CANLI

Muvazzah İlm-i Kelâm'i Okuyanların Aklında Kalan Hatırlanan Cümleler — Ömer Nasuhi Bilmen

Muvazzah İlm-i Kelâm - Ömer Nasuhi Bilmen kitap alıntıları ve sözleri

Ömer Nasuhi Bilmen'in 1920'de yayımlanan Muvazzah İlm-i Kelâm adlı eseri, Din (İslam) türünün önemli örneklerindendir. Türkçe baskısı Ravza Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Aşağıdaki alıntılar, Muvazzah İlm-i Kelâm'i okuyan binlerce kişinin favorilerinden oluşuyor.

Yazar:Ömer Nasuhi Bilmen
İlk Yayın:1920
Yayınevi:Ravza Yayınları
Sayfa Sayısı:375
Dil:Türkçe
ISBN:9786054818167
Okuma Süresi:10 sa. 38 dk.
Türler:Din (İslam), Kültür

Muvazzah İlm-i Kelâm'den En Beğenilen Alıntılar

Seyyidülmürselîn efendimizin arkasında iki küreği beyninde mübarek kalbinin hizasında bir nişanesi vardı ki buna "hatemi nübüvvet" tesmiye olunur. Âhir zaman peygamberinde bu nişanei saadetin mevcut olacağı öteden beri ehli kitap indinde malûm idi. Nitekim râhip Behîra'nın nişanei lâtifi bir takrib ile ziyaret etmiş olduğu meşhurdur.

📖 Sayfa 205 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

5- «Medeni ahkâm tesis buyurulmuştur.» Şöyle ki: Insanlar tab'an medenîdirler. Aralarında bir takım medeni muamelât cereyan eder. Binaenaleyh bu hususta birçok ahkâm be kavaide lüzum vardır ki, medenî hayatın güzelce devamı kabil olabilsin. İşte Peygamberani zîşan hazerati tarafından bu ahkâm ve kavaid tesîs buyurulmuştur. Bu ahkâma ittiba eden akvam arasında birer medeniyeti fâzıla vücuda gelmiş, bu medeniyetin şaşaa' nisâr eserlerinden yeryüzünün muhtelif aksamı müstefit olmuştur.

Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Peygamber efendimizin mucizelerinin en muazzamı olan Kur'an'ı Mübîn kıyamete kadar bâkidir, sair peygamberlerin mucizatı ise zamanı saadetlerinde nihayet bulmuştur. Mucizatın bekası ise efdaliyete delîldir.

📖 Sayfa 238 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Din: Allah Teâlâ hazretleri tarafından vaz' olunmuş bir kanun-i mübîndir ki, insanları yaratılıştaki gâye ve hikmetten haberdâr eder, insanlara hidayet ve saadet yollarını gösterir, insanları kendi güzel ihtiyarlariyle bizatihi hayr olan umure sevk eder.

📖 Sayfa 42 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Şu fıtret ahengini, şu tabiat kanunlarını, bu koskoca mükevvenatı yaratan: Madenlere, nebatat ve hayvanlara şu kadar hassaları, melekleri, akıl ve zekâ lem'alarını tevdi eden bir müessirin bilmez, görmez, câmit bir şey olması mı mâkuldur?.. Yoksa alîm ve hakîm, mürid ve kadir olan zâtı ecel ve âlâ olması mı mâkuldur?.. Artık maddiyun, vicdana malik iseler biraz münsifâne düşünsünler!..

📖 Sayfa 133 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Kur'anı mübînin nüzulünden itibaren şu kadar asırlar zarfında yeniden binlerce hakaik keşfedildiği halde bunların hiçbiri beyanatı Kur'aniyeye mugayir düşmemiş, belki âyâtı Kur'aniyeyi teyid ederek anın daha güzel tefsirine medar olmuştur.

📖 Sayfa 276 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Cenabı Hakk'ın bir kulunu hidayete mazhar veya dalâlete düçar etmesi, o kulun kendi ihtiyarına mübtenidir. Bu suretle tecelli eden fi'li ilâhîde hâşâ cebir ve ikrah şâbesi yoktur.

📖 Sayfa 160 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Yazıklar olsun kaza ve kaderi yanlış anlayanlara ve Hakka tevekkülü su'i tefsire uğratanlara!..

