
Richard Dawkins'in Ataların Hikayesi adlı kitabı, The Ancestor's Tale: A Pilgrimage to the Dawn of Evolution özgün adıyla 2004'te yayımlanmış, 652 sayfalık bir Araştırma-İnceleme eseridir. Kitabın en beğenilen satırları, sayfa bilgileriyle birlikte burada.
Ataların Hikayesi'den En Beğenilen Alıntılar
Bazı biyologlar bir insanı çocuk insaymun olarak görürler. Hiçbir zaman büyümeyen bir insaymun.
📖 Sayfa 378 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Tüm hayvan krallığındaki en büyük gözler, dev mürekkep balığının çapı neredeyse 30 santimetreye ulaşan gözleridir. Onlar da düşük ışık düzeyleriyle başa çıkmak zorundadır, ama gececil oldukları için değil, yaşadıkları okyanusun derinliklerine çok az ışık sızdığı için.
📖 Sayfa 209 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Dodo etrafta dolaşır
📖 Sayfa 345 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Hava alır, güneşlenirdi.
Güneş yine ısıtıyor ata toprağını
Ama Dodo orada yok!
Cıyaklamaya alışık sesi
Sustu ebediyen -
Ama görebilirsiniz kemiklerini ve gagasını
Hepsi müzede.
Kangurular, antilopların Avustralyen eşdeğeri olarak betimlenebilir, ama çok farklı görünür ; çünkü vücutlarının çoğu, denge sağlayıcı büyük kuyrukla birlikte arka ayakları üzerinde zıplama özelliğine göre şekillenmiştir.
📖 Sayfa 295 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Mitokondriler hücrelerin içindeki küçük vücutlardır. Büyük olasılıkla 2 milyar yıl kadar önce, o zamandan beri eşeysiz basit bölünmeyle üredikleri hücrelerin içine yerleşen, bir zamanlar serbest dolaşan bakterilerin kalıntılarıdır.
📖 Sayfa 78 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Sahraaltı Afrika’yı yok ederseniz, insanın genetik çeşitliğinin büyük çoğunluğunu kaybedersiniz; oysa Afrika dışında her yeri yok edebilirsiniz ve fazla bir şey değişmez.
📖 Sayfa 53 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Fovea, insan retinasının ortasında koni hücrelerin yoğunlaştığı küçük alandır. Foveamızla okuruz, birbirimizin yüzlerini tanırız ve ince görsel ayrım gerektiren her şeyi yaparız.
📖 Sayfa 310 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Dodonun atalarının kanatları vardı. Dedeleri, belki biraz ters bir rüzgarın yardımıyla ama kendi kas güçleriyle Mascarena Adalarına gelen uçan güvercinlerdi. Oraya geldikten sonra uçmaya gerek görmediler. (kaçacak bir şey yoktu.), bu yüzden kanatlarını yitirdiler.
📖 Sayfa 346 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
" Kuantum kuramını anladığınızı düşünüyorsanız, kuantum kuramını anlamıyorsunuzdur."
📖 Sayfa 495 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
—
Bir bireyin dikromatik (renk körlüğü) ya da trikromatik görmeye sahip olup olmaması, genomunda ne kadar farklı opsin gene sahip olduğuna bağlıdır. Sözgelimi, maviye ve yeşile duyarlı opsinleri varsa ve kırmızıya duyarlı opsini yoksa, dikromatik olur.
📖 Sayfa 199 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Nil balçık balığı, şu anda en büyük hayvan genomu rekorunu elinde tutuyor: bizim değersiz 3 milyar harfimize karşı 133 milyar harf.
📖 Sayfa 379 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Memelilerin evrimini şekillendiren adalar ya da ada kıtalar, ziyaret ettiğimiz sıraya göre Madagaskar, Lavrasya, Güney Amerika, Afrika ve Avustralya'dır. Listeye Gondvana'da eklenebilir.
📖 Sayfa 218 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Genlerin de seçereleri, aile ağaçları "En yakın ortak ataları" vardır. Dahası, genlerin aile ağaçlarının geleneksel tarihsel aile ağaçları karşısında çok büyük bir avantajı vardır. Örüntüleri, bugünün genomlarına yerleşiktir.
📖 Sayfa 72 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Yaşamınızda gerçekten en önemli zaman ;doğum, evlilik ya da ölüm değil, bağırsak oluşumudur.
📖 Sayfa 449 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Tekrar tekrar kullanılan ocaklara ilişkin incelikli kanıtlar, Ergastların (Java ya da Pekin insanı da denilebilir.) en azından ateşi kullanmayı keşfettiklerini gösteriyor. Geriye dönüp bakıldığında tarihimizde muazzam bir olay.
