
Bediüzzaman Said Nursî'un imzasını taşıyan Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Din (İslam) alanının dikkat çeken yapıtlarındandır. Türkçede Enver Neşriyat etiketiyle yayımlanmıştır. Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte'yi okuyanların favorisi olan sözler, sayfa numaralarıyla aşağıda.
Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte'den En Beğenilen Alıntılar
İmam-ı Rabbanî Ahmed-i Farukî diyor ki: “Bir küçük mesele-i imaniyenin inkişafı, benim nazarımda yüzler ezvak ve kerametlere müreccahtır.”
📖 Sayfa 90 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Bir şey bütün elde edilmezse bütün bütün elden kaçırılmaz.
📖 Sayfa 90 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Bir cisme hayat girdiği vakit, küçük bir âlem hükmüne getirir; âdeta kâinat şeceresinin bir nevi fihristesini taşıyan bir nevi çekirdeği hükmüne geçiyor. Nasıl ki bir çekirdek, onun ağacını yapabilen bir kudretin eseri olabilir; öyle de en küçük bir zîhayatı halk eden, elbette umum kâinatın Hâlık’ıdır.
📖 Sayfa 83 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Eğer kâinattan bir dakikacık olsun o nisbet-i kayyumiyet kesilse kâinat mahvolur.
📖 Sayfa 92 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Tabiat bir sanat-ı İlahiyedir, sâni’ olmaz. Bir kitabet-i Rabbaniyedir, kâtip olmaz. Bir nakıştır, nakkaş olamaz. Bir defterdir, defterdar olmaz. Bir kanundur, kudret olmaz. Bir mistardır, masdar olmaz. Bir kabildir, münfail olur; fâil olmaz. Bir nizamdır, nâzım olamaz. Bir şeriat-ı fıtriyedir, şâri’ olamaz.
📖 Sayfa 94 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
bütün kâinatı halk edemeyen bir zat, bir kudret; en küçük bir zîhayatı halk edemez.
📖 Sayfa 84 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Mesela, bir bahçede bir sarı çiçek, o bahçe nakkaşının bir mührü hükmündedir. O çiçek mührü kimin ise bütün zemin yüzündeki o nevi çiçekler, o zatın kelimeleri hükmünde olduğuna ve o bahçe dahi onun yazısı olduğuna açık bir surette delâlet ediyor.
📖 Sayfa 43 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Demek oluyor ki her bir şey, umum eşyayı Hâlık’ına isnad edip a’zamî bir tevhide işaret ediyor.
Zat-ı Ferd ve Ehad’in kudretine nisbeten en büyük şeyin icadı, en küçük bir şey gibi kolaydır. Bir baharı, bir çiçek gibi suhuletle halk eder. Binler haşrin numunelerini her baharda gözümüz önünde kolaylıkla icad eder. Büyük bir ağacı, küçük bir meyve gibi rahatça idare eder. Eğer müteaddid esbaba havale edilse her bir meyve, bir ağaç kadar masraflı ve müşkülatlı ve bir çiçek, bir bahar kadar zahmetli ve suubetli olur.
📖 Sayfa 44 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Bir harf, kendi vücudunu bir harf kadar ifade ettiği halde, kâtibini bir satır kadar ifade ediyor.
📖 Sayfa 22 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Çünkü nasıl bir şeyde görmek varsa hayatı da var; işitmek varsa hayatın alâmetidir; söylemek varsa hayatın vücuduna işaret eder; ihtiyar, irade varsa hayatı gösterir. Aynen öyle de bu kâinatta âsârıyla vücudları muhakkak ve bedihî olan kudret-i mutlaka ve irade-i şâmile ve ilm-i muhit gibi sıfatlar, bütün delailleriyle Zat-ı Hayy-ı Kayyum’un hayatına ve vücub‑u vücuduna şehadet ederler ve bütün kâinatı bir gölgesiyle ışıklandıran ve bir cilvesiyle bütün dâr-ı âhireti zerratıyla beraber hayatlandıran hayat-ı sermediyesine şehadet ederler.
📖 Sayfa 78 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Demek vahdette, ferdiyette bir karınca bir Firavun’u, bir sinek bir Nemrut’u, bir mikrop bir cebbarı o intisap kuvvetiyle mağlup edebildiği gibi nohut tanesi küçüklüğünde bir çekirdek dahi dağ gibi heybetli bir çam ağacını omuzunda taşıyabilir.
