
Mehmed Kırkıncı'nın Nükteler adlı eseri, din alanında öne çıkan çalışmalardan biridir. İlk kez 2004'te yayımlanmıştır. Nükteler okurlarının en çok işaretlediği bölümler, sayfa numaralarıyla aşağıda.
Nükteler'den En Beğenilen Alıntılar
Cenâb-ı Hak bizlere, gündüz güneşi getirip zemini seyrettiriyor. Gece ise karanlığı getirip semâyı seyrettiriyor.
📖 Sayfa 39 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Okumak üzere herhangi bir fakülteye kayıt olan bir talebenin esas gayesi, tahsilinde muvaffak olmak ve mezuniyet diplomasını alabilmektir. Bu gaye onun yüzünü kesretten vahdete çevirir ve yeme, içme vesair ihtiyaçlarına ancak lüzumu kadar vakit ayırır. Aksi hâlde, yani bu talebenin kesret içinde boğulması hâlinde, okulundan mezun olamayacağı açıkça anlaşılır. İnsanlar da kendilerinin ahirete yolcu olduklarını ve bu dünyada imtihan edildiklerini unutmamalı ve kesret içinde boğulmamalıdır.
📖 Sayfa 38 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
“Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.”
Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Sultan Fatih’in kendisi sarayın bir odasında, ziyafet sofrası da diğer bir odasında bulunsa; elbetteki yemek sofrasındaki tad yerine padişahla sohbetteki tad ve lezzete talip olacağız.İşte, başta Peygamber Efendimiz (S.A.V.) olmak üzere bütün Peygamberler (A.S.), sahabe-i kiram ve diğer nuranî zatlar da cennette sohbet meclisleri teşkil edecekler ve cennet ehline hayretengiz hakikatlardan ve hadiselerden bahsedeceklerdir. Cennetteki maddî lezzetlerin bu sohbetler yanında çok küçük kalacağı yukarıdaki misâlden bedahetle anlaşılmaktadır.
📖 Sayfa 44 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
“Namaz kıldığı hâlde dünyevî işlerinin iyi gitmemesine hayret eden veya namazı böyle bir gaye için kılan kimse, namazı anlamamış demektir.”
📖 Sayfa 67 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
“kâinatta her şey ve her hadise ya bizzat güzeldir veya neticeleri cihetiyle güzeldir. Allah’ın bütün isimleri güzel olduğundan, her şey ve her hâdise Allah’ın isimlerine mazhar olmakla güzelleşir. Zahiren çirkin, pis görünen şeyler, hakikatta çok güzelliklerin ortaya çıkmasına sebep olurlar.”
Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Okuldan kaçan talebeleri bir araya toplayarak onlara okumanın iyi olup olmadığını sorsanız, hepsi: Elbette iyidir diyeceklerdir. O halde, niçin okuldan kaçtınız? sualine ise her biri ayrı bir bahane bulacaktır. Şimdi bu talebeler okula dönmedikleri müddetçe, sadece okumanın ve ilmin iyi olduğuna inanmakla okuldan ne fayda elde edebilirler?
📖 Sayfa 118 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Namaz kılmanın iyi olduğunu tasdik edip de kılmayanların hali yukarıdaki misale benzer.
İnsan, anlama âleti olan aklını itiraz âleti tevehhüm ederek, her anlamadığı şeye itiraz etse veya kabûl etmese hiçbir şey öğrenemez. Kendi cinsinden olan bir fizik âliminin yazdığı eseri anlamayan insan, bu eserdeki ilmi inkar edemiyor. Etse divâneliğini ilân etmiş olacaktır. Buna divânelik denirse, Cenâb-ı Hakk’ın şuunatından aklının ermediği mes’elelere hemen itiraz parmağını uzatan kimsenin hali, ne ile tasvir edilecektir?
Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Nefsini yenerek tahkîki iman kazanan kimse, ateş ortasında fidan yetiştirmiş gibidir..
📖 Sayfa 18 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
“İnsan şu kâinat ağacının en son ve en cemiyetli meyvesidir.”
Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Îman; eğrinin doğrulduğu; çirkinin güzelleştiği; uzağın yakınlaştığı mukaddes potadır.
Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Bize yetmiş sene sonra kıyâmetin kopacağı haber verilse, bütün sefahet ve zevkleri bırakıp Allah’ın (C.C.) rızasını tahsile çalışır ve ancak ölmeyecek kadar dünya ile uğraşırdık. Halbuki yetmiş seneye kalmadan bizim kıyâmetimiz kopacak ve kendi hususî dünyamız başımıza yıkılacaktır. Öyle ise neden uhrevî amellerde lâkaydlık gösteriyoruz?..
