
Okurların en çok andığı isimlerden biri olan Bülent Tanör, 5 eseriyle edebiyat dünyasına iz bırakmıştır. Bu sayfada 100 söz derlendi.
En Beğenilen Bülent Tanör Sözleri
1982 Anayasa oylamasıyla "Cumhurbaşkanlığı sıfatı'nı kazanmış olan K. Evren bu makama 7 yıl için getirilmişti ve Anayasaya göre bir defa daha Cumhurbaşkanı seçilemezdi. Evren'in süresi 6 Kasım 1989'da son buluyordu. Buna rağmen daha Ekim 1988'de, yani görev süresinin bitimine bir yıl varken, Evren'in yeniden Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için bir Anayasa değişikliği yapılması fikri bazı çevrelerce öne sürülmüştü. E. İnönü buna, "Anayasa kişiler için değişmez" görüşüyle karşı çıkmıştı.
📖 Sayfa 78 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
1921'de bir anayasa ile egemenlik hakkının kayıtsız şartsız millete ait olduğunun ilân edilmesi, monarşik egemenliğin, monarşinin ve Osmanoğulları soyuna ait sayılan saltanat hakkının da reddi demekti.
📖 Sayfa 255 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
DP iktidarı kurmuş olduğu çoğunluk baskısını ‘milli irade’ şeklinde tanıtıyordu.
İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör
1961 Anayasasına hayat veren anlayış için, Vatandaş oyunun kuracağı Millet Meclisinin bu egemenliği iyi kullanabileceği noktasında kuşku vardır. Ulusal egemenliğin kullanılışını güvenle yerine getirmek için müesseseler ihdas edilmiştir. Senato, Anayasa Mahkemesi, Milli Güvenlik Kurulu, muhtar üniversite, muhtar Trt, Planlama vb. Örneğin ulusal egemenliğin kanun yapma gücü, Senato, Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanlığının Anayasa muhafızlığı görevi ile daraltılmıştır.
İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör
Gerçi DP zorla değil, oyla iktidar olmuş ama iktidardan gitmemek için hukuk dışı yollara ve zora başvurmaktan da geri kalmamıştı.
📖 Sayfa 385 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
Anayasa, yönetilenlerden çok, yönetenlerin hizmetindedir.
📖 Sayfa 49 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
12 Mart rejimi şartları ve parlamento üzerindeki baskı, CHP’nin sağ kanadının anayasa değişikliği fikrine kazanılması, daha demokrat görünen diğer kanadınınsa pasifleştirilmesini mümkün kılmıştır. Bu ikinci kanadın başlıca kaygısı ve taktiği, “rejimi kurtarmak için anayasadan taviz vermek” olmuştur.
İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör
Kurucu Meclis günlerini anlatan M. Soysal, “topraksız köylüyü, köye en yakın oldukları sanılan politikacıların değil, gazetevi ve öğretmenlerin savunduğu”nu yazmaktadır.
İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör
27 Mayıs iktidara geliş biçimi bakımından elbette tepeden inmedir. Ancak bu hareket, toplumun içinden doğuşu ve sosyal tabanı bakımından , asıl egemen durumdaki ‘tepedeki’ sosyal ve siyasal güçlere karşı ve -aşağıdan yukarıya- bir hareket gösteriyor.
İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör
Türkiye 1961 Anayasasıyla kalkınmayı, sosyal adaleti ve demokrasiyi birlikte gerçekleştirmeyi hedeflemişti.
İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör
Mustafa Kemal hiç şüphesiz bir sosyalist değil, devrimci bir milliyetçiydi.
📖 Sayfa 158 · Kurtuluş - Kuruluş, Bülent Tanör
Köklü dönüşümlerin gerisinde hem düşüncenin hem de maddenin gücü yatar. Düşüncenin gücü, devrimci fikir ve ideolojilerdir: Özgürlük, eşitlik, liberalizm, bireycilik, demokratik (ulusal) egemenlik vb. maddenin gücü ile kastedilen sınıfsal ve siyasal mücadele ve pratiktir.
Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
Çünkü yukarıdaki kazanımlar “akıl yolu birdir” denerek elbirliği ile gerçekleşmedi; çekişe çekişe ve kopartılarak elde edildi.
Bununla birlikte, hilafet yine de son Osmanlı-İslam ana kurumu idi. Saltanat özlemcileri ile cumhuriyet küskünleri için son barınak durumundaydı. Gelenekçi-muhafazakârlar bir süre için de burada sipere yatacaklardı.
