CANLI

Siyaset Kitaplığınıza Ekleyin: Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica — Abdullah Yıldız

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica - Abdullah Yıldız kitap alıntıları ve sözleri

Abdullah Yıldız'ın Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica adlı eseri, siyaset alanında öne çıkan çalışmalardan biridir. İlk kez 2014'te yayımlanmıştır. Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica sevenlerin en çok alıntıladığı sözler bu sayfada toplandı.

Yazar:Abdullah Yıldız
İlk Yayın:2014
Yayınevi:Pınar Yayıncılık
Sayfa Sayısı:248
Dil:Türkçe
ISBN:9789753521284
Okuma Süresi:7 sa. 2 dk.
Türler:Araştırma-İnceleme, Siyaset-Politika

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica'dan En Beğenilen Alıntılar

"sistemim irticâ nöbetleri"
  31 Mart 1909'dan 28 Şubat 1997'ye değin  geleneksel ve periyodik  kriz dönemleri şeklinde tanık olduğumuz irtica nöbetlerinin, klasikleşmiş ve klişeleşmiş bazı karakteristik özelliklerini tespit etmek ise hayli öğretici ve ibret verici olacaktır.

📖 Sayfa 66 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

1928'de kadar T.C. Anayasası'nda 'Devletin dini, Din-i İslam'dır' cümlesi  yazılı idi.

📖 Sayfa 97 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Şeyh Said isyanı, Tek Parti faşizmini sürdürmek için bulunmaz bir fırsat olmuş, İstiklal Mahkemeleri de muhalefeti ve basını susturma görevini başarı ile tamamlamıştır.

📖 Sayfa 105 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Batılılaşmak için yapılan infilâkların önündeki en büyük engel irticadır.

📖 Sayfa 41 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

1935'ten  itibaren Halk Partisi'nin faşist/totaliter uygulamalarını iyiden iyiye  sıklaştırdığı görülecektir. 1950-60 arasında nisbi bir rahatlama yaşanacaksa da her ihtilal ve darbe sonrasında Tek Partici sivil-asker elitin en önemli takıntısı çarşaf/başörtüsü/türban olacak, neredeyse "tesettür" ile "irtica" özdeş hale  getirilecektir.

📖 Sayfa 124 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Gerek 27 Mayıs 1960, gerek 12 Mart 1971, gerekse 12 Eylül 1980 askeri müdahalelerinde ABD ve CIA etkisi açıktır.

📖 Sayfa 229 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Tek Parti iktidarına yakın aydın kesim de o yıllarda revaçta olan totaliter rejimleri savunuyordu. Örneğin resmi ideolojinin kalemşörlerinden Falih Rıfkı, açıkça Faşizm'in ve Tek Parti rejimlerinin faziletinden dem vuruyor, “Faşizm, bir milleti kuvvetli yapar.”* diyordu. Ona göre “halk çocuğunun, anasının kucağından çıkar çıkmaz yattığı beşik, fırka kucağı” olmalıdır ve “bir çocuk başka türlü yoğrulamaz.

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

"Halkın muhalif olduğu politikalar karşısında sessiz kalmasını sağlayabilmek için klasik bir yöntem vardır: Yüreklere korku salmak. Halk, malının ve canının bir büyük düşmanın tehdidi altında bulunduğuna inandırılırsa, muhalif olduğu programların uygulanması karşısında sessiz kalmayı tercih eder, yapılanları hoş karşılamasa bile zaruri bulabilir."
         ( Noam Chomsky,  Terörizm Kültürü)

📖 Sayfa 207 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

İmparatorluğun son nefeslerini verdiği bir dönemde Avusturya'da İçtihat dergisini çıkarmakta olan hızlı batıcı Abdullah Cevdet, "müslüman halkın kalkınması için gerekli çarelerin neler olduğunu" araştırmak üzere bir anket yapar ve bir Fransız edebiyatçısından şu esprili cevap alır: " Fermez le Coran, ouvrir le femmes",  yani "Kur'an-ı  kapa, kadınları aç!" Bu sözden hayli  etkilenen A. Cevdet küçük bir değişiklikle şöyle bir slogan üretir: "Hem Kur'an'ı, hem kadınları aç!"