📖 Sayfa 43 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Ancak ahiretin varlığıyla, insanların dünyaya gelmeleri bir mânâ kazandığı gibi, iyiliklerle kötülüklerin de bir farkı olmaktadır...
📖 Sayfa 50 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Cenâb-ı Hak bizlere gündüz güneşi getirip zemini seyrettiriyor. Gece ise karanlığı getirip semayı seyrettiriyor.
Nükteler, Mehmed Kırkıncı
İnsan, bir harpte çembere alındığı takdirde, hayatı pahasına da olsa o çemberi yarmak zorundadır. Biz de ebedî felâkete atılmak üzere, nefis, şeytan, günahlar ve isyanlar tarafından kuşatılma durumundayız veya kuşatılmış bulunuyoruz. Ne pahasına olursa olsun bu harbi kazanmak ve bu çemberi yarmak mecburiyetindeyiz.
📖 Sayfa 35 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
.jpeg)
İnsan için en büyük şeref, Allah’a (C.C.) kul olma ve bunu idrak etme keyfiyetidir.
📖 Sayfa 15 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
“Sevaplar servet gibi, iman keyfiyeti ise makam gibidir.”
📖 Sayfa 50 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
İnsan için en büyük şeref, Allah'a [C.C] kul olma ve bunu idrak etmek keyfiyetidir.
📖 Sayfa 19 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Kalem, insanla yazı arasında bir perdedir.
📖 Sayfa 83 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
“Semayı yıldızlarla, zemini çiçeklerle süslendiren Cenâb-ı Hak insan ruhunu da görme, işitme, idrak, tefekkür, vicdan gibi mânevî çiçeklerle tezyin etmiştir.”
📖 Sayfa 212 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Gözün görme fiilinde, kulağın da işitme vazifesinde kullanılmakla kıymet kazanması misali, ruh da hangi gaye için yaratılmışsa ona harfiyen riayetle kıymet kazanacak ve ebedi saadete namzed olacaktır.
📖 Sayfa 73 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
İslâmın icaplarını yerine getirmedikleri halde, kalplerinin temiz olduğu söyleyerek cennete gideceğini zannedenler..
📖 Sayfa 100 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Bu dünyadan herkesin dert yanması, insanların hata ederek saadeti dünyada aramalarından ileri geliyor.
📖 Sayfa 106 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
İnsanın kalbi bir bahçe gibidir. Onda mutlaka birşeyler bitecektir.
📖 Sayfa 121 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Eğer o kalp, marifetullah ve muhabbetullah ile doldurulmazsa orada ya dikenler biter veya düşmanlar ona muzır şeyler dikerler.
Muhabbet şu kâinatın rabıtası olduğu gibi, mü’minlerin de râbıtasıdır. Gıybet ise bu râbıtayı koparıyor.
📖 Sayfa 36 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Bir talebe, okula gitmediği takdirde sınıfta kalacağını bildiği için, okuluna muntazam devam ediyor ve derslerine çalışıyor. “Kaderim nasılsa öyle olur.” deyip okula devam etmeme cihetine gitmiyor.Aynı talebe, namaz mevzuuna gelince: “Kaderimde varsa kılarım.” deyip kadere yapışıyor ve namazdan kaçıyor. Bu hâl, namaz kılmamak için nefs-i emmâre tarafından uydurulmuş adi bir bahaneden başka bir şey değildir.
📖 Sayfa 41 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
İnsanın kalbi bir bahçe gibidir; onda mutlaka bir şeyler bitecektir. Eğer o kalb, marifetullah ve muhabbetullah ile doldurulmazsa, orada ya dikenler biter veya düşmanlar ona muzır şeyler dikerler…
Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Bir gelin babasının evinden elini kolunu sallayarak değil, arkasından bir araba çeyizle ayrılır. Ahiret yolcusu olan insanların çeyizleri de ibadetleridir.
Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Bir kâğıt üzerindeki alelâde bir gül resminin dahi mutlaka ressamı olacağını idrak eden insan, nasıl oluyor da zemin sahifesindeki hayattar gülleri nakkaşşız zannediyor?
📖 Sayfa 45 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Nefsini yenerek tahkiki iman kazanan kimse, ateş ortasında fidan yetiştirmiş gibidir.
📖 Sayfa 18 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı

...seyahatte de âkıbetimizden daima korkmalı ve Rahîm-i Zülcemâl’in dergâhına ilticâ ve ondan istimdat etmeliyiz.
📖 Sayfa 35 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
İltica: sığınma
İstimdat: yardım isteme
“Asıl olan, yola koyulmak ve adım adım menzile yaklaşmaktır.”