📖 Sayfa 39 · Kuruluş, Bülent Tanör
Kimi devlet işletmelerine gereksiz ve işe yaramaz yüzlerce, binlerce partizan dolduruluyor, yöneticiliğe niteliksizliği herkesçe bilinen kişiler getiriliyorsa, bu hükümetlerin o işletmeleri zarar ettirmek yönünde bilinçli tercihleridir.
📖 Sayfa 15 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Yerel seçimlerde Türk seçmeninin önemli bir bölümü neden RP'ye yönelmiştir? Sanırım bu oyların çoğu protesto oylarıdır. Neyi protesto? İşsizliği, pahalılığı, vurdumduymazlığı protesto.
📖 Sayfa 14 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Devletin hükümet gibi yürütme organı, adalet cihazı gibi yargı organları varken, işçi-işveren dediğimiz insanların örgüt halinde, kendi aralarında kıyasıya hesaplaşmasını kabul etmesi aslında, Devlete vücud veren ana fikirlere ters düşer. Çünkü grev yasal bir zorbalıktan başka bir şey değildir.
İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör
-Celal Bayar
27 Mayıs gerçekleşiş biçimi bakımından antidemokratik, özünde taşıdığı fikir bakımından ise demokratik bir yönelimi temsil etmektedir. Dolayısıyla 1961 Anayası da bir ‘rastlantı’ değil, bu ortamın ve koşulların bir ürünüdür.
İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör
... Ziya Gökalp "Türkçülüğün Esasları"nda (1923) şöyle diyordu: "Dünyanın en demokrat kavmi eski Türkler olduğu gibi, en feminist nesli de yine eski Türklerdir. Zaten feminizm, demokrasinin yani müsavatın (eşitlik) kadınlara ait tecellisinden ibarettir".
📖 Sayfa 82 · Kuruluş, Bülent Tanör
Türk bayrağı nasıl Türklüğü simgeliyorsa, Atatürk de Türklerin çağdaş olma iradesini, Cumhuriyeti simgelemektedir.
📖 Sayfa 220 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör

Türkiye'deki laikleşme de anayasacı liberaller tarafından olumlu karşılandı. Özellikle Al Siyasa grubu dikkatli bir izleyiciydi. Abdel Razık, din-devlet ayrımının halkın inançlarını değil, ulemanın çıkarlarını hedef aldığını yazıyordu.
📖 Sayfa 150 · Kuruluş, Bülent Tanör
Devlet sadece saygı göstermekle kalamaz, özgürlüğü gerçekleştirici koşulları hazırlamak da zorundadır. Anayasanın sosyal devlet, sosyal adalet ilkeleri ve sosyal haklar sistemi de bu anlayışın somutlaşmasıdır.
İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör
Halkın gücü ve iradesi kurtuluşun biricik dayanağıdır.
Kurtuluş - Kuruluş, Bülent Tanör
Yarı-askeri ya da askeri rejimlerin ortaya çıkışı, istikrarsızlık ve sivilleşememenin hem göstergeleri hem de sonuçlarıdır.
📖 Sayfa 407 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
Bayar: 1961 Anayasası anarşi ve kargaşanın kaynaklarındandır; “bol bir elbise”dir ve kopya bir anayasadır.
İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör
“Dünya’nın hiçbir yerinde kamuoyunun Türkiye’de olduğu kadar kuvvetli ve devlet nezdinde etkili olabildiği görülmüş değildir.”
📖 Sayfa 22 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
Bence siyaset biliminin bir gereği de, bir ülkedeki başarı ve başarısızlıkların aslan payını iktidara mal etmektir. Bu çözümleme doğruysa, 1960'tan bu yana yaşanan üç askerî müdahale büyük ölçüde darbeye muhattap olan sağ iktidarların bir eseri sayılmalıdır.
📖 Sayfa 10 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Tonguç 1957'de yazdığı bir mektupta şöyle diyordu: "Batılı aydın insan, zorluklarla çarpışa çarpışa yaşamaktan zevk duyan diri kişi seviyesine ulaşabilmiş. Köy Enstitüleri işte bu tip insanı yaratmak amacı güdüyorlardı. Atatürk hakikaten önemli noktaları görerek oralara neşteri vurmak istemiş, fakat ülküdaşlarını yaratamadığı için eserlerinin çoğu kökleşememiş. Devrimlerin böyle sonuçlanmasında hepimizin günahı olsa gerek...