📖 Sayfa 16 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Cumhuriyet devrinde Din'de devrim yapma düşüncesinin mimarı Ziya Gökalp'tir.  Gökalp ilk defa "Vatan" adlı şiirinde bu konuyu ortaya atmıştı.

📖 Sayfa 125 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

İttihat ve Terakki iktidarına yönelik her muhalefet, her eleştiri "irticâ" damgasını  yiyerek susturalacaktı.
 Şair Eşref, İttihat Terakki'ye karşı çıkan herkesin "mürteci" ve "müstebit"  diye itham edildiği söyler:
 Kim kim Cemiyet aleyhinde bulunsa, "mürteci".

📖 Sayfa 61 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Feroz Ahmad'ın ifadesi ile “1930'larda partiye egemen olan militan laikler” bir yandan “İslam'ı modem çağ uygun hale getirmek için” reformlara girişirken, öbür yandan da İtalya ve Almanya rejimlerini örnek alarak yeni bir “ideoloji” yaratmaya koyuldular. Ve kısa zamanda, bir kısmı “Ebedi Şef”in ilkelerinden, bir kısmı da Mussolini'nin “fasces”i ve Hitler'in “ein volk, ein partci, ein führer” (tek millet, tek parti, tek şef) anlayışından oluşan! bir ucube “resmi jdeoloji” icad ettiler.

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Demokrat Parti açıkça, din ve inanç özgürlüğü getireceğini söylememişti, ama gelenekçi ve dindar kesimler DP'nin daha hürriyetçi olacağınız seziyorlardı. Bu nedenle Halk Partisi'ne karşı  Demokrat Partiyi desteklediler.

📖 Sayfa 176 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Örneğin bu yıllarda Faşizm Nazizm çizgisine karşı Demokrasi çizgisinde olduğunu kanıtlamak için Türkçü Turancı genç edilen daracık hücrelere kapatıyordu.

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Şükrü Karatepe nin tespitleri:
İttihatçıların Abdülhamid'e karşı yönelttikleri eleştiriler, Batı kökenli teorilerin özellikle de Fransız düşüncesinin yansımalarıydı. İttihatçılar 19. yüzyıldaki seleflerinden farklı bilgilere sahipti. II. Meşrutiyet'in ilanında rol olan Genç Türkler, daha çok 18. yüzyıl Aydınlanma Felsefesi'nden etkilenmişlerdir. II. Meşrutiyet için mücadele verenler ise, daha çok 19. yüzyıl Fransız sosyal bilimcilerini örnek aldılar.

📖 Sayfa 40 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Ekonomik sıkıntılardan, adaletsizliklerden söz eden, halkın açlık ve sefaletini gündeme getirenler ise "komünist" damgasını yiyordu.

📖 Sayfa 157 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Takrir-i Sükun Kanunu, gelenekçi, liberal ya da ileri ayrımı yapmaksızın, resmi ideolojinin dışındaki tüm siyasal örgütlenişle  birlikte direnen basını ve yığınsal iletişim kanallarını da kapatmıştır.

📖 Sayfa 104 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

yaklaşık bir asırdan beri, egemen güçler, irticâ ve gericilik yaftasını, bazen kapsamını genişleterek, bazan daraltarak, bazan da çıkarları nasıl gerekiyorsa öyle yorumlayarak rakiplerine karşı diledikleri gibi kullanmışlar.

📖 Sayfa 45 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Türk tarihinde yenileşme hareketlerinin başlangıcından bu yana siyasi hayatın iki faili vardır: "Biri değişmeyi, yenilikleri benimseyen ve bu uğurda mücadele veren batıcı, lâik, ilericiler;  diğeri değişmeye ve yeniliklere karşı çıkarak, eski düzenin devamında direnen, gelenekçi, dinci, gericiler.

