CANLI

Edebiyat Meraklıları İçin Tanrı Adına Savaş Kitabından Vurucu Cümleler — Karen Armstrong'un

Tanrı Adına Savaş - Karen Armstrong kitap alıntıları ve sözleri

Karen Armstrong'un Tanrı Adına Savaş adlı kitabı, The Battle For God özgün adıyla 2001'de yayımlanmış, 625 sayfalık bir Araştırma-İnceleme eseridir. Sayfa sayfa işaretlenen bu sözler, okurların favorilerini yansıtıyor.

Yazar:Karen Armstrong
Çevirmen:Murat Erdem
İlk Yayın:2001
Yayınevi:Alfa Yayıncılık
Sayfa Sayısı:625
Orijinal Adı:The Battle For God
Dil:Türkçe
ISBN:9786051714752
Okuma Süresi:17 sa. 42 dk.
Türler:Araştırma-İnceleme, Diğer İnançlar

Tanrı Adına Savaş'tan En Beğenilen Alıntılar

Sabetay, sık sık bir elinde Kuran diğer elinde Tevrat tomarlarıyla görünüyordu. Sabetay sinagoglarda Yahudileri Müslüman olmaya ikna etmeye çalışıyordu; onlara, ancak ondan sonra, kutsal topraklara dönebileceklerini söylüyordu. 1669'da yazılmış bir mektupta, Sabetay sert bir şekilde, baskı altında İslamiyete döndüğünü reddetti; İslam dininin “hakikatin ta kendisi" olduğunu beyan etti ve Musevilere olduğu gibi, Yahudi-olmayanlara da Mesih olarak gönderilmişti.

📖 Sayfa 61 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

18. yüzyıl sonunda Müslümanlar entelektüel yönden Batının gerisine düştü ve İslami İmparatorluklar o tarihte politik olarak da zayıf olduklarından, dünya hegemonyası çabasında olan Avrupa devletlerine karşı savunmasız kalacaklardı.

📖 Sayfa 105 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Dönmelerin birçoğu Katoliklikle özdeşleştirilebildiler. Bazıları, Juan de Valdes (1500-41) ve Juan Luis Vives (1492-1540) gibi reformcular, Karşı-Reformasyonun önemli liderleri oldular, Karl Marx, Sigmund Freud, Emile Durkheim, Albert Einstein ve Ludwig Wittgenstein gibi sekülerleşmiş Yahudilerin, ana-akım toplum içinde asimilasyonlarından sonra, geç dönem modernizm üzerinde derin etkide bulunması gibi, erken dönem modern kültüre önemli katkılarda bulundular.

📖 Sayfa 38 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Osmanlı’nın, Batının meydan okumasına cevap vermesi çok zordu; bu basit bir şekilde onun politik olarak zayıf olduğu bir döneme denk gelmesinden dolayı değil, fakat Avrupa’nın dünya tarihinde eşi görülmemiş yeni bir toplum yaratmasından kaynaklanıyordu.

📖 Sayfa 81 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Marranolar tamamen, Aydınlanma filozofları tarafından şekillendirilen yaratıcılığa benzer, rasyonel bir inanç geliştirdiler. Aristoteles tarafından varlığı mantıksal olarak ispatlanan Tanrı bütün oluşların İlk Sebebiydi.

📖 Sayfa 46 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

1919-1922 yılları arasında, Mustafa Kemal Atatürk ( 1881-1938 ), Türk ulusal güçlerine bağımsızlık savaşında liderlik yaptı ve Avrupalıları Türkiye'den uzak tutmakta ve modern Avrupa çizgilerinde işleyen bağımsız bir devlet kurmakta başarılı oldu. Bu, İslam dünyasında benzeri görülmemiş bir adımdı.

📖 Sayfa 301 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Eski Müslüman toprağı Endülüs'ün İspanyollar tarafından alınması reconquista, İberya Yahudileri için bir felaketti. İslami devlette, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam üç yüz yıl boyunca göreli bir ahenkle beraber yaşayabilmişlerdi.

📖 Sayfa 26 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Kookistler yalnızca Eski Ahit'in, Tanrı'nın İsraillilere Vaat Edilmiş Topraklardaki yerli halkı sürmelerini, onlarla anlaşma yapmamalarını, kutsal sembollerini yok etmelerini ve hatta imha etmelerini emrettiği daha saldırgan pasajlarına yoğunlaşmışlardı.