📖 Sayfa 229 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Milletleri kurtaranlar, yalnız ve ancak muallimlerdir.
📖 Sayfa 312 · Kurtuluş - Kuruluş, Bülent Tanör
Bayar’ın bu ilkeyi ‘kayıtsız şartsız millet hakimiyeti’ biçimine çevirmesinden çıkan anlam ise şudur: milletin temsilcisi, yani Bayar’a göre milletin kendisi demek olan TBMM, daha doğrusu oradaki çoğunluk, egemenlik yetkisini -kayıtsız şartsız- kullanır.
İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör
Yurdumuz, uzunca süredir (1950'den beri) maddi kalkınma modelini uygulayıp bütünsel kalkınma modelini ihmal etmesinin bedelini ödüyor.
📖 Sayfa 12 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Türkiye, devlete otorite getiren ve milleti mutlak manada söz sahibi yapan, gerektiğinde kararlarına itiraz kabil olmayan bir hakem yapan bir anayasaya muhtaçtır.
İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör
-Süleyman Demirel
Laiklik, çoğulcu- özgürlükçü demokrasinin ön koşuludur.
📖 Sayfa 99 · Kuruluş, Bülent Tanör
Çoğulcu-özgürlükçü demokrasiler, adını koymuş olsunlar olmasınlar, özde laiktirler.
📖 Sayfa 99 · Kuruluş, Bülent Tanör
Tarih, herhalde büyük şahsiyetlerin yaptıklarına indirgenemez, kitlelerin ve sessiz çoğunlukların da rolünü sırtında taşır.
📖 Sayfa 8 · Kurtuluş - Kuruluş, Bülent Tanör
Cihad-ı Ekber (1914) bir işe yaramamış, yüz binlerce Müslümanım karşı saflarda savaşa girmesini engelleyememişti.Savaş sırasında da Mekke Şerifi Hüseyin, İngiliz desteğiyle Halife- Sultan’a karşı ayaklanmıştı.
📖 Sayfa 42 · Kuruluş, Bülent Tanör
Yine muhtemeldir ki, Araplarda, Türklerden farklı olarak, geriliğin sorumluluğunu dışarda arama alışkanlığı, laikleşme ve uluslaşma yolunda bir handikap oluşturmuştur. Arap dünyası, "sosyalizm" öncesi dönemde geriliğin suçlularını Yahudilik, Hıristiyanlık ya da İslamı bozan gayrı Arap milletlerde (İranlılar, Moğollar, Tatarlar, Türkler) arayıp bulmuş, "sosyalizm" ya da "Arap sosyalizmi" günlerinde de bunların yerini daha modern düşmanlar almıştır: Kapitalizm, kolonyalizm, emperyalizm (Berkes).
📖 Sayfa 182 · Kuruluş, Bülent Tanör
Demokrasilerde siyaset ve hukuk üretme işi tanrısal değil, dünyasaldır.
📖 Sayfa 99 · Kuruluş, Bülent Tanör
Kurtuluş Savaşı yalnız siyasal bağımsızlığı değil, bunun yanı sıra ekonomik, mali, askeri, kültürel vb. bağımsızlığı da beraberinde sürüklemişti.
📖 Sayfa 75 · Kuruluş, Bülent Tanör

Sanayi sermeyesinin ücret patlamasına karşı, 1990 yılında kâr marjında olağanüstü bir artış gerçekleşmiş olması da ilginçtir. Piyasalara az sayıda firmanın egemen olması anlamına gelen oligopolcü sanayi yapısı kâr hadlerini koruyarak maliyet artışlarının fiyatlara yansımasına imkân tanır. Bu, ileride tartışacağımız gibi, 1994 bunalımına katkı yapan olgulardan biri olarak görülmelidir.
📖 Sayfa 175 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
II. Meşrutiyet bir "saray darbesi" değil, genişçe bir toplumsal tabana oturan bir hareket, hattâ bir "ulusal ayaklanma"dır; sivil hareketlilik ve örgütlenme birikimine dayanmış ve bunları bir süre de olsa geliştirmiştir.Bu nedenle, II. Meşrutiyet'in ilânını "birkaç telgraf üzerine Abdülhamit'in pes etmesi"ne bağlamak, "otuz yıllık bir baskı düzeninin bir günde yıkılması" olarak görmek ya da Abdülhamit'in "denge uzmanlığı"nın yeni bir gösterisi olarak açıklamak gerçeklere uygun düşmüyor.
