
Zafer Toprak'ın kaleme aldığı Atatürk, hikmetli sözleriyle okurların sıkça başvurduğu bir eserdir. İlk kez 2020'de yayımlanmıştır. Aşağıdaki alıntılar, Atatürk'ü okuyan binlerce kişinin favorilerinden oluşuyor.
Atatürk'ten En Beğenilen Alıntılar
Kadınlarımız hatta erkeklerden daha çok münevver, ve daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmağa mecburdurlar.
Atatürk, Zafer Toprak
Atatürk 1876 tarihli Kanun-ı Esasi'ye sert eleştiriler yöneltiyordu. Bu ilk anayasanın güçler ayrılığı anlayışını getirdiğini, bu tür bir siyasal düzenin imparatorluğu çökerttiğini kaydediyordu. Böylece TBMM Türk hukuk tarihinde ilk kez "millî hâkimiyet prensibi"ni, siyasi ve hukuki temel edinerek, Osmanlı Kanun-ı Esasi'ne aykırı olarak "Meclis hükûmeti" şeklini kabul etmiş oluyordu.
📖 Sayfa 19 · Atatürk, Zafer Toprak
(...) Ve artık Meclisin üstünde bir kuvvet yoktu.
Kolağası Mustafa Kemal ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk iki farklı yüzyılın insanlarıydı.
📖 Sayfa 4 · Atatürk, Zafer Toprak
İmparatorluk'tan Cumhuriyet'e yaşananlar, salt bir siyasal yapılanma olmanın ötesinde, toplumsal ve psişik duruşların sil baştan şekillenmesine neden oluyordu.
📖 Sayfa 4 · Atatürk, Zafer Toprak
18. yüzyılda devletin doğuşunu ve yaşayışını hukuksal, meşru esaslara bağlamak isteyen Rousseau için "millet" her şeyden önce hukuksal bir olguydu. Milletin doğal, sosyolojik varlığını kabullenmekte, hatta kan bağlılığını bile milleti kuran unsurlar arasında görmekteydi. (1)
📖 Sayfa 21 · Atatürk, Zafer Toprak
Bugüne kadar siyasi ve askeri yönü üzerine sayısız değerli araştırma yapılmış olmasına karşın, Atatürk'ün entelektüel kişiliği üzerinde çok az duruldu. Oysa O'nun düşünce yapısındaki evreler günlük siyasi ve askeri olayların ötesinde, günümüz Türkiye'sinin toplumsal ve kültürel yapılanmasında derin izler bıraktı. Laik Türkiye'nin kurucusu Atatürk'tü.
📖 Sayfa 5 · Atatürk, Zafer Toprak
"Eğer siz, milletinizin kanının son damlasını akıtmakta bulunduğunu hissetmiyor, payitahtınızın kapısı önünde gürlemekte olan top sesleri kalplerinizi sarsmıyorsa ve eğer siz, düşmanlar tarafından ihata edilmiş ve sayd [av] için takip edilmekte bulunan bir av hayvanı gibi sıkıştırılmakta olduğunuzu görmüyorsanız, size bir risale sahifelerinde bu hususa dair daha fazla ne söylenebilir? Sizi Amerika'da mahvedilen yerli Hintliler gibi ortadan kaldırmak istiyorlar" satırları İttihatçılar için uyarı oldu.
Atatürk, Zafer Toprak
20'li yılların sonlarına gelindiğinde Atatürk, yasalar bağlamında laiklik doğrultusunda yapılan düzenlemelerin ülke insanının zihinsel yapısını değiştirmekte yeterli olmadığını gördü. O'na göre Anadolu insanı yüzyıllardır geleneksel bir yaşam sürmüş; kültür kodları sürgit devam etmiş, değişime uğramamıştı. Bu koşullarda reform yasaları çoğu kez kâğıt üzerinde kalmış oluyordu.
📖 Sayfa 11 · Atatürk, Zafer Toprak
Atatürk dünün birikimiyle yarını kurgulayan, geleceğin Türkiye’sine umut bağlayan bir devlet adamıydı. Gündeminin ilk maddesi “istikbâl”di. O nedenle geleceği gençlere emanet ediyordu. Çağdaş Türkiye’yi inşa etmek, ülkeyi en kısa sürede çağdaş uygarlıklar düzeyine çıkarmak onun azimle izlediği yoldu.
