
Altan Öymen, dünya edebiyatının en çok okunan yazarlarından biridir. Bu sayfada Altan Öymen kitaplarından en beğenilen 100 sözü, her birinin alındığı eser ile birlikte derledik.
En Beğenilen Altan Öymen Sözleri
Atatürk’ün “Türk olma”nın şartı olarak neyi kast ettiğinin asıl göstergesi “Ne mutlu Türküm diyene!” sözüdür. “Ne mutlu Türk olana” dememiş, “Türküm diyene” demiştir. Bu, Türk'lük, kan bağıyla değil, “Türküm” deme bilinci ile oluşur demektir. Yani Türk vatandaşlığını benimseme iradesiyle, bundan memnun olma duygusuyla. Cumhuriyet yöneticilerinin amacı, Cumhuriyet'in tüm vatandaşlarının o bilince varmasıydı.
📖 Sayfa 281 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Topkapı da İnönü’nün arabasının camı kırıldı, taşlandı. Saldırıyı tesadüfen bulunan askeri birlik önledi. Hükümet bu saldırının sorumlusu olarak CHP yi gösterdi
... Ve İhtilal, Altan Öymen
Mesela, Tapu ve kadastro genel müdürlüğü'nün kadastro çalışmalarıyla ilgili demecini izleyip yazmak daha az ilginçti, yılın Ankara güzellik kraliçesi ile söyleşi yapmak çok daha ilginçtir.
Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
O zamanlar oraya "tuvalet" demiyorduk. Peki ne diyorduk. Hela mı, yüznumara mı? Şu muhakkak: Hela diyenler daha fazlaydı. "Ayakyolu" diyenler de olurdu. Ama yüznumara demek daha kibardı. Ben galiba öyle derdim. "Tuvalet"in dilimize yerleşmesi daha sonra olmalı. Şimdi ondan daha kibar sayılanı çıktı: "Lavabo" deniliyor.
📖 Sayfa 188 · Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
İnsanlarda şöyle bir eğilim var: Vicdanlarını rahatsız eden konuları - hele çocukların yanında - fazla konuşmuyorlar.
📖 Sayfa 306 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
1946'da dönemin en önemli yarışması sayılan " CHP Şiir Yarışması"nda ünlü Otuz Beş Yaş şiiri birincilik ödülü almıştı.
Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
1904 doğumluydu. Maraşlı bir aileden geliyordu. Öğrenimine Nazım Hikmet gibi Heybeliada'daki Bahriye Mektebinde başlamıştı. ANazım'dan iki yaş küçüktü, iki sınıfta sonraydı. Orada 5 yıl okuduktan sonra, son sınıfta ayrılmıştı.
Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
1945'ten itibaren "demokrasi geldi" heyecanıyla kurulan sosyalist partiler, mahkemelerce kapatılıyordu.
Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
Büyük Ortadoğu dergisinin öne çıkardığı isimlerden biri de Said-i Nursi idi. 1950'li yıllardaki dincilik laiklik tartışmalarında adı çok geçen bir kişiydi. Gününü Osmanlı döneminde yapmıştı. Nurculuk akımının kurucusuydu.
Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
Mihri Belli Yunan İç Savaşı’nda komünist gerillalarla birlikte savaştı. Anı kitabında o savaşta yaşadıklarını da anlattı.
📖 Sayfa 313 · Değişim Yılları, Altan Öymen
Mustafa Kemal'e hitamımdır.
Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
Ankara'nın taşına bakma
Gözlerimin yaşına bak !
Kaldır da başını bir sabah vakti
Etnografya Müzesi'nden,
Memleketin haline bak...
Fethi Giray
1943'ten itibaren yayımladığı Büyük Ortadoğu dergisi sloganları ve ic sayfadaki siyasi yazıların ana çizgisi şöyle özetlenebilirdi:
Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
* Her şey İslami kurallara uymalıdır.
* Cumhuriyet dönemi kötüdür, Osmanlı dönemi iyidir.
*Yahudiler ve onlarla birlikte hareket eden Avrupalılar ile Amerikalılar kötüdür, İslam alemi iyidir.
1924 yılında bir devlet bursuyla Paris'te Sorborne üniversitesi'nde okumaya gönderilmişti. Fakat bunu sürdürmeyi başaramamıştı. Sonra ben kendi hayatı ile ilgili eserlerinde belirttiği gibi, Paris'in eğlence hayatı içinde kumar hastalığına tutulmuştu.
Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
Birkaç ay sonra evdeki Atatürk fotoğrafının yanına İnönü'nün de aynı büyüklükteki fotoğrafı asıldı. Evdekiler ona İsmet Paşa demeye devam ediyorlardı. Ama fotoğrafın altında İsmet İnönü yazıyordu.
📖 Sayfa 96 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Bir şey daha yazıyordu: "Millî Şef".
Bu sıfat ona Aralık ayında toplanan CHP Kurultayı'nca veril mişti. Kurultay bir de tüzük değişikliği yapmış, onu partinin "değişmez genel başkanı" ilan etmişti. Yani, genel başkan olmak için bir daha seçilmesine gerek yoktu. Hep öyle kalacaktı.