📖 Sayfa 177 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
Kritik ve ileri bazı sosyal kesimlerin belli hak ve özgürlüklerden yararlanmalarına kesin olarak set çekildiği de görülür: memurların sendika kurabilmeleri, üniversite öğretim üyelerinin ve yardımcılarının siyasi partilere üye olabilmeleri imkansız hale getirilmiştir. (1971)
İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör
Vergiler ancak yasayla konabilecek, istisnasız herkes vergi verecek, vergilendirme herkesin “kudreti nispetince” yapılacaktır (md. 20, 25).
Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
"Yaşamaya yetecek güçte olduğumuzu belirtmeye gitmiştik. Kuvvetli durumdaydık. Reddediyoruz dediğimiz zaman milletin de reddedeceğini biliyorduk."
📖 Sayfa 132 · Kurtuluş - Kuruluş, Bülent Tanör
Kurtuluş Savaşı ulusçuluğunun dikkat çekici bazı özellikleri vardır.Antiemperyalist olmak, bunların en başta gelenidir.
📖 Sayfa 72 · Kuruluş, Bülent Tanör
Dünyadaki temel çelişki, sanayi ülkelerinin içindeki kapitalist-proleterya çelişkisi değildir. Temel çelişki sanayi ülkeleriyle sömürgeler ya da sömürgemsi ülkeler arasındadır. Bu çelişkiyi çözecek olan kurtuluş savaşlarıdır ve bu konuda Türk Kurtuluş Savaşı örnektir.
📖 Sayfa 219 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Atatürk, hiç bir zaman 'tek şahıs' olmamış, her istediğini de yapmamıştır. Yapacaklarını önceden konuşup danışmış; hiç bir zaman yok olmayan, fakat türlü şekillerde tezahür eden Meclis içi ve dışı siyasî muhalefeti nazara almıştır...
📖 Sayfa 229 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Mustafa Kemal Atatürk, " Benim en büyük eserim Türkiye Cumhuriyeti'dir."
📖 Sayfa 35 · Kuruluş, Bülent Tanör
Meşrutiyet'in kurgusu içeride, dikkati ise büyük ölçüde dışarıdadır. Bu da, iç ve dış bunalımları atlatma isteğidir. Denilebilir ki, iç bunalımlar (ekonomik çöküntü, ayaklanmalar, baskı düzeni ve buna karşı direnişten doğan gerginlikler, vb.) olmasa, 1876 gelişmeleri de bunca hızlı biçimde ortaya çıkmazdı. Ama dış etkenin rolu olmasaydı, iç bunalım da bu düzeye yükselmez, Meşrutiyet bu kadar anî gelip kapıya dayanmazdı. Dolayısıyla Meşrutiyet ve anayasal düzen, yapısal gelişmelerin ürünü olduğu kadar, konjonktürel koşulların da bir sonucudur; bu anlamda bir "kriz çocuğu"dur.
📖 Sayfa 129 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
Atatürk 1938'de öldü. O günden bugüne yarım yüzyılı aşan bir süre geçti. Tek parti yönetiminden çok parti yönetimine geçildi, nice iktidarlar, siyasal önderler geldi, gitti. Askeri darbeler oldu. Atatürkçülük ülkenin resmi ideolojisi kaldı hep. CHP kendi başına iktidar olamasa da ülke genelinde Atatürkçülük aynen devam etti. Bu Cumhuriyetin kurucusuna saygı göstermenin ötesinde bir şeydir.
📖 Sayfa 220 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
"Ben" adlı tanınmış denemesinde şöyle diyor: "Gözlerimizi Avrupa'dan ayırmamalıyız, çoktur, sayılmayacak kadar çoktur bizim Avrupa'dan almamız gereken şeyler. Geleneklerimize sımsıkı bağlı kalmamızı, Avrupalı yazarların kitaplarını kapatıp da kendi edebiyatımızla yetinmemizi öğütleyenler oluyor, onlardan değilim ben, eritmeliyiz kendimizi Avrupa uygarlığı içinde, kurtuluş ondadır..."
📖 Sayfa 230 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
... Bu talep, anayasanın, toplumun bünyesine uymadığı, fazla hürriyetçi olduğu, anayasadan da hız alan sosyal uyanışın ekonomik gelişmenin çok ilerisine geçtiği tarzındaki gerekçelere dayandırılmıştır. Anayasanın en çok eleştirilen yönleri ise, özerk kurumlar(özellikle üniversite), memur sendikaları, idari yargı ile ilgili olanlardı.
İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör
Atatürk çağının yaratıcılığı, canlılığı, o çağdaki bütün devrimci hareketin, özgürlüğe, demokrasiye bir yöneliş olmasından, demokrasiye bir atılış olmasındandı. Demokrasi ülküsünü bırakmış, demokrasi umudunu yitirmiş olarak Atatürk çağına dönmeye kalkışmak, Atatürk için en acı yenilgi olur.
📖 Sayfa 245 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Özgür düşünceye yöneltilen baskılar, şizofrenik düşünceye dönüşmektedir.
📖 Sayfa 227 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Fransız devlet adamı Herriot, kadınların yüzünden peçeyi nasıl kaldırdığını sorduğunda Atatürk "kapatan baskıyı kaldırarak!" demiş.
📖 Sayfa 229 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Özgür düşüncenin öncüsü olan sanatçı ve yazarlara karşı bir yıldırma siyaseti izlenmiş, Köy Enstitüleri ve Halkevleri kapatılmıştır. Türk-İslam tarihi dışındaki tarihe sırt çevrilmiştir: Anadolu'nun bin yıllık ötesine sahip çıkmamak, akılsızlığın ayıbı bir yana, bilime de ters düşmektedir. Fatih'in Truva'ya sahip çıkmak isteyen fakat kendisinden sonra sürdürülmeyen tutumu Atatürk tarafından benimsenmişti. Şimdi ise "Greko-Romen gâvurluğu" diye karşı çıkmaktadır.
📖 Sayfa 227 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Yunanca Laos, ruhbandan olmayan, Laikos da halka ilişkin olan anlamına geliyor.
📖 Sayfa 93 · Kuruluş, Bülent Tanör
Seçim mekanizmasının özelliklerinin de gösterdiği gibi Abdülhamit'in istediği, aslında, bir "kukla meclis"ti. Böylece rejimine liberal ve demokratik bir görüntü, yapacağı işlere de sözde halk desteği ve yasallık kazandırmayı amaçlıyordu. Ama işler pek onun istediği gibi gitmedi. Engelhardt'ın meclisi yumuşak başlı bir "Evet efendim meclisi" diye tanımlamasına karşın, mebusan giderek sesini ve gücünü ortaya koymayı bildi.
📖 Sayfa 157 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör

Yurt sevgisi bir erdemdir, ama sevgi sınırlarda durur muydu, şovenliğe dönüşür.
📖 Sayfa 234 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Egemenliği kayıtsız/şartsız millete tanıyan, yasama ve yürütme yetkilerini BMM’ye veren 1921 Anayasası bağlamında, egemenlik hakkına sahip bir saltanat makamı zaten olamazdı.
Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
Hiçbir toplum ve devlet, tarihinden birdenbire kopamayacağı için Tanzimat “ikiciliği” doğaldı. Amaç, bütün Osmanlıların çokuluslu kardeşliğiydi. Bu ise devlet ve tebaa anlayaşının dinsellikten dünyasallığa (sekülarizm) çevrilmeye başlaması demekti.
Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
Halikarnas Balıkçısı adını alması Bodrum'a denize, doğaya, insanlığa, uygarlık tarihi sorunlarına olan derin sevgisini simgeler. Sevgiden de öte, bir coşkudu bu. Balıkçı ünlü selamı "Merhaba!"yı adeta haykırırdı. Bu birisine selam vermenin ötesinde, doğayı, insanlığı, uygarlığı da kapsayan "dionisyak" bir merhabaydı.
📖 Sayfa 232 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Başta Atatürk, Devrimin kadroları II. Meşrutiyeti yaşamış insanlardı. Atatürk, Hürriyetin ilanından önce İttihat ve Terakkiye girmiş, o örgütün saflarında mücedele vermiş bir kişiydi. Bu sapmaları yapan Tunaya, siyasal tarihimiz için çok önemli ve aydınlatıcı bir sonuca varmıştır: "II. Meşrutiyet Cumhuriyetin siyaset labaratuvarıdır." Demek ki, cumhuriyeti iyi anlayabilmek için II. Meşrutiyeti iyi tanımamız gerekmektedir.
📖 Sayfa 226 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
12 Eylül karşısında Nadir Nadi Ben Atatürkçü Değilim diye kitap yazmıştı. Bu, "Onlar Atatürkçüyse, ben değilim" anlamındaydı.
📖 Sayfa 272 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Anayasa ve mevcut hukuk içinde çözüm varken, anayasa değişikliğinde ısrar etmek, otoriter bir rejime özenmek anlamına gelir.
İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör
27 Ekim 1922'de Büyük zafer dolayısıyla kendisini kutlamak için Bursa'ya gelen öğretmenlere şöyle demişti: "İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her ferdi milletin kafasına koyacağız... Kat'iyen bilmeyiz ki, iki parça halinde yaşayan milletler zayıftır, marîzdir."
📖 Sayfa 227 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
1924 Anayasası’na göre, “Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle Türk ıtlak olunur”(denir).
📖 Sayfa 78 · Kuruluş, Bülent Tanör
Avrupa Birliğine girebilmek için çılgınca tüketen bir toplum olmaktan çıkıp üretim toplumu haline gelmeliyiz, yoksa "taş çatlasa" bizi üye yapmazlar.
📖 Sayfa 247 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
İlk defa olarak 1909 değişiklikleriyledir ki, yasama
📖 Sayfa 217 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
ve yürütme padişahtan koparak ayrı ve demokratik organlar
haline gelmektedir. Milleti temsil eden ve yetkileri artırılmış
bir parlamento, bunun karşısında sorumlu bir bakanlar kurulu
ile yetkileri budanmış bir monarktan ortaya çıkan tablo, gerçekten meşrutî-anayasal bir düzene geçildiğini göstermektedir.
Monarşi asıl şimdi meşrutî bir kimlik almaktadır.
Bütün gel-gitlere karşın Türkiye'nin, Müslüman nüfuslu toplumlar içinde görece laik ve demokratik bir sisteme sahip olması bir rastlantı değildir. Bu da, laiklik ile demokrasi arasındaki zorunlu bağı gösterir.
📖 Sayfa 327 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
İngiltere , Fransa ve Rusya Osmanlı Devleti’nin çeşitli Hıristiyan mezheplerine bağlı uyruklarını korumak gerekçesiyle; özellikle 1856 Fermanı’nın ve buna yollama yapan Paris Antlaşması’nın sağladığı olanaklardan yararlanarak ülkenin içişlerine sürekli karıştılar.
Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
Türklerin tarihi çok ilginç. Orta Asya'dan gelip Anadolu'ya yerleşmiş, ondan sonra Rumeli'ye yayılmış ve Avrupa'nın göbeği olan Viyana önlerine ilerlemişler. Bunları yaparken Atila ya da Cengiz gibi gelip geçici olmamış, kurumsallaşmış ve yüzyıllarca bu topraklarda dikiş tutturmuş bir halk. Fakat toplumsal gelişme bakımından Avrupa'ya göre geride kalmış... Viyana önlerinde at oynatırken, 70 yıl önce icat edilmiş olan ve bir süredir Yahudilerin İstanbul'da işlettikleri basımevlerine yabancı kalmışlar.
📖 Sayfa 217 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Kurtuluş Savaşı ulusçuluğunun dikkat çekici bazı özellikleri vardır.Irkçı olmamak, toplayıcı olmak, vurgulanması gereken bir başka özelliktir.Hareket, ırk ya da kan birliği tezine değil,”birlikte yaşama azmi”ne dayalıdır.
📖 Sayfa 73 · Kuruluş, Bülent Tanör
Avrupa'da bütüncül (totaliter), ırkçı diktatörlük kol gezerken, Atatürk düzeni, tek partili olmasına rağmen, Avrupa'nın o günkü demokrasi ortalamasının hayli üstündeydi. Bunun kanıtı Türkiye'nin demokrat ülkeler başta olmak üzere bütün ülkeler gözündeki saygınlığıdır. Nitekim 1933'te Hitler düzeni Alman üniversitelerinden demokrat, solcu, Yahudi kendisine aykırı ne kadar adam varsa attığı zaman, bunların 142 tanesi Türkiye'ye gelip yerleşmiştir. Bu kişilerin çoğu alanlarının önde gelen isimleriydi. Türkiye'ye gelirken, tek partili de olsa, özgür bir ülkeye geldiklerini düşünüyor olmalıydılar.
📖 Sayfa 220 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Ataç öz Türkçeciliğini şöyle açıklıyor: "Latince, Yunanca öğretilmeyen bir ülkede tek doğru yolun, tek usul (aklî, akla uygun) yolu öz-dile gitmek olduğunu düşüncemle anladım da onun için bu yolu tuttum.
📖 Sayfa 230 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Vahdettin, Rauf Bey'e şöyle diyordu: "Ortada bir millet var, koyun sürüsü. İdaresi için bir çoban lazım, o da benim."
