
Hasan Aydın'ın 2016'da yayımlanan İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu adlı eseri, Din (İslam) türünün önemli örneklerindendir. Türkçe baskısı Bilim ve Gelecek Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Kitabın en çok işaretlenen cümleleri, sayfa bilgileriyle birlikte aşağıda.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu'dan En Beğenilen Alıntılar
Soru: ( . . . ) İbn Sina'nın eserleriyle uğraşmak, kitaplarını incelemek caiz midir? Yine onun ulemadan olup olmadığına inanmanın hükmü nedir? Cevap: Bu caiz değildir. Kim bunu yaparsa, dinini yitirir ve büyük bir fitneye maruz kalır. O ulemadan değildir; aksine insan şeytanlarından bir şeytandır. ( . . . )
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Filozoflar ve felsefe konusunda verilen fetvalar, dini sapkınlıkla ithamlar İslam kültüründe aralıksız devam etmiş gibi gözükmektedir. Öyle ki, İlhan Kutluer'in de belgelediği gibi, felsefe, din karşıtı-yıkıcı bir düşünce, şeytani bir yol olarak konumlandırılmış; filozoflar putperestlik, cehalet, zındıklık, ilhad vb. niteliklerle bir arada anılmıştır.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
İslam dünyasında yetişmiş önemli filozofların hiçbirisi medresede yetişmemiştir. İslam kültüründe medrese geleneği önce Şiilerde görünmüş, sonra 10-11. yüzyıllarda Şiiliğin egemenliğini kırmak için Sünnilerde işlevsellik kazanmıştır.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Oysa ilahi kökenli olduğu söylenen dinlerin ve peygamberlerin birbirlerini reddetmeleri kabul edilemez ve bu durum, hakikati salt kendi öğretilerine indirgerneleri yüzünden tarih içerisinde sürekli dinsel savaşlara neden olmuştur. Bu yönüyle dinler, insanlığa barış getirmemiştir. Aslında dine ve din önderlerine bağlılık ussal bir durum da değildir. Çünkü dine bağlılığın nedeni korku, taklit, gelenek ve devletin hizmetinde bulunan din adamlarının nüfuzu ve safkimselerin hayal gücünü etkileyen törenlerdir. Bu nedenle, din önderlerine inananlar, zayıf düşünceli insanlardır.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Farabi’ye göre, sultan, reis, imam iyi olursa toplum erdemli, kötü olursa toplum cahil toplum haline gelir.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Hümanizmanın özü insan odaklı bakmaktır; bunun almaşığı/karşıtı kanımca tanrı odaklı bakıştır.
📖 Sayfa 384 · İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kaşaneler gördüm, Dolaştım mülk-i İslam'ı viraneler gördüm.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Buldum ben dahi dar-üş-şifa-yı Bab-ı Alide ,
Felatun'u beğenmez anda çok divaneler gördüm.
Huzur-ı guşe-yi meyhaneyi ben görmedim gitti,
Ne meclisler ne sahbalar ne işrethaneler gördüm.
Cihan namındaki bir maktel-i ama yolum düştü, Hükümet derler anda bir nice salhaneler gördüm.
Ziya değmez humarı keyfine meyhane-i dehrin,
Bu işretgahta ben çok durmadım amma neler gördüm
Peygamberlerin vahiyleri olmadan, insanların kuzuların bağırsaklarını kurutup tahta parçasına germek suretiyle keyifli sesler üretmeyi öğrenemeyeceğini sanmak saçmadır. İnsanoğlu doğuştan gelen ayırt etme yeteneği, gözlem gücü ve sürekli uygulamalarla aklını geliştirir.Ayrıca peygamberin doğruluğunun kanıtı olarak sunulan mucizeler, el çabukluğu, göz boyama ve sahtekarlıktan başka bir şey değildir. Sihirbazlar gibi kahinler de, mıknatısın çekme özelliği gibi alışılmamış doğa olaylarını kendi çıkarlarına kullanırlar, bunlar sadece hileli becerilerdir.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
'Muallim-i evvel (Aristoteles) her ne kadar büyük, derin ve keskin görüşlü bir filozof olsa da, üstadı Platon'u gölgede bırakacak kadar gözde büyültmemelidir' diyen Suhreverdi, uzun süredir uğraştığı bilgi sorununu ancak rüyasında Aristoteles'i görerek çözdüğünü aktarır. Aristoteles ona, 'çözümü nesneler dünyasında değil, öznel dünyasında araması ve içine dönmesi gerektiğini söyler.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Dinsizlikle suçlama yani tekfir ortaçağ islam dünyasında bir cedel yöntemidir ve hasmını yenmek ya da susturmak acısından önemli bir yere sahiptir....Dinsizlikle yani küfürle itham etme, dinsizlikle suçlananın malının alınması, kanının dökülmesi, cehennemde ebedi olarak kalmasına hükmedilmesi gibi önemli hukuksal sorunlar doğuran şerri bir hükümdür.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Ruh düşünme ve araştırmadan başka yolla arınamaz.