📖 Sayfa 382 · Atatürk, Zafer Toprak
Bundan böyle çok eşlilik yasadışı oluyor, kadının hukuku güvence altına alınıyordu. Evlilik bir sadakat kurumuydu. Eşitler arasında bir sözleşmeydi. Atatürk, her vesileyle kadından yana tavrını koymakta kararlıydı.
Atatürk, Zafer Toprak
Osmanlı Devleti 1876 yılında anayasal düzene yönelik adım atmış, Kanun-ı Esasi'yi kabul etmişti. Ancak henüz egemenlik sorunu gündemde yoktu. Bu nedenle "kuvvetler birliği" ya da "kuvvetler ayrılığı" da tartışma konusu olamazdı.
📖 Sayfa 22 · Atatürk, Zafer Toprak
Kuvvetler birliği anlayışı doğal olarak İkinci Meşrutiyet'in hazin öyküsü ve Milli Mücadele'nin gerektirdiği birlik anlayışının sonucuydu. Kuvvetler ayrılığı hiçbir zaman Atatürk'ün gündeminde olmadı.
📖 Sayfa 24 · Atatürk, Zafer Toprak
Cumhuriyet'i kuran kadrolar için Batı artık eski Batı değildi. Avrupa karanlık bir çağa giriyordu. Cihan Harbi ertesi çöküntüye uğramış Batı'nın değerleri sorgulanır olmuştu. 1914-1918 arası kapitalizm ve demokrasi kan kaybına uğramış, insanların dini inançları savaşın hunharlığı karşısında büyük ölçüde yıpranmıştı. Artık "uzun 19. yüzyıl"ın "La Belle Époque"u sona ermiş, 1919 ile birlikte çözümsüzlükler Avrupa'nın üzerine çökmüştü. Hemen her ülke sağda ve solda "yeni"yi arıyordu.
📖 Sayfa 12 · Atatürk, Zafer Toprak
1914 ekolü ressamlarımızdan Avni Lifij, 1927'de ölüm döşeğindeyken plastik sanatlarda empresyonizm ve realizm devrinin kapandığını ilan ediyordu. Resmin en büyük rakibi bundan böyle fotoğraf sanatıydı. Geleceğin estetiği non-figüratif, soyut anlayış ve kübizmdi.
📖 Sayfa 2 · Atatürk, Zafer Toprak
Bundan böyle çok eşlilik yasadışı oluyor, kadının hukuku güvence altına alınıyordu. Evlilik bir sadakat kurumuydu. Eşitler arasında bir sözleşmeydi. Atatürk, her vesileyle kadından yana tavrını koymakta kararlıydı.
Atatürk, Zafer Toprak

Güç ve tahakküm baskısı altında sevk ve idare olunan insanlar, sayıları ne olursa olsun bir millet değil, ancak bir esir güruhuydu.
Atatürk, Zafer Toprak
Egemenlik ayrı ayrı bireylere değil, soyut bir kavram olan millete aitti.
📖 Sayfa 238 · Atatürk, Zafer Toprak
20. yüzyıl kendi sanat anlayışını beraberinde getiriyordu. Fütürizm, Dadaizm, kübizm, konstrüktivizm, endüstrializm Cihan Harbi ve onu izleyen yıllarda bilimde, sanatta ve edebiyatta köklü dönüşümlere neden olmuştu.
📖 Sayfa 2 · Atatürk, Zafer Toprak
"Artık padişah yok, millet var; saray yok, vatan var; keyif yok, kanun var; zulüm ve esaret yok, hak ve hürriyet var" deniyordu.
Atatürk, Zafer Toprak
Kadının "dimağı", fikir düzeyi ihmal edile edile "seviye-i irfanı" layık olduğu düzeyden uzak, genellikle çok geriydi. Toplumsal çöküşün nedenlerinden biri kadının bilgiden yoksun oluşuydu.
Atatürk, Zafer Toprak
30'lu yıllarda Atatürk "siyaset"ten çok "kültür" ile uğraştı. Ya da daha geniş kapsamda siyasetle kültür bağlamında ilgilendi. Gramsci'nin 'ni hatırlatırcasına kültüre belirleyicilik tanıdı. Sofrasındaki sohbetlerde kültür hakim oldu. Yurttaşlık, dil, tarih ve sanat konuları gündemi belirledi. Tüm 30'lu yıllarda ancak birkaç kez Bakanlar Kurulu'na başkanlık etti. Hükümetle olan ilişkisini İnönü aracılığıyla yürüttü.