Sınırsız yetkilerle donatılmış Tahkikat Encümeni kuruluyor ve bu kurulun üyesi Bahadır Dülger; “ Biz meclisiz. Biz Temyiz tanımayız, adama Avukat tutturmayız. Hiç bir yere itiraz ettirmeyiz. Tevkif ederiz, hapsederiz” diyor
... Ve İhtilal, Altan Öymen
1960 yılının Mart ayında Nur Cemaati lideri Said-i Nursi Urfa’da kaldığı otelde öldü.
... Ve İhtilal, Altan Öymen
1950'li yılların daha başlangıcında belli olmuştu: gittiler mi muhalefet lideri arasındaki ilişkiler, bazı istisna halleri dışında, gereksiz derecede gerginleşiyordu ve bu gerginlik giderek daha da artacak gibi görünüyordu.
Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
Daha sonraki yıllardaki gelişmeler sırasında "Öyle şey olmaz" denilen bir çok şeyin "olur" olabileceği görülecekti.
📖 Sayfa 470 · Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
Muhalefete “nifak cephesi” hükümete ise “vatan cephesi “ yakıştırmasu yapan Adnan Menderes ; nifak cephesi, kin ve husumet cephesidir diyor
... Ve İhtilal, Altan Öymen

1948 başında henüz NATO ve Varşova Paktı oluşmamıştı. Ama dünyanın bu iki kutuplu hali genel hatlarıyla şekillenmişti. Buna “iki kutuplu” yerine “iki dünyalı dünya” demek daha doğruydu. İki tarafın ideolojileri, rejimleri, metotları ve halklarının yaşam biçimi birbirinden o kadar farklıydı ki, o taraftakilerle bu taraftakiler iki ayrı dünyada yaşar gibiydi.
📖 Sayfa 112 · Değişim Yılları, Altan Öymen
'Sana bir nasihat vereyim: Bir karar alacaksan, bir 24 saat düşün,sonra al... Kararı aldıktan sonra da hemen uygulama. Üzerine bir 24 saat geçsin, bir kere daha gözden geçir, ondan sonra uygula." " Ben İkinci Dünya Savaşı'na girmekten bu sayede kurtuldum.'
📖 Sayfa 208 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
İsmet İnönü
"Biz seni unutmuşuz ya, kusura bakma."
Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Biz çocuklar, Türklerin İtalyanları yeneceğinden emindik. Ama Türk dış politikasını yöneten büyükler, daha ihtiyatlı olmak zorundaydılar. İtalyan tehlikesine karşı daha sağlam önlemler arıyorlardı. Sonradan başkaları da ortaya çıkacaktı ama, Türkiye için başlangıçtaki "tehlike" oydu.
📖 Sayfa 104 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Demokrat parti dönemini Atatürk dönemiyle hesaplaşmanın fırsatı sayanlar her yerde kendini gösteriyordu. Şeyh olduklarını ilan edip devrimleri suçlayan kişiler ortaya çıkmıştı.
Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
Ama İnönü'ye karşı grup da, girişimlerini sürdürüyor. Mareşal Fevzi Çakmak'ın ağzını arıyorlar. Cumhurbaşkanlığına niyeti var mıdır? Çakmak, İnönü'nün münasip olacağını söyleyince işleri güçleşiyor.
📖 Sayfa 89 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Bayar da İnönü'ye karşı bir kulise girmeyeceğini açık seçik belirtiyor. Şükrü Kaya adı ise hiç tutmuyor. Ve Meclis'teki en şiddetli İnönü karşıtlarına bile İnönü'nün seçilmesine razı olmaktan başka çare kalmıyor.
1950'lerin başlarında kamuoyunu meşgul eden bir gelişme, Atatürk devrimlerine karşı hareketlerin hız kazanmasıydı. Türkçe ezandan Arapça ezana geçilmesini "dine dönüş" anlayan ve anlatan çevreler, iktidardan o yolda daha başka adımlar bekliyorlardı.
Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
Necip Fazıl kısakürek'in büyük doğu dergisi o beklentilerin bir sözcüsü gibiydi
Özetle: Osmanlı Devleti'nin o zamanlardaki devlet büyüklerinin "büyüklük"leri, çoğu halde, padişahlardan çok büyükelçilerin gücüne dayanıyordu.
📖 Sayfa 34 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
İyi bir eğitim sistemi, sağlıklı bir toplum hayatının en temel koşuludur.
Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
Eğer bir memlekette iftira rejimi devam ederse, harici tehlikeyle uğraşmaya milletin gücü yetmez.
Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
Menderes, başta İsmet paşa olmak üzere, muhalefete sık sık haksız hücumlarda bulunan, partizanlık yapan, gericiliğe ödünler veren bir politikacı. Eleştiriye karşı tahammülsüz.
Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
Hırçın...
Ben bu muameleye müstahak bir adam mıyım?
Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Dönem öyle bir dönemdi ki, “komünizm tehlikesi"ni işaret eden her iddia, ne kadar mantıksız olursa olsun, geçerli sayılıyordu. “Komünizm tehlikesine karşı” olduğu varsayılan eylemlere de kanunsuz olsalar bile, “olur böyle vak’alar” diye bakılıyordu... Cinayetlere
📖 Sayfa 344 · Değişim Yılları, Altan Öymen
bile...
