CANLI

Kur’an, Vahiy, Nüzul Kitabından Din Üzerine İlham Verici Sözler — Mustafa Öztürk

Kur’an, Vahiy, Nüzul - Mustafa Öztürk kitap alıntıları ve sözleri

Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk'ün 256 sayfalık eseridir. İlk kez 2016'da yayımlanmıştır. Kur’an, Vahiy, Nüzul adlı eserin okurlar tarafından en çok beğenilen satırları aşağıda.

Yazar:Mustafa Öztürk
İlk Yayın:2016
Yayınevi:Ankara Okulu Yayınları
Sayfa Sayısı:256
Dil:Türkçe
ISBN:9786059281201
Okuma Süresi:7 sa. 15 dk.
Türler:Din (İslam)

Kur’an, Vahiy, Nüzul'dan En Beğenilen Alıntılar

Sonuç olarak Mu'tezile Kuran'ın mahluk ve muhdes olduğu fikrini kelam-ı kadim anlayışındaki teaddüd-i kudema(birden fazla kadim varlık) probleminin tevhid inancına halel getirme endişesine bağlamıştır.

📖 Sayfa 33 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Kur'an aslında varlığın nebevi perspektifle okunmasıdır.

📖 Sayfa 147 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Mele-i a'lâ lafzının genel anlam ve kullanımı Saffât 37/8. ayette, müşriklerin cinler ve şeytanların gökten haber çalma iddiasıyla ilgili olarak vahyin korunmuşluğu, Sâd 38/69. ayette ise Hz. Peygamber'in Allah tarafından gönderilen ve kendisine vahyedilen bir elçi olduğu meselesiyle ilgilidir.

📖 Sayfa 178 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Vahiy, makulleri kavrama ve soyutlama yapma imkanı sağlayan müstefad aklın faal akılla (Cebrail) ittisal kurmasıyla açıklanabilir.

📖 Sayfa 123 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Şatıbi'nin ifadesiyle bu ve benzer ayetlerde cennet nimetleri Araplarca bilinen/beğenilen yiyecek ve içecek türleriyle mesela su,süt,şıra,bal,hurma,üzüm gibi içecekler ve meyvelerle tasvir edilmiş,
onların pek bilmediği ceviz,badem,elma,armut gibi Acem meyvelerinden açıkça söz edilmeyip, genel manada "fakihe"(meyveler) denilmiştir. İşte bu örneklerin gösterdiği gibi, Kuran'ı ve İslam şeriatını doğru anlamak için vahyin nazil olduğu Arap dilini ve o dönemdeki Arapların dil örfünü esas almak gerekir.

📖 Sayfa 52 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Cabiri'nin ifadesiyle bir toplumun dili sadece lisani işaretlerden ibaret değildir. Bilakis toplumun gelenekleri, görenekleri, hayalleri, beklentileri gibi bütün bir kültürel birikimi dilin kapsamına dahildir.
Bu itibarla Kuran'ın Arap diliyle nazil olduğunu belirten ayetler sadece lafızların Arapça olduğunu vurgulamaya yönelik değildir.Kaldı ki böyle bir vurgu anlamlı da değildir.
Kısacası, Arabilik Kuran vahyindeki mesajların nüzul dönemindeki Arap toplumunun zihinsel ufkuna ve malumuna(ma'hudül-arab) göre sunulduğunu belirten bir niteliktir.

📖 Sayfa 50 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Gerçekte Kur'an beşeri kültür ve medeniyet üzerine kırmızı bir çizgi çizmek için gelmemiş, bilakis tevhid ve temel İslâmî değerler istikametinde mevcut kültüre yön vermeyi hedeflemiştir.

📖 Sayfa 148 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Kur'an yanlışlıktan kesinkes uzak olması itibariyle tamamen Allah'ın kelamıdır;
fakat gerek Hz. Peygamber'in kalbine indirilmesi, gerek onun dilinden sadır olup tebliğ edilmesi hasebiyle de tamamen Hz. Peygamber'in kelamıdır.

📖 Sayfa 137 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

İman temelde itimat duygusuna dayalı bir tecrübe, manevi bir keşiftir.

📖 Sayfa 8 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Ümmîlik meselesinde Hz. Peygamber'in bütün bir hayat boyunca okuma yazma öğrenmemeye yeminli biri olduğunu söylemekle eşdeğer görüşler dile getirmek, üstelik bu görüşleri nübüvveti ispat argümanları olarak öne sürmek, çok basit ve çocuksu bir yaklaşımın eseridir.

📖 Sayfa 40 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Birçok ayette ilâhi mesaj (vahiy) ve risaletle ilgili olarak da'vet, belâğ, tebliğ (belliğ), tebyin (li-tübeyyine), tibyân gibi çeşitli kelimeler kullanılmasından anlaşılacağı üzere Kur'ân kelimesi de yazılı bir metni okumaktan öte hitap, davet (çağrı), beyan (bildirim) gibi anlamlar içerir.

📖 Sayfa 22 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Bu itibarla Cebrailin insan suretinde vahiy getirdiği Hz. Peygamberle konuşurken Dıhye adlı sahabi veya bir Arabi kılığında görüldüğü yönündeki rivayetler sonradan uydurulmuş olsa gerektir...