📖 Sayfa 96 · İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Ebu Bekr er-Razi
"Varlıkların bilgisini elde etmeye çalışan ya da onlar hakkında öğrenim görenler, onların anlamlarını ussal olarak kavrıyor ve kesin kanıta (el-berahin el-yakıniyye) dayanarak tasdik ediyorlarsa, bu türden bilgileri içine alan bilgi dalı felsefe olarak adlandırılır. Fakat onlar bunları, uygun örnekler yoluyla hayal ederek biliyorlar ve ikna yoluyla (el-iknaiyye) tasdik ediyorlarsa, eskiler bu tür bilgileri içine alan alana din adını vermektedir."
📖 Sayfa 124 · İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Farabi, Tahsil es-Sa'ad, s.89, 53-54.
Halk, filozof ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin, onu anlamaz. Çünkü hakikati kavrayacak ne zihinsel yetisi ne de vakti vardır.
📖 Sayfa 115 · İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
... Dördüncüsü, hoşgörüsüzlük ve dinsizlikle suçlamadır. Gelenekçi çevrelerde bugün de süren bu tutum, ortaçağlarda, bir cedel (tartışma, çekişme) yöntemidir ve Gazzali'de zirveye ulaşır. Onun filozofları dinsizlikle suçlaması, hatta bilimi ve felsefeyi dinsizliğe yol açıyor diye mahkum etmesi oldukça önemli etki uyandırmıştır. Dinsizlikle suçlanmanın ve hoşgörüsüzlüğün bedelini canlarıyla ödeyen, kütüphaneleri yakılan ve zindanlara atılan İslam düşünürlerini anımsamak gerekir.
📖 Sayfa 381 · İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
İbnü'r-Ravendi bu eserinde cisimlerin yaratılmışlığını inkar etmiş, evrenin öncesiz olduğunu ileri sürmüş, eserden (sonuçtan) yapıcısına (nedenine) delil getirilemeyeceğini, bu yüzden de, evrende Tanrı'nın herhangi bir delilinin olmadığını iddia etmiştir. Ona göre evren bir bütün olarak öncesizdir; yaratıcısı da bulunmamaktadır.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın

Modern Müslümanların İbn Rüşd gibi filozoflarda tarihsel-psikolojik teselli aramaları aslında paradoksaldır; zira İslam dünyasında okunmamış, bununla kalmayıp dışlanmış, kafir sayılmış düşünürlerin, modern dönemde İslam'ın tarihsel yüz akları olarak sunulmaları, ancak geri kalmışlığı örtme çabasınının bir sonucu olarak yorumlanabilir.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Ona göre, dini filozoflar yorumlarsa, dinle felsefe çelişmez; ama kelamcılar yorumlarsa, o zaman sahte bir din ortaya çıkar.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Şafii, Ebu Hanife, Maliki, Ahmet b. Hanbel, Zerkeşi, İbn Salah, İbn Nuceym, Şirbini, Buhuti; yine büyük kelamcılardan, Bakillani, Cüveyni, Gazzali, İbn Teymiye vb. felsefeyle uğraşmanın ilhad, zındıklık ve küfür olduğuna hükmeden fetvalar vermişlerdir. Bu hoşgörüsüz ortamın oluşumunda, iktidara yaklaşma kaygısının ve İslam kelamcılarının ve fıkıhçıların din odaklı yaklaşımlarının güçlü bir payı vardır.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Fazlur Rahman'ın da haklı olarak belirttiği gibi, Gazzali'nin filozofların bilimsel yapıtlarını bile çalışmaktan caydırılması gerektiği şeklindeki fikri, Sünni aşırılığın pozitif bilime ve aynı zamanda kendisine vurduğu en büyük darbe olmuştur. Bu darbenin etkileri sonraki Sünni kuşaklarda güçlü bir yansıma bulmuştur
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Fazlur Rahman'a bakılırsa, İslam dünyasında felsefe ve felsefi bilimlerin gerilemesinde, hem felsefenin içinden hem de dışından gelen bazı hususla rın etkisi bulunmaktadır. O, içsel neden olarak genel itibarıyla felsefe-din ilişkisi sorunundaki filozofların tutumunu ön plana çıkarmakta, dışsal ne denlerde ise, Eş'ari kelamıının egemen olması, tasavvufun akıl düşmanlığı, bilimler ayrımındaki sakatlık ve medresenin negatifetkisi gibi unsurları ön plana çıkmaktadır