📖 Sayfa 534 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Önemli bir Yahudi azınlığı hayallerinden vazgeçmedi. Hıristiyanların, aynı derecede skandal olan, adi bir suçlunun öldürüldüğü şekilde ölmüş Mesih fikrini kabullendiği gibi, kâfir bir Mesih'le uzlaşabilirlerdi.

📖 Sayfa 60 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Mitolojik düşünme ileriye değil, geriye doğru bakar. O dikkatleri kutsal başlangıçlara, iptidai olaylara, insan hayatının temellerine yönlendirir. Yeni bir şeylere bakmak yerine mit değişmez olana odaklanır. Bize "haberler" getirmez, fakat her zaman ne olduğunu anlatır; önemli olan her şey başarıldı ve düşünüldü.

📖 Sayfa 69 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Modern çağ öncesi, Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanların hepsi kutsal metinlerin olduk ça alegorik, sembolik ve ezoterik yorumlanmasından keyif alıyorlardı. Madem Tanrı'nın Kelamı sonsuzdu, çok sayıda anlam üretebilirdi. Bu nedenle Yahudiler, Lurianin Kitabı Mukaddes'in yalın anlamından ayrılmasından, birçok modern insanın olacağı şekilde rahatsız olmadılar.

📖 Sayfa 34 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Hıristiyanlık gibi itiraf esaslı dinlere sadık kalmak imkansızdı.

📖 Sayfa 48 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Osmanlı'nın gerilemesinin en şiddetli hissedildiği, imparatorluğun sınırlarında, insanlar değişime ve çalkantıya her zaman yaptıkları gibi dini terimlerle tepki gösterdiler. Arap Yarımadasında, Muhammed bin Abdülvahhab İstanbul'dan ayrılmayı başararak, Arabistan ve İran Körfezi bölgelerinde kendi devletini kurdu.

📖 Sayfa 82 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Yahudiler metni (Tevrat) modernler gibi sadece bilgi için okumuyorlardı: o ilahi olandan haber veren -soru ve cevap, hararetli tartışmalar, ufak ayrıntılara dalma- bir süreçti. Tevrat Tanrı'nın Sözleriydi; derin bir şekilde ona kulak verildiğinde, Tanrı'nın kendisinin, Musa'ya konuştuğu kelimeleri ezberleyip ve seslice söylediklerinde, onlar ilahi olanı kendi oluşlarına getiriyor ve kutsal bir âleme giriyorlardı.

📖 Sayfa 46 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Amsterdam'da inançlarına geri dönen Marranoların birçoğu bir dereceye kadar halakhik dinselliğin değerini anlamıştı. Fakat bazıları dönüşümü imkânsız buldu. En trajik vakalardan biri, dönme bir ailenin içinde doğmuş ve Cizvitler tarafından eğitilmiş, fakat Hıristiyanlığı baskıcı, zalim ve İncillerle herhangi bir ilişki göstermeyen tamamen insan yapımı kural ve doktrinlerden oluşmuş bulan, Uriel Da Costa’ydı.

📖 Sayfa 47 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Sefaradların, Avrupa Yahudileri gibi Siyonizme karşı aynı hoşnutsuzlukları yoktu. 1948'de İsrail Devletinin kuruluşuna kadar, Müslüman dünyasında zulüm görmemişlerdi ve bir getto anlayışı geliştirmemişlerdi.

📖 Sayfa 528 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Osmanlı İmparatorluğu 16. yüzyıl boyunca tartışmasız dünyanın en çağdaş devletiydi. Kendi zamanı için fevkâlâde etkiliydi, yeni tür bir bürokrasi geliştirmişti ve canlı bir entelektüel hayati teşvik etmişti. Osmanlılar diğer kültürlere açıktı.

📖 Sayfa 76 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

28 Mayıs 1665'te Sabetay kendini Mesih olarak ilan etti ve Nathan derhal Mısır, Halep ve İzmir'e mektuplar yollayarak, Kurtarıcının çok yakında Osmanlı Sultanını bozguna uğratarak, Yahudilerin sürgününü sonlandıracağını ve onlara, Kutsal Topraklara dönmek için liderlik yapacağını ilan etti. Bütün Yahudi-olmayan uluslar onun idaresine boyun eğecekti. Bu haber büyük bir hızla yayıldı ve 1666 yılı gibi, bu mesiyanik karışıklık neredeyse Avrupa, Osmanlı İmparatorluğu ve İran’daki her Yahudi topluluğunda kök saldı.

