CANLI

Okurların Mary Lawson'un Kitaplarında Bulduğu Seçme Sözler

Mary Lawson sözleri ve alıntıları

Mary Lawson'un eserlerinden derlenen sözler, yıllardır okurları etkilemeye devam ediyor. Aşağıda 100 söz, kaynak kitaplarıyla birlikte sıralı.

En Beğenilen Mary Lawson Sözleri

Haksız olduklarını gösteren delil burunlarının dibinde dururken bile insanların önyargılarına tutunabilmesi inanmazdı.

📖 Sayfa 135 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

Geçmişi silmeye çalışmaktan vazgeçtim, sevgilim.Artık geçmişin de hikayenin bir parçası olduğunu görebiliyorum ve o hikaye benim. Geçmişi inkar etmek kendimi inkar etmek olur.

Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

“Yarın sonsuzdur ve yıllar göz açıp kapayıncaya kadar geçer gider.”

📖 Sayfa 5 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Başa çıkamadığım duygularla öylesine boğulmuş durumdayım ki hiçbir şey hissetmiyorum..
Denizin dibinde olmak gibi birşey bu...

Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Ümitsizce bir yol arıyordu ama değiştirilemez gerçek şuydu ki bir şeyi bir kez dediğinde, artık o şey denmiş oluyordu. Bir kez ağzından çıktığında artık geri alamıyordun.

📖 Sayfa 82 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

“Başa çıkamadığım duygularla öylesine boğulmuş durumdaydım ki hiçbir şey hissedemiyordum. Denizin dibinde olmak gibi bir şeydi.”

📖 Sayfa 49 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Yıldızlara kıyasla benim hayatım da buydu işte, sevgilim. Anında yok olan bir kıvılcım. Başlamadan biten.

📖 Sayfa 134 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Ian masasında oturarak ölümün soğuk, kaçınılmaz gerçekliğini düşündü. "Gitti,"demişti babası. Bir an masanın üzerinde bir insan vardı, hemen sonraysa sadece bir ceset.

📖 Sayfa 132 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

Etrafında bir sürü insan olması yalnız olmadığını göstermez.

📖 Sayfa 20 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Yaşamın hüznüne karşı koyabilecek, yeni başlangıçlar.

📖 Sayfa 228 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

«Korkusunu da, doktorlardan ürkmesini de anlayabili­yordum. "Eğitimli biri gibi" konuşsam bile, ben de ondan farklı değilim. Geceliğinle öylece yatarken, kendini güçlü bir konumdaymış gibi hissedemiyorsun. Onların karşısında sinmen çok kolay. Ama onların kararına güvenmek zorun­dasın, sonuçta uzman olan onlar.»

📖 Sayfa 133 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Matematiği ya becerirdiniz ya da beceremezdiniz.

📖 Sayfa 136 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

Haksız olduklarını gösteren delil burunlarının dibinde dururken bile insanların önyargılarına tutunabilmesi inanılmazdı.

📖 Sayfa 135 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

Anılar.. Genel olarak onların taraftarı değilim. Arada iyi olanları yok değil ama bütününden söz ediyorsak, onları hava sızdırmaz bir dolaba koyup kapısını kapamak istiyorum.

📖 Sayfa 19 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Zaman tuhaf şeyler yapıyor.

📖 Sayfa 137 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Kadınlar için ne kolaydı, kolları içgüdüsel olarak açılıyor, ortada nasıl bir acı varsa hepsini toplayıveriyorlardı, bu konuda düşünmeleri gerekmiyordu bile.

📖 Sayfa 257 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

Onca plan yapmanın, bir şeyleri elde etmek için didinmenin ne anlamı vardı her şey öyle pat diye, anında bitebiliyorsa? Gözüne bir tür ihanet gibi görünüyordu bu. Tanrı'nın yaptığı korkunç bir şaka gibi.

📖 Sayfa 133 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

Kızgın gözyaşları. Parçalarına ayrılan ve salonun ortasındakı, yedisi Fiona'ya, dördu ona ait karton kutulara sığdırılan bir evlilik.

📖 Sayfa 37 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Çaresiz bir adamın neler yapabileceğini kim bilebilirdi ki?

📖 Sayfa 34 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

Aşkımız vardı, var, var olacak.

