
Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami'nin 1592 sayfalık eseridir. Kitaptan seçilen bu sözler, okur oylarıyla sıralanarak burada toplandı.
Kamus-ı Türki'den En Beğenilen Alıntılar
ebrâr: sâlih ve takiyy ve sâhib-i hayr ve hasenât adamlar, sulehâ, etkıyâ, ashâb-ı hayr.
📖 Sayfa 59 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
pomak: i. Rumeli’nde Bulgar lisânıyla mütekellim olan bir cemâat-i Müslime.
📖 Sayfa 286 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Cimcime: Küçük ve nefis bir cins karpuz...
📖 Sayfa 481 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
"Osmanlıca terimi yanlıştır. 'Osmanlı' yalnızca bir devlet ismidir, 'Türkçe' ise Osmanlı Devleti'nden daha kadimdir. 'Bu lisanla mütekellim olan kavmin ismi Türk, söyledikleri lisanın ismi dahi lisân-ı Türkî'dir..
Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Türâb: Toprak, toz: ayağının türâbıyım.
📖 Sayfa 309 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
supara (صوپاره) yahut (سوپاره). s. [Fa. «si-pâre»den ki otuzda bir cüz demek olup esâsen Kuranıkerim'in eczâ-i şerîfesine mevzudur.] Çocukların okudukları küçük cüz, elifba ve kıraat kitabı ve cüz'-i şerif.
📖 Sayfa 1108 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Kamûs-ı Türkî, Şemseddin Sami tarafından yazılıp, ilk baskısı 1901 tarihinde İkdam gazetesi tarafından yapılan Türkçe sözlük..
Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
âb: su
📖 Sayfa 22 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
âb-ı hayât=Hızır (aleyhisselâm) ın içtiği su ki içenleri hayât-ı sermedîye nâil ettiği mervîdir...
âbâd: sıf. fa. şen, ma‘mûr.
📖 Sayfa 22 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
keser (کسر) s. Dülger ve marangoz aleti ki kısa bir sapa geçirilmiş bir tarafı keskin ve diğer tarafı çekiç gibi bir çelikten ibarettir, tîşe. mc. ||nalıncı keseri= Kendine doğru yonmaktan kinaye olarak menfaatperest, yalnız kendi menfaatini düşünür adam.
📖 Sayfa 634 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
ter-zebân (ترزبان) s. Fa. [ter= yaş - zebân= dil] Hazırcevap. [Kaleme dahi vasfolur.]
📖 Sayfa 1229 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
fecir (فجر) sz. Ar. 1. Sabahın pek erken vakti; tulû'-ı şemsten evvelki vakit, tan vakti. 2. Tulû'-ı şemsten evvel semada görülen kızıllık ve aydınlık. ||fecr-i şimâlî= Gara'ib-i fen hey'etinden olarak küre-i arzın iki kutbunda uzun gecelerde pek acîb güzel bir surette zuhur eden rengarenk ve eşkâl-i muhtelifede ziya. ||ve'l-fecr= Kuranıkerim'in böyle bed' eden sûre-i şerîfesi. ||mc. gözleri velfecri (ve'l-fecr) okuyor= Pek uyanık ve zekidir.
📖 Sayfa 340 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
sima (سيما)sz. Ar. Yüz alâmetleri; çehre, beniz: Simasından bellidir; herkesin siması tabiatına delâlet eder. ||melek-sîmâ= Melek çehreli, güzel.
📖 Sayfa 1089 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Osmanlı lisanı üç lisandan yâni Arabî, Farsî ve Türkî'den mürekkeptir demek âdet olmuştur..
Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
cumhur: iz. ar. cm: cemâhîr. 1. halk, nâs, umûm, enâm: müdebbir-i umûr-ı cumhûr.
📖 Sayfa 380 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
2. takım, gürûh heyet: cumhûr-ı fukahâ, cumhûr-ı hükemâ.
3. cumhuriyet sûretiyle idâre olunan heyet: Amerika cemâhîr-i müctemiası.

edebiyyât: is.cm. ar. ulûm-ı edebiyye, şiir ve inşâ ve kavâid-i lisân ve lügat ve iştikâka müteallik ilimler ki fennin gayrıdır: edebiyât-ı Arabiyye, edebiyât-ı şarkiye, edebiyât-ı garbi ye; kütüb-i edebiyât
📖 Sayfa 73 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
İstifhâm-ı inkârî: olmaz maksadıyla olur mu yollu suâl.
📖 Sayfa 147 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
ibtidâî: başlangıca müteallik, en evvel olacak.
Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Dünyada hiçbir insan düşünülemez ki dilin bütün lügatımı bilsin ya da hepsini hafızasında tutabilsin Yine pek az adamlar vardır ki dillerini tamamıyla kurallarına uygun olarak söyleyebilsinler. Bu hal ise her dilin içinde barındırdığı kelimelerden zaman geçtikçe bir kısmını unutup kaybetmesini ve kendine mahsus kurallarına uygun olmayan bir şekilde söylenerek fesâhatten mahrum kalmasını ve kısacası geniş ve fasîh iken, dar ve yanlış bir dil olması sonucunu doğurur.
📖 Sayfa 11 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Engüşt nümâ: parmakla gösterilir, meşhûr.
📖 Sayfa 147 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Beşâşet:güleryüzlülük: ızhâr-ı beşâşet etmek.
📖 Sayfa 231 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Eşk-i tahassür hasretten akan göz yaşı
📖 Sayfa 99 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Şikeste- bâl: kanadı kırık
📖 Sayfa 214 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
eşkin: eşen, koşan, çabuk yürüyüşlü, yörük
📖 Sayfa 100 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Lisânları bu geri kalmışlıktan koruyacak olan ancak edebiyattır. Edebiyatın yani ediblerin
📖 Sayfa 11 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
bu konuda edecekleri hizmetin ilk adımı ise lisânın mükemmeliyetini oluşturan kelimelerini ve fesâhatini mûcib olan kurallarını en iyi şekilde muhafaza etmekten ibârettir.
haymana ('هايمانه) Başı boş hayvanları haylayıp salıverdikleri çayırlık yer. ||mc. haymana mandası= İri ve tembel adam. ||Haymana ovası= Ankara vilâyetinde bir kaza teşkil eden vasi bir ova: Haymana.
📖 Sayfa 449 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
İşmâr:göz kırpma, remz, işâret.
📖 Sayfa 100 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Peymân-şiken: ahdini bozan, sözünde durmayan.
📖 Sayfa 290 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
karlık (قارلق) s. Su ve şerbet vesaireyi soğutmaya mahsus olarak ortasında kar vazına mahsus yeri olan kap ki hasırlı camdan ya bakırdan veya billûr vesaireden olur: Karlıkta su kalmamış.
📖 Sayfa 602 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
i‘tikâd: 1. inanma, kalben tasdik, îmân
📖 Sayfa 107 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
2. bir din ve mezhebin inanma ciheti

tûrân: eski tranlılar tarafından Türkistan ve Tataristan cihetlerine verilen isimdir.
📖 Sayfa 353 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
başmak: i. ayakkabı, haff, kefş, pâbûş.
📖 Sayfa 209 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
başmakçı: i. ayakkabı yapan adam, haftaf.
bâbunc: papatya, akhavân.
📖 Sayfa 203 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
|| bâbunc-ı kelbî — it papatyası.
i‘tikâf: bir ma‘bed veya mekân-ı mukaddese ve ale’l- husûs Harem-i Şerifte kapanıp ibâdetle meşgul olma
📖 Sayfa 107 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
dede: i. 1. büyük peder, ced: babası ve dedesi. 2. tarikat babası, kıdemli derviş ve ale’l- husus tarîkat-ı Mevleviye şeyh ve dervişi, [bu mana ile Fârisî zannolunarak sehven cem‘i “dede-gân” dahi olur.
📖 Sayfa 473 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
سپهر: فا.
Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
١. كوك، سما، آسمان، فلك.
٢. طالع، بخت، قدر، فلك.
Şemseddin Sami'nin bu eseri Türkçe'nin ilmî olarak ele alınan ilk sözlüğü olarak kabul edilmekle beraber aynı zamanda Türkçe'nin derli toplu ilk lügâtidir.
📖 Sayfa 11 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
arasta: i. [ânifü’z-zikr lafzı Fârisîden me’hûzdur.]
📖 Sayfa 30 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
1. çarşının bir esnâfa mahsus kısmı: kürkçü arastası.
2. vaktiyle ordu çarşısı, ordugâhda kurulan seyyar çarşı.
Ber-geşte: tersine dönmüş, mâkus, ters
📖 Sayfa 227 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
tevârîh: iz. ar. cm: târîh.
📖 Sayfa 351 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
türktâz: i. fa. koşup hücûm ederek çapul ve gâret etme.
📖 Sayfa 314 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
peyâm: i. fa. haber, âhar taraftan gelen malumât;
📖 Sayfa 287 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
istimâlet: meyi ettirme, cezb etme, gönül alma, avutma.