📖 Sayfa 46 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
bâkî bir cemal, zâil bir müştâka razı olamaz.
📖 Sayfa 127 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Ve malûm ve bedihîdir ki intizam ile gayeleri ve hikmetleri ve faydaları takip etmek, ihtiyar ile irade ile kasd ile meşiet ile olabilir, başka olamaz. İhtiyarsız, iradesiz, kasıdsız, şuursuz esbab ve tabiatın işi olmadığı gibi müdahaleleri dahi olamaz. Demek bu kâinatın bütün mevcudatındaki hadsiz intizamat ve hikmetleriyle iktiza ettikleri ve gösterdikleri bir Fâil-i Muhtar’ı, bir Sâni’-i Hakîm’i bilmemek veya inkâr etmek, ne kadar acib bir cehalet ve divanelik olduğu tarif edilmez.
📖 Sayfa 30 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Evet hayat-ı ezeliye güneşinin ziyası olan bu cilve-i hayat, elbette yalnız bu âlem-i şehadete ve bu zaman-ı hazıra ve bu vücud‑u haricîye münhasır olamaz; belki her bir âlem, kabiliyetine göre o ziyanın cilvesine mazhardır; ve kâinat bütün âlemleriyle o cilve ile hayattar ve ziyadardır. Yoksa nazar-ı dalaletin gördüğü gibi, muvakkat ve zâhirî bir hayat altında her bir âlem, büyük ve müthiş birer cenaze ve karanlıklı birer virane âlem olacaktı.
📖 Sayfa 82 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Her şey, hususan zîhayat, gayet manidar bir kelime, bir mektup, bir kaside-i Rabbanîdir, bir ilanname-i İlahîdir. Umum zîşuurun mütalaasına mazhar olduktan ve hadsiz mütalaacılara manasını ifade ettikten sonra, lafzı ve hurufu hükmündeki suret-i cismaniyesi kaybolur.
📖 Sayfa 102 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Evet, her bir çiçek, her bir meyve, her bir ot, hattâ her bir hayvan, her bir ağaç birer mühr‑ü ehadiyet ve birer sikke-i samediyet olduklarını ve bulundukları mekân ise bir mektup suretini alması cihetiyle her biri bir imza şeklini alır; o mekânın kâtibini gösteriyor.
📖 Sayfa 43 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Hayat-ı câmiasıyla ve cilve-i esmasına bir fihristedir ve şuurlu bir âyinedir.
Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Kâinatın umum zerratının umum zamanlarındaki umum dakikalarının bütün âşirelerine darbedilip, hâsıl-ı darb adedince o Zat-ı Ahmediye'ye salât ü selâm, nihayetsiz hazine-i rahmetinden inmesini, Zat-ı Ferd-i Ehad-i Samed'den niyaz ediyoruz.
Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Demek bu fabrikaya bakan zat, çok iyi bakıyor.
📖 Sayfa 7 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî

Sâni’-i Zülcelal, ism-i Hakîm’in muktezasıyla her şeyde en hafif sureti, en kısa yolu, en kolay tarzı, en faydalı şekli ehemmiyetle takip ettiği gösteriyor ki israf, abesiyet, faydasızlık fıtratta yoktur. İsraf ise ism-i Hakîm’in zıddı olduğu gibi iktisat, onun lâzımıdır ve düstur‑u esasıdır.
📖 Sayfa 33 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
"Rabbinin yoluna hikmetle çağır."
📖 Sayfa 21 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Nahl Sûresi, 16:125.
insan, küçük bir mikyasta, kâinattaki hakaik-i imaniyeyi şuhud derecesinde gösterebilir.
📖 Sayfa 124 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Şu kâinattaki ecram-ı semaviyenin kıyamları, devamları, bekaları sırr-ı kayyumiyetle bağlıdır. Eğer o cilve-i kayyumiyet bir dakikada yüzünü çevirse bir kısmı küre-i arzdan bin defa büyük milyonlarla küreler, feza-yı gayr-ı mütenahî boşluğunda dağılacak, birbirine çarpacak, ademe dökülecekler.