📖 Sayfa 310 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Bir kimse namaz, oruç gibi bir emri şer'îyi gayri müstahsen görse veya Cenabı Allah'ın emrine muhalefet kasdiyle bir hükmi şer'îyi terk veya nehyine karşı inad ederek bir haramı irtikâb etse artık mümin namı mübecceline müstahak olamaz.

📖 Sayfa 103 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Dîni İslâm, ilim ve hikmet üzerine müessese olduğu içindir ki, insanları daima tahsili ilme, tedebbür ve tefekküre sevk eder.

📖 Sayfa 76 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Ashabı Güzînin böyle cesîm servetlere malikiyeti, dini İslam'da meşrû bir surette kazanılan serveü sâmânın mezmum olmadığına güzel bir delîldir.

📖 Sayfa 247 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Filhakika Kur'an'ı Mübin, kelamullah olup zâtı ilâhî ile kaim bir sıfatı ezeliye olması itibariyle gayri mahlûktur. Fakat kelâmı zâtiî ilâhîyi idrake vesile olan ve bizim tarafımızdan alettertip yazılan, telaffuz olunan, hıfz edilen elfaz ve kelimat, mahlûktur.

📖 Sayfa 152 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Tercüme denilen şeylerlede fürkanı mübinin metanet ve ulviyeti, manevî mezayası, lâtif işaratı kemaliyle mütecelli olamaz.

📖 Sayfa 280 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Tasavvuf, Cüneyd-i Bağdâdî haztetleri zamanında muntazam bir şekil almış, bir takım usul ve ıstılâhata mâlik bulunmuştur.

📖 Sayfa 40 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Maahaza zâtı bâriyi - hâşâ- ifna edecek bir kuvvet mevcut olsa, Cenabı Hakk'ın ol kuvvete mukavemetten âciz olması icabeder. Halbuki Hak Teâlâ Hazretlerinin kemali kudretle muttasıf, acz ve noksandan münezzeh olduğu katiyyen sâbittir.

📖 Sayfa 137 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Cennet ile cehennem el'lan mahlûktur. Müminler cennette cismanî ve rûhânî birçok nimetlere müebbeden nail olacak, kafirler de cehennemde cismen ve rûhen ilelebed muazzep kalacaklardır. Bunların böyle dâimî bir halde mükâfat ve mücâzât görmeleri kendilerinde rasih bir heyet hâlini almış bulunan itikadlarından nâşidir.

📖 Sayfa 338 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Cenabı Hak küfr ve şirki afvetmez, fakat bunun dışında bulunan masiyetleri dilerse afv buyurur, tevbe bulunsun bulunmasın. Ve dilerse afvetmeyip sahibini bir müddet daha tâzib eder. Bu cihet meşiyetullaha bağlıdır.

📖 Sayfa 161 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Kabir; iman ve salâh ehli hakkında âdeta cennet bahçelerinden bir bahçeye, küfür ve dalâlet ehli hakkında da cehennem hufrelerinden bir çukura dönecektir.

📖 Sayfa 324 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Hindistan'da bulunan bir heykelin üzerinde "inşikakı kamer senesinde imar olunmuştur" mealinde bir ibarenin muharrer olduğunu bazı müfessirler beyan etmiştir.

📖 Sayfa 211 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Eğer insanlarda irade ve hürriyet mevcud olmasaydı beşeriyet muhitinde ne mesuliyetten, ne de ahlâkî faziletlerden bir eser mevcud olurdu.

📖 Sayfa 306 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

İsa aleyhisselâmın asrında dahi tababet ziyadesiyle terakki etmiş bulunduğundan anın mucizeleri de tababetin erişebileceği derecelerden pek yüksek bir mahiyette zuhur etmiştir.

📖 Sayfa 164 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Hadîs-i şerîf: İlmi, beşikten mezara kadar taleb ediniz.

📖 Sayfa 92 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Eğer bir hâlikı hakîm yoksa kâinatta meşhut olan bu tertip ve intizam nedir? Ve eğer bir hâlikı hakîm varsa onun fi'li hikmetten, gayeden nasıl hâlidir?

📖 Sayfa 119 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Nimet, külfete göre değil midir?

📖 Sayfa 290 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Melekler Allahu Teâlâ Hazretlerinin mükerrem kullarıdır. Memur oldukları vazifeleri îfâ hususunda kendilerine asla usanç gelmez ve masum oldukları cihetle kendilerinden asla masiyet zuhur etmez.