📖 Sayfa 8 · Atatürk, Zafer Toprak
Atatürk ve mensup olduğu nesil için siyasi şiar, Aydınlanma devriyle filizlenen ve Fransız Devrimi'yle somutlaşan milli egemenlik anlayışıydı.
📖 Sayfa 6 · Atatürk, Zafer Toprak
İttihat ve Terakki'nin ideoloğu Ziya Gökalp de "terakki"yi, bilimsel tanımıyla "tekâmül"ü, evrimi ilke edinmişti. Toplumsal yaşam aşamalarının ancak evrim yasalarının ışığında izlenebildiğini söylüyordu. İkinci Meşrutiyet "içtimaiyyat"ı, son kertede evrimci pozitivizmin bir uzantısıydı. Ancak Cihan Harbi'yle birlikte "terakki" fikri tıkandı kaldı. Yerini "inkılâb"a bıraktı. Bundan böyle çözüm "evrim" değil, "devrim"di.
📖 Sayfa 9 · Atatürk, Zafer Toprak
O tarihte Osmanlıcada ırk sözcüğü henüz oluşmamıştı. İlk evrede insan ırkı için kullanılan sözcük "cins"ti "Ecnas-ı beşer" insan cinsleri ya da türleri anlamına geliyordu. Irk sözcüğü İkinci Meşrutiyet'le birlikte yaygın kullanım alanı bulacaktı.
Atatürk, Zafer Toprak
Cihan Harbi ertesi dönüşüm süreçleri ülkeden ülkeye farklı şekillerde tezahür etti. Ama savaşın sonuçlarını en derinden yaşayan iki ülke Rusya ve Türkiye'ydi. Her ikisinde de imparatorluklar çökmüştü. Çarlık Rusyası sona ererken Bolşevik Parti, Marx'ın öngörülerine ters düşercesine, gerice bir ülkede sosyalizm kurmaya girişmişti. Türkiye'de ise bağımsızlık savaşı ertesi ulus-devlet kurulacak, yüzyılların birikimi kültür kodlarını altüst edercesine siyasi devrim yanı sıra zihniyet devrimi yaşanacaktı.
📖 Sayfa 3 · Atatürk, Zafer Toprak
(2) Fakat ona göre millet daha ziyade üstün kavrayıcı, temel bir gerçek olarak rasyonel, iradi bir hukuk olgusuydu. Aklın, serbest bireysel iradelerin ürünüydü. Bir hukuksal olgu olarak millet, haklarda menfaatlerin ulaşmasına olanak sağlamaya, milli topluluğa dahil her bireyin şahsını ve malını ortak güçle savunmaya ve korumaya muktedir meşru ve güvenli bir hukuk düzenine tabi olan ve eşit bireylerden oluşan bir topluluktu.
📖 Sayfa 21 · Atatürk, Zafer Toprak
19. yüzyılda, edebi alanda ve dil anlayışında bir kıpırdanma görülmüşse de, Türk "unsur" diye nitelendirilebilecek kesim için Balkan Harbi bir dönüm noktası oldu. Ulus kimliğinin gerekliliği ve inşası Balkan Harbi'yle tetiklendi. Atatürk her ne kadar bu gelişmelerden etkilendiyse de 1919'a kadar zabit kaldı, siyasetten uzak durdu. Askerlikle ilgili okudu ve yazdı. Litzmann'dan yaptığı iki çeviri dışında Cumalı Ordugâhı (1909), Tâbiye ve Tatbikat Seyahati (1911), Zabit ve Kumandan ile Hasbıhâl (1918) onun kaleme aldığı, askerlik uygulamalarının ve deneyimlerinin ürünleriydi.
📖 Sayfa 10 · Atatürk, Zafer Toprak
Bu alanda en önemli atılım Harf Devrimi'yle gerçekleştirildi. Dini çağrışımı olan Arap harfleri bırakılıp Latin harflerine geçerek laik bir anlayışın zihinsel arka planı pekiştirildi. Arapça ve Farsça dil dersleri kaldırıldı. Yerlerine Batı dilleri kondu. Dil, 30'lu yılların sadeleştirme süreciyle her türlü "yabancı" unsurlardan arındırıldı. Atatürk, dilin bir iletişim aracı olmasının ötesinde ulusu inşa eden temel etmenlerden biri olduğunu görmüştü.