📖 Sayfa 95 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Geçmişi silmeye çalışmaktan vazgeçtim, sevgilim. Artık geçmişin de hikâyenin bir parçası olduğunu görebiliyorum ve o hikâye benim. Geçmişi inkâr etmek kendimi inkâr etmek olur.

📖 Sayfa 231 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Bunu herkesin bilmesi lazım: O yeminleri etmeden önce bir kez daha düşünün çünkü kötü bir evlilikten daha büyük bir yalnızlık olamaz.

📖 Sayfa 110 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

“İnsanlar paçayı kurtarmak istediklerinde çok iyi bahane uydurabiliyorlar”

📖 Sayfa 94 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

«Bir şenlik ateşinin içine odun attığında kısa bir süreliğine minik minik kıvılcımlar sıçrar ya hani? Sevinç içinde göğe doğru süzülenler değil de, bir an için parlayıp neredeyse he­men ölen şu kıvılcımlar. Yıldızlara kıyasla benim hayatım da buydu işte, sevgilim. Anında yok olan bir kıvılcım. Baş­lamadan biten.»

📖 Sayfa 134 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Öyle bir şey olmayacağını, gayet güzel idare edeceğımı söylemiştin. Bu yüzden sana çok kızmıştım, Charles, hiç kızmadığım kadar. Bağırıp çağırmış, nereden bildiğini sormuş, gülünç olduğunu söylemiştim. Sen gözünü ayaklarına dikmiştin. Onca yıllık eğitim hayatında, acıdan aklını yitiren bir kadınla nasıl baş edeceğini öğretmemişlerdi sana.

📖 Sayfa 60 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Eve döndüğünde bütün perdeleri kapadı. Kepenk olsa onları da kapardı. Dünyayla irtibatı kes. Dışarıda çok fazla acı var.

📖 Sayfa 80 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Kendilerine yetme istekleri takdir ederdi ama aşırı gururun bir zaaf hatta kimilerine göre bir günah olduğunu da unutmamaları gerekiyordu.

📖 Sayfa 200 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Cehalet mutluluktur diyelim.

Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Çoğu çocuk onları teşfik edecek şeylerin eksikliğinden fena halde muzdarip büyüyor.

Gölün Kıyısında, Mary Lawson

«Orada öylece durup berrak suyun kaseden taşarak delikten kıvrıla kıvrıla akışını uzun uzun izlerken aklında düşünceler dönüp durdu, hiçbir şey ifade etmeyen karman çorman dü­şünceler zihnine üşüştü ve sonunda tek bir düşünce kendi­ni ötekilerden ayırıp öne fırlayarak kaçınılmaz gerçeği ilan etti: Kendini kandırmaktan vazgeç; olay yalnızca bir çocuk ve bir kedi değil.»

📖 Sayfa 263 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

"Her şeyi hallettikten sonra kendimi daha iyi hissederim sanmıştım ama öyle hissetmiyorum. Kaygılar yakamı bırakmıyor, sevgilim. Bizonlar yeri sarsıyor sanki."

📖 Sayfa 139 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Hayal gücü fazla mesai yapıyordu..

📖 Sayfa 29 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Sen de acı çekiyordun, biliyorum ama seninkinin benimki kadar büyük, seni yiyip bitiren bir acı olmadığını hissediyordum. Aynı şeyi sayısız kadının da yaşadığını ama onların kendilerini toparlayıp hayata devam ettiklerini bilmek, umutsuzluğumun üstüne bir de suçluluk duygusunun yükünü bindirmekten başka şeye yaramıyordu.

📖 Sayfa 60 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

"Ölüme benzedim" demişti...
halinden gayet memnun bir sesle

📖 Sayfa 9 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

O günler için üzgün olmam mümkün değil, sevgilim. Yağmurla bağlantılı olduğu için gökkuşağına kızmak gibi bir şey olur.

📖 Sayfa 179 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Hiç beklenmedik şekilde, öyle bir umutsuzluğa ve yalnızlık hissine kapıldı ki nefesi kesildi. Bayılacağından korkarak öne eğilip başını ellerinin arasına aldı ve gözlerini kapayıp nefesine odaklandı. Ne olduğunu anlayamadı. Çığa yakalanmış gibiydi.

📖 Sayfa 72 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Tek yapman gereken tanrıya güvenmek, o her şeyin icabına bakar.

Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Ancak adını bile koyamadığım problemleri çözmede pek tecrübem yok.

📖 Sayfa 222 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Nefes almakta gitgide daha da zorlanır oldum.

Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Bol şans. Belki de işin püf noktası buydu. Belki de hayat ne kadar uğraşıp didindiğine, ne kadar kararlı, ne kadar mantıklı, ne kadar akıllı olduğuna bağlı değildi: Belki her şey şansa bağlıydı.

📖 Sayfa 134 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

... hâlâ inanamıyordu. Ne kadar da çabuk olup bitmişti, bir soluk verişten bir soluk alışa.

📖 Sayfa 131 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

Aşkımız vardı, var, var olacak. Yaşamın sonsuz süreğenliğinde, yalnızca zaman kipleri yok oluyordur belki.

📖 Sayfa 95 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

“ölmekten öyle çok korkuyordu ki kendini ölümün kucağına attı belki. eğer öyleyse, ona imreniyorum. öyle bir güce sahip olmayı nasıl da isterdim.”

Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Kendisiyle başkaları arasında geniş olmasa da karanlık ve derin bir nehir vardı da, o nehri nasıl geçeceğini bilmiyordu sanki.

📖 Sayfa 109 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Yarın sonsuzdur ve yıllar göz açıp kapatıncaya kadar geçer gider.

Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Yan yana, durmaksızın ilerliyorduk; yollarımız bazı yönlerden benzer, bazı yönlerden farklı ancak görünürde paraleldi. Oysa paralel çizgiler hiçbir zaman kesişmezler.

📖 Sayfa 203 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Başa çıkamadığım duygularla öylesine boğulmuş durumdayım ki hiçbir şey hissedemiyorum.

📖 Sayfa 49 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Bu konuda ne hissettiğimi bilmiyordum rahatlama mı, çaresizlik mi, kafa karışıklığı mı, hepsi mi... Ona gerçeği söyleyebilmeyi, gelmesini daha önce niye istemediğimi açıklayarak omzundaki yükten kurtulmayı istedim. Ama anlamadığınız şeyi nasıl açıklarsınız ki?

📖 Sayfa 150 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Bir kırmızı ışıkta durdu ve gözlerini ışığa dikip baktı, sanki bir şeylerin cevabı orada saklıymış gibi. Ben de baktım.

📖 Sayfa 83 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Babasının bildiği konular vardı, çiftlik gibi; bir de annesinin bildiği konular vardı, diğer her şey gibi.

📖 Sayfa 31 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

Aydınlık bir yerdeyken karanlıktaki insanları göremezsin ama karanlıktaysan aydınlıktaki insanları görebilirsin.

📖 Sayfa 5 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Biliyorum, hafıza insana oyun oynar ve bazen beynin yarattığı olaylar da tıpkı vuku bulmuş olanlar kadar hakiki görünebilir.

📖 Sayfa 8 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

«En güzel elbisemi seçip topuz yaptıktan sonra hafif ruj bile sürdüm. Giyotine giden ve cesurca ölmeye kararlı biri gibi hazırlanıyordum.»

📖 Sayfa 61 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Hayatta hepimizin yaptığı seçimler vardır. Bazen doğru seçimi yapıp yapmadığını hiçbir zaman bilemezsin...

📖 Sayfa 101 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Büyüklerin çoğu olmaları gerektiği kadar güvenilir değildi.

Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

«Bildiğin bir şeyi kimseye söy­lememeye yemin ettiğin için polise söylememişsen ama çok çok önemli bir şey olduğu için sonradan söylersen, seni hap­se atarlar mı?»

📖 Sayfa 131 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

“Beynin de diğer organlardan farkı yok; kullanırsan gelişiyor.Yok sayarsan köreliyor.”

Gölün Kıyısında, Mary Lawson

"İşlerin nasıl bu hale gelebildiğini kendime sayısız kez sormuşumdur. Şimdi otuz sene sonra geriye bakınca, cevabı net olarak görebiliyorum : azar azar."

Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Hayat akıllı olmaktan ibaret değil.

Gölün Kıyısında, Mary Lawson

O benim şimdimdi. Belki yanımda olursa geçmiş bütün geceyi kaplayıp beni boğmazdı.

📖 Sayfa 263 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Bir şeyin başlangıç noktasını bulmaya çalışırken ne kadar geri gidilebileceğine dair bir sınır yok elbette.