📖 Sayfa 58 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Modern bilim İslama tehdit olamaz ; Avrupalılar aslında sahip oldukları bilimleri İspanya Müslümanlarından öğrendiler, bu nedenle Batı bilimlerini okuduklarında Araplar aslen kendilerine ait olanları geri alacaklardı.

📖 Sayfa 246 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Amsterdam'a vardığında hahamlar ile ters düşmesine rağmen hâlâ Yahudi toplumunun içinde kalmak istiyordu. Kendisine ait bir "Musevilik" fikri vardı, gerçeği ile karşılaşınca korkuya kapılmıştı. Prado itirazlarını sesli olarak dillendirdi.

📖 Sayfa 48 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Kült olmadan, ibadet ve ritüeller olmadan mit ve doktrinlerin hiçbir anlamı yoktur.

📖 Sayfa 38 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Safed'de, Kabalistler Luria'nın teolojisini canlandırmak için özel bir ritüel geliştirdiler. Kendilerini huzursuz bir şekilde dünyada gezinerek, kutsal kaynağını arayan bir kadın olarak hayal ettikleri, Shekhinah ile ifade edebilmelerine yardımcı olması için gece ibadetlerini ifa edeceklerdi.

📖 Sayfa 36 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Hatta Müslüman gücünün son kalesi, Büyük Osmanlı İmparatorluğu bile artık kendi bölgelerini kontrol edemiyordu. Fransa 1881 yılında Tunus'u ve İngiltere 1882 yılında Mısır'ı işgal ettiğinde, bu daha acılı bir şekilde belli oldu. Avrupa İslam dünyasını işgal etmeye ve imparatorluğu parçalamaya başlamıştı.

📖 Sayfa 196 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

1801 yılında İngilizler, Fransızları Mısır'dan çıkarmayı başardı ; bu noktada İngilizler Osmanlı İmparatorluğunun bütünlüğünü korumaya kararlıydı, bu nedenle Mısır'da İngiliz idaresi kurmaya girişmeden, Mısır'ı Türklere geri verdiler.

📖 Sayfa 184 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Napoleon'un Waterloo (1815) yenilgisi ve imparatorluğunun çöküşünden sonra, Hollanda ve Fransa dışında, Yahudilere tanınan haklar geri alındı. Yahudiler sürüler halinde gettolara sürüldü, eski kısıtlamalar geri döndü ve yeni soykırımlar vardı.

📖 Sayfa 172 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

I.Manuel 1495'te tahta çıktığında, kayınpeder ve kayınvalidesi, Fernando ve Isabel tarafından bölgesindeki Yahudileri vaftiz etmeye zorlandı, fakat o uzlaşarak bir nesil boyunca Engizisyondan dokunulmazlık verdi. Bu Portekizli Marranolar neredeyse elli yıl boyunca, adanmış bir azınlığın gizli olarak Museviliği yaşamaya ve diğerlerini eski inançlarına kazandırmaya çalıştığı bir yeraltı hareketi organize etti.

📖 Sayfa 42 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Mısırlılar olağanüstü bir savaş makinesinin Memluklara yaşattığı mahvedici bir yenilgiyi izlediler; Memluklar iki binden fazla asker, dört yüz deve ve elli top kaybederken, sadece on Fransız askeri öldü ve otuzu yaralandı.

📖 Sayfa 182 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Yunan felsefesinin prensiplerini Kurani dine uygulamaya çalışan felsefe taraftarları, asli, muhtelif tarihi dinlerden önce geldiğine ikna oldukları, zamansız hakikatin evrensel inancına dönmek istiyordu. Sufiler, onların mistik coşkularının, peygamberin vahiy geldiğindeki ruhani deneyimlemelerini yeniden oluşturduğuna inanıyordu.

📖 Sayfa 77 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Eğitim, büyük bir ölçüde ezbere dayalı öğrenimden oluşuyordu ve orijinalliği cesaretlendirmiyordu. Öğrencilere radikalce yeni fikirleri idrak etmeleri öğretilmiyordu, çünkü toplum genellikle bunlarla uzlaşamıyordu, bu fikirler, bu nedenle sosyal olarak yıkıcı olabilirdi ve bir topluluğu tehlikeye atabilirdi. Muhafazakâr bir toplumda toplumsal istikrar ve düzen ifade özgürlüğünden çok daha önemli sayılmıştır. Modern toplumlar gibi, ileriye doğru geleceğe bakmak yerine,premodern toplumlar ilham almak için geçmişe döndü.