📖 Sayfa 286 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Musa aleyhisselâmın zamanında sihir pek terakki etmiş olduğundan anın izhar buyurduğu mucizeler, sahirleri aciz bırakacak bir tarzda tecelli etmiştir.

📖 Sayfa 164 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

İnsanlar kendi mahiyetlerini, kendi ruhlarını bile bihakkin anlayamadıkları halde hakikati ilâhiyeyi nasıl olur da idrâk ve ihata edebilirler. Zatı bâri hiçbir şeye benzemez, o halde onu bir şeye kıyas ve teşbîh ile tâyin ve tahmin etmek de kabil olamaz.

📖 Sayfa 112 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Berzah ahvalini dünya hallerine tamamen kıyas etmek doğru değildir. Biz ahvali kabrin vukuuna mutekid olmakla beraber keyfiyetini ilmi ilâhîye havale ederiz.

📖 Sayfa 324 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Kaza ve kadere iman etmek farzdır. Bu iman; haddi zatında Allahu Teâlâ'ya imana dahildir.

📖 Sayfa 293 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Peygamberi Ekrem efendimiz kırk yaşına kadar aslâ İlâhiyat ve nebeviyyat ile uğraşmadı; fakat sonra birdenbire bu ulvî metalip ile iştigal edip Kur'an-ı hakîm gibi bir kitabı mübîni ityana muvaffak oldu. İşte bu da her türlü tasavvurun fevkinde âlî bir mucizei Muhammedîyedir.

📖 Sayfa 218 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

(Harut ve Marut) namındaki iki meleği İsnad olunan masiyet bîesastır, esatiri israiliyeden olup bir bâtıl rivayetten ibarettir.

📖 Sayfa 286 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Her müslüman tahsili ilim ile mükelleftir.

📖 Sayfa 92 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Müslümanlar kaza ve kadere itimaden esbaba tevessülü terkedemezler, bu asla caiz değildir. Çünkü Cenâb-ı Hak müsebbibülesbabdır. Her şeyi bir sebebe merbut kılmıştır..

📖 Sayfa 308 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Terki hayat eden bir kimse gerek bir makbereye defnedilsin, gerek denizlerin nâyap ka'rına atılsın ve gerek hayvanat tarafından yenilsin, mutlaka Rabbinden, Peygamberinden, dininden sual olunacaktır. Bu suale Münker ve Nekir namındaki melekler memurdur. Ancak enbiyayı ızam ile sıbyan bu sualden müstesnadır.

📖 Sayfa 323 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Maamafih şerrin Hak'tan olması şerrin Hak olmasını müstelzim değildir. Cenâb-ı Hakk’ın şerren rızası yoktur; şerri iktisap etmek meşru olamaz.

📖 Sayfa 311 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Resul-i Ekrem Sallallahü Teâlâ aleyhi ve sellem efendimizin zamanı saadetinde ise belâgat ve fesahat fevkalâde müterakki bir halde bulunmuş olduğundan anın ibraz buyurduğu mucizelerin en muazzamı da belagât ve fesahatin mertebei kusvasında bulunup kâbili tanzir olmıyan Kur'an-ı Mübîn suretinde mütecelli olmuştur.

📖 Sayfa 165 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Resûl-i Ekrem efendimiz ümmi vasfı şerifini haizdir. Asla bir kimseden bir şey teallüm ve telemmüz buyurmamıştı, ne bir kitap okumuş, ne de mübarek elleriyle bir şey yazmıştı. Bu hakikati bütün kavim ve kabilesi biliyordu; eğer böyle olmasaydı, bir takım kimseler şüpheye düşer, ol hazretin ilim ve marifet tahsili sayesinde ilahiyâta, ahkâmı Şerayie muttali olduğuna ve enbiyayı sâlifeyi takliden nübüvvet iddiasında bulunduğuna zâhip olabilirlerdi. Halbuki Cenâbı Peygamberin ümmî bulunması böyle bir zehaba meydan vermemiştir.

📖 Sayfa 229 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Bütün âyâtı Kur'aniye; zamanı nebevîden beri fevkalâde bir tevatür ile naklolunagelmiş, her asırda yüzbinlerce zevatın hâfızasını tezyîn etmekte bulunmuştur.

📖 Sayfa 280 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Allah’ın zâtından ve sıfatlarından, nübüvvet konularından, başlangıç ve sonuç itibariyle kâinatın hallerinden İslâm kanunu üzere bahseden bir ilimdir.

Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Binaenaleyh din bulunmadıkça, terbiye-i ahlâkiye ve sairenin de matlub derecede inkişafına imkân bulunamaz.

📖 Sayfa 65 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

...Müslümanların say ve gayrette bulunmaları, alemi fıtretteki kuvvetlerden, o tükenmez hazinelerden istifadeye çalışarak sanatla, ticaret ve ziraatle iştigal etmeleri, servet ve samana malik olmaları dinlerinin ali icabatındandır.

📖 Sayfa 90 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

.
İlm-i Kelâm, Allah Teâlâ’nın zât ve sıfâtından, nübüvvet ve risâlete (peygamberliğe) âit meselelerden ve “Mebde ve Meâd” itibârıyla kâinâtın hâllerinden “Kânûn-u İslâm” üzere bahseden ilimdir.

Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

İlm-i Kelâm, “Mebde ve Meâd” kaydıyla müsbet (pozitif) bilimlerden, “Kânûn-u İslâm” kaydıyla da felsefeden ayrılır.

Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Defteri âmal denilen bu kitapların dünyadaki kitaplara şebih olamayacağı malûmdur. Bunların hakikatini Allahu Teâlâ Hazretleri bilir.

📖 Sayfa 321 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Evet. Bu kanun zahiri hale, tecrübeye nazaran sabittir. Lâyetegayyerdir. Fakat mutlaka zaruri değildir. “Aynı tohumlardan aynı nebatatın husulu zaruridir” diye aklen hükmolunamaz. “Aynı tohumlardan aynı nebatat hasıl olur” sözü bir kaziyei mümkinedir. Bu kaziyedeki mahmul; mevzuun zatına mahsus vasıflardan değildir, bu mahmulün mevzuundan infikakı kabildir, bu infikak hiç bir tenakuzu mucib olmaksızın iddia olunabilir.

📖 Sayfa 172 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Evet… Biz evvela Esbaba tevessül eder, sonra da hakka tevekkül eyleriz. Mesela ziraat erbabından isek evvela tarlamızı sürer, tohumu zeminin sinesine tevdi eder; icabediyorsa toprağı sular, muzır otları da koparırız. Bunlar mahsulatın husulu için birer sebeptir; bizim elimizden gelense ancak budur; badehu zemine tevdi ettiğimiz tohumun neşvü nema bulmasını, afatı kevniyeden masun kalmasını Allahımıza tefviz eder. Hayatımıza medar olan hububatın husulünü eltafı ilahiyeden bekleriz; işte tevekkülümüz de bu şekilde tecelli eder.

📖 Sayfa 308 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Birçok şeyler de vardır ki biz bunların esrar ve ledünniyatına nazarlarımızı infaz edemediğimiz cihetle bunları şer telâkki ederiz, halbuki bunların neticesinde bir nice hafî hikmetler, azim faideler tezahür ederek kemâlatı ilâhiyeye delil olur.

📖 Sayfa 312 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Eğer utanmazsan, dilediğini yap!

📖 Sayfa 201 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Dini islamda ilimler, fenler bir had ile mahdut, bir zümreye mahsus değildir. Her müslim ve müslime için lazım gelen ulüm ve fünunu tahsil etmek bir dini vazifedir.

📖 Sayfa 82 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Biz sıratın hakikatini de ilmi ilâhîye tefviz ederiz. Bazı ulemâya göre sıratın kıldan ince, kılıçtan keskin olduğuna dair olan rivayetler, bu köprünün üzerinden mürur etmenin pek müşkil olduğundan kinayedir.

📖 Sayfa 322 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Felsefeye gelince; “Mebde ve Meâd” itibarıyla kâinâtın hâllerinden, Hazret-i Allah’ın zât ve sıfâtlarına âit bazı ulvî meselelerden bahsetse de, bu hususta sadece aklın kânunlarına tâbi olur, Kânûn-u İslâm’a tâbi olmaz.

Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Acaba gördüğümüz noksanlasın mâverasında bir kayei kemal yok mudur? Ne için bu ciheti mülâhaza etmiyoruz?