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Fazlur Rahman, İslam dünyasındaki gerilemede, medrese sisteminin de etkisine değinmektedir. Ona göre, ilk kez Şii çevrelerde, kendi akidelerini öğrencilerine aşılamak için tesis edilen medreseler, Selçuklular ve Eyyubiler, İran ve Mısır'da Şii idaresini ele geçirince Sünni akidesini öğreten medresdere dönüşmüş ve sayıları kısa sürede artmıştır. Ancak medreselerde verilen eğitimin büyük bir kısmını fıkıh ve kelam teşkil ediyordu.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Milletü'l-Fazıla adlı eserinde, kötü ruhların öldükten sonra sonsuza dek ölçüsüz acılar içerisinde yuvarlanacaklarını söylerken, Siyasetü'l-Medeniye adlı kitabında bunların yokluğa karışacaklarını, ancak yetkin ruhların sürekli olacağını öne sürmektedir. Ahlak adlı eserinde de insani mutluluğun yalnız bu dünya yurduna özgü olduğunu ileri sürmektedir.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Gerçi zengin sınıfın hemen her dönemde iktidara daha yakın olduğu ve saray aristokrasisiyle güçlü ilişkilerinin olduğu görülür. Fakat ağır vergi yükü ile kanaatçi ve itaatçi zihniyetin, üretimi olumsuz etkilemesi, genellikle köylülerin ve küçük el atölyelerinin ürettiklerini pazarlayan tüccarları zor durumda bırakmıştır. Bu durum, Pervez Hoodbhoy'un deyişiyle, 'yönetimsel sorunlarla birleşerek, İslam toplumlarında, şehrin köylere bir asalak gibi bağlı kalmasına neden olmuş; şehir kendi burjuvazisini oluşturamamıştır.'
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Bilgiyi tanrısal aydınlanmaya bağlayan, doğal nedenselliği, yani neden-sonuç ilişkisini yadsıyan ya da en hafif deyişle yanyanalık ilişkisi olarak gören, Tanrı'nın dışında etkin bir neden kabul etmeyen ve kaderciliği benimseyen bir felsefi anlayış, kuşkusuz üreticiliği dışlayan, insanın kendine güvenini yok eden, itaati, boyun eğmeyi talep eden bir sosyal yapının ürünüdür ve bu yapı da krallık yönetimleriyle oldukça uyumludur.
📖 Sayfa 287 · İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Ebu Bekr er-Razi'nin, kurulu dinleri yadsıması, felsefeyi dinlerden, filozofu da peygamberden üstün sayması; öncesiz ilkeleri ile birlikte ele alındığında, döneminin felsefi birikimi doğrultusunda bireysel kurtuluşu temele alan felsefi nitelikli bir inanç sistemi kurma çabası olarak değerlendirilebilir.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
İslam toplumunda felsefe ve felsefi düşünceye karşı hoşgörüsüzlük fetvalarla sınırlı kalmamış, kimi düşünürlerin farklı görüşleri nedeniyle öldürülmesine, linç edilmesine ve işkence görmesine de neden olmuştur. Cad b. Dirhem, Cehm b. Safvan, Hallac-ı Mensur, Suhreverdi, İbn Mukaffa, Beşşar b. Bürd gibi insanlar düşünceleri yüzünden hayatlarından olmuşlardır.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Ebu Bekr er-Razi'ye göre, tanrısal hikmet, merhamet ve aklın tutarlılığı bakımından ele alındığında, peygamberler ve dinler birbirlerini reddettikleri için yadsınmaları gerekir. Tanrısal olan şeyler birbiriyle nasıl çelişir? Bu, tanrısal hakikatin birliği ilkesine terstir.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Bu insanlar yaratılışları gereği cahildirler; ikincisi ise, dünyevi uğraşları onların bilgi edinmelerini engellemektedir. Ne yapılırsa yapılsın, onları aydınlatmak imkansızdır. Hay b. Yekzan bu deneyiminden, topluma müşahede yoluyla elde edilen hakikatin anlatılmasının mümkün olmadığı sonucunu çıkarsar.
📖 Sayfa 114 · İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Yiğit düştüğü yerden kalkarmış !...