📖 Sayfa 67 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Onlar varoluşun temel kanunlarını göz ardı ettiklerinde, zalim toplumlar yaratarak zayıflara eziyet ettiklerinde, servetlerini âdilce paylaşmayı reddettiklerinde medeniyetleri çöktü.

📖 Sayfa 74 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Eski inancını uygulayamayan, Engizisyonun zalimliğinden dolayı yenisine yabancılaşmış, hiçbir anlam, düzen, nihai değer bulamadığından ümitsizliğe düştü.
Fernando ve Isabel'in en son isteyeceği şey Yahudileri şüpheci inançsızlar yapmaktı. Fakat hikâyemiz boyunca bu türden zorlamaların zarar verici olduğunu göreceğiz.

📖 Sayfa 42 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

1740'lar boyunca iki yüzün üzerinde cemaat mevcut mezheplerini terk ederek kendi kiliselerini kurdular.

📖 Sayfa 134 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

İbn Teymiye'nin Kuran ve sünnetin saf İslamına dönmek için ortaçağ teolojisi ve fıkhını reddettiği gibi Luther ortaçağ skolastik teologlarına saldırdı ve Kilise babalarının ve İncil'in saf Hıristiyanlığına dönmeye çalıştı.

📖 Sayfa 110 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

1880 - 1917 yılları arasında Yahudi iş adamları Filistin'de mülkleri olan Araplar ile oradaki mülklerini kiraya vermiş olan Türk mülk sahiplerinden toprak satın almak için milyonlarca dolar yatırım yaptılar.

📖 Sayfa 236 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Bu kısa savaşın sona ermesiyle, İsrail Gazze şeridini Mısır'dan, Batı Şeria'yı Ürdün'den ve Golan Tepelerini Suriye'den ele geçirdi. 1948'den beri İsrail ile Ürdün arasında bölünmüş olan kutsal Kudüs şehri, şimdi İsrail tarafından ilhak edildi ve Yahudi devletinin ebedi başkenti ilan edildi.

📖 Sayfa 410 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

1683'te Osmanlı Türkiye'sinde 200 aile Müslüman oldu. Bu dönme mezhebinin kendi gizli sinagogları vardı, fakat ayrıca camide de ibadet ediyorlardı. 19. yüzyılın ikinci yarısında, en üst seviyesinde, mezhep 115.000 kişiye ulaştı.

📖 Sayfa 62 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Mehmed Ali ekonomi konusunda da aynı oranda acımasızdı. Batı gücünün gerçek temelinin, üretimin bilimsel metodlarında yattığını farkedecek kadar zekiydi. 1805 yılından 1814 yılına kadar, sistematik olarak ülkedeki her metre kare toprağı kişisel mülkü haline getirdi.

📖 Sayfa 186 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Üç imparatorluk da, İtalyan Rönesansı ile aynı değerde, kültürel yenilenmenin keyfine vardılar. 16. yüzyıl Osmanlı mimarisinin, Safevi ressamlığının ve Tac Mahal'in büyük dönemiydi.

Ve hepsi de modernleştiren toplumlar olmasına rağmen, radikal değişimler uygulamadılar. 18. yüzyıl boyunca Batılı kültürün karakteristiği olacak devrimci değerler sistemini paylaşmadılar. Onun yerine üç imparatorluk da, Avrupa dahil, premodern toplumların ayırıcı özelliği olan, Amerikalı bilim insanı Marshall G. S. Hodgson'ın ifadesiyle "muhafazakâr ruh"u dışa vurdular.

📖 Sayfa 65 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Sabetay, Mesih'in kraliyet cübbesini giyerek bir sinagogu ziyaret ettiğinde ve bir orucu kaldırdığında, Tanrının yasak ismini söylediğinde, koşer olmayan bir yiyecek yediğinde veya sinagogda bir kadından Kitabı Mukaddes'i okumasını istediğinde insanlar mest oluyordu.

📖 Sayfa 58 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Hayat anlamını yitirmiş görünüyordu ve hayatlarında bir anlam olmadan insanoğlu umutsuzluğa düşebilirdi.

Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Yahudi kanunları ibadetlerin, en az onlu erkek gruplar olarak, toplu halde yapılması halinde en derin gücüne ve anlamına ulaşacağında ısrar ediyordu; fakat Safed'de, kendi gerçek kırılganlık ve yalnızlık hislerini tam yaşayabilsinler diye, Yahudilere tek başlarına ibadet etmeleri talimatı verildi. Bu tek başına ibadet Yahudi ile toplum arasına mesafe koydu, onu farklı bir tecrübe için hazırladı, Yahudi halkının varoluşunun sürekli tehdit edildiği bir dünyadaki tehlikeli yalnızlığını yeni baştan değerlendirebilmesine yardımcı oldu.

📖 Sayfa 36 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Sefarad Yahudileri gibi çoğu, sonradan, varoluşlarının bile tehdit edildiğine ikna oldular. Onlar imha edileceklerinden ve nesillerinin tükeneceğinden korkacaklardı. Kafa karışıklıklarından ve acılarından, İspanyol sürgünlerin yaptığı gibi, çoğu dine yönelecekti. Çünkü hayatları o kadar derinden değişmişti ki, eski geleneklerinin radikal biçimde değişmiş şartlarına hitap edebilmesi için, yeni inanç şekilleri geliştirmeliydiler.

📖 Sayfa 30 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

.., kendisi de Yahudi soyundan gelen Karl Marx, Yahudilerin dünyadaki bütün hastalıkların kaynağı olan kapitalizmin sorumlusu olduğunu iddia etti.

📖 Sayfa 161 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Eğer Batının Hıristiyanları için modernite zor bir süreç olmuşsa, Yahudiler ve Müslümanlar için daha da sorunluydu. Bir mücadele gerektiriyordu - İslami terimlerle, bazen kutsal bir savaşa dönüşebilecek bir cihad.

📖 Sayfa 211 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Protestanlar ve Katolikler İngiltere'de birbirlerine zulüm ediyorlardı ; Fransa'da Protestan ve Katolikler arasında bir iç savaş ( 1562-1563 ) ve ülke çapında Protestan katliamı olmuştu ( 1572 ).

📖 Sayfa 127 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Yeni icatlarına rağmen, Avrupa'lılar 18. yüzyıla kadar halen muhafazakar değerler sistemiyle yönetiliyordu.

📖 Sayfa 76 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

3 Eylül 1981'de Sedat, bilinen muhaliflerinden 1536'sını yakaladı ; Bakanlar, politikacılar, aydınlar, gazeteciler, vaizler ve İslamcı grupların üyeleri vardı. Bu şekilde hapsedilen İslamcılardan birisi Sedat'ın katilinin kardeşi Muhammed İslambouli idi.

📖 Sayfa 517 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Kadınlara eşit çalışma hakları veren bir anayasa değişikliği, İncil'in bir kadının yerinin evi olduğu konusundaki emrini hiçe sayıyor görünüyordu.

📖 Sayfa 419 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Mevdudi cihadı, tüm insanlığın menfaati adına iktidarı ele geçirmek için devrimci bir mücadele olarak tanımladı.

📖 Sayfa 373 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Büyücülükle suçlanan binlerce erkek ve kadın, Çılgınlık kendini yakıp kül etmeden önce ya ya asıldı ya da ateşe atıldı.

📖 Sayfa 127 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Dini inanışları anlamlı kılan sadece ayinsel bağlamlardı. İnsanlar bu tür dinsel aktivitelerden yoksun bırakıldıklarında, inançlarını kaybederlerdi. İber Yarımadasında kalan Yahudilerin başına gelen buydu.

📖 Sayfa 38 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Amerikalı Protestanlar uzun süredir Roma Katoliklerinden nefret ediyorlardı ve aynı zamanda toplumun Hıristiyan dokusunu zayıflattığına inanılan deistler, Farmasonlar ve Mormonların komplolarından da korkuyorlardı.

📖 Sayfa 232 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Bu Musevileştiren Marranolar geri kalan Yahudi dünyasından koptular. Katolik bir eğitim aldılar ve hayalleri Hıristiyan sembol ve doktrinleriyle doldu. Çoğu zaman Museviliği Hıristiyan kavramlarla düşündü ve konuştular: örneğin Musevilikte çok az anlamı olan, İsa değil de Musa'nın kanunları tarafından "kurtarıldıklarına" inandılar.