📖 Sayfa 99 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
koca kâinatta yerleşmeyen iki rububiyet, bir çekirdekte belki bir zerrede yerleşmek lâzım gelir. Bu ise muhalatın ve bâtıl hayalatın en manasız ve en uzak bir muhalidir. Koca kâinatın umum ahval ve keyfiyatını mizan-ı adlinde ve nizam-ı hikmetinde tutan bir Kadîr-i Mutlak’ın aczini, hattâ bir çekirdekte dahi iktiza eden şirk ve küfür ne kadar hadsiz derecede muzaaf bir hilaf, bir hata, bir yalan olduğunu ve tevhid ne derece hadsiz muzaaf bir derecede hak ve hakikat ve doğru olduğunu bil,
📖 Sayfa 26 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَى الْاٖيمَانِ
de.
Her bir merhamet sahibi, başkasını memnun etmekten mesrur olur.
Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Her bir şefkat sahibi, başkasını mesrur etmekten memnun olur.
Her bir muhabbet sahibi, sevindirmeye lâyık mahlukları sevindirmekle sevinir.
Evet bu hayatın gayesi ve neticesi hayat-ı ebediye olduğu gibi bir meyvesi de, hayatı veren Zât-ı Hayy ve Muhyî'ye karşı şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbettir ki; bu şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise; hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir. Ve bundan anla ki; bu hayatın gayesini "rahatça yaşamak ve gafletli lezzetlenmek ve heveskârane nimetlenmektir" diyenler, gayet çirkin bir cehaletle; münkirane, belki de kâfirane, bu pek çok kıymetdar olan hayat nimetini ve şuur hediyesini ve akıl ihsanını istihfaf ve tahkir edip, dehşetli bir küfran-ı nimet ederler.
📖 Sayfa 67 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
hayat, bütün kâinattan süzülmüş en safi bir hülâsası olduğu gibi, kâinattaki en mühim bir maksad-ı İlahî ve hilkat-i âlemin en mühim neticesi olan şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbeti netice veren bir sırr-ı a'zamdır.
📖 Sayfa 66 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Demek bu saray-ı âlem ve bu fabrika-i kâinat, ism-i Kuddüs’ün bir cilve-i a’zamına mazhardır ki o tanzif-i kudsîden gelen emirleri, değil yalnız denizlerin âkilü’l-lahm tanzifatçıları ve karaların kartalları, belki kurtlar ve karıncalar gibi cenazeleri toplayan sıhhiye memurları dahi dinliyorlar. Belki o kudsî evamir-i tanzifiyeyi, bedende cereyan eden kandaki küreyvat-ı hamra ve beyza dahi dinleyip bedenin hüceyratında tanzifat yaptıkları gibi nefes dahi o kanı tasfiye eder, temizler.
📖 Sayfa 9 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
İşte ey gafil insan! Bu Hâkim-i Hakem-i Hakîm-i Zülcelali Velcemal, sana karşı kendisini herbir mahlukuyla böyle hadsiz ve parlak tarzlarda tanıttırmak ve sevdirmek istediği halde, sen onun tanıttırmasına karşı imanla tanımazsan ve onun sevdirmesine mukabil ubudiyetinle kendini ona sevdirmezsen ne derece hadsiz muzaaf bir cehalet, bir hasaret olduğunu bil, ayıl!..
📖 Sayfa 25 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
ebedî bir cemal, fâni bir müştâka ve zâil bir dosta razı olmaz. Çünkü cemal, kendini sevdiği için, sevmesine mukabil muhabbet ister. Zeval ve fenâ ise, o muhabbeti adâvete kalb eder, çevirir.
📖 Sayfa 125 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Evet, âhireti inkâr etmek isteyen adam, evvelce bütün dünyayı bütün hakaikiyle inkâr etmeli. Yoksa, dünya bütün hakaikiyle yüz bin lisanla onu tekzip ederek bu yalanında yüz bin derece yalancılığını ispat edecek.
📖 Sayfa 20 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Bir sineğin hakk-ı hayatını rahîmane muhafaza eden bir rahmet, bir hikmet; acaba haşri getirmemekle umum zîşuurların hadsiz hukuk‑u hayatlarını ve nihayetsiz mevcudatın nihayetsiz hukuklarını zayi eder mi?
📖 Sayfa 19 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Ey israflı, iktisatsız; ey zulümlü, adaletsiz; ey kirli, nezafetsiz bedbaht insan! Bütün kâinatın ve bütün mevcudatın düstur‑u hareketi olan iktisat ve nezafet ve adaleti yapmadığından umum mevcudata muhalefetinle, manen onların nefretlerine ve hiddetlerine mazhar oluyorsun. Neye dayanıyorsun ki umum mevcudatı zulmünle, mizansızlığınla, israfınla, nezafetsizliğinle kızdırıyorsun?