📖 Sayfa 39 · Kurtuluş - Kuruluş, Bülent Tanör
Sosyal hakların elde edilişinde motör, artık sendikalar ve çalışanların mücadelesi değil, devletin paternalist şefkatine dayalı lütufkar devlet sistemidir.
📖 Sayfa 150 · İki Anayasa 1961-1982, Bülent Tanör

Kendi ulusal bağımsızlıkları için mücadele veren Balkan halkları, aslında bir “Türk rönesansı” için de elverişli zemin hazırlıyorlardı.Özellikle Makedonya Avrupa merkezlerine olan yakınlığı, halklar mozayiği niteliğindeki nüfus yapısı, ulusçu akımlara sahne oluşu ve nihayet önemli bir Türk kitlesi barındırması nedeniyle, Türk ulusçuluğunun mayalanması için de uygun bir tekneydi.
📖 Sayfa 69 · Kuruluş, Bülent Tanör
Kuvvetler birliği ve meclis hükümeti sistemi, bir yandan bağımsızlık için savaşanlara ulusal-siyasal birlik olanağını sağlarken öbür yandan da saltanatın yıkımını kolaylaştıracak hukuk zeminini kuruyordu.
📖 Sayfa 262 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
Şöyle ki, Osmanlı İmparatorluğu'na öteden beri devlet yönetimine katılabilmek etnik kökene değil, siyasal ve ideolojik sadakate bağlı tutulmuştu.
📖 Sayfa 156 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
1839 GHH, Türk-Müslüman halka bir anayasa vermediği, onun siyasal yaşantısında büyük bir sıçramaya yol açmadığı halde 1856 Fermanı genel olarak Hıristiyan "millet"lerin anayasal gelişmelerinin başlangıcı olacaktır. Bu belge onların ulusal bağımsızlıklarının bir bildirisi sayılabilir; ama kendilerinin ilân etmedikleri bir "bağımsızlık" bildirisi.
📖 Sayfa 97 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
Laiklik sözcüğü Hristiyanlıkta papaz olmayan demektir. Bir kilise ayininde, papaz ya da papazlar dışında herkes laiktir. Tabii bu, cemaatin çok dindar olmasına engel değilidir. İslamiyette ruhban-kutsal din adamı kabul edilmediğine göre, İslamiyet laik bir dindir.
📖 Sayfa 233 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Atatürk Devrimlerine karşı bir karşı-devrim süreci söz konusudur. Köy Enstitülerinin, Halkevleri ve Halkodalarının kapatılması 1961 Anayasasının yürürlülükten kaldırılması, öte yandan Kuran Kursları, İmam-Hatip Okulları, zorunlu din dersleri karşı-devrimin gelişme aşamaları olmuştur. "Şimdi artık tehlikeli bir aşamadayız"
📖 Sayfa 225 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
1970'te yazan Ecevit'e göre, Atatürk devrimlerine karşı asıl direniş, devrimden geri dönülmesini isteyenlerden değil, onun yaptığı devrimden ileri gitmek istemeyenlerden geliyor. Atatürk devrimlerini yaşatabilmek için dahi sürekli devrim gerekmektedir.
📖 Sayfa 244 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
1921 tarihli Teşkilât-ı Esâsiye Kanunu, Osmanlı Türk Anayasacılığında en keskin dönüm noktasıdır. Bu anayasa kısalığını kat kat aşan bir önce’ye, sonra’ya ve büyük öneme sahiptir.
Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
“Şimdi âlem harap, reaya perişan, hazine noksan üzere…”
Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
Koçi Bey
Balıkçı'ya göre Anadolu, üst üste gelmiş bir uygarlık deposudur, göçler köprüsüdür. Bugünkü Anadolu insanı da bu birikimin mirasçısıdır.
📖 Sayfa 232 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Ulusal özgürlüğe demokrasi ile ulaşılabilecektir.
Kurtuluş - Kuruluş, Bülent Tanör
Hukuk devrimi, yeni hukukun akıl ve millet egemenliği kökenli olacağı haberini vermektedir.
📖 Sayfa 60 · Kuruluş, Bülent Tanör
Başka bir yerde de yazar "halksız demokrasi" kavramını kullanıyor. Bu durumda hükümet ve devlet "politika esnafı" tarafından ele geçirilmiş, halk ise yetiştirilmemiş, olgunlaşmamış, bilinçsizdir. Halkın bilinçli kesimleri jandarma ya da polis dayağının baskısı altındadır. Seçilen iktidarlar kendilerini her türlü denetimin dışında görmektedirler.