"Sana bir nasihat vereyim: Bir karar alacaksan, bir 24 saat düşün,sonra al... Kararı aldıktan sonra da hemen uygulama. Üzerine bir 24 saat geçsin, bir kere daha gözden geçir, ondan sonra uygula."
📖 Sayfa 208 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
" Ben İkinci Dünya Savaşı'na girmekten bu sayede kurtuldum."
1954 seçiminden sonra meclisteki 541 milletvekilinin 502 si DP de olmasına rağmen Kırşehir muhalefete oy verdi diye ilçe yapılıyor
... Ve İhtilal, Altan Öymen
Kumarhane baskınında yakalanınca Necip Fazıl Kısakürek gazetecilere şunu söylemişti: "Ben buraya röportaj yapmak için geldim, mecmuamda kumar aleyhinde yazı yazacağım."
📖 Sayfa 186 · Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
“Memurların sıkıntı içinde olduğu kabul edildiğine göre, milletvekillerince yapılacak iş aynı sıkıntıya katlanmaktan ibarettir."
📖 Sayfa 136 · Değişim Yılları, Altan Öymen
-CHP’li Kocaeli Milletvekili İsmail Rüştü Aksal
Amerika’nın gözünde, dünyanın ikiye ayrılmış halinin özeti buydu.
📖 Sayfa 102 · Değişim Yılları, Altan Öymen
“Özgürlükçü yaşam biçimi”ni “baskıcı yaşam biçimi”ne karşı korumak gerekiyordu.
Yunanistan ve Türkiye’ye yapılması planlanan yardımın gerekçesi buydu.
Kız kaçırıp tecavüz edenler masumdur. Komünistler menfurdur... İki suç aynı kaba konulamaz. Birinciler affın kapsamı içine alınmalı, ikinciler kaçakçılarla birlikte af kapsamı dışında tutulmalıdır... DP Milletvekili SinanTekelioğlu’nun tezi buydu.
📖 Sayfa 518 · Değişim Yılları, Altan Öymen

Milletvekillerinin emekli maaşı sistemi, o zaman şimdiki gibi değildi.
📖 Sayfa 458 · Değişim Yılları, Altan Öymen
Normal memur emeklileriyle aralarında, emekli statüsüne geçme açısından da, emeklilik geliri açısından da önemli bir fark yoktu.
Truman yardımıyla başlayan süreç içinde, Türkiye’nin siyasî. ekonomik, ticarî, kültürel, hatta müzikal hayatındaki Amerikan etkisi, giderek artıyordu.
📖 Sayfa 187 · Değişim Yılları, Altan Öymen
Tabiî, her etkinin bir tepkisi olur. Amerikan etkisinin bu kadar hızda ve yaygın şekilde artmasına karşı “Artık bu kadarı da fazla” diyenler çok oluyordu.
Atatürk'ün 1937 yılı sonunda İsmet İnönü'yü başbakanlıktan ayırıp yerine Celal Bayar'ı getirdiği malum. Atatürk'ün etrafinda İnönü'ye karşı bir grup var ki, bu değişiklikten pek memnundur.
📖 Sayfa 89 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Memnunluğunu da hiç gizlememektedir.
İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras dahil, bazı bakanlar ve Atatürk'ün sofrasındaki bazı mil letvekilleri, o grubun içindedir. 1938 Ağustosundan itibaren Atatürk'ün hastalığı artınca bu konuyu düşünmeye başlıyorlar. Biliyorlar ki, Atatürk ölür de yerine İnönü geçerse, kendi siyasal gelecekleri o kadar parlak olmayacak.
Adalet Bakanlığına getirilmişti. Ama bir süre sonra makam otomobiliyle eşi gezdi diye istifa etmek zorunda kalacaktı. O zamanlar makam arabalarının özel işlerde kullanılması büyük tartışma ve tepkilere yol açardı.
📖 Sayfa 128 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Halil Özyörük, önce hukuk, sonra siyaset adamı olarak tanınmış bir kişiydi. Ama şöhreti asıl o istifa nedeni yüzünden yaygınlaşacaktı.
"Yıllarca devlet çarkı döndürülmüştür: Devlet örgütü, ayrıcalıklı kesimlerin ellerine avuçlarına kredi dağıtan bir musluk gibidir. Bankacılık oyunları, binbir türlü yolsuzluklar, şeytanın aklına gelmeyecek oyunlarla, devlet soyuldukça soyulur, buna karşı sırtını iktidara dayamış, milyonerler türer. Bürokrasi çarkında bu soygun düzenine karşı çıkanlar birer birer ezilir."
Mobilya Dosyası, Altan Öymen
"Bir memlekette namus erbabı, en az namussuzlar kadar cesur olmadıkça gerçek kurtuluş yoktur."
Mobilya Dosyası, Altan Öymen
Karakucak, eski Türklerde çok önceden beri var olan pratik bir güreş türü... Bize Bizanslılardan geçen yağlı güreşten sonra da varlığını korumaya hep devam etmiş.
📖 Sayfa 252 · Değişim Yılları, Altan Öymen
Karakucakta yağlanmaya gerek yok. Her mevsimde ve her yerde güreşilebilir. Tabii, düz bir çimenlik bulunursa çok iyi olur ama, bulunmazsa düz bir toprak alanla da yetinilebilir.