📖 Sayfa 80 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Diğer inkılaplara gösterilen tepkiler bir tarafa, halkın en çok tepkisini çeken inkılaplardan biri kılık- kıyafet değişikliği, yani "Şapka devrimi" oldu.

📖 Sayfa 118 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Önceki yıllarda yapılan bu uygulamalar dikkate alındığında, 1949 yılında 'düğün değil-bayram değilken birdenbire dini özgürlüklere kapı aralanmasını sadece “istismar kelimesi açıklayabilir. Nitekim 1 Mart 1950 tarihinde kabul edilen bir kanunla, 30. 11. 1925 tarihli tekke ve türbelerin kapatılmasına ait kanun yürürlükten kaldırılarak Türk büyüklerine ait türbelerin açılmasına da izin veriliyordu.”

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Terakkiperver Parti'nin kapatılma gerekçesi, kamuoyuna "irtica tahrikçiliği"  olarak takdim edilmiştir. Bu iddianın tek delili de Parti tüzüğünde yer alan "dini fikirlere ve inançlara saygı"  cümlesidir.

📖 Sayfa 106 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

"Birinci Büyük Millet Meclisi'nde ne kadar tanınmış muhalif varsa, hepsi birer bahane bulunarak İstiklal Mahkemeleri'ne getirilmiş ve bunların ekserisi birer surette cezalandırılmışlardı.
İstiklal Mahkemeleri'nin en mühim icraatı, muhalefeti ve matbuatı susturmak ve ortadan kaldırmak olmuştur."  
Ali Fuat Cebesoy

📖 Sayfa 115 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

1938'de Atatürk ölmüş, “Ebedi Şef”in yerini “Milli Şef almıştı. Fakat Kemalizm hâlâ içi boş bir kavramdan ibaret. ti. Manisa Mebusu Kazım Nami Duru, bu boşluğu 1939'da Parti toplantısında yaptığı bir konuşmada şöyle dile getiriyordu:

“Kemalizm nedir?... Yalnız bir kelimeden ibaret olduğu zannedilmek ihtimali vardır... Maatteessüf arkadaşlar, bunun üzerine hiçbir kitap yazılmamıştır. Yalnız bir kitap yazılmıştır. Onu yazan da Tekin Alp (Moiz Kohen) isminde bir Musevi vatandaşımızdır... Kemalizm'in bütün prensiplerini... izah ve tafsil edecek bir kitaba ihtiyacımız vardır.

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Şapka Kanunu çıkmadan çok önceleri Frenk Mukallitliği ve Şapka Tesettür-i Şer'i isimli kitaplar yazan İskilipli Atıf Hoca, İstiklal Mahkemesi'nin kararıyla idam edilirken, İslam bilginlerinden Tahirü'l- Mevlevi (Ongun), Ömer Rıza (Doğrul) ve bazı kitapçılar çeşitli  cezalara çarptırıldılar.

📖 Sayfa 121 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Radikal Yazarı Mine G. başörtüsü ile okula alınmayan öğrencilere şöyle bakıyor. (Radikal 28.2.1998):
" ...bugün Türkiye'de kara çarşaf, yeşil bant, ipekli türban ve potur ve takke, bir ideolojinin üniformalarıdır. Günümüz koşullarında gamalı haçı savunmak neyse, türbanı ve çarşafı ve takkeyi savunmak odur.

📖 Sayfa 37 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Bir "kültür devrimi" olarak görülüp yüceltilen, eğitimin ve bilginin yollarını halkın bütününe açacağı umulan harf devrimi, Fransa'dan alınma bir okul programıyla uygulamaya konuldu; ama devrimden tam 40 yıl sonra bile okuma-yazma bilmeyenlerin oranı %52'lerde idi."

📖 Sayfa 118 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

İrticâ
II. Meşrutiyet döneminde birden bire içeriği değiştirilip "siyasallaştırılan", anlam kaymasına ne sapmasına maruz kalan talihsiz bir sözcük.

