
Selcen Küçüküstel'in 2020'de yayımlanan Rengeyiği Türkleri: Dukhalar adlı eseri, Antropoloji-Etnoloji türünün önemli örneklerindendir. Türkçe baskısı Kolektif Kitap Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Rengeyiği Türkleri: Dukhalar okurlarının en çok işaretlediği bölümler, sayfa numaralarıyla aşağıda.
Rengeyiği Türkleri: Dukhalar'dan En Beğenilen Alıntılar
Rüyalar Dukhaların yaşamlarının her alanında önemli olsa da avla ilgili rüyaların ayrı bir yeri vardır ve aynı kemik falı gibi bir kehanet yöntemi ve iletişim biçimi olarak kullanılır. Hem avdakiler hem de geride kalanlar için bilinmezliklerle dolu bu süreçte rüyalar kişileri olabilecekler hakkında yönlendirir. Böylece rüyalardaki imgeler sayesinde doğayla iletişim kuran avcılar ne yapacaklarına ona göre karar verebilirler.
📖 Sayfa 197 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Rüyalar avcının manevi pusulası gibidir. Rüyalarını iyi yorumlamayı bilen bir avcı, doğru yerde ya da doğru yöntemlerle avlanıp avlanmadığına dair önemli bilgileri bu sayede edinir, gerektiğinde yerini değiştirir, hatta avdan vazgeçip evine dönebilir.
📖 Sayfa 197 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Bu nedenle bu kitabı belki haddimi aşarak bir kaç soruyla kapatıp, hepimizi tekrar tekrar bu kavramları düşünmeye davet ediyorum. Sizce ayıyı bile arkasından vurmayan bir halk mı daha "gelişmiştir" yoksa canlılar üzerinde söz hakkı olduğunu düşünen bir devlet mi?
📖 Sayfa 239 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
İnsanın ana dilinin, kişinin her yere götürdüğü evi olduğunu bilmezdim.
📖 Sayfa 10 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
.. avcılık, sadece bir karın doyurma biçimi değil, insanlarla doğayı yakınlaştıran bir eylemdir.
📖 Sayfa 204 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Dukhalarda tüm rengeyiklerinin adı vardır...hayvanlara ad verme, onları sosyal dünyamıza dahil edip duygusal bir bağ kurmanın ilk adımıdır.
📖 Sayfa 130 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Görmeye başladıktan hemen sonra görüldüğümüzün de farkına varırız. Kendi gözümüzle birleşen diğerlerinin gözü, görülen dünyanın bir parçası olduğumuzu tamamen inandırıcı hale getirir. Görmenin karşılıklı doğası diyalogdan daha temeldir.
Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Sibirya'nın vahşi doğasında günlerce, hatta bazen aylarca eksi otuz derecenin altında seyreden sıcaklıklarda dolaşıp dışarıda ateş başında uyumak ve hayatta kalabilmek için yaban hayvanları aramak elbette çok yorucu, ancak bir o kadar da ödüllendirici bir deneyim.
📖 Sayfa 200 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Avcılar, hayvanların saygılı bir şekilde avlandıkları takdirde çoğaldıklarından, aksi durumda azalacaklarından bahsettiler. Buradaki mantık aslında oldukça basit; eğer bir kişi aldığı armağanı takdir etmiyor ve tamamını kullanmıyorsa aynı armağandan daha fazla alamaz, yani insanlar avlanmayı kestiklerinde yer iyeleri daha az hayvan üretmeye başlar.Dukha inancına göre hayvanları saygılı bir şekilde avlamak azalmalarına değil, çoğalmalarına neden olur.
📖 Sayfa 165 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Hayvanların kendilerini avcıya teslim ettiği inancı "yeniden doğma" inancıyla iç içedir.
📖 Sayfa 149 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Zevk için avlanan kişilerde av, takip edilen hayvanın öldürülmesiyle son bulur. Dukhalar ve benzer Animist toplumlar içinse hayvanın öldürülmesi bu ritüelin sonu değil, aksine avcıyla hayvanın ruhu arasındaki ilişkinin başlangıcıdır. Bu yüzden hayvanın vurulmasından sonra uyulması gereken bir sürü tabu vardır.
