr olmasın kimse
S. Bayezid devri, Osmanlı Edebiyatı’nın başlangıcında yetişen büyük şairlerin şöhretlerinin devam ettiği devir olmuştur. Fatih zamanında yetişen Ahmed Paşa ve Necati Bey, en güzel şiirlerini bu devirde yazmışlardır. S. Kanuni Süleyman devrine kadar bütün şairlerin üstadı olan Zati, ilk şöhretini bu devirde yapmıştır. Taci-zâde Ca’fer Ç., Safi mahlaslı Kasım Paşa’dan biri nişancı, diğeri vezir olarak Padişah’ın hizmetinde çalışan şairler olmuşlardır.
📖 Sayfa 47 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
Bağdad, Konya, Bursa, Edime gibi, o devre kadar birer kültür merkezi olan şehirler ehemmiyetlerini kaybettiler. İlim, edebiyat tahsili için Osmanlı ülkelerinden İran’a yapılan akın durdu. Bu devirde yetişen şairler artık kendilerini Acem meslektaşların seviyesinde görmeye başladılar. İstanbul kısa zamanda büyük şair ve san’atkarların yetiştiği bir kültür merkezi haline geldi.
📖 Sayfa 82 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
S. Mehmed, saf, zayıf iradeli, çok terbiyeli, sakin ve dindar bir Pa dişahtı. Hz. Peygamberin adı her anıldığında hürmetle ayağa kalkardı. Çabuk tesir altında kalması, vehimli ve kararsız olması yüzünden saltanatında saray kadınları, bilhassa annesi Safiye Sultan bütün devlet işlerine karışmış, memleket idaresinde, memur tayinlerinde söz sahibi olmuşlardır.
📖 Sayfa 132 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
Çelebi S. Mehmed… Ankara’da hastalanınca, hâzik bir doktor olarak çağırılan Şeyhî, hükümdarın hastalığının üzüntü ve sıkıntıdan olduğu ve ferah bir haberle geçeceğini söylemişti. Hakikaten o sırada gelen bir haberci, uzun zaman fethedilemeyen bir kalenin alındığı haberini getirince Padişah iyileşmiştir. Şeyhî, Padişah’ın diğer hediyeleri ile timarına giderken, yolda oranın eski sahipleri tarafından soyulur, canını zor kurtarıp kaçar. Bu hadise üzerine Harname mesnevisini yazarak hükümdara sunar.
📖 Sayfa 20 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
S. Bayezid’in dindar bir padişah olması sebebiyle devrinde, tarikat şeyhlerinin, hocaların itibar kazanmalarına ve Saray’dan iltifat görmelerine sebep olmuştur. Tarikatlardan mevleviliğe meyli vardı.
📖 Sayfa 56 · Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten
Sıkça Sorulan Sorular
Divan Edebiyatında Edebi Muhitler kimin eseridir?
Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, Haluk İpekten tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1996'da yayımlanmıştır.
Divan Edebiyatında Edebi Muhitler kaç sayfadır?
Divan Edebiyatında Edebi Muhitler, 271 sayfadır (Meb Kitapları Basımevi baskısı).
Divan Edebiyatında Edebi Muhitler'in en ünlü sözü nedir?
“…şiiri geçim vasıtası yapan şairler, daha ziyade korundukları ve bol para aldıkları şahıslar etrafında toplanmışlardır. Şairlerin bu şekilde birleşmeleri sadece kendilerini himaye eden şahsiyete bağlı olmuştur, yoksa Avrupa’da edebî mekteplerin ortaya çıkışında görüldüğü gibi, bir fikir etrafında toplanma, veya edebiyatta yeni bir akım yaratma gibi düşüncelerin tesiri olmamıştır.”