📖 Sayfa 100 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Tarih, bir laneti izleyen başka bir lanet olarak tarif edilmiştir.
📖 Sayfa 13 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
"Hepimiz gerçek olmayan bir hafıza, kesilmesi gereken saçlar ve delik çoraplarımız ile beş dakika önce yaratılmış da olabiliriz. "
📖 Sayfa 507 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
—
Köstebekler kendilerini işlerine adamış kazma makineleridir, elleri değişmiş küreğe dönüşmüş, yeraltında yararı olmayan gözler neredeyse tamamen yok olmuştur.
📖 Sayfa 293 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Şu anda kayda geçmiş en eski genom, Kanada buz tabakasında korunan 700.000 yıllık bir at kemiğinden alınmıştır.
📖 Sayfa 40 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Gezgin bir gen
📖 Sayfa 72 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
"Çok vücutlar gördüm" dedi.
"Çok akıllı olduğunu sanırsın
Ama ben ebediyen yaşarım.
Sen ise hayatta kalmanın makinesisin."
Ornitorenge dönersek esas hikaye erkeğin arka ayaklarında bulunan zehirli iğnedir. Zehirli iğnenin yalnızca erkeklerde bulunması, oldukça şaşırtıcı biçimde, yırtıcıları ya da avı değil, rakipleri hedeflediğini gösterir. Zehir, tehlikeli değildir ama aşırı acı verir ve morfine duyarsızdır. Sanki ornitorenk zehri doğrudan ağrı almaçları üzerinde etkili oluyormuş gibi.Bilim insanları bunun nasıl olduğunu anlayabilse, kanserin neden olduğu ağrıya karşı koymanın ipuçları bulunabilir.
📖 Sayfa 308 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Soyun tükenmesi, neredeyse tüm türlerin nihai kaderidir. Muhtemelen, şimdiye kadar var olmuş tüm türlerin yüzde 99'unun soyu tükenmiştir.
📖 Sayfa 314 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Tapetum lucidum, hayvanların gözlerinin karanlıkta parlıyormuş gibi görünmelerine neden olan yansıtıcı bir yüzeye sahiptir. Birçok gececil ya da noktürnal hayvan türün gözlerin de bu tabaka vardır, ayrıca insanların gözleri tapetum luciduma sahip değildir.
📖 Sayfa 207 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Ata 0 olasılıkla 10.000 yıl kadar önce ve büyük olasılıkla Afrika’nın dışında yaşadı.
📖 Sayfa 54 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Doğaüstü inançlara itirazım, gerçek dünyanın yüceliğinin hakkını verememeleridir.
📖 Sayfa 716 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Ornitorenkler, akarsuların dip çamurunda yaşayan kabukluları, böcek larvalarını ve diğer küçük yaratıkları avlar. Gözler çamurda fazla işe yaramaz ve ornitorenk, avlanırken gözlerini sıkı sıkıya kapatır. Yalnızca bu da değil, burun deliklerini ve kulaklarını da kapatır. Avı görmez, avı duymaz, avın kokusunu almaz ;yine de büyük isabetle avını bulur, günde ağırlığının yarısı kadar av yakalar.
📖 Sayfa 301 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
İki yakın akraba insan gen ağaçlarının birçoğunda birbirine yakın görünür. Ama azınlık oyu verip onları daha uzak akrabalara yakınlaştıran gen ağaçları vardır. İnsanlar arasında ki yakın akrabalığı bir tür çoğunluk oyu gibi düşünebiliriz.
📖 Sayfa 77 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Lemurlar, Afrika'da maymunlar evrildiği sırada ıssız Madagaskar'da mahsur kalan erken primatların torunudur. Madagaskar evrim konusunda doğal deney laboratuvar görevi görecek kadar büyük bir adadır.
📖 Sayfa 214 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Buğday, yulaf, arpa, çavdar ve mısır gibi, yediğimiz tahılların birçoğu tarımın başlangıcından bu yana farkında olunmadan ve daha sonra insanın bilinçli ayıklamasıyla büyük ölçüde değişmiş olan ot ailesinin üyesidir, genomlarında ot ailesinin bariz izleri bulunur.