📖 Sayfa 11 · Atatürk, Zafer Toprak
Cumhuriyet öncesi "kaçgöç" ün hakim olduğu bir dönemdi. Haremlik, selamlık kadın ve erkeği ayrı dünyalara hapsediyordu. Cumhuriyet işte bu Çin seddini yıkacaktı.
📖 Sayfa 236 · Atatürk, Zafer Toprak
Emile Zola'nın mektubu ünlü deyişiyle son buluyordu: "Hakikat ilerlemektedir. Hiçbir şey onu tevkif edemez." (La verite est en marche et rien ne l'arretera.)
Atatürk, Zafer Toprak

Böyle bir topluluk ise bir şahsın ya da zümrenin güç ve tahakkümü ile değil, bireylerin serbest rıza ve katılımları ile kurulabilir ve sürdürülebilirdi. Güç ve tahakküm baskısı altında sevk ve idare olunan insanlar, sayıları ne olursa olsun bir millet değil, ancak bir esir güruhuydu. Bir insan yığını oluşturursa da bir toplum sayılamazdı. Zira bu tür insan kümelerinde ne siyasal birlik ne de kamu çıkarı söz konusu olabilirdi.
📖 Sayfa 21 · Atatürk, Zafer Toprak
“Türkler hiçbir zaman istiklâlsiz yaşamamışlar, teşkil ettikleri siyasî bir hey’et dağılınca derhal diğer yerlerde yeni bir isim altında yeni bir devlet kurmuşlardır.”
📖 Sayfa 42 · Atatürk, Zafer Toprak
(4) Toplumsal sözleşmenin en temel hükmü siyasal toplumun bir parçası olan her bireyin kendisini bütün haklarıyla, benliğiyle topluma terk etmesiydi. İşte bu hüküm Rousseau'ya göre, bireyler arasında mutlak hukuksal eşitliği, tam güveni ve sıkı bağlılığı olanaklı kılıyor, kolektif nitelikte bir varlığın doğmasını sağlıyordu. Siyasal toplum ya da millet bir şahıs olunca kendisine özgü bir iradeye sahip olması gerekiyordu. Rousseau'nun "genel irade" adını verdiği ve sonraları milli irade diye bilinecek olan bu olgu bütün vatandaşların ifadelerinin toplamı değil, onların bir senteziydi.
📖 Sayfa 21 · Atatürk, Zafer Toprak
Cumhuriyet'le birlikte her türlü lakap kaldırılmıştı. Bundan böyle paşa, bey, efendi ve benzeri atıflarda bulunulmayacak, bay ve bayan tek hitap şekilleri olacaktı.
Atatürk, Zafer Toprak
Türk dilinin sekiz sesli harfe ihtiyacı olduğu halde, Arap alfabesinde ancak üç sesli harf vardı. Cihan Harbi öncesi Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın ayrışık harflerle yazılan ve böylece sesli harfler sorununa çözüm getirmeyi amaçlayan yeni yazı girişimi sonuç vermedi. Osmanlıcanın okunmasını daha da güçleştirdi.
Atatürk, Zafer Toprak
"Vücudundaki asli bir kuvvet, üzerinde bir kat eski elbiseden başka hiçbir şeye malik olmayan amele sınıf ise umumiyet üzere sosyalist demokrat olurlar"dı.
Atatürk, Zafer Toprak
Sevr ile 600 yılı aşkın Avrupa'ya meydan okumuş olan bir devlet Anadolu'nun kuzeyine sığınmış bir eyalet düzeyine indirgeniyordu. 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkış işte bu tür bir yazgıya başkaldırıydı.
Atatürk, Zafer Toprak
Efendiler, dahil olduğumuz halk devrinin, milli devrin, milli tarihini dahi yazabilmek için kalemlerimiz sapanlar olacaktır. Bence halk devri, iktisad devri mefhumu ile ifade olunur. Öyle bir iktisad devri ki, onda memleketimiz mamur olsun, milletimiz müreffeh olsun ve zengin olsun.