📖 Sayfa 224 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Değişmemek dinler için bir zarurettir. Bu itibarla dinlerin sadece bir vicdan işi olarak kalması, asrı hazır(bu yüzyıl) medeniyetinin esasından ve eski medeniyetle yeni medeniyetin en mühim farikalarından birisidir.
📖 Sayfa 59 · Kuruluş, Bülent Tanör
Türkiye ve benzeri ülkeler sermaye kıtlığından değil, mevcut kaynakların israfı yüzünden kalkınamıyorlar. 'Reçete' uygulanırsa 20-25 yılda kalkınacaktır.
📖 Sayfa 256 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
... Mustafa Kemal Atatürk, "Benim en büyük eserim Türkiye Cumhuriyeti'dir" derken, ne devlet başkanının seçimle göreve gelmesini, ne de bir demokratik egemenlik pratiğini kastediyordu. Bununla anlatılmak istenen, bütün olarak Türk Devrimi'nden başkası değildir. Bu açıdan Cumhuriyet, Türkiye koşullarında, devrimle de özdeşleştirilmiştir. Fransa'da görülen (devrimci) Cumhuriyetçi-Demokrat zıtlaşmasının kısmen Türkiye'de de yaşanması bununla ilgili olmalıdır.
📖 Sayfa 35 · Kuruluş, Bülent Tanör
Atatürk'ün kendisi yaptıklarını, yapacaklarını, felsefesini formülleştirmek konusunda pek istekli değildi. Çünkü o bir eylem adamı, bir siyaset ustasıydı, doktrinci, ütopyacı değildi. Siyaset ise "yapılabilir" olanın sanatıdır, olması gerekenin değil. Onun doktinleşme durumunda çıkacak sonucu "donarız" diye tanımladığı söyleniyor. Ama buna rağmen, herhalde onun onayı ile 6 okun ortaya atıldığını biliyoruz. Fakat dikkat edilirse bunlar, kimilerinin dediği gibi "6 ilke" değil, devinim ifade eden "6 ok"tur.
📖 Sayfa 219 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
Tarikat ahlakı,kentte ve köyde uysal bir tabaka ruhiyatı yaratıyor, kitlelerin feodal bağımlılığı içlerine sindirebilmelerini ve sorgulamamalarını sağlıyordu.
📖 Sayfa 20 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
II. Meşrutiyet günlerini anlatan Falih Rıfkı Atay şöyle der: "Bizler, Türkçülükle idealsiz kalmaktan ve boşlukta sallanmaktan kurtulmuştuk."
📖 Sayfa 212 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör

Şalvarı şaltağ Osmanlı
📖 Sayfa 27 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
Eğeri kaltağ Osmanlı
Ekende yoğ, biçende yoğ
Yiyende ortağ Osmanlı
...İttihat ve Terakki 1908 Temmuzun ortalarında Rumeli'nde, kolay yenilmeyecek bir çoğunluğa artık sırtını dayamış bulunuyordu. O kadar ki, Rumeli Genel Müfettişi Hilmi Paşa Meşruiyet'in ilanından 10 gün önce Abdülhamit'e çektiği bir telgrafta durumu şu sözlerle itiraftan başka çare görmeyecekti. "Zatı Şahanelerine şunu arzederim ki, bu taraflarda benden başka herkes ittihatçıdır."
📖 Sayfa 176 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
Aslında Osmanlı Türkleri ile Araplar arasında kapanmaz bir mesafe öteden beri vardı.
📖 Sayfa 211 · Osmanlı - Türk Anayasal Gelişmeleri, Bülent Tanör
Atatürk bir devrim yapmıştır. Bu, sürüp gidecek bir süreçtir. Amacı yalnız teknik bakımdan değil, kültürel bakımdan da Batı düzeyine yetişmektir.
📖 Sayfa 225 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör
12 Eylül en kaba Atatürk karşıtlığını Atatürk diye diye yaptı. Atatürk'ün vasiyeti çiğnendi, okullara zorunlu din dersi kondu, Atatürk'ten ya da Atatürkçülükten nefret eden niceleri özenle bulunup üniversite rektörü, fakülte dekanı, Atatürk İlke ve İnklapları Enstitülerine müdür yapıldılar, Türk-İslam sentezini resmi ideoloji haline getirmeye kalkıştılar...
📖 Sayfa 221 · Türkiye Tarihi 5, Bülent Tanör