📖 Sayfa 64 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Açık söylemek gerekirse, salgınlar konusunda gerçekten doğal bir sınır vardır. Hassas bir enfeksiyon kütlesi, sınırın üstüne çıkıldığında virüs ya da bakteri aniden uçuşa geçer ve yayılma hızını çarpıcı bir biçimde arttırır. Kamu sağlığı görevlilerinin, nüfusun eşik bir oranından fazlasını, sözgelimi boğmacaya karşı aşılamaya çabalamasının nedeni budur. Amaç yalnızca aşılı bireyleri korumak değildir. Amaç aynı zamanda patojenleri uçuşa geçirip hassas kütleye ulaşmaktan yoksun bırakmaktır.
📖 Sayfa 365 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
…bir Homo erectus’la yüz yüze gelseydik, yapım halinde bitmemiş bir heykel gibi gözlerimize bakabilirdi. Ama, bu yalnızca insan geri görüşüyle baktığımız içindir. Canlı bir yaratık her zaman bulunduğu çevre içinde hayatta kalmakla meşguldür. Asla bitmemiş değildir—ya da başka bir anlamda, her zaman bitmemiştir. Büyük olasılıkla biz de öyleyiz.
📖 Sayfa 23 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Lemurlar, Afrika’da maymunlar evrildiği sırada ıssız Madagaskar’da mahsur kalan erken primatların torunudur. Madagaskar, evrim konusunda doğal deney laboratuvarı görevi görecek kadar büyük bir adadır.
📖 Sayfa 214 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Memeliler için Etçiller takımı, sahiden monofiletik bir kladyani, aralarından biri olarak sınıflandırılan tek bir ortak atadan gelen bir hayvan grubu gibi görünüyor. Kediler(aslanlar, çitalar ve kaplanlar dahil), köpekler (kurtlar, çakallar ve Cape avcı köpekleri dahil) gelincikler ve türleri, kuyruksürenler ve türleri, ayılar (pandalar da dahil), sırtlanlar, ayı sansarları, foklar, deniz aslanları ve morslar, tümü Lavrasyalı Etçiller takımının üyesidir ve hepsi, aynı takıma sokulan bir ortak atadan gelir.
📖 Sayfa 249 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Ama yapraklar, karıncalar (öz suyunu biraz emseler de) ve larvalar tarafından doğrudan yenmez. Yeraltındaki mantar bahçeleri için gübre olarak serilir.
📖 Sayfa 467 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Bildiğimiz en tam Homo ergaster Kenya'da Turkana Gölü yakınlarında yaklaşık 1.5 milyon yıl önce ölen Turkana çocuğudur. Kaburgaları ve omurga içinde sinirlerin geçtiği deliklerin küçüklüğü, konuşma ile ilişkili görünen nefes kontrolünden yoksun olduğunu gösterir. Kafatası tabanını inceleyen bazı bilim insanları, daha yakın zamanda, Neandertallerin bile konuşamadıkları sonucuna vardılar. Gırtlak şekillerinin bizim kullandığımız sesleri tam olarak çıkarmaya izin vermediği kanıt olarak gösteriliyor.
📖 Sayfa 101 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Fovea, insan retinasının ortasında koni hücrelerinin yoğunlaştığı küçük alandır. Foveamızla Okuruz, birbirimizin yüzlerini tanırız ve ince görsel ayrım gerektiren her şeyi yaparız.
📖 Sayfa 310 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Fosilleşmiş Neanderthal dışkısı, ne yediklerini ortaya çıkarmamıza olanak verir: çok büyük ölçüde et ve biraz da sebze.
📖 Sayfa 71 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Evren yaşamsız ve yalın kalabilirdi -yalnızca fizik ve kimya, yalnızca zamanı ve mekanı doğuran kozmik patlamanın dağınık tozları olabilirdi. Öyle olmaması evren fiilen hiçlikten evrildikten 10 milyar yıl kadar sonra, yaşamın neredeyse hiçlikten evrilmiş olması- o kadar afallatıcı bir olgudur ki, sözcüklerle hakkını vermeye kalkışsaydım çıldırırdım. Mesele burada bitmiyor. Yalnızca evrim gerçekleşmekle kalmadı: Sonunda süreci kavrayabilen, hatta kavrama sürecini kavrayabilen varlıklara da yol açtı.
Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Aile ağaçları köklü ya da köksüz olabilir. Köklü bir ağaç çizdiğimiz zaman, atanın nerede olduğunu biliriz.
📖 Sayfa 172 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Bizler öleceğiz ve bu yüzden şanslı olanlarız. Pek çok insan hiç ölmeyecek çünkü hiç doğmadılar.
Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıtları gerektirir.