Şartları: Güreşçilerin üstü ve ayakları çıplak olacak. Altlarında bir pantolonla kıran kırana güreşilecek. Sadece, rakibinin “mahrem yerler”ini tutmak yasak...
Marshall Planı, Truman Doktrininin gereğini tüm Batı Avrupa'ya uygulayan plandır.
📖 Sayfa 103 · Değişim Yılları, Altan Öymen
Amerikan Kongresi, Başkan Truman’ın o ünlü konuşmasından sonra Yunanistan ve Türkiye’yi “komünist blokun şerri”nden korumak için 400 milyon dolarlık ekonomik yardım paketini kabul etmişti. Bir süre sonra da, aynı gerekçeyle, Avrupa’nın diğer ülkeleri için toplam 5,3 milyar dolarlık bir ekonomik yardım paketini kabul etti.
Tarih kürsüsünden halinizi seyrediyorum suçluların telaşı içindesiniz
📖 Sayfa 438 · Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
Sadece büyükşehirlerdeki Cumhuriyet mitinglerinde değil, Atatürk'ün ölümünün yıl dönümünde veya milli bayram günlerinde Anıtkabir'e yapılan ziyaretlere katılanların sayısı yüzbinlerle ölçülüyordu.
📖 Sayfa 177 · Kayıp Yaz, Altan Öymen
Bunun nedenlerinden biri iktidar çevrelerinden gelen Cumhuriyet ve laiklik karşıtı söylemler ve eylemlerdi. Bunlar bazen iktidarın sözcüleri tarafından teşvik ediliyordu. Cumhuriyet mitinglerine katılmak o söylem ve eylemlere karşı demokratik tepkiler göstermenin yollarından biriydi
Yunan komünistleri Kralcılar karşısında giderek zayıflarken, Mao Zedong'un komünistleri Çankayşek’i kesin yenilgiye uğrattılar. Pekin’e girdiler... Ve “ Çin Halk Cumhuriyeti” nin kurulduğunu ilan ettiler.
📖 Sayfa 317 · Değişim Yılları, Altan Öymen
Osmanlı İmparatorluğu'ndan toprak talebi olmadığını her davranışıyla belirten tek büyük devlet vardı: Almanya.
📖 Sayfa 31 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
“Çok büyüklü” bir dünyaydı “eski dünya”...
📖 Sayfa 82 · Değişim Yılları, Altan Öymen
Yenisi, sadece “iki büyüklü” bir dünya oldu. Amerika’yla Rusya dışında hiçbirinin artık o konuda iddiası kalmadı.
(O zamanlar Türkiye’de Amerikan sigarası satışı yasaktı. Amerikan sigaralarını sadece Amerikalılar ve kordiplomatik mensupları kullanabilirdi. Türklerde bulunan Amerikan sigaraları “kaçak mal” sayılır, soruşturma konusu olurdu.)
📖 Sayfa 192 · Değişim Yılları, Altan Öymen
Yani: Türkiye’ye gelen Amerikalıların niyeti, bize yardım etmek değil, bize kazık atmaktır. Eski gemi parçalarını “peşin para”yla satmayı “yardım” diye yutturmaktadırlar. Ayrıca sigara
karaborsacılığı da yapmaktadırlar. Onlara inanan Türklerin başı dertten kurtulamamaktadır.
"Yahya Demirel'in yurt dışına yaptığı iddia ettiği mobilya ihracaatı konusunda Bakanlığınızı yanılttığı, hayali firmalar yaratıp milyonlarca lira vergi iadesini sağlaması karşısında yasal yollara başvurup işlem yapmayı, bu konuda uygulamaya zaman yitirmeden geçmeyi düşünüyor musunuz?"
Mobilya Dosyası, Altan Öymen
Askeri açıdan zayıf devletlere hitap ederken, hitler’in yüksekten konuşması, karşıdakinin aşağıdan alması, zamanın savaş diplomasisi artık normal sayılıyordu. Hitlerinin İnönü’den aldığı cevaptaki ifadelerin “ yüksekliği” ise, kendi mektubundakilerden bir milim aşağı değildi.
📖 Sayfa 253 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Güvenceye güvence ; iyi dileğe iyi dilek; göz dağına gözdağı; ama hep aynı dozdaki sözlerle…
Hitler o zamana kadar böyle cümlelerle pek karşılaşmamıştı ve İnönü’nün bu mağdur ve mesafeli tutumu Hitler’i etkilemiş , onu Türkiye ile ilgili politikalarında daha dikkatli olmaya yöneltmişti.
Memleket hizmeti... Memleketin kalkınması... Memleketin hızlı kalkınmasına katkıda bulunmak... Bu, o zamanların Ankara’sında para kazanmaktan daha “in” olan bir hedefti.
📖 Sayfa 350 · Değişim Yılları, Altan Öymen
14 Mayıs seçiminden sonraki devir teslim görüşmesi sırasında Bayar ile İnönü arasında birer cümlelik ‘NATO Sohbeti’ ünlüydü. Bayar sormuştu; ‘Niçin NATO’ya girmediniz?’ İnönü de ona sormuştu: ‘Aldılar da girmedik mi iki gözüm?’
