
Hayalet Ev, Asuman Suner'in 344 sayfalık eseridir. İlk kez 2006'da yayımlanmıştır. Hayalet Ev'i okuyanların en çok beğendiği sözler burada bir araya geldi.
Hayalet Ev'den En Beğenilen Alıntılar
Ancak taşrada bulunmuşların, hayatlarının şu ya da bu aşamasında taşranın darlığını hissetmişlerin, hayatı bir taşra olarak yaşamışların, kendi içlerinde bir şeyin daraldığını, benliklerinin bir parçasının sapa ve güdük kaldığını, giderek bir taşradan ibaret kaldığını hissedenlerin anlayabileceği bir sıkıntı
📖 Sayfa 109 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Chion'a göre, erkeğin haykırışı her zaman bir iktidar arzusuna, kendi alanının sınırlarını çizmeye, onun içinde hükmetmeye yönelikken, kadının çığlığı sınırların, sözcüklerin, anlamın bittiği yerde başlar.
📖 Sayfa 311 · Hayalet Ev, Asuman Suner
komünist ne demek usta ," diye sorduğunda, "nasıl anlatsam" diye cevap verir, "o da bir insan."
📖 Sayfa 70 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Çocukların birbirinden kötü ve anlaşılmaz tonlamalarla okudukları okuma parçasıyla, sınıfta yaşanan gerçeklik arasında gözle görülür bir kopukluk vardır. Okuma parçasının konu ettiği "toplum hayatı", kasabalı çocukların her gün yaşadığı ger çeklere hiçbir biçimde temas etmez.Çocuklar bu durumu kanıksanmış bir ilgisizlikle karşılarlar. Okuldan, bu sıkıntılı, tekdüze saatlerin dışında bir beklentileri yok gibidir. Eğitimin böyle, hayata temas etmeyen, yabancı bir şey olduğu fikrini içselleştirmişlerdir adeta.
📖 Sayfa 142 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Geçmiş, gerçeklerde değil imgelemde yaşar.
📖 Sayfa 55 · Hayalet Ev, Asuman Suner
her şeyin bittiği yerde başlayan şehre bazen güzel şeyler de gelirdi, ama hiçbiri uzun süre kalmazdı
📖 Sayfa 69 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Gitmek, kurtulmak, geride bırakmak, uzaklaşmak arzusu daima bir ikilik barındıracaktır içinde. Tam da arzunun gerçekleştiği anda fark eder insan geride bırakılanla arasındaki bağın gücünü
📖 Sayfa 116 · Hayalet Ev, Asuman Suner
kavramlar olguların içinden çıkmaz, onların üzerine dışarıdan giydirilir. Böyle olunca, kullanılan söylemsel çerçeve hiçbir zaman olguların üzerine tam oturmaz, bazı kısımları fazla bol, bazı kısımlan fazla dar gelir.
📖 Sayfa 38 · Hayalet Ev, Asuman Suner
İnsanlar arkadan daha savunmasız görünüyor kesinlikle, siz de özgürce vicdanınızı çalıştırarak izleyebiliyorsunuz onları.
📖 Sayfa 155 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Evimiz, mekansal, varoluşsal ve kültürel olarak ait olduğumuz, parçası olduğumuz topluluğun, ailemizin ve sevdiklerimizin yaşadığı, kendi kökenlerimizi bulacağımız, dünyanın başka bir yerindeyken geri dönmeyi özlediğimiz yerdir
📖 Sayfa 15 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Seyirci kalma daima suç ortaklığını da içeren bir durumdur.