📖 Sayfa 17 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Evet nasıl ki bütün mahlukatın tesbihatları ism-i Kuddüs’e bakar, öyle de bütün nezafetlerini de Kuddüs ismi ister.
📖 Sayfa 13 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Demek zîhayatların en mühim netice-i hilkati ve en büyük gaye-i fıtratı, Zat-ı Kayyum‑u Ezelî’nin kendi nazarına, kendi acayib-i sanatını ve verdiği rahîmane hediyelerini ve ihsanlarını arz etmektir.
📖 Sayfa 103 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
kâinat öyle bir külldür ki; bir cüz'e Rab olmak, umum o külle Rab olmakla olur. Ve öyle bir küllîdir ki; herbir cüz', bir ferd hükmüne geçip, bir tek ferde rububiyetini dinlettirmek, umum o küllîyi müsahhar etmekle olabilir.
📖 Sayfa 57 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Evet, bu hayatın gayesi ve neticesi hayat-ı ebediye olduğu gibi bir meyvesi de hayatı veren Zat-ı Hay ve Muhyî’ye karşı şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbettir ki bu şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise hayatın meyvesi olduğu gibi kâinatın gayesidir.
📖 Sayfa 67 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Evet, insan bilmediği şeye düşman olduğu gibi, eli yetişmediği veyahut tutamadığı şeylerin adâvetkârane kusurlarını arar, âdeta düşmanlık etmek ister.
📖 Sayfa 126 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
.jpeg)
Çünkü ebedî bir cemal, fâni bir müştaka ve zâil bir dosta razı olmaz. Çünkü cemal, kendini sevdiği için sevmesine mukabil muhabbet ister. Zeval ve fena ise o muhabbeti adâvete kalbeder, çevirir.
📖 Sayfa 125 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Demek bu saray-ı âlemdeki pâklık, safilik, nuranilik, temizlik; mütemadiyen hikmetli bir tanziften, bir dikkatli tathirden ileri geliyor.
📖 Sayfa 7 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
İşte ey gafil insan! Bu Hâkim-i Hakem-i Hakîm-i Zülcelali ve’l-cemal, sana karşı kendisini her bir mahlukuyla böyle hadsiz ve parlak tarzlarda tanıttırmak ve sevdirmek istediği halde, sen onun tanıttırmasına karşı imanla tanımazsan ve onun sevdirmesine mukabil ubudiyetinle kendini ona sevdirmezsen ne derece hadsiz muzaaf bir cehalet, bir hasaret olduğunu bil, ayıl!
📖 Sayfa 25 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
kâinatın neticesi hayat olduğu gibi; hayatın neticesi olan şükür ve ibadet dahi, kâinatın sebeb-i hilkati ve ille-i gaiyesi ve maksud neticesidir. Evet bu kâinatın Sâni'-i Hayy-u Kayyum'u bu kadar hadsiz enva'-ı nimetiyle kendini zîhayatlara bildirip sevdirdiğine mukabil, elbette zîhayatlardan o nimetlere karşı teşekkür ve sevdirmesine mukabil sevmelerini ve kıymetdar san'atlarına mukabil medh ü sena etmelerini ve evamir-i Rabbaniyesine karşı itaat ve ubudiyetle mukabele edilmelerini ister.
📖 Sayfa 70 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
kâinatın neticesi hayat olduğu gibi, hayatın neticesi olan şükür ve ibadet dahi kâinatın sebeb-i hilkati ve ille-i gaiyesi ve maksud neticesidir. Evet, bu kâinatın Sâni’-i Hayy-ı Kayyum’u, bu kadar hadsiz enva-ı nimetiyle kendini zîhayatlara bildirip sevdirdiğine mukabil, elbette zîhayatlardan o nimetlere karşı teşekkür ve sevdirmesine mukabil sevmelerini ve kıymettar sanatlarına mukabil medh ü sena etmelerini ve evamir-i Rabbaniyesine karşı itaat ve ubudiyetle mukabele edilmelerini ister.