📖 Sayfa 313 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Şunu da düşünmelidir ki bir insan doğup büyüdüğü muhitin âhlakından müteessir olur; âdap ve âdâtına tâbi bulunur; bunlardan birini kolay kolay terk ve tezyin edemez. Peygamber efendimiz ise cehalet ve dalâletin ve her gunâ ahlâksızlığın şâyi olduğu bir muhitte dünyaya teşrif ettiği halde bu Muhitten asla müteessir olmamış; etrafındaki efradın sûihlâkından tamamen masum kalmıştı.

📖 Sayfa 206 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Maamafih insan akla maliktir. Bu sayede kâinatın ulviyat ve süfliyatını idrake, külliyatı umuru tefekküre kadir olur. Hayatî ârızalara mukavemet çarelerini bulur; hem kendini bilir,hem de kendini muhit olan âlemi keşfeder. İlimleri tedvine muvaffak olur; diyanet ve medeniyet fikrine malik bulunur.

📖 Sayfa 198 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Dünyada fıkıhtan daha yüce, daha adaletli bir kanun yoktur. Bunun yüksek hükümlerine tamamıyla riayet edildiği takdirde insanlığın çok büyük bir huzur ve saadete kavuşacağı şüphesizdir.
Vaktiyle Avrupalılar'ın elde ettikleri ve özellikle Napolyon'un Mısır'dan Avrupa'ya naklettiği birçok kıymetli fıkıh kitabımızdan Batılı hukukçular çok fazlasıyla istifade etmişlerdir.

📖 Sayfa 45 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Nebatat ve hayvanatın ve hatta insanların tekamül tarikiyle vücuda gelmiş olmaları aklen caizdir.

📖 Sayfa 190 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Neccâriyye Muhammed b. Hüseyin el-Neccâr'a tâbi olan kimselerdir. Bunlar fiillerin yaratılması meselesinde Ehl-i sünnet ile beraberdirler. İlâhî sıfatları inkâr, rü'yetullahı ret ve Allah'ın kelâmının hâdis olduğunu iddia hususunda Mu'tezile ile hemfikirdirler.

📖 Sayfa 38 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Bugün İslâm âlemini oluşturan bireylerin büyük kısmı Ehl-i sünnet mezhebindendir. Şîa ve Hâricîler gibi siyasî maksatlar takip eden birkaç fırka daha mevcuttur. Sadece ilmî maksatlar takip etmiş olan diğer firkalar ise çok önceleri ortadan kalkmıştır.
Bununla beraber ortadan kalkmış bu firkaların tarihe karışmış bulunan sesleri halen İslâm ufuklarının temiz havasında bazı acı dalgalanmaları meydana getirmekten hâlî değildir. Bundan dolayı bu zararlı dalgalanmaların kötü yansımalarından dimağlarımızı korumamız gerekmektedir.

📖 Sayfa 39 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Zeynelabidin hazretlerinin oğlu Zeyd'e mensubiyet iddiasında bulunanlardır. Bunlar imameti Hz. Fâtima'nın evladına hasrederler; büyük sahabilerin ebedi olarak cehennemde olduğunu kabul ederler. Bugün inanç noktasında Mu'tezile ekolüne intisap etmişlerdir. Birçok feri meselede Hanefi mezhebinin görüşlerini benimserler. Yemen taraflarında bulunurlar.

📖 Sayfa 37 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Kelam ilminin konusu o mâlumattır* ki onlardan her biri kendisine yüklenen bir şey ile ya dinî bir inancı veya dinî bir inancın esasını oluşturur.

📖 Sayfa 23 · Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen

Sıkça Sorulan Sorular

Muvazzah İlm-i Kelâm kimin eseridir?

Muvazzah İlm-i Kelâm, Ömer Nasuhi Bilmen tarafından yazılmıştır ve ilk kez 1920'de yayımlanmıştır.

Muvazzah İlm-i Kelâm kaç sayfadır?

Muvazzah İlm-i Kelâm, 375 sayfadır (Ravza Yayınları baskısı).

Muvazzah İlm-i Kelâm'in en ünlü sözü nedir?

“Seyyidülmürselîn efendimizin arkasında iki küreği beyninde mübarek kalbinin hizasında bir nişanesi vardı ki buna "hatemi nübüvvet" tesmiye olunur. Âhir zaman peygamberinde bu nişanei saadetin mevcut olacağı öteden beri ehli kitap indinde malûm idi. Nitekim râhip Behîra'nın nişanei lâtifi bir takrib ile ziyaret etmiş olduğu meşhurdur.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Muvazzah İlm-i Kelâm — Ömer Nasuhi Bilmen. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4