📖 Sayfa 6 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

O yeminleri etmeden önce bir kez daha düşünün çünkü kötü bir evlilikten daha büyük yalnızlık olamaz.

📖 Sayfa 110 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

«Üzgün olduğu za­manlarda hep resim yapmak isterdi ve çok tuhaf ama öyle zamanlarda çok güzel resimler yaptığı da olurdu.»

📖 Sayfa 234 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Belki de zaman kipleriyle ilgili bir durumdur. Gramerle. Aşkımız vardı, var, var olacak. Yaşamın sonsuz süreğenliğinde, yalnızca zaman kipleri yok oluyordur belki. İçindeki biliminsanı buna ne diyor?

📖 Sayfa 95 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Şehvetle mantık arasında bir savaş yaşandığında, şehvetin açık arayla kazandığı tecrübeyle sabitti.

📖 Sayfa 199 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

«Kendisi nasıl Rose'u bekliyorsa, onun da Mrs. Orchard'ı beklediğine karar verdi Clara. Moses için evden ayrılmak, Mrs. Orchard'ı terk etmek demekti. Clara bunu çok iyi anlı­yordu. Clara'nın evde olmadığı zamanlarda bütün zamanı­nı divanın altında geçirmesinin nedenini de anlıyordu. Kedi sürekli korku içindeydi. Aynı Clara gibi. Clara'nın korkusu gün geçtikçe daha da büyüyor ama neden korktuğunu bile anlayamıyordu.»

📖 Sayfa 51 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

«Geçmişi silmeye çalışmaktan vazgeçtim, sevgilim. Artık geç­mişin de hikayenin bir parçası olduğunu görebiliyorum ve o hikaye benim. Geçmişi inkar etmek kendimi inkar etmek olur.»

📖 Sayfa 231 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Fiona geceleri ziyaretine gelmeye başlamıştı ve en sevdiği zaman sabahın üçüydü. Kayıp ruhların zamanı.

📖 Sayfa 108 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

...sizin mutluluğunuz, şu anki önceliklerim arasında yer almıyor.

📖 Sayfa 139 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Ah o fırsatlar, hayatlarımızın akışını tayin eden o küçük narin tesadüfler yok mu...

📖 Sayfa 57 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

"... arada bir şey var, bir tür engel. Sanki bana sadece küçük bir parçanı gösteriyormuşsun gibi... bilmiyorum.
Nasıl anlatacağımı bilemiyorum."

📖 Sayfa 84 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Sevgilim; bu dünyadan ayrılırken huzur içinde olmak istiyorum. Hayatım sona ererken yanımda olduğunu hissetmek istiyorum.

📖 Sayfa 177 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Kötü bir evlilikten daha büyük bir yalnızlık olamaz.

📖 Sayfa 110 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

«Dün gece annesinin babasına öfkeyle şöyle dediğini duymuştu: "En zoru da ne biliyor musun? Senin bu iyimserliğin. Hiçbir temeli olmayan, bitmez tükenmez, sonsuz iyimserliğin! Sanırsın pikniğe çıkmışız!"»

📖 Sayfa 41 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Hepimizin başına gelecek, normal olan bir şeyden neden korkarız?

📖 Sayfa 94 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

İşlerin nasıl bu hale gelebildiğini kendime sayısız kez sor muşumdur. Şimdi, otuz sene sonra geriye bakınca, cevabı net olarak görebiliyorum: azar azar.

📖 Sayfa 178 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Rakamlar, rakamların özündeki sadelik, değiştirilemez ve son derece tatmin edici yasalarla yönetilmeleri ona çok enteresan geliyordu. Bir mantıkları vardı, ki hayatın geri kalanı hakkında bu pek söylenemezdi.

📖 Sayfa 152 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

...üstelik kendi iç organları yüzünden eziyet çeken hastalara sakatat ikram etmenin çok da düşünceli bir hareket olduğunu sanmıyorum. Fakat tatlı olarak elmalı turtayla dondurma verilmesi bunu biraz telafi etti.

📖 Sayfa 21 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

İnsan yanına iki fotoğraf alıyorsa, en sevdikleri onlar demekti.

Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Sen sevmeyi beceremezsin, Liam. Birine güvenmeyi, onu önemsemeyi, kendini ona açmayı beceremezsin. Sevgi budur ve sen bunu beceremediğin gibi, hiçbir zaman da beceremeyeceksin.

📖 Sayfa 255 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Karakter kaderdir.

📖 Sayfa 195 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Bir zaman, bir gelgit, bir de sınav kimseyi beklemez.

📖 Sayfa 136 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

"Tuhaf şey, zihin nasıl işliyor. Kendini yüzleşemeyeceği şeylerden nasıl koruyor. Mesela kederden. Ya da pişmanlıktan. Suçluluk duygusundan. Başka bir şey, herhangi bir şey bulup, o bakamayacağı şey ile kendisi arasına çekiyor."

📖 Sayfa 302 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

"Kadınlar için ne kolaydı, kolları içgüdüsel olarak açılıyor, ortada nasıl bir acı varsa hepsini toplayıveriyorlardı..."

📖 Sayfa 257 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

Göğsümün üstünde koca bir şey oturmuşçasına bir ağırlık hissediyorum.

Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

“Ya ağlamaya başlarsam?” diye sormuştum, gözümden yaşlar akarken. “Ya ağlamaya başlayıp kendimi susturamazsam?” Her gün defalarca olan ve engelleyemediğim bir şeydi bu.

Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Zaten artık nefes almakta öyle zorlanıyorum ki istesem de uzun uzun sohbet edemiyorum. Onun yerine güneş ışığının karşı duvarda ilerleyişini izliyorum. Zamanın durdurulamaz akışını.

📖 Sayfa 243 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

Yüzü benim evrenimdeki en tanıdık şeydi.

Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Tuhaftı bu; zaten sizin olmayan bir şeyi nasıl kaybedebilirdiniz ki?

📖 Sayfa 256 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

Ne fiyasko ama. Büyüdükçe her şey daha karmaşık ve belirsiz bir hal almıştı. Artık hiçbir şeyi anlamıyordu, hiçbir şeyi, hiç kimseyi, kendi de dahil.

📖 Sayfa 122 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

Bir şeyin başlangıç noktasını bulmaya çalışırken ne kadar geri gidilebileceğine dair sınır yok elbette.

Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Fotoğrafı yok ama gerek de yok zaten, zihnime kazınmış durumda.

Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

«Liam bizim verandanın basamakla­rında oturup koca bir dilim çikolatalı kekle damla çikolatalı iki kurabiyeyi neredeyse aynı anda yiyivermişti. Fotoğrafı yok ama gerek de yok zaten, zihnime kazınmış durumda. Yanımda sonsuzluğa götürmeyi planladığım resimlerden biri de bu, sevgilim. Liam üç yaşında, o basamaklarda.»

📖 Sayfa 63 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

"Dört yaşındaki halinizi bilen bir arkadaş sizi gerçekten tanır, anneniz babanız ise sadece tanıdığını zanneder."

📖 Sayfa 25 · Köprünün Öte Yanı, Mary Lawson

“ Bir şeyin başlangıç noktasını bulmaya çalışırken ne kadar geri gidebileceğine dair bir sınır yok elbette. Bu arayış insanı Adem’e, hatta daha da öncesine götürebilir.”

📖 Sayfa 6 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Yaşamın sonsuz süreğenliğinde, yalnızca zaman kipleri yok oluyordur belki.

📖 Sayfa 95 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

... Eskiden gittiğimizde konuşmamıza gerek olmadığı için konuşmuyorduk; şimdiyse kafalarımız söyleyemeyeceğimiz şeylerle doluydu.

📖 Sayfa 43 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Yarın sonsuzdur ve yıllar göz açıp kapayıncaya kadar geçer.

📖 Sayfa 5 · Gölün Kıyısında, Mary Lawson

Hemşirelerden biri biraz daha yasamasını beklediklerini söyledi. Belki de gitmek istedi. Ölmekten öyle çok korkuyordu ki kendini ölümün kucağına attı.

📖 Sayfa 230 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson

bazen de ona yatmadan önce bir masal okuyacak kadar erken gelirdın; bir çocuğun hayal gücunun yelken açışını izlemek, onunla paylaşılabilecek en özel şeylerden biridir.

📖 Sayfa 180 · Sonbaharın Sonu, Mary Lawson
Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Her sözün altında alındığı eser belirtilmiştir.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4