📖 Sayfa 115 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
İNSAN BAŞIBOŞ BIRAKILMAMIŞTIR!
📖 Sayfa 91 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Yumurta içindeki civcivin kâinattan habersiz olması gibi, biz de kâinat yumurtası içinde ahiretin keyfiyet ve mahiyetinden bihaber yaşıyoruz.
📖 Sayfa 46 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Ölümle bu yumurtanın kabuğunu delmiş olacağız...
“İnsan şu kâinat ağacının en son ve en cemiyetli meyvesidir.”
📖 Sayfa 26 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Bediüzzaman Said Nursî–Asâ-yı Mûsâ
“Kalbleri İslâm ve imana hizmet aşkıyla dolu, fakat ilim ve kabiliyetleri bu hizmete kâfi gelmeyen kimseler, bu hizmeti en iyi şekilde yapanlara hizmet etmeyi tercih ederler. Böylece onların hizmetlerinden hissedar olurlar. Aynen bunun gibi, insanın yaptığı küllî tefekkürü ve ibadeti yapamayan semavat ve arz da insana hizmet etmekte ve onun ibadetinden mânen sevinç duymaktadır. Bunun dışındaki meseleler, bize hizmet edenlerin hizmetlerini akîm bırakır.”
📖 Sayfa 201 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
...radyo silahı bu milletin manevi ve maddi terakkisine vesile olabileceği gibi, milleti sefil, ahlâksız ve inançsız bir kalabalık haline de sokabilir.
📖 Sayfa 79 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Dünya süslü, bezekli bir gelin gibi herkesin yüzüne gülmüş, fakat kimseyle evlenmemiştir.
📖 Sayfa 52 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Dünyanın bu keyfiyetini anlayan zatlar, ona yüz vermemişlerdir.
O hâlde, her bir âzâsı on milyarla değişilmeyecek kadar kıymetli olan bu insanları, elbette ki Hakîm-i Zülkemâl olan Allah (c.c), sadece ve sadece toprak altındaki kurt ve böceklere yedirmek için yaratmamıştır...
📖 Sayfa 28 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
“İnsanın sofrasıyla kedinin sofrasını mukayese ediniz. Buna rağmen, ikincisi büyük bir memnuniyet gösterirken, birincisi isyan etmekte…”
📖 Sayfa 31 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Rütbece kendilerinden bir derece büyük olan bir insan karşısında, bütün hareketlerini kontrol eden âciz insanlar, Hâlik-ı Zülcelâl'in huzurunda olduklarını bildikleri halde, nasıl O'nun emri hilâfına hareket edebiliyorlar?
📖 Sayfa 35 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
“Balıklara su dışında, insanlara da atmosfer dışında yaşayamayacaklarını emreden ancak Sultan-ı Kâinat’tır.”
📖 Sayfa 75 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Divane bir çocuğun okula gitmeyerek oyunu ilme tercih etmesi gibi; fâsık adam da günahı sevaba, eğlenceyi ibadete tercih ediyor.
Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Parasız bin kişinin bir araya gelerek azîm bir şirket kurdukları ve bu şirketin her gün yüz milyar lira kazandığı söylense, bu iddia ne kadar ahmakane ve ona inanan kimse ise ne derece divâne olur.
Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Buna inanan kimseye divâne denilirse, hayatı, şuuru, fikri olmayan güneş, hava, toprak, su ve diğer anasırın bir araya gelip bir sistem kurduklarına ve her gün milyarlarca zîhayat meydana getirdiklerine inanan ve Hâlik-ı Kâinatı tanımayan kimseye ne isim verilecektir.
Kuvvet, zahmetten doğmaktadır.
📖 Sayfa 77 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı

Öyle de insan dünyadan istifade eder, para kazanır, mal mülk sahibi olur. Bunlar dünya hayatı için gereklidir, fakat insan bunları vesile olarak bilmeli, gaye yapmamalıdır.İnsan parasını kalbine değil, kasasına koymalı. Keza, sarayını gönlüne değil arsasına kurmalıdır. Zira, kalb Samediyetin âyinesidir, marifet ve muhabbete mahal olmak için yaratılmıştır.
Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Dünya bizim için yaratıldığı halde yine de müteellim oluyoruz. Demek ki burası zevk ve safâ, rahat ve mükâfat yeri değildir...