📖 Sayfa 136 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Erken dönem Ehl-i Hadis ekolüne mensup alimler nazarında nüzul ve inzal gibi kelimeler "yaratmak, lütufta bulunmak" gibi mecazi manalardan öte, "yukarıdan aşağı inme" ve "indirme" anlamını taşır.

Kelamcılara göre ise hem Allah'ın yoğun bulutların arasından çıkıp gelmesinden hem de vahiy, hikmet, sekine, sultan gibi manevi şeyler indirmesinden söz eden ayetler mana ve maksat itibariyle hakiki değil mecazi olmalıdır...

📖 Sayfa 7 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

"Kur'an Levh-i Mahfüz'dan dünya semasına Kadir gecesi inzal edilmeye başlandı, daha sonra muhtelif zamanlarda gelişen olaylar muvacehesinde peyderpey nazil oldu."

📖 Sayfa 193 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Vakia 56/34. ayetteki "füruş" kelimesi genellikle "döşekler" diye çevrilir ancak 35-37.ayetlerin de işaret ettiği gibi bu kelime kadınlardan kinaye olsa gerektir. Nitekim birçok müfessir "Araplar kadını/cariyeyi kinaye yoluyla firaş(döşek), izar(gömlek) libas(elbise) gibi kelimelerle nitelendirirdi" şeklinde bir bilgi nakletmiştir. Bakara 2/187. ayetteki "hünne libasün leküm"(onlar sizin için bir elbisedir) nitelemesi de bu yorumu teyit etmektedir. Ayette kadınların sıfatı olarak geçen "merfua" kelimesi ise "çok güzel, çekici" gibi anlamlar içerir.

📖 Sayfa 51 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Bunun içindir ki İslam geleneğinde yerle gök arasını kapsayacak kadar büyük cüssesi ve 600 kanadı bulunduğu, yirmi küsür yıl içerisinde Hz. Peygamberle 26bin kez iletişim kurduğu rivayet edilen Cebrail'in nasıl olup da bir insan bedeni ölçeğinde küçülebileceği meselesi izaha muhtaç görülmüş ve bu bağlamda
"Cebrail temessül ettiği sırada insan bünyesinden fazla olan kısımları Allah tarafından yok edilir, daha sonraları bu kısımlar tekrar asli bünyeye iade edilir" gibi mitolojik izahlar yapılmış ve fakat sonuçta temessül meselesinin altından kalkılamamıştır.

📖 Sayfa 57 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Vahiy kanıtlama ve ispatlamaya konu olacak bir husus değildir. Bu yüzden, vahiy meselesinde insanlar son kertede iman veya inkar se­çeneklerinden birini tercih mecburiyetindedir.

📖 Sayfa 9 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Eski Araplar nazarında tüm kavimler Arap ve gayr-i Arab olmak üzere iki kısma ayrılır. Bu ayrım çerçevesinde A'cemi nitelemesi başta ırk, dil ve kültür yönünden Arap olmamayı ifade eder.

Acem kelimesi İslam öncesi dönemde genel olarak söylenen sözün anlaşılmaması manasında kullanılmakla birlikte zaman içerisinde Arap dilinin en mükemmel dil olduğu kabulünden hareketle başka dillere sahip toplumlar ve insanları hor görmeyi de içeren ideolojik bir anlam kazanmıştır.

📖 Sayfa 48 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Bilindiği üzere İbrahim 14/4. ayette her peygamberin kendi kavminin diliyle gönderildiği belirtilmiş ve bu ayette dil/lisan fazilet yada rüçhaniyet meselesiyle değil, vahyin ilgili topluma tebliğ ve tebyiniyle ilişkilendirilmiştir. Hal böyleyken İslam geleneğinde "Allah ne derse desin, biz bildiğimizi okuruz" dercesine Arapların ve Arapçanın fazileti hakkında saçma sapan fikirler ve hadis kalıbında uydurma rivayetler üretmekten imtina edilmemiştir.

📖 Sayfa 14 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

..... Ancak İslamiyet'in zuhurundan birkaç yüzyıl sonra beşeri hayatla ilgili tüm sorunların,hatta siyasi, içtimai, kültürel yapılarla ilgili tüm ihtiyaçların Kur'an ve Sünnet'in zahirinden hareketle çözüme kavuşturulması gerektiğini savunan donuk ve dogmatik bir zihniyet peyda olmuştur.

📖 Sayfa 148 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Kolayca tahmin edilebileceği gibi İbn Kesir'in Arap diliyle ilgili bu güzellemesinden sonraki aşama Hz.Peygamberin ve sahabenin dilinden "Arapları şu üç gerekçeye binaen seviniz: Her şeyden önce ben Arabım, Kuran Arapçadır, cennet ehlinin dili de Arapçadır"; "Allah tüm vahiyleri önce Arap diliyle gönderir daha sonra vahiy hangi toplumla ilgiliyse o toplumun diline tercüme edilir" gibi hadisler uydurmak olmuştur.