📖 Sayfa 246 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Nuri Bilge Ceylan sineması, evi bugüne, bugünün taşrasına çeker. Aidiyet ilişkileri masum, iyicil değildir artık. Ev, aile, çocukluk imgelerinde tekinsiz, rahatsız edici bir yan vardır. Ceylan'ın filmleri dikkatimizi evin içerdiği kaçınılmaz paradoksa yöneltir. Ev aynı anda hem rahatlık, huzur, yerini bulmuştuk, hem kıstırılmışlık, sıkıntı, çakılıp kalmak demektir. Demirkubuz sineması ise, Ceylan'ın filmlerinde izlerini bulduğumuz tekinsizliği en uç noktasına doğru götürür. Ev doğrudan karanlığın alanıdır, bir hapishane, bir cendere, bir cehennemdir artık
📖 Sayfa 174 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Oyun arkadaşı bulamadığımız anlardan çok, oyun arkadaşımızla birlikteyken sıkıldığımız anlar? Bir şeylerin olmasını beklediğimiz, bu şeylerin bir türlü gerçekleşmediği anlar. Çağrı var, çağıran var, çağrıldığımız yerde bekliyoruz, ama hiçbir şey olmuyor ... Sizi yanılttığı için karşınızdakine, yanlış şeye umut bağladığınız için kendinize duyduğunuz öfkeyi bastırdığınızda tek bir duygu kalır geriye: Sıkıntı. Bir şeyler başlamış ama hiçbir şey gerçekleşmiyor
📖 Sayfa 118 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Ev, kollayıcı, korunaklı bir sığınak değildir. Tersine, özel alanın mahremiyeti şiddetin en akıl almaz biçimlerini kimsenin ulaşamayacağı, müdahale edemeyeceği bir alana çektiği için, ev insanı en çaresiz bırakan yerdir.
📖 Sayfa 173 · Hayalet Ev, Asuman Suner
kuşku yok ki Türk sineması yüz küsur yıllık tarihinde daima olduğu gibi günümüzde de büyük oranda bir "erkekler sineması"dır.
📖 Sayfa 281 · Hayalet Ev, Asuman Suner
(..) Yeni Türk sinemasının gerek popüler gerekse sanatsal kanatlarında, çoğunlukla erkek kahramanları merkez alan öykülerin, yine erkeklerin gözünden anlatıldığını görürüz. Kadınlar, bütünlüklü karakterler olarak değil, erkekler tarafından görüldükleri biçimde, çoğunlukla birer arzu nesnesi olarak temsil edilir. Bu anlamda, yeni Türk sinemasını tanımlayan özelliklerden biri de kadınların yokluğudur kuşkusuz.
Tekinsiz"i, insanda dehşet, korku, ürperti hissi uyandıran şey olarak tanımlarken Freud, bu hissin kökeninin yabancı ve bilinmedik değil, tersine aşina ve çok iyi bilinen, ancak bastırılma sonucu yabancılaşılmış olan bir şeyle karşılaşmak olduğunu söyler. Bu anlamda, "tekinsiz"in kökeni hepimizin bir zamanlar "ev"i olan ana rahmine/ anne bedenine uzanır
Hayalet Ev, Asuman Suner
“ev", bir yanıyla çakılıp kalmak, kıstırılmışlık; bir yanıylaysa benzersiz bir rahatlık, yerini bulmuşluk demek. Bir yanıyla geride bırakmak, kaçıp kurtulmak istediğimiz her şey, bir yanıyla daima özlemini duyduğumuz, daima geri dönmek istediğimiz yer.
📖 Sayfa 165 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Şiddet yüklü bir dünyadır bu - herkesin şiddetle çevrili yaşadığı, aynı anda şiddetin uygulayıcısı ve kurbanı, tanığı ve suç ortağı olduğu...
📖 Sayfa 203 · Hayalet Ev, Asuman Suner
"hayal kırıklığının başkenti"
📖 Sayfa 58 · Hayalet Ev, Asuman Suner

Amca, babam bizi küçük yaşta terk edip gitti. Annem ve ben acılar içinde yalnız kaldık. Baba sevgisi tatmadım diyebilirim. Ben sizi çok sevdim amca, size baba diyebilir miyim?
📖 Sayfa 89 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Yaşanılan değil, tutunulmaya çalışılan bir kenttir"
📖 Sayfa 221 · Hayalet Ev, Asuman Suner
arada kalmışlığın yarattığı hüzünlü varoluş…
📖 Sayfa 56 · Hayalet Ev, Asuman Suner
her şey kendini tekrarlar.
📖 Sayfa 179 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Türkiye'de ne 12 Eylül 1980 askeri darbesine, ne Güneydoğu'daki savaşa, ne de bu olayların milyonlarca kişinin yaşamları üzerinde bıraktığı izlere ilişkin gerçek bir toplumsal hesaplaşma hiçbir zaman yaşanmamıştır.