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Feodal toplumların, durağan bir yapıya sahip oldukları bilinir. İslam dünyasında bu yapı, mutlak olduğuna inanılan şeriat ilkeleriyle pekiştirilmiştir. Zira şeriata göre, mutlak olan Tanrı, kutsal kitap aracılığıyla, öncesiz ve sonrasız, değişmez siyasal düzenin ilkelerini ortaya koymuştur. Kuşkusuz bu durağan yapı, insan ihtiyaçlarındaki çeşitlenmeyi engellemekte; var olanla yetinen, kanaatçi ve şükürcü bir zihniyete yol açmaktadır.
📖 Sayfa 379 · İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın

Ebu Bekr Zekeriyya er-Razi, bir rivayete göre, düşünceleri yüzünden hükümdarın kitapla kafasına vurması sonucu gözlerini yitirmiştir. Bu durum onun yaşam sevincini kırmış; bir hekim dostu, gözlerini tedavi edebileceği ni söyleyince, 'bu dünyayı yeterince gördüm' deyip tedaviyi reddetmiştir.İbn Rüşd, Kuran'da geçen Ad kavminin yaşamamış olduğunu söylemesi, Venüs'ün tanrısal bir varlık olduğunu iddia ettiği gerekçesiyle kitapları elinden alınıp yakılmış, sonra da sürgüne gönderilmiştir.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Selefilere göre, İslam dünyasında görülen çöküşün asıl nedeni olsa olsa iman zayıflığı olabilirdi. O zamana değin devamlı bir gelişme gösteren felsefe ve müsbet bilimlerin gerçekten bir faydası olsaydı, zaten İslam alemi böyle bir duruma düşmezdi. Bu olsa olsa bilim ve felsefeden kaynaklanan bir iman zayıflığından kaynaklanıyor olmalıydı. O halde bu durumdan kurtulmak için bu bilimleri ve onlara şemsiye görevi gören felsefeyi İslam dünyasından kovmak gerekiyordu.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Felsefe savunucusu olarak karşımıza çıkan ve Gazzali'nin Tehafüt el-Felasife adlı yapıtma Tehafüt et-Tehafüt adlı yapıtıyla yanıt veren İbn Rüşd'ün, yer yer hasımlarını dinsizlikle suçlaması 'her insanın şeriatın ilkelerini kabul etmesi, onlara uyması ve onları koyan birini önder olarak kabul etmesi gerekir; onları inkar etmek ve onlar üzerinde tartışmaya girmek, insan varlığını anlamsız kılar; işte bu nedenle zındıkları öldürmek gerekir' söylemi hoşgörüsüzlüğün ideolojik çatışmalar yüzünden İslam kültüründe ne denli pekişmiş olduğunun ilginç bir göstergesi olsa gerektir.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Aydınlanmacılık ve hümanizmacılık olmayınca ne bilim, ne felsefe, ne sanat, ne de teoloji vb. gelişiyor. Dünyaya bakın, nerede aydınlanmacılık ve hümanizma varsa orada bilim ve felsefe gelişiyor, teosentizm ve totalitarizmin olduğu yerlerde, bunların esamesi bile okunmuyor. Siyasal ve kültürel ortamın sürekli aydınlanmayı ve hümanizmayı desteklemesi gerekiyor. Tabi siyasal kültürün eğitimin odağına, dogmalar yerine aklı, bilimi, felsefeyi, evrensel insani değerleri oturtması gerekiyor ki, aydınlanma ve hümanizma filizlensin ve gelişsin.