📖 Sayfa 163 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Dukhalar arasında da birçok kehanet yöntemi bulunur. Geleceği tahmin etmek ya da bir sorunu çözmek için hayvan kemiklerini yakarak okuma âdeti, eskiden Dukhalar arasında oldukça yaygınmış.
📖 Sayfa 191 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Kullanılabilen hayvan kemiklerinin arasında en güçlüsünün ve etkilisinin ayı kemiği olduğu düşünülür çünkü ayının kemikleriyle üç yıl içinde olacakları görmek mümkündür. Bu üç yıl genellikle geçtiğimiz yılı, bu yılı ve gelecek yılı kapsar.
Dukhalar geleneksel olarak rengeyiklerini damgalamazlar çünkü çobanların birçoğu hayvanlarını ayrı ayrı tanır, hatta kimi, rengeyiklerinin sesini bile ayırt edebildiğini iddia eder.
📖 Sayfa 114 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Başkalarının bağımsızlığını kabul edip saygı duymak, grup içindeki ego çatışmalarını engellemenin ve böylece avın başarılı geçmesini sağlamanın en önemli yollarından biridir. Dukhalar genel anlamda eşitlikçi bir toplum; yani toplum içinde lider kabul edilen kimse yok. Bu eşitlikçi ilişkiler av sırasında da geçerli ve kararların birlikte alınması oldukça hayati önemde, zira hiç kimse bir diğerine hükmetmemelidir. Yaşça ileri erkeklerin sözüne saygı duyulan da, kimse bir diğeri üzerinde baskı kuramaz.
📖 Sayfa 201 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Avcı-toplayıcı toplumların çoğunda otorite, güç ve zenginlik sahibi bir lider yoktur.
📖 Sayfa 37 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Hayvancılıkla uğraşan topluluklar genellikle hareket etme biçimlerine göre ikiye ayrılır: konargöçer hayvancılar ve yaylacılar. Farklı yerlere daha düzensiz bir şekilde dört mevsim boyunca göç edenler konargöçer, belli mevsimlerde belli bölgeler arasında göçen hayvancılar yaylacı olarak nitelendirilir.
📖 Sayfa 122 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Bir başka ifadeyle bu coğrafyada herkes birbirinin hareketlerinden sorumlu;yaban hayvanlarından evcil rengeyiklerine, ormanlardan nehirlere, yaşayan her canlı birbiriyle bağlantılı...
📖 Sayfa 16 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Kızgın değilim çünkü kurt alması gerekeni aldı.
📖 Sayfa 105 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
(...) Çünkü paylaşmak hesap yapılarak icra edilen bir davranış biçimi değil karşılıksız yapılan bir eylemdi.
📖 Sayfa 217 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel

Tuva dilinde eeren bir çeşit koruyucu ruh ya da şamanik bir totemdir diyebiliriz. Dukhaların birçoğunun çadırında eeren şeklinde ruhlar yaşar ve bu eerenlerin yeri, çadırın giriş kapısının hemen karşısındaki alandır.
📖 Sayfa 76 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Çevrende gördüğün her şeyin bir ruhu vardır, hem de her şeyin... Bu yüzden soluk aldığın her an, bunu fark etmeli ve çok dikkatli olmalısın! Böylece hiçbir canlının ruhuna saygısızlık yapmamış olursun.
📖 Sayfa 59 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Avcı,rüzgarı daima karşısına almalıdır,yoksa esen rüzgar insan kokusunu hayvanlara taşır ve kaçmalarına neden olur.
📖 Sayfa 171 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Bugün dünyanın birçok yerinde 'yaban' olarak görülen ve hatta çevre koruma alanı ilan edilen bölgelerin çoğunda, aslında avcı-toplayıcı ya da göçer halklar yaşıyor. Ancak bu küçük topluluklar yaşadıkları topraklara çit çekmediğinden, yuvaları olan ormanlar ya da savanalar sahipsiz kabul ediliyor.