📖 Sayfa 109 · Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
1800 lerde Arap ayrılıkçılığının gelişmesi, “ Müslümanlık” şemsiyesinin, türklerin dayanışma ihtiyacını karşılamaya yetmedigini göstermişti.
📖 Sayfa 277 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Bundan , sadece dini değil, dili ve kültürel kökeni gözeten bir Türk birliğini sağlama hedefi ve hareketi ortaya çıkmıştı ki, o hareketin öncüleri buna “ Türkçülük” diyorlardı. Ülke içinde türklerin egemen olmasını, toplum hayatında Türk dilinin ve Türk kültürünün esas olmasını istiyorlardı.
1897’deki Türk -yunan Savaşı bu hareketi canlandırdı.
Bu akımı etkileyen ikinci neden “ dış nedendi”. Yani imparatorluk sınırları dışındaki türklerin durumuydu.

"Demirel kardeşlerin ortak olduğu Terakki Şirketi'nce istenen vergi iadesinin tümünü ödemeyi reddeden Isparta Defterdarı Bitlis'e nakledildi.."
Mobilya Dosyası, Altan Öymen
Çok partili hayatta, siyasî partilerin muhalefetteyken söyledikleri başka, iktidardayken başka olabiliyordu.
📖 Sayfa 469 · Değişim Yılları, Altan Öymen
Daha sonraları bunun -Başbakan Süleyman Demirel tarafından- daha kapsamlı hale getirilmiş şöyle bir “özdeyiş”i de ortaya çıkacaktı:
“Dün dündür bugün bugündür.”
Geçim güçlüğü ülkenin her köşesini zorluyordu. Fakat bundan şikayetler basına yansımıyordu. Gazete ve dergiler, şikayetlerden söz etmek şöyle dursun, ülkenin Abdülhamit sayesinde çok iyi durumda olduğunu öne süren ısmarlama yayınlar yapmaya devam ediyordu.
📖 Sayfa 35 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Milletvekilleri o zaman "ikinci derece"deki memurun maaşını alırlardı.
📖 Sayfa 141 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Bu şu demekti: Müsteşarlar ve bazı genel müdürler milletvekillerinden daha fazla maaş alırdı. Tabii, milletvekillerinin bir de, seçim çevrelerine gidip dolaşmaları için ödenen yollukları vardı. Fakat o da, milletvekilinin seçim çevresiyle ilgili çalışmalarının ölçüsüne göre harcama yeri belli olan bir paraydı. Maaş ve yolluğun bir arada sağladığı imkanla, "mebus ailesi", genellikle orta halli bir aile sayılırdı.
Toplumsal olayların laboratuvarı yok… İçine çeşitli ihtimallerin konulup hepsi deneyden geçirilerek kesin bir “olmaz” veya “olur” hükmüne bağlanamazlar. Yaşanarak deneniyor bütün o “şöyle olsaydı, böyle olsaydı “ tezleri.
📖 Sayfa 308 · Kuşaklar Arası, Altan Öymen
"Son yıllarda, muhtıralar alınıp verilmiş, mahkemeler kurulmuş, insanlar hücrelere atılmış, işkencelerden geçirilmiş, idam sehbalarında genç delikanlılar sallandırılmış ve sonunda işte böyle, Başbakanın yeğeni zengin edilmiştir.
Mobilya Dosyası, Altan Öymen
Yaşasın 'hür teşebbüse' dayalı çok partili düzenimiz..."
O zamanların mebusluğu, orta halli bir ailenin hayatına fazla bir şeyler katacak imkan sağlamazdı. Babam, Meclis binasına gene Uray Otobüsü ile gidiyordu. Biz çocuklar, pençeli ayakkabı giymeye devam ediyorduk.
📖 Sayfa 378 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Osmanlı vatandaşı Türkler "Osmanlı'yız" derken Osmanlı vatandaşı Rumlar Rumluklarını, Ermeniler Ermeniliklerini, Bulgarlar Bulgarlıklarını öne çıkarıyorlardı.
📖 Sayfa 276 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
“Avrupa’nın kalkındırılması” sloganıyla başlatılan Marshall Planı’nın -resmen açıklanan amacı başka da olsa- uygulamadaki somut hedefi de, belliydi: Komünistlerin iktidara gelmesi ihtimalinin yüksek olduğu ülkelerde o ihtimali önlemekti.
📖 Sayfa 108 · Değişim Yılları, Altan Öymen
İnsanlar ayrı, devletler arasındaki karşıtlıklar ayrı... Devletlerin politikaları ne olursa olsun, insanlar arası ilişikler bundan etkilenmemeliydi.
📖 Sayfa 187 · Değişim Yılları, Altan Öymen
Mussolini'nin iddialarında, Hitler gibi yirmi yıl öncesini hatırlatıp "Haklıyım" diyebileceği bir dayanağı yoktu. İtalya Birinci Dünya Savaşı'ndan galiplerin yanında çıkmıştı. Toprak kaybı olmamış, hatta az da olsa kazancı olmuştu. Ama o kazancı yeterli bulmuyordu. Gözünü diktiği topraklar için öne sürdüğü dayanak, tarihin yüzlerce yıl gerisindeydi. "Bu topraklar bize Roma Impa ratorluğu'ndan miras kaldı" diyordu.