📖 Sayfa 89 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Biz ki, bin seneden beri yazılı ve edebî bir lisâna mâlikiz. Bu kadar müddet zarfında lisânımızın ne kelimelirini toplayıp mükemmel bir sözlük, ne de kaidelerini hakkıyla yazıp muntazam bir dilbilgisi ve gramer kitabı vücuda getirmişizdir. Bu ihmal ve kusûrumuzun sonucu olarak aslında hayli geniş ve zengin olan Türkçemiz birçok kelimelerini kayb edip, Arabça ve Farisca'dan kelime almadıkça, bir şey ifade edemeyecek derecede dar ve kelimelerinin asılları ve türetilmiş halleri belli olmayacak sûrette avâmın telaffuzuna göre galat bir lisân hâlini almıştır.
📖 Sayfa 11 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Doğu Türkçesi telaffuzca ve ifade şekliyle biraz daha kaba ve bizim batı Türkçemiz ise çok daha zarîfdir. Lakin kurallar olarak ve esâsen doğu Türkçesi doğru ve bizimki ise galattır. Arabça ve Farsça ile yabancı dillerden aldığı kelimeler ve terimler sayesinde bizim batı Türkçemiz daha geniş ise de sırf Türkçe kelimeler ve tabirlere gelince, Çağatayca bizimkinden çok daha zengindir.
📖 Sayfa 12 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami

bir nev'i yabânî acı vişne.
📖 Sayfa 49 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Baylık: 1. Zenginlik, vüsat ve kudret. 2. Döl yatağı, rahim.
Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Doğanın terbiye kabul etmez huylu cinsi.
📖 Sayfa 82 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
İstidrâc: Cenâb-ı Hakk'ın erbâb-ı küfrün temerrüdünü artırmak için dünyada birbiri üstüne nimetleri ihsânı ve bu kabîlden olan tâli' ve baht ve kader: istidrâcı uygun.
📖 Sayfa 84 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
istinşâd: birbirine şiir söyletme, şiir inşâdını emir veya teklif etme
📖 Sayfa 89 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
İnşikâk: yarılma, çatlama ikiye ayrılma: inşikâk-ı kamer.
📖 Sayfa 144 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Bürkân: Yanardağ, kûh-ı âteş- feşân.
📖 Sayfa 227 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Behremend: nasîbi olan, hisse-dâr, behre-dâr.
📖 Sayfa 257 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
ana: i. [ve İstanbul şivesince: anne] doğurduğu emsâli efrâdına nisbetle dişi insan veya hayvan, vâlide, mâder, ümm, nine.
📖 Sayfa 52 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
|| mc. 1. aziz ve muhterem kadın: Hatice anamız, Meryem ana.
2. bir şeyin en başlı kısmı, kütük, esas, merkez: ana defter, ana direk.
tevekkeli: beyhûde, nâfile, maksatsız, rastgele
📖 Sayfa 356 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
ayazma: Rumlar indinde mübârek nazarıyla bakılıp ziyâret edilen çeşme veya pınar.
📖 Sayfa 56 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
istikbâl: 1. gelecek zaman, mâzi mukâbili ve hâlin gayri, âtî: istikbâlde ne olacağını ancak Allah bilir; istikbâlden haber vermek iddiası.
📖 Sayfa 88 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Bağan: 1. Hadde ermeden düşen yavru, düşük, cenîn-i sâkıt, 2. Ölü doğan kuzunun derisi.
📖 Sayfa 95 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
Bâdincân: Tahrifle patlıcan dediğimiz maruf sebze.
📖 Sayfa 95 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
ikrah: 1. cebren ve rızâsı hilâfında bir iş yaptırma: ikrâh ile oruç bozma,
📖 Sayfa 119 · Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami
2. iğrenme, tiksinme, nefret, tenef- fur: bu işte bana ikrâh geldi, [bunun doğrusu ”istikrâh”dır.]
Sıkça Sorulan Sorular
Kamus-ı Türki kimin eseridir?
Kamus-ı Türki, Şemseddin Sami tarafından yazılmıştır.
Kamus-ı Türki kaç sayfadır?
Kamus-ı Türki, 1592 sayfadır (Kapı Yayınları baskısı).
Kamus-ı Türki'nin en ünlü sözü nedir?
“ebrâr: sâlih ve takiyy ve sâhib-i hayr ve hasenât adamlar, sulehâ, etkıyâ, ashâb-ı hayr.”