📖 Sayfa 52 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Herkes bilir ki paylaşan kişi toplumda saygınlık görür. Aslında aynı şey av eti için de geçerli. Bu kurallar sayesinde avcılar birbirleriyle rekabet edip gerginlik yaşamak yerine birbirlerini teşvik ederler. Paylaşım kuralları kişiyi nazik ve eli açık olmaya teşvik eder. Daha çok paylaşan daha çok saygınlık kazanır.
📖 Sayfa 209 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Öldürme eyleminin ilk ve en temel kuralı hayvanın saygılı bir şekilde öldürülmesidir. Bu da avcının hareketlerinin hayvanı rencide etmemesi gerektiği anlamına gelir çünkü hayvanın onuru en az insanın ki kadar önemlidir. Burada en hayati kurallardan biri hayvanın acı çekmeden öldürülmesidir. Bu sebeple omuzlar ya da kalp gibi bölgeleri nişan almak gerekir. Hayvanın başına ateş edilmesineyse, hemen ölümüne neden olmasına rağmen asla izin verilmez, çünkü hayvanın ruhu buradadır ve bir hayvanı kafasına ateş ederek öldürmenin çok büyük saygısızlık olduğu düşünülür.
📖 Sayfa 156 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Animistik düşünceye göre cansız nesnelerin de (kime göre cansız olduğunu da sorgulamalıyız elbette) bir ruhu vardır; yani insanlar, hayvanlar, bitkiler, kayalar, nehirler ve cansız diğer nesnelerin çoğu gerçek anlamda yaşarlar, ruh ve hayat sahibidirler.
📖 Sayfa 31 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
(...) Zira Dukhalar da cenazelerini "havaya gömme" adı verilen bir teknikle vahşi hayvanların yemesi için dışarıda bırakırlar. Tıpkı rengeyiklerinin ya da yabani hayvanların etlerini insanlara sunması gibi, Dukhalar da etlerini hayvanlara sunarlar. Bu şekilde döngü tamamlanır ve hak yerini bulur.
📖 Sayfa 130 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Dukhalarda tüm rengeyiklerinin adı vardır ve bu hayvanlarla insanlar arasındaki sosyal ilişkiyi ispatlayan bir başka durum olarak düşünülebilir. DeMello'ya göre hayvanlara ad verme, onları sosyal dünyamıza dahil edip duygusal bir bağ* kurmanın ilk adımıdır.
📖 Sayfa 130 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
..Dukhaların bugün kendi topraklarında verdiği mücadelenin ne yazık ki sadece onlara özel olmadığını, gezegenimizin farklı noktalarında yaşayan benzer toplulukların hemen hepsinin hayatlarını sürdürmek için ciddi anlamda mücadele verdiğini hatırlatmadan geçemeyeceğim.
📖 Sayfa 239 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Bir hayvanı vuran Dukha avcısının yapması gereken ilk şey, hayvandan af dilemektir.
📖 Sayfa 164 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Ailenin ilk doğan rengeyiği yavrusuna "baştancı", son doğanaysa "bincede" denir.
📖 Sayfa 110 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
- İnsan yeryüzündeki üstün canlı mı?
Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Meselenin yerleşik düzene geçen insanın kendini diğer canlılardan (bitki, hayvan) üstün görmesi ile başladığını ifade ediliyor..
Dukha avcıları için şans kavramının en önemli öğelerinden biri kişinin "beklentileri"ni nasıl kontrol ettiğiyle ilgilidir. Bir avcı alçakgönüllü olmalı ve kendini doğaya teslim etmeyi bilmelidir. Kendine güven, Batı toplumlarında algılananın aksine, bir avcının sahip olabileceği en kötü özelliklerden biri. Yani avcılar yabana çıkarken "beklentilerini" yanlarına almaktan kaçınmalıdır.