📖 Sayfa 13 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Şeyh Said isyanını bastırmak bahanesi ile her türlü muhalefeti sindirmeyi amaçlayan  Tek Parti despotizmi, sadece Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'nde 49 kişiyi idama mahkum etmiştir.  Ankara İstiklal İstiklal Mahkemesi'nin hedefi ise Terakkiperver Parti ve gazetecilerdir. İstanbul'da yayımlanmakta olan ondört gazeteden sekizi kapatılmıştır.

📖 Sayfa 103 · Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Feroz Ahmadın dikkat çektiği gibi, “Allah'ın adını asla sebepsiz yere anmayan kararlı bir laisist olarak bilinen İnönü, buna rağmen, okullara Din dersi konulmasına karar veriyordu.” Doğrusu bu şaşılacak bir durumdu. F. Ahmad'ın aktardığına göre, sosyalist Mehmet Ali Aybar, o sırada şu yorumda bulunuyordu: “Bugüne kadar devrimciliği ve laikliğiyle övünen bu parti, selameti, hayatının en kritik döneminde dini kucaklamakta buldu.”

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

“Bizim iki anayasamız vardır: Yazılmış ve yazılmamış anayasa. Yazılmış anayasa 1924 Teşkilâtı Esasiye Kanunu'dur. Yazılmamış olanı ise, şimdiki fiili durumumuz, yani “şef sistemi'dir. Bu sistem, kuvvetini partiden (CHP'den) alır...”
Mahmut Şevket Esendal 1944 CHP Genel Sekreteri

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Başta Mustafa Kemal'in kişiliği olmak üzere, bır dızi kutsal saygıdeğer nesne oluşturdular. Temelde hepsi pozitivist Cumhuriyet aydınları, geleneksel-İslami kurumları yıkmanın sarhoşluğu içinde, yeni bir dın kurduklarının farkına bile varamadılar. Sloganlaştırılan resmi görüşlerin aksine Atatürkçülük, demokratikleştiren, çağdaşlaştıran, svasal ve toplumsal gelişmenin önünü açan bir sistemden toplumsal etkisinden arındırılmak istenen İslamiyet e gelişünlen yeni bir din niteliği taşımaktadır

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

“15 Ekim 1961'de yapılan genel seçimlerde Demok. rat Parti'nin yerini alan Adalet Partisi'nin CHP'den sonra ikinci parti olması, komutanlar tedirgin etmiştir. Milli Birlik Kurulu, CHP'nın tek başına iktidarını -bütün çabasına rağmensağlayamamıştır. Bır grup subay, “bu seçimi saymamayı”, ve “iktidarı milletin hakıki ve ehliyetli mümesillerine tevdi etmeyi” kararlaştırmıştır.

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

"Doğrusunu isterseniz, son dört yıllık sıyasi hayatımızda oy toplamak gayreti ile her iki taraf da laiklikle bağdaşması güç bazı kombinezonlara başvurmak lüzumunu nedense duymuştur. Bu hususta ilk adımı Halk Partisı'nın attığı da maalesef bir gerçektir. İlkokulara din derslerini koyduran, İlahıyat Fakültesi'ni kuran, türbeleri birer birer açan, hatta seçimlerde tankat şeyhlerinden yardım isteyen Halk Partisi hukümetleri değil de kimdir? Bütün bunları yapanların şimdi 'Arapça ezana izin verecekler, eyvah inkılap elden gidiyor” diye hayıflanmaları biraz gülünç gibi geliyor bize.”

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Nitekim CHP'li Cevdet Kerim İncedayı, bir konuşmasında açıkça şunları söylüyordu:

“..Memlekete demokrasinin gelmesini istiyorlar. Biz de istiyoruz. Ancak, bilhassa seçim günlerinde jandarma tedbirleri almazsak, cahil halk reylerini Haso'ya, Memo'ya verir. Büyük Millet Meclisi'ne Hasoların, Memoların dolmasına sizin vicdanınız razı olur mu?”