📖 Sayfa 239 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Herhangi bir türün üyelerinin, kendisi gibi olanlar arasındaki farklılıklara yüksek duyarlılıkları vardır. Bu görüşe göre, insan farklılıklarını, diğer türlerin içindeki farklılıklardan daha kolay fark etmemiz normaldir. Bizim neredeyse özdeş gördüğümüz şempanzeler, birbirlerinin gözüne, bizim gözümüzde bir Kikuyunun bir Hollandalıdan farklı olması kadar farklı görünür.
Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Sıçanlar ve fareler, Tarım Devrimimizin gizli yararlanıcıları oldular ve denizleri bizimle birlikte aşıp dünyada her yere gittiler. Ambarlarımızı ve sağlığımızı mahvediyorlar. Sıçanlar ve taşıdıkları pireler Büyük Bela'dan (bilinen biçimiyle, ancak şimdilerde tartışmalı olarak Kara Ölüm de hıyarcıklı veba olmuş olabilir) sorumluydular, tifüsü yaydılar ve ikinci binyılda tüm savaşların ve devrimlerin öldürdüğünden daha fazla insan öldürmekle suçlandılar.
📖 Sayfa 190 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Insanları ırksal çerçevede sınıflandırmanın hiçbir toplumsal değeri yoktur, toplumsal ve insani ilişkileri kesin olarak bozar. Böyle bir ırksal sınıflandırmanın hiçbir genetik ya da taksonomik önemi bulunmadığı görüldüğüne göre, devam etmesi için hiçbir gerekçe gösterilemez.
📖 Sayfa 477 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
—
…Afrika’daki ilk beyaz kaşifler şempanzeleri ve gorilleri, kendileriyle değil, yalnızca siyah insanlarla yakın akraba gördüler. İlginçtir, Güneydoğu Asya ve Afrika’daki kabilelerin, geleneksel olarak görüldüğü şekliyle evrimin tersine ileri süren geleneksel efsaneleri vardır: Bu kabilelerin yerel büyük insaymunları, tanrıların gözünden düşmüş ilk insanlar olarak kabul edilirler. Malay dilinde “orang-utan,” “ormanların adamı” demektir.
📖 Sayfa 156 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Soluduğumuz oksijen, yeşil bitkiler onu oraya koymadan önce yoktu. Başlangıçta bir zehir olan oksijen, pek çok hayvan soyunun önce katlanmak, sonra bağımlı olmak zorunda kaldığı kökten değişik koşullar sağladı.
📖 Sayfa 543 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Aslında, avcı - toplayıcı yaşam tarzı (avcı balıkçıyı da kapsayabilir.) tamamen ölmemiştir. Dünyanın belli kesimlerinde hala yaşamaktadır. Avustuyalı Aborjinler, Güney Afrika'da Sanlar ve akraba kabileler, çeşitli yerli Amerikalı yerli kabileler ve kutıptaki Inuitler(Eskimolar) tarafından.
📖 Sayfa 58 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Tarım devrimi yaklaşık 10.000 yıl önce, son Buzul Çağı’ nın bitiminde, Dicle ile Fırat arasında Bereketli Hilal denilen yerde başladı.
📖 Sayfa 38 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
İnsanlar ve şempanzeler protein dizilişleri bakımından çok az farklılık göstermelerine rağmen, FOXP2 bir istisnadır. Beyinde aktif olan ve şempanzelerden ayrıldığımızdan beri insanlarda kısa sürede hızlı ve öyle görünüyor ki benzersiz evrim geçiren bir gendir. Şempanzelerden en önemli farklarımızdan biri de bizim dilimizin olması, onların olmamasıdır. Dilin evrimini anlamaya çalışıyorsak, aramamız gereken gen, bize doğru gelen soy boyunca bir yerde, ama şempanzelerden ayrıldıktan sonra değişen bir gendir.
📖 Sayfa 103 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Birbirinden bağımsız birçok karınca grubu, yaprakbitlerini kendi evcil "mandıra" hayvanı gibi besleme alışkanlığı geliştirmiştir. Memeli sığırlarda olduğu gibi, yaprak bitlerinin de yüksek miktarda besin üretme kapasiteleri vardır ve her lokmadan az miktarda besin alırlar.
📖 Sayfa 467 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
İnsaymunlar arasında gibonlar, dik yürüme sanatında insanlardan sonra ikinci sırada yer alır. Ellerini yalnızca kendini dengede tutmak için kullanan bir gibon, bir ağaç dalı boyunca iki ayak üzerinde yürür, ama daldan dala gitmek için kollarını kullanır.
📖 Sayfa 169 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
DNA evrenseldir ve tüm canlı yaratıkların yalnızca çok küçük farklılıklarla paylaştıkları bir avuç belli gen vardır.