📖 Sayfa 183 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Dukhalar kurtlardan, kendi dillerindeki kelimenin karşılığı olan "börü" sözcüğü yerine, genellikle "dağ açası", yani dağ babası diye bahsederler. Hem börü sözcüğünü kullanmanın hayvanı çağıracağına inanırlar hem de kurtlara saygıyla hitap etmek oldukça önemlidir.
📖 Sayfa 104 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Özellikle ayna kesinlikle ava götürülmez çünkü hayvanları geri yansıtarak kaçırdığına inanılır.
📖 Sayfa 153 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Şamanlar, animist düşünce biçiminde mevcut olan insan olmayan canlılarla iletişime geçebilen aracı kişiler. Dolayısıyla bu toplumlarda insanların başlarına gelen sorunların kaynağını, diğer canlılarla yanlış ilişki kurmalarıyla bağlantılı gördüklerini de anlayabiliriz.
📖 Sayfa 35 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Avcılıkla ilgili en önemli kurallardan biri de av etinin paylaşımıdır. Bazı araştırmacılara göre paylaşımın avcı-toplayıcılar için bu kadar önemli olmasının sebebi, paylaşım mekanizmasının bir nevi hayatta kalmak için bir güvence sağlamasındandır. Bu şekilde açlık korkusu azalır; çünkü bugün avcının avını paylaştığı kişi, yarın kendisi et bulduğunda onunla paylaşacaktır. Yani paylaşım yiyeceksiz kalmamayı garantilemenin bir yolu, bir nevi "kolektif sigorta" dır.
📖 Sayfa 205 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Hayvanlarla yüzyüze gelen, ata topraklarında haftalarca dolaşırken yer üyesine sunum yapan ve kutsal yerleri bir bir öğrenen genç erkekler, av sayesinde karınlarını doyurmanın ötesinde doğayla nasıl iletişime geçileceğini öğrenirler. Avcılık, aynı diğer hayvanlar gibi tayganın bir parçası olmak demektir.
📖 Sayfa 203 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel

Bu toplumlarda insanların hareket özgürlüğü sosyal sorunları çözmenin en pratik yoludur, baskı altında hisseden ya da birisiyle sorun yaşayanlar sorunu yer değiştirerek çözer.
📖 Sayfa 125 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Sibirya yerli halkları için şans kavramı, bizim de Fransızcadan aldığımız "şans" anlayışından oldukça farklıdır. Türkçe sözlüklerde "şans" kelimesi "mantıkla açıklanamayan birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç, baht, talih, felek
📖 Sayfa 184 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
" ya da, "bir kimsenin bilgi ve emeğinden çok rastlantı sonucu elde ettiği elverişli durum" olarak tanımlanır. Dukhalara göreyse, birinin şansı onun genel davranışları ve ahlâkıyla birebir bağlantılıdır.
Sizce ayıyı bile arkasından vurmayan bir halk mı “ gelişmiştir” yoksa tüm canlılar üzerinde söz hakkı olduğunu düşünen bir devlet mi?
📖 Sayfa 239 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
İnsanın ana dilinin, kişinin her yere götürdüğü evi olduğunu bilemezdim.
Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Ölüleri dışarı salma geleneği Dukhalar için yaşadıkları coğrafyayı kutsal bir alana dönüştüren önemli ir gelenektir; zira burası atalarının "yurtlatıldığı" dev bir mezarlık gibidir.
📖 Sayfa 75 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Kurtların verdiği onca zarara rağmen, Dukhalarla kurtlar arasındaki ilişkinin basit bir nefret ilişkisi olmanın ötesinde karmaşık hisleri de barındıran bir saygı ilişkisi olduğunu anlamak beni oldukça şaşırtmıştı.
📖 Sayfa 104 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Dukhalar kurtlardan, kendi dillerinde kelimenin karşılığı olan "börü" sözcüğü yerine, genellikle "dag açası", yani dağ babası diye bahsederler.
Hem börü sözcüğünü kullanmanın hayvanı çağıracağına inanırlar hem de kurtlara saygıyla hitap etmek oldukça önemlidir.