📖 Sayfa 29 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Bachelard'a göre, "soyut" zamandan farklı olarak, "yaşanan" zaman muhakkak mekanla, yerle ilişkili olarak anlam kazanmaktadır. Başka şekilde söylersek, zamana yaşanmışlık niteliğini kazandıran mekana ait özelliklerin bellekte bıraktığı izlerdir.
📖 Sayfa 53 · Hayalet Ev, Asuman Suner
bir sınırı (simgesel bir sınır) geçer ve sınırı geçtiği zaman, eskiden onun için asla mümkün olamayacak seçenekleri hayal edebilmenin artık mümkün olduğunu fark eder
📖 Sayfa 273 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Kadınlar, erkek egemen dile tercüme edilemeyecek olanı, susarak konuşurlar. "Dilsizlik" bir ifade şekline dönüşür.
📖 Sayfa 201 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Evlilik tek kurtuluş gibi görünür. Ancak ev, güvenli bir korunak değil, kadınları şiddet karşısında en çaresiz bırakan yerdir çoğu kere. Taşra kadınlar için kapalılık, mahkumiyet demektir
📖 Sayfa 313 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Tümüyle yersiz yurtsuzlaşmış, sahip olduğunu sandığı her şeyden sıyrılmış, kaybolmuş biridir artık. Ama tuhaf biçimde, bu kayboluş ürkütücü olduğu kadar, umut vericidir de. Her şeyin yittiği noktada, yeni bir hayat tasavvur etme imkanı vardır çünkü.
📖 Sayfa 273 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Nurdan Gürbilek (2001 ), 1970'lerin sonuyla 1980'lerin başında popüler olan "ağlayan çocuk" posterinin niye çok sevilmiş olduğunu tartıştığı bir yazısında, Türkiye toplumunun kendini mağdur çocuk imgesiyle özdeşleştirmek ve bu imge aracılığıyla kendine acımak tan haz almak konusundaki eğilimine dikkat çeker.
Hayalet Ev, Asuman Suner
“Türkiye'de zenginliğin yaşanma tarzı, onu meşrulaştırma kaygısından 'kurtulmanın' serbestliğiyle, teşhirci ve küstahça görünümler arz eder. “
📖 Sayfa 23 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Gaston Bachelard, Mekanın Poetikası'nda,
📖 Sayfa 141 · Hayalet Ev, Asuman Suner
“yalnızlıklarına sahip olmuş, gerçekten sahip olmuş çocuklar mutludur," der ve sürdürür: "Çocuğun sıkılarak geçirdiği saatlerin olması, abartılmış oyunla, nedensiz, katıksız sıkıntının diyalektiğini tanıması iyidir, hatta hayırlıdır"
Baran bu kente, bu zamana yabancıdır.
📖 Sayfa 76 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Yeni Türk sinemasının kadınlara bakışının temel bir ikilik içerdiğini düşünüyorum. Bu, bir yanıyla kadınları yok sayan, kadınlara ancak erkek bakışı dolayımıyla, erkek dünyası içinde kendilerine biçilen rolü oynamaları koşuluyla yer açan bir tavırdır ve bu haliyle Türkiye toplumunun derinlerine nüfuz etmiş patriarkal kültürün bir uzantısıdır. Ancak ilginç biçimde, bu sorunlu tavır, kimi zaman içinde erkek egemen kültürle suç ortaklığına ilişkin bir farkındalık, eleştirel bir iç bakış da barındırabilmektedir.
📖 Sayfa 47 · Hayalet Ev, Asuman Suner
2003'te Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak adlı filmi yine Cannes Film Festivali'nde
📖 Sayfa 37 · Hayalet Ev, Asuman Suner
hem Jüri Büyük ödülünü aldı, hem de iki erkek oyuncusuna
(Muzaffer Özdemir ve Mehmet Emin Toprak) En İyi Erkek Oyuncu ödülünü getirdi. Bu prestijli ödüller, yeni sanat sinemasının kendini Türkiye'de ve uluslararası platformda ispat etmesi açısından bir dönüm noktası oldu.
ilginç olan şu ki, uluslararası platformda belli "ulusal sinemaları" temsil ettikleri düşünülen filmler, "ulusal" platformda genellikle aynı şekilde algılanmamak tadır. Uluslararası platformda sözgelimi "yeni İran sineması "nı temsil eden filmlerle, İran'da en çok izlenen filmler aynı değildir
📖 Sayfa 40 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Üç yolculuk türünden bahseder Naficy. İlki, dışarı açılan yolculuklardır. Kaçış yolculukları, sığınacak bir yer, yeni bir ev bulma umuduyla yapılan yolculuklar söz konusudur burada. İkincisi, arayış yolculuklarıdır ve genellikle yitirme, kaybolma, evsizlik temalarını içerir buradaki arayışlar. Üçüncüsü, içe doğru yapılan yolculuklar ya da eve dönüş yolculuklarıdır ve kişinin kendini, geçmişini, ait olduğu yeri bulmak, keşfetmek üzere çıktığı yolculukları kapsar.