📖 Sayfa 14 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Kur'an nazmında­ ki edebi i'caz ancak Araplar için söz konusudur. Ana dilleri Arapça olmayan insanlara bu anlamda i'cazdan söz etmek ve/veya tehaddi (meydan okuma) ayetlerini argüman olarak öne sürmek anlamsızdır.

📖 Sayfa 194 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Daha önce bahsi geçtiği üzere İbn Haldun'un kanaatine göre Hz. Peygamber vahye muttali oluş esnasında beşeriyetten soyutlanıp melek tabiatına bürünmüş ve bu durum müşrik Araplarca mecnunluk hali olarak düşünülmüştür.

Cahiliye devrindeki inanışa göre ister ruh, ister cin şeklinde olsun, doğaüstü bir varlık cezbe halindeki insanın içine girip onun ağzından çoşkulu sözlerle konuşabilir. Bu sözler cin tarafından ele geçirilen kişinin cezbe halinde olmadığı zamanlarda asla dillendiremeyeceği şiir niteliğindedir.

📖 Sayfa 65 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Örnek vermek gerekirse İbnür Ravendi "Cahiliye devri hatibi/şairi Eksem b. es-Sayfi'nin fesahati Kuran metnindeki fesahatten daha üstündür. Hatta Hz.Peygamberin Arapçayı diğer bütün Araplardan çok daha iyi bildiğini kabul etsek dahi Arap olmayan insanlara karşı Kuran'ın beyani açıdan mu'ciz olduğu iddasına dayalı bir argüman geliştirmek ne kadar isabetlidir? Kuran'ın metinsel özellikleri Hz.Peygamberin gerçek nebi-rasul olduğuna ilişkin bir hüccet değildir" tarzında görüşler ileri sürmüştür.

📖 Sayfa 35 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Gerek insanın insanla, gerek insanın Allah'la ilişkisi her zaman belli bir toplum içinde, Hz. Peygamber ve Kur'an özelinde söylemek gerekirse, miladi yedinci yüzyılın Hicaz coğrafyasında yaşayan Arap toplumuna özgü koşullarda anlam kazanmaktadır. Bu itibarla, şer'i hükümler tüm zamanlar ve toplumlar için vaz olunamamıştı. Din adına kesin bir dille ifade edilebilecek tek sabite tevhid inancıdır.

📖 Sayfa 147 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Çeşitli yiyeceklerden şehirlere kadar sayısız konudaki uydurma rivayetlerde de anlaşılacağı gibi eski kaynaklarımızda dil, tarih, olay, olgu, gözlem gibi verilere dayalı ilmi görüş ile kelami polemiklere dayalı dogma, ideolojik hurafe veya halk muhayyilesinden filizlenmiş hayal mahsulü hikaye, menkıbe ve üsture çok kere birbirine karışmış vaziyettedir.

Bu durum Ortaçağlarda bilgi ve mitoloji arasında hısımlık bağı bulunduğunu veya eski zamanlarda mitolojik içeriklerin bilgi kaynağı olarak kullanıldığını düşündürmektedir.

📖 Sayfa 14 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Hz. Peygamber "Allah'ın talim ve teyidi olmasaydı ben Kuran'ı dile getiremezdim" inancındadır. Ancak Kur'an sonuçta Hz. Peygamberin diliyle formüle edilmiş bir kelamdır...

📖 Sayfa 146 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Modern çağdaki müslümanların büyük çoğunluğunun Kur'an'da Allah'ın kendini nasıl tanıttığı ve fiili sıfatlarıyla ilgili ne tür ifadeler kullandığı, Hz. Peygamber ve sahabenin konuy­la ilgili ayetleri nasıl anladığı gibi hususları hemen hiçbir şekil­de dikkate almaksızın, içine doğduğu dini düşünce dünyasın­ da hazır bulup peşinen kabullendiği bir kelam ekolünün for­müle ettiği itikada, hatta kimi zaman kendi hissiyatına uygun bir tanrı fikrini benimsediği tartışma götürmez bir gerçektir.

📖 Sayfa 150 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

(...) lafız ve manasıyla kadîm Kur'ân dogması Helenistik Yahudi literatürdeki logos doktrini ile Hıristiyan gelenekteki Ezelî Mesih fikrinin bir bakıma İslâmî versiyonudur.

📖 Sayfa 34 · Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk

Sıkça Sorulan Sorular

Kur’an, Vahiy, Nüzul kimin eseridir?

Kur’an, Vahiy, Nüzul, Mustafa Öztürk tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2016'da yayımlanmıştır.

Kur’an, Vahiy, Nüzul kaç sayfadır?

Kur’an, Vahiy, Nüzul, 256 sayfadır (Ankara Okulu Yayınları baskısı).

Kur’an, Vahiy, Nüzul'un en ünlü sözü nedir?

“Sonuç olarak Mu'tezile Kuran'ın mahluk ve muhdes olduğu fikrini kelam-ı kadim anlayışındaki teaddüd-i kudema(birden fazla kadim varlık) probleminin tevhid inancına halel getirme endişesine bağlamıştır.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Kur’an, Vahiy, Nüzul — Mustafa Öztürk. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4