📖 Sayfa 70 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Hem cilve-i ehadiyet sırrıyla, en küçük bir zîhayat mahluk, kâinatın bir misal-i musağğarası ve küçük bir fihristesi hükmünde olduğundan o tek zîhayata sahip çıkan, bütün kâinatı kabza-i tasarrufunda tutan zat olabilir. Ve bir çekirdek, hilkatçe bir ağaçtan geri olmadığı; ve bir ağaç, küçük bir kâinat hükmünde olduğu; her bir zîhayat dahi küçük bir kâinat ve küçük bir âlem hükmünde olduğundan bu sırr-ı ehadiyet cilvesi, şirk ve iştiraki muhal derecesine getiriyor.
📖 Sayfa 55 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
İnsan, cüz’î iradesiyle ve azıcık ilmiyle ve küçücük kudretiyle ve zâhirî mâlikiyetiyle ve hanesini bina etmesiyle, bu kâinat ustasının mâlikiyetini ve sanatını ve iradesini ve kudretini ve ilmini, kâinatın büyüklüğü nisbetinde anlar, âyinedarlık eder.
📖 Sayfa 122 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Şimdi ism-i Ferd’in arkasından ism-i Hakem’in cilve-i a’zamına bak ki yıldızlardan zerrelere kadar, hayalin iki dürbünüyle temaşa ettiğimiz mevcudatın her birisini, cüz’î olsun, küllî olsun, en büyük daireden en küçük daireye kadar, her birine lâyık ve münasip olarak meyvedar bir nizam ve hikmetli bir intizam ve semeredar bir insicam içine almış, bütün mevcudatı süslendirmiş, yaldızlandırmış.
📖 Sayfa 117 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Mesela, her bir çiçekte, her bir meyvede bir mizan var. Ve o mizan, bir intizam içinde ve o intizam, tazelenen bir tanzim ve tevzin içinde ve o tevzin ve tanzim, bir ziynet ve sanat içinde ve o ziynet ve sanat, manidar kokular ve hikmetli tatlar içinde bulunduğundan her bir çiçek, o ağacın çiçekleri adedince Hakem-i Zülcelal’e işaretler ediyor.
📖 Sayfa 23 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
kâinatın ekser hikmetleri, maslahatları, gayeleri insana baktığı için güya insandaki cilve-i kayyumiyet, kâinata bir direktir. Evet Zat-ı Hayy-ı Kayyum, bu kâinatta insanı irade etmiş ve kâinatı onun için yaratmış, denilebilir. Çünkü insan, câmiiyet-i tamme ile bütün esma-i İlahiyeyi anlar, zevk eder.
📖 Sayfa 119 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Hususan rızıktaki zevk cihetiyle pek çok esma-i hüsnayı anlar. Halbuki melâikeler, onları o zevk ile bilemezler.
İnsan, küçük bir mikyasta, kâinattaki hakaik-i imaniyeyi şuhud derecesinde gösterebilir.
📖 Sayfa 124 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Evet, izzet-i azamet ister ki esbab perdedar-ı dest-i kudret ola aklın nazarında fakat vahdet ve celal ister ki esbab, ellerini çeksinler tesir-i hakikiden.
📖 Sayfa 70 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Hem insan, hayatında bulunan ve inkişaf etmeyen ve his ve hassasiyet suretinde galeyan eden ve kesretli bir surette olan çok ince hayatî duygular, manalar ve hisler vasıtasıyla, Zat-ı Hayy-ı Kayyum’un şuunat-ı kudsiyesine âyinedarlık eder. Mesela, o hassasiyet içinde sevmek, iftihar etmek, memnun olmak, mesrur olmak, müferrah olmak gibi manalar ile Zat-ı Akdes’in kudsiyetine ve gına-yı mutlakına münasip ve lâyık olmak şartıyla, o neviden olan şuunatına âyinedarlık eder.
📖 Sayfa 123 · Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
كُلُوا وَ اشْرَبُوا وَ لاَ تُسْرِفُوا
Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî
Sıkça Sorulan Sorular
Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte kimin eseridir?
Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, Bediüzzaman Said Nursî tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2008'de yayımlanmıştır.
Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte kaç sayfadır?
Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte, 128 sayfadır (Enver Neşriyat baskısı).
Otuzuncu Lem'a Esma-i Sitte'nin en ünlü sözü nedir?
“İmam-ı Rabbanî Ahmed-i Farukî diyor ki: “Bir küçük mesele-i imaniyenin inkişafı, benim nazarımda yüzler ezvak ve kerametlere müreccahtır.””