📖 Sayfa 109 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Daha önceki Millî Eğitim Bakanı Saffet Arıkan döneminde ilk adımları atılan projenin mimarı İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç, siyasi yöneticisi Hasan Âli Yücel ve itici gücü Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 'ydü.
📖 Sayfa 188 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
– 6-7 Eylül Olayları gibi, Türkiye’ye çok büyük zarar veren bir olay kimin işine yarar?..
... Ve İhtilal, Altan Öymen
– Türkiye’nin düşmanlarının işine yarar.
– Türkiye’nin baş düşmanı kim?
– Rusya...
– Rusya’nın Türkiye’deki uzantıları kimler?..
– Komünistler...
– Onlar kim?
– İşte, Aziz Nesin, Kemal Tahir, Hasan İzzettin, Asım Bezirci ve diğerleri...
– Öyleyse, bunu da onlar yapmışlardır. Atın içeri onları da...
Şaka gibi geliyor ama, o zamanki mantık buydu... Sadece dönemin, –siyasetteki, basındaki– ünlü “komünist avcıları” değil, bizzat hükümet, aynı iddiadaydı ve bu iddiayı resmen ilan ediyordu.
Amerika’yı doğrudan doğruya karşısına alan, Türk hükümetini de Amerika’nın dümen suyuna girmekle suçlayan bir tek etkili basın organı vardı: Markopaşa...
📖 Sayfa 190 · Değişim Yılları, Altan Öymen
Sabahattin Ali’nin başyazıları, Aziz Nesin’in, Rıfat Ilgaz'ın yazıları, Mim Uykusuz’un karikatürleriyle çıkan, ikide bir de kapatılıp, yayınına - Merhumpaşa, Malumpaşa gibi adlarla devam eden ünlü “haftalık siyasî mizah gazetesi”.
Biz hukuk dışı bir rejimin kurulmakta olmasıyla karşı karşıyayız. Açıktan tatbika başlanılan yeni rejimde vatandaş sorgusuz, müdafaasız mahkum edilmektedir… Tarih kürsüsünden halinizi seyrediyorum. Suçluların telaşı içindesiniz…
📖 Sayfa 419 · Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
-İsmet İnönü
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki Yunan seçimleri, 1946 Martında bu koşullar altında yapıldı. Komünistler seçimleri boykot etti.
📖 Sayfa 311 · Değişim Yılları, Altan Öymen
O sıradaki 7,5 milyon nüfuslu Yunanistan’da seçmen sayısı 1,8 milyondu. Kadınların seçme hakkı yoktu. Boykot, bir ölçüde etkili olabildi. Ama gene de, 1,1 milyon civarında seçmen sandığa gitti. Tabii, kullanılan oylar içinde sağcılar büyük bir zafer kazandı.
Altı ay sonra yapılan halkoylamasından da “Krallık devam etsin" sonucu çıktı. Kral II. George, ülkesine döndü ve tahtına oturdu.
Taranta Babu'ya Mektuplar adlı ünlü eserinde, İtalya'daki bir Habeş delikanlısının Habeşistan'daki eşine yazdığı mektuplara diliyle, Mussolini'nin İtalya'yı ne hale getirdiğini yazmıştı
📖 Sayfa 109 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
(Aylardar
Kalmadı çalmadığım kapı
Sokak sokak
yapı yapı
adım adım
Roma'da Roma'yı aradım
Burda artık
büyük ustalar mermeri ipekli bir kumaş gibi
kesmiyor
Floransa'dan rüzgâr esmiyor
Ne Dante Aligieri'den şarkılar
Ne Beatriçe'nin nakışlı yüzü var,
Ne Leonardo da Vinci'nin öpülesi eli
Mikel Ancedo
müzelerde prangalı bir kürek
mahkûmudur
...)
*Zengin olmak, büyük para sahibi olmak zamanın Ankara’sında fazla önemsenmezdi diyorum.
Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Zenginlerde bunu önemsememeye veya önemsemez görünmeye özen gösterirlerdi.
Zenginliklerini belli edecek tavırlar içine girmezlerdi.
Kore’de en fazla askerle savaşacak olan, hatta -Güney Kore’deki kuvvetleriyle- daha ilk günden savaşın içinde olan ülke, doğal olarak, ABD’ydi. Birleşmiş Milletler çağrısının asıl sahibi de oydu. Güvenlik Konseyi’nin kararı, onun girişimiyle alınmıştı. Ama ABD’nin en yakın müttefiki olan NATO ülkelerinden -İngiltere hariç- hiçbiri, NATO ülkesi olmayan Türkiye ölçüsünde bir askerî katkı vaat etmemişti.
📖 Sayfa 548 · Değişim Yılları, Altan Öymen
Askerî katkı vaatlerini resmî karar haline getirmekte Türkiye ilk sırayı almıştı. Öteki ülkelerin kararları daha sonra ilan edildi.

1950 seçiminde Demokrat Parti büyük bir zafer kazandı... Ama bunun Meclis’e yansıması, adil olmadı. Oyların yaklaşık yüzde 54'ünü alan DP, Meclis’teki milletvekillerinin yüzde 83’ünden fazlasını kazandı. CHP ise yüzde 40’a yakın oyuyla, sadece yüzde 14’ünü... Bu, geniş bölgeli çoğunluk sisteminden gelen bir adaletsizlikti. Sakıncaları daha sonra ortaya çıkacaktı.