📖 Sayfa 384 · İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Aynı hoşgörüsüzlük yüzünden, Kindi'nin elinden kitapları alınarak yakılmış, büyük bir halk yığınının önünde, 60 yaşlarında iken kırbaçlanmış; bu olay üzerine en verimli döneminde depresyona girmiş ve sessizliğe gömülmüştür.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Şii medreselerde felsefe ve felsefi bilimler varlığını sürdürmelerine rağmen, Arap dünyasında felsefe ve herhalde bilim, dini olmadığı gerekçesiyle tedrisattan tümüyle kaldırılmıştır
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
İbn er-Ravendi'ye göre, evren bir bütün olarak öncesizdir; ayrıca evrendeki olguları gözlemlemek, kimi düşünürlerin ileri sürdüğü gibi tevhit (Tanrı'nın tekliği) öğretisinden çok dualizme (ikiciliğe) işaret eder. Eğer evrendeki iyilikler iyi bir Tanrı'nın kanıtı sayılırsa, kötülükler de kötü bir Tanrı'nın kanıtı sayılmalıdır
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Cabir b. Hayyan, simya ile uğraşan, evreni anlamanın yolunun simyadan geçtiğini ileri süren, bu konunun halka açılmasına karşı olduğu için, ezetorik bir dil kullanan bir düşünürdür.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Kindi'nin öğrencisi olduğu söylenen Serahsi akılcı, şüpheci serbest bir düşünür olarak anılır ve Abbasi halifesi Mutezid'in sarayında uzun süre barınmıştır. Biruni'nin (öl. 1048) aktardığına göre, o, peygamberleri şarlatan olarak görmüş, dinsel konulardaki şüphelerini sadece halifeye açıklamakla kalmamış, halka yaymak için kitaplar da kaleme almıştır.Onun bu fikirleri yüzünden anılan halife tarafından öldürtüldüğü söylenmektedir.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Şii yönetimlerde ve Şii toplumlarda, bilim ve felsefeye Sünniler kadar hoşgörüsüz yaklaşılmamıştır. Bunun nedeni, büyük bir olasılıkla, Şii inanç sisteminin, başlangıçtan beri batini (içsel) yorum geleneği ve felsefey le ilişki içerisinde olmasıdır. Bu yüzden Sünni çevrelerde baskıya uğrayan kimi düşünürler, Şii iktidariara sığınmışlar ve orada çalışma imkanı bulmuşlardır. Bu nedenle Sünniler arasında felsefe kaybolduğunda, Şiiler arasında belli ölçülerde yaşamaya devam etmiştir
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Sırf açıklama amacı ile şerh yazma alışkanlığı ve özgün fikir üretme çabalarının istikrarlı bir şekilde yavaşlaması ile İslam dünyası, tam anlamıyla ansiklopedik bilgi sahibi olan, fakat bir meselede söyleyeceği yeni hiçbir şeyi olmayan alim tipiyle karşı karşıya gelmiştir.
📖 Sayfa 240 · İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Fazlur Rahman, İslam ve Çağdaşlık, s.109-110.
"Evrenin sonradan yaratıldığını ileri sürenlere göre, onun sonradan yaratılmış olmasında önce ve sonranın bulunması düşünülemez; çünkü zaman bakımından önce ve sonra, ancak şimdiki ana oranla düşünülebilir."
📖 Sayfa 205 · İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
İbn Rüşd
(Tehâfüt et-Tehâfüt)
İbn Rüşd'e göre Eş'arîler, zulüm ve adalet konusunda öylesine garip bir doktrin benimsemişlerdir ki, ne insan aklına ne de Tanrı'ya yakışmaktadır. Onlar, Tanrı'yı faili muhtar yapacağız diyerek, iyi ve kötünün nesnel varlığını yadsımışlar, keyfi bir öznelciliğe kaymışlardır. Bu yaklaşımlarının bir uzantısı olarak da Tanrı'ya şirk koşmanın bile özünde kötü olmadığını, eğer Tanrı dileseydi şirkin iyi olacağını savunmuşlardır.
📖 Sayfa 223 · İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Gazzâlî tasavvufu sünnileştirmeye yönelse de, batıni yorumdan ve vahdeti vücud imasından kendisini tümüyle alamaz; hatta şeriatta, yaratıcı yaratan ikiliğini vurgulayan hemen her söylemin zahirini sıradan insanlara özgüleyerek, kendine özgü gnostik yorumlara bile yönelir. Bu yorumları, İslâmî tevhidin ifadesi olan (lâ ilahe illallah'ı (Tanrı'dan başka ilah yoktur) bile tevil edecek denli ileriye taşır ve ontolojik olarak Tanrı'nın dışında her şeyin varlığını yadsır.
📖 Sayfa 84 · İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
"Kim din tacirliği yaparsa onun dini yoktur. Gerçekte varlığın hakikatinin bilgisini edinenlere (yani filozoflara) karşı çıkan ve felsefî küfür sayanın dinle bir ilişkisinin kalmaması gerekir."
📖 Sayfa 274 · İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın
Kindî
(el-Felsefe el-Ûlâ)
Sıkça Sorulan Sorular
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu kimin eseridir?
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, Hasan Aydın tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2016'da yayımlanmıştır.
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu kaç sayfadır?
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu, 333 sayfadır (Bilim ve Gelecek Yayınları baskısı).
İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu'nun en ünlü sözü nedir?
“Soru: ( . . . ) İbn Sina'nın eserleriyle uğraşmak, kitaplarını incelemek caiz midir? Yine onun ulemadan olup olmadığına inanmanın hükmü nedir? Cevap: Bu caiz değildir. Kim bunu yaparsa, dinini yitirir ve büyük bir fitneye maruz kalır. O ulemadan değildir; aksine insan şeytanlarından bir şeytandır. ( . . . )”