📖 Sayfa 131 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Bedeninde meydana gelen bir arıza sebebiyle hemen doktora giden ve şayet o memlekette o hastalığın tedavisine ehil kimse yoksa, derhal yurt dışına koşan insan, bu fâni hayatıyla kıyas kabul etmeyecek olan ebedî hayatı hakkında da rastgele kimselerin sözüyle oturup kalkmamalı, ruhuna da en az bedeni kadar hassasiyet göstererek mes'elenin mütehassıslarını arayıp bulmalıdır.
📖 Sayfa 91 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Bir gelin,babasının evinden elini kolunu sallayarak değil,arkasında bir araba çeyizle ayrılır.
📖 Sayfa 13 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Âhiret yolcusu olan insanların çeyizleri de ibadetleridir.
***
“İnsan kendisini netice itibariyle isterse cennet, isterse cehennem ağacı yapabildiği gibi, dünyada da bir insan kendi iradesiyle fazilet ağacı olabileceği gibi, rezalet ağacı da olabiliyor.”
📖 Sayfa 23 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
"İnsan şu kâinat ağacının en son ve en cemiyetli meyvesidir" hakikatinin işaretiyle, insanın elma ağacının başındaki bir elmaya teşbih ettiğimizde şu hakikat kendini güneş gibi gösterir: Bu meyve sadece kendini beslemek için yaratılmamıştır ve bu meyvenin ağaç ötesi bir gayesi olacaktır.
📖 Sayfa 30 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Aynı şekilde, kâinat ağacının başında duran insanın da kâinat ötesi bir gayesi olacaktır. Böyle bir insanın yaratılışının gayesi, İman-ı billâh, Mârifetullah, Muhabbetullah ve Cenab-ı Hakk'a kulluk etmek gibi ulvi maksatlardan başka ne ile izah edilebilir?
Bir zatın bir saate sahip olması hâlinde, artık ona "Bu saatin camı da senin mi? Akrebi de senin mi? Şu veya bu arkı da senin mi?" gibi sorular sorulmaz. Saat kimin ise saatin cam, akreb, yelkovan gibi levazımatı da onundur.
Nükteler, Mehmed Kırkıncı
İşte, bu kâinat da misâldeki saat gibidir: Kâinat kimin ise, güneş sistemi de O’nun, galaksiler de O’nundur...
...meyve israf edilince ağaç da israf edilmiş olacağı gibi, insanın, ölümle yok edilmesi, kâinatın idamı ve yok edilmesi olacaktır.
📖 Sayfa 56 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
İsraftan ve abesiyetten münezzeh olan Hakîm-i Ezeli, elbette va'dettiği ahirete bizleri götürecek ve bu güzel kâinatı israf etmeyecektir.
“Nefsini yenerek tahkiki iman kazanan kimse, ateş ortasında fidan yetiştirmiş gibidir.”
📖 Sayfa 31 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Ağzından çıkan tek bir kelimeye dahi mânâsız denilmesine razı olmayan insan, nasıl oluyor da âhireti inkâr etmek suretiyle bu koca kâinatı mânâsızlıkla ittiham edebiliyor?
Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Muhabbet şu kainatın rabıtası olduğu gibi, müminlerin de rabıtasıdır. Gıybet isr şu rabıtayı koparıyor.
Nükteler, Mehmed Kırkıncı
“Gerçek istikbâl, gelip, fakat gitmeyen istikbâldir, O da ancak âhirettir, cennettir. Dünyevî istikbâller ise, kendisine kavuşulduğunda hâl, bilâhare mazi olup gidiyorlar.”
📖 Sayfa 59 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
“İnsanın kalbi bir bahçe gibidir; onda mutlaka bir şeyler bitecektir.
📖 Sayfa 206 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Eğer o kalp,marifetullah ve muhabbetullah ile doldurulmazsa, orada ya dikenler biter veya düşmanlar ona muzır şeyler dikerler…”
Rütbece kendilerinden bir derece büyük olan bir insan karşısında, bütün hareketlerini kontrol eden bu âciz insanlar, Hâlik-ı Zülcelâl’in huzurunda olduklarını bildikleri hâlde, nasıl O’nun emri hilâfına hareket edebiliyorlar?
Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Kendimizi bilmemenin bir neticesi olan gurur ve kibirden...
📖 Sayfa 85 · Nükteler, Mehmed Kırkıncı
Sıkça Sorulan Sorular
Nükteler kimin eseridir?
Nükteler, Mehmed Kırkıncı tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2004'te yayımlanmıştır.
Nükteler kaç sayfadır?
Nükteler, 168 sayfadır (Zafer Yayınları baskısı).
Nükteler'in en ünlü sözü nedir?
“Cenâb-ı Hak bizlere, gündüz güneşi getirip zemini seyrettiriyor. Gece ise karanlığı getirip semâyı seyrettiriyor.”