📖 Sayfa 431 · Değişim Yılları, Altan Öymen
Çok bilinen bir anekdottur: Cato Roma’yla Kartaca arasındaki savaşın bitmesinin tek şartı olduğunu öne sürermiş. O şartı da Senato’da yaptığı -her konudaki- her konuşmasının
📖 Sayfa 99 · Değişim Yılları, Altan Öymen
sonunda tekrar edermiş. Ele aldığı konu ne olursa olsun... Roma şehrinin imar sorunlarından da söz etse, eğitim konularına da değinse, kürsüden inmeden önce:
“Ayrıca şu görüşümü de belirteyim” deyip o “şart”ı -son söz gibi kullandığı- ünlü cümlesiyle söylermiş:
‘‘Kartaca yıkılmalıdır!”
(Diplomatik literatüre geçen Latince’siyle: “Delenda est Carthago!”)
Türkiye'nin başka bir devletten talebi yoktu ama, Türkiye'den talebi olduğu anlaşılan bir devlet vardı Mussolini'nin İtalya'sı. Türkiye, onun bulunduğu grupta zaten yer alamazdı. Tam tersine ondan gelebilecek tehlikeye karşı kendini korumak için, "statüko"dan yana olan devletlerle işbirliği yapmak durumundaydı. Yani İngiltere ve Fransa'nın oluşturduğu "Müttefikler" grubuyla.
📖 Sayfa 106 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Hiçbir öğrencinin giyimiyle kuşamıyla başkalarına karşı üstünlük görüntüsü vermemesi isteniyordu. Öğrencilikte üstünlük, çalışkanlıkla, bilgiyle, başarıyla kendini göstermeliydi.
📖 Sayfa 80 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Borç üstüne borç... Alınan borcu ödemek için borç... Borç ödemek için alınan borcun faizini ödemek için borç... Sonra o borcun faizini ödemek için borç...
📖 Sayfa 27 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
20. Yüzyılın başındaki Osmanlı Hükümetinin başlıca işi, bu kısırdöngüyü devam ettirebilecek yeni borçlar bulabilmek.
Köy Enstitülerinden yetişen gençlerin, işleri çok, gelirleri az da olsa, enstitüdeyken edindikleri güçlü bir idealleri vardı: Görevli oldukları köyden başlayarak, ülkelerinin çağdaşlaşması ve halkın adil bir yaşam düzeyine kavuşması için çalışmak, çalışmak, çalışmak...
📖 Sayfa 191 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
....
Tabii bu gelişmeden rahatsız olanlar da eksik değildi. Kuvvetlerini halkın eğitimsizliğinden alan köy ağaları ile siyaset ağaları sisteme muhalefetlerini alttan alttan başlatmışlardı.
- Ankara'nın en çok nesini seversin? diye sormuşlar.
📖 Sayfa 230 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
- İstasyonunu severim, demiş
- Niçin?
- Çünkü oradan trene binip İstanbul' a gidilir.
Şair-gazetecilerden biri Fethi Giray'dı… Bir süre devlet memurluğu yaptıktan sonra Ankara'nın yeni gazetelerinden Hürses'te muhabirlik yapıyordu. "Ankara'nın taşına bak" türküsünü sözlerini biraz değiştirerek yazdığı son şiiri ünlüydü. Ülkenin gidişini iyi görmüyor, durumu Atatürk'e şikayet ediyordu. Şöyle:
📖 Sayfa 94 · Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
"Mustafa Kemal'e hitabımdır.
Ankara'nın taşına bakma
Gözlerimin yaşına bak!
Kaldır da başını bir sabah vakti
Etnografya Müzesi'nden,
Memleketin haline bak…"
Plan yapmak iyi ama planların esiri olmamakta fayda var.
📖 Sayfa 78 · Kuşaklar Arası, Altan Öymen
İnsanın yaşı ilerledikçe, önem verdiği şeylerin sırası değişiyor.
📖 Sayfa 66 · Kuşaklar Arası, Altan Öymen
Şark’ın biricik kusuru kıskanmaktır. Yerime geçilmesi korkusu, iskemle korkusu vardır.
Kuşaklar Arası, Altan Öymen
Avrupa'da savaş sırasında toplam 36 milyondan fazla insan ölmüştü. Bunun 20 milyonu asker, 16 milyonu sivildi.
📖 Sayfa 457 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Almanya'nın insan kaybı 5 milyonu, Polonya'nın 6 milyonu, Sovyetler Birliği'nin 20 milyonu aşıyordu.
Tarihin gösterdiği gerçek şu ki, insan toplulukları hangi ülkede olursa olsunlar ırkçılık hastalığına zaman zaman tutulabiliyor.
📖 Sayfa 351 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
İnsanlarda şöyle bir eğilim var: Vicdanlarını rahatsız eden konuları - hele çocukların yanında - fazla konuşmuyorlar. Belki kendi kafalarından da uzaklaştırıyorlar.