📖 Sayfa 164 · Atatürk, Zafer Toprak
Ancak Kanun-ı Esasi padişaha "meşrutiyet" ya da gerçek anlamda "anayasal" sistem ile bağdaştırılamayacak birtakım hak ve yetkiler tanıyan sarih hükümler içeriyordu. Kanun-ı Esasi'nin ruhu milli hâkimiyet prensibi ile telif edilebilecek bir mahiyette değildi. Bu gerekçeyle Milli Mücadele dönemine kadar gerçek anlamda "milli hâkimiyet"ten söz etmek olanaksızdı.
📖 Sayfa 23 · Atatürk, Zafer Toprak
Atatürk'ü döneminde etkileyen üç tarihçi Şemseddin Günaltay, Köprülüzade Mehmed Fuad ve Yusuf Akçura'ydı. Çankaya Kitaplığı'nda her üç yazarın temel eserleri neredeyse eksiksiz bulunuyordu. O'nun tarih anlayışı zamanla bu üç yazarın görüşleri doğrultusunda gelişecekti.
Atatürk, Zafer Toprak
İki dünya savaşı arası Türkiye'de gözlenen siyasal ve zihinsel dönüşümde kuşkusuz Atatürk'ün etkisi büyüktü. Yeni bir toplum inşa sında onun entelektüel birikimi yönlendirici oldu.
📖 Sayfa 3 · Atatürk, Zafer Toprak
Devlet ricali el öptürmeyecek, tokalaşmakla yetinecekti. Osmanlı'nın geleneksel hiyerarşik sembolleri Cumhuriyet'in eşitlikçi normlarıyla bağdaşmıyordu.
Atatürk, Zafer Toprak
Lozan Antlaşması, yeni Türkiye Devleti'nin uluslararası alanda toprak bütünlüğünü perçinleyen ve tam bağımsız bir ülke konumunu ilan eden, bunu Cihan Harbi'ni kazanan ülkeler başta olmak üzere tüm dünyaya ilan eden ve tasdik ettiren siyasi zaferin bir belgesiydi.
Atatürk, Zafer Toprak
Osmanlı'yı çökertenin Sevr, Cumhuriyet Türkiyesi'ni kuranın ise Lozan olduğunu kaydetmek abartı sayılmazdı. Her ikisi arasındaki bağ ise Milli Mücadele'nin ta kendisi, Atatürk'ün önderliğinde silahlı mücadeleydi. Her iki antlaşma sonuçları açısından değerlendirilirse, Sevr savaş çığırtkanlığı yapan, Lozan ise barışın güvencesini oluşturan bir düzenleme olarak tarihe geçti.
Atatürk, Zafer Toprak
Gökalp tüm yaşamı boyuncu Doğu mistisizmiyle Batı pozitivizmini aynı potada eritmeyi denedi.
Atatürk, Zafer Toprak

"Atatürk, Ben de çiftçi olduğumdan biliyorum, makinesiz ziraat yapılmaz, el emeği güçtür. Birleşiniz ; birlikte makine alınız" diyordu. Türkiye'de kooperatifçilik gündemdeydi. Kooperatifçilik tıpkı solidarizm gibi kapitalizm ve sosyalizmin dışında bir üçüncü yol arayışıydı. "
Atatürk, Zafer Toprak
Chp'de üyelik isteğe bağlı ve herkese açıktı. İhraç ve temizlik mekanizması işlemiyordu. Üniformalar, geçit resimleri ve demir disiplin yoktu. Parti içi demokrasi oldukça ileri düzeydeydi. Resmen her kademedeki yöneticiler seçimle iş başına geliyordu. Parti içinde muhalefet gelişebiliyordu.
📖 Sayfa 384 · Atatürk, Zafer Toprak
Atatürk ve mensup olduğu nesil için siyasi şiar, Aydınlanma devriyle filizlenen ve Fransız Devrimiyle somutlaşan milli egemenlik anlayışı idi. Fransa'nın 19. yüzyılda yaşadığı inişli çıkışlı devrimsel süreci ve onun ardından gelen Üçüncü Cumhuriyet Fransası'nın pozitivist, solidarist (dayanışmacı), laik dünya görüşü Cumhuriyete damga vuracaktı.
📖 Sayfa 6 · Atatürk, Zafer Toprak
İkinci Meşruiyetin yazılı kültüre yaptığı en önemli katkılardan biri çağdaş tarih anlayışını Osmanlı ülkesine getirmesi idi. II. Abdülhamid döneminde, zamanla genel tarih dersleri okullardan büyük ölçüde kaldırılmıştı. İktidara geldiğinde - henüz göreli bir hoşgörünün hüküm sürdüğü evrede - tarih ders kitaplarında Fransa'daki siyasal gelişmeler yer alıyordu. Zamanla özgürlük anlayışını özendirdiği gerekçesiyle kitaplardan Fransız Devrimi çıkarıldı. Hatta Tarih-i Umumi dersleri 1908'e kadar müfredattan kaldırıldı.