📖 Sayfa 656 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Mikrop o kadar küçük ki
📖 Sayfa 585 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Başaramayız anlamayı
Ama bazı gayretliler umar
Bir mikroskopla görmeyi.
Sıra sıra dişlerin altında yatar
Eklemli dili;
Yedi boğumlu kuyruğu
Pembe ve mor benekli,
Her birinde kırk ayrı örüntü;
Kaşları fıstık yeşili;
Bunları hiç kimse görmedi—
Ama bilen bilim insanları
Öyle olduğuna inandırdılar bizi...
Oh! Kuşkulanmayalım,
Kuşkulanmayalım asla
Kimsenin emin olmadığından.
—Hilaire Belloc
…tarım devrimi, insanın mutluluğunu artırmadı. Tarım, yerini aldığı avcı-toplayıcı yaşam tarzından daha fazla nüfusu besledi ama sağlığı ya da mutluluğu açıkça iyileştirmedi.
📖 Sayfa 58 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Hiçbir evrimci, modern bir türün değişip başka bir modern türe dönüştüğünü düşünmez. Kediler köpeklere ya da köpekler kedilere dönüşmez. Doğrusu kediler ve köpekler on milyonlarca yıl önce yaşamış ortak bir atadan evrildiler.
📖 Sayfa 368 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
İster iyi, ister kötü bir değişim olsun, Tarım Devrimi, muhtemelen, ani bir olay değildi. Hayvancılık, Turnip Townsend'in* neolotik eşdeğeri bir dahinin bir gecede aklına gelen parlak fikir değildi. Bir kere, sahipsiz ve açık kırlarda yabani hayvan avcıları, av alanlarını rakip avcılara karşı korumuş ya da sürüleri takip ederken bizzat sürüleri korumuş olabilirler. Buradan o hayvanları gütmeye, sonra beslemeye ve sonunda da ağıla koymaya ve barındırmaya geçiş doğal bir ilerlemeydi. Herhalde, bu değişimlerden hiçbiri gerçekleştikleri sırada devrim gibi görünmediler.
📖 Sayfa 39 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Doğal seçilim hep acemi tamircidir: Burasını biraz kısaltır, şurasını biraz uzatır, sürekli birbirine uydurur; giydirir, çıkarır, dolaysız üreme başarısını koşulların elverdiği en iyi duruma getirir. Gelecek yüzyıllarda hayatta kalmak, hesaplamaya girmez, aslında ortada bir hesaplama da yoktur. Bazı genler gen havuzunda varlığını sürdürür, bazıları sürdürmezken her şey otomatik olarak gerçekleşir.
📖 Sayfa 347 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Nereden başlanırsa başlansın, geriye doğru tüm kronolojiler tek bir büyük kavşakta son bulduğuna göre, kendimizi insani meşguliyetimize verip, atalarımızın tek bir soy çizgisine yoğunlaşabiliriz. Evrimi bizi amaçlayan bir şey olarak ele almak yerine, tersinden bir kronoloji için keyfi, ama hoşgörülebilir bir şekilde tercihli başlangıç noktamız olarak bugünkü Homo sapiensi seçiyoruz
Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Kuşaklar boyunca erkekler eş olarak en çıplak (kılsız) kadınları seçtiler. Erkeklerde çıplaklık, kadınlardaki çıplaklığın peşinden sürüklendi ama hiçbir zaman yetişip onu yakalayamadı; erkeklerin kadınlardan daha kıllı kalmalarının nedeni budur.
📖 Sayfa 336 · Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Tarım-öncesi avcı-toplayıcılar, doğayla uyum içinde olmak bir yana, muhtemelen yeryüzündeki birçok büyük hayvanın soyunun tüken mesinden sorumluydu. Tarım Devriminden hemen önce, avcı-toplayıcı halkların uzak alanları kolonileştirmelerini, arkeolojik kalıntılarda, kuşkulu bir biçimde birçok büyük (ve muhtemelen yenilebilir) kuşun ve memelinin sahneden silinmesi izliyor.
Ataların Hikayesi, Richard Dawkins
Sıkça Sorulan Sorular
Ataların Hikayesi kimin eseridir?
Ataların Hikayesi, Richard Dawkins tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2004'te yayımlanmıştır. Türkçeye Ahmet Fethi çevirmiştir.
Ataların Hikayesi kaç sayfadır?
Ataların Hikayesi, 652 sayfadır (Hil Yayınları baskısı).
Ataların Hikayesi'nin en ünlü sözü nedir?
“Bazı biyologlar bir insanı çocuk insaymun olarak görürler. Hiçbir zaman büyümeyen bir insaymun.”