📖 Sayfa 43 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Alay şehrin sokaklarında ilerlerken, Mehmed Ali'nin adamları son Memluk reislerini tuzağa düşürdü ve hepsini öldürdü, daha sonra sağa sola saldırmalarına, Memluk evlerini yağmalamalarına ve kadınlara tecavüz etmelerine izin verildi. O gün bin Memluk katledildi ve Mısır'da Memluk kastı sona erdi.

📖 Sayfa 186 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Cadı Avı Çılgınlığı, Hıristiyan alemi boyunca erkekler, kadınlar ve Engizisyoncular tarafından paylaşılan kolektif bir fantazi olarak tarif edilmiştir. İnsanlar, şeytanlarla cinsel ilişkiye girdiklerine, satanik ritüellerde ve sapkın sefahat alemlerinde yer almak için havada uçtuklarına inanıyordu.

📖 Sayfa 126 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Sedat 6 ekim de, İsrail'e karşı 1973 savaşının başarılarını kutlayan geçit töreninde yer alıyordu. Birden, geçit törenindeki kamyonlardan biri başkanlık standının önünde saftan ayrıldı. Sedat, üsteğmenin dışarı atlayıp ve kendine doğru koştuğunu görünce, kendisine selam vereceğini sanarak ayağa kalktı. Ama bunun yerine makineli tüfeğin yaylım ateşi vardı.

📖 Sayfa 515 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Bu gençler, Humeyni'nin Devrime olan inancını geri getirdi; İmam Hüseyin örneğini takip ediyor, görünmeyenin üstünlüğüne ''şahit olmak'' için ölüyorlardı. Bu, bir Müslümanın kendi kendisini aştığı ve Tanr'yla birleşmeyi başardığı zühdün en yüksek biçimiydi.

📖 Sayfa 507 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Nazi soykırımı ya da Sovyet Gulagının büyüklüğü modern kökenlerini ortaya koyuyor. Önceki toplumların hiçbiri böyle muazzam imha planlarını uygulamayı hayal bile edemezdi.

📖 Sayfa 314 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Kendini kırbaçlayanlar, İmamı terkeden ve bu nedenle kendilerini cezalandıran Küfe halkını temsil ediyordu, fakat ayrıca İmamın adil bir dünya yaratmasına yardımda başarısız olan tüm Müslümanları da temsil ediyordu.

📖 Sayfa 203 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Kolomb bilime aşinaydı, fakat evde hâlâ mitolojik evrenin içindeydi. Yahudi dönmesi bir aileden geliyordu ve mistik bir Musevi geleneği olan Kabalaya ilgisini devam ettiriyordu, fakat dindar bir Hıristiyandı ve İsa Mesih için dünyayı elde etmek istiyordu. Hindistan'a ulaştığında Kudüs'ün askeri fethi için bir Hıristiyan üssü kuracağını umuyordu.

📖 Sayfa 24 · Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong

Sıkça Sorulan Sorular

Tanrı Adına Savaş kimin eseridir?

Tanrı Adına Savaş, Karen Armstrong tarafından yazılmıştır ve ilk kez 2001'de yayımlanmıştır. Türkçeye Murat Erdem çevirmiştir.

Tanrı Adına Savaş kaç sayfadır?

Tanrı Adına Savaş, 625 sayfadır (Alfa Yayıncılık baskısı).

Tanrı Adına Savaş'ın en ünlü sözü nedir?

“Sabetay, sık sık bir elinde Kuran diğer elinde Tevrat tomarlarıyla görünüyordu. Sabetay sinagoglarda Yahudileri Müslüman olmaya ikna etmeye çalışıyordu; onlara, ancak ondan sonra, kutsal topraklara dönebileceklerini söylüyordu. 1669'da yazılmış bir mektupta, Sabetay sert bir şekilde, baskı altında İslamiyete döndüğünü reddetti; İslam dininin “hakikatin ta kendisi" olduğunu beyan etti ve Musevilere olduğu gibi, Yahudi-olmayanlara da Mesih olarak gönderilmişti.”

Bu sayfadaki alıntılar okur paylaşımlarından derlenmiştir. Kaynak eser: Tanrı Adına Savaş — Karen Armstrong. Eserin tamamı için kitabı edinmenizi öneririz.
Bu yazıyı paylaş Link kopyalandı ✓

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

“Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin.”

Kalem Sûresi, 68/4