Hayvanlar, onlarla birlikte taygada yaşayan insanlar, ağaçlar, nehirler ve dağlar... Hepsinin kaderi birbirine bağlı.
📖 Sayfa 16 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Başka insanların eşyaları sahiplerinin enerjisini taşıdığından avcının şansını etkileyebilir.Bunun anlamı bir kişinin eşyaları başkasının üzerinde hoorsık(hayaletli,ruhlu) olabilir.
📖 Sayfa 152 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Yalnız çoğu zaman konuya hakim olmayanların düşündüğü gibi, avcılığın bitki toplamaktan ya da ren geyiği gütmekten daha önemli olduğu fikri, yine Batılı bir bakış açısıdır; zira bu toplumların öyle bir ayrım yapmadıkları gözlemlendiği gibi kadınların haneye katkıları da oldukça büyüktür.
📖 Sayfa 40 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
"İnsanın anadilinin, kişinin her yere götürdüğü evi olduğunu bilmezdim. "
📖 Sayfa 10 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
... deneyimsiz olsan ve yiyecek için başkalarına muhtaç olsan bile, bağımsızlığına her zaman saygı duyulacağına güvenmek
📖 Sayfa 201 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
... burada ölüm doğaldır, Batılı toplumlarda olduğu gibi büyük bir şok ya da hüzün yaşanmaz.
📖 Sayfa 129 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Eğer doğaya güvenmeyi bilirsen, sana eninde sonunda ihtiyacın olanı verecektir.
📖 Sayfa 186 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Köpeklerle ilgili bir diğer yaygın inançsa yaşlanan köpeklerin ölmeye yakın evden uzaklaşacağıdır. Bir köpek yaşlanıp yürüyemez hale geldiğinde sahibinin onu vurmasi zorunlu hale gelebilir.inanisa göre bunu bilen köpekler sahiplerini böyle bir şeye zorlayıp üzmemek için genellikle kendileri obayi terk ederler
📖 Sayfa 178 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
"Diğerleriyle paylaşmaya her zaman hazır olmak bir insanın iyiliğinin ölçütüdür ve misafirperverlik kendine güvenin asıl kaynağıdır." (Lee 2005: 21).
📖 Sayfa 208 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Bir eeren canlandırıldıktan sonra kişi hayatının sonuna kadar ona bakmakla yükümlüdür, örneğin ilkbaharda bir ayinle eerenlerin yenilenmesi gerekir. Her eerenin yapısı ve ona gösterilecek özen farklıdır.(...) Her halükarda eerenler hanenin bir bireyi gibi özenle orada yaşar ve ateşin ruhuyla birlikte hanenin en kutsal ögeleri kabul edilirler.
📖 Sayfa 77 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Hayvanın özelliğine göre ad verilmesi onun bir birey olarak görüldüğünün ispatıdır ve bir hayvan birey olarak görülmeye başlandığında artık büyük kitle içinde herhangi bir nesne olmaktan çıkar ve sürünün bir üyesi hâline gelir (Finj, 2011).
📖 Sayfa 130 · Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel
Sıkça Sorulan Sorular
Rengeyiği Türkleri: Dukhalar kimin eseridir?
Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, Selcen Küçüküstel tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2020'de yayımlanmıştır.
Rengeyiği Türkleri: Dukhalar kaç sayfadır?
Rengeyiği Türkleri: Dukhalar, 256 sayfadır (Kolektif Kitap Yayınları baskısı).
Rengeyiği Türkleri: Dukhalar'ın en ünlü sözü nedir?
“Rüyalar Dukhaların yaşamlarının her alanında önemli olsa da avla ilgili rüyaların ayrı bir yeri vardır ve aynı kemik falı gibi bir kehanet yöntemi ve iletişim biçimi olarak kullanılır. Hem avdakiler hem de geride kalanlar için bilinmezliklerle dolu bu süreçte rüyalar kişileri olabilecekler hakkında yönlendirir. Böylece rüyalardaki imgeler sayesinde doğayla iletişim kuran avcılar ne yapacaklarına ona göre karar verebilirler.”