📖 Sayfa 260 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Yapıldığı yıl ulusal ve uluslararası festivallerde toplam yirmi iki ödül alan Tabutta Rövaşata, Türk Sinemasında daha önce yapılmış hiçbir filme benzemeyen, yalın, gösterişsiz, ancak son derece vurucu yeni bir üslubun habercisiydi.
📖 Sayfa 37 · Hayalet Ev, Asuman Suner

Psikanalitik kuram, hatırlama ve unutmanın kaçınılmaz biçimde birbiriyle bağlantılı, iç içe geçmiş süreçler olduğunu söyler bize.Hatırlama, son kertede unutmanın biçimlerinden biridir yalnızca.
📖 Sayfa 99 · Hayalet Ev, Asuman Suner
“bellek" tanımı gereği geçmişe işaret etmesine karşın, hatırlama eyleminin kendisi bugüne aittir
📖 Sayfa 72 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Popüler" sinemanın geçmişi temize çekme ve toplumu temize çıkarma çabasına karşılık, yeni Türk sinemasının "sanatsal" kanadında "aidiyet" meselesine ilişkin çok daha sorgulayıcı ve sarsıcı bir tutumla karşılaşırız.
📖 Sayfa 45 · Hayalet Ev, Asuman Suner
Yılmaz Güney'in senaryosunu hapishanede yazdığı ve onun verdiği direktifler ışığında Şerif Gören'in yönettiği Yol, 1982 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü Costa Gavras'ın Kayıp (Missing) filmiyle paylaştı. Yapıldığı dönemde, Türkiye'deki darbe sonrası siyasi baskı koşullarında ülkeye sokulması ve gösterimi yasaklanan Yol, on yedi yıl aradan sonra ilk kez 9 Şubat 1999'da İstanbul'da sinema salonlarında gösterime girdi
📖 Sayfa 36 · Hayalet Ev, Asuman Suner
“Bir topluma her aidiyet, öznenin aslında her halükârda ona dayatılan şeyi, kendi seçiminin bir sonucuymuşçasına, özgürce kucaklamaya mecbur edildiği paradoksal bir nokta içerir (hepimiz vatanımızı, ebeveynlerimizi sevmek zorundayız-dır). Bu zaten her durumda gerekli olanı isteme (özgürce seçme), ortada gerçekte yokken, özgür bir seçim varmış gibi yapma (görüntüyü kurtarma) paradoksu, boş bir simgesel jest nosyonuyla karşılıklı bağımlılık içindedir; bujest -bu teklif- reddedilmek için sunulmuştur: Boş jestin sunduğu şey, imkânsızı, zaten kaçınılmaz olarak olmayacak olanı, reddetme şansıdır ”
📖 Sayfa 19 · Hayalet Ev, Asuman Suner
"Algıladığımız daima, ekonomik çıkarlarımız, ideolojik inançlarımız ve psikolojik taleplerimiz bazında algılamak istediğimiz kadardır."
Hayalet Ev, Asuman Suner
Sıkça Sorulan Sorular
Hayalet Ev kimin eseridir?
Hayalet Ev, Asuman Suner tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2006'da yayımlanmıştır.
Hayalet Ev kaç sayfadır?
Hayalet Ev, 344 sayfadır (Metis Yayıncılık baskısı).
Hayalet Ev'in en ünlü sözü nedir?
“Ancak taşrada bulunmuşların, hayatlarının şu ya da bu aşamasında taşranın darlığını hissetmişlerin, hayatı bir taşra olarak yaşamışların, kendi içlerinde bir şeyin daraldığını, benliklerinin bir parçasının sapa ve güdük kaldığını, giderek bir taşradan ibaret kaldığını hissedenlerin anlayabileceği bir sıkıntı”