📖 Sayfa 33 · Atatürk, Zafer Toprak
İslamiyet dünyayı iki parçaya, iki alana ayırmıştı. Bu iki parçadan her birine "dar" adını vermişti. Müslümanların elinde ve egemenliği altında olan birincisine "darü'l-İslam", yani İslam alanı, Müslümanların elinde olmayan ikincisine de "darü'l-harp", yani savaş alanı demişti. Müslümanların Müslüman olmayanlarla savaşması "farz"dı; İslam anlayışına göre en büyük borçtu.
Atatürk, Zafer Toprak
Atatürk'ün de milli egemenlikten anladığı bir yandan siyasal güç erkini Tanrı katından millete indirmek, -ki bu iç siyasal gelişmelerle gerçekleştirilecekti- Öte yandan dış dünya ile ilişkilerde tam bağımsız bir konum elde etmekti.
📖 Sayfa 166 · Atatürk, Zafer Toprak
Artık padişah yok, millet var; saray yok, vatan var; keyif yok, kanun var; zulüm ve esaret yok, hak ve hürriyet var.
📖 Sayfa 157 · Atatürk, Zafer Toprak
Zihinsel bağlamda Leon Bourgeois, Emile Durkheim ve Ziya Gökalp çizgisi laik Cumhuriyet'e giden yolun taşlarını döşemiş oluyordu.
📖 Sayfa 379 · Atatürk, Zafer Toprak
Atilla, Cengiz, Teoman, Mete gibi adların soyadı kanunu ile birlikte revaç bulmasının ardında kuşkusuz Atatürk vardı. Kazım Özalp'ın oğlunun adını bir gecede değiştirip Teoman yapan Atatürk'tü.
Atatürk, Zafer Toprak
Lord Curzon, görüşmeler ertesi yenilgiyi kabul etmiş görünüyordu: "Şimdiye kadar barış antlaşmalarını biz dikte ettik; bu sefer, ayakta duran bir ordusu olan bir düşmanla maalesef bizde böyle bir ordu yok masaya oturduk; bu duyulmuş bir şey değildir" diyecekti.
📖 Sayfa 174 · Atatürk, Zafer Toprak
Jön Türklerin varsa yoksa temel kaygıları Abdülhamid'in otokrat tavrını sınırlamaktı. İkinci Meşrutiyet'in ilk yıllarında bile Osmanlı aydını egemenlik konusunda yeterince duyarlı değildi.
Atatürk, Zafer Toprak
"...Çünkü Türkler hiçbir zaman istiklâlsiz yaşamamışlar, teşkil ettikleri siyasî bir hey'et dağılınca derhal diğer yerlerde yeni bir isim altında yeni bir devlet kurmuşlardır."
📖 Sayfa 42 · Atatürk, Zafer Toprak
Cumhuriyet kadından yanaydı. Türkiye'de toplumsal devrimin en önemli halkasını kadın oluşturmuştu.
📖 Sayfa 236 · Atatürk, Zafer Toprak
Atatürk'e göre, egemen bir ulus olmaksızın özgürlüklerin sınırını zorlamanın bir anlamı olamazdı. O nedenle Milli Mücedele' İn başından itibaren Rousseau'nun "halkın hakimiyeti" anlayışından yana tavır koydu. "Hakimiyet'i Milliye'" ye odaklandı. Güçler birliğini savundu. Montesqiue'nün güçler ayrımını başka bir bahara bıraktı...
Atatürk, Zafer Toprak
Çağdaş Türkiye'yi kurtaracak olan bilim dalı sosyolojiydi.
Atatürk, Zafer Toprak
Sıkça Sorulan Sorular
Atatürk kimin eseridir?
Atatürk, Zafer Toprak tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2020'de yayımlanmıştır.
Atatürk kaç sayfadır?
Atatürk, 528 sayfadır (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları baskısı).
Atatürk'ün en ünlü sözü nedir?
“Kadınlarımız hatta erkeklerden daha çok münevver, ve daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmağa mecburdurlar.”