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Ekonomik sıkıntılardan, adaletsizliklerinden söz eden, halkın açlık ve sefaletini gündeme getirenler ise “komünist” damgasını yiyordu. Örneğin; “yiyecek ekmek bulamıyorum, 'aldığım ücretle geçinemiyorum' demek “komünist propaganda” olarak niteleniyor ve İtalya'dan alınan ünlü 141. ve 142. Maddeler işletiliyordu."

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Halk Partisi'nin, mahalli gelenekler ve dini inançlar üzerinde ideolojik baskı olarak uyguladığı lâiklik, kitleleri bunaltmış ve patlama noktasına getirmişti. Tek parti yönetimi, zoraki modernleştirme ve lâikleştirme girişimlerinde dini hedef almakla yetinmemiş, meşruluğunu İslamiyet'ten alan her türlü gelenek, âdet ve gündelik yaşantı lâikleştirmeden payını almıştı. Halkın yaşam biçimine, giyim-kuşam tarzına müdahale öyle bir hal almıştı ki, hırpani kıyafetli fakir ve köylü halk kesiminin, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bulunduğu caddeden geçmesi bile yasaklanmıştı.“

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Nitekim, 1935'te Almanya'daki Nazi örneğini izleyen CHP, parti ile devletin birleştirilmesini öngören bir tasarıyı kabul ediyor; Genel Sekreter, İçişleri Bakanlığı görevine getirilirken, partinin vilayet örgütlerinin başkanları da kendi vilayetlerine vali olarak atanıyorlardı." Böylece, Tek Parti diktatörlüğü oluşturmak için son adım da atılmış oluyordu.

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

“Dini siyasete alet sözü, yirmi beş senedir Halk Partisi'nin din üzerindeki baskısını yürütmek ıçin öne sürdüğü paslı bir silahtır Din perdesi altında siyaset değil, siyaset perdesi altında dinın kolu kanadı sımsıkı bağlanmıştır... “Sonra demokrasi esaslarına göre hükümetin bütün icrası tenkid olunabilecek de dın üzerindeki baskısını tenkid neden dini siyasete alet telakki olunarak men edilecek? Bunun açık: çası, her şeyde demokrasi var ama, dinde yok! Her şeye karşı müsamaha var ama, dıne karşı müsamaha yok...

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Mustafa Kemal Atatürk, bir dizi devrim gerçekleştirmesine rağmen, Tek Parti rejimi için bir “doktrin” oluşturamamış. Şevket Süreyya'ya göre, “Atatürk doktrinden dama çekinirdi. Halk Partisi kurulurken, kendisine: “İyi ama paşam, bu partinin doktrini yok!” diyen Yakup Kadriye -Elbette yok çocuğum; eğer doktrine bağlanırsak, inkıla dondururuz, diye karşılık veriyordu

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Kemalist devrimciler, “ toplumsal otoriteyi, dini kaynak ve niteliklerinden arındırdılar. Ancak bunlann yerine kendileri, laik nitelikli yenilerini üretemediler. Ortaya akan boşluğu, dini nitelikler kazandırdıkları kendi fetişleriyle doldurdular. Kapsamlı bir dünya görüşü ve derin bir düşünce birikimleri olmadığından, kitlelerin dikkatini çekecek düşünce ve kültür üretimleri ortaya koyamadılar.

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız

Sıkça Sorulan Sorular

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica kimin eseridir?

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Abdullah Yıldız tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2014'te yayımlanmıştır.

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica kaç sayfadır?

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, 248 sayfadır (Pınar Yayıncılık baskısı).

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica'nın en ünlü sözü nedir?

“"sistemim irticâ nöbetleri"   31 Mart 1909'dan 28 Şubat 1997'ye değin  geleneksel ve periyodik  kriz dönemleri şeklinde tanık olduğumuz irtica nöbetlerinin, klasikleşmiş ve klişeleşmiş bazı karakteristik özelliklerini tespit etmek ise hayli öğretici ve ibret verici olacaktır.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e İktidar Kavgaları ve Sanal İrtica — Abdullah Yıldız. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4