📖 Sayfa 306 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
DP Hükümeti’nin en dikkat çeken özelliklerinden biri de milli eğitim Bakanlığında yapılan değişiklikti. Orada artık Hasan Ali Yücel yoktu. Yerine Reşat Şemsettin Sirer getirilmişti. O da bir eğitimciydi. Fakat bilinen tutumları, Yücel’inkine zıt sayılırdı. Yücel’e son sıralarda yapılan suçlamalar, onun solcuları himaye ederek “ Solculuk” yaptığı yolundaydı. Sirer ise “ sola karşı bir milliyetçi” olarak tanınırdı.
📖 Sayfa 540 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Bu değişiklik , hükümetin milli eğitim politikasının da değişebileceğinin bir işaretiydi.
Tabii gördüklerimizi yazdık ve çizdik... Röportaj, yazıyla-çiziyle de olsa, fotoğraf çekmek gibidir. İnsan sadece görebildiklerini çeker... Her şey de, tabii, görülmez: Brecht'in sözleriyle: Bazı şeyler aydınlıktadır / Bazıları karanlıkta / Ve insan / Sadece aydınlıktakileri görür / Karanlıktakileri görmez...
📖 Sayfa 119 · 01 Adana-80'li Yıllarda Adana, Altan Öymen
O zamanlar makam arabalarının özel işlerde kullanılması büyük tartışma ve tepkilere yol açardı.
📖 Sayfa 128 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Üniversite fakültelerinde ve üniversite üstü meslek dallarında bir “İslâmî yaşam biçimi” tartışması başladı. Bir kısım kız öğrencilerin başlarını yeni bir bağlama biçimiyle bağlamaları ve bir kısım erkek öğrencilerin bunu teşvik etmesi sonunda, ülkenin başına yepyeni bir sorun çıktı: “Türban sorunu...”
📖 Sayfa 290 · Değişim Yılları, Altan Öymen
O vakte kadar, Türkiye’de başını örtene de örtmeyene de karışan yoktu. Ama bu yeni standart baş örtme biçimi, belirli bir İslamî siyaset anlayışını yaygınlaştırmanın simgesi haline getirilince tartışmalar arttı.
Başbakan Adnan Menderes’in Zafer gazetesi başyazarına verdiği demeçle gündeme giren “Arapça ezan”, DP iktidarı Meclisinin ilk çıkardığı kanunun konusu oldu.
📖 Sayfa 484 · Değişim Yılları, Altan Öymen
Türkiye’nin camilerinde ezanın Arapça yerine Türkçe okunması, 1932 yılında başlamıştı. Bu, Atatürk’ün talimatıyla yapılan bir çalışmanın sonucuydu.
Meşrutiyet dönemindeki bazı aydınlar da aynı şeyi düşünmüş ve istemişti... Bununla ibadete çağrı niteliğindeki ezanın anlamının daha iyi algılanacağı görüşündeydiler.

Almanlarla saldırmazlık antlaşması imzalayıp onların Polonya’ya saldırısının önünü açan, önünü açmakla kalmayıp, antlaşmanın gizli maddelerine göre, o saldırının ganimetini paylaşan, Stalin’in kendisiydi. İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasının temelinde Sovyetlerin o marifeti vardı. Türkiye’nin sadece kendini koruma ihtiyacı ile yaptığı saldırmazlık antlaşması altında ise gizli hesap yoktu.
📖 Sayfa 264 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
Mussolini’nin iddialarında, hitler gibi 20 yıl öncesine hatırlatıp “ haklıyım” diyebileceği bir dayanağı yoktu. İtalya birinci Dünya Savaşı’ndan galiplerin yanında çıkmıştı. Toprak kaybı olmamış, hatta az da olsa Kazancı olmuştu. Ama o kazancı yeterli bulmuyordu. Gözünü diktiği topraklar için öne sürdüğü dayanak, tarihin yüzlerce yıl gerisindeydi. “ bu topraklar bize Roma imparatorluğundan miras kaldı” diyordu.
📖 Sayfa 109 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen
“Anadolu’yu yıllarca mezhep kavgalarıyla yer yer mezbahaya çeviren taassubun yeniden hortlaması ihtimali, bizim için Bolşeviklik tehlikesi kadar korkunçtur.”
📖 Sayfa 279 · Değişim Yılları, Altan Öymen
Başbakan Adnan Menderes'in DP'li milletvekillerince uzun uzun alkışlanan sözleri, o zamanki iktidar siyasetinin demokrasi anlayışını yansıtıyordu: Seçimi kazanırsam her istediğimi yaparım… Hukukun ilkeleriymiş, Anayasa'nın kurallarıymış, bunların anlamını ben belirlerim. Yanlış yapsam bile, gene seçilirsem gene yaparım. Çünkü seçmen bana bu hakkı vermiştir.
📖 Sayfa 427 · Öfkeli Yıllar, Altan Öymen
Demokratik ülkelerde bir iktidar partisinin, seçimlerde ne kadar oy almış olursa olsun, hukuk açısından, evrensel hak ve hürriyetler açısından "yapamayacağı şeyler" olduğu anlayışı, ülkemizin siyasetine henüz yerleşmemişti…
Atatürk'ün büyüklüğü, boyunda bosunda, yüzünde değildi, yaptıklarındaydı.
📖 Sayfa 19 · Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen